Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo
  Karaciğer Hastalıkları
Altı ayda bir yenilenen karaciğerin hassas hücreleri, alkol kullanımı halinde zarar görüyor.
Karaciğeriniz çok güçlü bir organdır. Kendini yenileme ve rezerv kapasitesi çok yüksektir.

Karaciğer Yağlanması

Kalın bağırsaktan gelen zehir, serbest radikaller vb zararlı atıklar karaciğerde birikir. Karaciğerde biriken atıklar karaciğer süzgeç vasıtasıyla safra ile idrar veya bağırsağa atılır.

Karaciğere gelen bu zararlı maddeler karaciğerin görev yapmasına engel olurlar. Bu biriken maddelere karaciğer yağlanması diyebiliriz.

Merhaba, Karaciğer Hastalıkları Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz. Konu Bilgilerimiz Aşağıdadır.

Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sitemizde Doktor Yok Ama Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.

İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Telefonla...

Ne Konuşmuşsak O Ürün Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur. Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi,  Konuştuğumuz Kargo Parasından Başka İlave Kargo Parası, İlave Hiç Bir TL Fiyata 1 tl dahi Yansıtılmaz.
Ürün Fiyatını Düşük Tutup Kargoyu Pahalı Hiç Yazmıyoruz.



Karaciğer Şişmesi
Karaciğer Yetersizliği
Karaciğer Yağlanması
Karaciğer Kanseri
Karaciğer Büyümesi
Siroz
Üremi
Hepatit
Hepatit A
Hepatit B
Hepatit C
Taşıyıcı Hepatit
Bulaştırıcı Hepatit
Sarılık

Karaciğer Enzimleri

Karaciğer Enzimleri - AST ve ALT

Karaciğerde oluşan hasarın ilk belirleyicisi karaciğer hücreleri tarafından kana salınan enzimlerdir. Normal koşullarda bu enzimler karaciğer hücreleri tarafından depo edilmektedirler. Ancak karaciğer hücrelerinde meydana gelen hasar sonucu bu enzimler kana karışır ve kan testleri ile tesbit edilebilirler.

 Karaciğere özgü olan ve karaciğer hasarını belirlemek için sıklıkla kullanılan enzimler aminotranferazlardır. Bunlar Aspartat aminotransferaz (AST - SGOT) ve alanin aminotransferaz (ALT - SGPT) dir. Bu enzimler normalde karaciğer hücreleri olan hepatositlerde bulunurlar. Karaciğerde bir hasar meydana geldiğinde kana karışırlar ve kandaki seviyeleri yükselir.


Karaciğer Hastalıklarının Ortak özelliği
Midenin hazmettiği, bağırsağın emip dışarı atamadığı sigara ararı, alkol zararı, ilaçların aksi tesiri, hamur, karbonhidrat, yağ, şeker, kilo vb maddeler karaciğerde parçalanmak üzere yola çıkar.

Çalışan karaciğer bunları safra yolu ile idrar ve bağırsak yolu ile dışarı atar.
Çalışmayan karaciğer ise; bu maddeleri yine kana karıştırır, vücut bu maddelerin gölü haline döner.
Dolayısıyla doktorunuza gidip karaciğerinizi baktırınız. Eğer karaciğerinizde yağlanma, kötü değerler var ise; kilo, şeker, kolesterol, cilt bozukluğu, egzama, sedef, yüksek tansiyon, mayasıl, sağ tarafta ağrı kaçınılmaz olur.
Karaciğeri temizlemek ile, bahsettiğimiz hastalıklarınızın suyunu baştan kesmeye yardımcı olabilirsiniz.

 

          0 542 252 70 62
         0 532 402 77 44

0464 217 18 81
0464 214 55 33
     birtat@birtat.com.tr

0 532 790 41 90  Şikayetleriniz
0 532 402 77 66  Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi



 

 İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle
Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 


 

Karaciğer İle İlgili Yazılar

 

Karaciğer Yağlanması
Karaciğer Yağlanması Belirtileri nedir
Karaciğer Yağlanması Tedavisi
Karaciğer Yağlanması Diyeti

 

Karaciğer yağlanması artıyor

 

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 10-15 yıldır yaşanan metabolik sendrom ve obezite salgınının tetiklediği ‘karaciğer yağlanmasını’ anlattı

 

Sizi tanıyoruz! Sağlık kontrollerinizi her yıl düzenli olarak yaptırıyorsunuz. Sağlık riski analizleriniz bu yıl da yaptırdınız. Sonuçlarınızla birlikte doktorunuzdan bir randevu ayarladınız. Doktorunuz tetkiklerinizde ‘ALT ve AST enzimlerinizin yüksek’, karaciğer ultrasonografinizde ‘diffüz yağlanma’ uyarısı saptadı. Muayenenizdeki karaciğerde büyüme’ notu ile birlikte değerlendirdiği bu bulgularla biraz telaşlandı. Ama siz sakın telaşlanmayın. Laboratuar bulgularınızı inceleyen doktorunuzun size yönelttiği şu soruyu dikkatle yanıtlayın:

 

-Alkol kullanımınızı arttırdınız mı?

 

Karaciğerinize zarar verebilecek bir ilaç veya kimyasal kullandınız mı?

-Kilonuzda hızlı bir artma ve/veya kan yağlarınızda, kan şekerinizde ani bir yükselme oldu mu?

 

İlk iki soruyu ‘Hayır’, son soruyu ‘Evet’ diye yanıtladıysanız siz de ‘Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Alkol kullanımında artma (alkolik hepatit), siroza doğru ilerleyen A, B veya C tipi viral hepatitler, karaciğer kanserleri (hepatoma), karaciğerde demir (hemakromatot) veya bakır depolanması (Wilson Sirozu) hastalıkları, şeker hastalığı kanda trigliserid artışı ve daha pek çok neden ‘yağlı karaciğer’ sorunu ile birliktedir. Sayılan bu sorunların çoğunda karaciğerde ciddi bir hasar ol¬madan işi kontrol altına almak mümkündür. Karaciğer yağlanması sık gö¬rülür ve doktorları pek ürkütmez.

 

Çoğu kez alkolle ilişkilidir

Bunun nedeni karaciğer yağlanmalarının önemli bir kısmının uzunca bir süre gereğinden fazla alkol kullanımı ile ilişkili olmasındandır. Aslında ‘alkole bağlı karaciğer yağlanması’ sirozla sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir. Sigara kullanımına karşı yürütülen toplumsal kampanyalar alkol için de yapılmalıdır. İnsan bedeni için kimyasal bir zehir olan alkolün kontrolsüz kullanımı sağlık için düzeltilmesi olanaksız sorunlar yaratır. Alkol kullanımının yaygın olduğu toplum kesitlerinde karaciğer yağlanması ile sık karşılaşılır.

 

Karaciğer yağlanmasının B ve C hepatitlerinin kronikleşmesi (süreğen hepatitler), karaciğerde demir ve bakır bi¬rikmesi, bağışıklık sisteminin bedeni yanlış ve dikkatsiz denetlemesi veya bazı enzimlerin genetik olarak sorunlu biçimde geçmesi gibi nedenlerle de oluşabileceğini biliyoruz. Saydığımız bu son hastalıklar oldukça seyrek görülür.

 

Şimdi daha sık görülüyor

 

Son yıllarda ‘karaciğer yağlanması’ teşhisini çok daha sık koyuyoruz. Bunun pek çok nedeni var ancak en önemlisi kilo fazlalığı ve obezite sorununun yaygınlaşması. Basit, sıradan kilo artışlarının yanında metabolik sendromun (insülin direnci senromu, polikistik över sendromu), şeker hastalığının, kanda ‘trigliserid’ olarak bilinen yağların artışının (hipertrigliseridemi) da ‘alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ tanısındaki artışta önemli payı var. Biz, özellikle metabolik sendrom tanısı koyduğumuz hemen her hastada ‘yağlı karaciğer’ sorunu ile de karşılaşıyoruz. İyi kontrol edilememiş bir erişkin tipi şeker hastasında, orta derecede kilo almış bir fazla kiloluda özellikle de şişman hastalarda karaciğer yağlanması sorunu ile karşılaşmamak pek olası değil!

 

Doğru tanı çok önemli

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması teşhisinin doğru konulması önemli. Yoksa yukarıda belirtilen önemli bazı hastalıkların tanısında (siroz, karaciğer kanseri, karaciğerde demir veya bakır depolanması hastalıkla¬rı gibi) geç kalınır, altın değerinde zamanlar boşuna harcanır. Teşhis için iki kıstas var: Karaciğer yağlanması belirlenen bir hastada belirgin alkol tüketi¬minin olmaması ve yukarıda belirtilen karaciğere özel hastalıklardan herhangi birinin bulunmaması.

 

‘Yağlı karaciğer’ sorunu ile karşılaşma oranındaki artışın diğer bir nedeni de tıp bilimindeki gelişmeler: Ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinin bulunması ve hızla yayılması, karaciğer enzimlerini (SGOT, SGPT, GGT) araştıran laboratuar testlerinin neredeyse sağlık ocaklarında bile yapılabilmesi, karaciğer iğne biyopsisinin kolay uygulanabilir, kolay kabul edilebilir bir tanı yöntemi haline gelmesi, tanı koyulan olgu sayısını arttırdı. 20-30 yıl önce pek çok hastanın farkına bile varılmıyordu. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının sıklığının toplum genelinde yüzde 4-6, şişmanlar arasında ise yüzde 25-30 civarında olduğu belirtiliyor. Çok aşırı şişmanlarda bu oran yüzde 95′e yükseliyor.

 

Metabolik sendrom ve kilo etkili

 

Yağlı karaciğer tanısı konulan hastaların büyük bir kısmında, metabolik sendromun bileşenleri olan ‘şişmanlık-şeker hastalığı hipertrigliseridemi’ üçlemesinin biri, birkaçı ya da tümü saptanıyor. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasından patlamanın nedeni ise refah toplumlarının yanlış yaşam biçimi seçimleri: Aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, şeker tüketimindeki korkunç artış, yağ ve karbonhidrat tüketimi çılgınlığı, rafine atıştırma ürünleri ve tabii ki hareketsiz bir yaşam sürdürmekteki kararlılık!

 

Teshis

Yağlı karaciğer sorununun önemli bir belirtisinin olmaması da tehlikeli. Hastalık hiçbir belirti vermeden yıllarca sinsi bir seyir gösterebiliyor. Halsizlik, kırgınlık, yorgunluk, karın üst sağ bölgesinde ağrı veya dolgunluk hissi çok az hastada olabiliyor. Klinik muayenede karaciğerde büyüme dışında karaciğer hastalığını düşündürebilecek bulgulardan (sarılık, karında sıvı birikimi, memelerde büyüme) hiçbiri saptanmıyor. Hastalardaki ortak laboratuar bulgusu ALT (SGPT), AST (SGOT) ve GGT enzimlerinde görülen artıştır. Artma genellikle orta düzeylerde kalıyor, normalin 2-3 katını pek geçmiyor, AST/ ALT oranı genellikle 1 ‘den düşük kalıyor. Alkalen fosfataz enziminde de normalin 2-3 katı bir artış olabiliyor. Karaciğeri değerlendirmede yararlanılan diğer testler (biluribinler, albumin, protrombin zamanı) pek değişmiyor.

 

Tedavisi Tartışılıyor

Ultrasonografi, yağlanmanın belirlenmesinde duyarlı bir yöntem. Tomografi ve MR ileri görüntüleme araçlarına pek az ihtiyaç duyulur. Kesin tanı için kusursuz test, karaciğer biyopsisidir. Karaciğer uzmanlarının çok azı bir alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ hastasında biyopsi önerirler. Hastalığın tahmininin kolay yapılabilmesi, biyopsinin pahalı ve riskli bir tanı aracı olması, tedavide etkili bir yöntemin henüz saptanmamsı biyopsi yapılan hasta sayısının azalmasının nedenleridir. Diyabeti, hipertansiyonu, şişmanlığı, hipertrigliseridemisi, insülin direnci olan, ALT/AST oranı 1′den az, ultrasonografisinde fibrozis saptanmayan bir hastada tanının tahmini’ de konsa, tutma olasılığı yüzde 90’dan fazladır!

 

Antioksidanlar yararlı

‘Alkol ile ilişkisiz karaciğer yağlanması’ sonuçları pek tehlikeli olmayan bir sorunudur. Siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün hastalıkları gibi ciddi nedenler ekarte edilmelidir. Tedavide kilo vermek, kan şekerini düzenlemek, trigliserid seviyelerini indirmek çok etkilidir. Kan yağlarını azaltan clofibratdan, gemfibrozisden bir reçine olan ursodeoksikolik asid’den insülin direnci saptananlarda metformin ve thiazolidinedine’lerden yararlanıyoruz. Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yeni bir yolu da ‘antioksidan’ tedavisi, E vitamini, betaine ve Nacetyl cystein en sık kullanılan antioksidanlar.

 

Karaciğer yağlanmasının nedenleri

• Metabolik sendrom

• Obezite / şişmanlık

• Şeker hastalığı

• Trigliserid fazlalığı

• Endüstriyel toksinler

• Bakır depo hastalığı

• Demir depo hastalığı

• İlaçlar (Kortizon grubu; Diltiazem, nifedipine, amiodarone)

• Karaciğer depo hastalığı

• Sirozun ilk evreleri

 

Kahvaltı

• 1 porsiyon beyaz peynir (az yağlı)

• 2 dilim tam tahıllı ekmek

• 5-6 adet zeytin veya 2 adet ceviz veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, domates, salatalık, biber, maydanoz

 

Ara öğün

• 1 kivi

 

Öğle

• 100 gr. ızgara kırmızı et veya

• 150 gr. beyaz et (balık, tavuk) haftada 1 -2 defa kırmızı et haftada 2-3 defa balık haftada 2-3 defa tavuk haftada 1 -2 defa kuru baklagil tüketebilirsiniz.

 

Ara öğün

• 5 çilek + 5 erik

 

• Ara öğün

• 4-6 yemek kaşığı yulaf ezmesi +1 bardak yağsız süt

 

Akşam

• Zeytinyağlı ya da etli enginar

• (2 tane enginarla)

• 1 kase cacık

• Bol salata (karışık, az yağlı)

• 1-2 dilim tam tahıllı ekmek

 

Ara öğün

• 1 elma

 

NOT: Salataları; maydanoz, roka, tere, dereotu, biber, domates, salatalık, marul, sarımsak, soğan vb. karışımdan hazırlayın

 

Milliyet Sağlık

 

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Bu yağ birikmesi düzensiz beslenme(düzensiz beslenme kolesterolün yükselmesine de neden olur), aşırı şişmanlık ve fazla alkol kullanımı sonucu oluşur. Bu yağlanma zamanla karaciğer fonksiyonlarının bozulmasına sebep olabilir.

Doktorunuz size böyle bir tanı koymuşsa uygulayacağınız basit bir diyetle karaciğerinizi sağlığına kavuşturabilirsiniz. Gün içinde en azından yarım saat yürüyüş, metebolizmanızın daha sağlıklı çalışmasını sağlayacaktır. Yağlı yemeklerden, özellikle katı yağlarla yapılmış yiyeceklerden uzak durmanız kilolarınızı daha kolay vermenize yardımcı olacaktır.

 

Kırmızı et haftada bir kez, diğer günler beyaz et tüketin. Meyve ve sebzeye ağırlık verin. A ve C vitaminleri ile kalsiyum, demir, fosfor, manganez ve potasyum minerallerini içinde barındıran Enginar karaciğer toksinlerini temizleyici ve karaciğerdeki kan dolaşımını artırıcı özelliğinden dolayı bol bol tüketin.En az tüketeceğiniz sebze ise havuç olmalıdır.

 

Karaciğer yağlanması toplumda çok sık rastlanan bir durum olup her 4-5 kişiden birinde görülür. Kadın ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür.

 

 Yağlanmaya iltihap/yangı eşlik ederse bu durum önce karaciğer hücre harabiyetine (nekroz), sonra fibroza ve oradan da siroza ilerler. Karaciğer yağlanması olan insanlar; eğer fazla kiloluysa mutlaka kilo vermeli ( en az kilosunun 'u), yağlı gıdalardan uzak kalmalı, bol meyve sebze tüketmeli ve düzenli egzersiz yapmalıdır. En önemlisi de mutlaka bu konuda uzman olan bir doktora başvurmalıdır. Ülkemizde bu konuyu en iyi bile uzmanlık alanı iç hastalıkları uzmanları olup, bunlar içinden de özellikle bu konuda uzmanlaşmış gastroenteroloji uzmanlarıdır.

 

Karaciğer yağlanması; karaciğer hücrelerinde normalden fazla, hatta bazen aşırı derecede yağ toplanması nedeniyle meydana gelen tıbbi bir durumdur. Toplumdaki her 4-5 kişiden birinde karaciğer yağlanması görülmektedir. Kadın ve erkekte aynı sıklıkta görülür. Normal sağlıklı bir insanda karaciğer hücrelerinde az miktarda yağ bulunabilir ve bu herhangi bir hastalığa neden olmaz. Ancak karaciğerde yağlanma aşırı miktarda olduğunda, birtakım yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açar.

 

Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucu 2 durum meydana gelir:

1) Karaciğerde yağlanmanın bir sonucu olarak karaciğerde iltihap/yangı meydana gelir ve tıp dilinde buna steatoheapatit adı verilir.

 

2) Karaciğerde sadece yağlanma olması ve herhangi bir iltihap/yangının olmaması Steatohepatit geliştiğinde bu zamanla karaciğer hücrelerinin harap olmasına (nekroz) yol açar ve fibroz denilen, aynı zamanda karaciğer sirozunun başlangıcı sayılan duruma neden olur. Nekroz ilerledikçe olay siroza doğru ilerler. Bu konuda yapılan çalışmalarda steatohepatiti olan hastaların @'ında karaciğerde fibroz, -15'inde ise karaciğer sirozu gelişebileceği saptanmıştır. Ayrıca steatohepatite bağlı gelişen karaciğer sirozu zemininde karaciğer kanserinin de gelişebildiği gösterilmiştir. Bu nedenle karaciğer yağlanması tanısı konan hastalar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli ve sıkı takip edilmelidir.

 

Karaciğer yağlanmasının nedenleri

Karaciğer yağlanmasının nedenleri temel olarak alkole bağlı (alkolik karaciğer yağlanması=alkolik steatohepatit) veya alkol dışı diğer nedenler (non-alkolik steatohepatit=NASH) olarak ikiye ayrılır. NASH, Amerika'da erişkinlerde en sık görülen karaciğer hastalığıdır. Muhtemelen bizim ülkemizde de benzer bir durum mevcuttur.

 

Alkol dışı karaciğer yağlanması nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1. Obezite (aşırı kilo)

 

2. Şeker hastalığı

 

3. Açlık veya hızlı kilo kaybı

 

4. Wilson hastalığı

 

5. Uzun süreli damar yolu ile (parenteral) beslenme

 

6. Aşırı A vitamini kullanma

 

7. Hipobetalipoproteinemi / abetalipoproteinemi

 

8. Bazı ilaçlar: Kortizon içeren ilaçlar, amiodaron, tamoksifen, diltiazem, tetrasiklin, talium, östrojenler

 

9. Bazı zehirler: karbontetraklorür (CCl4), fosfor, kurşun (Pb), kloroform (CHCl3), arsenik (As).

 

10. Gebelik

 

11. Bazı ameliyatlardan sonra (jejunoileal bypass, gastrik bypass)

 

Karaciğer Yağlanmasının Mekanizması

Karaciğer yağlanması (steatosis) hepatositlerde trigliseridl ve diğer lipidlerin toplanması sonucu meydana gelir. Bu yağlanma sonucu inflamasyon (iltihap/yangı) geliştiğinde steatohepatit olarak adlandırılır. Bunun olası mekanizmaları aşağıdaki nedenler olduğu düşünülmektedir:

 

Karaciğer hücrelerinden perifere gönderilen trigliserid miktarının azalması

 

Hepatoselüler inflamasyon ve fibroza yol açan ikincil uyaranlara (oksidatif stres, adipositokinler, barsaktan salınan endotoksinler) hassasiyet.

 

Yağ asitlerinin mitokondriyal oksidasyonunun azalması.

 

Yağ asidi sentezinin artması veya karaciğer hücrelerine gelen yağ asidi miktarının artması

 

Belirti ve Bulgular

Karaciğer yağlanmasının özel bir belirtisi veya bulgusu yoktur. Genellikle herhangi bir belirti vermez. Ancak karaciğerinde yağlanması olan insanlarda; bazen karnın sağ üst tarafında dolgunluk hissi, halsizlik, çabuk yorulma gibi belirtiler görülebilir. Çok nadir olarak karaciğer yağlanmasına bağlı ileri karaciğer hastalığı olan insanlarda kaşıntı, iştahsızlık, sarılık ve bulantı görülebilir. Bu gibi şikâyetleri olmayan insanlarda normal bir fizik muayene ile (eğer karaciğerde yağlanmaya bağlı büyüme meydana gelmemişse) karaciğer yağlanması tespit edilemeyebilir.

 

Teşhis

Karaciğer yağlanması daha çok başka nedenlerle yapılan kan tahlilleri veya ultrason ile teşhis edilir. Kan tahlillerinde karaciğer enzimleri yüksek saptandığı zaman yine başka birtakım hastalıklarla beraber karaciğer yağlanması da akla gelmelidir. Ultrasonda ise karaciğerin büyümüş olduğu görülür.

 

Kesin teşhis karaciğer biyopsisi (lokal anestezi altında ince bir iğne ile karaciğerden çok küçük bir parçanın alınıp patoloji uzmanı tarafından mikroskopik olarak incelenmesi) ile konulsa da, rutin klinik pratikte genelde biyopsi yapılmamaktadır.

 

Tedavi

Alkol alımına bağlı karaciğer yağlanmasında tek tedavi yöntemi alkol alımının kesilmesidir.

 

Asıl konumuz olan alkol dışı karaciğer yağlanmasında ise bugüne kadar 10'dan fazla ilaç kullanılmıştır ancak kesin bir fayda elde edilememiştir. Sadece bir tane ilaç ile hastalardaki yağlanmanın gerilediği ortaya konulmuş olsa da bu ilacın karaciğer yağlanmasında kullanımı için T.C. Sağlık Bakanlığı (veya başka bir ülkenin ) bu konuda ruhsatı bulunmamaktadır.

 

Tedavinin esasları; yaşam tarzı değişikliği, egzersiz, diyetteki yağ miktarının azaltılmasıdır.

 

Hızlı kilo vermek de karaciğer yağlanmasına yol açar

Aşırı kilolu olan (obezite: Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 olduğu zaman obezite tanısı konulur. Vücut kitle indeksi (VKİ); vücut kilosu/metre cinsinden boyun karesi olarak hesaplanır. Ör; 70 kilo ağırlığında ve 1,70 m boyunda olan bir kişinin VKİ=70/1.70x1.70= 24,22 kg/m2 olarak hesaplanır) insanlar  oranında kilo verdiğinde karaciğerdeki iltihaplanma/yangı ve büyüme geriler. Ancak kilo verme konusunda en önemli konulardan birisi de hızlı kilo vermekten kaçınılmasıdır. Haftada 1 kg verecek şekilde plan yapılmalıdır. Daha hızlı kilo vermek de kendi başına karaciğer yağlanması yapabilir. Bu nedenle şok diyetlerden, aşırı açlık öneren diyetlerden mutlaka uzak durulmalıdır.

 

Ayrıca hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi gibi gıdalardan kaçınılmalı, sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdalar tüketilmelidir.

 

Yürüyüş yapın

Egzersiz de kilo vermede, karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan insülin direncini düşürmede ve ayrıca uzun vadeli olarak kalp ve damar hastalıklarından korunmada faydalı olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu yararın ortaya çıkması için en az, günde 30-45 dk olmak üzere haftada 4 gün tempolu yürüyüş gereklidir.

 

Kaynaklar

1-Current Consult Medicine. Maxine A. Papadakis, MD, Stephen J. McPhee, MD ISBN: 0-07-141327-7

 

2-Fatty liver and non-alcoholic steatohepatitis. Takafumi Saito, Keiko Misawa and Sumio Kawata. Internal Medicine 2007.

 

3-American Gastroenterological Association Technical Review on Nonalcoholic Fatty Liver Disease. 2002

 

Uzm. Dr. Ebubekir Şenateş

 

 

 

 

 

 

KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİ:

 

 

 

Bu bölüm danışmanlarımızdan Doç.Dr.Oral Saygun gözetiminde Araş.Gör.Dr.Oktay Aydın tarafından hazırlanmıştır.

 

KCFT: Günlük hayatımızda rutin labratuvar tetkikleri esnasında istenen bazı karaciğer fonksiyon testleri ve böbrek fonksiyon testleri hakkında hastalara aydınlatıcı bilgileri bu alanda bulabilirsiniz.

 

AST (SGOT):

Normal değerler: 10-34 U/L

   Özellikle karaciğer başta olmak üzere, pankreas,  kas dokusu ve pek çok hücrede, hücre içi olarak yer alan bir enzimdir. Karaciğer hastalıklarına belirgin olmak üzere , bazı kalp hastalıklarında, travmalar sonrasında yükselebilen bir enzimdir.Bununla birlikte böbrek yetmezliği ve B vitamini eksikliklerinde düzeyi azalabilir

 

ALBUMİN:

Normal Değerler: 3,8-5,4 g/dl

 Albumin; Karaciğer tarafından sentezlenen ve  pek çok iyon, metabolit, ilaçları bağlayan bir proteindir. Karaciğer sirozu, malnutrisyon dediğimiz bir tür beslenme bozuklukları , kanser hastaları gibi pek çok hastalıkta albümin değeri düşer.

 

ALKALEN FOSFATAZ:

Normal Değerler: : 30-90 U/L(çocuklarda bu değer 300e kadar çıkabilir)

Vücuttaki alkalen fosfatazın büyük bir kısmı osteoblastlar tarafından oluşturulur. Karaciğer ,pankreas hastalıklarında, safra yollarının taş ile tıkanmasında Paratiroid bezin fazla çalıştığı durumlarda, bazı kemik hastalıklarında değerleri yükselebilir

 

ALT (SGPT):

Normal değerler:9-43 U/L

Siroz, akut hepatit gibi karaciğer hastalıkları, kalp krizleri, kullanılan bazı ilaçlara bağlı kan değeri yükselebilir.

 

AMİLAZ:

Normal değerler: <82 U/L

Başlıca üretim yeri pankreas olması sebebiyle özellikle akut pankreatit, kronik pankreatit, kolesistit gibi rahatsızlıklarda kan değeri yükselir. Ayrıca ülsere bağlı perforasyon(delinme) safra kesesi taşlarında da değeri yükselebilir.

 

BİLİRUBİNLER:

Normal Değerler: Total Bilirubin: <1,0mg/dl

Direkt Bilirubin: <0,25mg/dl

Bilirübin kandaki eritrosit(kırmızı küre) lerin parçalanması sonucu ortaya çıkar. Bazı metabolik hastalıklar, karaciğer hastalıkları, safra yolları hastalıkları, yada kan kırmızı kürelerin vücutta hızlı yıkılmalarını takiben kanda değerleri yükselebilir.

 

GGT (GAMAGLUTAMİLTRANSFERAZ):

Normal değerler: 11-43 mg/dl

Karaciğer hastalıklarında ve özellikle alkole bağlı karaciğer hastalıklarında daha değerli bir enzimdir. Ayrıca safra kesesi taşı, bu taşa bağlı safra yolları tıkanıklığı, pankreas hastalıklarında da kan değeri yükselir..

 

ÜRE :

Normal değerler:10-50 mg/dl

İnsan vücudunda metabolizma sonrası karaciğerde oluşan azotun yaklaşık %95'i böbreklerden atılır. Atılan azotun çok büyük bir kısmını ise üre meydana getirir(yaklaşık%80) .Doğal olarak böbrek fonksiyonlarındaki bozulma durumunda ürenin kan değeri yükselir.

 

ÜRİK ASİT:

Normal değerler:3,4-7,0 mg/dl

Üretilen ürik asitin ¼ ü sindirim sistemi kalan ¾ lük kısmı ise böbrekler yoluyla atılır. Gut hastalığı bazı metabolik hastalıklar, kan yıkımı ile birlikte giden anemiler, bazı malign(kanser) hastalıklarda kan değeri yükselebilir.

 

KREATİNİN:

Normaldeğerler:0,7-1,5mg/dl

Glomerüler filtrasyon hızı dediğimiz böbreğin süzme hızını değerlendirmede kullanılan bir değerdir. Böbreğin çalışması hakkında bize bilgi verir. Böbrek hastalıkları ve yetmezliklerinde, enfeksiyon ve sıvı kayıplarında, böbrek sonrası üriner sistem tıkanıklıklarında kan değeri yükselir.

