Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo
 

                               Alerji

Merhaba, Alerji Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz.

Alış Veriş Yapmanız Şart Değil Alerji Hakkında İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Sorandan Para Almıyoruz.


İster Telefonla (0542 252 70 62), İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.


Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur. Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi,  Konuştuğumuz Kargo Parasından Başka İlave Kargo Parası, İlave Hiç Bir TL Fiyata Yansıtılmaz.
Fiyatı Düşük Tutup Kargoyu ve Vergileri Pahalı Hiç Yazmıyoruz.

Alerji
Vücudun bazı madde veya hava şartlarından etkilenmesi, psikolojik nedenler, alerji hastalığına sebep olur. Alerji yapan maddeleri tespit edip, o maddelerden uzaklaşmak ile mesele kendiliğinden çözülmüş olur.
Dolayısıyla; önce alerjiye sebep olan etkenleri bulmak gerekir. Kimine göre, kaşıntı, kimine kurdeşen, kimine de astım şeklinde görülür.
Astımlı hastaya aspirin verilmez.

Astım, nefes borusunu, bir başka deyişle, hava yollarını – akciğerlere hava taşıyan küçük tüpleri – etkileyen bir durumdur. Astımlı biri, astımı tetikleyen bir şeyle temasa geçtiğinde, hava yollarının duvarları çevresindeki kas gerilerek hava yolu daralır.Hava yollarının yüzeyleri iltihaplanıp şişmeye başlar. Genellikle sümük ya da balgam oluşur. Tüm bu tepkimeler hava yollarının daha daralıp tahriş olmasına neden olur ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açar.

 

 

      0 542 252 70 62
     0 532 402 77 44

     0 464 217 18 81
     0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr

 





 

Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da  denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 
 

                                           

Allerji kişilerin  aslında zararlı olmadıkları halde bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesidir.Bizi zararlı organizmalara

karşı koruyan bağışıklık sistemimiz görevleri istilacıları (antijenleri) zararsız hale getirmek olan vücut savunmacılarını (antikorlar) üretir.

 

       Normalde  vücudumuzu koruyan bağışıklık sistemi bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere de aşırı yanıt verir. Bu reaksiyonlara

aşırı duyarlılık ya da allerji adı verilir.Allerjik reaksiyona yol açan antijene de allerjen adı verilir.Allerjik reaksiyonlar tek tip değildir, birçok yolla ortaya

çıkarlar, vücudun değişik bölümlerinde meydana gelebilirler ve çeşitli şiddette olabilirler.

 

       İmmün (bağışıklık) sistemimiz iyi bir belleğe sahiptir. Yaşamımızın başlangıcında organizmamız yabancı maddelerle karşılaştığında immun sistem onları tanımayı ve belleğine almayı öğrenir.Ardından yabancı maddelere (antijenlere) karşı antikorlar üreterek yanıtını hazırlar. Organizmada ne zaman aynı antijen görülse hatırlama özelliği nedeniyle daha önceden hazırlanmış yanıt başlar. Bu nedenle saman nezlesi olan bir kişi her yıl polenlerle karşılaşınca immun sistemdeki bu özellik sebebiyle hemen reaksiyon gösterir.

 

DUYARLANMA NASIL OLUŞUR?

 

       Duyarlanma bağışıklık sisteminin antijenle temas etmesi, onu belleğine alması ve ona karşı özel antikorları üretmesidir. Daha sonraki karşılaşmada

bağışıklık sistemi antijeni kolaylıkla tanıyacak ve hemen reaksiyon gösterecektir. bir allerjene karşı duyarlanma için gerekli olan süre kişiden kişiye değişir.

 

ATOPİ NEDİR?

 

"Allerjik bir bünyeye sahip olmak" demektir.Bu durum kalıtsaldır.Başlıca üç çeşit atopik hastalık vardır:

 

Atopik dermatit (egzema)

Allerjik rinit

Allerjik astma

       Allerjik rinit çoğunlukla göz allerjisi (konjunktivit) ile birlikte olabilir. Atopik kişiler genetik olarak İse tipi antikorlar üretme eğilimindedir. Bu İgE antikorları da çevrede bulunan ve normalde zararsız olan allerjenlerle (polenler, ev tozları vb) etkileşime girerek allerjik reaksiyonu başlatır. 

 

Kalıtım allerjiyi nasıl etkiler?

 

       Bir çocuk eğer bir ebeveyni allerjikse %30 allerjik olma riski taşır. Eğer her iki ebeveyni de allerjikse allerji gelişme riski %60 dır. Bununla birlikte allerjiler ikinci nesilde görülmeyebilir.

 

Sağlıklı Günler Dileğiyle

Doç. Dr. Cengiz KIRMAZ

 

 

 

 

Astımın yaygın belirtileri şunlardır:

• öksürme

• göğüste ıslık sesi ya da hırıltı

• nefes daralması

• göğüste daralma hissi.

 

Astıma neler neden olur?

Astım her yaşta başlayabilir. Astıma neyin neden olduğunu bilmek zordur, fakat şimdiye kadar bildiklerimize göre:

• astım kalıtım yoluyla geçebilir

• çağdaş yaşam tarzlarının – konut ve diyet değişiklikleri ve daha hijyenik bir ortam gibi – birçok yönleri astımın artmasına katkıda bulunmuş olabilir

• hamilelik sırasında sigara içilmesi çocuğun astım olma olasılığını arttırmaktadır

• sigara içilen ortamlarda bulunulması astım olma olasılığını arttırmaktadır

• işyerinde tahriş edici maddeler bulunması bir kişinin astım olmasına yol açabilir

• çevre kirliliği astım belirtilerinin kötüleşmesine yol açabilir, ancak astıma neden olduğu kanıtlanmamıştır.

 

Astım belirtilerini başlatabilen (tetikleyebilen) şeyler nelerdir?

Tetikleyici, hava yollarını tahriş eden ve astım belirtilerinin görülmesine neden olan her şeydir. Herkesin astımı farklı olup büyük olasılıkla birkaç tetikleyici olur. Soğuk algınlığı ya da grip, tütün dumanı, egzersiz, ve çiçektozu, kürklü ya da tüylü hayvanlar ya da ev tozu akarları (house-dust mites) gibi şeylere duyulan alerjiler, yaygın tetikleyiciler arasındadır.

 

Astım yaşam tarzımı nasıl etkileyebilir?

Astım belirtilerinin kötüleşmesi nedeniyle bazı kişiler yaşam tarzlarında kısmi değişiklikler yapmak zorunda kalabilirler. Sizin astımınızı neyin tetiklediğini tam olarak saptamak zor olabilir. Bazen bu bağlantı, örneğin kedi ya da çiçektozu ile temasa geçtikten birkaç dakika içerisinde belirtileriniz başladığında, kolayca görülür.

Bazı kişilerde ise gecikmeli bir tepkime olur. Astım belirtilerinizi kötüleştiren tetikleyicilerden kaçınarak, ve astım ilaçlarınızı doğru kullanarak, gereksiz belirtileri azaltabilir ve normal yaşam tarzınızı keyifle yaşamaya devam edebilirsiniz.

 

Astım nasıl tedavi edilir?

