|
Bağışıklık
Merhaba, Bağışıklık
Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alış Veriş Yapmanız Şart Değil Bağışıklık Hakkında İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru
Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Telefonla (0542 252 70 62), İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur.
Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi,
Konuştuğumuz Kargo Parasından Başka
İlave Kargo Parası,
İlave Hiç Bir TL Fiyata Yansıtılmaz.
Ürün Fiyatını
Düşük Tutup Kargoyu Pahalı Hiç
Yazmıyoruz.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0464 217 18 81
0464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90
Şikayetleriniz
0 532 402 77 66 Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi |
 |
Noni Max
Kapsülü
Vitamin Power Kapsülü
Resimleri

Vitamin Power Kapsülü Nedir?
Amerika’da üretimi yapılan saf bitkisel kapsüldür.
Vitamin Power
Kapsül Kullanışı
Doktor Önerisine Göre Kullanılır.
Vitamin
Power Ürünleri Özellikleri
Vitamin power ürünlerinde domuz yağı, renklendirici, boyar madde,
sahte jelatin yoktur.
Vitamin Power Noni Max Kapsülü Dozajı
100
kapsül 600 mg
Vitamin Power, Kapsülü Botanik Özelliği
Complex Capsules, Saf Bitkiseldir.Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından, Amerika FDA Örgütü
tarafından onayı vardır.
Vitamin Power
Noni Max Kapsülü Aksi Tesirleri
Bilinen aksi tesiri kapsülde belirtilir.
Vitamin Power Noni Max
Vitamin Power
Noni Max İtü Sözlük Tıkla
Vitamin Power
Noni Max
Kapsül Fiyatı
59 TL
Vitamin Power Noni Max
Kapsül İçeriği
|
ÜRÜN İÇERİĞİ Her
bir kapsül içinde; |
|
Noni ( Whole-fruit, leaves, roots)concentrate
povvder |
600 mg* |
Vitamin Power
Noni Max
Kapsül İnternet Satış
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var.
Bağışıklık Sistemi
Vücudumuzun içinde
bağışıklık sistemi adı verilen şaşırtıcı ve bir o kadar da ilginç
savunma mekanizması vardır. Bağışıklık sistemi insanoğlunu "mikrop"
diye tanımlanan, enfeksiyona yol açabilen virus, bakteri, mantar ve
parazit gibi mikrororganizmaların zarar verici etkilerine karşı
korur.
İnsan vücudu çevresinde bulunan çok sayıdaki mikrobun saldırısına
uğrar ve bu organizmalar vücudumuza girebilmek için uğraş verir.
Sağlıklı bir vücut; karşılaştığı hastalık etkenleriyle ve yabancı
maddelerle çoğunlukla "çaktırmadan" başeder. Mikroplarla
başedemediğimiz durumlarda da "hasta" oluruz.
Bağışıklık sisteminin görevi de; öncelikle bu organizmaların vücuda
girmelerini engellemek veya girer ise vücuda girdikleri yerde
yutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık
sistemi bu görevlerini, yaşam süresi boyunca sürdürür ancak bazı
koşullarda bağışıklık sistemi zayıflar.
Referanslar
Prof. Dr. Yıldız Camcıoğlu

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle
Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Bağların Güçlü Olması
Bağ ve Destek
Dokusu
1. GİRİŞ
Organizmada en
yaygın olarak bulunan ve epitel, kas, sinir dokusundan oluşan diğer
temel dokularla
doğrudan veya
dolaylı ilişkide olan bir dokudur. Gerek diğer dokulara göre çok
çeşidinin
bulunmasını
gerekse bu çeşitler arasında büyük farkların olması, bu dokunun
sınıflanmasında
güçlükler
doğurmaktadır. Örneğin kemik dokusu gibi organizmanın en sert
dokusundan canlının
en yumuşak
dokularından olan kemik iliğine kadar farklı doku çeşitlerinin bağ
ve destek dokusu
kapsamında
bulunması bir kavram kargaşasına neden olmaktadır. En belirgin ortak
özellik,
tüm bağ ve
destek doku çeşitlerinin embriyoda (bazı doku hücreleri hariç)
mezodermden
farklılaşmış
olan mezenkimden köken almasıdır. Embriyoda organ taslaklarının
arasını dolduran
köken dokusu
diğer dokulara farklılaşma gücünde olan bir doku olduğundan, söz
konusu
organın
göreceği fonksiyona göre değişen bağ doku çeşitlerini
oluşturmaktadır. Özetle mezenkim
dokusu, bir
yandan kendisinden köken alan kas dokusu gibi başka temel dokuları
oluştururken
bir yandan da bağ ve destek dokusunu oluşturmaktadır. Bu dokuya
farklılaşırken
gösterdiği
gelişim derecesiyle de farklı bağ ve destek dokuları ortaya
çıkmaktadır.
Bu durumda
yumuşak olan ve diğer dokuların, organların aralarını dolduran bağ
ve destek doku
tipine bağ
dokusu, sert olup organizmanın iskeletini (kemik) ve bazı organların
duvarlarını
(kıkırdak)
şekillendiren tipine ise destek doku diyebiliriz. Ara maddesi sıvı
ve genelde diğer
bağ doku
tiplerinde görülen bağlama özelliği bulunmayan kan dokusu ise bağ
dokusunun
özelleşmiş bir
tipi olarak ele alınmaktadır.
Bağ ve destek
dokusu hangi embriyonal yapıdan farklılaşır?
Destek doku ve
kan dokusu ayrı ünitelerde ele alınacağından, bu ünitede bağ
dokusunu öğreneceksiniz.
2. BAĞ
DOKUSUNUN GÖREVLERİ
1- Diğer
dokuları ve organları birarada tutmayı, bağlamayı sağlar. Böylelikle
organların şekillenmesi
ve sistemlerin
organizasyonu gerçekleşir.
2- Kan
damarlarından zengin olduğu için aralarını doldurduğu doku ve
organların beslenmesini
ve metabolizma
artıklarının uzaklaştırılmasını sağlar. Vücudun sıvı regulasyonunda
iş görür.
- 65 -
3- Doku
yaralanmalarında çoğalarak regenerasyon veya nedbe (sikatris)
dokusuyla tamiri
sağlar.
4- Bazı
hücreleri sayesinde organizmanın hücresel (fagositoz) ve humoral
(bağışıklık maddeleri)
yollarla
savunulmasında iş görür.
