Manoma üzümünün (siyah ve kırmızı
çalı üzümü)çekirdeğinden ve kabuklarından faydalanılarak üretilen
bir üründür. 25 yaşın üzerinde giderek vücudun antioksidan üretimi
yavaşlar.
Bu nedenle de vücudun kendini
yenileme süresi uzar ve yaşlanma süreci başlamış olur. Aynı zamanda
çevreden alınan Serbest radikallerin (alkol, sigara, çevre
kirliliği, stres ve düzensiz beslenme ile)giderek birikmeye
başlaması çeşitli hastalıklara neden olur.
Bu etkilerin ortadan kaldırılması
için vücuda antioksidan alınması gereklidir.Bunun en kolay yolu
düzenli olarak bu tür gıda desteklerinin kullanılmasıdır. Yapılan
bazı klinik çalışmalara göre üzüm çekirdeği ekstresinin özellikle
kalp bölgesindeki serbest radikallerin etkisiz hale getirilmesinde
daha başarılı olduğunu göstermiştir.Vücudun korunmasına ve cilt
güzelliğinin sağlanmasına yardımcı olmaktadır.Dünyada son yıllarda
en yaygın kullanılan doğal ürünlerden biridir.
Özellikle damar sağlığının korunması
ve kansere karşı gösterdiği etkiler nedeni ile bazı ülkelerde
reçeteli satışları başlamıştır. Grape Seed Extract, kalp krizi
riskinin azaltılmasına varis ve hemeroit gibi damar hastalıklarının
önlenmesine yardımcı olmaktadır.
Bunun yanında içerisindeki Citrus
Bioflavonoids, hücre yenilenmesini ve vücudun kendini onarma hızını
arttırır. Yeşilçay ve karotenlerde cilt güzelliğini sağlamakta ve
dokuların daha sağlıklı olmasına yardımcı olmaktadır.Aynı zamanda
üzüm çekirdeği ekstresî kilo kontrolüne ve forma girmeye yardımcı
bir gıda takviyesidir.
KULLANIM ALANLARI:
Antioksidanlar en etkin anti-aging (yaşlanmayı
geciktirici)ürünlerdir. Cildin daha sıkı ve elastik olmasında
etkilidir. Üzüm çekirdeği; daha az kırışıklığa neden olan kan
damarlarının genişlemesi ve kasları rahatlatma konusunda etkilidir.
Bağışıklık sistemi ve kan dolaşımı fonksiyonlarını desteklemede ve
uygun cilt hastalıklarında besin takviyesi olarak üzüm çekirdeği
kullanılmaktadır. Hücre zarlarını güçlendirir ve hücreleri oksidatif
hasardan korur. Serbest radikallerden korunmamızı
sağlayabilmektedir.
Serbest radikaller yaşlanmayla birlikte gelen artrit (mafsal-eklem
iltihabı), alerji, dolaşım bozuklukları, şeker hastalığı, kalp
hastalığı, damar tıkanıklığı gibi dejeneratif hastalıklarda rol
oynar.) Üzüm çekirdeği iyi bir kanser savaşcısıdır. Bazı çalışmalar
üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidanları, arterlerde plak ya da
yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu
lipoprotein ya da "kötü kolestrol"gibi kan lipitlerinin
oksidasyonunu önleyebil diğini doğrulpmıştır.
Bu özelliği ile üzüm çekirdeği kalp
sağlığımızın korunmasında önemlidir. Üzüm çekirdeği ekstresi, artrit
ve alerjiler gibi yaygın hastalıkları tedavisinde kullanılan bir
anti-iltihapsaldır. Kılcal damarları güçlendirmede oldukça
etkilidir.
Üzüm çekirdeği, bilgisayar ekranı
karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirebilmektedir.
Cildi cansız ve solgun olanlarda başarıyla kullanılabilmektedir ve
vücudun daha canlı daha diri olmasını sağlamaktadır. Kilo
kontrolünde, diyete destek amaçlı kullanılmaktadır.
Karaciğer İle İlgili Yazılar
KARACİĞER ŞİŞMESİ
Herhangi bir
karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra
yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.
Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın
bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı
esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür.
KARACİĞER
YENİLENMESİ
Altı ayda bir yenilenen karaciğerin hassas hücreleri, alkol
kullanımı halinde zarar görüyor.
Karaciğeriniz çok güçlü bir organdır. Kendini yenileme ve rezerv
kapasitesi çok yüksektir.
Yaşadığı
sorunlar ciddi düzeylere ulaşmadıkça kolay kolay sizi üzmez. Eğer
vücudunuzda karaciğer hastalığına bağlı herhangi bir belirti ortaya
çıktı ise karaciğerinizin nerdeyse üçte birinden fazlasının zarar
gördüğünü bilmelisiniz.
Karaciğeriniz
kendi kendini yenileme ve tamirde de oldukça ustalaşmış bir
organdır. Üçte ikisi zarar görmüş de olsa zararlı etkenden
uzaklaştırılıp bakıma alınırsa, eski sağlığına yeniden kavuşabilir.
Ama eğer dikkat edilmez, ona zarar veren etkenle (alkol, virüs,
ilaç) baş başa bırakılırsa, zamanla o da pes eder.
O, EN KİBAR
ORGANLARDAN BİRİDİR
Karaciğer,
hastalığını belirtmekten çekinen bir organdır. Ağrıyı ileten sinir
uçları bulunmadığından, karaciğer hastalığında ağrı pek hissedilmez.
Nadiren iltihap, apse veya sıvı birikimi nedeniyle birden bire
büyüdüğünde sağ kaburga yayı altında "gerilme ağrıları" yaşanabilir.
Ağrının yeri sağ kaburga yanının hemen altıdır.
