Kategori - Sucuk-Köme-Pestil

Küme, Köme, Dut Kümesi, Üzüm Kümesi, Orcik, Orjik, Ceviz Sucuğu, Bandırma

Pestil
Dut pekmezi, süt, bal, ceviz, fındık ve undan oluşan, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral maddelerini önemli ölçüde içeren bir gıda maddesidir.

Özellikle A ve B vitaminleri ve demir yönünden zengindir.
Vücut doku ve hücrelerinin yenilenmesinde, su dengesinin korunmasında, hormon, enzim üretiminde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahiptir.

Önceleri kışın tüketilmek için pestiller kurutulur ve soğuk aylarda insanlar enerji ihtiyaçlarını onunla karşılardı.
Yüksek enerji değerine sahip olan pestil ve kömeler ayni zamanda içerdikleri diğer besin kaynakları bakımından da önemli gıda maddelerinden biri haline gelmiştir.
100 gr. Pestil 332 kcal enerji verirken, 139 mgr. Fosfor, 1260 mgr Potasyum ve 33 mgr. Sodyuma sahiptir.
Sodyum bakımından fakir potasyum bakımından zengin olması kalp- damar hastalıklarının önlenmesi açısından önemini artırmaktadır.
Pestil ve kömenin besin içeriği, üretim aşamasında kullanılan bal, süt, dut, ceviz veya fındığın kalitesiyle yakından ilgilidir.

Pestil; K, Ca, S, P,Mg, Cu, Zn, l, Cl, SiO, CaO gibi mineraller açısından zengindir.
Biyolojik değeri yüksek proteine de içerir. Ayrıca suda eriyen (A,D,E,K) vitaminler ile B grubu vitaminlere de sahiptir.
Dolayısıyla vücut doku ve hücrelerinin yenilenmesinde, su dengesinin korunmasında, hormon, enzim üretiminde,
bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahiptir.

Son 30 yıl içinde kanser, kalp hastalıkları ve kısırlık vakalarında önemli artışlar olmuştur.
Bunun önemli nedenlerinden biri selenyum mineralinin yeterince tüketilmemesinden kaynaklanmaktadır.
Selenyum eksikliği vücudun genel savunma mekanizmasının zayıflamasında önemli faktörlerden biri olarak görülmektedir.

Günlük ihtiyaç 70-100 mcg arasındadır.

ABD’de 1312 hasta üzerinde yapılan araştırmalarda, 200 mcg selenyum alımıyla prostat kanseri %63, akciğer kanseri %47, kolorektal kanserde %58 azalma olduğu tespit edilmiştir.
Genel olarak tüm kanser türlerinde ortalama %37 azalma bulunmuştur.

Pestil ve köme selenyum minerali içeren ender gıdalardan biridir.
Yapımında bal, süt, ceviz veya fındık, dut ve un kullanılan pestil ve köme selenyum açısından zengindir.
Bu itibarla kanser, kalp-damar hastalıkları, kansızlık ve iktidarsızlık problemi çeken insanların hemen her gün tüketmeleri tavsiye edilmektedir.

Doğada bitkiler inorganik selenyumu organik formuna çevirirler.
Ancak modern tarım yöntemleri, kimyasal mücadele ilaçları, erozyon v.b gibi nedenlerle topraktaki doğal mineral seviyeleri gittikçe düşüyor.
Selenyumda miktarı en hızlı azalan minerallerin başında geliyor.
Unutmayalım ki sigara selenyum miktarını azaltan en önemli nedenlerden biridir.

Ayrıca selenyum bazı bilim adamları tarafından bir kanser savaşçısı olarak da tanımlanmaktadır.

Alman Beslenme Cemiyeti’nin yaptığı araştırmaya göre, vücuttaki çinko çocuk sahibi olma şansını azaltıyor.

Araştırmacı Daniela Rösler’in verdiği bilgilere göre; kısırlık sorunu olan erkeklerin kanındaki çinko seviyesi, kısırlık sorunu olmayan erkeklere oranla çok daha düşük.