5- Organlara
giren ve çıkan sinirlerde bağ doku aracılığıyla girdiği-çıktığı için
organların innervasyonunda
da (sinirler
yoluyla çalışmasında) aracı olmaktadır.
Bağ doku
hastalıkları neden önemli olabilir, yorumlayınız.
3. BAĞ
DOKUSUNUN YAPI ELEMANLARI
Bağ dokusu
sıralanan bu değişik görevleri yürütebilmek için birbirinden çok
farklı hücreler içermektedir.
Bu hücrelerin
bazıları kendi hücreleriyken bir kısım hücreler ise kandan bağ
dokusuna
geçen
hücrelerdir. Zaten kan hücrelerini yapan organların esası da bağ
dokusunun çeşitlerinden
olan retiküler
bağ dokusudur. Bağ dokusu hücrelerinin arasını ise, hücrelerarası
madde doldurur
ki bu ara madde iki ana unsurdan oluşur. Bunlar bağ doku iplikleri
(fibrilleri) ile
şekilsiz
(amorf) temel maddedir ve doku sıvısını da içerir.
Bu durumda bağ
dokusunun yapı elemanlarını:
a. Bağ doku
hücreleri
b. Bağ doku
fibrilleri
c. Şekilsiz
temel madde (amorf madde, temel ara madde, ekstraselüler matriks)
olmak üzere üç
ana başlıkta inceleyebiliriz.
Hücre ile
ilgili üniteyi tekrar okuyarak organeller,
ökramatik-heterokromatik çekirdek gibi konulardaki
bilgilerinizi
yoklayınız.
3.1. Bağ Doku
Hücreleri
Bağ dokusunda
yapı ve fonksiyonları birbirinden farklı hücreler bulunmaktadır.
- 66 -
3.1.1.
Fibroblastlar
Sayıca ençok
bulunan ve bağ dokusunun fibrillerini, amorf maddesini sentezleyip
salgılayan
hücrelerdir.
Bu nedenle bağ dokusunun ana hücreleri diye anılırlar. Düzensiz
dallanmalar yapan
uzantıları,
ökromatik fakat nispeten yoğun kromatinli çekirdeği, protein sentezi
yapan hücrelere
özgü gelişmiş
granüllü endoplazmik retikulumu ve geniş golgi kompleksi ile
bazofilik
stoplazması bu
hücrelerin tipik özellikleridir (Resim 4.1 ve Resim 4.3).
Fibroblastların aktif olmayan
yani fibril ve
ara madde sentezlemeyen inaktif şekillerine ise fibrosit
denmektedir.
Fibrositler de
uzantılı fakat fibroblasta göre çok az sitoplazmalı hücrelerdir. Bu
nedenle mikroskopta
sadece
çekirdekten ibaretmiş gibi görülürler. Her iki hücrenin de şekli
fuziform olup birbirlerine
dönüşebilirler. Mitotik yetenekleri sınırlı olmakla beraber, doku
yaralanmalarında fibroblasta
gereksinim
arttığından bölünerek çoğalabilirler. Böylece doku kaybının ara
madde
ve fibril
senteziyle tamiri sağlanır. Aynı şekilde normalde fagositoz yeteneği
olmamakla beraber,
sürekli
uyarılar sonucu gerektiğinde fagositoz yapabilmektedirler. Son
yıllarda gerektiğinde
intrastoplazmik kontraktil elemanlar ve hücre membranında bağlantı
kompleksleri kazanarak
myofibroblast
(Resim 4.3) olarak adlandırılan hücrelere dönüştükleri
gösterilmiştir.
- 67 -
Resim 4.1:
Fibroblast. Elektron mikroskobu
resmi. X 14250
3.1.2.
Histiyositler ve Makrofajlar
Fibroblastlardan sonra bağ dokusunda ençok bulunan bu hücrelerin
serbest ve sabit iki çeşidi
bulunur.
Serbest şekilleri güçlü amoboid hareket yetenekleri sayesinde yer
değiştirebilen, 8-16
mikron
çapında, yuvarlak şekilli, az ve bazofilik sitoplazmaları nedeniyle
lenfositlerle sıklıkla
karıştırılabilen hücrelerdir. Sabit fakat hareket etme kapasiteleri
saklı şekilleri ise fosiform (me-
- 68 -
Resim 4.3: Bağ
doku elemanlarının elektronmikroskobu resmi. X 4500.
Resim 4.2:
Miyofibroblastlar. Elektronmikroskobu
resmi. X 15900
kik) şekilli
nukleusları oval, genellikle kapiller damarlarının dış yüzüne ya da
bağ doku kollajen
liflerine
yapışık şekilde bulunup yerine göre değişin isimler de (perisit
gibi...) alan hücrelerdir.
Her iki şekil
de embriyoner mezenkimal hücrelerin farklılaşan diğer bağ ve destek
doku hücrelerine,
en sıklıkla da
makrofajlara dönüşebilme gücündedirler. Makrofajlar esas görevi
organizmanın
savunması
olan, bunu gerek doku ve hücre artıklarını gerekse dışarıdan giren
zararlı
mikroorganizma
ve diğer tanecikleri fagositozla yok ederek gerçekleştiren
hücrelerdir. Bu nedenle
sitoplazma
organel yapıları fagositoz yapan hücrelere özgü gelişme
göstermiştir. Yuvarlak
ve
heterokromatik çekirdekleri, değişik boylarda uzantıları, bol
lizozomları ve vakuolleri
bulunur (Resim
4.3). Aktif şekli serbest makrofaj olup, fagositoz yeteneği çok
güçlüdür. İnaktif
şekli olan
sabit makrofajlar ise sentez aktivitesi ve fagositoz yeteneği
oldukça az olan hücrelerdir.
Fibroblast-fibrosit hücrelerinde olduğu gibi, aynı hücrenin değişik
iki fonksiyonundaki
tipleri olup,
birbirlerine dönüşebilirler ve kemik iliğinden gelen monositlerden
köken alırlar
(Şekil 4.1).
Retiküloendoteliyal sistem (R.E.S.) veya mononükleerfagositik sistem
ve immün
sistemle
ilgili fonksiyonlarını Mikrobiyoloji kitabınızdan, epiteloid
hücrelere ve çok çekirdekli
dev hücrelere
dönüşmelerini ise Pataloji kitabınızdan geniş olarak okuyunuz.
