Barkod No; 7 02703 28195 2
Dietary Supplement.
Parti No, Ambalaj Üzerinde
Yazar.
Concentrate Complex. 100
Capsule. Euterpe oleracea (Fruits)
Supplement Facts, Acai
Berry 1.000 mg. 4 - 1 Acai Berry Extract.
Other İngredients; gelatin
(capsule), cellulose, silicon, dicodde and magnesium sterate.
Warnıng; Keep Out Of The
Reach Of Childiren.
Son
Kullanma Tarihi ve Üretim İzni Ambalaj Üzerinde Yazar.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı 30.07.2009 Tarihli 934004677
Sayılı
İzini İle İthal Edilmiştir.
Serin yerde saklayınız, Kullandıkça Kutu Kapağını Kapatınız,
Çocukların Ulaşamayacağı Yerde Saklayınız.
Acai Berry Meyvesi; antioksidan flavonoidler ve lifler
içerir.
Doktorunuza Danışınız, Kendi kendinizi
tedavi etmeye çalışmayınız.
Hastalıktan Korkma, Geç Kalmaktan Kork.

Vitamin
Power Acai Berry Kapsülü FDA Onaylıdır. İthal İzini Vardır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Vitamin Power Acai Berry Kapsülünden Sağlanan Gelirin bir
kısmı;
"denizde gönüllü arama ve kurtarma" derneğine
bağışlanmaktadır.
Meyve Olarak Acai berry
Acai çileği meyvesi
yağmur ormanlarında bulunan palmiyelerin üzerinde yetişir.
Görüntüsü ile siyah üzümü anımsatan, mucize Acaiberry olağan üstü
faydalarının olmasına rağmen direk tüketilemez.
Taze
olarak dallarından toplanıp ana (öz maddesi) kısmı
çıkarılarak kullanılır. Tüm dünyanın ilgisini çekmeye
başlayan Acai Çileği Meyvesi son yıllarda Brezilya’da
kullanımında patlama yaşanan bu meyve dondurulup saklanarak
kullanılmaktadır.
Acai
Berry içerinğinde; antosiyanin, polifenol, fitosterol,
omega 3, omega 6, omega 9, diyet lifi, A-E-C-B vitaminleri,
kalsiyum, fosfor, potasyum ve demir bulunmaktadır.
Vitaminler
Acaiberry çileği C, B1, B2 vitaminlerini de içeriyor. Bu
vitaminler, vücudun dengesi için çok verimli vitaminler. Kan
değerleri, hormanel değerler ve sinir sistemi bu vitaminler
sayesinde korunur ve güçlenir.
Dr Oz
bir de favori anti-aging gıdalar Mavi Böğürtlenler söylüyor.
Acai
berry renk nedeniyle antioksidan ve chockfull olan mavi
böğürtlenlerler olduğunu söylenir.
Onları
koyu rengi “Tüm gıdalar bu gerçekten onları antioksidan
kimyasallar koruma var,” denir.
Acaiberry, Number One Superfood ( bir numaralı süper meyve )
lakabını aldı. Bütün dünya bu meyveyi konuşuyor. Amerika ve
Avrupa ülkelerinde büyük ilgi gördü. ACAİ BERRY’ nin bu
kadar ünlü olmasının sebebi insan vücuduna kazandırdığı form
ve sağlık.
ACAİ BERRY çileğinin yapısı
Yağ Asitleri
Vücudun yağ asitlerine ihtiyacı var. Özellikle omega
yağlarını dışarıdan almak zorundayız çünkü insan vücudu bu
yağları üretemez. Omega'lar metabolizmayı canlandırmak için
önemli. Acai çileği icinde omega yağ asitleri bol miktarda
bulunuyor.
Fiberler- Lifler
Acai çileği bol miktarda lif fiber adıyla bilinen yapılardan
oluşuyor. Lifli gıdalar sindirim sistemimiz için önem
taşımakta. Hızlı çalışan bir sindirim sistemi normalden daha
fazla enerji yakar. Acai çileği bol miktarda lif fiber
adıyla bilinen yapılardan oluşuyor.
Amino Asitler
Amino asitler proteinlerin özüdür ve bağışıklık sistemimiz
için hayati önem taşır. Acai Berry çileği amino asitler
bakımından da çok zengin bir meyve.