 

KARACİĞER KANSERİ

Karaciğerin en çok görülen primer kanseri hepatosellüler karsinom olup, en sık görülen malign tümörlerden biridir. Hepatit B ve hepatit C ile ilişkili olarak asya ve afrikada insidans artmıştır. Ayrıca, başta siroz olmak üzere aflatoxine maruz kalmak, metabolik hastalıklar, nitritler, hidrokarbonlar ve organik çözücüler de etyolojide hızlandırıcı etmenlerdir. Sirotik karaciğeri olan hastalarda kanser genellikle 50-60 yaşlarda ortaya çıkmaktadır.

 

Çoğu hastada semptomlar kanserin ileri derecede büyümesi ile ortaya çıktığından, tanı da geç konmaktadır. Semptomlar üst karın ağrısı, abdominal kitle, kilo kaybı, ascites, iştahsızlık ve portal hipertansiyon bulgularıdır.

 

Büyük safra yollarına bası ile tıkanma sarılığı bulguları ve hipoglisemi, hiperkalsemi, hipertrofik pulmoner osteoartropati gibi paraneoplastik bulgular olabilir.

Hastaların çoğunda Alfa fötoprotein seviyeleri yükselmiştir.

Tanıda USG, CT, MR ve anjiografi kullanılır.

 

Halen en iyi tedavisi, eğer mümkün ise, tam cerrahi rezeksiyondur. Ancak çoğu hasta tanı konduğu anda tam cerrahi rezeksiyon şansını kaybetmiştir. Uygun vakalarda hem postoperatif nüksü hem de postoperatif karaciğer yetmezliğini azaltmak için karaciğer transplantasyonu uygulanabilir. Bunun yanında kanser hücrelerini hasara uğratacak kriocerrahi, radyofrekans ablasyon, perkütan alkol enjeksiyonu gibi metodlar da vardır. Tam cerrahi rezeksiyonu mümkün olmayan vakalarda anjiografi ile karaciğer kanserinin bulunduğu karaciğer kısmının damarının tıkanarak kanserli dokunun kan akımının durdurulması işlemi uygulanabilir.

 

KARACİĞER METASTATİK TÜMÖRLERİ:

Karaciğerin kötü huylu tümörleri arasında en sık rastlanılanıdır. Kanserden ölen hastalarının yarıya yakınında karaciğerde metastaz bulunduğu tespit edilmiştir. Karaciğer metastazı olan hastalarda karın ağrısı, sarılık, kilo kaybı, yorgunluk, karaciğer enzimlerinin yükselmesi görülebilir.

 

Karaciğer enzimlerinden özellikle ALP ve AST yüksekliği dikkat çekmekle birlikte tanıda en önemli yöntem kontrastlı BT (Bilgisayarlı Tomografi) dır. Karaciğerdeki metastatik tümörün tedavisinde tümörün çıkarılması, radyoterapi, tümörü besleyen arterin kapatılması gibi pek çok farklı tedavi yaklaşımı mevcuttur. Tedavide izlenecek yol primer tümörün türü, tümörün yerleşimi, hastanın durumu gibi pek çok kriterin, kapsamlı bilgi ve tecrübeye sahip cerrahi bir ekip tarafından değerlendirilmesiyle belirlenir.

 

KARACİĞER HEMANJİOMU:

Hemanjiomlar iç organlar arasında en sık karaciğerde bulunur. Karaciğerin en sık rastlanan nodülü olup, kadınlarda 5 kat daha sık rastlanır. Genellikle 50mm altında olup, bulgu vermez. Çoğunlukla MRI, Tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile tesadüfen saptanır. Boyutları büyük dahi olsa hastada bulgu vermeyebilir.

 

Tanısı Ultrasonografi, Tomografi, MR ve Sintigrafi ile konulur. Hemangiom tespit edilen hastalarda yaklaşım hastanın düzenli aralıklarla takibidir. Boyutları büyük dahi olsa hastada bulgu oluşturmayan, hızlı büyüme tespit edilmeyen, travma riski taşımayan hemanjiomlarda düzenli aralıklarla takip önerilebilir. Nadiren gerekmekle beraber, tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

 

HEPATİK ENSEFALOPATİ:

 

Belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda başka bir sebeple açıklanamayan nörolojik ve psikiatrik bulguları içeren ve henüz sebebi tam olarak açıklanamamış klinik bir tanıdır. Akut karaciğer yetmezliği, siroz ve

portosistemik şantlı hastalarda görülür.

 

Hepatik Ensefalopati üç gurupta değerlendirilir

*Akut karaciğer hastalarında ani olarak gelişen ve karaciğer hücre yetersizliğine bağlı Hepatik Ensefalopati

*Belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu olmaksızın gelişen ve daha hafif seyreden porto-sistemik şantlı hastalardaki Hepatik Ensefalopati.

*Kronik karaciğer hastalığı ve sirozu olan hastalarda gelişen Hepatik Ensefalopati.

 

Kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda gelişen Hepatik Ensefalopati klinikte en sık rastlanan gruptur ve hastalığın klinik seyrine göre akut, kronik ve subklinik Hepatik Ensefalopati paternleri vardır.

 

Hastalığın oluş mekanizması tam olarak aydınlatılamamakla beraber asıl problem karaciğer fonksiyon bozukluğu olarak kabul edilmektedir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu sonucu özellikle amonyağın vücuttan uzaklaştırılmasındaki aksama en çok üzerinde durulan faktördür.

 

Amonyağın beynin enerji metabolizmasını etkilediği, nörotransmitterler üzerine etkisi ile beyinde sinir ileti ve uyarılabilirliğini etkilediği bilinmektedir. Ayrıca kan-beyin bariyerindeki değişiklikler, metabolik değişiklikler, manganez seviyesindeki artış Hepatik Ensefalopati hastalarında nedene yönelik dikkati çeken diğer hususlardır. Sindirim sistemi kanamaları, infeksiyon, hastanın genel bakımının kötü olması, kullandığı ilaçlar da Hepatik Ensefalopati gelişimini kolaylaştırmaktadır.

 

HEPATİTLER

Hepatit A nedir?

A hepatiti Hepatit A Virüsü (HAV)’nün neden olduğu ve özellikle sarılık ve karaciğer tutulumu ile karakterize bir infeksiyon hastalığıdır. Gelişmekte olan ülkelerde çocukların çoğu yaşamlarının ilk 10-15 yılında sarılıkla veya sarılıksız olarak HAV infeksiyonunu geçirmektedirler. Bu çocuklar hastalığı büyük çocuklara ve erişkinlere bulaştırırlar. Hepatit A toplumda hastalığı geçirmemiş duyarlı olan herkesi etkileyebilir. İyi bir kişisel hijyen ve uygun sanitasyon hastalığı önleyebilir.

 

Hepatit A nasıl bulaşır?

Hepatit A dışkı ile atıldığı için kişiden kişiye dışkıyla kontamine eller, su, gıda veya her tür eşya ile bulaşabilir. Virüs sanitasyon ve hijyen eksikliği olan her yerde kolaylıkla yayılabilir. Hepatit A’lı kişi hem evdeki diğer kişilere hem de seksüel partnerlerine hastalığı bulaştırabilir.

 

Hepatit A yiyecek veya su ile bulaşır mı?

İnfeksiyonlu hastalar dışında hepatit A; meyve ve sebze gibi kontamine yiyeceklerden de bulaşabilir.

Ayrıca midye gibi kontamine kabuklu ve kabuksuz deniz ürünlerinden bulaşabildiği gibi kontamine suyun içilmesi veya buzun yenmesi ile de bulaşabilir.

 

Hepatit A evcil hayvanlardan bulaşır mı?

Bulaşmaz

 

Hepatit A’lı hastada görülen belirti ve şikayetler nelerdir?

Çocuklarda özellikle hiç belirtisiz olabilir.

Erişkinlerin dörtte üçünde belirti vardır ve bunlar birkaç gün sürer

Gözlerde sararma

İdrarda koyulaşma

Halsizlik

İştahsızlık

Bulantı, kusma

Karın ağrısı

Ateş

 

Ülkemizde sıklığı nedir?

Ülkemizde yaşa ve yöreye göre değişmek üzere hepatit A infeksiyonu %7.8 ile %88 gibi değişik oranlarda gözlenmektedir

 

Virüs alındıktan sonra hastalık kaç günde ortaya çıkar?

Hepatit A’nın inkübasyon süresi 15-45 gün arasında değişmekle birlikte ortalama süre yaklaşık 28 gündür.

 

Hepatit A hangi dönemde bulaşır?

Hastalar belirtiler çıkmadan 1 hafta önce ve hastalık döneminde hepatit A’yı bulaştırabilir. Belirtisiz kişilerde virüsü dışkı ve vücut çıkartıları ile yayabilir.

 

Hepatit A infeksiyonu tamamen iyileşir mi?

Hepatit A kronikleşmez (müzmin). Fakat nadiren ağır seyredebilir ve ölümle sonuçlanabilir.

 

Hastalık tekrarlar mı?

Hastalık tekrarlamaz. İyileşince hayat boyu koruyucu bağışıklık bırakır.

 

Hepatit A infeksiyonları ne kadar ciddidir?

İnfeksiyon bir kişinin hayatını çok ciddi etkileyebilir. Hepatit A geçirenlerin yaklaşık % 15’i hastaneye yatmak zorunda kalır. Hasta işe gidemez, spor yapamaz ve alkol alamaz.

 

Hepatit A infeksiyonunun tedavisi var mıdır?

Akut viral hepatit A’da etkene özgül bir tedavi yoktur. Belirtiler başladıktan sonra infeksiyonun seyrini değiştirecek bir ilaç mevcut değildir. Hastaların çoğu evinde istirahat ettirilip, belirli aralıklarla kontrole çağırılarak takip edilir. Fulminan hepatit, koagülasyon bozukluğu, ensefalopati gibi komplikasyonları olan, şiddetli karın ağrısı ve kusması olan, bilirubin veya transaminazları yüksek düzeyde bulunan hastalar hastanede izlenir.

 

Bulaşma nasıl önlenir?

Banyo kullanıldıktan, bebek altı değiştirildikten sonra, yiyecek hazırlamadan ve yemek yemeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.

2 yaş üstü herkes iki defa aşılanmalıdır.

 

Hepatit A infeksiyonundan nasıl korunurum?

Aşı olarak

Çevremde risk altında olanlara aşı olmayı söyleyebilirim

 

Hepatit A infeksiyonunu şu anda veya daha önce geçirdiğim nasıl anlaşılır?

Tanı hastalığın belirtileri, muayene bulguları ve laboratuvar testleri ile konulur. Kesin olarak tanı koyabilmek için kan testi yapılmalıdır. ELISA ile kanda Hepatit A virüs antikorlarının (anti-HAV IgM ve IgG) varlığı gösterilmelidir.

 

Virüs nasıl elimine edilebilir?

HAV 85 ºC’de 1 dakikada ölür

Yiyecekler piştikten sonra tekrar kontamine olursa virüsü hala bulaştırabilir.

Suların yeterli klorlanması (1,5-2,5 mgr/lt) virüsü öldürür

 

Hepatit A geçiren hasta kan verebilir mi?

HAV kronikleşmediği için hastalık tamamen iyileştikten sonra hasta kan verebilir

 

Toplumdan Hepatit A yok edilebilir mi?

Hepatit A’nın tam olarak ortadan kaldırılabilmesi (eradike etmek) için sosyo-ekonomik düzeyin iyileştirilmesiyle birlikte yaygın olarak çocuk ve erişkinlerin aşılanması gerekmektedir. Hepatit A oranı toplumda 100 000 de 20’den yüksekse 2 yaşından büyüklerin hepsinin aşılanması önerilmektedir. Eğer oran 100 000 de 20’den küçük 10’dan büyükse tüm çocukların aşılanması önerilmektedir.

 

Hepatit A Aşısı

HAV: Hepatit A Aşısı, 6-12 arayla 2. doz olarak yapılır.

Ölü virüs aşısıdır. İki yaşından büyüklerde bir doz aşıdan sonra yaklaşık % 97’den daha fazla koruyuculuk oluşturmaktadır. Aşı yapıldıktan sonraki ilk 15 gün içinde % 85 koruyuculuk sağlamaktadır. Aşı şu anda risk gurubundaki kişilere önerilmektedir.

 

Risk Gurupları:

Endemik bölgeye seyahat edenler

Hepatit A oranı yüksek toplumlardaki tüm çocuklar

Hepatit A’lı hastayla yakın teması veya seksüel teması olanlar

Homo-biseksüel, çok sayıda seks partneri olanlar

Uyuşturucu kullananlar

Çocuk ve yaşlı bakım merkezlerinde kalan çocuklar, yaşlılar ve çalışanlar

Hepatit A virüsü ile çalışan araştırıcılar

Pıhtılaşma ürünleri alanlar

Hijyen uyumunun zayıf olduğu temizlik işçileri ve gıda çalışanları

Kanalizasyon işçileri

Kronik Karaciğer hastalığı (Hepatit B, C gibi) olan ve hepatit A geçirmemiş kişiler

 

İkinci doz aşıyı farklı firmanın aşısından olabilir miyim?

Bu konuda çalışma olmasa da bunun bir problem olacağını düşündüren bir sebepte yoktur.

 

İkinci doz aşı gecikirse ne yapmalıyım?

En kısa zamanda aşıyı olmalısınız. Birinci dozun tekrarına gerek yoktur.

 

Diğer aşılarla birlikte uygulanabilir mi?

Hepatit B, difteri, çocuk felci (oral ve inaktive), tetanoz, oral tifo, kolera, Japon ensefaliti, kuduz, sarı ateş aşısı veya immun globülinlerle aynı anda farklı bölgeye uygulanabilir.

 

Aşının içinde ne vardır?

Aşıda canlı virüs yoktur. Ölü virüs içerir.

 

Aşının koruyuculuğu ne kadardır?

Erişkinlerde en az 25 yıl, çocuklarda ise 14-20 yıldır.

 

Bulaşmadan sonra aşı yapılabilir mi?

Aşı bu şekilde kullanım için ruhsat almamıştır. Bu durumda immun globülin verilmelidir. Bulaşmadan sonra da kısa sürede aşı yapılmasının koruyucu olduğu bildirilmektedir.

 

Aşıdan sonra koruyuculuk ne kadar zaman sonra başlar?

Yaklaşık 4 hafta sonra.

 

Aşılama öncesi test yapılmalı mıdır?

Ülkemiz şartlarında çocukluk çağında geçirme olasılığı yüksek olduğu için test yapılabilir. Negatifse aşı verilir.

 

Aşılama sonrası test yapılmalı mıdır?

Gerek yoktur.

 

Aşı gebelere yapılabilir mi?

Bu konuda yeterli bilgi yoktur. Fakat aşı ölü (inaktif) virüsten oluştuğu için fayda-zarar oranına göre değerlendirilir.

 

Hepatit A aşısı her yaşta uygulanabilinir mi?

Hepatit A aşısı 2 yaş altında lisans almamıştır ve seropozitif olan annelerden doğan çocuklarda zayıf immünite bırakmaktadır. Aynı anda immunglobülinle birlikte verilirse immünojenitesi düşmesine rağmen korunmayı azaltmaz

 

Hepatit A aşısı güvenlimidir, yan etkileri var mıdır?

Lokal reaksiyonlar dışında ciddi bir yan etkisi yoktur. Aşı yerinde ağrı, baş ağrısı ve halsizlik görülebilir. Aşı içeriğindeki maddelere duyarlı olanlara kontrendikedir.

 

Aşı etkilimidir?

2 doz Hepatit A aşısı olan kişi % 100 infeksiyona karşı korunur.

 

Hepatit A aşısı beni hepatit B ve hepatit C’den korur mu?

Hepatit A virüsü diğer hepatit virüslerinden farklıdır. Bu nedenle diğer virüslere karşı korunma olmaz.

 

Bu aşı seyahat edenlere öneriliyor mu?

HAV infeksiyonları dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak görülür. ABD, Kanada, Batı Avrupa, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya dışında dünyanın neresine giderseniz gidin aşı yaptırmalısınız.

 

Aşıyı nerede yaptırabilirim?

Sağlık merkezlerinde

 

Aşı nasıl uygulanır?

Aşı                              Yaş                  Doz                             Doz şeması

HAVRIX                     2-18                720      Ü         6-12 ay arayla 2 doz

> 18                1440    Ü         6-12 ay arayla 2 doz

VAQTA                      2-17                25        Ü         6-18 ay arayla 2 doz

                                   ³ 18                50        Ü         6 ay arayla 2 doz

AVAXIM 80              0-15                 80        Ü        6 ay arayla 2 doz

AVAXIM 160            >15                  160      Ü         6 ay arayla 2 doz

 

Aşı dışında koruyucu başka ilaç var mıdır?

Aşıya ilaveten hepatit A immun globülin’de bütün yaşlar için kısa dönem korunmak için bulunmaktadır. Özellikle seyahat edenler ve aşısız olup ta hepatit A’ya maruz kalanlara 2 hafta içinde verilmelidir.

 

Kaynaklar

 

1. http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/a/index.htm

2. http://www.immunize.org/catg.d/p4115tu.pdf

3. Akbulut A. HAV İnfeksiyonu. Tekeli E, Balık İ (Eds). Viral Hepatit 2003. Viral Hepatitle Savaşım Derneği, İstanbul, 2003 57-84.

 

 

HEPATİT B

 

Hepatit B nedir?

 

Hepatit B virüsü ile ortaya çıkan karaciğer hücre iltihabıdır. Hepatit B hastalığı olarak bilinir. Hastalık bulaşanların % 90-95’inde geçirilir ve ömür boyu bağışıklık gelişir. Geri kalan kısmında ise müzminleşir, hatta siroz, karaciğer kanseri, karaciğer yetmezliği ve ölümle sonlanır. Hastaların bir kısmında ise taşıyıcılık şeklinde devam eder.  

 

Hepatit B nasıl bulaşır?

 

· Kan ve kan ürünleri

· Cinsel yolla bulaş

· Doğum sırasında anneden bebeğe

· Aile içi geçiş

 

Kan ve kan ürünleri ile bulaş nasıl olmaktadır?

 

Kan yolu ile bulaşma özellikle gelişmiş ülkelerde damardan uyuşturucu ilaç kullananların, kullandıkları iğnelerin bir şekilde diğer insanlara yayılması ile ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yine bu kişilerin kullandıkları eşyaların diğer kişilerce kullanılması da bulaşmayı sağlar. Ancak dünya üzerinde hepatit B açısından oldukça yüksek riskli bir grup olan sağlık çalışanları açısından iğne yolu ile bulaşma son derece önemlidir. Çeşitli sağlık birimlerinde çalışan sağlık personeli özellikle kaza sonucu iğne batması ile hepatit B’ye yakalanmaktadırlar. Yine normal popülasyon ve sağlık çalışanları için kan nakli sonucu bu hastalığa yakalanma riski vardır.

 

Cinsel ilişki ile bulaş nasıl olmaktadır?

 

Cinsel ilişki sırasında hepatit B ile enfekte bir kişinin vücut sıvılarının diğer partnerin vajina, makat (rektum, özellikle ters ilişki) idrar kanalı (üreterler) ve ağızdaki yaralı veya çizik bölgelere teması ile hastalık geçer.

 

Dövme veya piercing yaptırma ile hastalık bulaşır mı?

 

Evet. Dövme (tattuaj) veya piercing sırasında kullanılan iğnelerin yeterince steril ve temiz olmamasından dolayı bulaşma söz konusudur.

 

Hasta kişilerin kullandığı traş takımı, ustura ve diş fırçasının kullanımı ile hastalık bulaşır mı?

 

Hastalıklı kişilerin kullandığı ve kan bulaşmış ustura, traş fırçası ve diş fırçalarının kullanılması ile hepatit B bulaşabilir.

 

Anneden bebeğe geçiş nasıl olmaktadır?

 

Mikrobu taşıyan anneden bebeğe geçiş özellikle doğum esnasında olmaktadır. Mikrob bebeğe geçerse bebek hepatit B hastası olarak doğacaktır. Erken dönemde bulaşan hastalarda müzminleşme oranı oldukça yüksektir.

 

Hamilelikte hepatit kontrolü gerekirmi?

 

Evet. Hamileliğin erken dönemlerinde HBsAg testi yaptırılmalıdır. Eğer negatif ise hamilelik süresince bulaş ihtimali olan davranışlardan sakınılmalı ve doğuma yakın tekrar test yapılmalıdır. Eğer test pozitif ise hamile kişi hastalığa yakalanmıştır ve çocuğuna bulaştırabilir. Çocuğa mikrop bulaştığında ise müzmin hepatit B hastalıklı bir çocuk dünyaya gelir.

 

Hepatit B virusunu taşıyan gebenin hastalığı çocuğuna bulaştırmaması için bir önlem var mı?

 

Evet. Hepatit B virusunu taşıyan annelerin bebeklerine doğar doğmaz hepatit B serumu ve hepatit aşısı yapılmalıdır. Serumun tek doz yapılması yeterli iken aşı 2. ve 6. aylarda olmak üzere 3 doza tamamlanmalıdır.

 

Hamile bir kişi ne yapmalı?

 

Hamile bir kişi hamileliğin erken döneminde test yaptırmalıdır. Bu test ile HBsAg bakılmalıdır. Eğer bu test hamileliğin erken döneminde negatif ise doğuma yakın tekrarlanmalıdır. Test pozitif ise bunun anlamı kişi hepatit B virusunu taşımaktadır ve bebeğine bulaştırabilir.

 

Hepatit B nelerle bulaşmaz?

 

Hepatit B yiyecekler, su, yemek kapları, anne sütü, kucaklaşma, öpme, öksürme ile bulaşmaz.

 

Hepatit B’nin kuluçka süresi ne kadardır?

 

Ortalama 30-180 gündür.

 

Kuluçka döneminde hastalık bulaşır mı?

 

Kuluçka döneminde vücut sıvıları oldukça bulaştırıcıdır. Vücutta hepatit B ye karşı antikor (mikroplara karşı vücut tarafından oluşturulan protein kökenli koruyucu maddeler) oluşumuna kadarki evrede hastalık son derece bulaşıcıdır.

 

Virus (mikrop) vücuda alındıktan ne kadar sonra hepatit testi pozitif olur ?

 

HBsAg testi virus bulaştıktan ortalama 4 hafta (1-9 hafta) sonra pozitif hale gelir.

 

Hastada bulaştan ne kadar sonra klinik belirtiler ortaya çıkar?

 

Hepatit B virusu bulaştıktan ortalama 12 hafta (9-21 hafta) sonra belirtiler görülür. Belirtiler hastaların % 70’inde vardır. Erişkinlere göre çocuklarda belirti daha sık ortaya çıkar.

 

Hepatit B’nin klinik belirtileri nelerdir?

 

Bazılarında hiçbir belirti görülmeyebilir. Hepatit B’de ortaya çıkan belirtiler şunlardır:

 

·   Halsizlik

·   İştahsızlık

·   Bulantı, kusma

·   Başğarısı

·   Yorgunluk

·   Karın agrısı (karaciğer bölgesinde)

·   Ciltte veya gözaklarında sararma

·   İdrar renginde koyulaşma

·   Dışkı renginde açılma

·   Eklem ağrısı

Yenidoğan bebeklerde hepatit B ile ile ilgili belirgin bir bulgu saptanamaz. Yaş ilerledikçe hastalığın belirti verme ihtimali artar.

 

Hepatit B için risk faktörleri nelerdir?

 

·   Hepatit B hastasının eşi

·   Hepatit B hastalığı olan birisiyle cinsel birleşme

·   Birden fazla kişiyle birlikte olanlar

·   Damar içi ilaç kullananlar

·   Başka cinsel yolla bulaşan bir hastalığın olması

·   Homoseksüeller

·   Müzmin hepatit B hastası ile aynı evde yaşayanlar

·   Sağlık personeli (Doktor, diş hekimi, hemşireler, yardımcı sağlık personeli)

·   Hemofili (pıhtılaşma bozukluğu) hastaları

·   Diyaliz hastaları

·   Hepatit B’nin sık görüldüğü ülkelere seyahet edenler (Afrika, Asya, Doğu Avrupa )

·   Hepatit B li hastaların çatal, kaşık, bıçak, jilet, ustura ve benzeri eşyalarını paylaşmak

 

Hepatit B virusu vücut dışında ne kadar süre yaşayabilir?

 

Hepatit B virusu vücut dışında en az 7 gün süreyle canlılığını korur ve hastalık yapma özelliğini sürdürür.

 

Müzmin hastalığı olanlar da bulaştıcı mıdır?

 

Müzmin hepatit B hastaları özellikle eşleri olmak üzere bulaştırıcıdırlar.

 

Hastalık nasıl teşhis edilir?

 

Hepatit B sinsi bir hastalıktır. Çoğu kez hastalar başka nedenlerle kan verme sırasında tesadüfen teşhis edilirler. Çünkü bazı kimselerde hastalık belirti vermeden geçirilir.

 

Hepatit B hastalığına bağlı ortaya çıkabilecek kötü sonuçlar nelerdir?

 

Siroz: Müzmin, yaygın ve ilerleyici karaciğer iltihabıdır. Öldürücü bir hastalıktır. Ortalama yaşam süresi 40 aydır.

Karaciğer kanseri

Karaciğer yetersizliği

Fulminan hepatit denilen çok kısa sürede karaciğer yetmezliğine götüren ölümcül bir hastalık tipidir.

Hepatit D hastalığı

 

 Hepatit B testi yaptırmak için kimler ne zaman doktoruna başvurmalı?

 

Hepatit B hastalığı için riskli grupta yer alıyorsanız test yaptırtmak için mutlaka doktorunuza başvurun. Diğer yandan herhangi bir risk faktörü olmadan da bulaşabildiğinden yine doktorunuza başvurmanızda yarar vardır.

 

 

Akut hepatit B hastalığının tedavisi var mı?

 

Günümüzde akut hepatit B hastalığı için özgün bir tıbbi tedavi yoktur. Tedavi daha çok destekleyici özelliktedir. Hastanın istirahat etmesi, alkolden sakınması, bol sıvı alması, az yağlı, karbonhidrattan zengin gıda alması önerilir. Ağızdan gıda alamayan, bulantı veya kusması olan hastalar hastanede yatırılarak serumla beslenir. Bu dönemde önemli bir husus da karaciğere zarar verebilecek ilaçlardan sakınmaktır.

 

Hepatit B’de müzminleşme oranı ne kadardır?

 

Müzminleşme oranı yaşa bağlıdır. 5 yaş üzerindeki hastalarda % 2-6 iken 1-5 yaş arası çocuklarda % 30, yenidoğanlarda ise % 90’dır.

 

Müzmin (kronik) hepatit B hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar hangileridir?

 

Günümüzde müzmin hepatit B hastalığının tedavisinde kullanılan biri iğne üçü hap olmak üzere 4 ayrı ilaç vardır. Bu ilaçlardan tek başına kullanılmaktadır. Tedavide temel hedef mikrop çoğalmasını durdurup karaciğer hasarını en aza indirmek ve yıllar sonra ortaya çıkması muhtemel karaciğer yetmezliğini ve sirozu engellemektir.

 

Tedavide kullanılan ilaçlar:

1-İnterferonlar (Pegasys, Peg-Intron)

2-Lamivudin (Zeffix)

3-Adefovir (Hepsera)

4-Entekavir (Baraclude)

 

 

İNTERFERONLAR (Pegasys, Peg-Intron)

 

İnterferonların genel özellikleri nelerdir?

 

İnterferonlar çok değişik mekanizmalarla virusların bölünmesini durdurmakta ve vücudun savunma gücünü olumlu yönde etkilemektedir. Hepatit B ve hepatit C tedavisinde kullanılmaktadır. Yakın zamana kadar standart interferonlar kullanılırken günümüzde yeni geliştirilen Peg-interferon formları tercih edilmektedir. Standart interferonları hastaya en az haftada 3 kez vermek gerekirken Peg-interferonların haftada tek doz kullanılması ile aynı etki elde edilebilmektedir. Bu nedenle Peg-interferonler hastalara daha konforlu ve daha etkin bir tedavi imkânı sağlamaktadır. Peg-interferonların iki değişik molekülü bulunmaktadır. Bunlardan Peg-interferon a-2b’nin dozu kilograma göre ayarlanırken, Peg-interferon a-2a’nın uygulamasında kiloya göre doz ayarlaması yapılmasına gerek yoktur. Ülkemizde, subkutan uygulama için hazırlanmış Peg-Intron (Schering-Plough) 50, 80, 100, 120 ve 150 mcg içeren flakonlarda ve Pegasys 135 ve 180 mcg (Roche Pharmaceuticals, Basel, Switzerland) kullanıma hazır injektörlerde satışa sunulmuştur.

 

İnterferonlar nasıl kullanılır?