3.1.3. Plazma
Hücreleri (Plazmosit)
RNA'dan zengin
olduğu için koyu bazofilik boyanan sitoplazmaları,
heterokromatik-ökroma-
- 69 -
Şekil.4.1:
Histiyosit
tik alanları
araba tekerleği şeklinde tertiplenmiş tipik kromatinli ve eksentrik
(yan duruşlu) çekirdeği
ile kolay
tanınan hücrelerdir (Resim 4.3). Lenfositlerden farklılaşarak
bağışıklık maddesi
(immünglobulin) salgılayan hücrelerdir. Bu nedenle gelişmiş bir
granüllü endoplazmik retikulum
ve golgi
kompleksine sahiptirler. Preparatlarda iki plazmosit yanyana
geldiğinde, eksentrik
çekirdeklerinden dolayı şaşı göz görünümü verdiklerinden "şaşı göz
hücreleri" olarak
da
tanımlanırlar. Bu özellikleri ve sitoplazmaların pironin adı verilen
boya ile özel olarak kırmızı
boyanmasıyla
diğer hücrelerden kolaylıkla ayırt edilirler.
3.1.4. Mast
Hücreleri (Mastosit)
Genellikle
yuvarlak, bazen fusiform olabilen 12-13 mikron çapındaki bu
hücrelerin çok iri ve
sitoplazmaları
çekirdeği maskeleyecek düzeyde bol metakromatik granülle dolu
sitoplazmaları
vardır. Bunun
için semiz hücre anlamına gelen mastosit ve obur hücre anlamında
labrosit
adını da alan
hücrelerdir. Preperasyon sırasında bu granüller eridiği için özel
metodlara
göre
hazırlamak ve toluidin mavisi gibi metakromatik boyalarla boyamak
gerekir (Resim 4.4).
Bu nedenle
rutin preparatlarda pek farkedilemezler. Ancak mitokondrileri ve
endoplazmik retikulumları
pek gelişmemiş
olan bu hücrelerde golgi kompleksi iyi gelişmiştir. Histamin,
heparin,
türe göre
serotonin ve organizmanın yangı olaylarında rol oynayan birçok
kimyasal mediyatörü
içeren,
0.1-0.5 mikron çapındaki granülleri bir membranla çevrilidir. Granül
içerikleri nedeniyle
organizmadaki
inflamasyon ve anaflaksi olaylarında tetik hücrelerden biri olarak
rol
oynamaktadırlar (Mikrobiyoloji kitaplarınızın ilgili bölümünü
okuyunuz). Heparin içerikleri nedeniyleyse
kanın
pıhtılaşmasında (Fizyoloji kitabınızdan okuyunuz) görev almışlardır.
Mastositlerin
nöral krista
(ektodermal) kökenli olabileceğine dair kesin olmayan bilgiler
yanısıra,
bugün kabul
edilen şekli ile kemik iliği kökenli (mezenkimal) oldukları ve
gerektiğinde mitozla
çoğalabildikleri bilinmektedir.
- 70 -
3.1.5.
Farklılaşmamış Mezenkimal Hücreler
Bağ doku
farklılaşması sırasında bir takım mezenkimal hücreler embriyonal
yapılarını koruyarak
kalırlar. Bu
hücreler mezemkimden gelişen her cins hücreye dönüşebilme
yeteneklerini
korumaktadırlar ve bu yüzden multipotent indifferensiye hücreler
adını alırlar. Daha çok damarların
çevresindeki
bağ dokusunda yer aldıklarından adventisyal veya perivasküler hücre
de denir.
Sabit hücreler kapsamına giren ve fibroblasta benzeyen ancak daha
küçük olan bu
hücreler,
özellikle damar yaralanmalarında bir yandan damar endoteli ve düz
kas hücresine bir
yandan da
diğer bağ doku hücrelerine özelliklede fibroblastlara dönüşerek
yaralı dokuların rejenerasyonunu
ya da kalp
kası gibi yenilenmeyen dokularda nedbe dokusunu (doku reperasyonu)
oluştururlar.
(Ünitenizin Histiyositler ve Makrofajlar bölümünü tekrar okuyunuz.)
3.1.6.
Retikulum Hücreleri
Mezenkim
hücreleri gibi uzatılı, granülsüz ve soluk boyanan sitoplazmalı, iri
ökromatik çekirdekli
birçok hücreye
farklılaşabilme yeteneğinde hücrelerdir. Bağ dokusu fibrillerinden
retikulum
fibrilleriyle
desteklenmiştir (Resim 4.5). Retikulum hücrelerinin sitoplazmik
uzantıları ve
retikulum
fibrillerinin birlikte oluşturduğu ağsı yapı (retiküler ağ) lenfatik
organların ve kemik
iliğinin
çatısını oluşturur. Bu nedenle retikulum hücreleri dalak, lenf,
yumruları, timus, kemik ili-
- 71 -
Resim 4.4:
Deri altı bağ dokusu (Metakromatik Toluidin Mavisi)
mast hücresi (→)
şekilsiz temel
madde
ği gibi kan
hücrelerinin yapım ve olgunlaşma organlarında çok bulunurlar. Bir
kısım retikulum
hücreleri
çeşitli kan hücrelerini oluşturur, bunların fagositoz yetenekleri
yoktur. Bir kısmı ise fagositoz
yapma yönünde
farklılaşarak retiküloendotelyal hücreler olarak görev yaparlar ve
fagositoz
yapan
hücrelere özgü bol lizozom içerirler. Retikulum hücreleri mezenkimal
kökenli olmakla
beraber, timus
retikulum hücreleri endodermal kökenlidirler.
3.1.7. Yağ
Hücresi (Liposit)
İnaktif
durumda fibroblasta benzeyen, sitoplazmasında kandan gelen yağ
asitlerini nötür yağlara
(trigliseridlere) dönüştürüp depolamaya başladıktan sonra yuvarlak
veya köşeli geniş
gövdeli, çok
dar sitoplazmalı ve bu dar bölümle birlikte çekirdeği de hücrenin
bir kenarına itilmiş
tipik bir
şekil alan bağ doku hücreleridir. Bu şekilleri taşlı yüzüğe
benzemektedirler. Sitoplazmalarında
bol mitokondri
ve lipaz enzimi bulunur. Golgi kompleksi ve endoplazmik retikulum
ise iyi
gelişmemiştir. Damarların çevresinde oldukça sık bulunan yağ
hücreleri, bağ dokusu
içinde tek tek
bulunabildiği gibi gruplar yaparak yağ dokusunu da
oluşturabilmektedirler. Çevresini
retikulum
fibrilleri çevrelemektedir ve farklılaşmamış mezenkimal bağ doku
hücreleri ile
retikulum
hücreleri gerektiğinde yağ hücresine dönüşmektedir. Son şeklini
almış olgun yağ
hücresinin
bölünme yeteneği ise bulunmamaktadır.