Astımınızı kontrol altına almanızı sağlayacak bazı mükemmel tedavi şekilleri mevcuttur. Astım tedavilerinin çoğunu uygulamanın en etkili yöntemi, ilacın solunarak doğrudan akciğerlerinize girmesinin sağlanmasıdır. Bunun için çeşitli “inhaler” tipleri mevcut olup size en rahat geleni kullanmanız ve bunun doğru kullanılabilmesi önemlidir. Doktor ya da hemşireniz size en uygun aleti tavsiye edecek olup bunun doğru bir şekilde nasıl kullanılacağını göstermeleri gerekir.

Başlıca iki tür astım ilacı vardır – rahatlatıcılar ve önleyiciler:

• Rahatlatıcı inhaler çeşitleri genellikle mavi renkli olup belirtilerin hafifletilmesi için alınır. Bunlar daralan hava yolları çevresindeki kasları rahatlatarak çabuk sonuç verir. Astım krizlerinin tedavisinde kullanılması gerekir. Rahatlatıcı inhaler ilacınızı haftada 3-4 kez kullanmanız gerekirse, belirtilerinizin gözden geçirilerek kontrol altına alınabilmesi için doktor ya da hemşirenize tekrar gitmelisiniz.

• Önleyiciler genellikle kahverengi, kırmızı ya da turuncu renkli inhaler çeşitleridir. Bunlar hava yollarındaki şişme ve iltihaplanmayı kontrol altına alarak, aşırı ölçüde hassas olmalarını önleyerek ve şiddetli krizler yaşama riskini azaltarak işlev görür. Etkileri zaman içerisinde ortaya çıkıp arttığından, kendinizi iyi hissetseniz bile her gün, genellikle sabah ve akşam alınmaları gerekir.

Önleyicilerin çoğunda steroid bir ilaç bulunur. Bunun atletler tarafından performanslarını arttırmak için kullanılan anabolik steroidlerle aynı olmadığını vurgulamamız gerekir. Gerekirse rahatlatıcı ya da önleyici inhaler ile birlikte kullanılabilecek önleyici tabletler ve uzun etkili rahatlatıcılar gibi başka ilaç tipleri de bulunmaktadır. Sizin için daha etkili olabilecek yeni ilaçlar hakkında bilgi edinmek için, doktor ya da hemşirenizle görüşünüz.

 

Steroidleri kullanmam güvenli mi?

Birçok astımlı düşük dozlu bir steroidin solunmasını içeren bir önleyici kullanmaktadır. Akılda bulundurulması gereken bazı noktalar şunlardır:

• Astım tedavisinde kullanılan steroidler – vücudunuzda doğal olarak üretilen steroidlerin bir kopyası olan – kortikosteroidlerdir.

• Bunlar vücut geliştiriciler ve atletler tarafından kullanılan anabolik steroidlerden tamamen farklıdır.

• Solunum yoluyla alınan steroidler doğrudan hava yollarına gidip vücudun diğer kısımlarında emilimi çok az olur.

• Doktorunuz reçeteye olanaklı olduğunca en düşük dozu yazacaktır.

• Çocuklar özellikle gelişim açısından yakından izlenmelidir.

Bazı durumlarda, astım belirtileriniz şiddetli bir hal aldığı takdirde, doktorunuz size kısa süreli bir steroid tablet kürü verebilir. Bunlar çabuk ve güçlü bir şekilde etki göstererek iltihaplanmış hava yollarınızı rahatlatır. 3–14 gün arasında değişebilen kısa tablet kürleri, uzun dönemli yan etkilere neden olmayacaktır. Steroid tabletler, vücudun suçiçeğine karşı direncini azaltabildiğinden, bu tabletleri kullanırken suçiçeği ile bir temasınız olduğu takdirde doktorunuza başvurmalısınız.

 

Astımımı kontrol altına almak için neden tablet kullanamıyorum?

Astım tedavilerinin çoğunu uygulamanın en etkili yolu, ilacın solunum yoluyla alınarak doğrudan akciğerlerinize girmesinin sağlanmasıdır. Önleyici tedavilerin çoğu steroidler içerir ve bunların inhaler ile alınması, çok daha düşük dozda steroid kullanılabilmesi, ve solunum yoluyla alınan ilaç doğrudan hava yollarına, yani gereken yere gittiği için vücudun diğer kısımlarında emilimin çok az olması anlamına gelmektedir. Steroidler tablet şeklinde alındığında doz çok daha yüksek olur (bir steroid tablet, standart bir steroid inhaler aletinin bir püskürtmesindeki dozun 50 katını verir) ve bunun emiliminin çoğu yalnızca akciğerlerinizde değil, vücudun diğer kısımlarında olacaktır. Steroid tabletlerin düzenli olarak uzun süreler (aylar ya da yıllar) boyunca kullanılmasının, kırılgan kemikler (osteoporoz), kolayca bereler olması, diyabet, katarakt, açlık hissinin artması, yanma şeklinde göğüs ağrısı ve hazımsızlık gibi ciddi yan etkileri olabilir. Bütün bunlar insanın moralinin bozulmasına, ruh halinin inişli çıkışlı olmasına ya da yağlanma sonucu yüzünün şişip ablak bir suratın oluşmasına neden olabilir.

 

Astımınızı kontrol altına almanıza yardım

Astım belirtilerinizi kontrol altına almanıza yardım için, doktor ya da hemşirenizin sizinle belirtilerinizi en iyi nasıl kontrol altına alabileceğinizi konuşması ve astım ilaçlarınız ile belirtiler kötüleştiğinde yapmanız gerekenlerin yazılı bir dökümünü vermesi gerekir. Gözden geçirme sırasında, bir astım ilaç kartı ve kişisel astım eylem planı da isteyin.

 

Belirtilerimin kötüleştiğini nasıl bileceğim?

Belirtileriniz kötüleşiyorsa, aşağıdakilerin tümünü ya da bir kısmını fark edebilirsiniz:

• giderek daha fazla rahatlatıcı tedavi gerekmesi

• geceleri öksürme, hırıltı, nefes darlığı ya da göğüste daralma ile uyanma

• astım nedeniyle işe ara vermek zorunda kalma

• normal faaliyet ya da egzersizlerinize devam edemeyeceğinizi düşünme

Yukarıdakilerden herhangi biri söz konusu olduğu takdirde, astımınızın yeniden kontrol altına alınması için doktor ya da hemşirenize görünmelisiniz.

 

Bir kriz halinde ne yapmalısınız?

• Rahatlatıcı inhaler ilacını iki kez püskürtün

• Dik oturup dar giysilerinizi gevşetin

• Kriz sırasında hemen bir iyileşme görülmezse, beş dakika boyunca ya da belirtilerde düzelme oluncaya dek dakikada bir püskürtme uygulamaya devam edin

• Belirtilerinizde beş dakikada düzelme olmazsa – ya da kuşkudaysanız – ve özellikle:

Konuşamayacak kadar soluksuz ya da halsiz iseniz

Dudaklarınız mavi ise (morarmışsa)

Acele doktor çağırın ya da 112 numaralı telefonu arayın.

Alıntı; aile hekimliği.com.tr

 

 

 

Manoma üzümünün (siyah ve kırmızı çalı üzümü)çekirdeğinden ve kabuklarından faydalanılarak üretilen bir üründür. 25 yaşın üzerinde giderek vücudun antioksidan üretimi yavaşlar.

Bu nedenle de vücudun kendini yenileme süresi uzar ve yaşlanma süreci başlamış olur. Aynı zamanda çevreden alınan Serbest radikallerin (alkol, sigara, çevre kirliliği, stres ve düzensiz beslenme ile)giderek birikmeye başlaması çeşitli hastalıklara neden olur.

