Damar
Felci
Felç; beyine kan
gidişinin azal-ması ya da durmasıyla meydana gelir. Kanın
ulaş-madığı beyin bölümündeki nöron hücreleri spazm yaparak devre
dışı kalırlar ve bulunduğu bölümdeki görevi olan fonksiyonu yapamaz.
Nasıl Meydana
Gelir?
Beyinde bulunan
herhangi bir damar tıkan-dığında veya patladığında kan beyin
dokusuna ulaşamaz.
Felç nedenleri
Tromboz: Arterde
meydana gelen kan pıhtısı beyine giden kan akımını durdurmasıyla
meydana gelir.
Emboli:
Vücudumuzun başka damarında meydan gelen kan pıhtısı veya pıhtı
beyindeki arteri tıkamasıyla meydana gelir.
Lakunar felç:
Beyin içindeki küçük kan damarlarının tıkanmasıyla oluşur.
Serebral Kanama:
Beyin içindeki herhangi bir arterin patlama-sıyla veya yırtılmasıyla
oluşur. Hiçbir belirti vermeden meydana gelebilir. Çoğu zaman tedavi
edilmeyen hipertansiyonun bir sonucu olarak görülür. Nadiren de olsa
doğumsal damar defektlerinden kaynaklanabilir. Hipertansiyon , kalp
hastalıkları, diabetes mellitus,( Şeker hastalığı) yüksek
kolesterol, sigara, ailesel yatkınlığı olanlar, fazla kilolu
bireyler, damar sertliği risk faktörleridir.
Semptomları
nelerdir?
Etkilenen beyin
bölgesine göre semptomlar farklılık gösterir. Baş ağrısı, kırıklık,
uyuşukluk, yürüme konuşma zorluğu, konuşulanı anlayamama, görme
problemleri, konfüzyon, kişilik değişiklikleri, kasları hareket
ettirmede zorluk, baş dönmesi, idrar ve gaita tutamama, bilinç
kaybı. Felç öncesi transiel iskemik (TIA) atak görülebilir. TIA
beyni besleyen kanın bir müddet kesilmesiyle meydana gelir, kalıcı
hasara neden olmaz. TIA felçle aynı semptomları gösterir ancak
semptomlar birkaç dakikada ya da saatte geçer.
Nasıl Tedavi
Edilir?
Felçten
şüphelenildiği anda hastaneye acilen gidilmesi önemlidir. Pıhtının
yol açtığı felçler pıhtı eriten ilaçlarla tedavi edilmektedir. Bu
ilaçlar semptomların çabucak sona ermesini sağlar ayrıca sakatlığı
veya ölümü de engeller. Ancak felç sonrası 3-6 saat içinde ilaçların
başlanmasıyla başarı sağlanır. Özellikle ilk 24 saat dikkatli gözlem
gerektirir. Yatak istirahatı de önemlidir. Felcin altında yatan
neden hipertansiyon, ritim problemleri ise bunlar tedavi
edilmelidir.
Etkileri Ne Kadar
Sürer?
İyileşme beyin
hasarına göre farklılık gösterir. Bazı durumlarda ilk birkaç gün
içinde veya bir hafta sonra iyileşme görülür. Eğer felç sonrası 1-2
hafta içinde iyileşme görülmezse, bazı kas hareketleri ve konuşma
geri dönmeyebilir. Fakat bazı bireylerde uygun ilaçlar
uygulandığında felçten 1 sene sonra dahi konuşma ve kas gücünün geri
döndüğü görülmüştür.
Felci nasıl
önlerim?
Kan basıncınız
yüksekse kontrol altına alın. Sigarayı kesin. Yağdan fakir diyeti
tercih edin. Her gün egzersiz yapın ve kilonuzu dengede tutun.
Beyin ve sinir
sistemin beslenme yetersizliği sonucu ortaya çıkar Sinir
hücrelerinin oksijensizliğe ve kan şekeri düşmesine tahammülü birkaç
dakika ile sınırlıdır Herhangi bir sebeple (genellikle beyne kan
taşıyan damarların tıkanması, daralması) aksaması durumunda
saniyeler içinde konuşma, görme, anlama bozulabilir ve vücudun bir
yarısında kuvvet azalması veya tamamen fonksiyon kaybı olabilir
Bu kayıp yine
saatler içinde kısa sürede geçiyorsa geçici felçten bahsedilir
Hastalıkta (bazen
felç gelmeden önce) haberci uyarıcı bulgular şunlardır:
1-Vücudun bir
tarafında görülen gelip geçici uyuşma
2-Kısa süreli baş
ağrısı nöbetleri
3-Konuşmanın
bozulması veya durması
4-Görmede geçici
ani kayıplar
5-Dengesizlik vs
Hastalığın ana
sebebi beyin ve hücrelerini sulayan beyin damarlarındaki
tıkanmalardır Daha nadir olarak beyin kanaması, beyin ve zarının
iltihapları anılabilir
Damar tıkanmasının
sebepleri ise: Bünyenin yaslanması, damarların sertleşmesi , kan
yağlarının fazlalığı , kandaki kırmızı hücrelerin (eritrosit)
çokluğu , tansiyonun yüksek seyretmesi , sigara , alkol , uyuşturucu
gibi kötü alışkanlıklar , kalp ve damar hastalıklarına irsi
yatkınlık , şeker hastalığı , böbrek rahatsızlığı , aşırı stres ,
dengesiz beslenme , düzensiz yaşama vs
Felçte Ne
Yapılmalıdır?
1-Hasta apar topar
hareket ettirilmemelidir
2-Gereksiz panikle
hastaya zarar verilmemeli,
3-En yakın sağlık
merkezine götürülerek erken müdahale edilmelidir
4-Bazı felçler
yapılan tedavi ile zaman içinde geçer Hem de iz bırakmadan
5-Felcin geçmemesi
durumunda ise gereksiz ümitlerle hasta hekim hekim
dolaştırılmamalıdır
6-Tıp dışı bazı
ters uygulamalara fırsat verilmemelidir
7-Hastanın takip
ve tedavisini üstlenen hekimle diyalog koparılmamalıdır
8-Takip süreci
uzun olacağı bilinerek tedbirler düzenlenmelidir
9-Hastalığın ilk
haftalarından itibaren bıkmadan, usanmadan doktor tavsiyesine uygun
fizyoterapi (masaj ve egzersiz) uygulanmalıdır
10-Hastanın
hareketlenmesi, iyileşmeye motivasyonu, yatakta döndürülmesi
(yaralar oluşmaması için) , beslenme düzeni, psikolojik ve moral
durumu, hasta yakınlarının ilgi ve desteği tedavide kullanılacak
ilaç ve metotlardan çok daha faydalı olduğu bilinmelidir
11-Tedavide
kullanılan ilaçların temel amacı felcin tekrarlama ihtimaline karşı
bünyeyi korumaktır
12-Tansiyonu
ayarlamak, kan yağlarını düşürmek, moral ve destek tedavileri
önemlidir
13-Ağır olup da
yatalak kalan hastaların hayatla ilgilerinin kopmamasına dikkat
edilmelidir
14-Çökkün
(depresif) düşünceleri gelişmesi durumunda tedavi edilmelidir
Bilmek
İstedikleriniz Felçle İlgili Sorular Cevaplar
Felç aynı zamanda
beyin enfarktüsü olarak bilinir Bunun sebebi nedir?
Tıpkı kalp
enfarktüsünde bir kan damlasının kalbe giden damarı tıkaması gibi,
felç geçirirken de beyindeki atardamar kandaki pıhtılaşmadan dolayı
tıkanır Damarın tıkanmasıyla, damarın gerisinde bulunan beynin
çeşitli bölgelerine oksijen akışı engellenir Bunu sonucunda o
bölgedeki beyin ve sinir hücreleri kısa bir süre içerisinde ölür
Felç geçirmek
sadece yaşlı insanlara mahsus bir tehlike mi?
Hayır İlerleyen
yaşla birlikte risk de yükseliyor belki ama felç olaylarında yaş
ortalaması gün geçtikçe düşüyor Çocuklar bile risk altında
Felç belirtileri
nelerdir?
Aniden meydana
gelen tek taraflı bir felç veya vücudun bir kısmının duyarsızlaşması
Bununla beraber görme ve konuşma bozuklukları, baş dönmesi ve
şiddetli baş ağrısı da ilk belirtiler arasında
İlk belirtilerde
hastanın hemen tedavi olması neden bu kadar önemli?
Bu durumda her
geçen saniye altın değer-inde Beyindeki kanama ne kadar uzun
sürerse, kişide kalıcı hasarlar yaratması veya ölümle sonuçlanması o
kadar yüksek bir ihtimal taşır Bu yüzden ilk belirtiler
gözlemlendiğinde hemen bir doktor çağırmak çok önemlidir
Doktor
müdahalesinde ne yapılır?
Yapılan müdahalede
ilk olarak hasarlı olan damar tomografi cihazıyla tespit edilir Buna
bağlı olarak hangi hücrelerin kurtarılabileceği saptanır Yaklaşık
olarak üç saat içerisinde tıkanmış bir damarı çeşitli ilaçların
yardımıyla temizlemek mümkün
Lazer terapisinin
kullanıldığı doğru mu?
Bazı kliniklerde
bazı hastalarda şahdamarını lazerle açmak için deneme çalışmaları
yapıldı Bunlardan başarı elde edilmiş olsa bile bu metod henüz
uygulanmıyor ve test aşamasında
Tıkanmış damarları
açmak için genetik bir ilaç var mı?
Evet Genetik
teknoloji sayesinde elde edilen ve rt-PA şeklinde tanımlanan genetik
ilaçlar kullanılıyor Bu ilaç, vücudun bir enzim salgılamasına ve bu
enzim sayesinde damardaki tıkanıklıkların giderilmesine yol açıyor
Fakat bu ilacın enfarktüs geçirildikten üç saat sonra alınabiliyor
Bir yan etki ise kanamaların oluşabilmesi Bu yüzden bu ilaç her
hasta için uygun değil
Felç geçirdikten
sonra ne gibi yan etkiler oluşabilir?
Felç geçiren
hastalarda genellikle sonradan konuşma ve görme bozuklukların yanı
sıra sersemlik gibi yan etkiler oluşabiliyor Bazı hastalarda bu
şikayetler bir süre sonra sona ererken bazılarındaysa geçmiyor
Felçin ciddiyeti
neye göre değişiyor?
Bu enfarktüsün ne
kadar hasar verdiğine bağlı Ayrıca tedaviye ne kadar çabuk
başlanıldığı önemli
Ölen beyin
hücrelerine ne oluyor?
Beyin hücrelerinin
işleyiş tarzı o kadar ilginç ki Şöyle ki, beyinde ölen hücrelerin
işlevini etrafındaki hücreler üstleniyor Fakat bunun
gerçekleşebilmesi için bu hücrelerin bir an önce yeni ek görevlerine
alıştırılmaları gerekiyor Bunun için erken terapi önemli
Damar tıkanıklığı
felç geçirmenin tek nedeni mi?
Hayır Bir beyin
kanaması sonucunda da felç geçirilebilirsiniz Kanama ile damarda
meydana gelen basınç ile damarın yapısı bozuluyor ve işlevini yerine
getiremiyor Kanamanın ise mutlaka durdurulması gerekir
Damar tıkanıklığı
nasıl oluşur?