- 72 -
Resim 4.5:
Lenf düğümünde lenforetiküler bağ doku (Gümüşleme, Retikulum
hücreleri,
Retikulum
fibrilleri).
3.1.8. Pigment
Hücreleri
Genelde
pigment taşıyan hücrelerek kromotofor hücre adı verilir.
Pigmentlerden en yaygın
olarak bulunan
melanin pigmentini taşıyan hücrelere ise melanosit denmektedir.
Melanosit,
diğer bağ doku
hücrelerinden, mezenkimal olmayıp ektodermal (nöral krista) kökenli
olmasıyla
ayrılmaktadır.
İnce-uzun sitoplazma uzantıları olan ve bu uzantılarda, içinde
melanin bulunduran
melanozom adlı
granüllerin yer aldığı, bu granüller boyanmadan da görülebildiği
için
sitoplazmaları
boyasız preparatlarda da seçilebilen hücrelerdir. Parçalanan
melanositleri fagosite
eden bazı
makrofajların sitoplazmalarında da melanin pigmenti bulunmaktadır,
fakat
bunlara
melanofor adı verilmektedir ve mezenkimal kökenlidirler (Şekil 4.1).
Melanositlere
dermis yüzeyel
katlarında, gözün koriyoidea ve iris tabakalarında, piyamaterde
rastlanılmaktadır.
Çok sayıda ve
birarada toplu bulunduklarında pigment dokusunu oluştururlar.
3.1.9. Kandan
Göç Ederek Gelen Bağ Doku Hücreleri
Bağ dokusunda,
asıl bağ doku hücrelerinden ayrı olarak kandan doku içine göç eden
lökositler
de
bulunmaktadır. Bunlardan lenfositler, eozinofiller en sık
rastlanılanlarıdır. Nötrofiller,
daha çok
iltihabi olaylarda bağ dokuda bol miktarda bulunup fagositozda iş
görürler. Monositler
ise, kandan
dokuya geçer geçmez makrofajlara dönüşmektedirler. Allerjik ve
paraziter
hastalıklarda,
kanda da olduğu gibi dokuda eozinofillerin sayısı artmaktadır. Daha
çok solunum
ve sindirim
sistemi mukozolarında bulunan lenfositler ise, bağ dokusunun humoral
ve
hücresel immün
yanıtında iş görürler. Söz konusu bütün bu hücrelerin yapısal
özellikleri, kan
dokusu
ünitesinde incelenecektir.
- 73 -
Resim 4.6: Yağ
dokusunda yağ hücreleri (H.E.)
Mezenkimal
kökenli olmayan bağ doku hücreleri hangileridir?
3.2. Bağ Doku
Fibrilleri
Bağ
dokularında bulunan fibroblastlar tarafından sentezlenirler ve
fiziksel-kimyasal özelliklerine
göre üç
tiptirler.
3.2.1.
Kollajen Fibriller (Beyaz Fibriller)
En çok bulunan
ve tek tek olduklarında renksiz, bir araya geldiklerinde beyaz
renkte görünen
fibrillerdir.
Kollajen denen proteinden yapılmışlardır. Farklı 19 amino asitten
oluşan bu skleroprotein,
organizma
proteininin %40'ını teşkil eder. Fibroblastlar tarafından
sentezlerine, fibrillogenez
adı verilir.
Elektron mikroskobunda 640 angströn aralıklarla açık-koyu band
yapısı gösteren
ince
fibrilciklerden kurulu oldukları seçilir. Bu yüzden enine çizgilenme
gösterirler (Resim
4.7). Bağ doku
hücrelerinden fibroblastlarla bağlantı kurmaktadırlar, gerilmelere
çok dayanıklıdırlar.
Kalınlıkları
1-2 mikron arasındadır. Tek tek değil ondüler demetler yapacak
şekilde tertiplenmişlerdir.
Bazı organ
kapsüllerinde ve sert doku içinde çaprazlaşma göstermesi kuvvetli
yapılar
oluşmasını sağlamaktadır. Esasını oluşturan kollajen asidofilik bir
protein olduğu için
eozin ile
pembe, mallorydeki asidik anilin ile mavi, Masson trikrom ile yeşil,
Van Gieson'un asit
fuksini ile
kırmızı boyanırlar. Ayrıca, kollajen fibrillerin fibrilciklerini
birleştiren yapıştırıcı madde
karbonhidrat
yapısında olduğundan, kollajen demetler zayıf da olsa PAS (+)'tirler
(Resim
4.8).
Moleküler
formüllerine göre organizmada beş tip kollajen fibril vardır.
Kollajen Tip-I olanı en
yaygın olarak
bulunmaktadır. Deri, tendon, kemik, dentin, fasialar ce sklerada
bulunup bulunduğu
dokunun
fibroblastlarınca sentezlenir, şiddetli kuvvete dayanıklıdır.
Kollajen Tip-II ise
hyalin ve
elastik kıkırdakta bulunur, kondroblastlar tarafından sentezlenir
orta şiddette basınçlara
dayanıklıdır.
Kollajen Tip-III düz kas, endonörium, arterler, uterus, karaciğer,
dalak, böbrek,
akciğerde
bulunur. Bulunduğu Tip-IV epitel ve endotellerin basal laminası,
basal membranda
bulunan
endotel veya epitel hücrelerince sentezlenen, filtrasyonu
destekleyen bir kollajen
fibril
çeşididir. Kollajen Tip-V ise ençok plasental basal membranda
bulunan kollajen fibril tipidir.
Son yıllarda
kollajen Tip-VI, VII, VIII, IX, X, XI ve XII gibi sayıca artan
kollajen fibril tiplerinden;
Tip VII'nin
bazal laminada, Tip IX ve X'un kıkırdak dokusunda bulunduğu
gözlenmiştir. Tip
VI, VIII, XI
ve XII ise interstisyel bağ doku yapı elemanlarındandır.