Bu etkilerin ortadan kaldırılması için vücuda antioksidan alınması gereklidir.Bunun en kolay yolu düzenli olarak bu tür gıda desteklerinin kullanılmasıdır. Yapılan bazı klinik çalışmalara göre üzüm çekirdeği ekstresinin özellikle kalp bölgesindeki serbest radikallerin etkisiz hale getirilmesinde daha başarılı olduğunu göstermiştir.Vücudun korunmasına ve cilt güzelliğinin sağlanmasına yardımcı olmaktadır.Dünyada son yıllarda en yaygın kullanılan doğal ürünlerden biridir.

Özellikle damar sağlığının korunması ve kansere karşı gösterdiği etkiler nedeni ile bazı ülkelerde reçeteli satışları başlamıştır. Grape Seed Extract, kalp krizi riskinin azaltılmasına varis ve hemeroit gibi damar hastalıklarının önlenmesine yardımcı olmaktadır.

Bunun yanında içerisindeki Citrus Bioflavonoids, hücre yenilenmesini ve vücudun kendini onarma hızını arttırır. Yeşilçay ve karotenlerde cilt güzelliğini sağlamakta ve dokuların daha sağlıklı olmasına yardımcı olmaktadır.Aynı zamanda üzüm çekirdeği ekstresî kilo kontrolüne ve forma girmeye yardımcı bir gıda takviyesidir.


KULLANIM ALANLARI:
Antioksidanlar en etkin anti-aging (yaşlanmayı geciktirici)ürünlerdir. Cildin daha sıkı ve elastik olmasında etkilidir. Üzüm çekirdeği; daha az kırışıklığa neden olan kan damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir. Bağışıklık sistemi ve kan dolaşımı fonksiyonlarını desteklemede ve uygun cilt hastalıklarında besin takviyesi olarak üzüm çekirdeği kullanılmaktadır. Hücre zarlarını güçlendirir ve hücreleri oksidatif hasardan korur. Serbest radikallerden korunmamızı sağlayabilmektedir.


Serbest radikaller yaşlanmayla birlikte gelen artrit (mafsal-eklem iltihabı), alerji, dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, kalp hastalığı, damar tıkanıklığı gibi dejeneratif hastalıklarda rol oynar.) Üzüm çekirdeği iyi bir kanser savaşcısıdır. Bazı çalışmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidanları, arterlerde plak ya da yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein ya da "kötü kolestrol"gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebil diğini doğrulpmıştır.

Bu özelliği ile üzüm çekirdeği kalp sağlığımızın korunmasında önemlidir. Üzüm çekirdeği ekstresi, artrit ve alerjiler gibi yaygın hastalıkları tedavisinde kullanılan bir anti-iltihapsaldır. Kılcal damarları güçlendirmede oldukça etkilidir.

Üzüm çekirdeği, bilgisayar ekranı karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirebilmektedir. Cildi cansız ve solgun olanlarda başarıyla kullanılabilmektedir ve vücudun daha canlı daha diri olmasını sağlamaktadır.  Kilo kontrolünde, diyete destek amaçlı kullanılmaktadır.

 

 

Karaciğer İle İlgili Yazılar

KARACİĞER ŞİŞMESİ
Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür.

KARACİĞER YENİLENMESİ

Altı ayda bir yenilenen karaciğerin hassas hücreleri, alkol kullanımı halinde zarar görüyor.
Karaciğeriniz çok güçlü bir organdır. Kendini yenileme ve rezerv kapasitesi çok yüksektir.

 

Yaşadığı sorunlar ciddi düzeylere ulaşmadıkça kolay kolay sizi üzmez. Eğer vücudunuzda karaciğer hastalığına bağlı herhangi bir belirti ortaya çıktı ise karaciğerinizin nerdeyse üçte birinden fazlasının zarar gördüğünü bilmelisiniz.

Karaciğeriniz kendi kendini yenileme ve tamirde de oldukça ustalaşmış bir organdır. Üçte ikisi zarar görmüş de olsa zararlı etkenden uzaklaştırılıp bakıma alınırsa, eski sağlığına yeniden kavuşabilir. Ama eğer dikkat edilmez, ona zarar veren etkenle (alkol, virüs, ilaç) baş başa bırakılırsa, zamanla o da pes eder.

 

O, EN KİBAR ORGANLARDAN BİRİDİR

 

Karaciğer, hastalığını belirtmekten çekinen bir organdır. Ağrıyı ileten sinir uçları bulunmadığından, karaciğer hastalığında ağrı pek hissedilmez. Nadiren iltihap, apse veya sıvı birikimi nedeniyle birden bire büyüdüğünde sağ kaburga yayı altında "gerilme ağrıları" yaşanabilir. Ağrının yeri sağ kaburga yanının hemen altıdır.

Karaciğer rahatsızlıkları kendini daha çok karnın üst kısmında şişlik ve/veya dolgunluk ile gösterse de bir karaciğer sorununun klasik belirtisi halsizlik ve yorgunluktur. Özellikle ilerleyici yorgunluk ve iştahsızlıklarda karaciğer mutlaka hatırlanmalıdır.

 

Karaciğer hastalanınca yorgunluktan başka belirtiler de ortaya çıkar. Sarılık, yani cilt ve göz akında sararma, en önemli belirtilerdendir ama iş bu noktaya geldiğinde çoğu kez karaciğerdeki rahatsızlık da oldukça ilerlemiştir.

Özellikle idrar renginin koyulaşmasıyla birlikte olan sarılıkların karaciğer hastalıklarıyla ilişkili olması daha yüksektir. İlerlemiş karaciğer hastalıklarında karında ve ayaklarda şişme, erkeklerde göğüslerde büyüme ve tüy dökülmesi de ortaya çıkabilir.

Sorun karaciğer yetmezliği aşamasına ulaştığında, ciltte kuruma, pullanma, kaşınma, damarsal genişlemeler, avuç içlerinde kızarma, saç ve kaşlarda azalma, bulantı, iştahsızlık gibi belirtilerde ortaya çıkar. Bulantı ve iştah kaybı sık görülen iki belirtidir.

 

NASIL TEŞHİS EDİLİR

 

Karaciğerin hastalandığını ortaya koyan pek çok test var. Bunlardan bazıları çok yaygın kullanılmaktadır: "SGOT, SGPT, GGT" kanda "BİLİRÜBİN" seviyeleri, idrarda "BİLİRÜBİN" ve "ÜROBİLİNOJEN" testleri bunların en çok yapılanlarıdır. Teşhiste kullanılan daha pek çok test var: Kanda protein düzeyi, virüs hepatiti işaretleri, immünolojik incelemeler görüntüleme yöntemleri bunlardan bazılarıdır. Tanı sorunu olduğunda karaciğer biyopsisinden de yararlanmak gerekebilir.

Bu testlerin hangilerinin ne zaman yapılacağına doktorlar karar verecektir. Bazı karaciğer sorunlarında teşhis gerçekten güçtür. Böyle durumlarda karaciğer konusunda uzmanlaşmış hepatoloji uzmanlarından istifade etmek gerekir.