Damar
tıkanıklığının sebebi genelde yüksek kan basıncı ve sağlıksız bir
yaşamdır Özellikle de damarlarda oluşan kireçlenme beyin felcinin en
büyük sebebi Sağlıklı beslenme bol sebze ve meyve, az kırmızı et ve
yağ ile felç olma riskinizi bir hayli düşürebilirsiniz Günde
içeceğiniz bir kadeh şarap damarlarınızı kireçlenmeye karşı
koruyacaktır Daha fazlası ise sağlığa zarar verecektir
Beyin kanaması
nasıl oluşur?
Bazen, beynin
yapısında doğuştan gelen bir bozukluk nedeniyle bir kanama meydana
gelebilir Ayrıca kan basıncı da damarın yırtılmasına sebep olabilir
Fakat asıl risk, damarın içinde meydana gelen tortulanmadan dolayı
damar içi alanın daralmasıyla oluşur
Bazı ilaçların
felç geçirme riskini yükselttiği doğru mu?
Amerikalı bilim
adamları ephedrin maddesinin felç riskini çoğalttığını ortaya
çıkardı Bitkisel maddelerden elde edilen ephedrin genelde öksürük ve
soğuk algınlığı ilaçlarının içeriğinde bulunuyor Ephedrin maddesinin
aynı zamanda iştah kapatma gibi bir özelliği daha olduğundan,
özellikle diyabet ilaçlarında yüksek miktarlarda kullanılıyor
İkinci bir felç
geçirme ihtimali yüksek midir?
İstatistiklere
göre hastaların %10 - %15inin bir sene sonra tekrar felç
geçiriyorlar Bunu engellemek için aspirin gibi kanı sulandıran
ilaçların kullanılması gerekiyor Bu tedavi yöntemi kanda oluşan
pıhtılaşmayı ve damarların tıkanmasını önlüyor
Kan basıncınızın
yükselmesini nasıl önleyebilirsiniz?
Yüksek kan basıncı
her zaman felç geçirme riskini çoğaltır Her gün düzenli olarak kan
basıncınızı ölçün veya bir doktora veya eczaneye ölçtürün Yüksek kan
basıncına karşı birkaç öneri:
1 Yoga veya
çeşitli meditasyon yöntemlerini kullanarak stresi üzerinizden atın
2 Kanda bulunan
yüksek yağ seviyesi, damarların daralmasına bu da kan basıncının
yükselmesine neden olur Kandaki kolesterol seviyesi mutlaka 130′un
altında olmalı Kolesterini düşük bir beslenme tek başına yeterli
olmuyorsa, kandaki yağ seviyesini düşüren ilaçlar yardımcı olabilir
3 Sigarayı bırakın
çünkü nikotin damarların daralmasına neden oluyor.
Damarlardaki Kolesterol
YÜKSEK KAN KOLESTEROLÜ
Normal ve Tıkalı
Damarlar
Kolesterol,
kalp-damar hastalıklarına yol açan en büyük nedenlerden biridir.
1984 yılına gelene dek kolesterolün zararları bilinmekteydi, ama 150
milyon dolara malolan bir araştırma, önemli bir gerçeği gözler önüne
serdi: Kolesterolün %1 azaltılmasıyla kalp krizi riskinin %2
azaldığı ortaya kondu. On yıl süren araştırmalarda, aynı yaş, kilo,
sigara alışkanlığı ve tansiyona sahip erkeklerden kolesterolü %10
daha düşük olan hastaların kalp krizine yakalanma şansları %20
düşüyordu. Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından yapılan bu
araştırmadan sonra başka geniş kapsamlı araştırmalar da benzer
sonuçlar vermiştir: Kolesterolü azaltmak atheroskleroz ve kalp krizi
riskini azaltmaktadır.
KOLESTEROL NEDİR?
Kolesterol
vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, yağ benzeri maddelerdir. Bu maddeler
hem vücut tarafından üretilir; hem de dışardan besin yoluyla alınır.
Kandaki kolesterolün yaklaşık % 85'ini vücut kendi üretir, % 15'ini
besinlerden alırız. Vücudumuzda karaciğer tarafından üretilen
kolesterol; et, tavuk, süt, yumurta gibi hayvansal ürünlerde
bulunur. Aynen insanlarda olduğu gibi hayvanların da her hücre
zarında kolesterol vardır. Bu yüzden yediğimiz et veya tavuk tamamen
yağsız gözükse dahi, kolesterol etin her yerinde bulunduğundan,
yediğimiz etin kolesterolünü de kendi bünyemize geçirmiş oluruz. Ne
yazık ki, hayvani gıdalardan aldığımız kolesterolün bir çoğu
fazlalıktır, ve kullanılamayan kolesterol vücutta birikir; bu da
kalp hastalıkları başta, bir çok hastalığın nedeni olabilir.
Sigara ve Madde
bağımlılığı sizi farklı bir dünyaya taşır
Kolesterol yağa
benzer bir yapıda olduğundan, yüksek oranda sudan oluşan kanın
içinde tek başına dolaşamaz. Karaciğerden hücrelere gidip gelebilmek
için taşıyıcılara ihtiyacı vardır. Bu taşıyıcılara lipoprotein
diyoruz. Kolesterolü taşıyan iki tip taşıyıcı bulunuyor kanımızda :
Kötü huylu kolesterol denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler
(LDL) ve iyi huylu olanı: yüksek yoğunluktaki lipoproteinler (HDL).
LDL'ye kötü huylu
denmesinin nedeni, karaciğerden aldığı kolesterolü hücrelere
taşırken, bazen damar çeperlerinde düşürerek, kanda erime özelliği
olmayan bu maddeciklerin birikmesine, plak oluşturmasına neden
olmalarıdır. Oysa HDL, hücrelerdeki fazla kolesterolü alıp, safraya
dönüştürülmek üzere karaciğere geri taşıma görevini üstlenmiştir.
Ayrıca damarlara yapışmış olan kolesterolü de elektrikli süpürge
gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye düşer. Dolayısıyla
HDL'mizin yüksek olması kolesterolün damarlarımıza yaptığı zararı
azaltabilir. Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan araştırmalarda,
bizim HDL düzeylerimizin genetik olarak düşük olduğu ortaya
çıkmıştır. (İdeal rakamlar kadınlarda <45, erkeklerde <35
mg/dl.dir.) Hafif bir spor yapmanın, bir kadeh kırmızı şarabın ve
zeytinyağının iyi kolesterolü yükselttiği ispatlanmıştır. Total
kolesterolü yükselten ve düşüren faktörler ve gıdaları aşağıda
inceleyeceğiz.
Total kolesterol
ve LDL ve HDL düzeyleri için rakamlar şöyledir: (mg/dl)
TOTAL
KOLESTEROL LDL HDL
İDEAL 200'den az
130'dan az 35'ten fazla (erkek)
SINIRDA RİSK
200-239 130-159 45'ten fazla (kadın)
YÜKSEK RİSK
240'tan fazla 160'tan fazla
Kandaki kolesterol
düzeyimizi ölçtürdükten sonra, genellikle aklımızda total kolesterol
değeri kalır. Bu yanlış sayılmaz, ne de olsa total kolesterolümüzün
% 70-90'ı kötü kolesterol yani LDL'dir. Ama iyi ve kötü kolesterol
düzeylerimizi bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı aşması, tehlike
sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların LDL'yi 100 mg/dl
altında tutması gerekir.
Vücudumuzdaki atar
damar sistemi
Kolesterolü düşük
tutmak için neler yapmalı? Kalıtımsal faktörlerin dışında, hiç bir
etkenin kandaki kolesterol düzeyini diyet ve fiziksel hareketlilik
kadar etkilemediği defalarca doğrulanmıştır.
BESLENME:
Genel kural;
besinlerden alınan hayvansal yağ ve kolesterol miktarını mümkün
olduğunca azaltmaktır. (Balıkyağı hariç)
KAÇINILMASI
GEREKENLER:
Sakatat, katı
yağlar, etin yağlı kısımları, kıyma, hamburger, salam, sosis, sucuk,
tavuğun derisi, kızarmış balık, karides, kalamar, havyar, ahtapot,
midye tava, çedar,kaşar ve krem peynir tipi yağlı peynirler, yağlı
sütle yapılmış tatlılar, poğaça, açma, kurabiye, çikolata, yağlı kek
ve benzerleri, pasta, krema, kızartmalar, cips, kaymak, yağlı yoğurt
ve mayonez, hazır soslar, hindistan cevizi, fazla şekerli, tuzlu ve
rafine edilmiş gıdalar.
DOKTOR
KONTROLLERİNİN PERİODİK OLARAK
UYGULANMASI,
KALP-DAMAR SAĞLIĞINIZ İÇİN ÖNEMLİDİR
YENİLEBİLENLER:
Tüm sebze ve
meyveler, baklagiller (fasulye, mercimek,nohut, bezelye...), soğan,
sarımsak, esmer ekmek, makarna, çavdar ekmeği, yulaf, mısır gevreği,
bulgur, pirinç, patates, yarım veya yağsız süt, peynir ve yoğurt;
haftada 3-4 yumurta*, yağsız tarafından dana eti, tavuk, hindi, sıvı
yağlar(tercihen zeytinyağı), ceviz, fındık, badem, kestane,
istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi, sütlaç gibi tatlılar,
ızgara veya buğulama balık (özellikle kuzeyin yağlı balıkları,
somon, ton, lagos, orfoz...vs.)
*Uzun süre
yumurta, çok kolesterol içerdiği için kısıtlanmaktaydı. Sonradan
yapılan araştırmalarda, kendi kolesterol içeren gıdalardan çok,
trans yağ asitleri taşıyan (yani margarin gibi hidrojene edilmiş),
doymuş yağ içerenlerin daha zararlı olduğu görüşü önem kazandı.
ÖNEMLİ NOT: Yağlı
balıkları hazırlarken, dışardan yağ eklenmemeli. Balık yağında iyi
kolesterolü artıran, dolayısıyla total kolesterolü düşüren omega 3
asitleri vardır, dolayısıyla çok faydalıdır. Ayrıca zeytinyağında da
aynı asitler mevcuttur. Bu yüzden Akdeniz tipi beslenenlerle, yağlı
balık yiyen Eskimolarda hemen hemen hiç damar rahatsızlıkları
görülmemektedir.
Tüm yemekleri,
makarna, pilav dahil, mümkün olduğunca zeytinyağıyla yapmalı. Ayrıca
eczaneden alınan balıkyağı haplarından kullanılabilir. Doymamış
yağlar kolesterolü düşürse de, yağın her türü kilo aldırdığından çok
fazla tüketilmemeli. Ayrıca yulaf, kepek ve taze sebze meyvenin,
soya ürünleri ve baklagiller gibi lifli gıdaların da kolesterol
düşürmede etkisi büyüktür. Ana mönüyü bunlar oluşturmalı.
Gizlenen gerçek:
Damarlarda kolesterol değil, kalsiyum birikiyor!