 

Genellikle üst kol dış yüzüne ve deri altına, haftada bir kez yapılır.

 

İnterferonunun dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

İnterferonun tedavisi alan hastalarda uyarılar nelerdir?

 

Alkol ve ilaç bağımlılığı varsa sonlandırılmalıdır. Kalb, böbrek, akciğer hastalığı, tiroid hastalığı, kontrol edilemeyen şeker hastalığı varsa bu ilaçların kullanımını kısıtlayabilir. İnterferonlar asla diğer ilaçlarla karıştırılarak kullanılmamalıdır. Araba kullanımı, alkol ve alkol ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca uyku verici ilaçlar alınmamalıdır. İnterferon tedavisi alan ve gebe olma potansiyeli bulunan bayan hastalara tedavi süresince sıkı doğum kontrolü yapılmalıdır.

 

İnterferonun tedavisi alan hastalar ne sıklıkta doktor kontrolüne gelmelidir?

 

Tedavinin başlangıcında birinci hafta, ikinci hafta, dördüncü hafta ve daha sonra aylık aralıklarla kontrole gelmelidir. Eğer beklenmedik bir sorun ortaya çıkarsa hemen doktoru ile iletişime geçmelidir.

 

İnterferonlar saklanmalıdır?

 

Buzdolabının kapağında saklanmalıdır. Dondurulmamalı, ışıktan korunmalı, çalkalanmamalıdır. Çocuklardan uzak tutulmalıdır.

 

 

Interferonların yan etkileri nelerdir?

 

Başlangıçta uygulama sonrası; halsizlik, kas ağrısı, artralji, iştahsızlık, üşüme, titreme ve ateş gibi grip benzeri belirtiler görülebilir. Bu belirtiler genellikle 1-2 gün sürer, nadiren 2 haftadan uzun devam edebilir. Hasta gereksinim duyarsa iğne yapmadan 1 saat önce parasetamol grubu (vermidon, parol, panadol, minoset gibi) ağrı kesici, ateş düşürücü bir ilaç alarak bu yan etkileri daha hafif geçirebilir. Hastalar bol sıvı almalı ve kafein gibi sıvı söktürücü etkisi olan maddelerden sakınmalıdır.

Ayrıca İnterferon tedavisi alan hastalarda akyuvar (lökosit) ve pıhtılaşma yapan kan hücrelerinde (trombosit) baskılanma olabilir. Bu nedenle bu hastaların yakın takibi önemlidir.

 

LAMİVUDİN (Zeffix)

 

Lamivudin (Zeffix)’in genel özellikleri nelerdir?

 

Bir nükleozid analogu olan lamivudin hepatit B virusuna karşı güçlü etkilidir. Lamivudin seçici ve spesifik olarak hepatit B virusunun çoğalmasını engeller. Bunun sonucu olarak kandaki virus miktarında azalma, karaciğer testlerinde normale dönüş, karaciğer dokusundaki zedelenmede düzelme olur. İlacın yaklaşık % 70’i idrarla değişmeden atılır. İnterferon tedavisi alamayacak yada interferon kullanmak istemeyen hastalara uygulanabilir. İnterferon sirozu olan hastalarda kullanılamazken lamivudin bu grup hastalarda rahatlıkla kullanılabilir.

 

Lamivudin (Zeffix)’in yan etkileri nelerdir?

 

Lamivudinin yan etkileri oldukça azdır. En sık görülen yan etkiler başağrısı, baş dönmesi, halsizlik ve yorgunluktur. Ayrıca böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması yapılmalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix) nasıl kullanılır?

 

Önerilen doz günde 100 mg’dır. Ülkemizde Zeffix®, (Glaxo Smith Kline) ticari ismiyle 100 mg’lık 28 film tabletlik blister ambalajlarda satılmaktadır. Yararlı olabilmesi için dozlar hergün düzenli olarak alınmalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix)’in bir dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu ve  markayı değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix) kullanan hasta nasıl takip edilmelidir?

 

Her üç ayda bir kan sayımı, karaciğer testleri ve gerekirse virus sayım testi ile takip edilmelidir.

 

Lamivudin (Zeffix) nerede saklanmalıdır?

 

Lamivudin oda ısısında muhafaza edilmelidir. Tabletler nemden korunmalıdır. Banyoda veya mutfakta bulundurulmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır.

 

Gebeler ve emziren anneler Lamivudin (Zeffix) kullanabilir mi?

 

Hayır. Kesingerekli görülmedikçe gebelerde ve süt veren anneler kullanmamalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix)’in yan etkileri nelerdir?

 

Yan etkisi hemen hemen olmayan bir ilaçtır. Lamivudin tedavisinde en büyük sorun tedavi kesildiğinde hastaların ortalama %75 inde hepatit B virusunun yeniden çoğalmaya başlamasıdır.

 

ADEFOVİR (Hepsera)

 

Adefovir (Hepsera)’in genel özellikleri nelerdir?

 

Hepatit B virusunun çoğalmasını engelleyerek etkili olmaktadır. Lamivudin (Zeffix)’e karşı direnç oluşturan viruslara da etkilidir. Ağız yoluyla alınmasından sonra böbrek, karaciğer ve barsak dokuları başta olmak üzere pek çok dokuya yüksek miktarlarda dağılır. Etki için açlık veya toklukta alınması fark etmez. Başlıca böbrek yoluyla değişmeden atılır. Müzmin hepatit B hastalarının tedavisinde tek başına kullanılmaktadır. Ağızdan alındığında emilimi iyi olup, günde tek doz kullanıma olanak veren bir ilaçtır.

 

Adefovir (Hepsera) nasıl kullanılır?

 

Önerilen doz günde 10 mg’dır. Ülkemizde 2004 yılında Hepsera™ (Er-kim) ticari ismiyle 10 mg’lık 30 film tabletler şeklinde kullanıma sunulmuştur. Ancak adefovir lamivudine göre oldukça pahalıdır, bu nedenle maliyet yarar hesabı iyi yapılmalıdır.

 

Adefovir (Hepsera)’in bir dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu ve  markayı değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

Adefovir (Hepsera) kullanan hasta nasıl takip edilmelidir?

 

Her 3 ayda bir kan sayımı, karaciğer ve böbrek testleri, gerekirse virus sayım testi yapılmalıdır.

 

Adefovir (Hepsera) nerede saklanmalıdır?

 

Adefovir oda ısısında muhafaza edilmelidir. Tabletler nemden korunmalıdır. Banyoda veya mutfakta bulundurulmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır.

 

Adefovir (Hepsera)’nın yan etkileri nelerdir?

 

Adefovir (Hepsera) ile ilgili başlıca sorun böbrekler üzerine olan zararlı etkisidir. 30 mg veya daha yüksek dozlarda daha sık gelişir. Ayrıca halsizlik, bulantı, şişkinlik, ishal, hazımsızlık, karın ağrısı ve başağrısı gibi yakınmalar olabilir. Tedavisi kesilen hastaların % 25’inde karaciğer hastalığında alevlenme bildirilmiştir. Bu yan etki genellikle tedavi kesildikten sonraki 12 hafta içinde görülmektedir. Vakaların çoğu kendi kendini sınırlar veya tedavinin yeniden başlanması ile geriler.

 

Adefovir (Hepsera)’nın alınması ile ilgili bir özellik var mıdır?

 

En iyi yararı elde etmek için unutulmadan düzenli alınmalıdır. Yemeklerle birlikte veya aç karnına alınabilir. Mide yakınması olan hastalarda yemeklerle birlikte alınabilir.   

 

Adefovir (Hepsera)’nın alınması ile ilgili dikkat edilmesi gereken özellikler nelerdir?

 

Hafif veya ciddi böbrek yetmezliği olan hastalarda veya diyaliz gerektiren son dönem böbrek hastalarında adefovirin yarılanma ömrü uzar. Bu yüzden böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması yapılmalıdır. Adefovir veya herhangi bir bileşenine aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalarda kesinlikle kullanılmamalıdır.

 

Gebeler ve emziren anneler Adefovir (Hepsera) kullanabilir mi?

 

Hayır. Gebelerde kullanılmamalı, hatta çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar tedavi seyrinde etkili bir doğum kontrol yöntemi uygulamalıdırlar. Ayrıca adefovirin insan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir, bu nedenle tedavi alan kadınlar bebeklerini emzirmemelidir.

 

ENTEKAVİR (Baraclude)

 

Entekavir (Baraclude)’in genel özellikleri nelerdir?

 

Müzmin hepatit B hastalarının tedavisinde kullanılan yeni bir ilaçtır. Entekavir virus çoğalma işleminin üç değişik adımında rol alarak hepatit B virusunun çoğalmasını engellemektedir. Bu etkisi oldukça hızlı gerçekleşmektedir. Böbrekler yoluyla atılır. 

 

 

Entekavir (Baraclude) nasıl kullanılır?

 

Film kaplı tablet formu (0.5 mg ve 1 mg) ya da şurup şeklinde (0.05 mg/mL) bulunmaktadır. Daha önce Lamivudin veya Adefovir kullanmamış hastalarda 0.5 mg’lık tabletlerden günde bir tane, daha önce belirtilen ilaçları kullanmış ve direnç ortaya çıkmış hastalarda ise 1 mg’lık tabletlerden günde 1 adet önerilmektedir. Ülkemizde Baraclude®, (Bristol-Mayer-Squib) ticari ismiyle 0.5 ve 1 mg’lık 30 film tabletlik blister ambalajlarda satılmaktadır. Yemeklerden 1 saat önce veya 2 saat sonra alınmalıdır. 2007 yılında ruhsat almıştır. Yararlı olabilmesi için dozlar hergün düzenli olarak alınmalıdır.

 

Entekavir (Baraclude)’in bir dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu ve  markayı değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

Entekavir (Baraclude) kullanan hasta nasıl takip edilmelidir?

Her üç ayda bir kan sayımı, karaciğer testleri ve gerekirse virus sayım testi ile takip edilmelidir.

 

Entekavir (Baraclude) nerede saklanmalıdır?

 

Oda ısısında saklanmalıdır. Şurup formu ışıktan, tabletler ise nemden korunmalıdır. Banyoda veya mutfakta tutulmamalıdır.

 

Entekavir (Baraclude)’in yan etkileri nelerdir?

 

Karaciğer enzimlerinde artış olabilir. Başağrısı, bulantı veya kusma olabilir. Halsizlik, uykusuzluk ve hazım zorluğu görülebilir.

 

Gebeler ve emziren anneler Entekavir (Baraclude) kullanabilir mi?

 

Gebelerde kullanımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle zorunluluk yoksa kullanılmamalıdır. Benzer şekilde anne sütüne geçip geçmediği de bilinmemektedir. Ancak hayvan çalışmalarında süte geçtiği gösterilmiştir. Bu nedenle entekavir kullanan annelerin emzirmemeleri önerilmektedir.

 

Hepatit B hastalığının aşısı var mıdır?

 

Evet. Yapılacak 3 dozluk aşı uygulaması ile hepatit B hastalığından korunmak mümkündür.

 

Kimlere hepatit B aşısı yapılmalıdır?

 

Yeni doğan bebekler

Tüm yetişkinler

Uyuşturucu kullananlar

Son 6 ay içersinde birden çok seks partneri olan kişiler

Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa sahip olanlar

Homoseksüeller

Biseksüeller

Hemofili hastaları

Diyaliz hastaları

Tüm sağlık çalışanları

Hapishane personeli

Mahkumlar

Özürlü bakım evleri personeli

Dünya üzerinde hepatit B açısından riskli bölgelere seyahat edecek kişiler hepatit B aşısını ivedilikle yaptırmalıdır. Ülkemizde 1998 yılından bu yana yenidoğan tüm bebeklere ücretsiz olarak hepatit B aşısı yapılmaktadır.

 

Sağlık personeli eline hepatit B hastasının kanıyla bulaşık bir iğne battığında ne yapmalı?

 

Eğer iğne batan kişi doğal olarak hastalığı geçirmiş vey aşılı ise bağışık olduğundan bir şey yapmaya gerek yoktur. Ancak bağışık değilse tercihen ilk 48 saat içinde veya en geç 7 güne kadar hepatit B immunglobilinini yapılmalıdır. İmmunglobulinle birlikte ilk doz aşı da yapılmalı, aşının ikinci ve üçüncü dozları 1. ve 6. aylarda tamamlanmalıdır.

 

Hepatit B aşısı yapıldıktan sonra bağışıklık olup olmadığını tesbit etmek için test yapmak gereklimidir?

 

Aşı yapılan kişilerin % 95’inde antikor denilen koruyucu protein oluşmaktadır. Antikor (Anti-HBs) oluşup oluşmadığını anlamak için doktorunuz test isteyebilir. Ancak bu rutin bir uygulama değildir. Sağlık çalışanları, kronik hepatit B hastası olan kişilerin eşleri, vücut savunma sisteminde ciddi değişimler olan kişiler gibi riskli gruplarda aşının tutup tutmadığı araştırılabilir.

 

Aşı yapılmadan önce tarama testi olarak nelere bakılmalıdır?

 

HBsAg ve Anti-HBs. Eğer ikiside negatif ise aşı yapılır. HBsAg pozitif ise taşıyıcı veya müzmin hepatit, Anti-HBs pozitif ise bağışık olarak kabul edilir.

 

Hepatit B tarama testi yaptırmadan aşı yapılabilir mi?

 

Evet. Ancak maliyet yönünden tarama testi yaptırmak veya test yapmadan aşı yapılması konusu dikkate alınabilir. Diğer yandan tarama yapılarak varsa hastalığın veya taşıyıcılığın tesbiti tedavi ve izlem yönünden önem taşır.

 

Hastalığı geçirmiş ve bağışık olan bir kişiye aşı yapılırsa zararı olur mu?

 

Hayır. Hastalığı geçirmiş bir kişiye aşı yapılmasının zararı olmadığı gibi yararı da yoktur.

 

Hatırlatma dozu yapmaya gerek var mı?

 

Hayır. Bağışıklığı baskılanmamış hastalarda rutin olarak hatırlatma dozu yapılması önerilmemektedir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda en az 23 yıl koruduğu gösterilmiştir. Hatta antikor düzeyi çok düşük düzeylere inse bile koruyuculuğun devam ettiği bildirilmektedir.

 

İlk dozunu yaptırdığı aşı markasını bulamayan kişi farklı bir ürünle aşı programına devam edebilirmi?

 

Evet. Farklı firmalar tarafından üretilen hepatit B aşılarının biribirinden önemli bir farkı yoktur.

 

Hepatit B aşısı diğer aşılarla aynı zamanda yapılabilir mi?

 

Evet. Aynı anda diğer aşılarla birlikte verildiğinde olumsuz bir etkileşim bildirilmemiştir.

 

Hepatit B aşısı güvenlimidir?

 

Evet. Hepatit B aşısının çocuklarda ve erişkinde güvenli olduğu gösterilmiştir.

 

Hepatit B aşısı gebe veya emziren kadınlara yapılabilir mi?

 

Evet. Ne gebelik nede emzirme hepatit B aşısının yapılması için engel teşkil etmez. Aşının bebeğin gelişmesi üzerine bir yan etkiside yoktur.

 

Hepatit B aşısı kimlere yapılmamalıdır?

 

Daha önce yapılan hepatit B aşısına veya aşının bileşenlerinden birine ciddi alerjisi olan kişilere hepatit B aşısı yapılmamalıdır.

 

KAYNAKLAR

 

1-http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/b/faqb.htm

2-http://www.hepatit.org/hepatitB.html

3-Sünbül M. Kronik hepatit B’nin tedavisinde son gelişmeler. Eğe İnfeksiyon Günleri Sempozyum Kitapçığı. 2003;50-53.

4-Sünbül M. Kronik hepatit tedavisinde kullanılan antiviraller. Tabak F, Balık İ, Tekeli E (Eds). Viral Hepatit 2005. Ohan Matbaası. İstanbul 2005:182-198.

 

Hepatit C nedir?

Hepatit C, hastalıklı kişilerin kanında bulunan Hepatit C virüsünün neden olduğu haraciğer hastalığına denir. En sık görülen karaciğer hastalığıdır. Hastalık virüsü taşıyan kan nakli veya kan ile kirlenmiş kesici delici aletlerin ortak kullanılması yolu ile yayılır.

 

Hepatit C nasıl bulaşır?

 Hepatit C kan yolu ile bulaşır. Virüs içeren kanın nakli veya bu kanla kirlenmiş enjektör ucu gibi kesici delici aletlerin başka kişilerce bilerek kullanılmasına veya kaza sonucu batmasına bağlı olarak bulaşır. Ayrıca kan ürünleri ile de geçebilmektedir. Nadiren de olsa organ nakli sırasında hepatit C geçme olasılığı da çok yüksektir. Ancak günümüzde kan nakli ve organ nakillerinde kan ve organ vericiler hepatit C yönünden taranmaktadır.

 

Kimler hepatit C açısından risk altındadır?

Sık sık kan nakli yapılan kişiler, özellikle 1992 öncesinde kan nakli yapılmış olan kişiler,

Dama içi uyuşturucu kullananlar ve enjektörlerini başkaları ile paylaşanlar,

1987 öncesinde pıhtılaşma faktörü eksikliği nedeni ile kan ürünü alan kişiler,

Uzun dönem hemodiyaliz hastaları,

HCV pozitif anneden doğan çocuklar,

Sağlık çalışanları

Birden çok cinsel eşi olup korunmasız olarak ilişkisini devam ettirenler.

 

Hepatit C’li bir hastanın enjektörü kaza sonucu batsa hastalık bulaşma riski ne kadardır?

Kaza sonucu kanla bulaşmış enjektör veya diğer kesici-delici alet yaralanmalarından sonra hepatit C bulaşma riski yaklaşık % 2’dir.

 

Hepatit C hastalığı olup olmadığını hangi testle anlayabiliriz?

Kişinin hepatit C virüsü ile enfekte olduğunu gösteren birçok test vardır. Bunlardan bazıları ELISA, RIBA gib testler ile virüs ile karşılaşıp karşılaşmadığını gösterirken bu testleri pozitif olanlarda PCR testi ile vücuttaki virüs miktarı ölçülür. Tek bir PCR testi pozitifliği hastalığı gösterirken tek bir test negatifliğinde hastalık yoktur denemez. Bu durumda test tekrarlanmalıdır.

 

Hepatit C testinin pozitif olması her zaman hastalığı mı gösterir?

Hayır. Hepatit C tanısında ilk test olarak kullanılan ELISA testinin pozitif olması da her zaman hastalık anlamına gelmez. Yalancı pozitiflik olabileceği gibi virüsle karşılaşıp iyileşen kişilerde de test bir süre pozitif kalır.

 

Hepatit C hastalığı olmasına rağmen testler negatif olabilir mi?

Virüsün insan vücuduna girdikten sonra bağışıklık sistemi tarafından antikor üretmesi için belirli bir süre gerekmektedir. Bu arada hastalık bulguları ortaya çıkmasına rağmen testler negatif olabilir. Bu durumda virüsün genetik materyalini gösteren testler (PCR) erken tanı için kullanılabilir.

 

Hepatit C testi pozitif çıktı, ancak ALT testi de normal bulundu, hala hasta olabilir miym?

 Bu durumdaki hastaların bir kısmında virüs çoğalmaya devam ederek karaciğerde hasar oluşturabilir. Bu nedenle bir hekim kontrolünde diğer testlerin ve gerekirse karaciğer biyopsisinin yapılmasında fayda vardır.

 

Hepatit C’li hastalar hangi işlerde çalışmamalıdır?

Hepatit C’li hastaların herhangi bir işten, çocukların okuldan, oyundan ve kreşlerden kısıtlanmalarına gerek yoktur. Sağlık personeli bile olsa işine devam etmelidir. Enfekte sağlık personelinden hastalara virüs bulaşma riski son derece düşüktür.

 

Günümüzde kan nakli ile hepatit C bulaşma riski nedir?

Günümüzde kanlar son derece duyarlı testlerle taranmaktadır, bu nedenle bulaşma riski 2 milyon ünitede 1 ‘den daha azdır.

 

Hepatit C hastası olan anneden doğan bebeğe hastalık hangi yolla bulaşır, bebek ne zaman test edilmelidir?

Anneden bebeğe doğum sırasında bulaşabilir. Doğar doğmaz yapılan testlerde anneden geçen antikorlar nedeni ile yalancı pozitiflik olabilir. Testler 18.aydan sonra yapılmalıdır. Erken tanı için virüsün genetik materyalini gösteren diğer testler (örn PCR) yapılabilir.

 

Anneden çocuğa emzirme ile geçer mi?

 HAYIR.. Ancak annenin meme başında çatlak ve kanama olması durumunda bulaş olabilir. Bu durumda emzirmeye ara verilebilir. 

 

Hepatit C başka hangi yollar ile bulaşmaz?

Hapşırma,

Öksürük,

Sarılmak,

Yiyecek ve içecek kaplarının paylaşımı,

Gıda ve su ile,

Tokalaşmak ve aynı ortamı paylaşmak gibi sosyal ilişkiler ile bulaşmaz.

 

Gebeler hepatit C açısından rutin olarak taranmalı mıdır?

Hayır, gebelerin rutin taranmasına gerek yoktur.

 

Hepatit C’li anneden doğan tüm bebekler hepatit C ile enfekte olur mu?

Hepatit C’li anneden doğan bebeklerin % 4 ve daha azı doğum sırasında enfekte olur.

 

Cinsel ilişki ile hepatit C bulaşır mı?

Bir birine sadık iki eş arasında sürdürülen düzenli bir cinsel yaşam ile hepatit C’nin bulaşma riski yok denecek kadar azdır, bu nedenle kondom kullanılmasına gerek yoktur. Buna rağmen eşler arsında riski tamamen ortadan kaldırmak isteniyorsa cinsel ilişki esnasında lateks kondomlar kullanılabilir. Sık cinsel eş değiştirenlerde hepatit C bulaşma riski yüksektir. Ayrıca kanamaya yol açan ilişki ve adet döneminde ilişkiye girilmesi bulaşma riskini artırır. Bu tür davranışı olanlar her cinsel ilişkisinde kondom kullanmalıdır.

 

Hepatit C aile bireyleri arasında bulaşabilir mi?

Evet, sık olmamakla beraber aile bireyleri arasında bulaş olabilmektedir. Temel bulaş yolu kan ve kanla kirlenmiş olan ortak kullanılan malzemelerdir.

 

Böcek veya sivrisinek sokması ile hepatit C bulaşır mı?

Dünyada bu yolla bulaştığını gösteren hiçbir veri yoktur.

 

Dövme, akupunktur ve piercing yaptırmakla hepatit C bulaşır mı?

Eğer bu işlemler sırasında kullanılan malzemeler sterilize edilmeden birden çok hastaya kullanılırsa hepatit C bulaşması olabilir.

 

Hepatit C virüsü çevrede (dış ortamda) yaşabilir mi? Yaşarsa ne kadar süreyle?

Oda ısısında 16 saat kadar canlılığını sürdürebilir. Ancak 4 günden fazla yaşamaz.

 

Hepatit C’li hastanın kanı veya kanla kirlenmiş çıkartıları etrafa sıçrarsa ne yapılmalıdır?

1 ölçek çamaşır suyu 10 ölçek su ile sulandırıldıktan sonra kan sıçrayan yer bu çözelti ile silinmelidir. Anca bu işlem esnasında eldiven giyilmesi unutulmamalıdır.

 

Hepatit C hastalığının bulguları nelerdir?

Virüsün vücuda girişinden sonraki ortalama 6-12 hafta (en az 1- en çok 26 hafta) sonra halsizlik, kırgınlık, çabuk yorulma, iştahsızlık, bulantı, kusma, gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşama gibi diğer hepatitlerde de görülebilecek akut hepatit tablosu olabilir. Ancak bu tablo çok sık değildir ve hastaların çoğu akut hepatit safhasını farkında olmadan geçirir. Çoğu hastada tanı ya tesadüfen yapılan testler ya da kan vermek istenildiğinde yapılan tarama testleri ile konur. Bu safhada hasalık kronik hepatit evresindedir.

 

Akut hepatit C de tedavi edilmeli midir?

 Genel olarak farkında olmadan geçirilmesi sebebi ile hepatit C akut (yeni) dönemde tedavi edilmeden atlanır. Ve çoğu hastada virüs kronikleşmiş bir enfeksiyon halinde iken tespit edilir. Ancak akut dönemde yakalanan hastalara tedavi uygulandığında hastalığın kronikleşmeyeceği gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda akut dönemde yakalanan ve 6 ay boyunca interferon tedavisine alınan hastaların % 98 de hastalığın kandan tamamen kaybolduğu, ve karaciğer enzimlerinin normale döndüğü saptanmıştır. Bu nedenlerle akut hepatit C enfeksiyonu gelişen hastalar hekim tarafından belirli bir süre izlendikten sonra klasik interferonlar veya pegile formları ile tedavi edilirler.

 

Hepatit C karaciğerden başka hangi organlara zarar verir?

 Hepatit C karaciğer hasarı dışında vücutta deri, böbrekler, tiroit bezi, tükürük bezleri, göz hastalıkları ve romatizmal sorunlara yol açabilir. Şeker hastalığına neden olabilir.

 

Yapılan testlerde hepatit C pozitif çıktı, ancak hiçbir şikayetim yok gene de hasta sayılır mıyım?

Kronik hepatit C’li hastaların çoğunun herhangi bir şikayeti yoktur. Buna rağmen hastalık ilerleyip karaciğer yetmezliği gelişebilir. Karaciğer yetmezliğinin geliştiği dönem ise tedavi açısından geç kalınmış evredir.

 

Hepatit C’li hasta spor yapabilir mi?

Bir yaralanma durumunda başkalarına hastalık bulaştırmama adına önlemlerin alınması şartı ile her türlü sporu yapabilir.

 

Hepatit C’li hastaların yapması gereken özel bir diyet var mıdır?

Hepatitli hastaların alkol alması kesinlikle yasaktır. Alkol almaya devam eden hastalara tedavi de verilmez. Bunun dışında sigara kullanıyorsa bırakılmasında fayda vardır. Özel bir diyet önersi yoktur. Kilo almamaya dikkat edilmelidir. Herhangi bir gıdada kısıtlama da yoktur. Hepatit C tedavi altındaki hastalarda tedaviye bağlı olarak iştah azalması, ağızda boğazda yaralar, metalik tat ve bulantı kusma olabilir.

 

Hepatit C’li hastalar vitamin kullanabilir mi?

Günlük normal diyette alınması gerektiği kadar vitamin alınmalıdır. Daha fazla vitamin alınmasının gereği yoktur, gereğinden fazla alınan vitaminlerin karaciğere zararlı etkileri olabilir.

 

Akut hepatit C geçiren kişide hastalık her zaman kronikleşir mi?

Virüsü alan kişilerin % 60-80’inde kronik hepatit gelişir.

 

Akut hepatit ne zaman kronik hepatite dönüşür?

Akut hepatit C enfeksiyonundan 6 ay sonra kanda veya karaciğerde hala virüs varsa artık kronik hepatit gelişti denir. Bu aşamadan sonra virüsün kendiliğinden vücuttan temizlenme şansı yok denecek kadar azdır.

 

Kronik hepatitin bulguları nelerdir?

Hastaların çoğunun herhangi bir şikâyeti yoktur. Ya da hafif derecede ve hastalığa özgü olmayan şikayet ve bulgular vardır. En sık görülenleri:

Halsizlik,

Bulantı,

İştahsızlık,

Kas, eklem ağrısı,

Güçsüzlük,

Kilo kaybı

 

Hepatit C hastalığı olan gebelere tedavi verilebilir mi?

Tedavide kullanılan ribavirin ve interferonların bebeğe olan toksik etkilerinden dolayı gebelere kullanılması uygun değildir. Gebelik sırasında hepatit C saptanmış ise doğum olana kadar beklenilmeli daha sonra anne ve bebek takibe alınıp gerekirse tedavi edilmelidir. Tedavi altındaki bayanların da kesinlikle hamile kalmaması gereklidir. Tedavi bitiminden sonraki 6 ay içinde gebe kalınmamalıdır. Etkin bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan bayanlar ve eşleri kronik hepatit C tedavisi alamaz.

 

Gebelik sırasında tedavi alamadığına göre gebelerde hastalık ilerler mi?

Çok az sayıda yapılmış çalışmada gebelerde hastalık ilerlemesi görülmemiş ve doğan çocuklarda da malformasyon görülmemiştir. Başka bir çalışmada da gebeliğin karaciğerdeki hasar üzerine olumlu etkisinin olabileceğini göstermiştir.

 

Kronik hepatit C hastalığı ilerlerse ne olur?

Hasta olanların % 20-30’unda yaklaşık 20- 30 yıllık dönemde siroz gelişir. Ayrıca karaciğer kanseri gelişeme riski de bu virüsü taşımayanlara göre yüksektir.

