Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

Ali İbn Abbas

Ali bin Abbas el-Mecusi(?-ö.994) Mesudi ya da Latince Haly Abbas olarak bilinir. İranlı Müslüman fizikçi ve tıp alimidir.Kitab el-Maliki adlı tıp ve psikoloji üzerine yazdığı eseriyle ve günümüzden yaklaşık 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapmasıyla bilinir.

 

Ali bin Abbas İran'nın Cündişapur eyaletinin güneybatısındaki Ahvaz şehrinde doğdu ve Ebu Mahir Musa bin Seyyar'ın öğrencisi oldu ve ilk çalışmalarını bu şehirde yaptı.Zamamanının en saygıdeğer üç tıp aliminden birisiydi.949'dan 983'e kadar hüküm süren Büveyhoğulları hanedanından Adudüddevle zamanında ünlü bir fizikçi olmaya başlamıştır.Adududevle, zamanında alimleri koruyan onları destekleyen biriydi ve Şiraz'da ve 981 yılında Bağdat'ta Ali bin Abbas'ın çalıştığı iki hastane açmıştı.Ali bin Abbas'ın soyu Mecusiliğe mensuptu-el-Mecusi adı da buradan gelmektedir-ama kendisi Müslümandı.Onun Allah inancı ve O'na duyduğu saygı, ibadetinde ve yaşam tarzında, üslubunda çalışma hayatı boyunca kendini göstermiştir.

 

Kitab Kamilü-s Sina

Ali bin Abbas tıp üzerine yazdığı Kitab Kamilü-s Sina adlı eseriyle bilinir, bu eser daha sonra 980 yılında tamamlanan The Complete Art of Medicine olarak adlandırlmıştır.Ali bin Abbas bu eserini Emir'e ithaf etmiş ve bu eser daha sonra Kitab el-Maliki(Royal Book veya Latince Liber Regalis ya da Regalis Dispositio)olarak adlandırılmıştır.Kitap, Razi'nin el-Havi adlı eserinden daha özlü ve daha sistematik; İbn-i Sina'nın El-Kanun fi't-Tıbadlı eserinden daha uygulamalı bir biçimde yazılmıştır.

Kitab el-Maliki ilk on bölümü teorik ikinci on bölümü uygulamalı tıp olarak anlatılan 20 bölüme ayrılmıştır.Konularının birkaçı diyetisyenlik ve tıbbi malzemeler,kılcal damarların temel fikirleri,ilginç tıp rasatları ve doğum boyunca meydana gelen rahim hareketlerinin açıklamasından oluşur.(örneğin;çocuk rahim dışına kendiliğinden çıkmaz, rahim hareketleriyle itilir.Böylelikle Hipokrat'ın Doğum Olayı tezini çürütmüştür.)

Bu kitap Avrupa'da Constantinus Africanus tarafından Liber pantegni olarak 1087 yılında Latice'ye çevrildi.Liber pantegni'nin tamamlanması ve daha iyi tercümesinin yapılması ise 1127 yılında Antakyalı Stephen tarafından yapıldı ve bu kitap daha sonra 1492 ve 1523 yıllarında Venedik'te basıldı.

 

Tıp etiği ve araştırma metodolojisi

Çalışma, doktorlar ve hastalar arasındaki sağlıklı ilişki ve tıp etiğinin önemi üzerinde durmaktadır. Ayrıca bu eser günümüzdeki modern tıbbi araştırmalara benzer bilimsel metodolojinin ayrıntılarını açıklamaktadır.

 

Nöroloji ve psikoloji

Nöroloji ve psikoloji hakkında Kitab el-Maliki'de bilgi verilmiştir.Ali bin Abbas bu eserinde beynin nöroanatomi, nörobiyolojii,nöropsikolojisini tanımlamış ve çeşitli akli bozuklukları,uyku hastalıklarını,amnezi(hafıza kaybı)yi,hipokondriyayı,koma hali,sıcak ve soğuk menenjitleri, aşk hastalıklarını,sarayı ve kısmi felç gibi sağlık sorunlarını tanımlamıştır.O, ilaçla tedavi ya da ilaçlardan daha çok diyet ve doğal beslenmeyle sağlığın korunmasının öneminin üzerinde durmuştur.