Karaciğer
rahatsızlıkları kendini daha çok karnın üst kısmında şişlik ve/veya
dolgunluk ile gösterse de bir karaciğer sorununun klasik belirtisi
halsizlik ve yorgunluktur. Özellikle ilerleyici yorgunluk ve
iştahsızlıklarda karaciğer mutlaka hatırlanmalıdır.
Karaciğer
hastalanınca yorgunluktan başka belirtiler de ortaya çıkar. Sarılık,
yani cilt ve göz akında sararma, en önemli belirtilerdendir ama iş
bu noktaya geldiğinde çoğu kez karaciğerdeki rahatsızlık da oldukça
ilerlemiştir.
Özellikle
idrar renginin koyulaşmasıyla birlikte olan sarılıkların karaciğer
hastalıklarıyla ilişkili olması daha yüksektir. İlerlemiş karaciğer
hastalıklarında karında ve ayaklarda şişme, erkeklerde göğüslerde
büyüme ve tüy dökülmesi de ortaya çıkabilir.
Sorun
karaciğer yetmezliği aşamasına ulaştığında, ciltte kuruma, pullanma,
kaşınma, damarsal genişlemeler, avuç içlerinde kızarma, saç ve
kaşlarda azalma, bulantı, iştahsızlık gibi belirtilerde ortaya
çıkar. Bulantı ve iştah kaybı sık görülen iki belirtidir.
NASIL TEŞHİS
EDİLİR
Karaciğerin
hastalandığını ortaya koyan pek çok test var. Bunlardan bazıları çok
yaygın kullanılmaktadır: "SGOT, SGPT, GGT" kanda "BİLİRÜBİN"
seviyeleri, idrarda "BİLİRÜBİN" ve "ÜROBİLİNOJEN" testleri bunların
en çok yapılanlarıdır. Teşhiste kullanılan daha pek çok test var:
Kanda protein düzeyi, virüs hepatiti işaretleri, immünolojik
incelemeler görüntüleme yöntemleri bunlardan bazılarıdır. Tanı
sorunu olduğunda karaciğer biyopsisinden de yararlanmak gerekebilir.
Bu testlerin
hangilerinin ne zaman yapılacağına doktorlar karar verecektir. Bazı
karaciğer sorunlarında teşhis gerçekten güçtür. Böyle durumlarda
karaciğer konusunda uzmanlaşmış hepatoloji uzmanlarından istifade
etmek gerekir.
DOĞAL
YÖNTEMLERDEN FAYDALANIN
Karaciğerinize
iyi bakın. Onu dış kaynaklı zararlardan (alkol gibi) koruyun. Daha
güçlü hale getirmek istiyorsanız, doğal destekler ve bazı
besinlerden yararlanın. Eğer karaciğerinize doğal yoldan yardımcı
olmak istiyorsanız enginarın ve devedikeninin en çok yararlanılan
bitkiler olduğunu hatırlatalım.
Enginar
içerdiği "Cynarini", deve dikeni (milk thistle) "Silymarin" ile
karaciğerin kendini onarmasına yardımcı olabilir. Ayrıca
"Hindiba"nın, karaciğeri zehirli maddelerden arındırdığını, havuçun
içerdiği antioksidanlarla karaciğeri temizlediğini ileri sürenler de
var.
Karaciğer
Enzimleri
Karaciğer Enzimleri - AST ve ALT
Karaciğerde
oluşan hasarın ilk belirleyicisi karaciğer hücreleri tarafından kana
salınan enzimlerdir. Normal koşullarda bu enzimler karaciğer
hücreleri tarafından depo edilmektedirler. Ancak karaciğer
hücrelerinde meydana gelen hasar sonucu bu enzimler kana karışır ve
kan testleri ile tesbit edilebilirler.
Karaciğere
özgü olan ve karaciğer hasarını belirlemek için sıklıkla kullanılan
enzimler aminotranferazlardır. Bunlar Aspartat aminotransferaz (AST
- SGOT) ve alanin aminotransferaz (ALT - SGPT) dir. Bu enzimler
normalde karaciğer hücreleri olan hepatositlerde bulunurlar.
Karaciğerde bir hasar meydana geldiğinde kana karışırlar ve kandaki
seviyeleri yükselir.
Aminotransferazlar nasıl adlandırılır?
Aminotransferazlar hücre içindeki kimyasal reaksiyonları
katalizleyen enzimlerdir. Verici moleküldeki amino grubunu alıcı
moleküle transfer ettiklerinden "amino tranferaz" olarak
adlandırılmışlardır.
Aminotransferazlar tıpta transaminazlar olarakta
adlandırılmaktadırlar. Aspartat aminotransferaz enzimi (AST) ayrıca
"serum glutamik oksaloasetik transaminaz" (SGOT - Serum glutamic
oxaloacetic transaminase) olarakta adlandırılmaktadır. Alanin
aminotransferaz (ALT) ise "serum glutamik pürüvik transaminaz" (SGPT
- Serum glutamic pyruvic transaminase) olarak adlandırılmaktadır.
Yani AST ve SGOT, ALT ve SGPT aynı enzimleri ifade etmektedir.
Aminotransferazlar ne işe yarar?
AST (SGOT)
birçok farklı dokuda bulunmaktadır. Karaciğer, kalp, kas dokusu,
böbrek ve beyinde bulunur. Bu dokulardan herhangi birinde oluşan
hasarda kandaki AST düzeyi artmaktadır. Yani hem kas hastalıklarında
hemde kalp krizinde bu enzimin kandaki düzeyi artmaktadır. Bu
nedenle AST karaciğer hasarının spesifik bir göstergesi değildir.ALT
(SGPT) ise karaciğere daha spesifiktir. Bu enzim karaciğer dışındaki
dokulardada bulunabilmesine rağmen karaciğerde daha fazla konsantre
edildiği için karaciğer hasarının daha spesifik bir göstergesidir.
AST (SGOT)
normal düzeyi nedir?
AST enziminin
normal seviyesi 5 - 40 U/L''dir.