Ayrıca çinko eksikliği, erkeklik hormonu testosteronun salgılanmasını da engelliyor. Çinko büyüme, cinsel gelişme ve üremede gerekli bir element.
Çinko, A vitamininin anti kanser etkisini güçlendirerek yeni oluşan kanser hücrelerinin öldürülmesine yardımcı olur.
Çinko yetersizliği A vitamininin karaciğerden salınımını ve kullanımını azaltır.
Bu nedenle çinko içeren besinleri A vitamini içeren besinlerle birlikte tüketmenin oldukça büyük faydaları var.
Özellikle kanserli hastalarda çinko yetersizliği çok sık görülür. Kısacası, A vitamini ve çinko birbirini tamamlayan ikili gibidirler.
Bu nedenle beslenmede A vitaminine dikkat ederken, çinko alımına da özen göstermek gerekir.
Çinko en fazla pestil bileşenlerinden ceviz, bal ve fındıkta bulunur. Bunların dışında çinko açısından en zengin gıdalar su ürünleridir.

C vitamininin besinlerdeki demirle ilgili önemli bir görevi vardır.

Demir yetersizliği, sindirim sisteminde kanser oluşma riskini artırır.
Bu nedenle kanser beslenmesinde demirin büyük önemi vardır.
Besinlerle alınan demirden tam anlamıyla yararlanılması gerekir.
Demirin hem bağırsaklardan emilebilmesi, hem de kemik iliğine taşınabilmesi için C vitaminine ihtiyaç duyulur.
Beslenmeniz C vitamininden yetersizse demirden yeterince faydalanamazsınız.
C vitamininin demir emiliminde etkin bir rol oynayabilmesi için aynı öğünde demir içeren besinlerle birlikte alınması gerekmektedir.

Pestil demir minerali yönünden zengindir. Zenginliği kullanılan hammaddelerden fındık veya ceviz, bal ve duttan kaynaklanmaktadır.

100 gr fındıkta 4,5 mgr, cevizde 3,1 mgr, dutta 1,57 mgr ve balda 0,05 mgr kadar bulunan demir tamamıyla pestilin yapısına geçmektedir.

C vitamini yönüyle zengin besinler ise kuşburnu, kivi, dut, portakal, limon v.b gibi besin maddeleridir.
C vitamini besinin bekleme süresi ile işleme pişirme gibi nedenlerden dolayı kolayca özelliğini kaybetmektedir.
Bu itibarla pestil tüketirken bu ürünlerden biriyle tüketmekte fayda vardır.

Besinlerdeki demirin emilip sindirim sisteminden kana karışmasını engelleyen tanen gibi maddeleri içeren çay, kola gibi maddelerle pestil tüketilmemelidir.

Kalsiyum minerali açısından da oldukça zengindir.
Kalsiyum kemik, diş ve tırnak sağlığımız açısından çok önemlidir.
Sağlam bir iskelete sahip olabilmek için kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi mineralleri günlük yeterli ve dengeli miktarda almamız gerekir.
Kalsiyumun yetersiz alınması sonucu; çocuklarda raşitizim, yetişkinlerde kemik erimesi (osteoporoz) hastalığı görülmektedir.

Pestil kalsiyum, magnezyum ve fosfor mineralleri açısından oldukça zengindir.

Özellikle süt, ceviz ve bal önemli kalsiyum kaynaklarındandır. Ayrıca unda da kalsiyum minerali bulunmaktadır.

Çocukların büyüme ve gelişmesi için çok önemli olduğu gibi yetişkinlerin sağlam kemik yapılarını muhafaza edebilmeleri için mutlaka günlük kalsiyumlu ürünleri tüketmeleri gerekir.

Kemik kütlesi otuzlu yaşlarda maksimum miktarına erişir.

Araştırmacılar, özellikle genç yaşlarda bol kalsiyum alınmasının, ileri yaşlarda osteoporoz riskini azalttığını belirtiyorlar.