- 74 -
3.2.2. Elastik
Fibriller (Sarı Fibriller)
Dış bakıda
sarı renkli olup kollajen fibrillere göre daha az sayıdadırlar.
0.2-2 mikron çapında ince
fibrillerdir.
Kollajen fibrillerden renk dışında demet yapmamaları, tek tek
seyretmeleri ve enine
çizgilenme
göstermeleriyle de ayrılırlar. Sadece ligamentum flave,
intervertebral ligamentler
ve daman
duvarlarında demet yaparlar ve demet yaparak çok sayıda bulundukları
dokulara
"elastin veya
elastik bağ dokusu" adı verilir. Sentezleri genellikle
fibroblastlarca ya da bulunduğu
organın esas
hücreleri, örneğin damar düz kas hücreleri tarafından
gerçekleştirilir. Sık sık
dallanma yapıp
anostomozlaşan bu bağ doku fibrilleri, genellikle kollajen
fibrillerle yakın bir ilişki
kurarlar ve
onları sararlar. Elastin adı verilen proteinden kurulu olup, gerilip
bırakıldıklarında
- 75 -
Resim 4.7:
Elektron mikroskobunda kollajen fibrillerin enine çizgilenme
göstermesi. X
13570.
Resim 4.8:
Deri altı bağ dokusu (PAS). Sıkı düzensiz (Δ) ve gevşek bağ doku (←)
uzayıp, eski
durumlarını alma yetenekleri fazladır. Bu esneklik nedeniyle
genişleyip-daralan
organların
duvarlarında (akciğerler, arter duvarları, deri altı bağ dokusu ve
bazı ligamentler)
çok olarak
bulunurlar. Deri altı bağ dokusu dışında diğer gevşek bağ
dokularında ise kollajen
fibrillere
oranla çok az sayıdadırlar. Elektron mikroskobide iki komponentten
kurulu oldukları
görülür.
Glikoprotein yapısındaki mikrofibriller dışta bir kılıf tarzında
tertiplenmişlerdir. Ortada
ise elastin
bileşimindeki amorf bölüm yer alır. Mineral tuz içermeyen bu iki
yapıya yaşla birlikte,
özellikle
kalsiyum olmak üzere minerallerin çökmesiyle elastisiteleri
azaltmaktadır. Işık mikroskobunda
ise homojen
bir yapıda gözlenirler. Rutin boyamalarda seçilemedikleri için
Orsein,
Rezorsin
fuksin, Aldehid fuksin ile boyanır ve bu boyalarla mor ya da koyu
mavi, kahverengi
renk alırlar
3.2.3.
Retikulum Fibrilleri (Arjirofil Fibriller)
0.2-1 mikron
şeklinde çok ince ve dallanıp ağ yapan bu yüzden retiküler fibril
adını alan bağ doku
fibrilleridirler. Kollajen Tip-3 yapısında protein içerirler. Çok
miktarda hekzoz içerdiklerinden
PAS (+)
boyanırlar ve gümüşleme ile koyu siyah olarak ayırt edilirler (Resim
4.5). Gümüşle bu
şekilde
boyanma özelliği (Arjirofil) nedeniyle bu fibrillere "arjirofil
fibril"de denmektedir. Kollajen
fibrillerinin
yapımının hızlandığı, yara iyileşme alanları gibi yerlerde sıkça
görülen bu fibriller,
çoğu kez
kollajen fibrillerle devam etmektedirler. Ayrıca bağ dokusunun
epitel, kas gibi diğer
dokularla
devam ettiği sınırlarda, kas, yağ ve bez hücrelerinin çevresinde,
endoneuriumda
ve parankimal
organlar ile embriyonal bağ dokularında çok bulunan bu fibriller
retikulum hücreleriyle
birlikte
retiküler bağ dokuyu oluşturmaktadırlar (Resim 4.5). Bu nedenle
dalak, lenf düğümü,
kemik iliği
gibi kan yapan organların da hakim bağ doku fibrili olmaktadırlar.
Bağ doku
fibrillerinden en kuvvetli PAS (+) reaksiyonu veren
hangisidir?
- 76 -
Resim 4.9:
Arter duvarında elastik membran yapısı. Orsein Boyası
3.3 Şekilsiz
Temel Madde
(Amorf Madde;
Temel Ara Madde): Bağ dokusunun hücreleri, fibriller yanısıra
saydam, homojen
ve şekilsiz
(amorf) bir hücreler-fibriller arası madde içine gömülmüşlerdir. Bu
temel ara
yapı bağ
dokusunun türüne göre farklılıklar göstermektedir. Moleküler
yapısından dolayı, suyu
tam
alınamadığı ve kolay tespit edilemediği için rutin preparatlarda
hücreler ve fibriller arasında
boşluklar
şeklinde seçilmektedir (Resim 4.7). İyi seçilebilmesi için hızlı
dondurma tekniği ve
sonra PAS veya
metakromatik boyama tekniği uygulanmalıdır (Resim 4.4).
Fibroblastlar tarafından
sentezlenen
temel madde hücrelerin beslenme ve metabolitlerin
uzaklaştırılmasında
aracılık eder,
ayrıca organizmanın su dengesinde önemli rolü vardır (Geniş bilgi
için Fizyoloji
kitabınıza baş
vurunuz). Vücut sıvılarının deposunda, patolojik olan ödemin ortaya
çıkmasında
ve yaşlılıkta
su içeriğinin azalmasına ilgili olarak dokuların gerginliğinin
azalmasında rolü
bulunur.
Şekilsiz temel
maddenin esasını glikozaminoglikanlar (asit mukopolisakkaritler) ve
glikoproteinler
oluşturmaktadır. Bu nedenle PAS (+) ve metakromatik özelliklerdir.
Fibroblastlarca sentezlenip
hücreler
arasına verilen bu iki maddeye kandan su ve minerallerin
katılmasıyla temel
madde
şekillenmektedir. Hidroksil, karboksil ve sulfat grupları
bulunmaktadır. Sulfat grubu taşıyanlar,
metakromatik
özellik göstermesini ve jel halinde olmasını sağlarken; sulfatsızlar
şekilsiz
temel ara
maddenin sol halinden sorumludurlar. Molekülünde bir çok negatif (-)
radikal olması
nedeniyle
polianyonik özelliktedir. Hidrofilik ve polianyonik olduklarından
katyonların,
özellikle de
sodyumun miktarı çoktur. Bu durum amorf maddede su tutulmasını
sağlar. Böylelikle
hemen hemen
tümü glikozaminoglikanlara bağlı olarak bulunan amorf madde suyu
içerisinde
eriyen birçok
madde, sıvı hareketine gereksinim duymadan bağ dokusunda
yayılabilmektedirler.