 

DOĞAL YÖNTEMLERDEN FAYDALANIN

 

Karaciğerinize iyi bakın. Onu dış kaynaklı zararlardan (alkol gibi) koruyun. Daha güçlü hale getirmek istiyorsanız, doğal destekler ve bazı besinlerden yararlanın. Eğer karaciğerinize doğal yoldan yardımcı olmak istiyorsanız enginarın ve devedikeninin en çok yararlanılan bitkiler olduğunu hatırlatalım.

Enginar içerdiği "Cynarini", deve dikeni (milk thistle) "Silymarin" ile karaciğerin kendini onarmasına yardımcı olabilir. Ayrıca "Hindiba"nın, karaciğeri zehirli maddelerden arındırdığını, havuçun içerdiği antioksidanlarla karaciğeri temizlediğini ileri sürenler de var.

 

 

Karaciğer Enzimleri
Karaciğer Enzimleri - AST ve ALT

 

Karaciğerde oluşan hasarın ilk belirleyicisi karaciğer hücreleri tarafından kana salınan enzimlerdir. Normal koşullarda bu enzimler karaciğer hücreleri tarafından depo edilmektedirler. Ancak karaciğer hücrelerinde meydana gelen hasar sonucu bu enzimler kana karışır ve kan testleri ile tesbit edilebilirler.

 

Karaciğere özgü olan ve karaciğer hasarını belirlemek için sıklıkla kullanılan enzimler aminotranferazlardır. Bunlar Aspartat aminotransferaz (AST - SGOT) ve alanin aminotransferaz (ALT - SGPT) dir. Bu enzimler normalde karaciğer hücreleri olan hepatositlerde bulunurlar. Karaciğerde bir hasar meydana geldiğinde kana karışırlar ve kandaki seviyeleri yükselir.

 

 

 

Aminotransferazlar nasıl adlandırılır?

 

Aminotransferazlar hücre içindeki kimyasal reaksiyonları katalizleyen enzimlerdir. Verici moleküldeki amino grubunu alıcı moleküle transfer ettiklerinden "amino tranferaz" olarak adlandırılmışlardır.

 

Aminotransferazlar tıpta transaminazlar olarakta adlandırılmaktadırlar. Aspartat aminotransferaz enzimi (AST) ayrıca "serum glutamik oksaloasetik transaminaz" (SGOT - Serum glutamic oxaloacetic transaminase) olarakta adlandırılmaktadır. Alanin aminotransferaz (ALT) ise "serum glutamik pürüvik transaminaz" (SGPT - Serum glutamic pyruvic transaminase) olarak adlandırılmaktadır. Yani AST ve SGOT, ALT ve SGPT aynı enzimleri ifade etmektedir.

 

Aminotransferazlar ne işe yarar?

 

AST (SGOT) birçok farklı dokuda bulunmaktadır. Karaciğer, kalp, kas dokusu, böbrek ve beyinde bulunur. Bu dokulardan herhangi birinde oluşan hasarda kandaki AST düzeyi artmaktadır. Yani hem kas hastalıklarında hemde kalp krizinde bu enzimin kandaki düzeyi artmaktadır. Bu nedenle AST karaciğer hasarının spesifik bir göstergesi değildir.ALT (SGPT) ise karaciğere daha spesifiktir. Bu enzim karaciğer dışındaki dokulardada bulunabilmesine rağmen karaciğerde daha fazla konsantre edildiği için karaciğer hasarının daha spesifik bir göstergesidir.

 

AST (SGOT) normal düzeyi nedir?

 

AST enziminin normal seviyesi 5 - 40 U/L''dir.

 

ALT (SGPT) normal düzeyi nedir?

 

ALT enziminin normal kan düzeyi ise 7 - 56 U/L''dir.

 

Hem AST hemde ALT enzimi serumdan ölçülmektedir.

 

ALT ve AST düzeyinin artması ne demektir?

 

AST ve ALT düzeyleri her ne kadar karaciğer hastarının spesifik göstergeleri olsada başka dokulardada bulunabileceği için; artmış ALT veya artmış AST düzeyleri her zaman mutlaka karaciğer hasarı olduğunu göstermez. AST ve ALT seviyeleri hastanın klinik durumu ve şikayetleri ile birlikte değerlendirilmeli ve bu değerlendirme mutlaka bir doktor tarafından yapılmalıdır.

 

Bu enzimlerin düzeyleri karaciğer hasarı veya hastalığın prognozu (sağkalımı) ile mutlak korele değildir. Bu nedenle AST (SGOT) ve ALT (SGPT) düzeylerine bakarak karaciğerdeki hasarın derecesini belirlemek, yahut hastalığın gidişatı hakkında fikir yürütmek doğru değildir. Mesela "akut viral hepatit A" hastalarında karaciğer enzimleri (AST ve ALT) çok yüksek olduğu halde hastalar karaciğerde hiçbir kalıcı hasar olmaksızın iyileşmektedirler. Tam tersi şekilde "kronik hepatit C" hastalarında AST ve ALT düzeyleri düşük olmasına rağmen karaciğerdeki hasar beklenenin çok üzerinde olabilir. Hastalarda kronik karaciğer yetmezliği, Siroz gelişebilir.

 

Hangi karaciğer hastalıkları AST ve ALT düzeylerini yükseltir?

 

Yaygın hepatik nekroz durumunda yani çok sayıda karaciğer hücresinin (hepatosit) ölmesi durumunda kandaki AST ve ALT düzeyleri yükselir. Akut viral hepatitler (Hepatit A ve Hepatit B),belirgin karaciğer toksisitesi olan ilaçların kullanımı (asetaminofen-acetaminophen), kardiyovasküler kollaps (şok) durumlarında (ki bu durumda karaciğere gelen kan akımı azalacak ve karaciğer hücrelerinin beslenmesi bozulacaktır) karaciğer hücreleri hasar görecek ve kandaki transaminaz düzeyleri artacaktır.

 

Karaciğer enzimlerindeki hafif yüksekliklere sıklıkla rastanılmaktadır. Bu durum sağlıklı kişilerde görülebilir. ve biyokimya tetkiklerinden kaynaklanabilir. Bu durumda karaciğer fonksiyon testlerindeki yükseklik (AST ve ALT yüksekliği) normal değerin iki katını yada 100 U/L''yi aşmamaktadır.

 

AST ve ALT''de hafif yükselmelerin en sık sebeplerinden birisi karaciğerde yağlanmadır. Karaciğer yağlanmasının toplumdaki en sık sebebi ise alkol kullanımıdır. Bunun yanında şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve şişmanlık (obezite) de karaciğerde yağlanmaya neden olabilmektedir. Kronik hepatit C hastalığıda AST ve ALT düzeylerindeki hafif yülselmelerin diğer bir sebebidir.

 

AST ve ALT''yi yükselten ilaçlar

 

Birçok ilaç karaciğer enzimlerinde yükselmeye neden olabilir.

 

- Ağrı kesiciler: aspirin, asetaminofen, ibuprofen, naproxen, diclofenac, fenilbutazon (phenylbutazone)

- Psikotik ilaçlar: fenitoin (phenytoin), valproik asit (valproic acit), Karbamazepin (carbamazepine - tegretol) ve fenobarbital (phenobarbital)

- Antibiyotikler: tetrasiklin, sulfonamid, isoniyazid (INH), sulfametaksazol (sulfamethoxazole), trimetoprim, nitrofurantoin

- Kolesterol düşürücü ilaçlar: statinler ve niasin

- kardiyovasküler ilaçlar: amiodaron (cardarone), hidralazin (hydralazine), guinidine

- Trisiklik antidepresanlar

 

İlaca bağlı karaciğer yüksekliklerinde, ilacı bıraktıktan sonra AST ve ALT seviyelerindeki yükseklik birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde normale dönmektedir.

