Ardıç

ardic

Ardıç Baharatı Faydaları
Hekim önerisine göre kullanılır.

Ardıç Baharatı Hazırlanışı
Hekim önerisine göre kullanılır.
Böbrek iltihabı olanlar, hiç kullanmamalıdır.


Ardıç Diğer İsimleri;
Ardıç kozalağı, Cücek, Bicari, Adiardıç, Junipers Communis.
Ardıç Bileşimi; Şekerler (glikoz, sakkaroz), organik asitler, reçineli bileşikler, acı madde, uçucu yağ (%0.5-2), esans, juniperin.

Ardıç Familyası; Cupressaceae

Ardıç’ın Kullanılan Kısımları; kozalakları, yaprakları, dalları.

 
Ardıç Baharatı Özellikleri

Diüretik, sudofifik, stomaşik, antiseptik özelliği ile kullanılması tarih kitaplarında yazılıdır.
Deri hastalığı olan hayvanlara sürülür.
Yılan sokmalarına karşı kullanılır.

Ardıç Baharatı Aksi Tesirleri
Böbrek hastalarına hamilelere yasaktır. 6 haftadan fazla kullanılması çok sakıncalıdır.

Ardıç Baharatı Tarihçesi
Eski Mısır’da sindirim kolaylaştırıcı ve bağırsak parazitlerine karşı kullanılmıştır.
Eski Yunan’da da Hippokrates (İO 460-377) tarafından vebaya karşı, Yaşlı Plinius (23-79) ve Galienus (131-201) tarafından da karaciğeri temizlemek ve öfkeli mizacı gidermek için önerilmiştir.

Ardıç ağacı simyacılarca felsefe taşı yapımında da kullanılmıştır.
Dayanıklı yapısından dolayı Romalılarda Jüpiter’e (Zeus) adanmıştır. Ayrıca, cadılardan korunma amacıyla evlerin önlerine ardıç dikilmiş ya da kapılara ardıç dalları asılmıştır.
Yılanları kovmak için ardıç yakılmıştır.
Servigiller familyasındandır. Adi ardıç da denir.
Keltçe “buruk, sert lezzetli” gibi anlamları olan juniprus sözcüğünden gelir. (Communis ise, “ortak, müşterek, yaygın” gibi anlamlar taşır.)
Servigillerin diğer bütün üyelerinde olduğu gibi bu da kışın yapraklarını dökmez.

Hoş kokulu yaprakları, körpeyken iğne; bü­yüyünce tığ gibi görünür.
Çiçeklenme dönemleri şubat-nisan aylarıdır, sarımsı-yeşilimsi çiçekleri fazla dikkat çekmez. Yuvarlak meyvelerinin (kozalak) en büyükleri 1 cm’lik bir çapa ulaşır.
Anayurdu Akdeniz havzasıdır. Bugün Antartika’dan Kuzey Amerika’ya kadar bütün dünyaya yayılmıştır.

Ardıç güneşi severse de toprak seçmez; kurak yerlerde bile kökleriyle derine inerek suya ulaşır.
Türkiye’de Trakya, Ege ve Akdeniz’de bol miktarda bulunur. 1100 – 2.600 metrelerde Uludağ, Kazdağı, Murat Dağı, Erciyes dağı, Nemrut dağı gibi dağlarda yaygındır.

Ege ve Akdeniz’de 5-6 metre boy yapabilenleri varsa da, Marmara bölgesinde, örneğin Uludağ’ın yüksek kesimlerinde 30-40 cm   boyunda,   sık  dallı   bir  çalı   görünümünde  olanları   da   vardır.

Ormanlarımızın yüzde 8-9’u, yani 1.100.492 hektarlık alan ardıçlarla kaplıdır. Ancak yüzlerce yıl önce Anadolu’nun iç ve doğu bölgeleri de ardıç ormanlarıyla kaplıyken, bugün buralar ne yazık ki yarı çöl konumundadır. Yeni ardıç ağaçlarının yetişmesi için ardıçkuşunun ardıç kozalaklarını yiyip bunun tohumlarını dışkıyla dışarı atması gerekmektedir.

Meyveler birinci yılın sonbaharında yeşilimsi, ikinci yılın eylül-kasım aylarında, siyahımsı mor renge dönüşür. Bu renge ulaştıklarında toplanıp gölgede kurutulur.

Ardıç Katranı Ağacı
Toroslarda ardıç, göknar ve sedir ile birlikte orman oluşturur.
Sert ve dayanıklı odununun yakılmasıyla, şurup kıvamında, siyah renkli keskin kokulu bir sıvı elde edilir ki halk buna “katran” adını vermiştir.
Katranardıçı, yabaniardıç, arar,njuniperus oxycedrus, coniferae isimleri ile bilinir.
Odunundan elde edilen kadyağı (huile de cade) kısımı kullanılır.

Yorum Bırakın