ALT (SGPT)
normal düzeyi nedir?
ALT enziminin
normal kan düzeyi ise 7 - 56 U/L''dir.
Hem AST hemde
ALT enzimi serumdan ölçülmektedir.
ALT ve AST
düzeyinin artması ne demektir?
AST ve ALT
düzeyleri her ne kadar karaciğer hastarının spesifik göstergeleri
olsada başka dokulardada bulunabileceği için; artmış ALT veya artmış
AST düzeyleri her zaman mutlaka karaciğer hasarı olduğunu göstermez.
AST ve ALT seviyeleri hastanın klinik durumu ve şikayetleri ile
birlikte değerlendirilmeli ve bu değerlendirme mutlaka bir doktor
tarafından yapılmalıdır.
Bu enzimlerin
düzeyleri karaciğer hasarı veya hastalığın prognozu (sağkalımı) ile
mutlak korele değildir. Bu nedenle AST (SGOT) ve ALT (SGPT)
düzeylerine bakarak karaciğerdeki hasarın derecesini belirlemek,
yahut hastalığın gidişatı hakkında fikir yürütmek doğru değildir.
Mesela "akut viral hepatit A" hastalarında karaciğer enzimleri (AST
ve ALT) çok yüksek olduğu halde hastalar karaciğerde hiçbir kalıcı
hasar olmaksızın iyileşmektedirler. Tam tersi şekilde "kronik
hepatit C" hastalarında AST ve ALT düzeyleri düşük olmasına rağmen
karaciğerdeki hasar beklenenin çok üzerinde olabilir. Hastalarda
kronik karaciğer yetmezliği, Siroz gelişebilir.
Hangi
karaciğer hastalıkları AST ve ALT düzeylerini yükseltir?
Yaygın hepatik
nekroz durumunda yani çok sayıda karaciğer hücresinin (hepatosit)
ölmesi durumunda kandaki AST ve ALT düzeyleri yükselir. Akut viral
hepatitler (Hepatit A ve Hepatit B),belirgin karaciğer toksisitesi
olan ilaçların kullanımı (asetaminofen-acetaminophen),
kardiyovasküler kollaps (şok) durumlarında (ki bu durumda karaciğere
gelen kan akımı azalacak ve karaciğer hücrelerinin beslenmesi
bozulacaktır) karaciğer hücreleri hasar görecek ve kandaki
transaminaz düzeyleri artacaktır.
Karaciğer
enzimlerindeki hafif yüksekliklere sıklıkla rastanılmaktadır. Bu
durum sağlıklı kişilerde görülebilir. ve biyokimya tetkiklerinden
kaynaklanabilir. Bu durumda karaciğer fonksiyon testlerindeki
yükseklik (AST ve ALT yüksekliği) normal değerin iki katını yada 100
U/L''yi aşmamaktadır.
AST ve ALT''de
hafif yükselmelerin en sık sebeplerinden birisi karaciğerde
yağlanmadır. Karaciğer yağlanmasının toplumdaki en sık sebebi ise
alkol kullanımıdır. Bunun yanında şeker hastalığı (diabetes
mellitus) ve şişmanlık (obezite) de karaciğerde yağlanmaya neden
olabilmektedir. Kronik hepatit C hastalığıda AST ve ALT
düzeylerindeki hafif yülselmelerin diğer bir sebebidir.
AST ve ALT''yi
yükselten ilaçlar
Birçok ilaç
karaciğer enzimlerinde yükselmeye neden olabilir.
- Ağrı
kesiciler: aspirin, asetaminofen, ibuprofen, naproxen, diclofenac,
fenilbutazon (phenylbutazone)
- Psikotik
ilaçlar: fenitoin (phenytoin), valproik asit (valproic acit),
Karbamazepin (carbamazepine - tegretol) ve fenobarbital
(phenobarbital)
-
Antibiyotikler: tetrasiklin, sulfonamid, isoniyazid (INH),
sulfametaksazol (sulfamethoxazole), trimetoprim, nitrofurantoin
- Kolesterol
düşürücü ilaçlar: statinler ve niasin
-
kardiyovasküler ilaçlar: amiodaron (cardarone), hidralazin
(hydralazine), guinidine
- Trisiklik
antidepresanlar
İlaca bağlı
karaciğer yüksekliklerinde, ilacı bıraktıktan sonra AST ve ALT
seviyelerindeki yükseklik birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde
normale dönmektedir.
AST ve ALT
anormalliklerinin nadir sebepleri
Kronik hepatit
B, hemakromatozis (demir metabolizması bozukluğu), Wilson hastalığı
(Bakır metabolizması bozukluğu), alfa-1 antitripsin eksikliği,
çöliak hastalığı (celiac sprue - gluten sensitif enteropati), chron
hastalığı, ülseratif kolit ve otoimmün hepatit karaciğer
enzimlerindeki yüksekliğin diğer nadir sebeplerindendir.
Hepatit C
kadar olmasada hepatit B hastalığıda AST ve ALT seviyelerinde
sürekli yükseklik oluşturarak kronik karaciğer hastalığına neden
olabilir.
Daha nadir
olarak karaciğerdeki kanserlerde AST ve ALT''de yüksekliğe neden
olabilirler. Karaciğer hücrelerinden gelişen kanserlere hepatoma
yada hepatosellüler kanser denmektedir. Kolon, pankreas, mide gibi
organlardaki kanserlerde karaciğere yayılım gösterebilir ve bu
durumu metastaz adı verilmektedir.
Hafif AST, ALT
yükseklikleri nasıl tedavi edilir?
Sağlıklı,
şikayeti olmayan kişilerde saptanan AST ve ALT yüksekliği
araştırılmalıdır. Doktorunuz karşılaştırma amacıyla eski tahlil
sonuçlarınızı görmek isteyebilir.