Fitosteroller
Acai berry çileği zengin fitosterol içerir.
(İdealdiyet)
Fitosteroller
Fitosteroller (veya bitki sterolleri) bitkilerde bulunan bir
grup steroid alkoldür.
Beyaz renklidirler, hafif, karakteristik kokuları vardır,
suda çözünmezler, alkollerde çözünürler.
Gıda katkı maddesi olarak, ayrıca tıp ve kozmetiklerde de
kullanılırlar.
Başlıca
fitosteroller
Steroid
iskeleti için numarlandırma sistemi.Sayfanın tepesinde
gösterilen molekül β-sitosteroldur
Karbon 242
olmazsa kampesterol elde edilir.
Karbon
241242 çıkartılırsa kolesterol ortaya çıkar.
Karbon 22
ve 23'ten hidrojenler alınırsa stigmasterol (stigmasta-5,22-dien-3β-ol)
elde edilir.
Karbon 242
ve Karbon 22 ve 23'ten hidrojenler alınırsa brasikasterol (ergosta-5,22-dien-3β-ol)
elde edilir.
Brasikasterolden karbon 7 ve 8'deki hidrojenler alınırsa
ergosterol (ergosta-5,7,22-trien-3β-ol) elde edilir.
Kullanımları Bitki yapısı Bitkilerde çeşitli fitosteroller
vardır. Hücre zarında yapısal bir rol oynarlar.
Bu rol memeli hücrelerinde kolesterolünkine denktir.
Organik
maddenin algılanmasında Toprak bitkilerinde bulunması, tek
hücreli yosunlarda ise
çok ender bulunmasından dolayı bir nümunede toprak kökenli
organik maddelerin varlığının
bir işareti (biomarker) olarak kullanılır. Bu steroller
genelde suda çözünmedikleri için süspansiyondaki ve
çökeltideki katı parçacıklarının üzerine çökelirler.
Taneciklerin yüzey alanı daha büyük oluğu için
çamurda kuma kıyasla daha fazla fitosterol bulunur. Bu
etkinin üstesinden gelmek için her bir
sterolun toplam sterola veya kolesterola oranı belirtilir,
organik maddenin kaynağını belirtmek için.
Katıştırma
belirlenmesi için Soya yağı ve ayçiçeği yağına kolza yağının
katıştırıldığının (tağşiş edildiğinin)
belirtisi brassikasterol ve onun yanı sıra α-linolenik asit
ve erusik asitin varlığıdır. Soya ve ayçiçeği yağında
brasikasterol olmadığından, kolzadaki konsantrasyonu ise
1400 mg/kg olduğu için kolza miktarı hesaplanabilir. [2]
Fitosteroller bitkisel yağlarda bulunur, özellikle
iğdegillerin yağında (1640 mg/100g oil)[2],
mısır yağı (968 mg/100g)[3] ve soya yağında (327 mg/100g oil)
[4]. Bitki yağından elde edilen bir
fitosterol kompleksi olan kampesterol, stigmasterol, and
brassikasterol karışımıdır, kolestatin olarak adlandırılır
ve
bir gıda katkı maddesi olarak satılır. Fitosteroller
insanlarda kolesterolu %15 oranında azaltabilirler.
Kaynak;
1.^ Ostlund RE, Racette, SB, and Stenson WF (2003). "Inhibition
of cholesterol absorption by phytosterol-replete
wheat germ compared with phytosterol-depleted wheat germ".
Am J Clin Nutr 77 (6): 1385-1589. (İngilizce)
2.^ Li,
Thomas S. C.; Beveridge, Thomas H.J., Drover, John C.G.
(1633-1639). "Phytosterol content of sea buckthorn
(Hippophae rhamnoides L.) seed oil: Extraction and
identification". Food Chemistry (Elsevier) 101 (4):
1633-1639. doi:10.1016/j.foodchem.2006.04.033.
http://www.sciencedirect.com/science?_ob=ArticleURL&_udi=B6T6R-4JXH3RX-1&_user=10&_coverDate=
12%2F31%2F2007&_alid=492322537&_rdoc=4&_fmt=summary&_orig=search&_cdi=5037&_sort=d&_
docanchor=&view=c&_acct=C000050221&_version=1&_urlVersion=0&_userid=10&md5=
aacf572d9fa84a531c8ff224ca41fefb. Erişim tarihi 2006-11-20.