Kaynakça

Lutz Richter-Bernburg, "‘Ali b. ‘Abbas Majusi", in Encyclopedia Iranica, ed. Ehsan Yarshater, 6+ vols. (London: Routledge & Kegan Paul and Costa Mesa: Mazda, 1983 to present), vol. 1, pp. 837–8

Manfred Ullmann, Die Medizin im Islam, Handbuch der Orientalistik, Abteilung I, Erg?nzungsband vi, Abschnitt 1 (Leiden: E.J. Brill, 1970), pp. 140–146

Fuat Sezgin, Medizin-Pharmazie-Zoologie-Tierheilkunde bis ca 430 H., Geschichte des arabischen Schrifttums, Band 3 (Leiden: E.J. Brill, 1970), pp. 320–322

Manfred Ullmann, Islamic Medicine (Edinburgh: Edinburgh University Press, 1978, reprinted 1997), pp. 55–85

Wustenfeld: Geschichte der arabischen Aerzte (59, 1840).

Edward G. Browne, Islamic Medicine, 2002, p.53-54, ISBN 81-87570-19-9

Charles S. F. Burnett, Danielle Jacquart (eds.), Constantine the African and ʻAlî Ibn Al-ʻAbbâs Al-Magûsî: The Pantegni and Related Texts. Leiden: Brill, 1995. ISBN 9004100148

Shoja MM, Tubbs RS. The history of anatomy in Persia. J Anat 2007; 210:359–378

Sızıntı Dergisi Aralık sayısı

Alıntı;vikipedy

*-*-*-*-***-*-*-*-*-*

 

KIMLIGI

 

  Hayati hakkinda fazla bilgiye sâhip olmadigimiz bu Müslüman doktor,Iran´lidir.

Bati´da Haly Abbas adiyla söhret buldu. Onu en cok üne kavusturan eseri;

"El-Kitab-ül Melikî" adli eseri oldu.

 

ILMÎ KISILIGI

 

  Ali bin Abbas´in adi, Ibni Sîna(980-1037),er-Râzi(864-925),

Ibni Zuhr(1091-1162) Ebû-l Kâsim(936-1013) gibi Müslüman doktorlarin adiyla

birlikte anilir.Bu doktorlar asirlarca Avrupalilara doktorluk ögrettiler.

Eserleri ellerden düsürülmedi. Ders kitabi olarak tip Fakültelerinde okutuldu.

  Ali bin Abbas, herseyden önce iyi bir cerrahti (operatör). Zamanina göre en zor

ameliyatlari basariyla gerceklestirdi. Ve bu konuda hâla degerini koruyan eserler verdi.

  Uzun yillar Islâm âleminde cerrahî doktor adaylarina ilk sorulan sorulardan biri,

Ali Abbas´in anatomisiyle cerrâhisi idi.Onun kitabini bilmeyen cerrah olamazdi.

Bilhassa kirik-cikik tedavisi, tas, bademcik ve katarakt ameliyati, cibanlarin yarilmasi,

tiraphane etmek, bir uzvun kesilmesi...

Onun kitabindan sorulan sorulardan saadece bir kismiydi.

 

CERRAHLIK DIPLOMASI

 

  Ancak cerrâh adayi bu sorulari güzel bir sekilde cevaplandirabilirse kendisine

icinde asagidaki yazilar bulunan bir diploma verilirdi:

 "Allah´in yardimiyla biz onu, cerrahlikta bildigi seyleri icraya, kendi

isinde basarili ve hayirli olmaya mezun kilmak istiyoruz. Böylece o,

iyilestirinceye kadar yara tedavî edebilir, kan alabilir, emoriot kesebilir,

dis cekebilir, sünnet yapabilir. Yalniz o, bundan sonra üstleriyle, bilgi ve

tecrübeli ögretmenlerine danismayi ihmal etmeyecektir."

  Ali bin Abbas kendisinden önce yasayan Hipokrat(M.Ö 460-377),Galen(M.S.131-201)

ve Oribasios(325-403) gibi meshur doktorlari tenkit etmekle kalmadi, bir cok

yanlislarini da tesbit etti.