İçerdiği
glikozaminoglikan çeşidine (hyaluranik asit, dermatan sulfat,
kondroidin
sulfat A veya
C, heparan sulfat) göre ilişkili olduğu kollajen tipi (örneğin
dermatan sulfat Tip-I
kollojen ile)
ve oluşan doku çeşidi (örneğin kondroidin sulfat-C ve kollajen
Tip-II birlikte hyalin
ve elastik
kıkırdak) değişmektedir. Aynı şekilde yapısal glikoprotein türüne
(Fibronektin kondronektin,
laminin) göre
de doku farkları vardır. Örneğin basal membran amorf maddesinde
laminin
bulunurken,
kıkırdakta kondronektin, dermiste fibronektin bulunmaktadır
Hücreler arası
madde ya da ara madde ile temel madde (amorf madde)
arasındaki
fark nedir?
4. BAĞ DOKU
TÜRLERİ
Bağ dokusunun
organizmada bulunduğu yere ve görevine göre oldukça farklı türleri
vardır. Bu
farklar şu ana
kadar incelediğimiz bağ dokusu hücreleri, fibrilleri ve şekilsiz
temel maddenin
- 77 -
miktarı ya da
tertiplenme şeklindeki değişikliklerden ileri gelmektedir. Örneğin
bağ dokusunun
bir türü
fibrilden zengin, bir diğeri hücreden zengin olabilir. Ya da bir
türünde şekilsiz temel
madde çok bol
olurken bir diğerinde çok az miktarda bulunabilir. Ayrıca
fibrillerin tertiplenişi kiminde
düzenli
kiminde düzensiz olabilmektedir. Bu farklı tertiplenmeler ise
değişik bağ doku
türlerinin
farklı fonksiyonları gerçekleştirmesini sağlar.
4.1.
Embriyonal Bağ Doku
4.1.1.
Mezenkim Dokusu
Henüz
fibrillerin şekillenmediği, hücre olarak mezenkim hücrelerden oluşan
ve hücrelerin
uzantıları ile
birbirlerine tutunmaları sonucu şekillenmiş aralıkların şekilsiz
temel maddeyle
dolmasından
ibaret bir dokudur. Hücreleri ileri derecede farklılaşabilen
hücreler olduğu için diğer
tip bağ
dokularının şekillenmesinde mezenkim dokusu ilk basamağı
oluşturmaktadır ve
embriyoda çok
yaygındır.
4.1.2. Müköz
Bağ Dokusu
Mezenkim
dokusunun bir adım daha ileri şeklidir. Mezenkim hücrelerine
benzeyen hücreler
kollajen
fibril sentezine başladıklarından bir bakıma fibroblast kabul
edilirler. Bol şekilsiz temel
madde, pelte
kıvamında olduğu için Wharton Peltesi adını alır ve bu yüzden müköz
bağ doku
denilmektedir.
Wharton Peltesi içinde gömülü bu hücrelerin yanısıra çeşitli
yönlerde seyreden
kollajen lif
demetlerinde bulunduğu bu bağ doku çeşidi embriyonal olarak göbek
bağında bulunur.
Erişkinde ise
yalnız diş pulpasında, gözün korpus vitreumunda yer almaktadır.
4.2. Gevşek
(Areollü) Bağ Doku
Özellikle
fibroblast ve histiyositler olmak üzere tüm bağ doku hücrelerini ve
kollajen fibriller çok
olmak üzere
tüm bağ doku fibrillerini içeren, şekilsiz temel maddesi akıcı ve
bol olan bir bağ doku
çeşididir
(Resim 4.8). Fibrilleri her yöne ve gevşek olarak
tertiplenmişlerdir.
Bütün
organların, dokuların parankimal yapılarını iç ve dıştan saran,
dolduran, biraraya getirip
bağlayan ve
içinde bulundurduğu bol damar ve sinirlerle bu yapıların
çalışmasını, beslenmesini,
metabolizmasını sağlayan bağ doku çeşididir. Amorf maddesi akıcı
kıvamda olduğu için
hücre ve doku
sıvısının hareketini kolaylaştırıcı rol oynar. Tüm bağ doku
hücrelerini içerdiği için
- 78 -
vücut
savunmasında iş görür. Organlar yanısıra deri altında (Resim 4.10)
mukoza ve submukozalarda,
periton ve
plöra, perikard gibi seröz membranlarda da çok bulunur. Bu yapısı,
bağ
dokusu
türlerinden organizmada en çok bulunan çeşidi olma özelliğini
sağlamaktadır.
4.3. Sıkı
(Kompakt) Bağ Doku
Adından da
anlaşılacağı gibi sıkı bir şekilde biraraya gelmiş bağ dokusu
elemanlarından kurulmuştur.
Bu bağ doku
elemanları açısından amorf madde ve hücreden fakir, fibrillerden ise
çok
zengin bir bağ
doku çeşididir. Fibrillerden kollajen fibriller çoğunlukta olup
biraraya gelmiş paralel
demetler
oluştururlar. Bu doku mekanik gerilme ve basınçlara karşı koyan bir
doku çeşididir.
Bulunduğu
organın çekilme ve basınç durumuna, yönüne göre söz konusu fibril
demetlerinin
tertiplenmesinde farklılıklar olmakta ve bu farka göre iki tip
bulunmaktadır.
4.3.1.
Düzensiz Sıkı Bağ Dokusu
Basınç ya da
çekilmenin üç boyutta yani her yönde olduğu organlarda, kollajen
fibril demetlerinin
yönleride
belli bir yöne doğru olmayıp her yöne seyretmektedir, bunun
sonucunda birbirlerini
çaprazlayan
keçemsi tarzda tertiplenmiş bir yapı ortaya çıkar ve preperatlarda
kollejen demetlerin
hem enine, hem
boyuna, hem de oblik kesitlerine rastlanır (Resim 4.7). Az miktarda
elastik ve
retiküler fibrillerin de yer aldığı bu bağ doku çeşidinde
fibrositler, fibroblastlar, histiyosiler
bulunur. Ancak
az sayıdadırlar. Düzensiz sıkı bağ doku derinin derma katında, gözün
sklerasında,
perikondrium ve periosteumda, bazı organların kapsülalarında
bulunur.