(İngilizce)
3.^
Pennington & Douglas, Food Values of Portions Commonly Used,
18th ed. (2005)
4.^ The
Marketing Edge: Phytosterols Qualisoy (Brochure (PDF)).
Qualisoy. Erişim tarihi 11-20-2006
-wikipedia-
Amino Asitler
Aminoasitler proteinleri oluşturan temel yapı taşlarıdır.
Kimyada bir
aminoasit hem amin hem de karboksil fonksiyonel gruplar
içeren bir moleküldür. Aminoasitlerin kovalent bağlarla uç
uca eklenmesiyle oluşturdukları kısa polimer zincirler "peptid",
uzun polimer zincirler ise "polipeptid" veya "protein"
olarak adlandırılırlar. Hücre içerisinde ribozomlar, mRNA
moleküllerini kalıp olarak kullanarak aminositleri uç uca
ekleyerek proteinleri sentezlerler. Bu işleme translasyon
(çeviri) denir.
Bahsedilen
amino asitlerin hepsinin aynı anda herhangi bir proteinin
yapıtaşında bulunması gerekmez. Ayrıca hepsi eşit miktarda
da değildir. Proteinlerde bunlardan çok daha farklı amino
asitler de bulunabilir. Farklı amino asitler, 20 temel amino
asitle oluşturulmuş polipeptidlerin daha sonra
“farklılaşmaları” ile oluşur. Bu tür amino asit
farklılaşmaları, proteinin özelliklerini ve işlevlerini
oldukça fazla değiştirir. Örneğin çözünürlüklerini
arttırabilir veya azaltabilir, ya da diğer molekülerle
etkileşmelerini düzenleyebilir.
Amino
asitlere ek olarak proteinler, çok daha farklı gruplar da
barındırabilirler. Amino asit dışında, yapısında farklı
türler barındıran amino asitlere, “konjuge proteinler”
denir. Konjuge proteinler, kovalent veya non-kovalent
bağlarla, nükleik asitlerle nükleoproteinleri, lipidlerle
lipoproteinleri, karbonhidratlarla glikoproteinleri ve daha
birçok küçük molekül kütleli maddelerle, metallerle ve metal
içeren gruplarla kompleks yapılar oluşturabilirler.
Fiberler
Fiber
hayvansal besinlerde yer almayan sadece bitkisel besinlerde
yer aldığı gibi bitkilerin yapısının sağlanmasına ve
korunmasına yarar. Selüloz, hemiselüloz, polisakkaritler,
pektinler, sakızlar, ligninler diet ile alınan fiberlere
örnek olarak verilebilir.Bu maddelerin hepsi de kimyasal
yapı olarak bir birinden farklıdır. Hepsinde ortak olan
özellik nedeni ile kalın bağırsakların (kolon)
hastalıklarının tedavisinde ve normal fonksiyonlarının
sağlanmasında görev alır.
Kolonun görevi
Kalın bağırsağın temel görevi vücuttaki sindirim işlemini
tamamlamaktır. Bu görevi önce bağırsaktan gelen besin
artıklarının içindeki fazla suyu çekerek yapar. Eğer bu
artıklar kalın bağırsaktan çok hızlı geçerse yeteri kadar su
emilemez ve sonuçta yumuşak dışkı hatta ishal görülebilir.
Öte yandan eğer geçiş çok yavaş olursa bu kez gerekenden
fazla su emilir ve sonuçta sert dışkı ve kabızlık ortaya
çıkar. Bu basit sorun ileride ortaya çıkabilecek çok daha
ciddi problemlerin temellerini atar.
Normal şartlar altında kolondan geçerken fazla suyu
alınmamış olan besin artıkları bağırsağın son kısmı olan
rektuma doğru ilerler. Dışkının yumuşak olması durumunda bu
içerik kolaylıkla rektuma geçerken sert ve katı olduğu
durumlarda bu geçiş çok güçleşir. Kolon içeriği rektuma
göndermek için yüksek basınç uygulamak zorunda kalır.