Damarların yaşla
birlikte yavaş yavaş tıkandığı, kan akışının yavaşladığı, çeşitli
doku ve organlara ait hücrelerin bu nedenle doğru dürüst
beslenemediği, damarlarda tıkanıklar oluştuğu ve bu durumun kalp
krizi dâhil birçok hastalığa neden olduğu tartışmasız bir gerçek…
Fakat söylenmeyen,
nedense insanlar tarafından anlaşılması istenmeyen asıl gerçeği de
lütfen görelim: Damarlarda tıkanıklığa ve daralmalara yol açan
‘aterom plağı’ adı verilen oluşumun yapısı, içeriği bu noktada
gerçekten de çok önemli, çünkü gizlenen gerçekleri buradan da
anlayabilirsiniz.
Daha önce yapılmış
birçok araştırma var[1] ve biz de defalarca yazdık[2], yazılarımızı
okuyanlar tekrarlar nedeniyle biraz sıkılacak ama yine yazalım.
Damarları tıkacı yani aterom plağındaki bileşenler: Kalsiyum % 50,
makrofaj ve hücre kalıntıları % 45, kolesterol % 3, diğer farklı
bileşenler ise % 2 kadardır. Kısaca damarlarımızı tıkayan aterom
plağını, buruşturup top şekline getirdiğiniz 100 cm’lik bir mezura
olarak düşünün, buruşturulan 100 cm'lık mezuranın sadece 3 cm’lik
kısmı kolesteroldür geriye kalan 97 cm’lik kısmın 50 cm’si
kalsiyumdur.
‘Yağlar ve
kolesterol damarlarda birikir’ diyebilen doktorlarımıza ‘kalsiyum da
birikmiyor mu?’ diye mutlaka sorun! Nasıl bir sihirli-büyülü etkiyle
% 3’ lük kolesterolün, % 97’lik kısmı oluşturduğunu, her şeye rağmen
damar tıkanmalarında onlara göre, asıl gerçek suçlunun kolesterol
olduğunu (?) dinlerken oldukça fazla eğleneceksiniz!
Sözün kısası,
şayet gerçekten damarlarınızda daralmadan, kalp krizinden
korkuyorsanız ve bu konuda gerçekten emin olmak istiyorsanız
yapılacak tek şey var: Bazı (radyasyon vb) riskleri göze alıp,
doktor kontrolünde damarlarınızdaki kalsiyum (birikim) miktarını
ölçtürmek, bu konuda yapabileceğiniz en iyi ve en gerçekçi adım bu
olacaktır.
Damarlardaki
kalsiyum miktarının ölçülmesi damar tıkanıklığı ve kalp krizi
riskleri konusunda iddia edilen birçok risk faktörüne göre en
gerçekçi değerlendirmedir. Nedeni basit, çünkü bu yöntem; düşük ya
da yüksek kan kolesterol, tansiyon, şeker, böbrek hastalığı gibi
bazı sözde risklerden son derece bağımsız; söylemlere,
istatistiklere, tahminlere ve kolesterol dedikodularına göre değil,
nesnel fiziksel gerçeklik kavramı (kalsiyum birikimi) üzerinde
çalışır. Nesnel gerçek, kalsiyum birikiminin damarlarda
kolesterolden 20 kat fazla görülmesi, kalsiyum birikiminin çok yoğun
olması ve damarlardaki kalsiyum miktarının çeşitli yöntemlerle şimdi
çok rahat ölçülebiliyor olmasıdır. Kan kolesterol düzeyi ne olursa
(düşük ya da yüksek) olsun, şayet damarlarda kalsiyum birikimi yoksa
söz konusu kişinin kalp krizi geçirme ihtimali hiç yoktur, yani kalp
krizi geçirme ihtimaliniz ‘yüzde sıfır’dır.[3]
Bizim defalarca
söylediğimiz ve ‘kolesterol ve akıl oyunları’ kitabında geniş yer
verdiğimiz konu şu sıralarda yine tekrar gündemde. Nitekim en son
olarak, yakın bir zamanda Tamar S. Polonsky ve arkadaşlarının[4]
yaptığı bir çalışmada bunu doğrulamaktadır. Bu son araştırma sağlık
haberlerimizde[5] şöyle yer aldı:
”…. ABD'de yapılan
bir araştırmaya göre, kalp damarlarındaki kalsiyum oranı, kalp krizi
riskini önceden haber verebilecek. Kalp damarlarındaki kalsiyum
oranının, kalp krizi riskini önceden haber verebileceği belirtildi.
Amerikan Tıp Derneğinin (JAMA) dergisinde yayımlanan araştırmada,
kalp damarlarında kalsiyum birikmesinin kalp ve damar
hastalıklarının habercisi olabileceği ifade edildi. Araştırmaya
göre, bilim adamları 2000 ile 2008 yılları arasında kalp ve damar
hastası olmayan 5878 kişide koroner arter kalsiyum skorlama (KAKS)
tekniği kullanılarak ölçüm yapıldı. Ölçümlerden 5 yıl sonra kalp ve
damar hastalıklarına yakalanma riski, iki araştırma modeline göre
sınıflandırıldı. Birinci modelde kişilerin yaşı, ırkı, cinsiyeti,
sigara kullanımı, hipertansiyon ve bunun için kullanılan ilaçlar ve
kolesterol oranı göz önüne alındı. İkinci modeldeyse, birinci
modeldeki unsurlara koroner damar kalsiyum skorlaması dahil edildi.
İki modelin ortaya koyduğu sonuçları karşılaştıran araştırmacılar,
ikinci modelin yani KAKS'ı göz önünde bulunduran modelin kalp ve
damar hastalığı tehlikesini daha iyi haber verdiğini tespit ettiler.
Bilim adamları kalp damarlarında biriken kalsiyumu saptamanın,
kişinin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini önceden
belirlemede daha verimli sonuç verdiğini ifade ediyorlar.”
Haber okundu ama
çoğu kimse sorgulamadı…
“Sıkıysa,
kolesterole yaptığınızı kalsiyuma da yapın, kalsiyum içeren
besinleri de yasaklayın görelim” diyeceğim ama böyle bir şakayı bile
ciddiye almış, ciddiye alabilecek araştırmalar ve araştırmacıların
var olduğunu[6] zaten biliyorum. Bu nedenle öncelikle önemli bir
hatırlatma yapmalıyız. Bu araştırmayı okuyan, damarlarda kalsiyum
birimi olduğunu gören[7] ve kabul eden bazı kişileri uyarmalıyız!
Uyarımız şu: Sakın ha, kandaki kalsiyum düzeyi ile istatistiksel
bağlantılar kurup insanlara kalsiyum içeren besinleri filan
yasaklamayın, kanda kalsiyum düzeyini düşüren çeşitli ilaçlar
yapmayın; bizim düşüncemize damarlarda kalsiyum birikiminin, kan
kalsiyum düzeyi ile hiçbir mantıksal bağlantısı yok. Bu durumun
açıklamasını biz daha önce [8] defalarca yapmıştık. Hatırlarsanız
‘tüberküloz’ hastalarındaki akciğer filmlerine bir bakın ve mümkünse
tüberküloz hastalarının akciğer filmleri üzerinde, kalsiyum
lekelerinin nasıl oluştuğu üzerinde biraz düşünün[9], damar
sertliğini (aterosklerozu) anlayacaksınız demiştik! Anlayanlar
anladı, anlamayanlar için ise gerçekten yapacak bir şey yok…
Yani kan
kolesterol düzeyi için yaptığınız saçmalığın bir tekrarını yeniden
kalsiyum için lütfen yapmayın, ‘damarlarda kalsiyum birikiyormuş’
diye kalsiyum içeren besinleri yasaklamayın!
Konumuza dönersek,
damarlarda kalsiyum ölçümü gerçekten çok önemli: Gerçekten kan
damarlarında damar kireçlenmesi (ateroskleroz) oluşabiliyorsa,
kişinin kan kolesterolü, tansiyonu, şekeri ne olursa olsun,
özellikle kalp krizi geçiren hastaların damarlarında mutlaka,
istisnasız bir şekilde kalsiyum birikimi mutlaka oluyor.
Oysa kardiyoloji
dünyasının iddialarının birisi olan ‘kan kolesterol’ düzeyi ise
tamamen istatistiksel zorlamalarla, mutlak değil rölatif risklerle
dolu! Kalp krizi nedeniyle ameliyat olmuş kişilere baktığınızda kan
kolesterol düzeyi ile doğrudan bir bağıntı kurmanız gerçekte
imkânsız, hastaların yarısından fazlasında kan kolesterol düzeyinin
normal sınırlar içinde olması bu nedenle kaçınılmaz.[10]
Damarlarda
kalsiyum birikimi ise çok farklı!
Var olan nesnel ve
fiziksel bir gerçek, görünür elle tutulabilir ve kalsiyum birikimi
periyodik olarak izlenebilir!
Damarlarda
kalsiyum birikimi ile ilişkili araştırmaların hepsi çok iyi,
mükemmel bulgular.
Fakat bizim
geçmişten gelen, eskimiş ve anlamı kalmamış insanlarımızın
bilinçaltına kadar zorla işlemiş, açıklanması gereken bir sorun
var!..
“Kandaki fazla
kolesterol damarlarda birikiyor, damarları tıkıyor” cümlesi sizin
kulaklarınızı rahatsız etmiyor mu? Damarlarda kalsiyum birikiminin
oranını öğrendiğinizde, bu cümleyi işittiğinizde veya söylediğinizde
artık sizler de rahatsız olmuyor musunuz?
Hala birileri hiç
sıkılmadan, utanmadan nasıl oluyor da ‘damarlarda çok kolesterol
biriktiğini’ söyleyebiliyor gerçekten anlamak mümkün değil. Bunca
araştırmaya rağmen damarlarda biriken maddenin sadece kolesterol
molekülleri olduğu söylenebiliyorsa ve bilgisizlik söz konusu
değilse, burada iki ihtimal var, ikisi de birbirinden kötü! Fakat
hangisinin daha kötü olduğunu gerçekten ben de bilmiyorum: Ya
insanları gerçekten cahil, bilgisiz, aptal sanıyorsunuz ya da
bilerek, isteyerek, kasten insanları bilgisiz, cahil bırakıyorsunuz!
Hangisinin daha kötü olduğuna siz karar verin!
Neden insanlara
damar sertliğine neden olan aterom plakları içindeki sadece
kolesterolü (% 3) söylüyor, fakat damarlardaki kalsiyum (% 50)
birikimini söylemiyorsunuz?
“Damarlarda
kolesterol birikirmiş!”
Buyurun, ‘Halep
oradaysa, arşın burada’ desem de bazıları için hiç fark etmeyecek.
Çünkü ‘damarlarda
kolesterol birikir diyenler’ ya Halep’e hiçbir zaman gitmediler, ya
da arşının ne olduğunu hala bilmiyorlar!...
Mevlüt Durmuş
Uzm.Biyolog
www.kolesterolmasallarblogspot.com
Kaynak ve
Dipnotlar
[1] Scott M.
Grundy, MD, PhD. (2001) Coronary calcium as a risk factor: role in
global risk assessment. J Am Coll Cardiol, 2001; 37:1512-1515.