 

Siroz hastalığı nedir?

Karaciğer dokusunun hepatite, alkol kullanımına veya buna benzer zararlı etkenlere maruz kalmasına bağlı olarak kendi orijinal yapısını kaybedip nedbeleşmesine siroz denir. Nedbeleşen karaciğer dokusu asıl görevini yapamaz ve karaciğer yetmezliğine bağlı bulgular ortaya çıkar.

 

Sirozun şiddetini artıran risk faktörleri var mıdır?

Hepatit virüsünün alınma yaşına bağlı olarak daha erken olabileceği gibi 20-30 yıl gibi bir ortalama sürede ortaya çıkan siroz bazı durumlarda şiddetlidir;

Yaş (ileri yaşlarda siroz daha şiddetlidir)

Erkek hastalarda siroz daha şiddetlidir

Alkol kullananlarda siroz daha şiddetlidir

Sigara ve tütün kullananlarda siroz daha şiddetlidir

Birlikte AIDS hastalığı olanlarda siroz daha şiddetlidir

 

Hepatit C genetik testlerinde virüsün farklı genetik yapıları saptanmaktadır. Bu genetik farklılık bir önem taşır mı?

Testlerde farklı genetik yapıların önemi vardır. Genotip 2 ve genotip 3 denilen virüs tipleri, genotip 1 denilen virüs tiplerine göre tedaviye daha iyi cevap verir.

 

Tedavi öncesi genotip bakılmalı mıdır?

Türkiye’deki hepatit C’li hastalarda en sık gösterilen genotip, % 90-95 oranında tip 1’dir. Buna rağmen tedavi öncesi genotip bakılması önerilmektedir.

 

Bir hasta birden fazla genotiple enfekte olabilir mi?

Hastalık sırasında oluşan antikorlar koruyucu olmadığından bir kişi birden fazla genotip ile enfekte olabilir.

 

Karaciğer biyopsisi niçin yapılır?

Hepatit C virüsünün karaciğere verdiği hasarı ve hasarın derecesi en iyi gösteren test karaciğer biyopsisidir. Bu nedenle tedavi öncesinde karaciğerdeki hasarı göstermek adına biyopsi yapılmaktadır. Biyopsi sonucunda karaciğerdeki hasar ilerlememiş ise tedavi edilmeden izlem yapılabilmektedir. Ayrıca karaciğer biyopsisi, yapılan tedavinin etkinliğini görmek için yapılabilir.

 

Biyopsi yaptırmak zararlı mıdır?

Tecrübeli kişilerce yapılan karaciğer biyopsisinde risk son derece düşüktür. Biyopsiye bağlı görülebilecek istenmeyen sonuçlar kanama, safra kesesi yırtılması, lokal enfeksiyon ve tansiyon düşmesidir. Ancak bu tür yan etkiler son derece nadir görülür.

 

Biyopsi yaptırdıktan sonra nelere dikkat etmeliyim?

Biyopsi yaptırdıktan sonraki 5-7 gün aspirin gibi kanı sulandırıcı ilaçlar alınmamalıdır. Bir hafta süreyle 9 kg’dan daha ağır yükler kaldırılmamalıdır.

 

Kronik hepatit C’nin tedavisi mümkün müdür?

Günümüzde kullanılan pegile interferonlar ve ribavirinin birlikte düzenli kullanımı ile % 60-70 oranında vücuttan virüsün temizlenmesi şansı vardır. Başarı oranı hastalık yapan virüsün genotipine göre değişmektedir.

 

Tedavi başarısını etkileyen başka faktör var mıdır?

Kandaki virüsün miktarı, hastanın yaşı, virüsü alma süresi ile tedavi başlanması arasındaki süre, karaciğerin durumu tedaviyi etkileyen diğer faktörlerdir.

 

Kronik hepatit C’de tedavi süresi ne kadardır?

Virüsün genotipine bağlı olarak tedavi süresi 24 veya 48 haftadır.

 

Tedavi başarısını artırmak için hasta nelere dikkat etmelidir?

Hekim tarafından verilen ilaçları tam zamanında ve dozunda kullanmak en önemli faktördür. Tedaviyi düzenleyen hekime danışılmadan tedavi amaçlı bitkisel veya geleneksel diğer ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. Yapılan çalışmalarda bu tür ilaçlardan hiçbirinin hepatit tedavisinde faydalı olduğu gösterilmemiştir. Üstelik bilinçsiz kullanım hastalığın ağırlaşmasına ve karaciğer yetmezliğine götürebilir.

 

Şeker hastalığı veya tansiyon hastalığı gibi başka hastalıklardan dolayı kullanılmakta olan ilaçlar hepatit C’li hastalarda kesilmeli midir?

İlaçların çoğu karaciğer ile etkileştiğinden kullanılan ilaçlar mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

 

Tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır? Varsa nelerdir?

Tedavide kullanılan interferonlara bağlı en sık görülen yan etkiler ateş, üşüme titreme, baş ağrısı, kas ağrısı ve çarpıntıdır. Bu tabloya grip benzeri tablo denir. Bu şikayetler tedavinin ilerleyen haftalarında azalacak, hatta bazı hastalarda tamamen kaybolacaktır. Tedavinin ilerleyen haftalarında yorgunluk, saç dökülmesi, depresyon, huysuzluk, kan değerlerinde azalma gelişebilir. Ciddi yan etki görülme sıklığı % 2’den azdır ki bunlar ağır depresyon, tiroit hastalıkları, akut kalp ve böbrek yetmezliği, göz ve akciğer problemleri, ani işitme kaybı ve nöbet geçirmedir. Ayrıca tedavide kullanılan ribavirine bağlı kan düzeylerinde düşme, bulantı, ishal, kuru öksürük gelişmektedir. Bu yan etkilere bağlı olarak ilaçların doz ayarlaması gerekebilmektedir. Yan etkinin şiddetine göre tedaviyi planlayan hekim tarafından ilaç dozları yeniden düzenlenebilir. Hasta kendiliğinden tedaviyi kesmemeli ve doz değişikliği yapmamalıdır.

 

Hepatit C tedavisi sırasında saçlarımda dökülme oldu. Tekrar saçlarım çıkar mı?

Hepatit C tedavisi sırasında görülen saç dökülmesi kanser tedavisine benzemez. İlaçlar kesildikten sonra saç dökülmesi kesilecek ve dökülen saçların yerine büyük oranda yenisi çıkacaktır.

 

Hepatit C tedavisine bağlı gelişen bulantı ve iştahsızlıkla nasıl baş edilmelidir?

İlaçları almadan önce yemek yiyin.

Rahatsız edici gıda ve kokulardan uzak durun

Az sayıda büyük öğünler yerine azara azar ama sık sık yemek yiyin

Canınızın istediği yemekleri yeterli miktarda yiyin

En iyi gıdalar karbonhidrat, yağ ve protein açısından dengeli olan gıdalardır.

 

İlaçların yan etkisini azaltmak için neler yapılabilir?

İnterferon enjeksiyonunun akşamları yapılması yan etkileri azaltabilir. Ayrıca interferon enjeksiyonu öncesinde parasetamol grubu ağrı kesici alınması grip benzeri şikayetleri azaltır.

 

Hepatit C’ye bağlı gelişen yorgunlukla nasıl baş edilebilir?

Düzenli hafif, her gün aynı saatte yapılan egzersizler faydalı olabilir. Ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır. Uyku düzenli olmalıdır, bol sıvı alınmalı ve dengeli beslenilmelidir.

 

Verilen tedavinin etkili olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Tedavi sırasında ve tedavi bittikten sonra virüs sayımı yapılır. Tedavi bittikten 6 ay sonra yapılan testlerde virüs sayılamazsa kalıcı cevap alınmıştır denir. Ayrıca yapılan ölçümlerde ALT testinin de normal sınırlara dönmesi istenir.

 

Kronik hepatit C’de karaciğer kanseri oluşumunu artıran risk faktörleri var mıdır?

EVET...Bazı faktörler karaciğer kanseri riskini provoke eder, bunlar;

Alkol kullanımı

Siroz gelişimi

İleri yaş

Erkek hasta olmak

 

Hepatit C hastalığından koruyan aşı var mıdır?

Günümüzde koruyucu aşı henüz geliştirilememiştir.

 

Hepatit C hastasıyım. Hastalığı başkalarına bulaştırmamak için nelere dikkat etmeliyim?

Kan vermeyin, organ bağışlamayın,

Kan ile kontamine olabilecek jilet, tırnak bakım malzemeleri, diş fırçası gibi kişisel eşyalarınızı başkaları ile paylaşmayın

Bir yeriniz kesilirse kanın etrafa bulaşmamasına dikkat edin

 

Hepatit C’li hasta hepatit A ve B aşısı olmalı mıdır?

Hepatit C’li hasta, hepatit B bulaşı açısından risk grubunda ise aşılanmalıdır. Ayrıca daha önce hepatit A geçirmedi ise aşı ile korunmalıdır.

 

Hepatit C ve karaciğer nakli (transplantasyon)

Hepatit C vakalarında tedaviye cevap alınamaz ve karaciğer görevini yapamaz bir hale gelirse, yani ileri evre siroz tablosu gelişirse artık bu hastalar karaciğer nakline aday hastalardır ve transplantasyon gereklidir.

 

Kaynaklar

 

Bonis PAL, Chopra S, Patient Information: Hepatitis C. In UpToDate, Rose, BD (ed) UpToDate, Waltham,MA, 2007.

 

http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/c/faq.htm

 

http://www.hepcnet.net/hepatitiscfaq.html

 

Strader, DB, Wright, T, Thomas, Dl, Seef, LB. AASLD practice guideline: Diagnosis, management and treatment of hepatitis C. Hepatology 2004;39:1147

 

HEPATİT D

 

 

Hepatit D hastalığı nedir?

 

Hepatit D virusunun neden olduğu sıklıkla müzmin seyreden bir karaciğer hastalığıdır.

 

Hepatit D hastalığı nasıl gelişir?

 

Hepatit D virusu çoğalabilmek için Hepatit B virüsüne ihtiyaç duyar. Bu nedenle bir kişide hepatit D hastalığı gelişebilmesi için o kişinin aynı zamanda hepatit B hastası veya taşıyıcısı olması gerekir.

 

Hepatit D hastalığı hepatit B hastalığını nasıl etkiler?

 

Bu hastalık hepatit B hastalığının gidişini hızlandırır ve kötü yönde etkiler. Hepatit D virusu çoğalmak için hepatit B virüsüne ihtiyaç duyduğundan beraberce siroza gidişi hızlandırırlar. Hepatit D virüsü hepatit B virüsü taşıyan kişilerde siroz olma riskini 2-3 kat artırır.

 

Hepatit D hastalığı nasıl bulaşır?

 

Hastalığın bulaşı esas olarak kan ve kan ürünleri ile olmaktadır. Anneden bebeğe geçiş olabilir. Cinsel yolla bulaş ve aile içi bulaş hepatit B’ye göre daha düşüktür.

 

Dünyada ne kadar kişi hepatit D hastasıdır?

 

Dünyada yaklaşık 10 milyon kişinin hepatit D hastası olduğu tahmin edilmektedir.

 

Hepatit D hastalığı kimlerde sık görülür?

 

Damardan uyuşturucu kullananlarda, kanama bozukluğu olanlarda, diyaliz hastalarında ve homoseksüellerde sık görülür.

 

Hepatit D’nin kuluçka süresi ne kadardır?

 

Hepatit D’nin kuluçka süresi 15-45 gündür.

 

Hepatit D hastalığının belirtileri nelerdir?

 

Hepatit D hastalığının belirtileri hepatit B’deki belirtilerle aynıdır.

 

Hepatit D hastalığı hepatit B hastalığı olanların ne kadarında görülür?

 

Hepatit D hastalığı müzmin hepatit B veya hepatit B taşıyıcısı olanların sadece % 5’inde gelişmektedir.

 

Hepatit D hastalığının tedavisi var mı?

 

Evet. Hepatit D hastalığının tedavisinde hepatit B hastalarında kullanılan interferonlar (iğne tedavisi) kullanılmaktadır (bakınız: hepatit B tedavisinde interferonlar). Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmalıdır. Tedavi sonrasında hastaların yaklaşık yarısında görülen nüks önemli bir sorundur.

 

Hepatit D hastalığı siroza veya karaciğer kanserine ilerler mi?

 

Evet. Hastaların % 70’inde siroza gitmekte ve bunların yaklaşık % 15’inde siroz ilk 1-2 yılda ortaya çıkmaktadır. Siroz gelişen hastaların bir kısmında ise karaciğer kanseri gelişebilmektedir.

 

Hepatit D hastalığından korunmak için ne yapılmalıdır?

 

Hepatit D’den korunmak için Hepatit B hastası veya hepatit B taşıyıcısı olmamak önemlidir. Hepatit B için aşı yaptıranlar aynı zamanda hepatit D için de korunmuş olurlar. Bu nedenle hepatit D’den korunmanın en etkili ve kesin çözümü hepatit B aşısı olmaktır.

 

 

KAYNAKLAR

 

1-http://www.hepatit.org/hepatitD.html

2-Niro GA, Rosina F, Rizzetto M.Treatment of hepatitis D. J Viral Hepat. 2005;12(1):2-9

3-Farci P.

 Delta hepatitis: an update. J Hepatol. 2003;39 Suppl 1:S212-219.

4-http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/d/fact.htm

 

Hepatit E Virüsü (HEV) nedir?

HEV morfolojik ve biyofiziksel özellikleri ile Caliciviridae içerisinde heparnavirus cinsinin tek üyesidir. Tek sarmallı, pozitif polariteli ve yaklaşık 7.5 kb’lık genomu olan bir RNA virüsüdur.

 

İlk kez kim tanımlamıştır?

İlk kez 1983 yılında Balayan ve arkadaşları tarafından enterik yolla bulaşan A ve B hepatiti olmayan olguların dışkı örneğinde saptanmıştır.

 

HEV nasıl bulaşır?

HEV’in ana bulaş yolu dışkı ile kontamine olmuş suların içilmesi ve infekte gıdaların yenilmesi iledir. Kişiden kişiye bulaş hepatit A’ya göre daha az görülmektedir.

 

Hastalığın kuluçka süresi ne kadardır?

Hastalığın inkübasyon süresi 15-75 gün ortalama 36 gündür.

 

Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir?

Sarılık

Halsizlik

Karın ağrısı

İştahsızlık

Bulantı-kusma

İdrarda koyulaşma (çay rengi)

 

Hastalık kronikleşir mi?

Kronikleşmez

 

Hangi gruplarda infeksiyon sık görülür?

HEV infeksiyonları daha çok genç ve orta yaşta geçirilmekte, çocuk ve yaşlılarda seyrek görülmektedir.

 

Hastalık dünyada nerelerde daha sık görülür?

Hepatit E’ özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük altyapı tesisleri yetersiz, şehir içme suyunun kanalizasyon şebekesiyle kontaminasyonunun önlenemediği Hindistan ve çevre ülkelerinden bildirilmiştir. Gelişmiş ülkelerde ise dışarıdan gelen sporadik hepatit E olguları şeklinde bildirilmektedir. Günümüzde epidemik A ve B dışı hepatitlere yol açan etken HEV olarak isimlendirilmekte olup bu epidemilerin öyküsü 1955’li yıllara dayanmaktadır. Sorumlu etkenin HEV olduğu anlaşılan bu özellikteki ilk salgın yine bu tarihte Hindistan’da meydana gelmiştir. Daha sonraki yıllarda bu salgının benzerleri Nepal, Burma, Endonezya, Tayland, Cezayir, Etiyopya, Sudan ve Meksika gibi ülkelerden de bildirilmiştir.

 

Ülkemizde hangi bölgelerde daha sıktır?

Ülkemizde anti-HEV seropozitifliği % 3-29 arasında bildirilirken en yüksek oran % 29 ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde saptanmıştır. Ülkemizde daha çok tek tük salgınlar ve sporadik vakalar şeklinde görülmektedir.

 

Hastalık hangi grupta daha öldürücüdür?

Bazı salgınlarda gebe kadınlarda özellikle üçüncü trimesterde ölüm oranı yaklaşık %20-30 bulunmuştur. Gebelerde ölüm oranının yüksek olmasının nedeni tam olarak bilinmemektedir.

 

Dışkı ile virüs ne kadar süre atılır?

Virüs semptomlar başlamadan önce dışkı ile atılmaya başlar ve yaklaşık 2 hafta boyunca atılmaya devam eder.

 

HEV tanısı nasıl konulur?

Hastalığın belirtileri, muayene bulguları ve laboratuvar testleri ile konulur. Kesin olarak tanı koyabilmek için kan testi yapılmalıdır. ELISA testi ile kanda Hepatit E virüs antikorlarının (anti-HEV IgM veya IgG) varlığı gösterilmelidir.

 

ELISA testini nerede yaptırabilirim?

Referans merkezlerinde ve bazı 3. basamak sağlık kuruluşlarında test yapılmaktadır.

 

İnfeksiyon Sonrası HEV antikorlarının pozitifliği ne kadar devam eder?

Geçirilmiş HEV infeksiyonunda IgM ve IgG antikorlarının kalıcılığının süresi farklıdır. Fakat genelikle ortalama altı ay sonunda antikorların kaybolduğu kabul edilmektedir.

 

HEV’den nasıl korunulur?

Suları dışkı kontaminasyonundan korumak, yeterli klorlama veya içme suyunun kaynatılması, kişi ve çevre hijyeni hakkında tekrarlayan sağlık eğitimi vermek infeksiyonların oluşmasını önemli oranda azaltacaktır. Eller tuvalet, banyo kullanıldıktan, bebek altı değiştirildikten sonra ve yiyecek hazırlamadan önce mutlaka sabunla yıkanmalıdır.

 

Korunmak için seyahatlerde neler yapılmalıdır?

Temiz olduğu bilinmeyen içme sularından (buz eklenmişler dahil) uzak durmak. Pişmemiş kabuklu deniz ürünleri, kendinizin hazırlamadığı sebze ve meyveleri kullanmamak. 

 

HEV’in aşısı varmıdır?

Şu anda insanlarda kullanılan bir aşı yoktur.

 

Tedavisi nasıldır?

Genellikle hastaların hastaneye yatması gerekmez. Hastalara belirtileri ve şikayetleri azaltacak destek tedavisi verilir.

 

KAYNAKLAR

1. Eroğlu C, Duyar E, Sünbül M, Esen Ş, Günaydın M, Leblebicioğlu H. Akut Hepatit E’li İki Olgu. Viral Hepatit Derg 2002;1:485-487

2. Taşyaran MA, Akdağ R, Akyüz M, Parlak M, Ceviz N, Yılmaz Ş. Erzurum bölgesi çocuklarında fekal oral yolla bulaşan hepatit viruslarının seroprevalansı. Klimik dergisi1994;2:74-75.

3. Aydın K. HEV İnfeksiyonu Epidemiyolojisi. Kılıçturgay K, ed. Viral Hepatit 98. Viral Hepatitle Savaşım Derneği, 1998:193-200.

4. http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/e/index.htm

 

 

 

 

KARACİĞER KİST HİDATİK (Echinokokkozis):

Kist Hidatiğinin etkeni Ekinokokkus granulosus denen parazitdir. En sık karaciğere ve karaciğerin de en sık sağ lobuna yerleşir. Etken zamanla karaciğer içerisinde içi sıvı dolu bir kist oluşturur ve büyümeye devam eder. Bu kist içerisindeki sıvıda, kistin patlaması durumunda ulaştığı her yerde yeni kistler oluşturabilen ‘kız kistler’ vardır. Kistler karın içine, safra yollarına, göğüs boşluğuna açılabilirler.

 

Basit kistler genellikle bulgu vermez, bulgu verdiğinde ise en sık şikayet karın ağrısıdır. Kist infekte olduğunda, karın içine, göğüs boşluğuna, safra kanallarına açıldığında yada diğer organlara bası yaptığında karın ağrısına ek olarak ateş, sarılık, titreme gibi bulgulardan, şok dediğimiz hayatı tehdit eden durumlara kadar değişen sonuçlar doğurur. İndirekt hemaglütinasyon testi tanıda kullanılan değerli bir testtir.

 

Direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, Ultrasonografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri de tanı ve takipte kullanılır. Hastalara öncelikle ilaç tedavisi başlansa da, çoğu hastada ilaç tedavisine yanıt olmadığından, tedavi cerrahidir.

 

Cerrahi olarak seçilecek yöntem hastanın durumuna ve kistin özelliğine bağlı olarak belirlenir. Cerrahi tedavinin prensipleri kistin inaktivasyonu, üremesini sağlayan zarın tam olarak çıkarılması ve kist boşluğunun çeşitli metodlarla kapatılmasını içerir. Son yıllarda, bazı seçilmiş ve uygun vakalarda, görüntüleme yöntemleri eşliğinde ciltten sokulan bir iğne yardımıyla kistin boşaltılması ve içine alkol injeksiyonu ile de başarılı sonuçlar alınmaktadır.

 

Karaciğer Biyopsisi

 

Karaciğer nedir?

Karaciğer karnın sağ üst bölgesinde yer alan, vücudumuzun en büyük organıdır. Yaşam için gerekli olan birçok fonksiyona sahiptir. Karaciğer kan yoluyla aldığı besinleri işler. Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler, vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar. Ayrıca vücudun korunması için gerekli olan antikor yapımında da görev alır.

 

 

 

 

 

Karaciğer biyopsisi ne amaçla yapılır?

Karaciğer biyopsisi kronik viral hepatitin karaciğere yaptığı hasarın derecesin değerlendirmek için en iyi ve en duyarlı yöntemdir. Ayrıca hastaya uygulanan çeşitli tedavilerin etkinliğinin takibinde de yararlıdır. Sadece sarılıkların tanısında değil diğer alkolik karaciğer hastalığı, karaciğer yağlanması, primer biliyer siroz, hemakromatozis, Wilson Hastalığı gibi birçok karaciğer hastalığının tanısında oldukça değerli bir metottur. Nedeni saptanamayan alanin aminotransferaz (ALT) yüksekliği, nednei bulunamayan ateş ve metabolik hastalıkların tanısında da karaciğer biyopsisi yapılabilir.

 

Biyopsi öncesi dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Kan sayımı kontrol edilmelidir. Kanama bozukluğu olan hastalarda biyopsi yapmak sakıncalıdır. Batın ultrasonografisi ile kist ve damar yumağı olmadığından emin olunmalıdır.Biyopsi öncesi son bir hafta içerisinde aspirin, ibuprufen, naproksen, warfarin gibi analyezik, antienflamatuvar ve kan pıhtılaşmasını engelleyici ilaçlar alınmamalıdır. Lokal anestezik ilaçlara alerji olup olmadığı sorulmalıdır. Hastalara kanama bozukluğu (hemofili gibi) olup olmadığı sorulmalıdır. Biyopsi yapılacak olan kişiler doktoruna aldığı tüm ilaçlar konusunda bilgi vermelidir.

Biyopsiden yaklaşık 6 saat öncesine kadar hastalar bir şey yiyip, içmemelidir.

 

Biyopsi nasıl yapılır?

İşlem sırasında hastanın uyanık olması gerekir. Ankisiyetesi veya korkusu olan hastalara biyopsi öncesi sakinleştirici ilaçlar doktor tarafından verilebilir. Biyopsi yapılacak olan deri bölgesi antiseptik ile temizlenir. Sırt üstü yatan hastada, iğnenin gireceği alana lokal anestezik ilaç enjekte edilir. Karaciğer biyopsi iğnesinin kolay girmesini sağlamak için, karın derisi üzerinde küçük bir kesi yapılır. Karın derisi üzerinden, karaciğere iğne ile girilerek bir parça karaciğer dokusu alınır. Bu işlem birkaç saniye sürer. Biyopsi iğnesinin karaciğere girişi sırasında hafif ağrı hissedilebilir. Karaciğerden alınan örnek tetkik için patolojiye gönderilir.

 

Biyopsi sonrasında dikkat edilecek hususlar nelerdir?

Biyopsiden sonra hastaların en az 10 saat hastanede gözlenmesinde yarar vardır. Hastalar biyopsi sonrası en az iki saat süreyle, sağ yanı üzerine yatarak, istirahat ederler. Bu süre içerisinde hastaların tansiyon ve nabzı düzenli olarak kontrol edilir. Hasta istirahat ederken, televizyon seyredebilir, kitap okuyabilir veya refakatçileri ile konuşabilir.

Hastalar 5-7 gün istirahat etmeli, bir hafta süresince 5-7 kg’dan fazla ağırlık kaldırmamalı, yine bu süre içerisinde kanı sulandırıcı ilaçlar alınmamalıdır.

Hastalarda biyopsi bölgesinde veya sağ omuzda şiddetli ağrı, solunum sıkıntısı, göğüs ağrısı, biyopsi bölgesinde kanama, yüksek ateş, karın ağrısı, halsizlik, terleme, çarpıntı şikayetleri olursa mutlaka hekime başvurmalıdır.

 

Karaciğer biyopsisi yapılması sırasında ve sonrasında görülen istenmeyen durumlar nelerdir?

Bu konuda deneyimli kişilerin yaptığı biyopsilerde risk son derece azdır. Buna karşın biyopsi sırasında veya sonrasında bazı istenmeyen durumlar gelişebilir.

 

* Sık görülmeyen durumlar

a.      İğnenin giriş yerinde kanama veya karın içi boşluğa kanama olması

b.      Çok nadiren, iğne, girdiği alana yakın dokulara hasar verebilir. (Örneğin; safra kesesi, ince barsaklar, böbrek, akciğer)

 

* Daha sık görülen durumlar

c.      Biyopsi yapılan yerde ağrı: Genellikle 24 saat sürer. Gerekirse ağrı kesici alınabilir.

d.      Bayılma

 

* Önemli, fakat sık görülmeyen durumlar

e.      İnfeksiyon gelişmesi

f.        Hava embolisi: Karaciğerden kan damarları içine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur.

g.      Safra kesesinin yırtılması ve safranın batına yayılması

h.      Ölüm

 

Karaciğer biyopsisi kimlere yapılmaz?

a.      Biyopsi olmayı kabul etmeyen uyumsuz hastalara

b.      Karaciğer dışı safra yollarında tıkanıklık olanlarda

c.      Pıhtılaşma bozukluğu olanlara

d.      Batında yaygın sıvı toplananlara

e.      Karaciğerde kist olanlara

f.        Karaciğerde damar yumağı olanlara

 

Karaciğer biyopsi sonucu ne kadar sürede alınabilir?

Karaciğer biyopsi sonucu genellikle bir hafta içinde alınabilir.

 

Karaciğer Enzimleri İle İlgili Yazılar 

 

Aminotransferazlar nasıl adlandırılır?

 

Aminotransferazlar hücre içindeki kimyasal reaksiyonları katalizleyen enzimlerdir. Verici moleküldeki amino grubunu alıcı moleküle transfer ettiklerinden "amino tranferaz" olarak adlandırılmışlardır.

 

Aminotransferazlar tıpta transaminazlar olarakta adlandırılmaktadırlar. Aspartat aminotransferaz enzimi (AST) ayrıca "serum glutamik oksaloasetik transaminaz" (SGOT - Serum glutamic oxaloacetic transaminase) olarakta adlandırılmaktadır. Alanin aminotransferaz (ALT) ise "serum glutamik pürüvik transaminaz" (SGPT - Serum glutamic pyruvic transaminase) olarak adlandırılmaktadır. Yani AST ve SGOT, ALT ve SGPT aynı enzimleri ifade etmektedir.

 

Aminotransferazlar ne işe yarar?

 

AST (SGOT) birçok farklı dokuda bulunmaktadır. Karaciğer, kalp, kas dokusu, böbrek ve beyinde bulunur. Bu dokulardan herhangi birinde oluşan hasarda kandaki AST düzeyi artmaktadır. Yani hem kas hastalıklarında hemde kalp krizinde bu enzimin kandaki düzeyi artmaktadır. Bu nedenle AST karaciğer hasarının spesifik bir göstergesi değildir.ALT (SGPT) ise karaciğere daha spesifiktir. Bu enzim karaciğer dışındaki dokulardada bulunabilmesine rağmen karaciğerde daha fazla konsantre edildiği için karaciğer hasarının daha spesifik bir göstergesidir.

 

AST (SGOT) normal düzeyi nedir?

 

AST enziminin normal seviyesi 5 - 40 U/L''dir.

 

ALT (SGPT) normal düzeyi nedir?

 

ALT enziminin normal kan düzeyi ise 7 - 56 U/L''dir.

 

Hem AST hemde ALT enzimi serumdan ölçülmektedir.

 

ALT ve AST düzeyinin artması ne demektir?