Kolonun uyguladığı basıncın da yetersiz kalması durumunda ek
güce gereksinim doğar. Bu güç karın kaslarının kasılması
yani ıkınma ile elde edilir. Kronik kabızlıktaki uzun süreli
ıkınmalar kasık fıtığı, varis mide fıtığı,barsak duvarında
zayıflık ve buna bağlı divertikül oluşumu, hemoroid (basur)
ile anüste çatlak ve yırtıklara neden olabilir.
Kaç tür fiber vardır?
Besinlerde bulunan fiberin iki değişik türü vardır: suda
çözünebilen ve çözünemeyen. Her iki fiber türü de taze sebze
meyve ve baklagillerde bulunur. Suda çözünmeyen fiber su
tutarak dışkının yumuşak olmasını sağlar.
Fiber barsakların dalga şeklindeki kasılmalarını ve dolayısı
ile içindeki maddelerin geçişini kolaylaştırır. Aynı zamanda
barsak içini doldurarak iç boşluğunu genişletir ve bu sayede
de barsak içeriği için yeterli alan sağlanmış olur.
Ağırlığının çok daha fazlası kadar su tutabildiği için
dışkının yumuşak kalmasını sağlar Tüm etki mekanizmaları bir
araya geldiğinde kabızlık için uygun ortam ortadan
kaldırılmış olur. Genel olarak suda çözünmeyen fiber
dolgunluk ve doygunluk hissinden sorumludur. Dışkının
miktarını ve yoğunluğunu ayarlarken kabızlık ve hemoroid
riskini azaltır. Kolon kanseri riskini azaltan asıl etkenin
bu fiber türü olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan suda
çözünen fiber, jel benzeri bir yapı oluşturarak dışkının su
konsantrasyonunu artırır. Bu fiber türünün kan, kolesterol
ve şeker düzeyini düşürdüğü kabul edilmektedir.
Neden fiber almalısınız?
Tamamen sağlıklı olduğunuzu düşünseniz bile her gün belirli
bir miktarda fiber almalısınız. Fiber bağırsaklarınızın
düzenli çalışmasına ve kabızlığın önlenmesine yardımcı olur.
Yapılan pek çok çalışma yüksek lifli yiyecekler ile beslenen
kişilerde kalın bağırsak (kolon) kanserinin çok daha az
görüldüğünü ortaya koymuştur. Bunun nedeni düşük miktarlarda
lif ile beslenen kişilerde kansere neden olabilen maddelerin
(kanserojenlerin) bağırsaklarda daha uzun süre kalması ve
bağırsaklar ile daha fazla temas etmesi olabilir. Yüksek
miktarlarda lif aldığınızda fazla miktarda su tutan lif
nedeni ile yediğimiz besin maddesinin sindirim sistemindeki
içindeki hacmi artar ve beyninizde tokluk hissi duymanızı
sağlar. Bu sayede aşırı yemek yemenin ve gereksiz kilo
alımının engellenmesinde yardımcı rol oynar. Özellikle suda
çözünebilen lifler kandaki kolesterol düzeylerinin
düşürülmesine ve diyabetik kişilerde kan glukoz düzeyinin
ayarlanmasında önemli rol oynar. Suda çözünen fiberin tek
olumsuz etkisi kolonda gaz oluşturan bakteriler tarafından
bolize edilip yıkılabilmesidir.Bu bakteriler zararsız
olmakla birlikte gaz oluşumu nedeni ile kişiyi rahatsız
edebilmektedir.
Ne kadar fiber almalısınız?
Hamile olsun ya da olmasın normalde kişinin günde alması
gereken fiber miktarı 25-35 gram arasındadır. Gerekenden
daha fazla lif tüketimi ishal ve şişkinliğe neden olabilir.
Life karşı olan hassasiyet değişiklik gösterebileceğinden
kişi ne kadar lif tüketmesi gerektiğine kendi deneyimlerine
göre karar verebilir. Hedef normal barsak hareketlerini
sağlayacak miktarlarda lif almaktır. Fiberin etkinliği suyla
direkt ilişkili olduğundan yeteri kadar su tüketmek de son
derece önemlidir. Fiber alımı meyveler kabukları soyulmadan
yada suyunu sıkmadan tüketilerek arttırılabilir. Tahıllar
fiber açısından son derece zengin besin maddeleridir. Benzer
şekilde kabuklu meyvelerde zengin lif kaynaklarıdır.