Eğer eskiye
ait tetkik sonuçlarınız yoksa doktorunuz sizi daha sonraki bir
tarihte tekrar kontrole çağırabilir. Doktorunuz AST ve ALT
düzeylerinde yüksekliğe sebep olabilecek risk faktörleri açısından
size bazı sorular sorabilir. Hepatit C ve hepatit B, kan
transfüzyonu hikayesi, enjeksiyon yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi
almak isteyebilir. Ayrıca ailede karaciğer hastalığı olan birinin
bulunması hemakromatozis, Wilson hastalığı yada alfa-1 antitripsin
eksikliği gibi genetik hastalıklar için önemlidir.
ALT ve
AST''nin ne kadar yüksek olduğuda karaciğer hastalığının sebebi
hakkında fikir verebilir. Alkolik karaciğer hastalığında AST 300 U/L
altındayken ALT düzeyi 100 U/L altındadır. Ancak akut viral
hepatitlerde bu değerler çok yüksek değerlere ulaşabilmektedir.
Alkol veya
ilaca bağımlı AST, ALT yüksekliklerinde alkolün veya ilacın
bırakılması (ilaçların doktor kontrolünde bırakılması gerekir) AST
ve ALT düzeylerinin normale inmesini sağlayabilir. Eğer karaciğer
yağlanmasının nedeni şişmanlık (obezite) ise vücut ağırlığının %5''i
ile %10''u kadar kilo vermek karaciğer enzimlerini normal sınırlara
yahut normale yakın sınırlara indirebilir.
Eğer alkol
veya ilaçların bırakılmasına ve kilo vermeye rağmen halen karaciğer
enzimlerindeki yükseklik devam ediyorsa bazı testler tedavi
edilebilir karaciğer hastalıklarını belirlemeye yardımcı olabilir.
Hepatit B ve hepatit C antikorları bakılmalıdır. Kandaki demir
oranı, demir bağlama kapasitesi, ferritin düzeyleri hemokromatozis
tanısı için kullanılmaktadır. Seruloplazmin düzeyi Wilson hastalığı
olanlarda sıklıkla düşüktür. Otoimmün hepatit olgularında ise
otoimmün antikorlar (Anti-nukleer antikor-ANA, Anti-düz kas antikoru
Anti-dsDNA, Karaciğer ve böbrek mikrozomal antikorları) yüksek
bulunmaktadır.
Ultrason ve
bilgisayarlı tomografi karaciğerde yer kaplayan lezyonları, safra
taşlarını veya safra yollarını tıkayan kitleleri gösterebilir.
Karaciğer
biyopsisi karnın sağ üst bölgesinden ince bir iğne ile vücuda
girerek çok az bir karaciğer dokusu alınarak mikroskop altında
incelenmesidir. Karaciğer biopsisi sıklıkla ultrason ile karaciğer
görüntülendikten ve karaciğerein yeri tesbit edildikten sonra
yapılır.
AST ve ALT
takibi niçin yapılır?
Bazı
durumlarda doktorunuz AST ve ALT tetkiklerini takip etmek
isteyebilir. Mesela kronik hepaitit C hastalarında rutin alınan AST,
ALT seviyeleri tedavinin izleminde son derece önemlidir. Tedavi
başarılı ise AST ve ALT düzeyleri normal yada normale yakın
sınırlara gerileyecektir. Normal düzeye inen enzim seviyelerinde
tekrar yükselme görülmesi hastalığın nüksettiğinin göstergesi
olabilir.
AST ve
ALT''den başka karaciğer enzimi var mı?
AST ve ALT
dışında karaciğer için spesifik olan ve sıklıkla kullanılan diğer
enzimler GGT (Gama glutamil transpeptidaz) ve 5''nukleotidaz dır.
ALT yani SGPT=
karaciğer fonksiyon testlerinden birisidir.
Normal
değerleri:
Erkek: 9-43
U/L
Kadın: 9-36
U/L dir.
ALT enzimi,
AST enzimine paralellik gösteren bir enzimdir. Ancak substrat olarak
prüvik asidi kullanmasıyla farklılık gösterir. Karaciğer, böbrek,
kalp, iskelet kası ve pankreas da bulunur.
ALT Düzeyinin
Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:
- Akut
hepatitler
- Siroz
- EMN
- MI
- İlaçlar
- AST düzeyini
arttıran diğer nedenler genelde ALT düzeyini de arttırır.
ancak ;
Analizi Etkileyen Olumsuz Faktörler vardır..
bunlar :
Hemolizli,
lipemik, ikterik serum örnekleridir.
AST (SGOT)
konusuna gelirsek......
AST ; Amino
asit ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan intrasellüler
enzimlerdir. Enzim kalp, karaciğer, iskelet kası, pankreas da
bulunur.
Normal
değerler:
Erkek: 10-34
U/L
Kadın: 10-31
U/L dir.
AST Düzeyinin
Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:
Kalp
hastalıklarına bağlı;
- Akut MI
(yaklaşık ilk 4 saat içinde yükselmeye başlar.)
- Kalp
operasyonları
- Eksternal
kalp masajından sonra
- Akut
romatizmal kardit
-
Anjiokardiografi ve kalp masajından sonra
Karaciğer
hastalıklarına bağlı;
- Enfeksiyoz
hepatit
- Karaciğerin
malign infiltrasyonları
- Kolanjitis
- Aşırı alkol
alınımı
- EMN
- Karaciğere
toksik olan madde ya da ilaçların kullanımına bağlı olarak
Travmalara
bağlı;
- İntra
muskular enjeksiyonlar sonrası
- Lokal
radyasyon hasarı
-
Karbonmonoksit zehirlenmesi
- Arı sokması
- Künt
yaralanmalar
- Güneş
çarpmaları
Diğer
nedenlere bağlı;
- Akut
pankreatit
- Gut
-
Dermatomiyozitis
-
Pseudomuskular distrofi
- Astma krizi
- Proksismal
miyoglobuliüri
sizin AST ve
ALT değerleriniz hafif yüksektir. uygun bir diyet aldığınız taktirde
düzelecektir.
benim size
önerim :
1) hergün
düzenli olarak , mutlaka egzersiz yapmanız
2) alkol ve
sigaradan uzak durmanız
3) omega-3 yağ
asitlerinden zengin diyet almanız.