 

AST ve ALT düzeyleri her ne kadar karaciğer hastarının spesifik göstergeleri olsada başka dokulardada bulunabileceği için; artmış ALT veya artmış AST düzeyleri her zaman mutlaka karaciğer hasarı olduğunu göstermez. AST ve ALT seviyeleri hastanın klinik durumu ve şikayetleri ile birlikte değerlendirilmeli ve bu değerlendirme mutlaka bir doktor tarafından yapılmalıdır.

 

Bu enzimlerin düzeyleri karaciğer hasarı veya hastalığın prognozu (sağkalımı) ile mutlak korele değildir. Bu nedenle AST (SGOT) ve ALT (SGPT) düzeylerine bakarak karaciğerdeki hasarın derecesini belirlemek, yahut hastalığın gidişatı hakkında fikir yürütmek doğru değildir. Mesela "akut viral hepatit A" hastalarında karaciğer enzimleri (AST ve ALT) çok yüksek olduğu halde hastalar karaciğerde hiçbir kalıcı hasar olmaksızın iyileşmektedirler. Tam tersi şekilde "kronik hepatit C" hastalarında AST ve ALT düzeyleri düşük olmasına rağmen karaciğerdeki hasar beklenenin çok üzerinde olabilir. Hastalarda kronik karaciğer yetmezliği, Siroz gelişebilir.

 

Hangi karaciğer hastalıkları AST ve ALT düzeylerini yükseltir?

 

Yaygın hepatik nekroz durumunda yani çok sayıda karaciğer hücresinin (hepatosit) ölmesi durumunda kandaki AST ve ALT düzeyleri yükselir. Akut viral hepatitler (Hepatit A ve Hepatit B),belirgin karaciğer toksisitesi olan ilaçların kullanımı (asetaminofen-acetaminophen), kardiyovasküler kollaps (şok) durumlarında (ki bu durumda karaciğere gelen kan akımı azalacak ve karaciğer hücrelerinin beslenmesi bozulacaktır) karaciğer hücreleri hasar görecek ve kandaki transaminaz düzeyleri artacaktır.

 

Karaciğer enzimlerindeki hafif yüksekliklere sıklıkla rastanılmaktadır. Bu durum sağlıklı kişilerde görülebilir. ve biyokimya tetkiklerinden kaynaklanabilir. Bu durumda karaciğer fonksiyon testlerindeki yükseklik (AST ve ALT yüksekliği) normal değerin iki katını yada 100 U/L''yi aşmamaktadır.

 

AST ve ALT''de hafif yükselmelerin en sık sebeplerinden birisi karaciğerde yağlanmadır. Karaciğer yağlanmasının toplumdaki en sık sebebi ise alkol kullanımıdır. Bunun yanında şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve şişmanlık (obezite) de karaciğerde yağlanmaya neden olabilmektedir. Kronik hepatit C hastalığıda AST ve ALT düzeylerindeki hafif yülselmelerin diğer bir sebebidir.

 

AST ve ALT''yi yükselten ilaçlar

 

Birçok ilaç karaciğer enzimlerinde yükselmeye neden olabilir.

 

- Ağrı kesiciler: aspirin, asetaminofen, ibuprofen, naproxen, diclofenac, fenilbutazon (phenylbutazone)

- Psikotik ilaçlar: fenitoin (phenytoin), valproik asit (valproic acit), Karbamazepin (carbamazepine - tegretol) ve fenobarbital (phenobarbital)

- Antibiyotikler: tetrasiklin, sulfonamid, isoniyazid (INH), sulfametaksazol (sulfamethoxazole), trimetoprim, nitrofurantoin

- Kolesterol düşürücü ilaçlar: statinler ve niasin

- kardiyovasküler ilaçlar: amiodaron (cardarone), hidralazin (hydralazine), guinidine

- Trisiklik antidepresanlar

 

İlaca bağlı karaciğer yüksekliklerinde, ilacı bıraktıktan sonra AST ve ALT seviyelerindeki yükseklik birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde normale dönmektedir.

 

AST ve ALT anormalliklerinin nadir sebepleri

 

Kronik hepatit B, hemakromatozis (demir metabolizması bozukluğu), Wilson hastalığı (Bakır metabolizması bozukluğu), alfa-1 antitripsin eksikliği, çöliak hastalığı (celiac sprue - gluten sensitif enteropati), chron hastalığı, ülseratif kolit ve otoimmün hepatit karaciğer enzimlerindeki yüksekliğin diğer nadir sebeplerindendir.

 

Hepatit C kadar olmasada hepatit B hastalığıda AST ve ALT seviyelerinde sürekli yükseklik oluşturarak kronik karaciğer hastalığına neden olabilir.

 

Daha nadir olarak karaciğerdeki kanserlerde AST ve ALT''de yüksekliğe neden olabilirler. Karaciğer hücrelerinden gelişen kanserlere hepatoma yada hepatosellüler kanser denmektedir. Kolon, pankreas, mide gibi organlardaki kanserlerde karaciğere yayılım gösterebilir ve bu durumu metastaz adı verilmektedir.

 

Hafif AST, ALT yükseklikleri nasıl tedavi edilir?

 

Sağlıklı, şikayeti olmayan kişilerde saptanan AST ve ALT yüksekliği araştırılmalıdır. Doktorunuz karşılaştırma amacıyla eski tahlil sonuçlarınızı görmek isteyebilir.

 

Eğer eskiye ait tetkik sonuçlarınız yoksa doktorunuz sizi daha sonraki bir tarihte tekrar kontrole çağırabilir. Doktorunuz AST ve ALT düzeylerinde yüksekliğe sebep olabilecek risk faktörleri açısından size bazı sorular sorabilir. Hepatit C ve hepatit B, kan transfüzyonu hikayesi, enjeksiyon yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi almak isteyebilir. Ayrıca ailede karaciğer hastalığı olan birinin bulunması hemakromatozis, Wilson hastalığı yada alfa-1 antitripsin eksikliği gibi genetik hastalıklar için önemlidir.

 

ALT ve AST''nin ne kadar yüksek olduğuda karaciğer hastalığının sebebi hakkında fikir verebilir. Alkolik karaciğer hastalığında AST 300 U/L altındayken ALT düzeyi 100 U/L altındadır. Ancak akut viral hepatitlerde bu değerler çok yüksek değerlere ulaşabilmektedir.

 

Alkol veya ilaca bağımlı AST, ALT yüksekliklerinde alkolün veya ilacın bırakılması (ilaçların doktor kontrolünde bırakılması gerekir) AST ve ALT düzeylerinin normale inmesini sağlayabilir. Eğer karaciğer yağlanmasının nedeni şişmanlık (obezite) ise vücut ağırlığının %5''i ile %10''u kadar kilo vermek karaciğer enzimlerini normal sınırlara yahut normale yakın sınırlara indirebilir.

 

Eğer alkol veya ilaçların bırakılmasına ve kilo vermeye rağmen halen karaciğer enzimlerindeki yükseklik devam ediyorsa bazı testler tedavi edilebilir karaciğer hastalıklarını belirlemeye yardımcı olabilir. Hepatit B ve hepatit C antikorları bakılmalıdır. Kandaki demir oranı, demir bağlama kapasitesi, ferritin düzeyleri hemokromatozis tanısı için kullanılmaktadır. Seruloplazmin düzeyi Wilson hastalığı olanlarda sıklıkla düşüktür. Otoimmün hepatit olgularında ise otoimmün antikorlar (Anti-nukleer antikor-ANA, Anti-düz kas antikoru Anti-dsDNA, Karaciğer ve böbrek mikrozomal antikorları) yüksek bulunmaktadır.

 

Ultrason ve bilgisayarlı tomografi karaciğerde yer kaplayan lezyonları, safra taşlarını veya safra yollarını tıkayan kitleleri gösterebilir.

 

Karaciğer biyopsisi karnın sağ üst bölgesinden ince bir iğne ile vücuda girerek çok az bir karaciğer dokusu alınarak mikroskop altında incelenmesidir. Karaciğer biopsisi sıklıkla ultrason ile karaciğer görüntülendikten ve karaciğerein yeri tesbit edildikten sonra yapılır.

 

AST ve ALT takibi niçin yapılır?

 

Bazı durumlarda doktorunuz AST ve ALT tetkiklerini takip etmek isteyebilir. Mesela kronik hepaitit C hastalarında rutin alınan AST, ALT seviyeleri tedavinin izleminde son derece önemlidir. Tedavi başarılı ise AST ve ALT düzeyleri normal yada normale yakın sınırlara gerileyecektir. Normal düzeye inen enzim seviyelerinde tekrar yükselme görülmesi hastalığın nüksettiğinin göstergesi olabilir.

 

AST ve ALT''den başka karaciğer enzimi var mı?

 

AST ve ALT dışında karaciğer için spesifik olan ve sıklıkla kullanılan diğer enzimler GGT (Gama glutamil transpeptidaz) ve 5''nukleotidaz dır.

 

 

ALT yani SGPT= karaciğer fonksiyon testlerinden birisidir.

 

Normal değerleri:

Erkek: 9-43 U/L

Kadın: 9-36 U/L dir.

 

ALT enzimi, AST enzimine paralellik gösteren bir enzimdir. Ancak substrat olarak prüvik asidi kullanmasıyla farklılık gösterir. Karaciğer, böbrek, kalp, iskelet kası ve pankreas da bulunur.

 

ALT Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:

- Akut hepatitler

- Siroz

- EMN

- MI

- İlaçlar

- AST düzeyini arttıran diğer nedenler genelde ALT düzeyini de arttırır.

 

ancak ; Analizi Etkileyen Olumsuz Faktörler vardır..

bunlar :

Hemolizli, lipemik, ikterik serum örnekleridir.

 

AST (SGOT) konusuna gelirsek......

 

AST ; Amino asit ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan intrasellüler enzimlerdir. Enzim kalp, karaciğer, iskelet kası, pankreas da bulunur.

 

Normal değerler:

Erkek: 10-34 U/L

Kadın: 10-31 U/L dir.

 

AST Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:

 

Kalp hastalıklarına bağlı;

- Akut MI (yaklaşık ilk 4 saat içinde yükselmeye başlar.)

- Kalp operasyonları

- Eksternal kalp masajından sonra

- Akut romatizmal kardit

- Anjiokardiografi ve kalp masajından sonra

 

Karaciğer hastalıklarına bağlı;

- Enfeksiyoz hepatit

- Karaciğerin malign infiltrasyonları

- Kolanjitis

- Aşırı alkol alınımı

- EMN

- Karaciğere toksik olan madde ya da ilaçların kullanımına bağlı olarak

 

Travmalara bağlı;

- İntra muskular enjeksiyonlar sonrası

- Lokal radyasyon hasarı

- Karbonmonoksit zehirlenmesi

- Arı sokması

- Künt yaralanmalar

- Güneş çarpmaları

 

Diğer nedenlere bağlı;

- Akut pankreatit

- Gut

- Dermatomiyozitis

- Pseudomuskular distrofi

- Astma krizi

- Proksismal miyoglobuliüri

 

sizin AST ve ALT değerleriniz hafif yüksektir. uygun bir diyet aldığınız taktirde düzelecektir.

 

benim size önerim :

 

1) hergün düzenli olarak , mutlaka egzersiz yapmanız

 

2) alkol ve sigaradan uzak durmanız

 

3) omega-3 yağ asitlerinden zengin diyet almanız.

Omega-3 yağ asitleri sayesinde trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.

 

omega-3 ’ün bulunduğu başlıca besinler ise :

 

Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar (somon balığı), Orkinos tipi ton balığı, uskumru, sardalya, hamsi, Ada Çayı (%64), Kivi (%62), Perilla(%58), Semizotu(%35) daha az oranlarda ceviz, badem, fındık, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu yağı, kanola yağı, soya yağı, tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve diğer yeşil yapraklı sebzelerdir.

 

4 ) ayrıca ; Bira Mayası, Domates, Ceviz, Çavdar, Çilek, Elma, Erik, Havuç, Kiraz, Limon, Pırasa, Sarmısak, Soğan, Adaçayı, Ardıç, Ay Çiçeği, Buğday Çimi, Karabaş Otu, Kekik, Kuşdili, Nane gibi yiyecekler oldukça faydalı gıdalardır.

 

Karaciğer Yenilenmesi İle İlgili Yazılar

KARACİĞER YENİLENMESİ

Altı ayda bir yenilenen karaciğerin hassas hücreleri, alkol kullanımı halinde zarar görüyor.
Karaciğeriniz çok güçlü bir organdır. Kendini yenileme ve rezerv kapasitesi çok yüksektir.

 

Yaşadığı sorunlar ciddi düzeylere ulaşmadıkça kolay kolay sizi üzmez. Eğer vücudunuzda karaciğer hastalığına bağlı herhangi bir belirti ortaya çıktı ise karaciğerinizin nerdeyse üçte birinden fazlasının zarar gördüğünü bilmelisiniz.

Karaciğeriniz kendi kendini yenileme ve tamirde de oldukça ustalaşmış bir organdır. Üçte ikisi zarar görmüş de olsa zararlı etkenden uzaklaştırılıp bakıma alınırsa, eski sağlığına yeniden kavuşabilir. Ama eğer dikkat edilmez, ona zarar veren etkenle (alkol, virüs, ilaç) baş başa bırakılırsa, zamanla o da pes eder.

 

O, EN KİBAR ORGANLARDAN BİRİDİR

 

Karaciğer, hastalığını belirtmekten çekinen bir organdır. Ağrıyı ileten sinir uçları bulunmadığından, karaciğer hastalığında ağrı pek hissedilmez. Nadiren iltihap, apse veya sıvı birikimi nedeniyle birden bire büyüdüğünde sağ kaburga yayı altında "gerilme ağrıları" yaşanabilir. Ağrının yeri sağ kaburga yanının hemen altıdır.

Karaciğer rahatsızlıkları kendini daha çok karnın üst kısmında şişlik ve/veya dolgunluk ile gösterse de bir karaciğer sorununun klasik belirtisi halsizlik ve yorgunluktur. Özellikle ilerleyici yorgunluk ve iştahsızlıklarda karaciğer mutlaka hatırlanmalıdır.

 

Karaciğer hastalanınca yorgunluktan başka belirtiler de ortaya çıkar. Sarılık, yani cilt ve göz akında sararma, en önemli belirtilerdendir ama iş bu noktaya geldiğinde çoğu kez karaciğerdeki rahatsızlık da oldukça ilerlemiştir.

Özellikle idrar renginin koyulaşmasıyla birlikte olan sarılıkların karaciğer hastalıklarıyla ilişkili olması daha yüksektir. İlerlemiş karaciğer hastalıklarında karında ve ayaklarda şişme, erkeklerde göğüslerde büyüme ve tüy dökülmesi de ortaya çıkabilir.

Sorun karaciğer yetmezliği aşamasına ulaştığında, ciltte kuruma, pullanma, kaşınma, damarsal genişlemeler, avuç içlerinde kızarma, saç ve kaşlarda azalma, bulantı, iştahsızlık gibi belirtilerde ortaya çıkar. Bulantı ve iştah kaybı sık görülen iki belirtidir.

 

NASIL TEŞHİS EDİLİR

 

Karaciğerin hastalandığını ortaya koyan pek çok test var. Bunlardan bazıları çok yaygın kullanılmaktadır: "SGOT, SGPT, GGT" kanda "BİLİRÜBİN" seviyeleri, idrarda "BİLİRÜBİN" ve "ÜROBİLİNOJEN" testleri bunların en çok yapılanlarıdır. Teşhiste kullanılan daha pek çok test var: Kanda protein düzeyi, virüs hepatiti işaretleri, immünolojik incelemeler görüntüleme yöntemleri bunlardan bazılarıdır. Tanı sorunu olduğunda karaciğer biyopsisinden de yararlanmak gerekebilir.

Bu testlerin hangilerinin ne zaman yapılacağına doktorlar karar verecektir. Bazı karaciğer sorunlarında teşhis gerçekten güçtür. Böyle durumlarda karaciğer konusunda uzmanlaşmış hepatoloji uzmanlarından istifade etmek gerekir.

 

DOĞAL YÖNTEMLERDEN FAYDALANIN

 

Karaciğerinize iyi bakın. Onu dış kaynaklı zararlardan (alkol gibi) koruyun. Daha güçlü hale getirmek istiyorsanız, doğal destekler ve bazı besinlerden yararlanın. Eğer karaciğerinize doğal yoldan yardımcı olmak istiyorsanız enginarın ve devedikeninin en çok yararlanılan bitkiler olduğunu hatırlatalım.

Enginar içerdiği "Cynarini", deve dikeni (milk thistle) "Silymarin" ile karaciğerin kendini onarmasına yardımcı olabilir. Ayrıca "Hindiba"nın, karaciğeri zehirli maddelerden arındırdığını, havuçun içerdiği antioksidanlarla karaciğeri temizlediğini ileri sürenler de var.

 

 

Karaciğer Enzimleri
Karaciğer Enzimleri - AST ve ALT

 

Karaciğerde oluşan hasarın ilk belirleyicisi karaciğer hücreleri tarafından kana salınan enzimlerdir. Normal koşullarda bu enzimler karaciğer hücreleri tarafından depo edilmektedirler. Ancak karaciğer hücrelerinde meydana gelen hasar sonucu bu enzimler kana karışır ve kan testleri ile tesbit edilebilirler.

 

Karaciğere özgü olan ve karaciğer hasarını belirlemek için sıklıkla kullanılan enzimler aminotranferazlardır. Bunlar Aspartat aminotransferaz (AST - SGOT) ve alanin aminotransferaz (ALT - SGPT) dir. Bu enzimler normalde karaciğer hücreleri olan hepatositlerde bulunurlar. Karaciğerde bir hasar meydana geldiğinde kana karışırlar ve kandaki seviyeleri yükselir.

 

 

 

Aminotransferazlar nasıl adlandırılır?

 

Aminotransferazlar hücre içindeki kimyasal reaksiyonları katalizleyen enzimlerdir. Verici moleküldeki amino grubunu alıcı moleküle transfer ettiklerinden "amino tranferaz" olarak adlandırılmışlardır.

 

Aminotransferazlar tıpta transaminazlar olarakta adlandırılmaktadırlar. Aspartat aminotransferaz enzimi (AST) ayrıca "serum glutamik oksaloasetik transaminaz" (SGOT - Serum glutamic oxaloacetic transaminase) olarakta adlandırılmaktadır. Alanin aminotransferaz (ALT) ise "serum glutamik pürüvik transaminaz" (SGPT - Serum glutamic pyruvic transaminase) olarak adlandırılmaktadır. Yani AST ve SGOT, ALT ve SGPT aynı enzimleri ifade etmektedir.

 

Aminotransferazlar ne işe yarar?

 

AST (SGOT) birçok farklı dokuda bulunmaktadır. Karaciğer, kalp, kas dokusu, böbrek ve beyinde bulunur. Bu dokulardan herhangi birinde oluşan hasarda kandaki AST düzeyi artmaktadır. Yani hem kas hastalıklarında hemde kalp krizinde bu enzimin kandaki düzeyi artmaktadır. Bu nedenle AST karaciğer hasarının spesifik bir göstergesi değildir.ALT (SGPT) ise karaciğere daha spesifiktir. Bu enzim karaciğer dışındaki dokulardada bulunabilmesine rağmen karaciğerde daha fazla konsantre edildiği için karaciğer hasarının daha spesifik bir göstergesidir.

 

AST (SGOT) normal düzeyi nedir?

 

AST enziminin normal seviyesi 5 - 40 U/L''dir.

 

ALT (SGPT) normal düzeyi nedir?

 

ALT enziminin normal kan düzeyi ise 7 - 56 U/L''dir.

 

Hem AST hemde ALT enzimi serumdan ölçülmektedir.

 

ALT ve AST düzeyinin artması ne demektir?

 

AST ve ALT düzeyleri her ne kadar karaciğer hastarının spesifik göstergeleri olsada başka dokulardada bulunabileceği için; artmış ALT veya artmış AST düzeyleri her zaman mutlaka karaciğer hasarı olduğunu göstermez. AST ve ALT seviyeleri hastanın klinik durumu ve şikayetleri ile birlikte değerlendirilmeli ve bu değerlendirme mutlaka bir doktor tarafından yapılmalıdır.

 

Bu enzimlerin düzeyleri karaciğer hasarı veya hastalığın prognozu (sağkalımı) ile mutlak korele değildir. Bu nedenle AST (SGOT) ve ALT (SGPT) düzeylerine bakarak karaciğerdeki hasarın derecesini belirlemek, yahut hastalığın gidişatı hakkında fikir yürütmek doğru değildir. Mesela "akut viral hepatit A" hastalarında karaciğer enzimleri (AST ve ALT) çok yüksek olduğu halde hastalar karaciğerde hiçbir kalıcı hasar olmaksızın iyileşmektedirler. Tam tersi şekilde "kronik hepatit C" hastalarında AST ve ALT düzeyleri düşük olmasına rağmen karaciğerdeki hasar beklenenin çok üzerinde olabilir. Hastalarda kronik karaciğer yetmezliği, Siroz gelişebilir.

 

Hangi karaciğer hastalıkları AST ve ALT düzeylerini yükseltir?

 

Yaygın hepatik nekroz durumunda yani çok sayıda karaciğer hücresinin (hepatosit) ölmesi durumunda kandaki AST ve ALT düzeyleri yükselir. Akut viral hepatitler (Hepatit A ve Hepatit B),belirgin karaciğer toksisitesi olan ilaçların kullanımı (asetaminofen-acetaminophen), kardiyovasküler kollaps (şok) durumlarında (ki bu durumda karaciğere gelen kan akımı azalacak ve karaciğer hücrelerinin beslenmesi bozulacaktır) karaciğer hücreleri hasar görecek ve kandaki transaminaz düzeyleri artacaktır.

 

Karaciğer enzimlerindeki hafif yüksekliklere sıklıkla rastanılmaktadır. Bu durum sağlıklı kişilerde görülebilir. ve biyokimya tetkiklerinden kaynaklanabilir. Bu durumda karaciğer fonksiyon testlerindeki yükseklik (AST ve ALT yüksekliği) normal değerin iki katını yada 100 U/L''yi aşmamaktadır.

 

AST ve ALT''de hafif yükselmelerin en sık sebeplerinden birisi karaciğerde yağlanmadır. Karaciğer yağlanmasının toplumdaki en sık sebebi ise alkol kullanımıdır. Bunun yanında şeker hastalığı (diabetes mellitus) ve şişmanlık (obezite) de karaciğerde yağlanmaya neden olabilmektedir. Kronik hepatit C hastalığıda AST ve ALT düzeylerindeki hafif yülselmelerin diğer bir sebebidir.

 

AST ve ALT''yi yükselten ilaçlar

 

Birçok ilaç karaciğer enzimlerinde yükselmeye neden olabilir.

 

- Ağrı kesiciler: aspirin, asetaminofen, ibuprofen, naproxen, diclofenac, fenilbutazon (phenylbutazone)

- Psikotik ilaçlar: fenitoin (phenytoin), valproik asit (valproic acit), Karbamazepin (carbamazepine - tegretol) ve fenobarbital (phenobarbital)

- Antibiyotikler: tetrasiklin, sulfonamid, isoniyazid (INH), sulfametaksazol (sulfamethoxazole), trimetoprim, nitrofurantoin

- Kolesterol düşürücü ilaçlar: statinler ve niasin

- kardiyovasküler ilaçlar: amiodaron (cardarone), hidralazin (hydralazine), guinidine

- Trisiklik antidepresanlar

 

İlaca bağlı karaciğer yüksekliklerinde, ilacı bıraktıktan sonra AST ve ALT seviyelerindeki yükseklik birkaç hafta veya birkaç ay içerisinde normale dönmektedir.

 

AST ve ALT anormalliklerinin nadir sebepleri

 

Kronik hepatit B, hemakromatozis (demir metabolizması bozukluğu), Wilson hastalığı (Bakır metabolizması bozukluğu), alfa-1 antitripsin eksikliği, çöliak hastalığı (celiac sprue - gluten sensitif enteropati), chron hastalığı, ülseratif kolit ve otoimmün hepatit karaciğer enzimlerindeki yüksekliğin diğer nadir sebeplerindendir.

 

Hepatit C kadar olmasada hepatit B hastalığıda AST ve ALT seviyelerinde sürekli yükseklik oluşturarak kronik karaciğer hastalığına neden olabilir.

 

Daha nadir olarak karaciğerdeki kanserlerde AST ve ALT''de yüksekliğe neden olabilirler. Karaciğer hücrelerinden gelişen kanserlere hepatoma yada hepatosellüler kanser denmektedir. Kolon, pankreas, mide gibi organlardaki kanserlerde karaciğere yayılım gösterebilir ve bu durumu metastaz adı verilmektedir.

 

Hafif AST, ALT yükseklikleri nasıl tedavi edilir?

 

Sağlıklı, şikayeti olmayan kişilerde saptanan AST ve ALT yüksekliği araştırılmalıdır. Doktorunuz karşılaştırma amacıyla eski tahlil sonuçlarınızı görmek isteyebilir.

 

Eğer eskiye ait tetkik sonuçlarınız yoksa doktorunuz sizi daha sonraki bir tarihte tekrar kontrole çağırabilir. Doktorunuz AST ve ALT düzeylerinde yüksekliğe sebep olabilecek risk faktörleri açısından size bazı sorular sorabilir. Hepatit C ve hepatit B, kan transfüzyonu hikayesi, enjeksiyon yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi almak isteyebilir. Ayrıca ailede karaciğer hastalığı olan birinin bulunması hemakromatozis, Wilson hastalığı yada alfa-1 antitripsin eksikliği gibi genetik hastalıklar için önemlidir.

 

ALT ve AST''nin ne kadar yüksek olduğuda karaciğer hastalığının sebebi hakkında fikir verebilir. Alkolik karaciğer hastalığında AST 300 U/L altındayken ALT düzeyi 100 U/L altındadır. Ancak akut viral hepatitlerde bu değerler çok yüksek değerlere ulaşabilmektedir.

 

Alkol veya ilaca bağımlı AST, ALT yüksekliklerinde alkolün veya ilacın bırakılması (ilaçların doktor kontrolünde bırakılması gerekir) AST ve ALT düzeylerinin normale inmesini sağlayabilir. Eğer karaciğer yağlanmasının nedeni şişmanlık (obezite) ise vücut ağırlığının %5''i ile %10''u kadar kilo vermek karaciğer enzimlerini normal sınırlara yahut normale yakın sınırlara indirebilir.

 

Eğer alkol veya ilaçların bırakılmasına ve kilo vermeye rağmen halen karaciğer enzimlerindeki yükseklik devam ediyorsa bazı testler tedavi edilebilir karaciğer hastalıklarını belirlemeye yardımcı olabilir. Hepatit B ve hepatit C antikorları bakılmalıdır. Kandaki demir oranı, demir bağlama kapasitesi, ferritin düzeyleri hemokromatozis tanısı için kullanılmaktadır. Seruloplazmin düzeyi Wilson hastalığı olanlarda sıklıkla düşüktür. Otoimmün hepatit olgularında ise otoimmün antikorlar (Anti-nukleer antikor-ANA, Anti-düz kas antikoru Anti-dsDNA, Karaciğer ve böbrek mikrozomal antikorları) yüksek bulunmaktadır.

 

Ultrason ve bilgisayarlı tomografi karaciğerde yer kaplayan lezyonları, safra taşlarını veya safra yollarını tıkayan kitleleri gösterebilir.

 

Karaciğer biyopsisi karnın sağ üst bölgesinden ince bir iğne ile vücuda girerek çok az bir karaciğer dokusu alınarak mikroskop altında incelenmesidir. Karaciğer biopsisi sıklıkla ultrason ile karaciğer görüntülendikten ve karaciğerein yeri tesbit edildikten sonra yapılır.

 

AST ve ALT takibi niçin yapılır?

 

Bazı durumlarda doktorunuz AST ve ALT tetkiklerini takip etmek isteyebilir. Mesela kronik hepaitit C hastalarında rutin alınan AST, ALT seviyeleri tedavinin izleminde son derece önemlidir. Tedavi başarılı ise AST ve ALT düzeyleri normal yada normale yakın sınırlara gerileyecektir. Normal düzeye inen enzim seviyelerinde tekrar yükselme görülmesi hastalığın nüksettiğinin göstergesi olabilir.

 

AST ve ALT''den başka karaciğer enzimi var mı?

 

AST ve ALT dışında karaciğer için spesifik olan ve sıklıkla kullanılan diğer enzimler GGT (Gama glutamil transpeptidaz) ve 5''nukleotidaz dır.

 

 

ALT yani SGPT= karaciğer fonksiyon testlerinden birisidir.

 

Normal değerleri:

Erkek: 9-43 U/L

Kadın: 9-36 U/L dir.