Sebzeleri pişirdiğinizde lif içeriklerinin değişmediğini
bilmelisiniz.
-delinetciler.net-
Yağ Asitleri
Kimya ve biyokimyada, yağ asidi, genelde uzun, alifatik
kuyruklu bir karboksilik asittir. Uzun karboksilik yağ
asitlerinden 4 karbonlu (butirik asit)ve daha uzun
zincirlileri yağ asidi olarak sayılır; doğal yağları (trigliseritleri)
oluşturan yağ asitlerinden söz ederken ise bunların en az 8
karbonlu olduğu (kaprilik asit gibi) varsayılabilir. Çoğu
doğal yağ asitlerinin çift sayılı karbon atomu vardır, çünkü
bunların biyolojik sentezlerinde iki karbon atomlu asetat
kullanılır.
Endüstriyel
üretimde yağ asitleri yağlardaki (trigliseritler) ester
bağının hidrolizi ve gliserolun ayrılması ile elde edilir.
Doymuş yağ
asitlerinin zincirlerinde çift bağlar veya başka fonksiyonel
gruplar bulunmaz. "Doymuş" terimi hidrojenle ilişkili olarak
kullanılır, karboksilik asit [-COOH] grubundaki karbon
dışındaki diğer karbonların olabildiğince çok hidrojenle bağ
kurmuş olduğu anlamını taşır. Diğer deyişle, omega ucundaki
karbonun 3 hidrojen vardır (CH3-), zincirdeki karbonların
her birinin ise iki hidrojeni vardır(-CH2-). Doymuş yağ
asitleri düz zincirler oluşturdukları için sıkışık bir
şekilde istiflenebilirler ve canlıların kimyasal enerjiyi
yoğun bir şekilde depolamalarını sağlarlar. Hayvanların yağ
dokuları büyük miktarda uzun zincirli doymuş yağ asitleri
içerir. IUPAC adlandırma sisteminde yağ asitlerinin isimleri
"-oik asit" ekiyle biter. Yaygın adlandırma sisteminde
kullanılan ek ise "-ik asit"tir.
Bazı doymuş
yağ asitleri:
Butirik:
CH3(noic acid): CH3(CH2)10COOH
Miristik (tetradekanoik
asit): CH3(CH2)12COOH
Palmitik (heksadekanoik
asit): CH3(CH2)14COOH
Stearik (octadecanoic
acid): CH3(CH2)16COOH
Araşidik (eicosanoic
acid): CH3(CH2)18COOH
Doymamış
yağ asitleri [değiştir]
Doymamış
yağ asitleri benzer şekillidir, ancak zincir üzerinde bir
veya daha fazla alken grubu vardır. Bir alken grubunda, bir
"-CH2-CH2-" bağ yerine "-CH=CH-", yani birbirine çift bağla
bağlanmış iki karbon vardır.
Bir alken
grubunun iki yanında ona bağlı olan karbon atomları ya cis
ya da trans konumda olabilir.
Cis
Cis konumda
bu iki komşu karbon, çift bağın aynı tarafındadırlar. Çift
bağla birbirine bağlı atomlar bu bağın ekseni etrafında
dönemediklerinden, cis izomeri durumunda yağ asidinin
zinciri bu noktada bükük olur ve zincirin hareket serbestisi
azalır. Bir zincirde ne kadar çok cis konumlu çift bağ
olursa zincirin esnekliği o derece azalır. Çok sayıda cis
bağı olan yağ asitleri en serbestçe hareket edebildikleri
bir ortamda oldukça eğri bir biçimleri olur. Örneğin, bir
tane çift bağlı oleik asitte bir "köşe" bulunur; linolenik
asit, iki çift bağıyla, belirgin bir eğriliğe sahiptir;
alfa-linolenik asit ise üç cis bağından dolayı çengel
görünümlü olmayı tercih eder. Hareket serbestisi olmayan
ortamlarda, örneğin yağ asitleri lipit zarında
fosfolipitlerin parçası iken veya yağ damlacıklarındaki
trigliseritlerin parçası iken, cis bağları yağ asitlerinin
sıkı istiflenmelerine engel olur, bu da lipit zarının veya
yağ damlasının ergime sıcaklığını azaltır.