Meshur eseri yazmasinin sebeblerinden en önemlisi zâten buydu.

 

TIP ILMINE YAPTIGI HIZMETLER

 

  "Ilim Mü´minin kaybolmus malidir.Onu nerede bulursa alir" buyurur Peygamberimiz.

Islâm âlimlerine bu hadîsi-serif büyük bir ilham kaynagi olmustur. Müslümanlar,

"bu gâvur icadidir, bunu düsmanlar kesfetmistir.Ne lüzûmu var" gibi birdüsünceye

kapilmadan, faydali olan her ilmi alma yoluna gitmislerdir.

  Iste Ali bin Abbas da, Yunan tibbini inceleyen, onun hata ve noksanlarini

düzelten onun Islâm tibbiyle birlestiren Islâm bilginlerinden biridir.

  O, yunanlilarin hic bilmedigi sahalarda önemli kesifler yapti. Tibbin

yükselmesine büyük katkida bulundu. Tecrübelerini ve deneylerini birlestirip,

kiymetli bir kitap vücuda getirdi. Kitabinda yazdiklari bizzât kendi müsahede ,

tetkik ve deneyleriydi.

 

KILCAL DAMARLAR  

 

  Kilcal kan damarlari sistemini ilk defa Ali bin Abbas ortay atti. Bu konuda

saglam ve tutarli görüsler ileri sürdü.

  Hipokrat ve ondan sonrakiler, cocugun kendi hareketleriyle ana rahminden

dünyaya geldigini kabul ederlerdi. Ali bin Abbas bu görüsü kökünden yikti.

Dogum olayinin bebegin hareketleriyle degil, rahimdeki adalelerin kasilip

gerilmesiyle gerceklestigini kesfetti.

 

1000 SENE ÖNCEKI KANSER AMELIYATI

 

  Ali bin Abbas´in, onuncu yüzyilda alt karin kanserleri hakkinda

yazilar kaleme aldigini, hatta kanser ameliyatlari yaptigini coklari bilmez.

 Kanser ameliyatlari hakkindaki su görüsleri oldukca enteresandir:

"Doktorlar bu hususta nadiren yardimda bulunabilir. Tumörün organdan tamamen

ayrilmasi na calisilmali, köklerinden geride bir sey kalmamasi icin tümörden

muayyen bir mesâfe uzaklasacak sekilde etrafi kesilmeli ve temizlenmelidir."

Kanser ameliyati bugün de ayni sekilde yapilmaktadir.

  Ali bin Abbas, bugün oldugu gibi, ameliyât esnasinda yaninda asistanlar

bulundururdu. Yardimci asistanlardan biri hashas , banotu ve vik sürülmüs markos

süngerini islatip hastanin burnu önünde tutarken (narkoz) bir digeri hastanin

nabzini kontrol eder, ücüncüsü de müdahalede bulunurdu. Operasyon ne genis,

ne de derin olur, bunun icin azâmî titizlik gösterilir, bir asistan da

kancalarla deriyi geriye cekerdi.

  Ali bin Abbas ,ameliyati ögrencilerine söyle ögretirdi:

"Simdi tümörü, sardigi dokudan ayirabilmek icin yavasca ve itinayla kes.

Herhangi bir damarin yaralanmasina ve sinirin kesilmemesine dikkat et.

Operayon bir damara rastlarsa, kanamanin amaliyat sahasini kaplamamasi icin,

damari dikkatle bagla. Kendini dogru ve tam bir itinayla calismaya ver.

Tümörü kesip alinca, kücük bazi kisimlarin iceride kalip kalmadigini

arastirmak icin, parmagini iceriye sok ve yokla. Böyle bir hal varsa onlari

dikkatle bertaraf et.

Bütün tümör cikarilinca, fazla deriyi kesip kisaltmak suretiyle birbirlerine

ekle ve uygun hale getirdikten sonra, dikisi yap."