 

AST ve ALT anormalliklerinin nadir sebepleri

 

Kronik hepatit B, hemakromatozis (demir metabolizması bozukluğu), Wilson hastalığı (Bakır metabolizması bozukluğu), alfa-1 antitripsin eksikliği, çöliak hastalığı (celiac sprue - gluten sensitif enteropati), chron hastalığı, ülseratif kolit ve otoimmün hepatit karaciğer enzimlerindeki yüksekliğin diğer nadir sebeplerindendir.

 

Hepatit C kadar olmasada hepatit B hastalığıda AST ve ALT seviyelerinde sürekli yükseklik oluşturarak kronik karaciğer hastalığına neden olabilir.

 

Daha nadir olarak karaciğerdeki kanserlerde AST ve ALT''de yüksekliğe neden olabilirler. Karaciğer hücrelerinden gelişen kanserlere hepatoma yada hepatosellüler kanser denmektedir. Kolon, pankreas, mide gibi organlardaki kanserlerde karaciğere yayılım gösterebilir ve bu durumu metastaz adı verilmektedir.

 

Hafif AST, ALT yükseklikleri nasıl tedavi edilir?

 

Sağlıklı, şikayeti olmayan kişilerde saptanan AST ve ALT yüksekliği araştırılmalıdır. Doktorunuz karşılaştırma amacıyla eski tahlil sonuçlarınızı görmek isteyebilir.

 

Eğer eskiye ait tetkik sonuçlarınız yoksa doktorunuz sizi daha sonraki bir tarihte tekrar kontrole çağırabilir. Doktorunuz AST ve ALT düzeylerinde yüksekliğe sebep olabilecek risk faktörleri açısından size bazı sorular sorabilir. Hepatit C ve hepatit B, kan transfüzyonu hikayesi, enjeksiyon yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi almak isteyebilir. Ayrıca ailede karaciğer hastalığı olan birinin bulunması hemakromatozis, Wilson hastalığı yada alfa-1 antitripsin eksikliği gibi genetik hastalıklar için önemlidir.

 

ALT ve AST''nin ne kadar yüksek olduğuda karaciğer hastalığının sebebi hakkında fikir verebilir. Alkolik karaciğer hastalığında AST 300 U/L altındayken ALT düzeyi 100 U/L altındadır. Ancak akut viral hepatitlerde bu değerler çok yüksek değerlere ulaşabilmektedir.

 

Alkol veya ilaca bağımlı AST, ALT yüksekliklerinde alkolün veya ilacın bırakılması (ilaçların doktor kontrolünde bırakılması gerekir) AST ve ALT düzeylerinin normale inmesini sağlayabilir. Eğer karaciğer yağlanmasının nedeni şişmanlık (obezite) ise vücut ağırlığının %5''i ile %10''u kadar kilo vermek karaciğer enzimlerini normal sınırlara yahut normale yakın sınırlara indirebilir.

 

Eğer alkol veya ilaçların bırakılmasına ve kilo vermeye rağmen halen karaciğer enzimlerindeki yükseklik devam ediyorsa bazı testler tedavi edilebilir karaciğer hastalıklarını belirlemeye yardımcı olabilir. Hepatit B ve hepatit C antikorları bakılmalıdır. Kandaki demir oranı, demir bağlama kapasitesi, ferritin düzeyleri hemokromatozis tanısı için kullanılmaktadır. Seruloplazmin düzeyi Wilson hastalığı olanlarda sıklıkla düşüktür. Otoimmün hepatit olgularında ise otoimmün antikorlar (Anti-nukleer antikor-ANA, Anti-düz kas antikoru Anti-dsDNA, Karaciğer ve böbrek mikrozomal antikorları) yüksek bulunmaktadır.

 

Ultrason ve bilgisayarlı tomografi karaciğerde yer kaplayan lezyonları, safra taşlarını veya safra yollarını tıkayan kitleleri gösterebilir.

 

Karaciğer biyopsisi karnın sağ üst bölgesinden ince bir iğne ile vücuda girerek çok az bir karaciğer dokusu alınarak mikroskop altında incelenmesidir. Karaciğer biopsisi sıklıkla ultrason ile karaciğer görüntülendikten ve karaciğerein yeri tesbit edildikten sonra yapılır.

 

AST ve ALT takibi niçin yapılır?

 

Bazı durumlarda doktorunuz AST ve ALT tetkiklerini takip etmek isteyebilir. Mesela kronik hepaitit C hastalarında rutin alınan AST, ALT seviyeleri tedavinin izleminde son derece önemlidir. Tedavi başarılı ise AST ve ALT düzeyleri normal yada normale yakın sınırlara gerileyecektir. Normal düzeye inen enzim seviyelerinde tekrar yükselme görülmesi hastalığın nüksettiğinin göstergesi olabilir.

 

AST ve ALT''den başka karaciğer enzimi var mı?

 

AST ve ALT dışında karaciğer için spesifik olan ve sıklıkla kullanılan diğer enzimler GGT (Gama glutamil transpeptidaz) ve 5''nukleotidaz dır.

 

 

ALT yani SGPT= karaciğer fonksiyon testlerinden birisidir.

 

Normal değerleri:

Erkek: 9-43 U/L

Kadın: 9-36 U/L dir.

 

ALT enzimi, AST enzimine paralellik gösteren bir enzimdir. Ancak substrat olarak prüvik asidi kullanmasıyla farklılık gösterir. Karaciğer, böbrek, kalp, iskelet kası ve pankreas da bulunur.

 

ALT Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:

- Akut hepatitler

- Siroz

- EMN

- MI

- İlaçlar

- AST düzeyini arttıran diğer nedenler genelde ALT düzeyini de arttırır.

 

ancak ; Analizi Etkileyen Olumsuz Faktörler vardır..

bunlar :

Hemolizli, lipemik, ikterik serum örnekleridir.

 

AST (SGOT) konusuna gelirsek......

 

AST ; Amino asit ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan intrasellüler enzimlerdir. Enzim kalp, karaciğer, iskelet kası, pankreas da bulunur.

 

Normal değerler:

Erkek: 10-34 U/L

Kadın: 10-31 U/L dir.

 

AST Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:

 

Kalp hastalıklarına bağlı;

- Akut MI (yaklaşık ilk 4 saat içinde yükselmeye başlar.)

- Kalp operasyonları

- Eksternal kalp masajından sonra

- Akut romatizmal kardit

- Anjiokardiografi ve kalp masajından sonra

 

Karaciğer hastalıklarına bağlı;

- Enfeksiyoz hepatit

- Karaciğerin malign infiltrasyonları

- Kolanjitis

- Aşırı alkol alınımı

- EMN

- Karaciğere toksik olan madde ya da ilaçların kullanımına bağlı olarak

 

Travmalara bağlı;

- İntra muskular enjeksiyonlar sonrası

- Lokal radyasyon hasarı

- Karbonmonoksit zehirlenmesi

- Arı sokması

- Künt yaralanmalar

- Güneş çarpmaları

 

Diğer nedenlere bağlı;

- Akut pankreatit

- Gut

- Dermatomiyozitis

- Pseudomuskular distrofi

- Astma krizi

- Proksismal miyoglobuliüri

 

sizin AST ve ALT değerleriniz hafif yüksektir. uygun bir diyet aldığınız taktirde düzelecektir.