[2]
http://kolesterolmasallar.blogspot.com/2010/01/siz-hangi-kolesterol-yalanna-inanmstnz.html
[3] Agatston;
Kalsiyum skoru “0” olanların kalp krizi geçirme olasılığı “0”dır.
(Cleveland Clinic Journal Medicine 49: Supp 3 – S-6-11, 2002)
[4] Tamar S.
Polonsky et al (2010). Coronary Artery Calcium Score and Risk
Classification for Coronary Heart Disease Prediction. JAMA.
2010;303(16):1610-1616. (Abst)
http://jama.ama-assn.org/cgi/content/short/303/16/1610?rss=1
[5]
http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/14557481.asp?gid=245
[6]Stephen Seely
(1991) Is Calcium Excess in Western Diet a Major Cause of Arterial
Disease? [Editorial], International J Cardiology 33(2):191-198 (Nov
1991) (Stephen Seely, Department of Cardiology, University of
Manchester, The Royal Infirmary, Manchester M13 9WL, UK)
[7] Stephen Seely,
kolesterol ilaçlarına karşı bir araştırmacı da olsa, kalsiyum alımı,
fazla süt içilmesi gibi konularla damarlardaki kalsiyum birikimiyle
ilişki kurmasına katılmıyoruz. Bu durumun diyetle alınan besinlerle
ilişkili olduğunu düşünmüyoruz.
[8] Mevlüt Durmuş
(2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap. İstanbul.
[9]
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=75664
[10] Adnan K.
Chhatriwalla et al (2009). Low Levels of Low-Density Lipoprotein
Cholesterol and Blood Pressure and Progression of Coronary
Atherosclerosis. J Am Coll Cardiol. 2009;53:1110-1115,
Gönderen Mevlüt
Durmuş zaman: Çarşamba, Mayıs 05, 2010
Yaygın kanının
aksine kolesterol tamamen zararlı bir madde değil. Vücutta üretilen
kolesterol cinsel yaşamdan, sindirim sisteminin çalışmasına kadar
önemli görevler üstleniyor. Kolesterol yokluğu bunamaya veya bazı
psikolojik bozukluklara yol açabiliyor.
Siyami Ersek Göğüs
Kalp Damar cerrahisi Merkezi Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Kardiyoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Mehmet Eren kolesterolle ilgili
soruları yanıtladı.
Kolesterol nedir?
Kanımızda bulunan
balmumuna benzer bir yağdır. Kolesterol bir yandan karaciğerde
üretilirken, bir yandan da besinlerden alınır. Et, süt ürünleri,
yumurta gibi hayvansal kaynaklı besinlerde kolesterol bulunur;
sebze, meyve, bitkisel yağlar ve tahıllarda bulunmaz.
Kanda fazla
miktarda olması zararlıdır. Ancak kolesterol hep kötü çağrışımları
da akla getirmemeli. Aslında vücut için yararlı bir maddedir,
vücutta hücre zarlarının oluşumunda ve bazı hormonların üretiminde
bulunur.
Hiç olmaması neye
yol açar?
Kolesterol bazı
hormonların yapımında yer alır. Mesela erkeklik hormonu
testosteronun sentezinde rol oynar. Bu hormonun eksikliği kısırlığa,
erkeklerde erkek karakterinin ve libidonun (cinsel isteğin)
azalmasına yol açar. Benzer durum kadınlarda da söz konusudur.
Hücrelerin zarında
kolesterol bulunur. Yokluğu hücre bütünlüğünün bozulmasına ve
fonksiyon kaybına yol açar. Beyin faaliyetleri için de kolesterol
gerekir. Yokluğu bunamaya, psikolojik bozukluklara yol açabilir.
Kolesterol neden
önemli?
Kolesterol
düzeyinin yüksek olması kalp-damar hastalıkları tehlikesini artırır.
Kişinin kolesterol düzeyi ne kadar yüksekse, kalp hastası olma
ihtimali de o kadar yüksektir.
Kolesterolün kaç
çeşidi var?
Öncelikle total
kolesterol dediğimiz ana kolesterol vardır. Bunun da LDL (kötü
kolesterol) ve HDL (iyi kolesterol) şeklinde iki alt birimi var.
Kötü kolesterolden
başlayalım, neye yol açar?
Adından da
anlaşılacağı gibi vücut için zararlı kolesteroldür. Vücutta
kolesterol karaciğerde yapılır, dolaşıma geçer ve tekrar karaciğer
tarafından yıkılır. Karaciğerde yapılan kolesterol kötü kolesterol
ile damarlara taşınır. Bunun düzeyi ne kadar fazlaysa, damarlara o
kadar fazla kolesterol pompalanır. Sonuçta damar duvarında yağ
plakları gelişir. Bu plakların büyümesi ve çatlayıp ani tıkanma
yapması beslediği organlarda hasara yol açar.
Vücudunuzun
çöpçüsü
Peki iyi
kolesterol nedir?
Vücudumuz için
yararlıdır. Bir nevi çöpçülük yapar, özellikle kalp damarlardaki
kötü kolesterolü toparlayıp çöpe atar. Kötü kolesterol damar
duvarında sertlik yapmaya başlayınca iyi kolesterol onunla savaşır.
Kötü kolesterolü damar duvarından alıp tekrar karaciğere getirir ve
orada yıkılmasını sağlar. Araştırmalar, bu tür kolesterolü yüksek
olanların kalp damar hastalıklarına daha az yakalandığını
gösteriyor.
Kötü kolesterolün
yükseldiğini anlayabilir miyiz, belirtileri var mı?
Hayır, hiçbir
bulgu vermez. Kolesterolü yüksek olduğu halde hastanın hiçbir
şikâyeti olmaz. Ancak yıllar sonra kalp krizi ya da felçle sorunun
kaynağında kolesterol olduğu anlaşılır. Çünkü birikim bir günlük iş
değildir, uzun yıllar içinde oluşan bir süreçtir.
Damar içine oturan
kolesterole plak diyoruz. Plağı damarın içine çökmüş yağ tabakaları
şeklinde hayal edin. Bunlar zamanla sertleşir ve giderek damarın iç
tabakasını bozarlar, iç çeperini daraltırlar. Sigara, hareketsizlik,
şişmanlık da varsa bu süreç giderek hızlanır. Tıkanma bazen yavaş
yavaş, bazen aniden olur. Aniden olması demek kalp krizi anlamına
gelir.
Sağlıklı
kolesterol düzeyleri ne olmalı?
Sağlıklı
denilebilecek kolesterol düzeyleri için kötü kolesterol (LDL)
düzeyinin belli değerlerin altına indirilmesi önerilir. Bu değerler
kişinin kalp ve damar hastalığı gelişme riskine göre belirlenir.
Yani riski çok yüksek kişilerde olmayanlara göre sağlıklı
sayılabilecek kolesterol düzeyi düşüktür. Kalp damar ya da şeker
hastaları yüksek riskli gruptadır, bu kişilerde LDL düzeyi 100
mg/dl’nin altında olmalı.
Bunun dışında
yüksek tansiyon hastaları, sigara içenler, iyi kolesterolü (HDL) 40
mg / dl’nin altında olanlar, birinci derece akrabalarında kalp damar
hastalığı olması, 45 yaşın üstünde olan erkekler, 65 yaşın üstünde
olan kadınlar da risk altındadır. Bu faktörlerden en az üç tanesine
sahip olanlar da yüksek risk grubunda. İki tane olanlar orta derece,
1 ya da hiç olmayanlar düşük risk grubuna girer. Orta derece risk
grubuna girenlerde kötü kolesterol (LDL) düzeyi 130’un altında,
düşük olanlarda da 160’ın altında olmalı.
Kolesterolü
düşürmek için ilk kural: Sigarayı bırak!
Sigara iyi
kolesterolü düşürüp kötü kolesterolü yükseltiyor. Kolesterolün damar
içinde birikmesine yol açan sigara, zamanla damarları tıkıyor. Günde
üç-dört sigara içilmesi bile kalp kriziyle sonuçlanabiliyor.
Sigaranın
kolesterole etkisi nedir?
Çok olumsuz rolü
var. Çünkü sigara, kolesterolün damar duvarında birikmesine ve
biriken yağ plaklarının çatlayarak damarı tıkamasına neden olur.
Aslında plağı kıran şey sigaranın içindeki nikotindir. Sigara
içildiğinde nikotin, dilaltı ilacı etkisi yapar. Yani nikotin
dilaltından emilerek hemen kana karışır.
Emilen nikotin de
kalp damarları içindeki plağı kırabilir. İşte bazı insanların sigara
içerken, ya da içtikten birkaç dakika sonra kalp krizi geçirmesinin
açıklaması budur.
Günde üç -dört
sigara için de mi?
Kesinlikle.
Bazıları çok az sigara içtiğini söyler ve bunu da bir keyifmiş gibi
göstermeye çalışır. Ancak insanların kendilerini bu şekilde
kandırmamaları gerekiyor. Araştırmalar kalp krizi tehlikesinin gün
içinde tüketilen sigara sayısı ile doğru orantılı olduğunu
gösteriyor. Günde bir-dört arasında sigara içilmesi koroner kalp
hastalığı riskini iki kat artırıyor. İçilen her sigara kalp krizi
olasılığına bir adım daha yaklaştırıyor. Ayrıca bu söylediğimiz şey,
içeriğinde nikotin bulunduran her tütün mamulü için geçerli. Mesela
“Puroyu içime çekmiyorum, zararlı değil” gibi çok yaygın bir yanlış
inanış var. Ama maalesef sigarayı içinize çekmemeniz sizi
kurtarmıyor. Çünkü dilaltından emilen nikotin, kana karışıp
damarlardaki kolesterol plaklarını kırarak kalp krizi geçirmenize ya
da felç olmanıza neden olabilir. Ayrıca pasif içicilik de kalp krizi
riskini artırıyor. Sigara bırakıldıktan üç -dört yıl sonra risk hiç
içmeyenlerin seviyesine iniyor.
Diğer
tetikleyiciler neler?
Şeker hastalığı,
kolesterol yüksekliğinin ayrılmaz arkadaşıdır. Şeker hastalığında
kandaki şeker fazlalığı kolesterole dönüşür. Ayrıca şeker
hastalarında damar duvarına kolesterolün birikmesi daha kolaydır.
Ayrıca yağ ve karbonhidrattan zengin beslenme, alkol tüketimi,
tiroid bezinin az hormon üretmesi, böbrek hastalıkları, karaciğer
hastalıkları ve bazı ilaçlar kolesterol yüksekliğine yol açar.
Hareketsizlik ne
kadar etkili?
Hareketsiz yaşam
kan dolaşımını azaltır, oksijen ve besinlerin hücrelerinize yeteri
kadar ulaşmasını engeller. Kötü kolesterolü artırır, iyi kolesterolü
düşürür. Kendinizi zayıf ve iyi hissediyor olabilirsiniz. Ama
hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız, kalp hastalıklarına yakalanma
riskiniz şişman biriyle aynıdır. Hareketsizlik şişmanlığa, şişmanlık
tansiyona, tansiyon da şeker ve kalp hastalığına neden olur.
Şişmanlığın
kolesteroldeki rolü nedir?