Trans
Trans
konumda çift bağlı karbonlara komşu iki karbon çift bağın
karşı taraflarında yer alırlar. Bu yüzden zincir fazla
eğilmez ve bu tür yağ asitlerinin şekilleri doymuş yağ
asitlerine benzerler.
Doğada
bulunan çoğu doymamış yağ asidinde her bir çift bağın
ardından 3n' sayıda karbon atomu vardır ve bu çift bağlar
cis konumludur. Trans konumlu yağ asitlerinin hemen hepsi
yapaydırlar.
Doymamış
yağ asitlerinin şekilleri arasındaki farklar, ayrıca doymuş
ve doymamışlar arasındaki şekil farkları, biyolojik süreçler
ve biyolojik yapıların (hücre zarları gibi) özelliklerini
belirlemekte önemli rol oynarlar.
Adlandırma
sistemi (nomenklatür) [değiştir]
Çift bağın
yağ asidinin nerede olduğunu belirtmek için kullanılan iki
farklı usul vardır:
cis/trans-Delta-x veya cis/trans-Δx: Çift bağ x.
karbon-karbon bağıdır, karboksi uçtan sayarak. Cis ve trans
terimi molekülün cis veya trans şeklinde olduğunu belirtir.
Birden fazla çift bağı olan bir molekül durumunda, kullanım,
örneğin söyledir: cis,cis-Δ9,Δ12.
Omega-x
veya ω-x : ω, (metil karbon) ucundan sayarak x.
karbon-karbon bağı çift bağdır.
Bazı
doymamış yağ asitleri:
Alfa-linolenik asit: CH3CH2CH=CHCH2CH=CHCH2CH=CH(CH2)7COOH
Dokosaheksaenoik asit
Eikosapentaenoik asit
Linoleik
asit: CH3(CH2)4CH=CHCH2CH=CH(CH2)7COOH
Araşidonik
asit CH3(CH2)4CH=CHCH2CH=CHCH2CH=CHCH2CH=CH(CH2)3COOH
Oleik asit:
CH3(CH2)7CH=CH(CH2)7COOH
Erüsik
asit: CH3(CH2)7CH=CH(CH2)11COOH
Alfa-linolenik, dokosaheksaenoik, ve eikosapentaenoik
asitler omega-3 yağ asitlerindir örneklerindendir. Linoleik
aşıt ve araşidonik asit omega-6 yağ asitlerindendir. Oleik
ve erusik asit omega-9 yağ asitlerindendir. Stearik ve oleik
asitler 18 karbonlu yağ asitleridir. Aralarındaki fark,
stearik asidin doymuş olması, oleik asidin ise doymamış olup
iki tane daha az hidrojeni olmasıdır.
Gerekli
(esansiyel) yağ asitleri
İnsan
vücudu, iki tanesi hariç, ihtiyaç duyduğu bütün yağ
asitlerini kendi oluşturabilir. Bu ikisi, linoleik asit ve
alfa-linolenik asit, bitki ve balık yağlarında bol miktarda
bulunurlar. Vücutta yapılmadıkları ve besin yoluyla
alınmaları gerektiğinden gerekli (veya esansiyel) yağ
asitleri olarak adlandırılırlar. Gerekli yağ asitleri
prostaglandin adlı hormonumsu bilesiklerin oluşumunda
kullanılırlar. Prostaglandinler kan basıncı, kan
pıhtılaşması, kan lipit seviyeleri, bağışıklık ve
enfeksiyona bağlı yangı (enflamasyon) tepkilerini
denetlerler.
Beyinde de
linoleik ve alfa-linoleik asit türevlerinden bulunur. Batı
tipi diyet sonucu vücutta bu yağ asitlerinin düzey ve
oranlarının değişmesi ile depresyon ve davranış bozuklukları
arasında ilişki bulunmuştur. Beslenme dengesizlikleri
düzeltmek için beslenme ekleri almak veya daha doğal bir
diyete geçmenin şiddetli davranışı azalttığı ve dikkati
arttırdığı hem okullarda hem hapishanelerde yapılan
çalışmalarda gösterilmiştir.[1] [2]
Trans yağ
asitleri
Trans yağ
asidi, karbon atomları arasında trans çift bağ olan bir
doymamış yağ asididir. Bu yağ asitlerinin zinciri cis çift
bağlı yağ asitleri "köşeli" değildirler. Yapılan
araştırmalar yüksek trans yağlı diyetler ile ateroskleroz ve
kalp hastalıkları arasında bağlantı olduğunu göstermiştir.