 

ALT enzimi, AST enzimine paralellik gösteren bir enzimdir. Ancak substrat olarak prüvik asidi kullanmasıyla farklılık gösterir. Karaciğer, böbrek, kalp, iskelet kası ve pankreas da bulunur.

 

ALT Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:

- Akut hepatitler

- Siroz

- EMN

- MI

- İlaçlar

- AST düzeyini arttıran diğer nedenler genelde ALT düzeyini de arttırır.

 

ancak ; Analizi Etkileyen Olumsuz Faktörler vardır..

bunlar :

Hemolizli, lipemik, ikterik serum örnekleridir.

 

AST (SGOT) konusuna gelirsek......

 

AST ; Amino asit ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan intrasellüler enzimlerdir. Enzim kalp, karaciğer, iskelet kası, pankreas da bulunur.

 

Normal değerler:

Erkek: 10-34 U/L

Kadın: 10-31 U/L dir.

 

AST Düzeyinin Artmasına Yol Açan Bazı Sebepler:

 

Kalp hastalıklarına bağlı;

- Akut MI (yaklaşık ilk 4 saat içinde yükselmeye başlar.)

- Kalp operasyonları

- Eksternal kalp masajından sonra

- Akut romatizmal kardit

- Anjiokardiografi ve kalp masajından sonra

 

Karaciğer hastalıklarına bağlı;

- Enfeksiyoz hepatit

- Karaciğerin malign infiltrasyonları

- Kolanjitis

- Aşırı alkol alınımı

- EMN

- Karaciğere toksik olan madde ya da ilaçların kullanımına bağlı olarak

 

Travmalara bağlı;

- İntra muskular enjeksiyonlar sonrası

- Lokal radyasyon hasarı

- Karbonmonoksit zehirlenmesi

- Arı sokması

- Künt yaralanmalar

- Güneş çarpmaları

 

Diğer nedenlere bağlı;

- Akut pankreatit

- Gut

- Dermatomiyozitis

- Pseudomuskular distrofi

- Astma krizi

- Proksismal miyoglobuliüri

 

sizin AST ve ALT değerleriniz hafif yüksektir. uygun bir diyet aldığınız taktirde düzelecektir.

 

benim size önerim :

 

1) hergün düzenli olarak , mutlaka egzersiz yapmanız

 

2) alkol ve sigaradan uzak durmanız

 

3) omega-3 yağ asitlerinden zengin diyet almanız.

Omega-3 yağ asitleri sayesinde trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.

 

omega-3 ’ün bulunduğu başlıca besinler ise :

 

Soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar (somon balığı), Orkinos tipi ton balığı, uskumru, sardalya, hamsi, Ada Çayı (%64), Kivi (%62), Perilla(%58), Semizotu(%35) daha az oranlarda ceviz, badem, fındık, soya filizi, kuru fasulye, soya fasulyesi, nohut, mısır, mısır unu, keten tohumu yağı, kanola yağı, soya yağı, tatlı patates, marul, lahana, brokoli ve diğer yeşil yapraklı sebzelerdir.

 

4 ) ayrıca ; Bira Mayası, Domates, Ceviz, Çavdar, Çilek, Elma, Erik, Havuç, Kiraz, Limon, Pırasa, Sarmısak, Soğan, Adaçayı, Ardıç, Ay Çiçeği, Buğday Çimi, Karabaş Otu, Kekik, Kuşdili, Nane gibi yiyecekler oldukça faydalı gıdalardır.

Karaciğer Yağlanması
Karaciğer Yağlanması, Belirtileri nedir, Karaciğer Yağlanması Tedavisi ve diyeti,

 

Karaciğer yağlanması artıyor

 

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 10-15 yıldır yaşanan metabolik sendrom ve obezite salgınının tetiklediği ‘karaciğer yağlanmasını’ anlattı

 

Sizi tanıyoruz! Sağlık kontrollerinizi her yıl düzenli olarak yaptırıyorsunuz. Sağlık riski analizleriniz bu yıl da yaptırdınız. Sonuçlarınızla birlikte doktorunuzdan bir randevu ayarladınız. Doktorunuz tetkiklerinizde ‘ALT ve AST enzimlerinizin yüksek’, karaciğer ultrasonografinizde ‘diffüz yağlanma’ uyarısı saptadı. Muayenenizdeki karaciğerde büyüme’ notu ile birlikte değerlendirdiği bu bulgularla biraz telaşlandı. Ama siz sakın telaşlanmayın. Laboratuar bulgularınızı inceleyen doktorunuzun size yönelttiği şu soruyu dikkatle yanıtlayın:

 

-Alkol kullanımınızı arttırdınız mı?

 

Karaciğerinize zarar verebilecek bir ilaç veya kimyasal kullandınız mı?

-Kilonuzda hızlı bir artma ve/veya kan yağlarınızda, kan şekerinizde ani bir yükselme oldu mu?

 

İlk iki soruyu ‘Hayır’, son soruyu ‘Evet’ diye yanıtladıysanız siz de ‘Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz. Alkol kullanımında artma (alkolik hepatit), siroza doğru ilerleyen A, B veya C tipi viral hepatitler, karaciğer kanserleri (hepatoma), karaciğerde demir (hemakromatot) veya bakır depolanması (Wilson Sirozu) hastalıkları, şeker hastalığı kanda trigliserid artışı ve daha pek çok neden ‘yağlı karaciğer’ sorunu ile birliktedir. Sayılan bu sorunların çoğunda karaciğerde ciddi bir hasar ol¬madan işi kontrol altına almak mümkündür. Karaciğer yağlanması sık gö¬rülür ve doktorları pek ürkütmez.

 

Çoğu kez alkolle ilişkilidir

Bunun nedeni karaciğer yağlanmalarının önemli bir kısmının uzunca bir süre gereğinden fazla alkol kullanımı ile ilişkili olmasındandır. Aslında ‘alkole bağlı karaciğer yağlanması’ sirozla sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir. Sigara kullanımına karşı yürütülen toplumsal kampanyalar alkol için de yapılmalıdır. İnsan bedeni için kimyasal bir zehir olan alkolün kontrolsüz kullanımı sağlık için düzeltilmesi olanaksız sorunlar yaratır. Alkol kullanımının yaygın olduğu toplum kesitlerinde karaciğer yağlanması ile sık karşılaşılır.

 

Karaciğer yağlanmasının B ve C hepatitlerinin kronikleşmesi (süreğen hepatitler), karaciğerde demir ve bakır bi¬rikmesi, bağışıklık sisteminin bedeni yanlış ve dikkatsiz denetlemesi veya bazı enzimlerin genetik olarak sorunlu biçimde geçmesi gibi nedenlerle de oluşabileceğini biliyoruz. Saydığımız bu son hastalıklar oldukça seyrek görülür.

 

Şimdi daha sık görülüyor

 

Son yıllarda ‘karaciğer yağlanması’ teşhisini çok daha sık koyuyoruz. Bunun pek çok nedeni var ancak en önemlisi kilo fazlalığı ve obezite sorununun yaygınlaşması. Basit, sıradan kilo artışlarının yanında metabolik sendromun (insülin direnci senromu, polikistik över sendromu), şeker hastalığının, kanda ‘trigliserid’ olarak bilinen yağların artışının (hipertrigliseridemi) da ‘alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ tanısındaki artışta önemli payı var. Biz, özellikle metabolik sendrom tanısı koyduğumuz hemen her hastada ‘yağlı karaciğer’ sorunu ile de karşılaşıyoruz. İyi kontrol edilememiş bir erişkin tipi şeker hastasında, orta derecede kilo almış bir fazla kiloluda özellikle de şişman hastalarda karaciğer yağlanması sorunu ile karşılaşmamak pek olası değil!

 

Doğru tanı çok önemli

Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması teşhisinin doğru konulması önemli. Yoksa yukarıda belirtilen önemli bazı hastalıkların tanısında (siroz, karaciğer kanseri, karaciğerde demir veya bakır depolanması hastalıkla¬rı gibi) geç kalınır, altın değerinde zamanlar boşuna harcanır. Teşhis için iki kıstas var: Karaciğer yağlanması belirlenen bir hastada belirgin alkol tüketi¬minin olmaması ve yukarıda belirtilen karaciğere özel hastalıklardan herhangi birinin bulunmaması.

 

‘Yağlı karaciğer’ sorunu ile karşılaşma oranındaki artışın diğer bir nedeni de tıp bilimindeki gelişmeler: Ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinin bulunması ve hızla yayılması, karaciğer enzimlerini (SGOT, SGPT, GGT) araştıran laboratuar testlerinin neredeyse sağlık ocaklarında bile yapılabilmesi, karaciğer iğne biyopsisinin kolay uygulanabilir, kolay kabul edilebilir bir tanı yöntemi haline gelmesi, tanı koyulan olgu sayısını arttırdı. 20-30 yıl önce pek çok hastanın farkına bile varılmıyordu. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasının sıklığının toplum genelinde yüzde 4-6, şişmanlar arasında ise yüzde 25-30 civarında olduğu belirtiliyor. Çok aşırı şişmanlarda bu oran yüzde 95′e yükseliyor.

 

Metabolik sendrom ve kilo etkili

 

Yağlı karaciğer tanısı konulan hastaların büyük bir kısmında, metabolik sendromun bileşenleri olan ‘şişmanlık-şeker hastalığı hipertrigliseridemi’ üçlemesinin biri, birkaçı ya da tümü saptanıyor. Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasından patlamanın nedeni ise refah toplumlarının yanlış yaşam biçimi seçimleri: Aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, şeker tüketimindeki korkunç artış, yağ ve karbonhidrat tüketimi çılgınlığı, rafine atıştırma ürünleri ve tabii ki hareketsiz bir yaşam sürdürmekteki kararlılık!

 

Teshis

Yağlı karaciğer sorununun önemli bir belirtisinin olmaması da tehlikeli. Hastalık hiçbir belirti vermeden yıllarca sinsi bir seyir gösterebiliyor. Halsizlik, kırgınlık, yorgunluk, karın üst sağ bölgesinde ağrı veya dolgunluk hissi çok az hastada olabiliyor. Klinik muayenede karaciğerde büyüme dışında karaciğer hastalığını düşündürebilecek bulgulardan (sarılık, karında sıvı birikimi, memelerde büyüme) hiçbiri saptanmıyor. Hastalardaki ortak laboratuar bulgusu ALT (SGPT), AST (SGOT) ve GGT enzimlerinde görülen artıştır. Artma genellikle orta düzeylerde kalıyor, normalin 2-3 katını pek geçmiyor, AST/ ALT oranı genellikle 1 ‘den düşük kalıyor. Alkalen fosfataz enziminde de normalin 2-3 katı bir artış olabiliyor. Karaciğeri değerlendirmede yararlanılan diğer testler (biluribinler, albumin, protrombin zamanı) pek değişmiyor.

 

Tedavisi Tartışılıyor

Ultrasonografi, yağlanmanın belirlenmesinde duyarlı bir yöntem. Tomografi ve MR ileri görüntüleme araçlarına pek az ihtiyaç duyulur. Kesin tanı için kusursuz test, karaciğer biyopsisidir. Karaciğer uzmanlarının çok azı bir alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması’ hastasında biyopsi önerirler. Hastalığın tahmininin kolay yapılabilmesi, biyopsinin pahalı ve riskli bir tanı aracı olması, tedavide etkili bir yöntemin henüz saptanmamsı biyopsi yapılan hasta sayısının azalmasının nedenleridir. Diyabeti, hipertansiyonu, şişmanlığı, hipertrigliseridemisi, insülin direnci olan, ALT/AST oranı 1′den az, ultrasonografisinde fibrozis saptanmayan bir hastada tanının tahmini’ de konsa, tutma olasılığı yüzde 90’dan fazladır!

 

Antioksidanlar yararlı

‘Alkol ile ilişkisiz karaciğer yağlanması’ sonuçları pek tehlikeli olmayan bir sorunudur. Siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün hastalıkları gibi ciddi nedenler ekarte edilmelidir. Tedavide kilo vermek, kan şekerini düzenlemek, trigliserid seviyelerini indirmek çok etkilidir. Kan yağlarını azaltan clofibratdan, gemfibrozisden bir reçine olan ursodeoksikolik asid’den insülin direnci saptananlarda metformin ve thiazolidinedine’lerden yararlanıyoruz. Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yeni bir yolu da ‘antioksidan’ tedavisi, E vitamini, betaine ve Nacetyl cystein en sık kullanılan antioksidanlar.

 

Karaciğer yağlanmasının nedenleri

• Metabolik sendrom

• Obezite / şişmanlık

• Şeker hastalığı

• Trigliserid fazlalığı

• Endüstriyel toksinler

• Bakır depo hastalığı

• Demir depo hastalığı

• İlaçlar (Kortizon grubu; Diltiazem, nifedipine, amiodarone)

• Karaciğer depo hastalığı

• Sirozun ilk evreleri

 

Kahvaltı

• 1 porsiyon beyaz peynir (az yağlı)

• 2 dilim tam tahıllı ekmek

• 5-6 adet zeytin veya 2 adet ceviz veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, domates, salatalık, biber, maydanoz

 

Ara öğün

• 1 kivi

 

Öğle

• 100 gr. ızgara kırmızı et veya

• 150 gr. beyaz et (balık, tavuk) haftada 1 -2 defa kırmızı et haftada 2-3 defa balık haftada 2-3 defa tavuk haftada 1 -2 defa kuru baklagil tüketebilirsiniz.

 

Ara öğün

• 5 çilek + 5 erik

 

• Ara öğün

• 4-6 yemek kaşığı yulaf ezmesi +1 bardak yağsız süt

 

Akşam

• Zeytinyağlı ya da etli enginar

• (2 tane enginarla)

• 1 kase cacık

• Bol salata (karışık, az yağlı)

• 1-2 dilim tam tahıllı ekmek

 

Ara öğün

• 1 elma

 

NOT: Salataları; maydanoz, roka, tere, dereotu, biber, domates, salatalık, marul, sarımsak, soğan vb. karışımdan hazırlayın

 

Milliyet Sağlık

 

Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir. Bu yağ birikmesi düzensiz beslenme(düzensiz beslenme kolesterolün yükselmesine de neden olur), aşırı şişmanlık ve fazla alkol kullanımı sonucu oluşur. Bu yağlanma zamanla karaciğer fonksiyonlarının bozulmasına sebep olabilir.

Doktorunuz size böyle bir tanı koymuşsa uygulayacağınız basit bir diyetle karaciğerinizi sağlığına kavuşturabilirsiniz. Gün içinde en azından yarım saat yürüyüş, metebolizmanızın daha sağlıklı çalışmasını sağlayacaktır. Yağlı yemeklerden, özellikle katı yağlarla yapılmış yiyeceklerden uzak durmanız kilolarınızı daha kolay vermenize yardımcı olacaktır.

 

Kırmızı et haftada bir kez, diğer günler beyaz et tüketin. Meyve ve sebzeye ağırlık verin. A ve C vitaminleri ile kalsiyum, demir, fosfor, manganez ve potasyum minerallerini içinde barındıran Enginar karaciğer toksinlerini temizleyici ve karaciğerdeki kan dolaşımını artırıcı özelliğinden dolayı bol bol tüketin.En az tüketeceğiniz sebze ise havuç olmalıdır.

 

Karaciğer yağlanması toplumda çok sık rastlanan bir durum olup her 4-5 kişiden birinde görülür. Kadın ve erkeklerde aynı sıklıkta görülür.

 

 Yağlanmaya iltihap/yangı eşlik ederse bu durum önce karaciğer hücre harabiyetine (nekroz), sonra fibroza ve oradan da siroza ilerler. Karaciğer yağlanması olan insanlar; eğer fazla kiloluysa mutlaka kilo vermeli ( en az kilosunun 'u), yağlı gıdalardan uzak kalmalı, bol meyve sebze tüketmeli ve düzenli egzersiz yapmalıdır. En önemlisi de mutlaka bu konuda uzman olan bir doktora başvurmalıdır. Ülkemizde bu konuyu en iyi bile uzmanlık alanı iç hastalıkları uzmanları olup, bunlar içinden de özellikle bu konuda uzmanlaşmış gastroenteroloji uzmanlarıdır.

 

Karaciğer yağlanması; karaciğer hücrelerinde normalden fazla, hatta bazen aşırı derecede yağ toplanması nedeniyle meydana gelen tıbbi bir durumdur. Toplumdaki her 4-5 kişiden birinde karaciğer yağlanması görülmektedir. Kadın ve erkekte aynı sıklıkta görülür. Normal sağlıklı bir insanda karaciğer hücrelerinde az miktarda yağ bulunabilir ve bu herhangi bir hastalığa neden olmaz. Ancak karaciğerde yağlanma aşırı miktarda olduğunda, birtakım yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açar.

 

Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucu 2 durum meydana gelir:

1) Karaciğerde yağlanmanın bir sonucu olarak karaciğerde iltihap/yangı meydana gelir ve tıp dilinde buna steatoheapatit adı verilir.

 

2) Karaciğerde sadece yağlanma olması ve herhangi bir iltihap/yangının olmaması Steatohepatit geliştiğinde bu zamanla karaciğer hücrelerinin harap olmasına (nekroz) yol açar ve fibroz denilen, aynı zamanda karaciğer sirozunun başlangıcı sayılan duruma neden olur. Nekroz ilerledikçe olay siroza doğru ilerler. Bu konuda yapılan çalışmalarda steatohepatiti olan hastaların @'ında karaciğerde fibroz, -15'inde ise karaciğer sirozu gelişebileceği saptanmıştır. Ayrıca steatohepatite bağlı gelişen karaciğer sirozu zemininde karaciğer kanserinin de gelişebildiği gösterilmiştir. Bu nedenle karaciğer yağlanması tanısı konan hastalar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli ve sıkı takip edilmelidir.

 

Karaciğer yağlanmasının nedenleri

Karaciğer yağlanmasının nedenleri temel olarak alkole bağlı (alkolik karaciğer yağlanması=alkolik steatohepatit) veya alkol dışı diğer nedenler (non-alkolik steatohepatit=NASH) olarak ikiye ayrılır. NASH, Amerika'da erişkinlerde en sık görülen karaciğer hastalığıdır. Muhtemelen bizim ülkemizde de benzer bir durum mevcuttur.

 

Alkol dışı karaciğer yağlanması nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1. Obezite (aşırı kilo)

 

2. Şeker hastalığı

 

3. Açlık veya hızlı kilo kaybı

 

4. Wilson hastalığı

 

5. Uzun süreli damar yolu ile (parenteral) beslenme

 

6. Aşırı A vitamini kullanma

 

7. Hipobetalipoproteinemi / abetalipoproteinemi

 

8. Bazı ilaçlar: Kortizon içeren ilaçlar, amiodaron, tamoksifen, diltiazem, tetrasiklin, talium, östrojenler

 

9. Bazı zehirler: karbontetraklorür (CCl4), fosfor, kurşun (Pb), kloroform (CHCl3), arsenik (As).

 

10. Gebelik

 

11. Bazı ameliyatlardan sonra (jejunoileal bypass, gastrik bypass)

 

Karaciğer Yağlanmasının Mekanizması

Karaciğer yağlanması (steatosis) hepatositlerde trigliseridl ve diğer lipidlerin toplanması sonucu meydana gelir. Bu yağlanma sonucu inflamasyon (iltihap/yangı) geliştiğinde steatohepatit olarak adlandırılır. Bunun olası mekanizmaları aşağıdaki nedenler olduğu düşünülmektedir:

 

Karaciğer hücrelerinden perifere gönderilen trigliserid miktarının azalması

 

Hepatoselüler inflamasyon ve fibroza yol açan ikincil uyaranlara (oksidatif stres, adipositokinler, barsaktan salınan endotoksinler) hassasiyet.

 

Yağ asitlerinin mitokondriyal oksidasyonunun azalması.

 

Yağ asidi sentezinin artması veya karaciğer hücrelerine gelen yağ asidi miktarının artması

 

Belirti ve Bulgular

Karaciğer yağlanmasının özel bir belirtisi veya bulgusu yoktur. Genellikle herhangi bir belirti vermez. Ancak karaciğerinde yağlanması olan insanlarda; bazen karnın sağ üst tarafında dolgunluk hissi, halsizlik, çabuk yorulma gibi belirtiler görülebilir. Çok nadir olarak karaciğer yağlanmasına bağlı ileri karaciğer hastalığı olan insanlarda kaşıntı, iştahsızlık, sarılık ve bulantı görülebilir. Bu gibi şikâyetleri olmayan insanlarda normal bir fizik muayene ile (eğer karaciğerde yağlanmaya bağlı büyüme meydana gelmemişse) karaciğer yağlanması tespit edilemeyebilir.

 

Teşhis

Karaciğer yağlanması daha çok başka nedenlerle yapılan kan tahlilleri veya ultrason ile teşhis edilir. Kan tahlillerinde karaciğer enzimleri yüksek saptandığı zaman yine başka birtakım hastalıklarla beraber karaciğer yağlanması da akla gelmelidir. Ultrasonda ise karaciğerin büyümüş olduğu görülür.

 

Kesin teşhis karaciğer biyopsisi (lokal anestezi altında ince bir iğne ile karaciğerden çok küçük bir parçanın alınıp patoloji uzmanı tarafından mikroskopik olarak incelenmesi) ile konulsa da, rutin klinik pratikte genelde biyopsi yapılmamaktadır.

 

Tedavi

Alkol alımına bağlı karaciğer yağlanmasında tek tedavi yöntemi alkol alımının kesilmesidir.

 

Asıl konumuz olan alkol dışı karaciğer yağlanmasında ise bugüne kadar 10'dan fazla ilaç kullanılmıştır ancak kesin bir fayda elde edilememiştir. Sadece bir tane ilaç ile hastalardaki yağlanmanın gerilediği ortaya konulmuş olsa da bu ilacın karaciğer yağlanmasında kullanımı için T.C. Sağlık Bakanlığı (veya başka bir ülkenin ) bu konuda ruhsatı bulunmamaktadır.

 

Tedavinin esasları; yaşam tarzı değişikliği, egzersiz, diyetteki yağ miktarının azaltılmasıdır.

 

Hızlı kilo vermek de karaciğer yağlanmasına yol açar

Aşırı kilolu olan (obezite: Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 olduğu zaman obezite tanısı konulur. Vücut kitle indeksi (VKİ); vücut kilosu/metre cinsinden boyun karesi olarak hesaplanır. Ör; 70 kilo ağırlığında ve 1,70 m boyunda olan bir kişinin VKİ=70/1.70x1.70= 24,22 kg/m2 olarak hesaplanır) insanlar  oranında kilo verdiğinde karaciğerdeki iltihaplanma/yangı ve büyüme geriler. Ancak kilo verme konusunda en önemli konulardan birisi de hızlı kilo vermekten kaçınılmasıdır. Haftada 1 kg verecek şekilde plan yapılmalıdır. Daha hızlı kilo vermek de kendi başına karaciğer yağlanması yapabilir. Bu nedenle şok diyetlerden, aşırı açlık öneren diyetlerden mutlaka uzak durulmalıdır.

 

Ayrıca hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi gibi gıdalardan kaçınılmalı, sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdalar tüketilmelidir.

 

Yürüyüş yapın

Egzersiz de kilo vermede, karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan insülin direncini düşürmede ve ayrıca uzun vadeli olarak kalp ve damar hastalıklarından korunmada faydalı olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu yararın ortaya çıkması için en az, günde 30-45 dk olmak üzere haftada 4 gün tempolu yürüyüş gereklidir.

 

Kaynaklar

1-Current Consult Medicine. Maxine A. Papadakis, MD, Stephen J. McPhee, MD ISBN: 0-07-141327-7

 

2-Fatty liver and non-alcoholic steatohepatitis. Takafumi Saito, Keiko Misawa and Sumio Kawata. Internal Medicine 2007.

 

3-American Gastroenterological Association Technical Review on Nonalcoholic Fatty Liver Disease. 2002

 

Uzm. Dr. Ebubekir Şenateş

 

Karaciğer Nedir

Alkolün Karaciğere zararı

Alkol Karaciğeri nasıl Etkiliyor?

 

Karaciğer, vücudun her türlü gereksinimini karşılamak üzere 24 saat durmaksızın çalışan, oldukça karmaşık bir kimyasal fabrika olarak tanımlanıyor. Tüketilen tüm besinler karaciğerin sağlıklı çalışmasını yakından etkiliyor. Düzenli ve uzun süreli alkol tüketenlerde ise karaciğer hastalıklarının oluşma riski artıyor.

 

Memorial Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Koray Acarlı alkol tüketiminin karaciğeri nasıl etkilediğini anlattı.

 

UZUN YILLAR DÜZENLİ ALKOL TÜKETENLER KARACİĞER HASTALIĞI RİSKİ TAŞIYOR

Alkole bağlı karaciğer hastalıklarının özellikle alkol tüketiminin fazla olduğu batı toplumlarında daha fazla görüldüğünü belirten Prof.Dr. Koray Acarlı şöyle devam etti:

“İçki içildiğinde, alkol mide ve bağırsaklardan emilerek kana karışır. Alkolün parçalandığı yer karaciğerdir. Ancak karaciğerin birim zamanda zararsız hale getirebileceği alkol miktarı sınırlıdır. Bu sınırın üzerinde alınan alkol tüm vücudu, özellikle de, beyni ve kalbi etkiler. Karaciğerin fazla miktarda alkolü zararsız hale getirme işlemi sırasında, diğer fonksiyonları aksar. Hele bu işlem çok uzun sürer ise (her gün fazla miktarda alkol tüketenlerde olduğu gibi) karaciğer hücreleri hasar görebilir, yapısal değişikliklere uğrayabilir (karaciğerde yağlanma). Bazı durumlarda karaciğerde yoğun inflamasyon (alkolik hepatit) ve/ veya nedbeleşme (siroz) gelişebilir. Ancak, böylesi hasarın olabilmesi ya da bunun kalıcı bir hasar haline gelmesi için, içilen miktar kadar süre de önemlidir. Başka bir deyişle, uzun süre (yıllar) ve belli bir miktarın üzerinde alkol alanlarda kalıcı hasar olasılığı artar.”

 

GÜNDE NE KADAR ALKOL GÜVENLE İÇİLEBİLİR?

Karaciğerin metabolize edebileceği alkol miktarının sınırlı olduğunu belirten Prof.Dr. Koray Acarlı, günlük alınabilecek alkol miktarını anlattı:

“Bu, kişinin kilosu, cinsiyeti gibi özelliklerine bağlıdır. Karaciğerin belli bir süre içinde metabolize edebileceği alkol miktarı sınırlıdır. Bunu üzerinde kullanımlarda alkolün hücreler üzerinde etki süresi uzar. Öte yandan, kadınların alkole bağlı karaciğer hasarı açısından daha duyarlı olduğu bilinmektedir. Alkol alımı ile ilgili, tespit edilmiş kesin bir zararsızlık limiti yoktur. Genel olarak kabul edilen görüş, günde 10-15 g alkolün bir sorun olmayacağı yönündedir. Örneğin: %10 alkol içeren (100 ml’sinde 10 g alkol) içecekten 150 ml (1 bardak) içilmesi gibi. Ayrıca alkol ile birlikte ilaç kullanılması durumunda alkolün karaciğere vereceği zarar artabilir. Bu nedenle, eğer ilaç alırken alkol alacaksanız, konuyu mutlaka doktorunuza danışınız.”

 

KİŞİ, ALKOLÜN KARACİĞERİNE ZARAR VERİP VERMEDİĞİNİ ANLAYABİLİR Mİ ?

Alkolün karaciğere verdiği zararın geç fark edildiğini belirten Prof.Dr. Acarlı erken teşhis için alkol tüketen kişilerin düzenli kontrol yaptırmalarını önerdi:

“Genellikle, karaciğer hastalıklarından bilinen, karaciğer hücrelerinin yaklaşık dörtte üçü (3/4) hasar görmeden bir şikayetin ortaya çıkmadığıdır. Dolayısı ile, böyle bir şikayet ortaya çıktığında yapacak fazla bir şey yoktur. Oysa, düzenli yapılan kontrollerde, doktor gerek muayene bulguları gerek ise laboratuar değerlerine bakarak önemli ipuçları elde edebilir.

 

Karaciğer hastalıklarının başlıca belirtileri; yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, enfeksiyonlara karşı direnç düşüklüğü, sarılık (cildin ve göz aklarının sarı renk alması), karın boşluğunda sıvı toplanması, adale erimesi, sindirim sisteminden ciddi kanamalar (varis kanaması), beyin ve böbrek fonksiyonlarında bozukluklardır. Olay kalıcı hale gelmeden erken fark edilir ve alkol kesilir ise, karaciğer hücreleri kendini yenileyebilir. Her alkol alanda karaciğer hasarının gelişmeyeceğini unutmamak gerekir. Böyle bir kalıcı karaciğer hasarının oluşabilmesi için yıllarca (8-10 yıl) devamlı ve belirli bir miktarın üzerinde alkol almak gerekir. Her durumda alkolün kesilmesi, karaciğer fonksiyonlarında belirgin düzelme ile sonuçlanır. Alkol alacaksanız mutlaka ölçülü davranmanız gereklidir.”