Biz doktorlara
göre şişmanlığın tarifi, bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde
102 santimi geçmesidir. Buna göbekli şişmanlık deriz. Tıbbi
araştırmalar, artık bu sınırın üstünde olan kişilerin kalp krizi
geçirmeye aday olduğunu kanıtladı. Şişman kişilerde insülin
hormonuna karşı direnç gelişiyor ve insülin kandaki şekeri
azaltamıyor. Böylece artan kan şekeri kolesterole dönüşüyor.
Neden bacak
bölgesindeki yağlanma değil de, göbek çevresindeki tehlikeli?
Göbek civarındaki
şişmanlık karın içi yağlanmanın bir göstergesidir. Karın içi
yağlanma da insülin direncine yol açar.
Stres kötü
kolesterolü yükseltir mi?
Stres hem
yeme-içme alışkanlıklarını değiştirir hem de adrenalin denilen ve
insüline zıt çalışan hormon seviyesini artırır. Böylece kötü
kolesterol seviyesi artar.
Stres olumsuz
etkisini nasıl gösteriyor?
Stresin kelime
manası gerilimdir. Vücut hayatta küçük streslerin üstesinden gelir.
Gerek bedeni ve gerekse ruhsal streslerin dozu artarsa vücut karşı
koymak için adrenalin hormonunu salgılatır. Adrenali şeker ve yağ
metabolizmasını kötü yönde etkilediği için uzun dönemde damar
sertliğini artırır.
Kısa dönemde ise
damar içindeki kanın basıncını ve damar duvarına yaptığı çarpma
etkisini artırır, mevcut yağ plaklarını çatlatır ve ani atar damar
tıkanmalarına yol açarak kalp krizi veya inmeye sebep olur. Stresin
bu etkisi sigaraya benzer.
Kolesterol genetik
mi?
Kolesterol
yüksekliği ailesel olabilir. Bu çok nadir görülür ve bazı genetik
hastalıklarla birliktedir. Genellikle çocuk veya ergenlik döneminde
kalp krizi geçirenlerde rastlanır. Aile hikayesi olan ve toplam
kolesterol seviyesi 300 mg/dl üzerinde olan hastalarda ailesel
kolesterol yüksekliğinden şüphelenmeli ve genetik araştırma
yapılmalı. Ayrıca bu kişilerin birincil akrabaları da araştırılmalı.
‘Hastalar
karaciğerim bozulur diye ilacı kesiyor, bu yanlış’
Kolesterol
ilaçları hastaları damar tıkanıklığı riskinden koruyor. Ancak
hastaların yarıdan fazlası ‘Karaciğerim bozulur’ korkusuyla ömür
boyu kullanmaları gereken ilaçları bir yıl sonra kesiyor. Uzmanlara
göre ilaçlar doktor kontrolünde kullanılırsa, gerekli tetkikler
yapılırsa endişeler gereksiz. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki
Öngen kolesterol tedavisini anlattı:
Kimler kolesterol
riski taşıyor?
Kilolu kişiler,
sigara içenler, tansiyonu yüksek olanlar, şeker hastaları, ailesinde
kalp-damar hastalığı olanlar, 45 yaşın üzerindeki erkekler ve 55
yaşın üzerindeki kadınlar kolesterol riski altında. Ancak saydığımız
bu risk faktörlerinden birine sahip olmasa da, 20 yaşın
üzerindekilerin kan kolesterol düzeylerini bilmesi ve bunun
gerektirdiği bir yaşam tarzı benimsemesi lazım.
Kolesterol nasıl
tedavi ediliyor?
Kolesterolü etkili
bir biçimde düşüren ilaçlardan yararlanıyoruz. Ancak tedaviye
başlayanların yarıdan fazlası bir yıl sonra ilaçları almamak gibi
bir hataya düşüyor. İlaç tedavisinin ömür boyu sürmesi gerektiği
akıldan çıkarılmamalı.
İlaçların yan
etkisi var mı?
Hastalar en sık
‘Karaciğere zarar verir mi?’ diye endişe duyuyor. Biz kolesterol
ilacını hastalar damar hastalıkları yüzünden hayatını kaybetmesin
diye yazıyoruz. Eğer ilaçlar gerçekten zararlı olsaydı ilacı
önermezdik. Kolesterol ilacının karaciğer üzerindeki yan etkisi
sadece yüzde 1-2 oranında. Bu risk de çok yüksek doz ilaç
kullananlarda ortaya çıkıyor. Geçen yıl yapılan bir değerlendirmede,
ilaçların karaciğer üzerindeki yan etkisinin çok seyrek olduğu
saptandı. O kadar ki, hastaların üç-altı ayda bir yaptırması gereken
rutin karaciğer kontrollerinin gereksiz olduğu gösterildi. Yine de
doktorun önerdiği aralıklarla karaciğer fonksiyon testi yaptırmakta
yarar var. Bu basit bir kan alımıyla yapılıyor.
İktidarsızlığa yol
açar mı?
İlaçların böyle
bir yan etkisi yok. Ancak hastalara “Sizde damar sertliği var. Ömür
boyu ilaç kullanmanız gerekiyor” dediğimizde bu ruhsal bir
gerginliğe yol açıyor. Gerginlik de cinsel isteksizliğe neden
oluyor. İşte hasta tam bu sırada ilacı kullanmaya başladığı için
yaşadığı cinsel sorunları ilaca bağlıyor.
İlaçlar gece
yatarken mi alınmalı?
Hepsi değil ama
bir bölümü mutlaka gece yatarken alınmalı. Bu nedenle hasta
kolesterol ilacını gece mi, gün içinde mi alacağını doktoruna
mutlaka sormalı.
Domates suyu iç,
sağlıklı kal
Diyetisyen Seçil
Kenar kolesterolü düşüren besinleri anlattı.
Sarımsak: İçinde
bulunan besin öğeleri damar içinde pıhtılaşmayı engelleyerek koroner
kalp hastalıklarının oluşma riskini azaltır. Her gün bir diş
sarımsak yiyin.
Balık ve balık
yağı: Damar içi tıkanıklarının azalmasında etkindir. İçeriğindeki
omega-3 yağ asitleri yüksek antioksidan özelliğindedir. Haftada
iki-üç kez balık tüketin. Somon, uskumru, ton, sardalya omega-3
bakımından zengin balıklardır.
Ceviz, fındık:
Omega-3, E vitamini, magnezyum ve posa içeriklerinden dolayı haftada
iki-üç kez altı-yedi fındık, iki-üç ceviz tüketin. Kilo alımına yol
açacağı için miktarları abartmayın.
Yulaf, çavdar, tam
buğday unu: Bol miktarda posa, B grubu ve E vitamini içerdikleri
için kalp hastalıklarını önleyici özellikleri vardır. Yulaf
gevreği; kepekli ekmek, makarna, pirinç ve bulgur tüketin.
Çay: Yeşil çayda
bulunan polifenoller maddesi kalp hastalıklarına karşı korur. Günde
dört-beş fincan yeşil çay için.
Alkol: Aşırı
tüketimi kan trigliserid ve kan basıncının artmasına, kalpte
aritmiye ve kanda potasyumun ve magnezyum düzeyinin artışına sebep
olur. Ancak kalp hastalıklarından koruyan ’polifenol’ içerdiği için
haftada bir ikikez kırmızı şarap tüketebilirsiniz.
Domates-karpuz:
Her ikisi de antioksidan özelliği olan yüksek likopen içerir, kalp
hastalıkları riskini azaltır. Her sabah bir bardak taze domates suyu
içebilirsiniz.
Soya: B1, demir,
çinko, fosfor, magnezyum sayesinde kötü kolesterolünün düşmesine
yardımcı olur. Her gün 25 gram soya kalp hastalıkları riskini
azaltabilir.
Ketentohumu:
Doymamış yağ asitleri, potasyum ve posa içerir. İçeriğindeki E
vitamini, omega-3 ve lignan kalp hastalıklarına karşı korur. Her gün
1 çorba kaşığı ketentohumu yoğurt, çorba gibi besinlerin içine
konularak tüketilebilir.
Toplum için
Bilgiler
1. KOLESTEROL
NEDİR?
Kolesterol
kanda dolaşan bir yağ maddesidir ve vücudumuzu oluşturan hücrelerin
önemli bir yapı taşıdır. Kolesterol iki yoldan oluşmaktadır.
Birincisi karaciğer yoluyla olup, bu vücudumuzdaki kolesterolün
%75’ini oluşturur. Kolesterolün geri kalan %25’lik kısmı ise
yediğimiz yiyecekler yoluyla meydana gelir. Kolesterolü kabaca iyi
ve kötü kolesterol diye ikiye ayırabiliriz. Kötü kolesterol ya da
LDL-K, kalp krizi ve inme sıklığını artırırken, iyi kolesterol ya da
HDL-K ise kalp krizi ve inmeyi azaltmaktadır. Trigliserid ise kanda
dolaşan diğer bir yağ maddesi olup, yüksekliği kalp krizi ve inme
riskini artırmaktadır.
2. KOLESTEROL
YÜKSEKLİĞİ NELERE YOL AÇAR?
Vücudumuzdaki hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için
kolesterole ihtiyacı vardır. Fakat bu kolesterol gereğinden fazla
olursa damarların duvarlarında birikerek ‘aterosklerotik plak’
dediğimiz yapıları oluşturur. Bu plaklar zamanla büyüyerek damar
boşluğunu daraltır. Bu daralma bazen yavaş, bazen de plağın yırtılıp
kanla temasa geçmesi halinde hızlı olabilmektedir. Damar boşluğunun
hızlı ya da yavaş daralması sonucu bu damar yapılarının beslemiş
olduğu organlara yeterli kan gitmemekte, bunun sonucunda kalp krizi
ya da inme gibi hayatı tehdit edici durumlar oluşmaktadır.
3. KOLESTEROL
YÜKSEKLİĞİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Kan
kolesterol düzeyinin yüksek olması kalp damar hastalığı riskini
arttırır. Kişinin kolesterol düzeyi ne kadar yüksekse, kalp
hastalığı olma ihtimali de o kadar yükselir. Türkiye’de erkek ve
kadında birinci sırada gelen ölüm nedeni kalp damar hastalığıdır.
4. NORMAL KAN
KOLESTEROL DÜZEYLERİ NE OLMALIDIR?
Kan total
kolesterol, LDL-K ve HDL-K düzeyleri aşağıdaki gibi sınıflanır:
Total Kolesterol
Normal: 200
mg/dl’den düşük
Sınırda yüksek:
200-240 mg/dl
Yüksek: 240
mg/dl’den yüksek
LDL Kolesterol
Normal: 130 mg/dl
den düşük
Sınırda yüksek:
130-159 mg/dl
Yüksek: 160 mg/dl
ve üzeri
HDL Kolesterol
Normal: 40
mg/dl’den yüksek
Yüksek: 60
mg/dl’den yüksek
5. HDL-K DE BİR
KOLESTEROL OLDUĞUNA GÖRE NASIL İYİ KOLESTEROL OLABİLMEKTEDİR?
Kandaki
kolesterollerin etkilerine bakıldığında, bunun cevabı kolaylıkla
bulunabilir. LDL-K karaciğerde üretilmekte ve kana verilmektedir.