  Bugünkü ameliyatlara tipatip uyan bu tarif, unutmayalim ki bundan bin yil

kadar öncesinde aittir. Yazik ki, asirlar önce böylesine ameliyatlari

gerceklestiren ünlü Islâm bilginini bizden cok Avrupa taniyor. Bu tarif de

bize acikca gösteriyor ki, Müslüman doktorlar diger ilimlerde oldugu gibi

tipta da Avrupa´ya örnek ve önder olmuslardir.

 

EN MESHUR ESERI-KITÂB-ÜL MELIKÎ

 

  Ali bin Abbas´i söhrete kavusturan baslica eseri "Kitab-ül Melikî"

adli eseri oldu. Dr. Sigrid Huke´in ifadesiyle "Bu kitap dünya tabebitine(tibbina)

hediye edilen, o zamana kadar esine rastlanmayan bir eserdi.

" Eserin en önemli özelligi o zamana kadarki bütün millet ve caglarin tip

bilgisini islemesi, bunlar mantikî bir sekilde düzenlemis olmasiydi.

Eskiler asla böylesine bir kitaba sâhip olamamislardi.

  Ibni Sîna´nin Kanunu cikincaya kadar el üstünde tutulan bu kitabini

Ali bin Abbas, Büveyhi hükümdari Adudüd Devle Fenne Hüsrev(949-983) adina telif etti.

Bati´da Liber Regius adiyla söhret bulan bu Kitab-ül Melikî veya Sultanî Kitab´in

diger bir adi da "Kâmil-üs Sinaat-it Tibbiye" yani "Tib ilim ve san´atini

icine alan hazine" idi.

  Kitab-ül Melikî, er-Razî´nin dev eseri el-Hâvî´den daha özlüdür. En mükemmel

bölümlerini perhizler(dietler) ve tiptaki tedavî maddelerine âit bölümleri

teskil etmekte. Tek kelimeyle o cok iyi ve dolgun bir ansiklopedi hükmündedir.

  Kitap tibbin gerek teori ve gerekse tatbikatindan bahseder. Yunan ve Islâm tip

eserlerinin kritigini icine alan baslangic kismi eserin en enteresan taraflarindan

birini teskil eder.

 

 

"SULTAN KITAP"

 

  Bugün icin bile hayranliga layik, gercekten ismi gibi "Sultan" kitabin

yazildigi caga ve yazilis sebebine bir göz atalim:

  Onuncu yüzyilin sonlarina dogru, büyük bilgin Gerbert d´Aurillac(945-1003)

sirf sahsi ve hos vakit gecirmek icin teorik tipla ugrasirdi. Ayni yillarin

Islâm dünyasinda ise tip ilmi alabildigine gelismis ve bircok hastaliklarin

tedâvisi yapilmaya baslaminsti.

Avrupa, hastaliga müdahaleyi, tedâviyi bir suc cinayet sayarken, Müslümanlar,

büyük bir insânî vazife olarak görürlerdi. Hastahaneler dünyada esi bulunmayacak

derecede mükemmeldi.Doktorlar hastahenelerde calisabilmek icin zaman zaman

devlet imtihanina tabi tutulurlardi.

  Fakat hekim ve ciraklarinin elinde islerine yarayabilecek dogru-dürüst

kitaplar yoktu. Ögrencilerin genis bilgi edinebilecekleri tibbî kaynaklar mevcut

degildi.Kaynak olarak eski Yunanlilardan kalma tek-tük kitaplar vardi.

  Iste tam bu devrede Gerbert d´Arillac´in cagdasi olan Adud´üd Devle´nin özel

doktoru Ali bin Abbas, elde bulunan bütün tip edebiyatini incelemeye basladi.

Onlari inceden inceye elestirdi.

  Ali bin Abbas, eski ve yeni hekimlerin eserleri arasinda, tip san´atini

ögrenebilmek icin gerekli olan herseyi icinde toplayan tek bir kitap bulamadigini

söylüyor, tenkitlerini bu sekilde dile getiriyordu.

 

TIPTA ACILAN YENI CIGIR

 

  "Hipokrat cok kisa yazmistir. Yazilarinin bir cogu aciklanmaya muhtac olacak

kadar karanliktir."

  "Galen bir cok kitap yazmistir, ama bunlardan her biri tibbin sadece bir

bölümünü icine alir.Yazilari oldukca uzun ve bir cok yerleri de tekrardan ibarettir.