 

benim size önerim :

 

1) hergün düzenli olarak , mutlaka egzersiz yapmanız

 

2) alkol ve sigaradan uzak durmanız

 

3) omega-3 yağ asitlerinden zengin diyet almanız.

Omega-3 yağ asitleri sayesinde trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.

 

omega-3 ’ün bulunduğu başlıca besinler ise :

 

Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar (somon balığı), Orkinos tipi ton balığı, uskumru, sardalya, hamsi, Ada Çayı (%64), Kivi (%62), Perilla(%58), Semizotu(%35) daha az oranlarda ceviz, badem, fındık, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu yağı, kanola yağı, soya yağı, tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve diğer yeşil yapraklı sebzelerdir.

 

4 ) ayrıca ; Bira Mayası, Domates, Ceviz, Çavdar, Çilek, Elma, Erik, Havuç, Kiraz, Limon, Pırasa, Sarmısak, Soğan, Adaçayı, Ardıç, Ay Çiçeği, Buğday Çimi, Karabaş Otu, Kekik, Kuşdili, Nane gibi yiyecekler oldukça faydalı gıdalardır.

Karaciğer Yağlanması
Karaciğer Yağlanması, Belirtileri nedir, Karaciğer Yağlanması Tedavisi ve diyeti,

 

Karaciğer yağlanması artıyor

 

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 10-15 yıldır yaşanan metabolik sendrom ve obezite salgınının tetiklediği ‘karaciğer yağlanmasını’ anlattı

 

Sizi tanıyoruz! Sağlık kontrollerinizi her yıl düzenli olarak yaptırıyorsunuz. Sağlık riski analizleriniz bu yıl da yaptırdınız. Sonuçlarınızla birlikte doktorunuzdan bir randevu ayarladınız. Doktorunuz tetkiklerinizde ‘ALT ve AST enzimlerinizin yüksek’, karaciğer ultrasonografinizde ‘diffüz yağlanma’ uyarısı saptadı. Muayenenizdeki karaciğerde büyüme’ notu ile birlikte değerlendirdiği bu bulgularla biraz telaşlandı. Ama siz sakın telaşlanmayın. Laboratuar bulgularınızı inceleyen doktorunuzun size yönelttiği şu soruyu dikkatle yanıtlayın:

 

-Alkol kullanımınızı arttırdınız mı?

 

Karaciğerinize zarar verebilecek bir ilaç veya kimyasal kullandınız mı?

-Kilonuzda hızlı bir artma ve/veya kan yağlarınızda, kan şekerinizde ani bir yükselme oldu mu?

 

İlk iki soruyu ‘Hayır’, son soruyu ‘Evet’ diye yanıtladıysanız siz de ‘Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Alkol kullanımında artma (alkolik hepatit), siroza doğru ilerleyen A, B veya C tipi viral hepatitler, karaciğer kanserleri (hepatoma), karaciğerde demir (hemakromatot) veya bakır depolanması (Wilson Sirozu) hastalıkları, şeker hastalığı kanda trigliserid artışı ve daha pek çok neden ‘yağlı karaciğer’ sorunu ile birliktedir. Sayılan bu sorunların çoğunda karaciğerde ciddi bir hasar ol¬madan işi kontrol altına almak mümkündür. Karaciğer yağlanması sık gö¬rülür ve doktorları pek ürkütmez.

 

Çoğu kez alkolle ilişkilidir

Bunun nedeni karaciğer yağlanmalarının önemli bir kısmının uzunca bir süre gereğinden fazla alkol kullanımı ile ilişkili olmasındandır. Aslında ‘alkole bağlı karaciğer yağlanması’ sirozla sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir. Sigara kullanımına karşı yürütülen toplumsal kampanyalar alkol için de yapılmalıdır. İnsan bedeni için kimyasal bir zehir olan alkolün kontrolsüz kullanımı sağlık için düzeltilmesi olanaksız sorunlar yaratır. Alkol kullanımının yaygın olduğu toplum kesitlerinde karaciğer yağlanması ile sık karşılaşılır.

 

Karaciğer yağlanmasının B ve C hepatitlerinin kronikleşmesi (süreğen hepatitler), karaciğerde demir ve bakır bi¬rikmesi, bağışıklık sisteminin bedeni yanlış ve dikkatsiz denetlemesi veya bazı enzimlerin genetik olarak sorunlu biçimde geçmesi gibi nedenlerle de oluşabileceğini biliyoruz. Saydığımız bu son hastalıklar oldukça seyrek görülür.

 

Şimdi daha sık görülüyor

 

Son yıllarda ‘karaciğer yağlanması’ teşhisini çok daha sık koyuyoruz. Bunun pek çok nedeni var ancak en önemlisi kilo fazlalığı ve obezite sorununun yaygınlaşması. Basit, sıradan kilo artışlarının yanında metabolik sendromun (insülin direnci senromu, polikistik över sendromu), şeker hastalığının, kanda ‘trigliserid’ olarak bilinen yağların artışının (hipertrigliseridemi) da ‘alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ tanısındaki artışta önemli payı var. Biz, özellikle metabolik sendrom tanısı koyduğumuz hemen her hastada ‘yağlı karaciğer’ sorunu ile de karşılaşıyoruz. İyi kontrol edilememiş bir erişkin tipi şeker hastasında, orta derecede kilo almış bir fazla kiloluda özellikle de şişman hastalarda karaciğer yağlanması sorunu ile karşılaşmamak pek olası değil!

 

Doğru tanı çok önemli

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması teşhisinin doğru konulması önemli. Yoksa yukarıda belirtilen önemli bazı hastalıkların tanısında (siroz, karaciğer kanseri, karaciğerde demir veya bakır depolanması hastalıkla¬rı gibi) geç kalınır, altın değerinde zamanlar boşuna harcanır. Teşhis için iki kıstas var: Karaciğer yağlanması belirlenen bir hastada belirgin alkol tüketi¬minin olmaması ve yukarıda belirtilen karaciğere özel hastalıklardan herhangi birinin bulunmaması.

 

‘Yağlı karaciğer’ sorunu ile karşılaşma oranındaki artışın diğer bir nedeni de tıp bilimindeki gelişmeler: Ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinin bulunması ve hızla yayılması, karaciğer enzimlerini (SGOT, SGPT, GGT) araştıran laboratuar testlerinin neredeyse sağlık ocaklarında bile yapılabilmesi, karaciğer iğne biyopsisinin kolay uygulanabilir, kolay kabul edilebilir bir tanı yöntemi haline gelmesi, tanı koyulan olgu sayısını arttırdı. 20-30 yıl önce pek çok hastanın farkına bile varılmıyordu. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının sıklığının toplum genelinde yüzde 4-6, şişmanlar arasında ise yüzde 25-30 civarında olduğu belirtiliyor. Çok aşırı şişmanlarda bu oran yüzde 95′e yükseliyor.

 

Metabolik sendrom ve kilo etkili

 

Yağlı karaciğer tanısı konulan hastaların büyük bir kısmında, metabolik sendromun bileşenleri olan ‘şişmanlık-şeker hastalığı hipertrigliseridemi’ üçlemesinin biri, birkaçı ya da tümü saptanıyor. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasından patlamanın nedeni ise refah toplumlarının yanlış yaşam biçimi seçimleri: Aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, şeker tüketimindeki korkunç artış, yağ ve karbonhidrat tüketimi çılgınlığı, rafine atıştırma ürünleri ve tabii ki hareketsiz bir yaşam sürdürmekteki kararlılık!