Kana verildikten sonra bu LDL-K kan damarlarının duvarlarında
birikmektedir. Damarlardaki bu birikintiler “aterosklerotik plak”
olarak adlandırılmakta ve bunların büyümesi halinde damar boşluğu
daralmaktadır. HDL-K, LDL-K’ün tam tersi etkiye sahiptir. Kanda
dolaşan kolesterolü toplayıp, vücuttan atılmasını sağlamak üzere
karaciğere getirmektedir. Böylece kan damarlarının kolesterolün
zararlı etkilerine maruz kalmasını azaltmaktadır.
6. İYİ KOLESTEROL
(HDL-K) - KÖTÜ KOLESTEROL (LDL-K) NEDİR?
Kolesterol
karaciğerden hücrelere ve hücrelerden tekrar karaciğere kan yoluyla
taşınır. Kolesterol ve diğer yağlar kanda erimedikleri için
lipoprotein denen paketler halinde taşınırlar. Bunlardan kolesterolü
taşıyanlar iki cinstir: Kötü kolesterol olarak bilinen LDL-K ve iyi
kolesterol olarak bilinen HDL- K.
LDL-K
kanda kolesterolü taşıyan başlıca pakettir. Kanda yüksek olduğu
zaman damarların iç yüzüne yapışıp buralarda plaklar oluşturur.
Kolesterol dışındaki bazı maddelerin de eklenmesiyle bu plaklar
büyür ve bunlar üzerinde oluşan çatlaklarda oluşan pıhtılar
damarları tıkar. Çağımızda çok yaygın olan bu hastalık “damar
sertliği” olarak bilinir. Damar tıkanıklığı kalp damarlarında
olmuşsa kalp krizine, beyin damarlarında olmuşsa felce neden olur.
Kandaki
kolesterolün bir bölümü de HDL-K adı verilen paketlerin içinde
taşınır. HDL-K damarlarda kolesterolün birikimini önler. Yapılan
araştırmalar HDL-K’ü yüksek olan kişilerde kalp hastalığının daha az
olduğunu göstermiştir. Türk Kardiyoloji Derneğinin yapmış olduğu
araştırmalarda Türk toplumunda HDL-K değerinin düşük olduğu
gözlenmiştir. Sigara içme ve şişmanlık iyi kolesterolü düşürür,
düzenli egzersiz yükseltir.
7. İYİ KOLESTEROL
YA DA HDL-K DÜŞÜK DEMEK İÇİN HANGİ DEĞERİN ALTINDA OLMASI
GEREKMEKTEDİR?
HDL-K
düşüklüğü için erkek ve kadınlarda farklı değerler vardır.
Kadınlarda 50 mg/dl, erkeklerde 40 mg/dl’nin altında olması
durumunda HDL-K düşüklüğünden bahsedilmektedir. Türk toplumunda
genel olarak HDL-K değerleri daha düşük bulunmaktadır.
8. KOLESTEROL
RİSKİ NASIL TAHMİN EDİLMEKTEDİR?
Önceki
çalışmalarda daha ucuz ve kolay olduğu için riski belirlemede total
kolesterol ölçülürdü. Artık LDL-K ve HDL-K değerlerine kolaylıkla
bakılmaktadır. LDL-K değerlerindeki her 10 mg/dl’lik artış, kalp
krizi riskini yaklaşık %20 oranında artırmaktadır. Buna karşılık
HDL-K değerlerindeki yükseklikle birlikte kalp krizi riskinde azalma
olmaktadır. HDL-K her 1 mg/dl’lik artış kalp damar hastalığı gelişme
riskini %2-3 oranında azaltmaktadır.
9. YAŞAM TARZI
DEĞİŞİKLİKLERİ KOLESTEROL DEĞERLERİNİ DÜŞÜRÜR MÜ?
Yağlı
besinlerin azaltılması, sıvı yağların tercih edilmesi, aşırı
kalorili yiyeceklerden kaçınılması, düzenli egzersiz yapılması,
kilonun azaltılması gibi hayatımızda yapacağımız olumlu
değişiklikler özellikle HDL-K’ü yükseltirken, trigliserid
değerlerini düşürmektedir. Diyetimize dikkat edersek ve düzenli
egzersiz yaparsak LDL-K değerlerinde %10 -15’lik bir azalma
sağlayabiliriz.
10. KOLESTEROLÜN
İLAÇLA TEDAVİSİ GEREKLİ MİDİR?
Yeterli diyete ve
egzersize rağmen kan yağlarında hedeflenen değerlere çoğu zaman
ulaşılamamaktadır. Bu durumda ilaç tedavisi gereklidir.
11. İLAÇLA
TEDAVİDE HANGİ İLAÇLAR KULLANILMAKTADIR?
Kolesterolü düşürmek için birkaç çeşit ilaç kullanılmaktadır. Bunlar
içerisinde statin olarak adlandırılan ilaçlar, en çok kullanılan ve
bugün için LDL-K’ü en çok düşüren ilaçlardır. Bu ilaçlar karaciğerde
kolesterol yapımını azaltarak etki gösterirler. Kullanılan dozlar
LDL-K’de %25-50 azalma, HDL-K’de %5-10 oranında yükselme sağlar.
Statinler dışında farklı ilaçlar da kullanılabilir. Özellikle
kolesterolün bağırsaklardan kana geçişini azaltan ilaçlar
(ezetimibe) popüler olmaya başlamıştır. Bu ilaçların özellikle
statinlerle birlikte kullanımında LDL-K’de belirgin düşüşler
izlenmektedir.
12. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLARIN BİRBİRLERİNE KARŞI BİR ÜSTÜNLÜĞÜ VAR MIDIR?
Bugün için
LDL-K’ü en çok düşüren ilaçlar statinlerdir. LDL-K düşürücü etkiler
bakımından bu ilaçlar arasında fark vardır. Şu an için önemli olan,
hedeflenen LDL-K değerlerine ulaşmaktır. Bunun için kullanılan
statinlerin dozları artırılarak ya da başka gruptan ilaçlarla
(bağırsaktan kolesterol emilimini azaltan ilaçlar) birlikte
kullanılarak istenilen hedefe ulaşılmaya çalışılmalıdır.
13. KOLESTEROL
DEĞERİMİZ NE KADAR DÜŞÜK OLMALI? HERKES İÇİN BİR NORMAL YA DA
ANORMAL DEĞER VAR MIDIR?
Tüm
hastalar için belirlenen normal ya da anormal değer yoktur. Hastada
kolesterol hastalığı dışındaki hastalıklarına bakılarak hedef LDL-K
değeri belirlenir. Bunun yanında hastanın ileriki yıllarda kalp
krizi geçirme riskini belirlemede kullanılan bazı tablolar vardır.
Bu tablolara göre hastanın kalp krizi geçirme riski yüksekse, bu
hastaların LDL-K değerlerinin daha düşük tutulması gerekir. Sadece
kolesterol yüksekliği olanlarda hedef değer, LDL-K’ün 160 mg/dl’nin
altında olmasıdır. Diyabeti (şeker hastalığı), koroner kalp
hastalığı gibi hastalığı olanlarda LDL-K değerinin 100 mg/dl’nin
altında olması yeterli görülse de, artık bu değerler daha da aşağı
çekilmektedir. Diyabeti ve koroner kalp hastalığı olan hastalarda
LDL-K hedef değeri daha da düşük olup, 70 mg/dl hatta daha da düşük
olması gerektiği yönünde yapılmış çalışmalar vardır. İstenilen LDL-K
değerleri ve kalp krizi geçirme riski konusunda doktorunuzla
ayrıntılı olarak görüşmeniz önerilir.
14. HDL-K
DÜŞÜKLÜĞÜNDE NE YAPILMASI GEREKMEKTEDİR?
HDL-K
düşüklüğü olan hastaların yapması gereken ilk şey, yaşam tarzında
değişikliğidir. Uygun ve yeterli beslenmenin yanında egzersiz ve
sigaranın bırakılması kolesterol değerlerinde olumlu değişikliklere
yol açmaktadır. Kolesterol yüksekliğinin tedavisinde sık kullanılan
ilaçlardan olan statinler, HDL-K değerlerinde sadece %5–10 mg/dl’lik
artış sağlarken, sigaranın bırakılması HDL-K değerlerini %15-20
oranında yükseltmektedir. Niasinler bugün için HDL-K’ü en çok
arttıran ilaçlar olup, HDL-K değerlerini %45 oranında
yükseltebilmektedir. Bu grup ilaçlar 2009'dan beri Niaspan ve
Niascor adıyla Türkiye'de de bulunmaktadır.
15. BALIK YAĞI YA
DA VİTAMİN İLAÇLARININ KOLESTEROLÜ İYİLEŞTİRİCİ ETKİLERİ VAR MIDIR?
Balık yağı
kullanımında HDL-K’de kısmi bir iyileşme olmaktadır. Daha önceleri
oldukça popüler olan vitaminlerin bugün için kalp hastalıklarını
önlemede bir etkisi olmadığı bilinmektedir.
16. HANGİ SIKLIKLA
KAN KOLESTEROL DEĞERLERİME BAKTIRMALIYIM?
Doktorunuzun ek
önerisi olmadığı sürece 20 yaş üstü insanların en az 5 yılda bir
kolesterol değerlerine baktırmaları önerilmektedir.
17. TRİGLİSERİD
NEDİR? NORMAL DÜZEYLERİ NE OLMALIDIR ?
Trigliserid yağın doğada bulunduğu şeklidir. Kolesterol gibi hem
vücutta yapılır hem de besinlerle alınır. Trigliserid düzeyi yüksek
olanlarda kalp hastalığı riski artmaktadır. Kan kolesterol düzeyi
ile kalp hastalığı ilişkisi daha belirgin olduğundan, ikinci sırada
hedef alınan kan yağıdır.
Trigliserid
Düzeyleri
Normal: 150
mg/dl’den düşük
Sınırda yüksek:
150- 199 mg/dl
Yüksek: 200- 499
mg/dl
Çok yüksek: 500
mg/dL ve üzeri
18. NEDEN KAN
YAĞLARI BAZI KİŞİLERDE DÜŞÜK BAZILARINDA YÜKSEKTİR?
Kan
Kolesterol ve trigliserid düzeyleri kalıtsal ve çevresel faktörlerin
bir bileşimidir. Yağların emilimi, karaciğerde işlenmesi, yapılması,
hücreler tarafından kullanılması, hücreler yıkıldıktan sonra
karaciğer tarafından geri alınması çok karmaşık olaylar zinciridir.
Bu zincirin çeşitli halkalarında doğuştan oluşabilen farklılıklar,
kişilerin kan yağları düzeylerinin de farklı olmasına yol açar.
İkinci önemli faktör de beslenme şeklidir. Günlük besin
tüketimindeki yağ miktarı, kişinin kalıtsal özelliklerine göre
değişebilen oranlarda kan düzeylerini belirler.
19. KOLESTEROL
DÜZEYİ TOPLUMLAR ARASINDA FARKLILIK GÖSTERİR Mİ?