Onun kitaplari icinde tam olarak hekim adaylarinin yetismelerini saglayabilecek bir

kitap bulamadim."

  Ali bin Abbas bütün eserleri tek tek ele alir, istedigi tipte derli toplu bir

kitap bulamaz. Oribasios ve Aigena´li Paul´un(625-690) eserlerini ise metodsuz bulur.

Daha sonra modernleri; Ahron, Serapion, Miskeveyh ve Râzî´yi elestirir. Râzi´nin

el-Mansûrî´si icin "Eksik tarafi yoktur, fakat aceleye gelmis bir hâli vardir" der.

El-Hâvî´sini tam ve mükemmel olarak görürse de "Sistematik bir sekilde kisim ve

bölümlere ayrilmadigini" belirtir.

  Bütün bu incelemelerden sonra Ali bin Abbas düsüncesini söyle ortaya koyar:

"Sagligin korunmasi ve hastaliklarin tedâvisi ile ilgili her ehliyetli ve bilgin

doktorun bilmesi gerekli bütün hususlari kitabimda belirtecegim."

Ali bin Abbas bu iddiasini gerceklestirebilecek gücteydi. Râzî´nin düsünüp te

yapamadigini daha üstün ve mükemmel bir sekilde gerceklestirdi. El-Hâvi´nin

derinliklerine nüfuz edebilme kudretiyle el-Mansûrî´nin salabetini birlestiren

basarili plani secti. Ve yazdigi meshhûr kitabini ilmi ve ilim adamlarini seveb

Sultan Adû-d devle´ye ithaf etti. bundan dolayi esere "Sultânî kitap", veya

"Kitâb-ül Melikî" denildi.

  Sultânî kitap oldukca acik, tertipli ve düzenliydi. Önceki tip kitaplarinda

bulunan sorulu-cevapli kisa bilgilerden baska, yeni tip bilgilerini de ihtivâ

etmekteydi. Acik, anlasilir bir dille yazilmisti. Öncekilerin aksine, bir bütünlüge

sahipti. Antik medeniyetten devralinan kirik dökük parcalar. eserde acikliga

kavusturulup bir düzene sokulmustu.

  Iste eserin Bati´lilarca takdir edilmesinin sebebi eserin bu özelliklere

sâhip olusuydu. Halbuki yunan literatüründeki tip bilgileri oldukca karisik ve

düzensizdi. Üstelik tercüme de edilmemisti.

  Bati´da "Sultânî Kitap"´i eline gecirebilen doktor kendini bahtiyar sayardi.

Öyle ki, 1493 yilinda bu kitap, Nürnberg´li iki doktorun akrabalik kuracak kadar

birbirlerine yaklasmalarina sebeb oldu.Söyle ki.

  Hieronymus Holzschuher, Padua Üniversitesine devam etmekte olan bir gencti.

Bir gün Venedik´te Pza´li Stephan tarafindan latince´ye cevrilip yeni bastirilan

ve cok ender bulunan meshûr "Sultanî Kitab"´i satin aldi. Sevincten yerinde

duramiyordu. Cünkü bu Kitabi bulabilmek kolay bir mes´eledegildi, âdeta hazine

bulmuk gibi bir seydi.

  Nürnber´in sehir doktoru Hieronymus Münzer ise kitap koleksyonuna düskün birisiydi.

Genc Hozschuher´in "Kitâb-ül Meliki"´ye sâhip oldugunu ögrenince ona hayran oldu

ve oldukca enteresan olan kanaatlarini su sekilde belirtti:

 "Bu degerli kitabi temin, böylece zekâ ve alâkasini isbat eden genc Holzschuher´e

karsi fazlaca hayran oldum ve sevgili biricik kizim Dorothea´yi zengin bir cihazla

birlikte ona verdim."

  Iste Ali bin Abbas´in meshûr eseri, Nürnbeg´li asilzâde, Belediye Meclis üyesi,

Belediye Reisi Hieronymus´u böylece evlendiriyordu. Sultâni Kitab sadece bazi

Avrupalilara alrabalik kurdurmadi, ilim hirsizini da ortaya cikardi.