- 79 -
Resim 4.10:
Deri altı bağ dokusu (H.E). Sıkı düzensiz (▲)
ve (→) gevşek bağ doku.
4.3.2. Düzenli
Sıkı Bağ Dokusu
Basınç ya da
çekilmenin belirli yönde olduğu tendon, ligaman, apanevroz ve
fasialarda bulunur.
Dokunun
karşılaştığı güç yönünde birbirine paralel seyreden kollejen fibril
demetlerinden
oluşur. Az
sayıda ve fibrosit olan hücreleri bu demetlerin arasına paralel
diziler yaparak yerleşmişlerdir,
çok az elastik
fibriller de bulunmaktadır.
4.3.3. Elastik
Bağ Dokusu
Organizmada az
yerde bulunan bir bağ doku türüdür. İntervertebral ligamanlar ve
ligamentum
flava da
(Anatomi kitabına bakınız) bulunan ve elastik fibrillerden çok
zengin olduğu için sarı
renkte
gözlenen bir dokudur. Elastik fibriller birbirlerine paralel olarak
sıkıca yan yana gelmiş ve
aralarına
fibroblastlar yerleşmiştir. Bu dokudaki elastik fibrillerin çapı bu
dokuda çok kalın olup
benzeri
elastik lifler arterlerin duvarlarında yan yan gelerek elastik
lameller yaparlar (Resim
4.9).
4.4. Yağ
Dokusu (Adipoz Doku)
Hücrelerden
zengin bağ doku türüdür. Yağ hücrelerinden oluştuğu için yağ
depolama görevinde
rol alır. Yağ
hücreleri bir araya gelerek lobçuklar, bunlar bir araya gelerek de
büyük yağ
lobları
meydana gelir. Lob ve lobulusların arasını gevşek bağ dokusu
doldurmaktadır. Kapillerden
zengin bir
doku olan yağ dokusu deri altında, mezenteryum, omentum gibi
bölgelerde metabolizmaya
katılan aktif
bir doku şeklindedir. Ayak tabanı, avuç içi, göz çukuru gibi bazı
bölgelerdeki
yağ dokusu
ise, daha çok mekanik koruyucu olarak iş görmektedir. Yağ
damlacıkları tek
ve büyük
(uniloküler veya univakuoler) ya da çok sayıda ve küçük
(multiloküler veya pulurivakuoler)
olmaktadır.
Her iki tip yağ hücresi de retikulum fibrilleri ile
çevrelenmişlerdir. Yağ dokusu
kendini
oluşturan yağ hücrelerinin tipine göre uniloküler yağ dokusu ve
multiloküler yağ dokusu
olmak üzere
iki türlüdür. Embriyolojik kökenleri mezenkimal hücreler olup bu
hücrelerden
oluşan
fusiform şekilli lipoblastlardan uniloküler, poligonal şekilli
olanlarından ise mulkiloküler
yağ hücreleri
ve dokuları meydana gelir.
4.4.1.
Uniloküler (Beyaz-Sarı) Adipoz Doku
Erişkinlerde
hemen hemen organizmanın tüm yağ dokusu uniloküler tiptedir. Tek ve
büyük
olan depo yağ
damlacığı karotenoidleri içerdiği için beyazdan koyu sarıya kadar
değişen
- 80 -
renkte
gözlenir. Rutin preparatlarda bal peteği görünümü verirler (Resim
4.6). Dondurma yöntemiyle
ve Sudan
siyahı, Şarlah kırmızısı gibi yağ boyalarıyla boyandığında ya da
osmik asitle
tesbit
edildiğinde yağ içeriği de boynabilir (Resim 4.11).
4.4.2.
Multiloküler (Esmer) Adipoz Doku
Beyaz yağ
dokusuna göre organizmada oldukça az ve belirli bölgelerde yer alan
yağ doku türüdür.
Organizmada
embriyoda ve yeni doğanda oldukça yaygın olup, doğumdan sonra
giderek
yerini beyaz
yağ dokusuna bırakır. Ancak patolojik bazı durumlarda erişkinlerde
tekrar görülür.
Erişkinlerde
de yaygın olarak, kış uykusuna yatan hayvanlarda bulunmaktadır.
Esmer yağ dokusunu
oluşturan yağ
hücreleri multiloküler olup, bu hücreler mitokondrilerce çok
zengindirler.
Mitokondrilerinde bol miktarda sitokromlar bulunması nedeniyle esmer
renkte gözlenirler.
4.5. Retiküler
Bağ Doku
Retikulum
hücreleri ve retikulum fibrillerinin oluşturduğu bağ yapısından
kurulu bir dokudur.
Hücrede zengin
bağ doku türünden olan retiküler bağ dokusu lenfoid organlarda (lenf
düğümü,
dalak,
tonsillalar gibi..) ve miyeloid organlarda (kemik iliği) bulunur.
Retiküler çatı, bu dokuyu
oluşturan
hücrelere desteklik yapar ayrıca retikulum hücreleri organına göre
fagositer hücreleri
ya da kan
hücrelerini yaparlar. Retiküler bağ dokusu, içerdiği retikulum
hücrelerinin kan yapma
(hemopoetik
güç) veya organizmanın savunma hücrelerine dönüşme yeteneğine ve
retikulum
ağı arasına
yerleşmiş hücre tiplerine göre ikiye ayrılmaktadır.
- 81 -
Resim 4.11:
Yağ dokusu (yağ boyası)
4.5.1.
Lenforetiküler Bağ Doku
Lenfoid
organlarda yer alan ve aralıklarını lenfosit, monosit, plazmosit
gibi hücrelerin doldurduğu,
fagositik
retikulum hücrelerinden zengin tipidir (Resim 4.5).
4.5.2.
Miyeloretiküler Bağ Doku
Kemik iliğinde
bulunan ve eritrosit, granülosit, trombositler ile bu hücrelerin ana
ve genç şekilleri
ile
doldurulmuş retiküler bağ doku tipidir (Kan hücreleri ve hemopoez
ünitenizi gözden geçiriniz).