Çeşitli
toplumların ortalama kolesterol değerleri farklıdır. Bu farklılıkta
o toplumu oluşturan kişilerin kalıtsal özellikleri yanında, beslenme
tarzı da rol oynar. Diyetlerinde doymuş yağ oranı fazla olan
toplumların ortalama kan kolesterol düzeyleri, yağ tüketimi düşük
olanlara göre daha yüksektir. Bu nedenle bu toplumlardaki kalp damar
hastalığı sıklığı da daha yüksektir.
20. KAN KOLESTEROL
DÜZEYİNİN DÜŞÜRÜLMESİ KALP DAMAR HASTALIĞI OLASILIĞINI AZALTIR MI?
Kan
kolesterol düzeyinin diyetle veya ilaçlarla düşürülmesi, kalp
hastalığı bulunmayanlarda hastalık oluşumunu azaltırken, kalp
hastalığı bulunanlarda yaşam süresini uzatmaktadır. Toplum olarak
beslenme tarzını değiştirmeyi başarabilen ve ortalama kolesterol
düzeyi düşen toplumlarda kalp damar hastalığı sıklığı azalmıştır.
21. KALP DAMAR
HASTALIĞINA YOL AÇAN DİĞER RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Yaş: 45 yaşın
üzerindeki erkeklerde ve 55 yaşın üzerindeki kadınlarda kalp damar
hastalığı daha sıktır.
Aile hikayesi: 1.
derece erkek yakınlarında 55 yaş öncesi, 1. kadın yakınlarında 65
yaş öncesi kalp hastalığı olan veya kalp hastalığından ölenlerde
kalp hastalığı daha sıktır.
Sigara
Tansiyon
yüksekliği: Kan basıncının 140/90 mm Hg’nın üzerinde olması
Şeker hastalığı
Şişmanlık: Kilonun
boya göre fazla olması, vücuttaki yağın daha çok karın bölgesinde
toplanması kalp hastalığı tehlikesini arttırır. Bel çevresinin
erkeklerde 102 cm’den, kadınlarda 88 cm’den fazla olması riski
yükseltir.
Bu risk faktörleri
bulunan kişilerde birlikte kanda kolesterol veya trigliserid
yüksekliği varsa kalp hastalığı riski katlanarak artar.
22. BESİNLERDEKİ
YAĞ ÇEŞİTLERİ NELERDİR VE BUNLAR KAN KOLESTEROL DÜZEYİNİ NASIL
ETKİLER?
Besinlerdeki yağlar; doymuş, tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri
içeren yağlar olmak üzere 3 çeşittir. Katı yağlarda doymuş yağlar,
sıvı yağlarda doymamış yağlar fazladır. Diyetteki doymuş yağlar ve
kolesterol kan kolesterol düzeyini arttırırlar. Doymuş yağlar en
fazla hayvansal yağlarda bulunur. Koyun eti, sığır eti, yağlı sütten
yapılmış süt ürünleri, sert margarinler doymuş yağların en çok
bulunduğu besinlerdir. Sıvı yağlarda ise doymamış yağ asitleri
bulunur. Ayçiçeği yağı, mısır özü yağı gibi yağlarda çoklu doymamış
yağ asitleri, zeytin yağında da tekli doymamış yağ asitleri bulunur
23. SAĞLIKLI BİR
DİYETTE YAĞLAR NE ORANDA BULUNMALIDIR?
Günlük
toplam kalorinin %30’u yağlardan alınmalıdır. Bu miktar erkek için
günde 55-70 gr, kadın için 50-60 gr yağ alınması demektir. Doymuş,
çoklu doymamış ve tekli doymamış yağlar eşit oranda bulunmalıdır.
24. KALP
HASTALIĞINDAN KORUYUCU BİR DİYETİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Kilosu olması
gerekenden fazla olan kişiler toplam kalori alımını azaltıp,
hareketlerini arttırarak kilo vermelidirler. Kilo artışı kolesterol
yükseltici bir faktördür.
Etlerdeki görünen
yağlar pişirilmeden önce ayrılmalı, sakatat tüketimi çok
azaltılmalıdır.
Sosis, salam,
sucuk gibi işlenmiş et ürünleri doymuş yağları fazla içerdiğinden az
tüketilmelidir.
Tavuk, hindi ve
balık eti koyun ve sığır etine tercih edilmeli. Kızartma yerine
ızgara, haşlama, buğulama gibi pişirme şekilleri kullanılmalıdır.
Balık eti kalp
sağlığı açısından en yararlı ettir. Ancak balık yağını ilaç olarak
almak doktorunuz tarafından tedavi olarak verilmemişse önerilmez.
Karides ve kabuklu deniz hayvanları kolesterolden zengindir.
Tahıl, sebze ve
meyve tüketimi arttırılmalıdır. Bu besinler yağdan fakir vitamin ve
posadan zengindirler. Eriyebilen posanın kolesterolü düşürdüğü
çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir. Yulaf, çavdar, fasulye,
bezelye, pirinç kabuğu, turunçgiller, çilek eriyebilen posadan
zengindir. Kepek, havuç, turp, lahana, karnabahar, meyve kabukları
ise erimeyen posa içerirler, bu tür posanın kolesterol üzerine
etkisi yoktur, ancak bağırsakların normal çalışmasını sağlar.
Tam yağlı sütten
hazırlanmış süt ürünleri yerine az yağlı veya yağsız sütten
hazırlananlar tercih edilmelidir. Eti az yiyen kişilerin peyniri
fazla tükettikleri görülmüştür. Ülkemizde sık tüketilen tam yağlı
beyaz peynir ve kaşar peynirde doymuş yağ oranı yüksektir. Az yağlı
peynir ve yoğurtlar tercih edilmelidir.
Pasta, krema,
dondurma çoğunlukla doymuş yağlar ve yumurta sarısı içerdiğinden az
tüketilmelidir.
Haftada 3 veya 4
den fazla yumurta yenmemelidir. Yumurta sarısı kolesterolden
zengindir. Yumurta beyazı protein içerdiğinden daha çok
tüketilebilir.
25. KOLESTEROLÜ
DÜŞÜRMEK İÇİN YAĞDAN FAKİR DİYET UYGULAMA DIŞINDA NELER YAPILABİLİR
?
Sigara,
kolesterolün damar duvarında birikmesine ve biriken yağ plaklarının
çatlayarak damarı tıkamasına neden olduğundan bırakılmalıdır. Sigara
içilmesi kandaki iyi kolesterol düzeyinin azalmasına neden olur.
Fizik aktivitenin arttırılması kötü kolesterolün düşmesini, iyi
kolesterolün yükselmesini sağlar. Günlük en az 30 dakika sürecek
yürüyüş kalp hastalığı riskinizi azaltacaktır. Az miktarda alınan
alkolün iyi kolesterol düzeyini yükselttiği çeşitli araştırmalarda
gösterilmiştir. Ancak bu şekilde yükseltilen iyi kolesterolün kalp
damar hastalığından koruyucu etkisi bilinmediğinden ve alkolün
bilinen diğer zararlı etkilerinden dolayı kalp hastalığından
korunmada alkol kullanımı önerilmez.
Diyet ve
diğer yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kolesterol veya
trigliserid düzeyleri istenen düzeylere indirilemezse, hekimler
tarafından verilen ilaçların kullanılması gerekir. Kalp krizi veya
felç geçirmiş hastaların çoğunluğu bu tür ilaçları kullanmakta ve
hastalıklarının tekrarlanması önlenmektedir
26. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ DİYET, YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ VEYA İLAÇLAR NE KADAR
SÜREYLE UYGULANMALIDIR?
Kolesterol
yüksekliği büyük ölçüde çağımızın yaşam tarzına ve yanlış beslenmeye
bağlı olarak ortaya çıkmış olduğundan, doğru beslenme ve diğer yaşam
tarzı değişiklikleri çocukluk yaşlarından uygulanmaya başlanmalı ve
hayat boyu sürmelidir. Toplumumuzdaki kalp hastalığı salgını ancak
bu şekilde durdurulabilir. Kalp damar hastalığı veya felç geçirmiş
veya çok sayıda risk faktörü olup, hasta olma tehlikesi yüksek olup,
kolesterol düzeyleri diyet ve diğer önlemlerle istenen düzeylere
düşürülemeyen hastalar, doktorlarının gerekli gördüğü ilaçları yaşam
boyu kullanarak kalp hastalığı risklerini azaltabilirler.
27. ÇOCUKLARDA DA
KOLESTEROL HASTALIĞI OLABİLİR Mİ?
Ateroskleroz erken yaşlarda başlayabilir. Beslenme düzeni ve ailevi
kolesterol hastalıkları kolesterol değerlerini yükseltebilir.
Özellikle çocukluk döneminde beslenme alışkanlıklarının
düzeltilmesi, şişmanlıktan kaçınılması, şeker hastalığının
araştırılması ve gerekiyorsa gerekli önlemlerin alınması (diyet,
egzersiz ve ilaç) faydalı olabilmektedir.
28. ÇOCUKLARDA
KOLESTEROL DEĞERLERİNİN BİR SINIRI VAR MIDIR?
2- 19 yaş arası
çocuklarda kolesterol değerleri
Total kolesterol
- < 170 mg/dl
kabul edilebilir değer
- 170 -199 mg/dl
ara değerler
- 200 mg/dl ve
üzeri yüksek değerler olarak kabul edilmektedir.
LDL kolesterol
- < 110 mg/dl
kabul edilebilir değer
- 110 – 129 mg/dl
ara değerler
- 130 mg/dl ya da
üzeri değerler yüksek olarak kabul edilmektedir.
29. YAŞAM TARZIMDA
DİYET DE DAHİL OLMAK ÜZERE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK OLMAMASINA RAĞMEN
KOLESTEROL DEĞERLERİMDE YÜKSEKLİK OLDU. NEDEN?
Zaman
içinde kolesterol değerlerinde ölçümler arasında fark olabilir. %10
değerindeki bir değişiklik vücuttaki biyolojik değişkenliğe
bağlanabilir.
30. DOKTORUM
KOLESTEROL DEĞERİMİN YÜKSEK OLDUĞUNU SÖYLEMESİNE RAĞMEN HERHANGİ BİR
İLAÇ TEDAVİSİ BAŞLAMADI. NEDEN?
Kolesterol
değerlerinde ölçülen zaman dilimleri arasında fark olabilir. Bu
nedenle doktorunuz kolesterol ölçümünüzü tekrarlatabilir. Doktorunuz
kolesterol dışındaki diğer risk faktörlerinizi de göz önüne alarak
ilaç başlamamış olabilir.
31. BEN KOLESTEROL
HASTAYIM. ÇOCUKLARIMIN DA KOLESTEROL HASTALIĞI OLMA İHTİMALİ VAR
MIDIR?
Kolesterol
hastalıklarının bazı formlarının ailesel geçişli olma özelliği
vardır. Bunun riskini öngören bazı çalışmalar mevcuttur. Eğer böyle
bir riske sahipseniz çocuklarınızın kolesterol değerlerine
baktırmanız pratik ve güvenilir bir yol olacaktır.
32. BAZI
YAYINLARDA VE PROGRAMLARDA ÇOKÇA BAHSEDİLEN DOYMUŞ VE DOYMAMIŞ
YAĞLARDAN BAHSEDİLMEKTEDİR. BUNLARIN ANLAMI NEDİR? BU YAĞLARIN HEPSİ
ZARARLI MIDIR?