 

Teshis

Yağlı karaciğer sorununun önemli bir belirtisinin olmaması da tehlikeli. Hastalık hiçbir belirti vermeden yıllarca sinsi bir seyir gösterebiliyor. Halsizlik, kırgınlık, yorgunluk, karın üst sağ bölgesinde ağrı veya dolgunluk hissi çok az hastada olabiliyor. Klinik muayenede karaciğerde büyüme dışında karaciğer hastalığını düşündürebilecek bulgulardan (sarılık, karında sıvı birikimi, memelerde büyüme) hiçbiri saptanmıyor. Hastalardaki ortak laboratuar bulgusu ALT (SGPT), AST (SGOT) ve GGT enzimlerinde görülen artıştır. Artma genellikle orta düzeylerde kalıyor, normalin 2-3 katını pek geçmiyor, AST/ ALT oranı genellikle 1 ‘den düşük kalıyor. Alkalen fosfataz enziminde de normalin 2-3 katı bir artış olabiliyor. Karaciğeri değerlendirmede yararlanılan diğer testler (biluribinler, albumin, protrombin zamanı) pek değişmiyor.

 

Tedavisi Tartışılıyor

Ultrasonografi, yağlanmanın belirlenmesinde duyarlı bir yöntem. Tomografi ve MR ileri görüntüleme araçlarına pek az ihtiyaç duyulur. Kesin tanı için kusursuz test, karaciğer biyopsisidir. Karaciğer uzmanlarının çok azı bir alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ hastasında biyopsi önerirler. Hastalığın tahmininin kolay yapılabilmesi, biyopsinin pahalı ve riskli bir tanı aracı olması, tedavide etkili bir yöntemin henüz saptanmamsı biyopsi yapılan hasta sayısının azalmasının nedenleridir. Diyabeti, hipertansiyonu, şişmanlığı, hipertrigliseridemisi, insülin direnci olan, ALT/AST oranı 1′den az, ultrasonografisinde fibrozis saptanmayan bir hastada tanının tahmini’ de konsa, tutma olasılığı yüzde 90’dan fazladır!

 

Antioksidanlar yararlı

‘Alkol ile ilişkisiz karaciğer yağlanması’ sonuçları pek tehlikeli olmayan bir sorunudur. Siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün hastalıkları gibi ciddi nedenler ekarte edilmelidir. Tedavide kilo vermek, kan şekerini düzenlemek, trigliserid seviyelerini indirmek çok etkilidir. Kan yağlarını azaltan clofibratdan, gemfibrozisden bir reçine olan ursodeoksikolik asid’den insülin direnci saptananlarda metformin ve thiazolidinedine’lerden yararlanıyoruz. Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yeni bir yolu da ‘antioksidan’ tedavisi, E vitamini, betaine ve Nacetyl cystein en sık kullanılan antioksidanlar.

 

Karaciğer yağlanmasının nedenleri

• Metabolik sendrom

• Obezite / şişmanlık

• Şeker hastalığı

• Trigliserid fazlalığı

• Endüstriyel toksinler

• Bakır depo hastalığı

• Demir depo hastalığı

• İlaçlar (Kortizon grubu; Diltiazem, nifedipine, amiodarone)

• Karaciğer depo hastalığı

• Sirozun ilk evreleri

 

Kahvaltı

• 1 porsiyon beyaz peynir (az yağlı)

• 2 dilim tam tahıllı ekmek

• 5-6 adet zeytin veya 2 adet ceviz veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, domates, salatalık, biber, maydanoz

 

Ara öğün

• 1 kivi

 

Öğle

• 100 gr. ızgara kırmızı et veya

• 150 gr. beyaz et (balık, tavuk) haftada 1 -2 defa kırmızı et haftada 2-3 defa balık haftada 2-3 defa tavuk haftada 1 -2 defa kuru baklagil tüketebilirsiniz.

 

Ara öğün

• 5 çilek + 5 erik

 

• Ara öğün

• 4-6 yemek kaşığı yulaf ezmesi +1 bardak yağsız süt

 

Akşam

• Zeytinyağlı ya da etli enginar

• (2 tane enginarla)

• 1 kase cacık

• Bol salata (karışık, az yağlı)

• 1-2 dilim tam tahıllı ekmek

 

Ara öğün

• 1 elma

 

NOT: Salataları; maydanoz, roka, tere, dereotu, biber, domates, salatalık, marul, sarımsak, soğan vb. karışımdan hazırlayın

 

Milliyet Sağlık

 

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Bu yağ birikmesi düzensiz beslenme(düzensiz beslenme kolesterolün yükselmesine de neden olur), aşırı şişmanlık ve fazla alkol kullanımı sonucu oluşur. Bu yağlanma zamanla karaciğer fonksiyonlarının bozulmasına sebep olabilir.

Doktorunuz size böyle bir tanı koymuşsa uygulayacağınız basit bir diyetle karaciğerinizi sağlığına kavuşturabilirsiniz. Gün içinde en azından yarım saat yürüyüş, metebolizmanızın daha sağlıklı çalışmasını sağlayacaktır. Yağlı yemeklerden, özellikle katı yağlarla yapılmış yiyeceklerden uzak durmanız kilolarınızı daha kolay vermenize yardımcı olacaktır.

 

Kırmızı et haftada bir kez, diğer günler beyaz et tüketin. Meyve ve sebzeye ağırlık verin. A ve C vitaminleri ile kalsiyum, demir, fosfor, manganez ve potasyum minerallerini içinde barındıran Enginar karaciğer toksinlerini temizleyici ve karaciğerdeki kan dolaşımını artırıcı özelliğinden dolayı bol bol tüketin.En az tüketeceğiniz sebze ise havuç olmalıdır.

 

Karaciğer yağlanması toplumda çok sık rastlanan bir durum olup her 4-5 kişiden birinde görülür. Kadın ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür.

 

 Yağlanmaya iltihap/yangı eşlik ederse bu durum önce karaciğer hücre harabiyetine (nekroz), sonra fibroza ve oradan da siroza ilerler. Karaciğer yağlanması olan insanlar; eğer fazla kiloluysa mutlaka kilo vermeli ( en az kilosunun 'u), yağlı gıdalardan uzak kalmalı, bol meyve sebze tüketmeli ve düzenli egzersiz yapmalıdır. En önemlisi de mutlaka bu konuda uzman olan bir doktora başvurmalıdır. Ülkemizde bu konuyu en iyi bile uzmanlık alanı iç hastalıkları uzmanları olup, bunlar içinden de özellikle bu konuda uzmanlaşmış gastroenteroloji uzmanlarıdır.

 

Karaciğer yağlanması; karaciğer hücrelerinde normalden fazla, hatta bazen aşırı derecede yağ toplanması nedeniyle meydana gelen tıbbi bir durumdur. Toplumdaki her 4-5 kişiden birinde karaciğer yağlanması görülmektedir. Kadın ve erkekte aynı sıklıkta görülür. Normal sağlıklı bir insanda karaciğer hücrelerinde az miktarda yağ bulunabilir ve bu herhangi bir hastalığa neden olmaz. Ancak karaciğerde yağlanma aşırı miktarda olduğunda, birtakım yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açar.