 

KARACİĞERİNİZE İYİ DAVRANIN:

* Gereksiz ilaç kullanmayın (değişik kimyasal maddeler karaciğerinize zararlı olabilir)

* Doktorunuzun önerisi dışında ilaçları karıştırmayın (bazıları birlikte alındığında karaciğerinize hasar verebilir.)

* Sokakta satılan ilaçları kullanmayın

* Alkol tüketiminize dikkat edin. Eğer içecekseniz, günde iki kadeh veya azı ile yetinin.

* Alkol ile diğer ilaçları birlikte kullanmayın.

* Nefes ile aldığınız maddeler de karaciğeriniz tarafından zararsız hale getirilirler. Bu nedenle, böcek ilaçları, değişik kimyasallar içeren boya spreyleri v.s. de solunum yolu ile vücudunuza girip karaciğerinize zarar verebilirler. Bu gibi maddeleri solumamaya özen gösterin.

* İyi ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

* Yağlı ve kızartma gıdalardan uzak durun.

* Füme ve tuzlanmış gıdaları azaltın.

* Taze sebze meyve ve lifli gıdaları tercih edin.

* Düzenli spor yapın

 

 

 

Karaciğer Yağlanması

Herhangi bir nedenle doktora gittiğinizde genellikle tesadüfen bulunan karaciğer yağlanması günümüzde sıkça karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Tıp dilinde hepatosteatoz diye anılan karaciğer yağlanması karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi anlamına gelir.

 

 

 

Karaciğer yağlanmasının pek çok nedeni ve nedene bağlı pek çok sınıflaması vardır. Ancak kolay anlaşılabilir olması açısından şöyle bir gruplama yapabiliriz:

 

 

Alkole bağlı karaciğer yağlanması

Hastalıklara ve ilaçlara bağlı karaciğer yağlanması

Beslenme ve yaşam şekline bağlı gelişen karaciğer yağlanmaları

 

 

 

Alkole bağlı karaciğer yağlanması sirozla sonuçlanabilen ciddi bir sağlık sorununun ilk devresidir. Bu nedenle de çok önemsenmelidir.

 

 

 

Hastalıklar denildiği zaman Hepatit A, B, C hastalığı, Karaciğer kanseri, Karaciğerde demir depolanması (hemokromatoz), Karaciğerde bakır depolanması (Wilson hastalığı), Diyabet hastalığı, Metabolik sendrom… gibi. Bu hastalıklarda görülen karaciğer yağlanmasının tedavisi ancak hastalığın tedavisi ile mümkündür.

 

 

 

İlaçlar ise başlıca tetrasiklin grubu antibiyotikler, parasetamol, kortizon… Eğer her ilaç doktor kontrolünde kullanılırsa eminim ilaca bağlı karaciğer yağlanmasının görülme sıklığı çok azalacaktır.

 

 

 

Ve son olarak günümüzde en sık karşılaştığımız alkol, hastalık ve ilaçlara bağlı olmayan karaciğer yağlanmasındaki patlamanın nedeni, aşırı kalori tüketimi, yanlış ve dengesiz beslenme, yağ ve karbonhidrat tüketimindeki artış, rafine ürünler, doğal olmayan besinler ve tabii ki hareketsiz, sporsuz yaşam. Sonuç şişmanlık!!!

 

 

 

Şişmanlıkla beraber cilt altı yağ dokusu ve daha tehlikeli organ çevresi yağ dokusu gelişiyor. Bunlar olurken vücudumuzun metabolizma fabrikası olan karaciğerin de yağ biriktirmesi kaçınılmaz oluyor. Yağ önce karaciğer hücrelerinin içinde birikirken zamanla birikim artınca karaciğerin büyümesi ile karşımıza çıkıyor.

 

 

 

Karaciğer yağlanmasının başka bir hastalığın sonucu oluşmadıkça tek başına çok fazla endişe verecek bir durum değildir. Çok çabuk düzelebilir. Ancak ayni zamanda başka hastalıklarla beraber görülebileceğinden, karaciğer yağlanması olan kişilerde bu hastalıklar mutlaka araştırılmalıdır ve sonuca göre tedaviye başlanmalıdır.

 

Karaciğer yağlanması tanısı; muayenede ele gelen karaciğer (her zaman değil), kanda yükselen karaciğer enzim değerleri ve ultrasonografi ile belirlenen karaciğer yağlanması ve büyümesi ile konulur. Tomografi ve MR gibi ileri görüntüleme araçlarına ihtiyaç genelikle duyulmaz. Kesin tanı için en iyi test karaciğer biyopsisidir.

Unutmayın tavuk butu beyaz et değildir! Beyaz et denildiği zaman tavuk etinin sadece göğsü, hindi eti ve yağsız balık anlaşılmalıdır.

 

Karaciğer yağlanmasında neler yapalım

 

 

 

Alkolle ilişkisiz karaciğer yağlanmasının, siroz, karaciğer kanseri, karaciğerin depo ve immün hastalıkları ve benzeri ciddi nedenler elendikten sonra sonuçları tehlikeli olmayan bir sağlık olduğunu belirtmiştik.

 

 

Ancak karaciğer yağlanmasının herhangi bir özel tedavi şekli yoktur. Yapılabilecek en iyi şey özellikle beslenme seklini değiştirmektir. Hayvansal yağlar karaciğer için oldukça zararlıdır. Hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi ve butu, yumurta.. gibi kolesterol içeren yiyeceklerden uzak durun. Mümkün olduğunca yağsız yemeği tercih edin.

 

 

Sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdaları tüketmeye özen gösterilin.

 

Şeker vücutta yağa dönüştürüldüğü için karbonhidrat ve seker tüketiminizi mümkün olduğu kadar azaltın.

 

 

 

Karaciğerin yükünü doğal besinler tercih ederek azaltın.

 

 

 

Düzeli olarak spor yapın ve spor yapmayı yaşamınızın bir parçası haline getirin.

 

 

 

Mutlaka kilo verin.

 

 

 

Alkol tüketmeyin.

 

 

 

Karaciğer yağlanmasını azaltmanın yollarından biri antioksidan tedavisidir. Bu sebeple E vitamini, betaine, N-asetil sistein ve benzeri antioksidanlar kullanın.

 

 

 

Paracetamol, kortizon, tetrasiklin gibi karaciğere zararlı ilaçları doktor kontrolünde kullanın.

 

Doktora gidince karaciğerinizde yağlanma olduğunu mutlaka söyleyin.

 

 

 

 

Sinir sistemini düzeltir.

           

Karaciğere Faydalı Besinler

 

 

Enginar: Özellikle karaciğerden başta azot olmak üzere toksik maddelerin atılmasına yardımcı olur. Taze olarak da tüketilmelidir.

 

Devedikeni: Bu bitki hem karaciğeri yeniler hem de enfeksiyonlara iyi gelir.

 

Hindiba: Karaciğeri zehirli maddelerden arındırır ve hazmı kolaylaştırır. Yaprakları salata olarak, kökleri de kaynatılıp tüketilebilir.

 

Havuç: İçerdiği antioxidanlar sayesinde karaciğeri temizler.

 

KARACİĞER BÜYÜMESİ, HEPATOMEGALİ

 

Karaciğer boyutunda normal üst sınır 14 cm dir. Bunun üstüne hepatomegali denir. Karaciğerin muayenede ele geliyor olması karaciğerin mutlaka büyük olduğu anlamına gelmez.  Akciğer sorunları nedeni ile karaciğer aşağı itilebilir ve bu durumda büyümüş zannedilebilir.

 

    *  Hepatomegali olmadan karaciğerin palpe edildiği durumlar şunlardır.

    *  Sağ diyaframın aşağı doğru yer değiştirdiği haller (amfizem, astım)

    *  Subdiyafragmatik lezyonlar (abse)

    *  Riedel lobu (sağ lobun inguinal bölgeye kadar uzandığı karaciğerin konjenital anomalisi)

    *  Astenik veya karın kasları zayıf kişiler

    *  Karaciğer derin soluk almada 1-3 cm aşağı inebilir.

    *  Safra kesesi, kolon kanseri yada ele gelen fekal (gaita) kitle hepatomegali ile karışabilir.

 

Dolayısıyla Hepatomegali radyolojik inceleme ile doğrulanmalıdır

 

HEPATOMEGALİ NEDENLERİ

 

Konjestif hepatomegaliler (karaciğer içinde kanın göllenmesine sebep olan durumlar)

 

    *  Sağ kalp yetersizliği

    *  Budd-Chiari sendromu (hepatik ven trombozu)

    *  Konstriktif perikardit

    *  Trikuspit yetersizliği

    *  Hepatik venüllerin tıkayıcı hastalığı (venooclusive disease)

 

Safra yollarında tıkanma

 

    *  Koledokta (Ana safra kanalı) darlık, taş, tümör vs

 

İnflamatuar bozukluklar

 

    * Yerel enfeksiyonlar-

          o  amibik veya pyojenik abseler

    * Diffüz enfeksiyonlar-

          o  viral hepatit,

          o  tbc , brucelloz, histoplazmoziz

          o  Tifo

          o  Sepsis

          o  İnfeksiyoz mononucleosis

          o  Sıtma, şistozomiasis, kala azar

 

Siroz (geç dönemde karaciğer küçülür)

 

İnfiltratif hepatomegaliler(değişik hücrelerce veya organik maddelerce karaciğerin içten içe işgali)

 

    * Kemik iliği ve retiküloendotelial hücreler

          o Ekstramedüller hematopoez

          o Lösemi,

          o lenfoma

    * Yağ

          o Karaciğer yağlanması (steatohepatit, alkol- diyabet-toksinlere bağlı)

    * Lipoidozlar

          o Amiloidoz

          o Hemokromatozis

          o Granülomatöz hastalık (tüberküloz, sarkoidoz)

 

Neoplazik (Kanserle ilgili) Hepatomegaliler

 

    * Primer(karaciğerin kendinden kaynaklanan)

    * Metastatik(Başka organlardan yayılıp gelen kanserler)

    * Kistik (içi sıvı dolu keseciklerle giden) Hepatomegaliler

          o Kist hidatik (Köpek veya benzeri yabani vahşi hayvanların dışkısından bulaşır) dışkılarınan bulaşır

          o Polikistik hastalık

 

Fizik Muayene

 

    Karaciğerin ele gelmesi ve ele gelirken aşağıdaki bazı özellikleri önemlidir.

 

        * –Hassasiyet

        * –Düzenlilik

        * –Kıvamı

        * –Keskinliği

 

Özellikler hakkında bazı detay noktalar:

 

    *  Hassas olması -- inflamasyon , hepatit

    *  kenar künt olması -- konjesyon (kalp yetmezliği)

    *  Karaciğerde pulsasyon -- Hepatojugular reflü, Triküspid yetmezliğinde pozitif, Budd chiari sendromunda (-) dir

    *  Karaciğerin venöz konjesyonu -- Ağrılı, yumuşak ve düzgün yüzeyli olurlar

    *  Enfeksiyon hastalıklarında-- KC ağrılı veya ağrısız, yumuşak veya sert olabilir. Sistemik infeksiyonun parçası olduğunda diğer bulgulara dikkat edilmelidir. Viral markerlar, seroloji, ve kültürler faydalıdır.

    *  İnfiltratif hastalıklar -Hücresel boyutda karaciğerin dokusunun işgale uğraması

          o  Kc büyük orta sert veya sert ve genelde ağrısızdırlar

          o  Birikebilen Maddeler: glikojen, lipid, galaktoz, amiloid, demir, bakır

          o  Hücreler:lösemi, lenfoma, myeloproliferatif hastalıklar sarkoidoz

    *  Kenar sert -sirotik karaciğer

    *  Ağrısız büyük safra kesesi-- pankreas başı ca ve kronik pankreatitde olabilir ikter ön plandadır

    *  Kaya sertliğinde- karaciğer tümör

    *  En çok büyüten hastalıklar-- karsinom, yağlı infiltrasyon, konjestif kalp yetmezliği, hodgkin hastalığı, amiloidoz

    *  KC boyutlarının hızla azalması --konjestif kalp yetersizliği, masif hepatik nekroz

    *  Frotman (karaciğer üstünde sürtünme sesi)à yeni yapılan biyopsi, tümör, perihepatit

    *  Venöz hum -- portal hipertansiyon

    *  Arteryel üfürüm -- Hepatosellüler karsinom (primer karaciğer kanseri)

 

LABORATUVAR

 

Hepatomegalide tanı için gerekli laboratuar tetkikleri

 

    *  Kan sayımı (anemi MPD sıtma)

    *  Transaminazlar (ALT, AST, ALP, GGT)

    *  Albumin

    *  Protrombin zamanı

    *  LDH (hemoliz?)

    *  AFP

    *  AKŞ, lipid profili

    *  Bilirübin

    *  Cu, seruloplazmin

    *  Fe, transferin

    *  Serolojik Testler

      (Gruber vidal, Wright, antiHAV IgM, HbsAg, AntiHBc Ig M, HBV-DNA; anti HCV; HCV-RNA, otoantikorlar, EBV serolojisi)

    *  PAakcgrafi(tbc ve konjestif kalp yetersizliği)

    *  PPD(tüberküloz cilt testi)

    *  Kemikiliğiaspirasyonvebiyopsisi.Bazı kan hastalıkları karaciğeri büyütebilir. Bu kan hastalıkları kemik iliği örneğinin incelenmesi ile tanısı konabilir. biyopside (lösemi, lenfoma, myeloproliferatif hastalıklar) ve kültürde (tbc, bru, histoplasmoziz) gibi hastalıkların tanısı konabilir.

    *  Karaciğerbiopsisi- karaciğer hastalığı alınan parçadan mikroskopla incelenerek, sebebi araştırılır.

    *  Görüntülemeyöntemleri(U/S, karaciğer ve safra yolları sintigrafisi, CT, MRI)

    *  Laparoskopi- Karın içini ince metal çubuklarla girerek gözle incelemek. Bu çubuklarrın ucunda görmeyi sağlayan kamera sistemi olur.

    *  Özofagoskopi- özofagusta (yemek borusunda) siroza ilerlemiş karaciğer hastalıklarında varisler oluşur. Bu varislerin görülmesi siroz şüphesini artırır.

 

Tüm bu testlerle tanı konduğunda hastalık sebebe göre tedavi edilir.

 

KARACİĞER BÜYÜMESİ, HEPATOMEGALİ

 

Karaciğer boyutunda normal üst sınır 14 cm dir. Bunun üstüne hepatomegali denir. Karaciğerin muayenede ele geliyor olması karaciğerin mutlaka büyük olduğu anlamına gelmez.  Akciğer sorunları nedeni ile karaciğer aşağı itilebilir ve bu durumda büyümüş zannedilebilir.

 

    *  Hepatomegali olmadan karaciğerin palpe edildiği durumlar şunlardır.

    *  Sağ diyaframın aşağı doğru yer değiştirdiği haller (amfizem, astım)

    *  Subdiyafragmatik lezyonlar (abse)

    *  Riedel lobu (sağ lobun inguinal bölgeye kadar uzandığı karaciğerin konjenital anomalisi)

    *  Astenik veya karın kasları zayıf kişiler

    *  Karaciğer derin soluk almada 1-3 cm aşağı inebilir.

    *  Safra kesesi, kolon kanseri yada ele gelen fekal (gaita) kitle hepatomegali ile karışabilir.

 

Dolayısıyla Hepatomegali radyolojik inceleme ile doğrulanmalıdır

 

HEPATOMEGALİ NEDENLERİ

 

Konjestif hepatomegaliler (karaciğer içinde kanın göllenmesine sebep olan durumlar)

 

    *  Sağ kalp yetersizliği

    *  Budd-Chiari sendromu (hepatik ven trombozu)

    *  Konstriktif perikardit

    *  Trikuspit yetersizliği

    *  Hepatik venüllerin tıkayıcı hastalığı (venooclusive disease)

 

Safra yollarında tıkanma

 

    *  Koledokta (Ana safra kanalı) darlık, taş, tümör vs

 

İnflamatuar bozukluklar

 

    * Yerel enfeksiyonlar-

          o  amibik veya pyojenik abseler

    * Diffüz enfeksiyonlar-

          o  viral hepatit,

          o  tbc , brucelloz, histoplazmoziz

          o  Tifo

          o  Sepsis

          o  İnfeksiyoz mononucleosis

          o  Sıtma, şistozomiasis, kala azar

 

Siroz (geç dönemde karaciğer küçülür)

 

İnfiltratif hepatomegaliler(değişik hücrelerce veya organik maddelerce karaciğerin içten içe işgali)

 

    * Kemik iliği ve retiküloendotelial hücreler

          o Ekstramedüller hematopoez

          o Lösemi,

          o lenfoma

    * Yağ

          o Karaciğer yağlanması (steatohepatit, alkol- diyabet-toksinlere bağlı)

    * Lipoidozlar

          o Amiloidoz

          o Hemokromatozis

          o Granülomatöz hastalık (tüberküloz, sarkoidoz)

 

Neoplazik (Kanserle ilgili) Hepatomegaliler

 

    * Primer(karaciğerin kendinden kaynaklanan)

    * Metastatik(Başka organlardan yayılıp gelen kanserler)

    * Kistik (içi sıvı dolu keseciklerle giden) Hepatomegaliler

          o Kist hidatik (Köpek veya benzeri yabani vahşi hayvanların dışkısından bulaşır) dışkılarınan bulaşır

          o Polikistik hastalık

 

Fizik Muayene

 

    Karaciğerin ele gelmesi ve ele gelirken aşağıdaki bazı özellikleri önemlidir.

 

        * –Hassasiyet

        * –Düzenlilik

        * –Kıvamı

        * –Keskinliği

 

Özellikler hakkında bazı detay noktalar:

 

    *  Hassas olması -- inflamasyon , hepatit

    *  kenar künt olması -- konjesyon (kalp yetmezliği)

    *  Karaciğerde pulsasyon -- Hepatojugular reflü, Triküspid yetmezliğinde pozitif, Budd chiari sendromunda (-) dir

    *  Karaciğerin venöz konjesyonu -- Ağrılı, yumuşak ve düzgün yüzeyli olurlar

    *  Enfeksiyon hastalıklarında-- KC ağrılı veya ağrısız, yumuşak veya sert olabilir. Sistemik infeksiyonun parçası olduğunda diğer bulgulara dikkat edilmelidir. Viral markerlar, seroloji, ve kültürler faydalıdır.

    *  İnfiltratif hastalıklar -Hücresel boyutda karaciğerin dokusunun işgale uğraması

          o  Kc büyük orta sert veya sert ve genelde ağrısızdırlar

          o  Birikebilen Maddeler: glikojen, lipid, galaktoz, amiloid, demir, bakır

          o  Hücreler:lösemi, lenfoma, myeloproliferatif hastalıklar sarkoidoz

    *  Kenar sert -sirotik karaciğer

    *  Ağrısız büyük safra kesesi-- pankreas başı ca ve kronik pankreatitde olabilir ikter ön plandadır

    *  Kaya sertliğinde- karaciğer tümör

    *  En çok büyüten hastalıklar-- karsinom, yağlı infiltrasyon, konjestif kalp yetmezliği, hodgkin hastalığı, amiloidoz

    *  KC boyutlarının hızla azalması --konjestif kalp yetersizliği, masif hepatik nekroz

    *  Frotman (karaciğer üstünde sürtünme sesi)à yeni yapılan biyopsi, tümör, perihepatit

    *  Venöz hum -- portal hipertansiyon

    *  Arteryel üfürüm -- Hepatosellüler karsinom (primer karaciğer kanseri)

 

LABORATUVAR

 

Hepatomegalide tanı için gerekli laboratuar tetkikleri

 

    *  Kan sayımı (anemi MPD sıtma)

    *  Transaminazlar (ALT, AST, ALP, GGT)

    *  Albumin

    *  Protrombin zamanı

    *  LDH (hemoliz?)

    *  AFP

    *  AKŞ, lipid profili

    *  Bilirübin

    *  Cu, seruloplazmin

    *  Fe, transferin

    *  Serolojik Testler

      (Gruber vidal, Wright, antiHAV IgM, HbsAg, AntiHBc Ig M, HBV-DNA; anti HCV; HCV-RNA, otoantikorlar, EBV serolojisi)

    *  PAakcgrafi(tbc ve konjestif kalp yetersizliği)

    *  PPD(tüberküloz cilt testi)

    *  Kemikiliğiaspirasyonvebiyopsisi.Bazı kan hastalıkları karaciğeri büyütebilir. Bu kan hastalıkları kemik iliği örneğinin incelenmesi ile tanısı konabilir. biyopside (lösemi, lenfoma, myeloproliferatif hastalıklar) ve kültürde (tbc, bru, histoplasmoziz) gibi hastalıkların tanısı konabilir.

    *  Karaciğerbiopsisi- karaciğer hastalığı alınan parçadan mikroskopla incelenerek, sebebi araştırılır.

    *  Görüntülemeyöntemleri(U/S, karaciğer ve safra yolları sintigrafisi, CT, MRI)

    *  Laparoskopi- Karın içini ince metal çubuklarla girerek gözle incelemek. Bu çubuklarrın ucunda görmeyi sağlayan kamera sistemi olur.

    *  Özofagoskopi- özofagusta (yemek borusunda) siroza ilerlemiş karaciğer hastalıklarında varisler oluşur. Bu varislerin görülmesi siroz şüphesini artırır.

 

Tüm bu testlerle tanı konduğunda hastalık sebebe göre tedavi edilir.

 

 

 

wilson hastalığı nedir?

 

Karaciğerde bakır safra yollarına atılır ve oradan barsağa geçen bakır vücuttan uzaklaştırılır. wilson hastalarında 13. kromozmda olan bir bzoukluk nedeni ile ATP7B proteini yapılamaz hale düşer. Bakırı atan bu protein görevini yapamayınca hepatositlerde bakır birikimi başlar. Biriken bakır önc ekaraciğerde daha sonra diğer organlarda hasar oluşturur.

 

Hasar oluşan ve etkilenen diğer organlar şunlardır:

 

    * beyin -putamen ve kaudat

    * kornea

    * böbrekler

    * eritrositler

    * eklemler

 

 

 

 

Epidemiyoloji

 

Wilson hastalığı ne sıklıkla görülür?

 

Wilson hastalığı en sık 6-20 yaşlarda görülerbilir. 5 yaş altında bulgu vermez. ilk bulguların 40 yaş üstü görünmesi ise %1-4 arasındadır.

 

milyonda 30 sıklıkta görülür.

 

otozomal resesif bir hastalıktır. bu şu anlama gelir.hem anne hemde baba bozuk geni taşıyor iken oluşan fetusta hastalık riski %25 tir.

 

 

Klinik Yakınmalar

 

wilson hastalığı klinik bulgular nelerdir?

 

 

 

    * 42% hepatik,

          o siroz, akut fulminan yetmezlik, kronik aktif hepatit

    * 34% neurolojik,

    * 10% pisikiyatrik,

    * < 10% hematolojik, endocrinolojik veya böbrek şikayetleri ile gelirler

    * 10-15% Coombs negatif intravaskülrt hemoliz (bakır eritrosit zarlarını okside eder)

    * ağızdan salya akması, konuşma  ve koordinasyon bozuklukları, amenore, dizartri, jinekomasti,gecikmiş puberte

 

 

 

 

Komplikasyonlar

 

wilson hastalığı komplikasyonları nelerdir?

 

 

 

    * bakır nefropatisi

          o proximal tubular disease (Fanconis, glucosuria),

          o acute tubular necrosis (ATN), veya

          o distal renal tubular acidosis (RTA) olarak görülebilir.

    o

    * bilürubin safra taşları, intravasküler aku meloiz nedeni ile olur.

    * ani serum bakırı yükselmelerinde akut intravasuküler hemoliz (coombs negatif hemolitik anemi krizi) ve akut fulminan hepatik yetmezlik olabilir.

    * böbrek taşları ve kalp rahatsızlıkları

 

 

 

 

Fizik Muayene

 

wilson hastalığı fizik muayene bulguları nelerdir?

 

    * davranış bzuklukları, hemolize bağlı solukluk veya sarılık

    * ağızdan salya akması

    * slit -lamp muayenesinde göz bulguları

    * Kayser-Fleischer (KF) halkası: kornea nın desement zarında olur. nörolojik bulguları olanda vardır. 1-3 mm ve korneanın üst kesimlerinde görülür.

    * katarak :sunflower cataracts - ayçiçeği karatarktı , tedavi ile K_F halkalarından daha çabuk geriler

    * Jinekomasti

    * hepatomegali, hepatik hassasiyet

    * hareket bozuklukları, tremor, koordinasyon bozukluğu, maske yüz,distoni ve atetoz görülebilir.

 

 

 

 

Tanı

 

wilson hastalığı tanısı nasıl konulur?

 

Tanı için yapılması gereken testler

 

    * KF halkası,

    * düşük seruloplazmin ( eğer > 30 mg/dL üzeri olursa tanı ekart olur),

    *  serbest serum bakırı,

    * idrarda bakır atılımı,

    * karaciğer biyopsisi ile karaciğerde bakır miktarı,

    * seuloplasmin e radyoaktif bakır yüklemesi

 

kesin tanı için olması gereken şartlar

 

    * KF halkası + düşük seruloplasmin

    * düşük seruloplasmin + karaciğer kuru dokuda bakır > 250 mcg/g olması

    * KF halkası + hepatic copper > karaciğer kuru dokuda bakır > 250 mcg/g olması

 

yapılacak testler

 

    * ceruloplasmin,

          o %85-95 düşer, akut faz reaktanı olduğu durumlarda kaut olay geçtikten sonra tekrarlanmalıdır.

    * slit lamp göz muayenesi,

    * 24-saat idrarda bakır,

          o > 100 mcg/24 saat, yakınmalı hastalarda

    * serbest bakır artar

    * CBC, PLT, idrar tetkiki

    * AST> ALT olabilir alkolik hepatitde olduğu gibi

    * D-penisilinamin provakasyon tesi

          o seruloplasmin ve 24 saat idrarda bakır testleri ile tanı konamazsa 500 mg d -penisilinamin verilip 24 saat idrar toplanır. >500 mg idarda bakır çıkarsa tanısaldır. 100-500 mg arası değerlerde karar verilemez.

 

Görütüleme

 

    * T2-MRI da kaudat ve putamende atrofi ve yoğunluk artışı

    * Beyinde fokal kavitelerle giden dejeneratif değişiklikler

 

 

 

 

Ayırıcı tanı

 

wilson hastalığndaı ayırıcı tanılar nelerdir?

 

 

 

    * bilyer tıkanıklıklar

    * alkolik siroz

    * kriptojenik siroz

    * ITP,

    * viral veya ilaca bağlı hepatitler

 

 

 

 

Önleme ve proflaksi

 

wilson hastası olan kişilerin yakınlarında tarama nasıl olmaldıır?

 

    * aile efradı slit lamp göz muayenesi ve seruloplazmin düzeyi bakarak taranmalıdır.

    * 4 yaş altında taramaya gerek yoktur.

 

 

 

 

Tedavi

 

wilson hastalığı tedavisi nasıl yapılır?

 

Diyet:

 

    * düşük bakır diyeti (kabuklu su hayvanları, karaciğer, kabuklu yemişler, çukulata, mantarlardan sakınılmalıdır)

    * yumuşatıcı kullanılan sulardan kaçının

 

İlaçlar:

Çelasyon: ömür boyu sürmelidir. çelasyonun ani kesilmesinde oluşacak ani bakır yükselmesi ölümcü karaciğer yetmezliği ve akut hemolize yol açabilir.

 

    * D-penicillamine (dimethylcysteine) ilk tercihtir. serum bakırını düşürür

          o başlangıçta 1-2 g/gün 4 dozda yemeklerden 30 dak önce veya 2 sat sonra verilir.

          o idame dozu 0.5-1 g/gündür, maksimum doz 3-4 g/güne acil durumlarda çıkılabilir.

          o Beraberinde piridoksin 25 mg/gün verilmelidir.

          o Tedavi başlangıcında ilk günlerde yakınmalarda geçici artış olabilir.

          o Yan etkiler:

                + Erken hipersensitivite: % 20, ilk 1-3 haftada

                      # ateş

                      # kaşıntılı makulopaüler döküntüler

                      # LAP

                      # granulositopeni

                      # trombositopeni

                      # bu durumda ilaç 0.25 g/gün e düşülür ve günde 20-30 mg prednison eklenir. hipersensitivite ortadan kalkınca ilaç 2 haftada tam doza döülür, daha sonra steroid yavaşçca kesilir.