Yağ hücreleri
de içermektedir (Resim 4.12). Aktif şekline kırmızı kemik iliği
(myeloid doku),
hemen hemen
tümüyle yağ dokusuna dönüşmüş inaktif şekline ise sarı kemik iliği
adı verilmektedir.
Hemopoetik
retikulum hücreleri yanısıra venöz sinusların duvarını döşeyen sinus
hücrelerini de
içermektedir.
Bağ dokusu
sınıflamasında ölçüt nedir?
Hepsi
mezenkimden gelişmiş, ayrıca ortak fizyolojik ve morfolojik
özellikleri de olan, geneldi organları
oluşturan
dokular ve sistemleri oluşturan organlar arasında biraraya getirici,
bağlantı
sağlayıcı,
mekanik veya fizyolojik desteklik yapıcı rol oynayan dokular
topluluğuna "Bağ ve
Destek Dokusu"
denilmektedir. Organizmadaki dört temel dokudan biri olan bağ ve
destek dokusunun
dört esas tipi
bulunmaktadır. Bunlar, bağ dokusu, kan dokusu, kıkırdak dokusu ve
kemik
dokusudur.
- 82 -
Resim 4.12:
Kırmızı kemik iliği (H.E. miyeloretiküler bağ doku (Megakaryosit
Özet
Bağ dokusu
diğer bağ ve destek dokularında da olduğu gibi hücrelerden ve
fibriller ile şekilsiz
temel maddeden
kurulmuştur. Bu yapı elemanlarının oranına ya da biraraya geliş
tarzına göre
bağ dokusunun
değişik tipleri ortaya çıkar. Gerek çok değişik tiplerinin olması
gerekse bağ doku
hücrelerinin
birbirinden oldukça farklı işlevler görmesi, bağ dokusunun desteklik
ve bağlayıcılık
özelliğinden
vücut savunmasına kadar birçok hayati olayda iş görmesini sağlar.
1.
Aşağıdakilerden hangisi bağ ve destek dokusu kapsamına girmez?
A) Kıkırdak
dokusu B) Kan dokusu C) Bağ dokusu
D) Kas dokusu
E) Kemik dokusu
2. Bağ doku
hücrelerinden hangisi asıl bağ dokusu hücresi olmayıp göç ederek bağ
dokusuna
gelen
hücrelerdindir.
A) Fibrosit B)
Fibroblast C) Lenfosit
D) Liposit E)
Kemik dokusu
3. Mezenkimal
kökenli olmayan bağ doku hücresi hangisidir?
A) Fibroblast
B) Melanofor C) Plazmosit
D) Liposit E)
Melanosit
4. Plasentada
hangi tip kollejen fibril bulunur.
A) Kollajen
tip I B) Kollajen tip II C) Kollajen tip III
D) Kollajen
tip IV E) Kollajen tip V
5. Bağ
dokusunun yapı elemanlarından hangisi metakromatik özellik gösterir?
A) Fibroblast
B) Kollajen fibril C) Elastik fibril
D) Şekilsiz
temel madde E) Yağ hücresi
6. Aşağıdaki
bağ doku çeşitlerinden en az gelişmiş olanı hangisidir?
A) Müköz bağ
doku B) Gevşek bağ doku C) Düzenli sıkı bağ doku
D) Retiküler
bağ doku E) Elastik bağ doku
- 83 -
Değerlendirme
Soruları
Mezoderm : Üç
embriyonal yapraktan birisi.
Mezenkim :
Mezodermden farklılaşan embriyonel doku.
Regenerasyon :
Yenilenme.
Ökromatik :
Gevşek kromatinli.
Heterokromatik
: Yoğun kromatinli.
Mitotik güç :
Mitozla bölünerek çoğalma gücü.
Fagositoz :
Organizmaya yabancı maddelerin hücre içine alı
narak yok
edilmesi.
Unipotansiyel
: Tek yönde farklılaşma gücü.
Multipotansiyal : Çok yönde farklılaşma gücü.
Perivasküler :
Damar çevresi.
Reperasyon :
Tamir etme.
Rutin : Her
zaman uygulanan.
Filtrasyon :
Süzme.
Hidrofilik :
Suya ilgisi olan, su seven.
Polianyonik :
Çok anyon içeren, negatif yüklü elementlerden
zengin.
Sklera : Gözün
beyaz tabakası.
Perikondriyum
: Kıkırdak kapsülü.
Periosteyum :
Kemik zarı.
RNA :
Ribonükleik asit.
Tonsilla :
Bademcik.
Clara, M.,
Maskar, Ü.:Hıstoloji,I Sermet Matbaası, 2. baskı, İstanbul, 1972.
Cowdry, E.V.:A
Text Book Of Hıstology.. Lee and Febiger Copyright, Pniladelphia,
1934.
Erençin, Z.,
Sağlam, M.: Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basım Evi 2. baskı,
Ankara
1969.
Erkoçak, A.:
Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basım Evi 3. baskı, Ankara,
1980.
Gabbiani, G.et
al.: Granulation tissue as a contractile organ: A study of structure
and function.
J. Exp. Med.
135: 719-734,1972.
- 84 -
Sözlük ve
Kavram Dizini
Yararlanılan
ve Başvurulabilecek Kaynaklar
Johnson, K.E.:
Histology and Cell Biology. W.B. Saunders Company.
Philadelphia-London-
Toronto, 1976.
Mourıquand,
C.: Hıstologıeb 53). Les Tıssus (II). Librairie Armand Colin, Paris,
1976.
Nozue. A.T.: "Relationships
between neural crest celis and mast cells in new born mice."
Anat. Anz.,
166:219-225, 1988.
Paker, Ş.:
Histoloji. Uludağ Üniversitesi Basım Evi. Bursa 1990.
Sağlam, M.:
Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basımevi. Ankara, 1977.
Tekelioğlu,
M.: Genel Tıp Histolojisi. Beta Basım. Ankara, 1989.
Tıkız, H.,
Tunçel, N., Gürer, F., Bayçu, C.:" Mast cell degranulation in
henorrhagic schck in
rast and the
effects of VIP, Aprotinin and H1 and H2 Receptor Blockers on
degranulation."
Pharmacology, 43:47-52, 1991.
Weıss, L.,
Greep, R.O.: Hıstology. Mc Graw-Hill Book Company. Fourth Edition.
New York,
1977.
Alıntı;
http://
www.aof. anadolu. edu.tr/kitap/EHSM/1219/unite04.pdf
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin, gıda takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun.
Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.
|