Serbest yağ
asitleri
Yağ
asitleri trigliserit veya fosfolipit gibi başka moleküllerde
yer alabilirler. Başka moleküllere bağlı olmadıklarını
özellike belirtmek amacıyla "serbest yağ asidi" olarak da
adlandırılabilirler.
Serbest yağ
asitleri vücuttaki çoğu doku için önemli bir enerji
kaynağıdır, çünkü parçalanmaları sonucunda çok sayıda ATP
molekülünün oluşmasını sağlarlar. Çoğu hücre tipi enerji
elde etmek için hem glikoz hem de yağ asitleri kullanabilir.
Ancak kalp ve kas hücreleri yağ asitlerini tercih ederler.
Beyin ise yağ asitlerini yakıt olarak kullanmaz, onlar
yerine glikoz, veya keton cisimcikleri kullanır. Keton
cisimcikleri karaciğer tarafından açlık veya düşük
karbohidrat beslenmesi durumlarında üretilir.
pH
Formik asit
ve asetik asit gibi kısa karboksi asitler suda çözünürler ve
göreceli kuvvetli asitlerdir (pKa değerleri sırasıyla 3.77
ve 4.76 dır). Uzun zincirli yağ asitlerinin ise pKa'ları
bunlara benzer olmakla beraber suda çözünürlükleri az olduğu
için çözeltinin pH'sine çok az etkileri olur.
Suda
çözünemeyen yağ asitleri bile sıcak etanolda çözünürler ve
bir pH belirteci ile izlenerek sodium hidroksit ile titre
edilebilirler. Bu yöntemle yağlarda bulunan yağ asidi
miktarı, yani trigliseritlerin ne kadar hidrolize uğradığı
belirlenebilir.
Yağ
asitlerinin reaksiyonları
Yağ
asitleri diğer karboksilik asitlerin girdiği reaksiyonlara,
yani esterleşme reaksiyonları ve asit-baz reaksiyonlarına
katılabilirler. Yağ asitlerinin indirgenmesi sonucunda yağ
alkolleri oluşur.
Doymamış
yağ asitleri buna ilaveten hidrojenleşme (hidrojenasyon)
reaksiyonuna uğrayabilirler, bu yolla bitkisel yağlar
margarine dönüştürülür. Kısmî hidrojenleşme ile doymamış yağ
asitleri cisden trans şekline izomerleşebilirler.
Oksidasyon
ve ekşime
Oda
sıcaklığında yağ asitleri serbest radikallerin yol açtığı
oto-yükseltgenme (oto-oksidasyon) denen bir reaksiyona
uğrarlar. Yağ asidi, hidrokarbon, keton, aldehit ve daha az
miktarlarda epoksit ve alkollere parçalanır. Yağlarda az
miktarda bulunan ağır metaller oto-yükseltgenmeyi
katalizler. Gıdalarda yağların ekşimemesi için çoğu zaman
sitrik asit gibi kelatlar veya E vitamini gibi anti-oksidanlar
eklenir
^ Felicity
Lawrence Not on the Label (Kate Barker, ed.) sf. 213,
Penguin, 2004 (ISBN 0-14-101566-7)
^ Using
Fatty Acids for Enhancing Classroom Achievement [1](Ocak
2004 hali)
Yağ asidi
metabolizması
Yağ asitleri birçok organizma için önemli enerji
kaynaklarıdır.Artmış glukoz sıklıkla yağ asidine çevrilerek
depo edilmektedir. Trigliserdiler aynı miktardaki
karbonhidrat ve proteinlerden yaklaşık 2 kat daha fazla
enerji vermektedirler. Tüm hücre zarları iki tabakalı
fosfolipitlerden oluşur. Yağ asitleri aynı zamanda protein
modifikasyonunda da kullanılırlar. Bu nedenle yağ asidi
metabolizması, yağ asitlerinin primer metabolitlerinin ve
nrjinin oluştuğu katabolizmlarını ve biyolojik olarak
oldukça önemli bileşiklerin sentez edildiği anabolizmalarını
kapsar.
-Wikipedia-
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.