 

 

ILIM HIRSIZI-KONSTANTIN

 

  11. yüzyilda idi. Uzun seneler Islâm ülkelerinde tip ilmi tahsîl eden

Konstantin (1016-1087) Salerno´ya döndü ve orada eserler vermeye basladi.

Bir sürü Latince kitaplar kaleme aldi. Göz tababeti, cerrahî, kimya, perhiz,

idrar ve sitma hakkinda yazdigi eserler birer bilgi hazînesiydi. Viaticum,

adindaki seyahat kitabi son derece orijinaldi. Hele Liber Pantegni adini verdigi

tibla ilgili büyük eseri göz kamastiracak kadar hârikaydi.

Bu eserler, konstantin´in ne kadar üstün bir zekâya sâhip bir bilgin oldugunu

göstermeye yetiyordu.

  Ne var ki, bu söhreti fazla sürmedi. Daha aradan kirk yil gecmemisti ki,

Konstantin´in en derece kurnaz bir "hirsiz" oldugu ortaya cikti. Cünkü Bati´da,

ilk hacli seferi vesilesiyle, Müslümanlari taniyan, Arapca´yi bilen sahislar

yetismeye baslamisti.

  Uzun müddet büyük bir uzman saninan Konstantin´in hirsizligi artik ortaya

cikmisti. Piza´li Stephan ilk hacli seferinde Antakya´ya ugradi. Orada Ali bin

Abbas´in "Kitab-ül Melikî"´ni ele gecirdi. Onu Latinceye cevirip Hiristiyan

dünyasina kazandirmakistedi. Kili kirk yararcasina tercümeye basladi.

Ancak o zaman, Konstantin´in meshûr kitabi Liber Pantegni´nin orijinal eser degil,

"Kitab-ül Melikî"´den kopya oldugu anlasildi.

 

 

 

INSAF VE HAKPERESTLIK

 

  Halbuki Stephan, meshûr tip serhi Salerno´da tam üc sene tip ilmi ögrenmis,

kendisini tamamen Konstantin´nin eserlerine vermis, onu kendisine üstad

edinmisti. Hürmet ve minnetle anardi. Bir sahtekâr oldugunu ögrenmisti.

Böylesi bir sahtekârligin gizli kalmasi nasil müsaade edilirdi? Icindeki

insaf ve gercegi arastirma duygusu bu sahtekârligi su yüzüne cikardi,

"Liber Pontegni"´nin "Kitab-ül Melikî" oldugunu bütün ilim dünyasina ilan etti.

  Kitâb-ül Melikî 1294 tarihinde Kahire´de basildi. Latince´eyle birlikte

Fransizca ve Almanca´ya da cevrildi. Eserin bugün bir tek nüshasi mevcut olup

o da Berlin Kütüphanesinde bulunmaktadir.

  Sultanî Kitap Bergama kadisi tarafindan Türkce´ye kismen tercüme edilmistir.

2 cilt olan bu tercüme, bugün Bursa Ulucâmî Kütüphanesi 2 numarada kayitlidir.

Fakat eserin ne zaman tercüme edildigi bilinmemektedir. Sadece 13. yüzyilda

yapildigi tahmin edilmektedir. Kitap 1453´te Timurtasoglu Umur Bey tarafindan

kütüphaneye vakfedilmistir. Bu Kitap memleketimizde Türkce yazilmis en eski tip

kitaplardan birisidir.   Tercüme edilen kisimlar, eserin ancak saglik bilgisi ve

hastalıkların tedâvîsi üzerine olan 2.kısmının üçüncü makalesinin 34.bölümüyle,

4.makalesinin ülserler, çiçek ve kızamığa dâir 5.bölümünün bir kısmıdır.




 

Alternatif Tıp Konuları İçin Tıkla

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle
Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Alternatif Tıp'ta yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 


 

Önemlidir.
Bu sitede bulunan her konu bilgi amacı taşır. Alternatif Tıp Bilgileridir.
Lütfen kendi kendinizi tedaviye yeltenmeyiniz.
Bilgilerin Çoğu İnternetten Ve İlgili Firma Sitesinden Aktarımlıdır.