Doymamış
yağlar genelde bitkilerden elde edilmiş olup, kolesterol yüksekliği
olan hastaların tercih etmesi gereken yağlardandır. Doymuş yağlar
hayvansal yağlar olup, bunlar kalp damar hastalığını artırıcı
özelliğe sahiptir.
33. BİTKİSEL
YÖNTEMLER VE VİTAMİN HAPLARI KOLESTEROL DEĞERLERİNDE İYİLEŞME
SAĞLAYABİLİR Mİ?
Daha
önceden de söylenildiği gibi bu yöntemler yararlı olabilir.
Kullanmadan önce mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekmektedir. Bazı
bitkisel maddeler kolesterol düşürücü ilaçların içerdiği maddeleri
içermektedir. Bu konuda dikkatli olmak gerekmektedir.
34. TEREYAĞI
YERİNE MARGARİN KULLANMAM KOLESTEROL DEĞERLERİMİ DÜŞÜRÜR MÜ?
Gerek tereyağı
gerekse margarin içerdikleri yağ bakımından zengindir. Her ikisinin
de fazla miktarda tüketilmesinden kaçınılmalıdır. Margarinlerin
özellikle doymamış yağlardan zengin olanı tercih edilmelidir.
35. KOLESTEROL
HASTALIĞI ŞİŞMAN İNSANLARIN HASTALIĞI MIDIR?
Kolesterol
değerleri genelde fazla kilolu insanlarda zayıf insanlara göre daha
yüksektir. Fakat zayıf insanlar da kolesterol hastası olabilirler.
36. TÜKETTİĞİMİZ
BAZI YİYECEKLERİN ÜZERİNDE DÜŞÜK KOLESTEROL İÇERİYOR DENMEKTEDİR.
BUNLAR DAHA GÜVENİLİR MİDİR?
Düşük
kolesterol içeriği demekten kasıt yağ miktarı ise bu doğru olabilir.
Ama bu besinlerin içerdiği yağ cinsi zararlı olan doymuş yağlar
olabilir. Kolesterol miktarıyla birlikte hangi yağ cinsinin
içerdiğinin bilinmesi gerekmektedir.
37. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANIYORUM. DOLAYISIYLA BESLENMEME YİNE DE DİKKAT
ETMEM GEREKİYOR MU?
Kolesterol
yüksekliğini tedavi ederken başlangıçta yaşam tarzı değişiklikleri
önerilir. Eğer doktorunuz tarafından mutlaka kullanılması gerektiği
söylenmedikçe kolesterol ilaçlarının yaşam tarzı değişiklerinin
önüne geçmesi tavsiye edilmez. Bu nedenle kolesterol düşürücü ilaç
kullanıyor olsanız da mutlaka beslenmenize dikkat etmeniz gerekir.
38. YUMURTANIN
KOLESTEROLÜ FAZLA YÜKSELTMEDİĞİ SÖYLENTİSİ DOĞRU MUDUR?
Bunun
cevabını kısa bir hesap işlemiyle arayalım: Bir yumurtanın içerdiği
kolesterol miktarı 213 miligramdır. Günlük önerilen kolesterol
miktarı ise 300 miligramdır. Cevap ortada!!
39. ERKEKLERİN
KOLESTEROL DEĞERLERİNE KADINLARDAN DAHA FAZLA DİKKAT ETMESİ Mİ
GEREKİYOR?
Menopoz
öncesi döneme kadar östrojen dediğimiz hormonlar, kadınlarda
kolesterol değerlerinin daha iyi değerlerde kalmasına yardım eder.
Menopozdan sonra ise işler tam tersine döner. Menopoz sonrası
kadınlar diyetlerine dikkat etseler, düzenli egzersiz yapsalar da
kolesterol değerlerinde istenilen değerleri sağlamakta zorlanırlar.
40. KADIN DOĞUM
DOKTORUM MENOPOZ SONRASI BANA HORMON TEDAVİSİ VERMEYİ
PLANLAMAKTADIR. BUNUN KOLESTEROL DEĞERLERİ ÜZERİNE ETKİSİ NEDİR?
Menopoz
sonrası hormon tedavisinin kan yağları üzerine kısmen olumlu etkisi
olsa da, hormon tedavisi sonrası kalp damar hastalık riski
artmaktadır. Doktorunuz tarafından zorunlu görülmedikçe kan
yağlarının düzeltilmesi ya da kalp hastalığı riskinin azaltılması
amacıyla hormon tedavisi önerilmez.
41. STRES
KOLESTEROLÜ YÜKSELTİR Mİ?
Stresin
direkt olarak kolesterolü yükseltici etkisi yoktur. Fakat strese
bağlı olarak yaşam şeklindeki değişiklikler kolesterolü
yükseltebilir (depresyona bağlı aktif yaşamın azalması, aşırı
kalorili ve yağlı yiyeceklerin tüketilmesi, sigara alkol gibi madde
tüketiminin artması…)
42. SİGARA
KOLESTEROLÜ YÜKSELTİR Mİ?
Sigara hem
kolesterolü yükselterek hem de çok daha farklı etki mekanizmalarla
kalp hastalığı riskini artırır.
43. KORONER
ANJİYOGRAFİ SONRASINDA DAMARLARIMDA TIKANMA OLDUĞU SÖYLENDİ. TEDAVİ
İÇİN ÇOK MU GEÇ KALDIM?
Kalp damar
hastalığı olanlarda bu hastalıklarının tekrarlama riski, olmayan
insanlara göre 5-7 kat artmıştır. Ancak bu her şeyin bittiği
anlamına gelmez. Kalp damar hastalığı olan hastalar, kolesterol
düşürücü ilaç tedavisinden fayda görmektedir. İlaçla birlikte
diyetimize dikkat ettiğimizde bu risk azalmaktadır.
44. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR KASLARIMIZA ZARAR VERİR Mİ?
Kolesterol
düşürücü ilaçların bazı istenmeyen yan etkileri vardır. Özellikle
yüksek dozlarda kullanıldığında kas sistemini etkileyebilir. Bu
zararlı etkilerin görülme riski oldukça azdır.
Tedaviye
başlarken başlangıçta kas enzim (CK) değerlerine bakılmalıdır.
Bilinen bir kas hastalığı olup olmadığı mutlaka sorulmalıdır. Yine
aynı gruptan ya da farklı gruptan kolesterol ilaçlarının birlikte
kullanımı bu riski artırmaktadır. Aşırı egzersiz yapmanın yan etkiyi
artırıcı bir etkisi olduğu düşünülmemektedir. Çok sık kullanılan
statin grubu ilaçların, bu yan etki riski açısından birbirlerine
üstünlükleri yoktur.
45. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLARIN KASLARIMA ZARAR VERDİĞİNİ NASIL ANLAYABİLİRİM /
ENGELLEYEBİLİRİM?
Belirti
olarak kaslarımızda ağrı, güçsüzlük aksi ispatlanana kadar
kullanılan ilacın kas sistemine olan yan etkisi olarak
değerlendirilmelidir. Şikayetlerle birlikte CK değerlerinde anlamlı
yükseklik olması da bunu destekler. Şikayet yoksa kas enzimlerinin
yıllık takibi yeterlidir.
İlacın yan
etkisi çıktığında mutlaka ilaç tedavisi kesilmelidir. Takiplerde
şikayetlerin azalması, CK değerlerinin düşmesi halinde ilaç
kullanımı gerekli ise dikkatli bir şekilde tekrar başlanılabilir.
Daha ayrıntılı bilgi için mutlaka dokturunuzla görüşmeniz gerekir.
Kas
şikayetleri olmadan CK değerlerinde hafif orta düzeyde artış
olduğunda tedaviye devam etmeli ve en kısa zamanda doktorunuzla
görüşmelisiniz.
46. DOKTORUM
BÖBREK FONKSİYONLARIMDA HAFİF BOZULMANIN BAŞLADIĞINI SÖYLEDİ.
KOLESTEROL İLACI KULLANMAKTAYIM. BU İLAÇLAR BÖBREKLERİMİ DAHA FAZLA
BOZAR MI?
Kolesterol
ilaçları normal böbreklerde herhangi bir bozulmaya neden olmaz.
Hafif, orta derecede böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda, hatta
diyalize giden hastalarda dahi bu tür ilaçlar kullanılabilir.
Özellikle ileri derecede böbrek yetmezliği bulunan hastalarda,
böbrek dışı yan etkilerin çıkma riski biraz artabilir. Bu konuda
dikkatli olmak gerekir.
47. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR SİNİRLERDE HARABİYETE NEDEN OLUR MU?
Kolesterol
düşürücü ilaçlar sinir sistemini etkilemez. Beyin fonksiyonları
üzerine yan etkisi yoktur.
48. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR KARACİĞERİMİ ETKİLER Mİ?
Kolesterol
düşürücü ilaçlar özellikle yüksek dozlarda kullanılırsa karaciğeri
olumsuz yönde etkileyebilir. Ancak bu yan etki oranı oldukça
düşüktür. Genelde ALT/AST dediğimiz karaciğer fonksiyon testleriyle
takibi yapılır. Statinlerin bu yan etki açısından birbirlerine bir
üstünlüğü yoktur. Şikayet yoksa 6 ay-yıllık takipler yeterlidir.
49. ALKOL
KULLANANLAR KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANABİLİR Mİ? ÖZELLİKLE
KARACİĞER ÜZERİNE ÖNEMLİ YAN ETKİLERİ OLUR MU?
Hafif–orta
derecede alkol tüketimi kolesterol ilacı kullanımına engel değildir.
Fakat gerek vücuttaki bireysel farklılıklar, gerekse bu ilaçlarla
birlikte başka ilaçların kullanımı gerektiğinde dikkatli
olunmalıdır.
50. KARACİĞERİMDE
YAĞLANMA OLDUĞU SÖYLENDİ. ALKOL KULLANMIYORUM. KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ
İLAÇ KULLANABİLİR MİYİM?
Alkole
bağlı olmayan karaciğer yağlanmalarında kolesterol düşürücü ilaçlar
kullanılabilir.
51. KOLESTEROL
DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANDIKTAN SONRA KARACİĞER ENZİMLERİMDEN ALT/AST’DE
BELİRGİN YÜKSELME OLDU. BUNLAR KARACİĞERİMDE CİDDİ HASARI MI
GÖSTERMEKTEDİR? TEKRAR İLAÇ KULLANABİLECEK MİYİM?
Kolesterol
düşürücü ilaç kullanırken sadece ALT ve AST’deki yükselmeler
karaciğerde geriye dönüşü olmayan bir hasarın olduğunu göstermez.
Bunun yanında karaciğer fonksiyonlarını gösteren diğer testlere
ihtiyaç vardır. Eğer diğer testler karaciğerinizde bozukluğu
gösteriyor ve ilaç kullanımı dışında bunu açıklayabilecek bir şey
bulunamıyorsa ilaç tedavisi kesilmelidir. ALT ve AST’de normalin üst
sınırının 3 katından fazla yükselmeler önemlidir. Bu durumda ilaç
kesilmeli ya da doz azaltılmalıdır. Bu tür yan etki geliştiğinde
mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir. alıntı;tdk.org.tr
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.