Omega-3 yağ
asitleri sayesinde trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece
ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut
inme riski azalır.
omega-3 ’ün
bulunduğu başlıca besinler ise :
Soğuk sularda
yaşayan yağlı balıklar (somon balığı), Orkinos tipi ton balığı,
uskumru, sardalya, hamsi, Ada Çayı (%64), Kivi (%62), Perilla(%58),
Semizotu(%35) daha az oranlarda ceviz, badem, fındık, soya filizi,
kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu
yağı, kanola yağı, soya yağı, tatlı patates, marul, lahana, brokoli
ve diğer yeşil yapraklı sebzelerdir.
4 ) ayrıca ;
Bira Mayası, Domates, Ceviz, Çavdar, Çilek, Elma, Erik, Havuç,
Kiraz, Limon, Pırasa, Sarmısak, Soğan, Adaçayı, Ardıç, Ay Çiçeği,
Buğday Çimi, Karabaş Otu, Kekik, Kuşdili, Nane gibi yiyecekler
oldukça faydalı gıdalardır.
Karaciğer
Yağlanması
Karaciğer Yağlanması, Belirtileri nedir, Karaciğer Yağlanması
Tedavisi ve diyeti,
Karaciğer
yağlanması artıyor
Prof. Dr.
Osman Müftüoğlu, 10-15 yıldır yaşanan metabolik sendrom ve obezite
salgınının tetiklediği ‘karaciğer yağlanmasını’ anlattı
Sizi
tanıyoruz! Sağlık kontrollerinizi her yıl düzenli olarak
yaptırıyorsunuz. Sağlık riski analizleriniz bu yıl da yaptırdınız.
Sonuçlarınızla birlikte doktorunuzdan bir randevu ayarladınız.
Doktorunuz tetkiklerinizde ‘ALT ve AST enzimlerinizin yüksek’,
karaciğer ultrasonografinizde ‘diffüz yağlanma’ uyarısı saptadı.
Muayenenizdeki karaciğerde büyüme’ notu ile birlikte değerlendirdiği
bu bulgularla biraz telaşlandı. Ama siz sakın telaşlanmayın.
Laboratuar bulgularınızı inceleyen doktorunuzun size yönelttiği şu
soruyu dikkatle yanıtlayın:
-Alkol
kullanımınızı arttırdınız mı?
Karaciğerinize
zarar verebilecek bir ilaç veya kimyasal kullandınız mı?
-Kilonuzda
hızlı bir artma ve/veya kan yağlarınızda, kan şekerinizde ani bir
yükselme oldu mu?
İlk iki soruyu
‘Hayır’, son soruyu ‘Evet’ diye yanıtladıysanız siz de ‘Alkole bağlı
olmayan karaciğer yağlanması’ sorunu ile karşı karşıya
olabilirsiniz. Alkol kullanımında artma (alkolik hepatit), siroza
doğru ilerleyen A, B veya C tipi viral hepatitler, karaciğer
kanserleri (hepatoma), karaciğerde demir (hemakromatot) veya bakır
depolanması (Wilson Sirozu) hastalıkları, şeker hastalığı kanda
trigliserid artışı ve daha pek çok neden ‘yağlı karaciğer’ sorunu
ile birliktedir. Sayılan bu sorunların çoğunda karaciğerde ciddi bir
hasar ol¬madan işi kontrol altına almak mümkündür. Karaciğer
yağlanması sık gö¬rülür ve doktorları pek ürkütmez.
Çoğu kez
alkolle ilişkilidir
Bunun nedeni
karaciğer yağlanmalarının önemli bir kısmının uzunca bir süre
gereğinden fazla alkol kullanımı ile ilişkili olmasındandır. Aslında
‘alkole bağlı karaciğer yağlanması’ sirozla sonuçlanabilen ciddi bir
sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir.
Sigara kullanımına karşı yürütülen toplumsal kampanyalar alkol için
de yapılmalıdır. İnsan bedeni için kimyasal bir zehir olan alkolün
kontrolsüz kullanımı sağlık için düzeltilmesi olanaksız sorunlar
yaratır. Alkol kullanımının yaygın olduğu toplum kesitlerinde
karaciğer yağlanması ile sık karşılaşılır.
Karaciğer
yağlanmasının B ve C hepatitlerinin kronikleşmesi (süreğen
hepatitler), karaciğerde demir ve bakır bi¬rikmesi, bağışıklık
sisteminin bedeni yanlış ve dikkatsiz denetlemesi veya bazı
enzimlerin genetik olarak sorunlu biçimde geçmesi gibi nedenlerle de
oluşabileceğini biliyoruz. Saydığımız bu son hastalıklar oldukça
seyrek görülür.
Şimdi daha sık
görülüyor
Son yıllarda
‘karaciğer yağlanması’ teşhisini çok daha sık koyuyoruz. Bunun pek
çok nedeni var ancak en önemlisi kilo fazlalığı ve obezite sorununun
yaygınlaşması. Basit, sıradan kilo artışlarının yanında metabolik
sendromun (insülin direnci senromu, polikistik över sendromu), şeker
hastalığının, kanda ‘trigliserid’ olarak bilinen yağların artışının
(hipertrigliseridemi) da ‘alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’
tanısındaki artışta önemli payı var. Biz, özellikle metabolik
sendrom tanısı koyduğumuz hemen her hastada ‘yağlı karaciğer’ sorunu
ile de karşılaşıyoruz. İyi kontrol edilememiş bir erişkin tipi şeker
hastasında, orta derecede kilo almış bir fazla kiloluda özellikle de
şişman hastalarda karaciğer yağlanması sorunu ile karşılaşmamak pek
olası değil!