 

Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucu 2 durum meydana gelir:

1) Karaciğerde yağlanmanın bir sonucu olarak karaciğerde iltihap/yangı meydana gelir ve tıp dilinde buna steatoheapatit adı verilir.

 

2) Karaciğerde sadece yağlanma olması ve herhangi bir iltihap/yangının olmaması Steatohepatit geliştiğinde bu zamanla karaciğer hücrelerinin harap olmasına (nekroz) yol açar ve fibroz denilen, aynı zamanda karaciğer sirozunun başlangıcı sayılan duruma neden olur. Nekroz ilerledikçe olay siroza doğru ilerler. Bu konuda yapılan çalışmalarda steatohepatiti olan hastaların @'ında karaciğerde fibroz, -15'inde ise karaciğer sirozu gelişebileceği saptanmıştır. Ayrıca steatohepatite bağlı gelişen karaciğer sirozu zemininde karaciğer kanserinin de gelişebildiği gösterilmiştir. Bu nedenle karaciğer yağlanması tanısı konan hastalar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli ve sıkı takip edilmelidir.

 

Karaciğer yağlanmasının nedenleri

Karaciğer yağlanmasının nedenleri temel olarak alkole bağlı (alkolik karaciğer yağlanması=alkolik steatohepatit) veya alkol dışı diğer nedenler (non-alkolik steatohepatit=NASH) olarak ikiye ayrılır. NASH, Amerika'da erişkinlerde en sık görülen karaciğer hastalığıdır. Muhtemelen bizim ülkemizde de benzer bir durum mevcuttur.

 

Alkol dışı karaciğer yağlanması nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1. Obezite (aşırı kilo)

 

2. Şeker hastalığı

 

3. Açlık veya hızlı kilo kaybı

 

4. Wilson hastalığı

 

5. Uzun süreli damar yolu ile (parenteral) beslenme

 

6. Aşırı A vitamini kullanma

 

7. Hipobetalipoproteinemi / abetalipoproteinemi

 

8. Bazı ilaçlar: Kortizon içeren ilaçlar, amiodaron, tamoksifen, diltiazem, tetrasiklin, talium, östrojenler

 

9. Bazı zehirler: karbontetraklorür (CCl4), fosfor, kurşun (Pb), kloroform (CHCl3), arsenik (As).

 

10. Gebelik

 

11. Bazı ameliyatlardan sonra (jejunoileal bypass, gastrik bypass)

 

Karaciğer Yağlanmasının Mekanizması

Karaciğer yağlanması (steatosis) hepatositlerde trigliseridl ve diğer lipidlerin toplanması sonucu meydana gelir. Bu yağlanma sonucu inflamasyon (iltihap/yangı) geliştiğinde steatohepatit olarak adlandırılır. Bunun olası mekanizmaları aşağıdaki nedenler olduğu düşünülmektedir:

 

Karaciğer hücrelerinden perifere gönderilen trigliserid miktarının azalması

 

Hepatoselüler inflamasyon ve fibroza yol açan ikincil uyaranlara (oksidatif stres, adipositokinler, barsaktan salınan endotoksinler) hassasiyet.

 

Yağ asitlerinin mitokondriyal oksidasyonunun azalması.

 

Yağ asidi sentezinin artması veya karaciğer hücrelerine gelen yağ asidi miktarının artması

 

Belirti ve Bulgular

Karaciğer yağlanmasının özel bir belirtisi veya bulgusu yoktur. Genellikle herhangi bir belirti vermez. Ancak karaciğerinde yağlanması olan insanlarda; bazen karnın sağ üst tarafında dolgunluk hissi, halsizlik, çabuk yorulma gibi belirtiler görülebilir. Çok nadir olarak karaciğer yağlanmasına bağlı ileri karaciğer hastalığı olan insanlarda kaşıntı, iştahsızlık, sarılık ve bulantı görülebilir. Bu gibi şikâyetleri olmayan insanlarda normal bir fizik muayene ile (eğer karaciğerde yağlanmaya bağlı büyüme meydana gelmemişse) karaciğer yağlanması tespit edilemeyebilir.

 

Teşhis

Karaciğer yağlanması daha çok başka nedenlerle yapılan kan tahlilleri veya ultrason ile teşhis edilir. Kan tahlillerinde karaciğer enzimleri yüksek saptandığı zaman yine başka birtakım hastalıklarla beraber karaciğer yağlanması da akla gelmelidir. Ultrasonda ise karaciğerin büyümüş olduğu görülür.

 

Kesin teşhis karaciğer biyopsisi (lokal anestezi altında ince bir iğne ile karaciğerden çok küçük bir parçanın alınıp patoloji uzmanı tarafından mikroskopik olarak incelenmesi) ile konulsa da, rutin klinik pratikte genelde biyopsi yapılmamaktadır.

 

Tedavi

Alkol alımına bağlı karaciğer yağlanmasında tek tedavi yöntemi alkol alımının kesilmesidir.

 

Asıl konumuz olan alkol dışı karaciğer yağlanmasında ise bugüne kadar 10'dan fazla ilaç kullanılmıştır ancak kesin bir fayda elde edilememiştir. Sadece bir tane ilaç ile hastalardaki yağlanmanın gerilediği ortaya konulmuş olsa da bu ilacın karaciğer yağlanmasında kullanımı için T.C. Sağlık Bakanlığı (veya başka bir ülkenin ) bu konuda ruhsatı bulunmamaktadır.

 

Tedavinin esasları; yaşam tarzı değişikliği, egzersiz, diyetteki yağ miktarının azaltılmasıdır.

 

Hızlı kilo vermek de karaciğer yağlanmasına yol açar

Aşırı kilolu olan (obezite: Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 olduğu zaman obezite tanısı konulur. Vücut kitle indeksi (VKİ); vücut kilosu/metre cinsinden boyun karesi olarak hesaplanır. Ör; 70 kilo ağırlığında ve 1,70 m boyunda olan bir kişinin VKİ=70/1.70x1.70= 24,22 kg/m2 olarak hesaplanır) insanlar  oranında kilo verdiğinde karaciğerdeki iltihaplanma/yangı ve büyüme geriler. Ancak kilo verme konusunda en önemli konulardan birisi de hızlı kilo vermekten kaçınılmasıdır. Haftada 1 kg verecek şekilde plan yapılmalıdır. Daha hızlı kilo vermek de kendi başına karaciğer yağlanması yapabilir. Bu nedenle şok diyetlerden, aşırı açlık öneren diyetlerden mutlaka uzak durulmalıdır.

 

Ayrıca hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi gibi gıdalardan kaçınılmalı, sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdalar tüketilmelidir.

 

Yürüyüş yapın

Egzersiz de kilo vermede, karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan insülin direncini düşürmede ve ayrıca uzun vadeli olarak kalp ve damar hastalıklarından korunmada faydalı olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu yararın ortaya çıkması için en az, günde 30-45 dk olmak üzere haftada 4 gün tempolu yürüyüş gereklidir.

 

Kaynaklar

1-Current Consult Medicine. Maxine A. Papadakis, MD, Stephen J. McPhee, MD ISBN: 0-07-141327-7

 

2-Fatty liver and non-alcoholic steatohepatitis. Takafumi Saito, Keiko Misawa and Sumio Kawata. Internal Medicine 2007.

 

3-American Gastroenterological Association Technical Review on Nonalcoholic Fatty Liver Disease. 2002

 Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.