Doğru tanı çok
önemli
Alkole bağlı
olmayan karaciğer yağlanması teşhisinin doğru konulması önemli.
Yoksa yukarıda belirtilen önemli bazı hastalıkların tanısında
(siroz, karaciğer kanseri, karaciğerde demir veya bakır depolanması
hastalıkla¬rı gibi) geç kalınır, altın değerinde zamanlar boşuna
harcanır. Teşhis için iki kıstas var: Karaciğer yağlanması
belirlenen bir hastada belirgin alkol tüketi¬minin olmaması ve
yukarıda belirtilen karaciğere özel hastalıklardan herhangi birinin
bulunmaması.
‘Yağlı
karaciğer’ sorunu ile karşılaşma oranındaki artışın diğer bir nedeni
de tıp bilimindeki gelişmeler: Ultrasonografi gibi görüntüleme
yöntemlerinin bulunması ve hızla yayılması, karaciğer enzimlerini
(SGOT, SGPT, GGT) araştıran laboratuar testlerinin neredeyse sağlık
ocaklarında bile yapılabilmesi, karaciğer iğne biyopsisinin kolay
uygulanabilir, kolay kabul edilebilir bir tanı yöntemi haline
gelmesi, tanı koyulan olgu sayısını arttırdı. 20-30 yıl önce pek çok
hastanın farkına bile varılmıyordu. Alkole bağlı olmayan karaciğer
yağlanmasının sıklığının toplum genelinde yüzde 4-6, şişmanlar
arasında ise yüzde 25-30 civarında olduğu belirtiliyor. Çok aşırı
şişmanlarda bu oran yüzde 95′e yükseliyor.
Metabolik
sendrom ve kilo etkili
Yağlı
karaciğer tanısı konulan hastaların büyük bir kısmında, metabolik
sendromun bileşenleri olan ‘şişmanlık-şeker hastalığı
hipertrigliseridemi’ üçlemesinin biri, birkaçı ya da tümü
saptanıyor. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasından patlamanın
nedeni ise refah toplumlarının yanlış yaşam biçimi seçimleri: Aşırı
kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, şeker tüketimindeki
korkunç artış, yağ ve karbonhidrat tüketimi çılgınlığı, rafine
atıştırma ürünleri ve tabii ki hareketsiz bir yaşam sürdürmekteki
kararlılık!
Teshis
Yağlı
karaciğer sorununun önemli bir belirtisinin olmaması da tehlikeli.
Hastalık hiçbir belirti vermeden yıllarca sinsi bir seyir
gösterebiliyor. Halsizlik, kırgınlık, yorgunluk, karın üst sağ
bölgesinde ağrı veya dolgunluk hissi çok az hastada olabiliyor.
Klinik muayenede karaciğerde büyüme dışında karaciğer hastalığını
düşündürebilecek bulgulardan (sarılık, karında sıvı birikimi,
memelerde büyüme) hiçbiri saptanmıyor. Hastalardaki ortak laboratuar
bulgusu ALT (SGPT), AST (SGOT) ve GGT enzimlerinde görülen artıştır.
Artma genellikle orta düzeylerde kalıyor, normalin 2-3 katını pek
geçmiyor, AST/ ALT oranı genellikle 1 ‘den düşük kalıyor. Alkalen
fosfataz enziminde de normalin 2-3 katı bir artış olabiliyor.
Karaciğeri değerlendirmede yararlanılan diğer testler (biluribinler,
albumin, protrombin zamanı) pek değişmiyor.
Tedavisi
Tartışılıyor
Ultrasonografi, yağlanmanın belirlenmesinde duyarlı bir yöntem.
Tomografi ve MR ileri görüntüleme araçlarına pek az ihtiyaç duyulur.
Kesin tanı için kusursuz test, karaciğer biyopsisidir. Karaciğer
uzmanlarının çok azı bir alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’
hastasında biyopsi önerirler. Hastalığın tahmininin kolay
yapılabilmesi, biyopsinin pahalı ve riskli bir tanı aracı olması,
tedavide etkili bir yöntemin henüz saptanmamsı biyopsi yapılan hasta
sayısının azalmasının nedenleridir. Diyabeti, hipertansiyonu,
şişmanlığı, hipertrigliseridemisi, insülin direnci olan, ALT/AST
oranı 1′den az, ultrasonografisinde fibrozis saptanmayan bir hastada
tanının tahmini’ de konsa, tutma olasılığı yüzde 90’dan fazladır!
Antioksidanlar
yararlı
‘Alkol ile
ilişkisiz karaciğer yağlanması’ sonuçları pek tehlikeli olmayan bir
sorunudur. Siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün
hastalıkları gibi ciddi nedenler ekarte edilmelidir. Tedavide kilo
vermek, kan şekerini düzenlemek, trigliserid seviyelerini indirmek
çok etkilidir. Kan yağlarını azaltan clofibratdan, gemfibrozisden
bir reçine olan ursodeoksikolik asid’den insülin direnci
saptananlarda metformin ve thiazolidinedine’lerden yararlanıyoruz.
Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yeni bir yolu da ‘antioksidan’
tedavisi, E vitamini, betaine ve Nacetyl cystein en sık kullanılan
antioksidanlar.
Karaciğer
yağlanmasının nedenleri
• Metabolik
sendrom
• Obezite /
şişmanlık
• Şeker
hastalığı
• Trigliserid
fazlalığı
• Endüstriyel
toksinler
• Bakır depo
hastalığı
• Demir depo
hastalığı
• İlaçlar
(Kortizon grubu; Diltiazem, nifedipine, amiodarone)
• Karaciğer
depo hastalığı
• Sirozun ilk
evreleri
Kahvaltı
• 1 porsiyon
beyaz peynir (az yağlı)
• 2 dilim tam
tahıllı ekmek
• 5-6 adet
zeytin veya 2 adet ceviz veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, domates,
salatalık, biber, maydanoz
Ara öğün
• 1 kivi
Öğle
• 100 gr.
ızgara kırmızı et veya
• 150 gr.
beyaz et (balık, tavuk) haftada 1 -2 defa kırmızı et haftada 2-3
defa balık haftada 2-3 defa tavuk haftada 1 -2 defa kuru baklagil
tüketebilirsiniz.
Ara öğün
• 5 çilek + 5
erik
• Ara öğün
• 4-6 yemek
kaşığı yulaf ezmesi +1 bardak yağsız süt
Akşam
• Zeytinyağlı
ya da etli enginar
• (2 tane
enginarla)
• 1 kase cacık
• Bol salata
(karışık, az yağlı)
• 1-2 dilim
tam tahıllı ekmek
Ara öğün
• 1 elma
NOT:
Salataları; maydanoz, roka, tere, dereotu, biber, domates,
salatalık, marul, sarımsak, soğan vb. karışımdan hazırlayın
Milliyet
Sağlık
Karaciğer
yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına
gelir. Bu yağ birikmesi düzensiz beslenme(düzensiz beslenme
kolesterolün yükselmesine de neden olur), aşırı şişmanlık ve fazla
alkol kullanımı sonucu oluşur. Bu yağlanma zamanla karaciğer
fonksiyonlarının bozulmasına sebep olabilir.
Doktorunuz
size böyle bir tanı koymuşsa uygulayacağınız basit bir diyetle
karaciğerinizi sağlığına kavuşturabilirsiniz. Gün içinde en azından
yarım saat yürüyüş, metebolizmanızın daha sağlıklı çalışmasını
sağlayacaktır. Yağlı yemeklerden, özellikle katı yağlarla yapılmış
yiyeceklerden uzak durmanız kilolarınızı daha kolay vermenize
yardımcı olacaktır.
Kırmızı et
haftada bir kez, diğer günler beyaz et tüketin. Meyve ve sebzeye
ağırlık verin. A ve C vitaminleri ile kalsiyum, demir, fosfor,
manganez ve potasyum minerallerini içinde barındıran Enginar
karaciğer toksinlerini temizleyici ve karaciğerdeki kan dolaşımını
artırıcı özelliğinden dolayı bol bol tüketin.En az tüketeceğiniz
sebze ise havuç olmalıdır.
Karaciğer
yağlanması toplumda çok sık rastlanan bir durum olup her 4-5 kişiden
birinde görülür. Kadın ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür.
Yağlanmaya
iltihap/yangı eşlik ederse bu durum önce karaciğer hücre
harabiyetine (nekroz), sonra fibroza ve oradan da siroza ilerler.
Karaciğer yağlanması olan insanlar; eğer fazla kiloluysa mutlaka
kilo vermeli ( en az kilosunun 'u), yağlı gıdalardan uzak kalmalı,
bol meyve sebze tüketmeli ve düzenli egzersiz yapmalıdır. En
önemlisi de mutlaka bu konuda uzman olan bir doktora başvurmalıdır.
Ülkemizde bu konuyu en iyi bile uzmanlık alanı iç hastalıkları
uzmanları olup, bunlar içinden de özellikle bu konuda uzmanlaşmış
gastroenteroloji uzmanlarıdır.
Karaciğer
yağlanması; karaciğer hücrelerinde normalden fazla, hatta bazen
aşırı derecede yağ toplanması nedeniyle meydana gelen tıbbi bir
durumdur. Toplumdaki her 4-5 kişiden birinde karaciğer yağlanması
görülmektedir. Kadın ve erkekte aynı sıklıkta görülür. Normal
sağlıklı bir insanda karaciğer hücrelerinde az miktarda yağ
bulunabilir ve bu herhangi bir hastalığa neden olmaz. Ancak
karaciğerde yağlanma aşırı miktarda olduğunda, birtakım yapısal ve
fonksiyonel değişikliklere yol açar.
Karaciğerde
aşırı yağ birikmesi sonucu 2 durum meydana gelir:
1) Karaciğerde
yağlanmanın bir sonucu olarak karaciğerde iltihap/yangı meydana
gelir ve tıp dilinde buna steatoheapatit adı verilir.
2) Karaciğerde
sadece yağlanma olması ve herhangi bir iltihap/yangının olmaması
Steatohepatit geliştiğinde bu zamanla karaciğer hücrelerinin harap
olmasına (nekroz) yol açar ve fibroz denilen, aynı zamanda karaciğer
sirozunun başlangıcı sayılan duruma neden olur. Nekroz ilerledikçe
olay siroza doğru ilerler. Bu konuda yapılan çalışmalarda
steatohepatiti olan hastaların @'ında karaciğerde fibroz, -15'inde
ise karaciğer sirozu gelişebileceği saptanmıştır. Ayrıca
steatohepatite bağlı gelişen karaciğer sirozu zemininde karaciğer
kanserinin de gelişebildiği gösterilmiştir. Bu nedenle karaciğer
yağlanması tanısı konan hastalar ayrıntılı bir şekilde
değerlendirilmeli ve sıkı takip edilmelidir.
Karaciğer
yağlanmasının nedenleri
Karaciğer
yağlanmasının nedenleri temel olarak alkole bağlı (alkolik karaciğer
yağlanması=alkolik steatohepatit) veya alkol dışı diğer nedenler
(non-alkolik steatohepatit=NASH) olarak ikiye ayrılır. NASH,
Amerika'da erişkinlerde en sık görülen karaciğer hastalığıdır.
Muhtemelen bizim ülkemizde de benzer bir durum mevcuttur.
Alkol dışı
karaciğer yağlanması nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1. Obezite
(aşırı kilo)
2. Şeker
hastalığı
3. Açlık veya
hızlı kilo kaybı
4. Wilson
hastalığı
5. Uzun süreli
damar yolu ile (parenteral) beslenme
6. Aşırı A
vitamini kullanma
7.
Hipobetalipoproteinemi / abetalipoproteinemi
8. Bazı
ilaçlar: Kortizon içeren ilaçlar, amiodaron, tamoksifen, diltiazem,
tetrasiklin, talium, östrojenler
9. Bazı
zehirler: karbontetraklorür (CCl4), fosfor, kurşun (Pb), kloroform
(CHCl3), arsenik (As).
10. Gebelik
11. Bazı
ameliyatlardan sonra (jejunoileal bypass, gastrik bypass)
Karaciğer
Yağlanmasının Mekanizması
Karaciğer
yağlanması (steatosis) hepatositlerde trigliseridl ve diğer
lipidlerin toplanması sonucu meydana gelir. Bu yağlanma sonucu
inflamasyon (iltihap/yangı) geliştiğinde steatohepatit olarak
adlandırılır. Bunun olası mekanizmaları aşağıdaki nedenler olduğu
düşünülmektedir:
Karaciğer
hücrelerinden perifere gönderilen trigliserid miktarının azalması
Hepatoselüler
inflamasyon ve fibroza yol açan ikincil uyaranlara (oksidatif stres,
adipositokinler, barsaktan salınan endotoksinler) hassasiyet.
Yağ
asitlerinin mitokondriyal oksidasyonunun azalması.
Yağ asidi
sentezinin artması veya karaciğer hücrelerine gelen yağ asidi
miktarının artması
Belirti ve
Bulgular
Karaciğer
yağlanmasının özel bir belirtisi veya bulgusu yoktur. Genellikle
herhangi bir belirti vermez. Ancak karaciğerinde yağlanması olan
insanlarda; bazen karnın sağ üst tarafında dolgunluk hissi,
halsizlik, çabuk yorulma gibi belirtiler görülebilir. Çok nadir
olarak karaciğer yağlanmasına bağlı ileri karaciğer hastalığı olan
insanlarda kaşıntı, iştahsızlık, sarılık ve bulantı görülebilir. Bu
gibi şikâyetleri olmayan insanlarda normal bir fizik muayene ile
(eğer karaciğerde yağlanmaya bağlı büyüme meydana gelmemişse)
karaciğer yağlanması tespit edilemeyebilir.
Teşhis
Karaciğer
yağlanması daha çok başka nedenlerle yapılan kan tahlilleri veya
ultrason ile teşhis edilir. Kan tahlillerinde karaciğer enzimleri
yüksek saptandığı zaman yine başka birtakım hastalıklarla beraber
karaciğer yağlanması da akla gelmelidir. Ultrasonda ise karaciğerin
büyümüş olduğu görülür.
Kesin teşhis
karaciğer biyopsisi (lokal anestezi altında ince bir iğne ile
karaciğerden çok küçük bir parçanın alınıp patoloji uzmanı
tarafından mikroskopik olarak incelenmesi) ile konulsa da, rutin
klinik pratikte genelde biyopsi yapılmamaktadır.
Tedavi
Alkol alımına
bağlı karaciğer yağlanmasında tek tedavi yöntemi alkol alımının
kesilmesidir.
Asıl konumuz
olan alkol dışı karaciğer yağlanmasında ise bugüne kadar 10'dan
fazla ilaç kullanılmıştır ancak kesin bir fayda elde edilememiştir.
Sadece bir tane ilaç ile hastalardaki yağlanmanın gerilediği ortaya
konulmuş olsa da bu ilacın karaciğer yağlanmasında kullanımı için
T.C. Sağlık Bakanlığı (veya başka bir ülkenin ) bu konuda ruhsatı
bulunmamaktadır.
Tedavinin
esasları; yaşam tarzı değişikliği, egzersiz, diyetteki yağ
miktarının azaltılmasıdır.
Hızlı kilo
vermek de karaciğer yağlanmasına yol açar
Aşırı kilolu
olan (obezite: Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 olduğu zaman obezite
tanısı konulur. Vücut kitle indeksi (VKİ); vücut kilosu/metre
cinsinden boyun karesi olarak hesaplanır. Ör; 70 kilo ağırlığında ve
1,70 m boyunda olan bir kişinin VKİ=70/1.70x1.70= 24,22 kg/m2 olarak
hesaplanır) insanlar oranında kilo verdiğinde karaciğerdeki
iltihaplanma/yangı ve büyüme geriler. Ancak kilo verme konusunda en
önemli konulardan birisi de hızlı kilo vermekten kaçınılmasıdır.
Haftada 1 kg verecek şekilde plan yapılmalıdır. Daha hızlı kilo
vermek de kendi başına karaciğer yağlanması yapabilir. Bu nedenle
şok diyetlerden, aşırı açlık öneren diyetlerden mutlaka uzak
durulmalıdır.
Ayrıca
hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi gibi gıdalardan
kaçınılmalı, sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdalar tüketilmelidir.
Yürüyüş yapın
Egzersiz de
kilo vermede, karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan
insülin direncini düşürmede ve ayrıca uzun vadeli olarak kalp ve
damar hastalıklarından korunmada faydalı olduğu kesin olarak
gösterilmiştir. Bu yararın ortaya çıkması için en az, günde 30-45 dk
olmak üzere haftada 4 gün tempolu yürüyüş gereklidir.
Kaynaklar
1-Current
Consult Medicine. Maxine A. Papadakis, MD, Stephen J. McPhee, MD
ISBN: 0-07-141327-7
2-Fatty liver
and non-alcoholic steatohepatitis. Takafumi Saito, Keiko Misawa and
Sumio Kawata. Internal Medicine 2007.
3-American
Gastroenterological Association Technical Review on Nonalcoholic
Fatty Liver Disease. 2002
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.