                + Geç reaksiyonlar: % 3-7%

                      # Nefrotik sendrom

                      # Goodpasture-benzeri sendrom

                      # İlaç-güdümlü lupus,

                      # Kolestaz

                      # Disgeuzi

                      # myastenia gravis,

                      # IgA eksikliği

                      # polimyozit

                      # trombositopeni

                      # Agranulositoz

                      # aplastik anemi

                      # hemorajik penicillamin dermatopatisi

                      # bozulmuş yara iyileşmesi- ameliyatlar önsesi dozu azalat , 0.25-0.5 g/gün

                      # elastosis perforans serpiginosa (EPS)

                      # pemfigus

                      # lichen planus

                      # aftöz stomatit

    * EDTA (trientene, triethylene tetramine dihydrochloride) - serum bakırını artırır

          o 

                + 750-2,000 mg/gün üç dozda ve aç karnına alınır.

                + Demiri de çelate ettiğinden beraberinde demir replasmanı gerekebilir.

                + extrapiramidal bulgular düzelmeyebilir.

    * Çinko- Bakırın intestinal emilimini azaltır

          o 

                + elemental çinko sulfat veya asetat formu 150 mg gün yemeklerden 1 saat önce üç bölünmüş dozda verilir.

                + Asetat formu daha az GİS irritasyonu yapar.

                + çinko asetat, tükrük, mide özsuyu ve safraya salınan bakırın geri emiliminide engeller.

 

 

 

    * tetrathiomolybdate  nörolojik bulguları düzeltmede trientenden daha etkilidir.

          o  3x20 mg gün yemek aralarında kullanılır.

          o Çinko sulfat ile beraberde kullanılabilir.

          o ammonium tetrathiomolybdate 120-410 mg/gün dozda kullanlabilir.

 

Cerrahi:

 

    * fulminan karaciğer yetmezliğinde karaciğer nakli gerekir.

    * ileri evre siroz gelişenlerde karaciğer nakli

 

 

 

 

wilson hastalığında tedavi nasıl takip edilmelidir?

 

tedavi esnasında rutin takip yapılacak parametreler

 

    *

      serum bakır ve seruloplazmin

    *

      Karaciğer enzimleri ve INR

    *

      Fizik muayene

    *

      tedavi alırken yılda bir 24 saatte idrarda bakır ölçümü

    *

      tam kan sayımı,

    *

      idrar tetkili, d- penislinamin alanlarda proteinürü yönünden

 

yapılmalıdır.

 

 

 

 

 

 

Çocukta Hepatomegali Sebepleri

I. Infeksiyonlar/inflamatuar durumlar:

 

       1. TORCH infeksiyonları

       2. Viral hepatitler

       3. Hepatik abse

       4. Parazitler:Visc. larval migrans, schistosomiasis, liver flukes

       5. Toksinler, ilaçlar

       6. Safra yolları tıkanıklıkları

 

II. Karaciğer konjesyonu (karaciğer kan akımın zorlanması ve karaciğerde kan göllenmesi)

 

       1. Sirozs/Wilson hastalığı

       2. portal ven, splenik ven darlıkları.

       3. Myeloid metaplazi

       4. Vinyl chloride

       5. Bilyer atrezi

       6. Sağ kalp yetmezliği

 

III. Depo hastalıkları

 

       1. Glikojen depo hastalığı

       3. Gaucher hastalığı

       4. Neimann-Pick hastalığı

       5. Porfiriler

       6. Amiloid

       7. Wilson hastalığı- bakır

 

IV. Infiltratif (işgal edici)

 

       1. Erythroblastosis fetalis

       2. Metastatic kanserler

       3. Histiositoz

       4. Lösemi, lemfoma

       5. Hepatoma

       6. Hepatic hematopoez

       7. Hemochromatoziz

       8. Amiloid

 

V. Intrinsik karaciğer hatalıkları.

 

       1. Siroz

       2. konjenital hepatik fibroz

       3. Multiksitik karaciğer/böbrek hastalıkları.

       4. Herediter hemorajik telanjiektazi

 

VI. Kuppfer hücre proliferasyonu (aşırı çoğalması)

 

       1. Sepsis

       2. Granulomatöz hepatit

       3. A Hipervitaminozu

 

 

 

Siroz

 

Siroz, karaciğerde kronik olarak hasar yapan ki birçok hastalığın son evresidir.

 

    * Hepatit B ve C gibi  viral hastalıklar,

    * Non alkolik steatohepatit (nash)

    * Alkol

    * Hemokromatoziz

    * Otoimmun hepatit

    * Primer bilyer siroz

    * Primer sklerozan kolanjit

    * Wilson hastalığı,

    * Diğer depohastalıkları

 

 karaciğerde için için devam eden bir iltihaplanmaya yol açarlar. Bu kronik sürecin sonucu olarak, karaciğer kendi dokusunu kaybederken, yerine fibroz doku geçer. Fibroz doku, karaciğerin yaptığı hiçbir görevi yapmadığı gibi, karaciğerde çekintilere yol açarak, karaciğerin sertleşmesine, küçülmesine neden olur.

 

siroz

 

Siroz gelişmiş karaciğer, günlük görevlerini yapamadığı ilk gibi, içinden geçen kan dolaşımına da engel olur.

 

Siroz hastalarında bir süre sonra bazı komplikasyonlar ortaya çıkar.

 

    * Assit

    * Ayaklarda ödem

    * Kan kusma

    * Bilinç bulanıklığı

    * Sarılık

 

gözde sarılık

 

    * Ciltte örümcek benzeri – küçük damar ağları

    * Kuvvetsizlik

    * Kilo kabı

    * Cinsel duygu kaybı

    * Kanayan hemoroidler

 

Ek bulgu ve yakınmalar:

 

    * İdrar miktarında azalama

    * Genel ödem

    * Soluk ve kil rengi dışkı

    * Diş eti ve burun kanamaları

    * Ginekomasti- erkeklerde meme büyümesi

    * Karın ağrısı

    * Hazımsızlık

    * Ateş

 

Yakınmalar sinsice gelişir veya bazen yakınma olmayabilir.

Bulgu ve testler

 

Büyümüş bir karaciğer ve dalak , şiş bir karın, sarılıklı gözler, ciltte örümcek benzeri damar ağları, ginekomasti,  palmar eritem (avuç içi kızarıklığı),  testislerde küçülme, parmaklarda kontraksiyonlar, karın duvarı venlerinde belirginleşmeler görülebilir.

 

 siroz ve assit sıvısı

Karaciğerde sorun olduğunu gözteren testler:

 

    * Anemi (tam kan sayımı)

    * Pıhtılaşma bozuklukları 

    * Yükselmiş karaciğer enzimleri

    * Bilirübin yüksekliği

    * Düşük serum albumin

    * Karaciğer büyümesi veya küçülmesi

 

Karaciğer biyopsisi siroz tanısı teyit ettirir.

 

Diğer bozukluklar:

 

    * Kolesterol 

    * Kompleman düzeyleri

    * Alpha-fetoprotein

    * Renin düzeyi

    * Serum magnezyum düzeyi

 

Tedavi

 

Tedavi de hedef sirozun komplikasyonlarına müdahele ve karaciğerin daha fazla ilerlemesini durdurmaya yönelik olmalıdır.

 

    * Zararlı ilaçlar ve alkol bırakılmalıdır. 

    * Kanayan özofagus varisleri gastrokopi ile band ligasyonu veya sklerozan ajan injeksiyonu ile tedavi edilmelidir. 

    * Karında toplanan asit sıvısı diyüretikler, tuz ve su kısıtlama, ve asit sıvısının boşaltılması (parasentez) metodları ile tedavi edilir. 

    * Pıhtılaşma bozuklukları kan ürünleri (taze donmuş plazma) veya vitamin K enjeksiyonları ile tedavi edilmeye çalışılır.

    * Ensefalopati- hepatik prekoma veya koma- laktuloz, antibiotikler, protein kısıtlaması ile tedavi edilir. 

    * Enfeksiyonlar antibiyotikler ile tedavi edilir. 

    * Siroz ilerler ve hayat tehdit edici hale gelirse – karaciğer nakli yapılmalıdır.

 

Komplikasyonlar

 

    * Özofagus varisleri

    * Portal hipertansiyon

    * Hepatik ensefalopati

    * Asit

    * Bakterial peritonit- asit sıvısının bakterileri ile enfekte olması

    * Sepsis

    * Karaciğer kanseri (hepatosellüler karsinom)

    * Böbrek yetmezliği (hepatorenal sendrom)

    * TIPS (transjugular intrahepatic portosystemic shunt) işlemi bu komlikasyonların bazılarında uygulanan ve portal basıncı düşürmeye yarayan bir şant işlemidir.

 

Önleme

 

Alkolden uzak durunuz.

 

Damar içi uyuşturucu ilaçlar, diğer uyuşturuculardan uzak durunuz.

 

Hepatit B ve hepatit a aşılarını olunuz.

 

 

 

 

Kronik hepatit b

 

Genel Bilgi:

 

 Dünyada yaklaşık 350 milyon kişi infektedir. Ülkemizde toplum sıklığı bölgelere göre değişmekle beraber % 5-9 arasında değişen sıklığı vardır. Bazı kişiler virüsü sadece taşıyor olsada bir kısmında kronik karaciğer hastalığı ve karaciğer harabiyetine gitmektedir. Bunun sonucu hastada oluşan ileri hastalıklar  siroz ve karaciğer kanseridir. Hastalığın seyri virüsü bebek iken veya ileri yaşlarda alınmasına göre değişir.

 

Erişkinde ani olarak başlayan halsizlik kırgınlıkla giden ve beraberinde sarılığında eşlik edebildiği akut hepatit tablosunu yapar.   Virüsü alan kişi virüsü vücuddan atamadığı takdirde, taşıyıcı veya kronik aktif hepatit B denilen süreğen durumlar ortaya çıkarabilir.

 

Bununla birlikte basit bir aşılama ile korunma mümkündür.

 

Kronik hastaların tedavisinde hergün daha başarılı ilaçlar üretilmektedir.

 

 Hastalığın yayılması ve istatistiki bilgileri

 

    *  HBV virüsü doğumda alınırsa %90 kronikleşir.

          o 1-5 yaşlarında alınırsa Ü %25-50 kronikleşir.

          o erişkinde alınır ise Ü %5 dir.

    *  Bulaşma yolları

          o  Kan ve kan ürünü transfüzyonu

          o  İğne batması, kulak delme, tatuaj gibi yollar

          o Cinsel temas (kondom veya prezervatif ile korunmak gerekir veya evlenmeden önce eşi aşılanmalıdır)

          o Doğum esnasında ve doğumdan hemen sonra bulaşma

                + Gebelerin rutin kontrollerinde bakılmalı ve hepatit B virüsü varlığı gebelik esnasında tesbit edilmelidir.

                +  Yenidoğan doğduğunda bir omuzdan koruyucu diğer kolundan aşı yapılmalıdır. %90 ın üzerinde koruyucudur.

          o  Hepatit b taşıyan bir kişiden organ nakilleri

          o  Sivrisinek ile bulaş hayvanlarda bildirilmesine rağmen insanda dökümante edilmemiştir.

          o Anne sütünde HBV gösterilmiştir. Ancak anne sütünden bulaş gösterilememiştir.

 

 Yüksek riskli gruplar

 

        * Sağlık personelleri: cerrahlar, patologlar, lab teknisyenleri, dişciler.

        * Aktif homoseksüeller.

        * Fahişeler (heteroseksüeller).

        * Hemodializ hastaları.

        * Devamlı kan almak zorunda olanlar. (hemofililer ve talasemi major gibi).

        * Bakımevi hastaları, bakıcıları ve yakınları.

        * IV ilaç kullanıcıları.

 

 

 

TANI

 

    * Serolojik olarak kandan konur.

    * Hbs Ag + ise virüs vardır.

    * Anti hbs + ise hasta virüsü yenmiş ve korunur durumdadır.

    * Anti Hbc IgM yakında geçirilen akut hastalığı gösterir.

    * Diğer kan testleri

    * HBV DNA ölçümleri

 

 

 

KLİNİK BULGULAR

 

Çocuklarda şikayetler daha az belirgin ancak kronikleşme fazla iken erişkinde yakınmalar daha şiddetli belirgin olurken kronikleşme daha azdır.

 

 

 

AKUT HEPATİT B

 

   kuluçka dönemi 1-4 aydır. Virüs yükü fazla ise bu süre kısalır.

 

Çabuk yorulma, bulantı kusma, hafif ateş, kas ağrısı, tat ve  koku alma değişiklikleri, 1-3 ayda hastalar iyileşir. Karaciğer enzim testleri normale geldikten sonrada bazı hastalarda halsizlik devam edebilir.

 

    Bazı akut hepatitlerde ölümcül (Fulminan) yetmezlik gelişebilir. Bunlarda bilincçte bozulma görülür.

 

   Fizik muayenede sarılık, karaciğer ve dalak büyümesi görülebilir. Karaciğer bölgesi ağrılı ve hassas olabilir. Ölümcül yetmezlik formunda karaciğer giderek küçülebilir.

 

 

 

KRONİK HEPATİT B

Belirti ve bulgular

 

    *

 

         Kronik HBV yakınmasız olabilir veya yorgunluk gibi özgül olmayan bir belirti verebilir. İleri derecde ise sarılık görülebilir. Hafif hassas bir karaciğer büyümesi, ileri olgularda dalak büyümesi olabilir. Cilde örümcek benzeri damarlanmalar, avuç içi kızarması görülebilir. Siroz gelişti ise karında su toplanması asit, sarılık, yemek borusunda oluşan varislerde kanama, ayaklarda şişlik ve koma ve yarı-koma görülebilir.

 

 

 

karaciğer dışı hastalıklarda yapabilir.

 

 Bir çoğu HBV ye bağlı oluşan antijen-antikor kompleksleri ile alakalı olduğu kabul edilir.

 

    *

 

      Serum sickness disease

    *

 

      Poliarteritis nodosa

    *

 

      Glomerulonefritis

    *

 

      Esansiyel mixed kriyoglobulinemi

    *

 

      Papuloacrodermatitits (Gianotti’ ds)

    *

 

      Aplastic anemi

 

 

 

Tedavi

 

 interferon

 

 Tedavide pegile edilmiş interferon denilen 6 ay- ila 12 ay kadar süren iğne tedavisi verilmektedir. Bu tedavi ile sınırlı süre tedavi alınır. Kalıcı olarak virüsten kurtulma %15-30 arasında değişmektedir.

 

Yan etkileri

 

Başlangıçta grip benzeri yakınmalar

 

Yorgunluk

 

hafif saç dökülmesi

 

trombositopeni ve nötropeni

 

hipo ve hipertiroidi. (Tiroid bezinin az veya çok çalışması)

 

Duygusal ve davranışsal bozukluklar (anksiyete , irritabilite ve depresyon gibi)

 

 Ağızdan alınan ilaçlar- Antiviral ajanlar

 

 Ağızdan alınan haplarda tedavide kullanılmaktadır.

 

Bu tedavilerde virüsten tamamen kurtulma ve ilacı bırakılabilmesi günümüzde mümkün değildir. Bu ilaçlar alındığı sürece virüsü baskılayarak faydalı olurlar.

 

 LAMUVİDİNE – Zeffix

 

 ADEVOFİR - Hepsera

 

 ENTACAVİR- Baraclude

 

 

 

Bu ajanlar genelde yan etki yönü ile daha kabullenilebilirdirler. Yan etkileri arasında, kan yıkılması (hemoliz) , böbrek sorunları yapabilirler. Virüsler yıllar içinde bu ilaçlara belirli oranlarda direnç geliştirebilirler.

 

 

 

 

Hepatit B li hastalarda gebelik ve emzirme

 

Hepatit B ve gebelik ve emzirme

 

Hepatit B virüsü taşıyan annelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riski vardır. Bununla birlikte doğum sonrası anneden çocuğa geçiş krounma yapılmaz ise %90 ları bulmkata ve bu çocuklar ileride kronik taşıyıcı ve kronik hepatit B ile yüzyüze kalmaktadır.

 

Doğumdan hemen sonra ilk 12 saatte bir omuzdan H-BIG (hiperimmun globulin G)diğerinden ise hepatit B aşısı yapılmalıdır. Bu  uygulama ile %90 üzerinde korunma sağlanır.

 

Anne sütü ile bulaş %5 lerde kabul edilir. Pratikte yok kabul edilebilir görenler olduğu gibi meme başındaki çatlakardan çocuğa bulaşın önemli olabileceğini savunanlarda vardır. Aşı uygulaması olamayan ülkelerde hepatit B li annenin emzirmeyi kesmesi önerilmez. Bu durumda mümkünse hepatit B olmayan bir süt anne uygulaması daha güvenilir bir metoddur.

 

 

Önleme ve proflaksi

 

Hepatit B li gebe hastalarda hangi doğum şekli önerilir?

 

Hepatit B li gebelerde sezeryan her ne kadar çocuğa bulaşı azaltabileceği varsayılarak önerilsede, aşılamalar ile birlikte normal doğumla sezeryan arasında doğum sonrası bulaşda fark yoktur. pasif immun globulin ve aşılar daha belirleyicidir. Bu yüzden Dünya sağlık örgütü hepatit B li annelerde sezeryan ile doğumu önermez.

 

 

Hepatit B li gebe anneden doğan bebeklere korunma için ne yapılmalıdır?

 

Bu bebeklere ilk oniki saatte bir omuzdan H-BIG hiperimmunglobulin B diğerinden hepatit B aşısı yapılmalıdır. Aşılar doğumda ,birinci ayda ve altıncı ayda olmak üzere tekrarlanmalıdır.

 

bu yaklaşımla >%90 üzerinde korunma sağlanır.

 

HBe + olan annelerde HBe ag - olan annelere göre bulaş riski daha fazladır.

 

Aşı ve pasif immunglobulin verilmesiği takdirde bebeğe bulaşma oranı %90 ların üzerindedir. bu çocuklar uzun süre kronik taşıyıcı olurlar ve bir süre sonra kronik hepatit B gelişme riski fazladır.

 

Kronik hepatit B hastalarda siroz ve karaciğerinden ölme riski %15-25 oranındadır.

 

Aşı olma imkanı olmayan az gelişmiş ülkelerde bebeklerin emzirmesi kesilememlidir. zira emzirilmeyen bebeklerdeki daha erken ölüm riski hepatit b ye bağlı jomplikasyonların önüne geçer.

 

 

 

Hepatit C nedir?

 

Hepatit C , hepatit C virüsü (HCV) tarafından oluşturulan bir karaciğer hastalığıdır. Virüs hastanın kanında ve karaciğer hücrelerinde yer alır. enfekte kişinin kanı ile temas sonucunda başka kişilere geçebilmektedir.

 

Yakınması olmayan ve tesadüfen Hepatit C virüsü taşıdığını öğrenen birisi neler yapmalıdır?

 

    * Bir gastroenteroloğa başvurmalıdır.

    * ALT, AST, Kantitatif HCV RNA testi yaptırmalıdır. Bunların sonucuna göre tedavi alıp almayacağınız belirlenecektir.

    * Hepatit B den farklı olarak bu hastalarda ALT ve AST normal iken de tedavi almaları söz konusudur.

    * Alkol içmeyiniz

    * Almakta olduğunuz tüm ilaçları ve bitkisel ajanları doktorunuza bildiriniz.

    * Hepatit A ve Hepatit B için aşılarınız olunuz.

 

Risk Faktörleri

 

Hepatit C virüsünü nasıl almış olabilirim?

 

HCV genel olarak enfekte bir kişinin kanı ile temas sonunda bulaşır.

 

    * Uyuşturucu hiç kullandınız mı?

    * Pıhtılaşma hastalığınız varmı, hemofili gibi, ve hiç kan ürünü veya pıhtılaşma faktör tedavisi aldınız mı?

    * Size kan transfüzyonu yapıldımı? ve organ nakledildimi?

    * Diyaliz hastasımısınız?

    * Sağlık çalışanımısınız, elinize kan alınan enjektörlerden batma oldumu? veya elinize baikalarının kanı temas ettimi?

    * your mother had hepatitis C at the time she gave birth to you.

    * Sizin doğumunuz döneminde anneizde hepatit c varmıydı?

    * hepatit c li biri ile aynı evde yaşarken diş fırçası ve traş bıçağı gibi üzerinde kan olma ihtimali olan şeyleri paylaştınızmı?

 

Cevaplarınızdan biri veya fazlası pozitif ise bu yollarla hepatit c virüsü kapmış olabilirsiniz.

 

Hepatit C hastasıyım, başkalarına bulaştırmamak için nasıl davranmalıyım?

 

    * Kan, organ, doku veya sperm bağışında bulunmayın.

    * diş fırçası, traş bıçağı veya benzeri üzerinde kanınınız olabilecek eşyalarınızı başkaları ile paylaşmayın.

    * Kesiklerinizi veya açık yaralarınızı kapatın.

    * uzun süredir tek ve sabir bir cinsel partneriniz var ise ona HCV bulaştıma şansınız çok düşüktür. cinsel aktivitelerinizde değişiklik yapmanıza gerek olmaz. bu düşük oranıda kaldırmak isterseniz, latex preservatifler kullanabilirsiniz. bu arada eşinizi anti hcv varlığını açısından test edilmesi ve durumunun bilinmesi kararlarınızda yol gösterici olabilir. örneğin eşiniz anti hcv pozitif ise korunmaya hiç gerek yoktur. 

 

 

Kronik hepatit C de eşlere cinsel bulaş söz konusu mudur?

 

% 5 oranında cinsel bulaş söz konusudur. bu oranın düşüklüğü nedeni ile aşlar arası prezervatif ile korunma yapılıp yapılmaması eşlere bırakılabilir.

 

Kronik hepatit C li anneden doğan çocuklarda durum nedir?

 

Kronik Hepatitli annelerden doğan her yüz çocuğun 5 inde  (%5) hepatit C virüsü doğum sonrasında rastlanır. bu durumu engellemek için şu an yapılacak bir şey yoktur. ancak bu çocukların takiplerinde şu ana kadar ki bulgularla sorun oluşturmadıkları görülmektedir. yıllar sonra değişen bir durum olurmu? bu konuda bilimsel veriler henüz yoktur.

 

Kronik hepatit C li kişilerin yaşantısında bir kısıtlama yapılması gereklimidir?

 

Hayır.

Bu kişilerin iş hayatında, okulda, oyunlarda, çocuk bakımında ve diğer işlerde hepatit c durumuna göre bir kısıtlanmaya tutulmaları gereksizdir.

 

Hepatit C virüsü hangi şekillerde bulaşmaz?

 

Hepatit C virüsü şu yollarla bulaşmaz

 

    * Süt emzirme

    * Hapşurma

    * öpmek, sarılmak

    * Öksürme

    * bardak , kaşık ve çatalların ortak kullanımı

    * gıda ve su ile

    * tesadüfi dokunma

 

 

Tedavi

 

Kronik hepatit C nin tedavisi varmıdır?

 

Pegile interferon ve ribavirin kombinasyonu ilk seçenektir..

tedavi ile virüsten tamamen kurtulma şansı Ib tipi HCV için %50 lerde , diğerlerinde %90 lara kadar çıkmaktadır.

 

Interferon monotherapisi ribavirin kullanılması kontraendike olan kişilerde yapılır. ribavirin tek başına kronik hepatit C etkisizdir.

 

Prognoz

 

Hepatit C nin prognozu nasıldır?

 

Hepatit C bazı kişilerde ciddi seyrederken bazılarında yavaş seyirli olabilmektedir. Akut hepatit C geçirdiktikten sonra %20 hastada yaklaşık 20 yılda siroza ilerleyiş olabilmektedir. bu hastaların bir çoğunda yakınma yoktur. veya hafif bir kronik halsizlik vardır. bir çoğu başka bir nedenle incelenirken karaciğer enzimlerinin yüksekliği ile tesbit edilebilir.

 

günümüzde klasik tedavisi pegylated interferonler+ ribavirin ile tedavi şansı %60-90 lara kadar yükselmiştir.

 

 

Karaciğer enzim yüksekliği yapan ana sebepler  ve yapılması gereken testler aşağıdadır.

 

6 ayı aşan karaciğer enzim yüksekliklerinde sebep bulunamaz ise mutlaka karaciğer iğne biyopsisi yapılmalıdır.

 

Sebebi anlaşılan karaciğer enzim yüksekliği durumlarında yapılacak tedavi planını belirlenmesi için karaciğer biyopsi yapılabilir.

 

Buna doktorunuz karar verecektir.

 

En sık sebepler:

 

    * viral hepatitler

          o Hepatit B, C, A, Delta

            

                + Testler:  HBs ag, anti hbs,  anti hcv, hav IG G , hav  IgM,  anti delta (akut yükseliklerde tümü, kronik orta seviyeli yüksekliklerde seçici olunmalıdır)

    *  NASH

          o non alkolik hepatosteatoz

                + diğer sebepler ekart edilerek tanı konur

                + abd usg  de hepatosteatoz görülür.

    * Alkolik hepatitler

          o öyküden anlaşılır

    * hemokromatoziz

          o Serum demiri, demir bağlama kapasitesi, ferritin, transferrin saturasyonu

    * alfa 1 antitripsin eksikliği

          o kanda alfa 1 düzeyi

          o protein elektroforezinde alfa bandının görülmemesi

 wilson hastalığı

 

    * kanda seruloplazmin düzeyi

    * 24 saat idrarda bakır düzeyi

 

Otoimmun hepatit

 

    * ANA, ASMA, Anti LKM1, p-ANCA vb

 

primer bilyer siroz

 

    * AMA-M2

alıntı; saglikdanis.com

 

KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİ:

 

 

 

Bu bölüm danışmanlarımızdan Doç.Dr.Oral Saygun gözetiminde Araş.Gör.Dr.Oktay Aydın tarafından hazırlanmıştır.

 

KCFT: Günlük hayatımızda rutin labratuvar tetkikleri esnasında istenen bazı karaciğer fonksiyon testleri ve böbrek fonksiyon testleri hakkında hastalara aydınlatıcı bilgileri bu alanda bulabilirsiniz.

 

AST (SGOT):

Normal değerler: 10-34 U/L

   Özellikle karaciğer başta olmak üzere, pankreas,  kas dokusu ve pek çok hücrede, hücre içi olarak yer alan bir enzimdir. Karaciğer hastalıklarına belirgin olmak üzere , bazı kalp hastalıklarında, travmalar sonrasında yükselebilen bir enzimdir.Bununla birlikte böbrek yetmezliği ve B vitamini eksikliklerinde düzeyi azalabilir

 

ALBUMİN:

Normal Değerler: 3,8-5,4 g/dl

 Albumin; Karaciğer tarafından sentezlenen ve  pek çok iyon, metabolit, ilaçları bağlayan bir proteindir. Karaciğer sirozu, malnutrisyon dediğimiz bir tür beslenme bozuklukları , kanser hastaları gibi pek çok hastalıkta albümin değeri düşer.

 

ALKALEN FOSFATAZ:

Normal Değerler: : 30-90 U/L(çocuklarda bu değer 300e kadar çıkabilir)

Vücuttaki alkalen fosfatazın büyük bir kısmı osteoblastlar tarafından oluşturulur. Karaciğer ,pankreas hastalıklarında, safra yollarının taş ile tıkanmasında Paratiroid bezin fazla çalıştığı durumlarda, bazı kemik hastalıklarında değerleri yükselebilir

 

ALT (SGPT):

Normal değerler:9-43 U/L

Siroz, akut hepatit gibi karaciğer hastalıkları, kalp krizleri, kullanılan bazı ilaçlara bağlı kan değeri yükselebilir.

 

AMİLAZ:

Normal değerler: <82 U/L

Başlıca üretim yeri pankreas olması sebebiyle özellikle akut pankreatit, kronik pankreatit, kolesistit gibi rahatsızlıklarda kan değeri yükselir. Ayrıca ülsere bağlı perforasyon(delinme) safra kesesi taşlarında da değeri yükselebilir.

 

BİLİRUBİNLER:

Normal Değerler: Total Bilirubin: <1,0mg/dl

Direkt Bilirubin: <0,25mg/dl

Bilirübin kandaki eritrosit(kırmızı küre) lerin parçalanması sonucu ortaya çıkar. Bazı metabolik hastalıklar, karaciğer hastalıkları, safra yolları hastalıkları, yada kan kırmızı kürelerin vücutta hızlı yıkılmalarını takiben kanda değerleri yükselebilir.

 

GGT (GAMAGLUTAMİLTRANSFERAZ):

Normal değerler: 11-43 mg/dl

Karaciğer hastalıklarında ve özellikle alkole bağlı karaciğer hastalıklarında daha değerli bir enzimdir. Ayrıca safra kesesi taşı, bu taşa bağlı safra yolları tıkanıklığı, pankreas hastalıklarında da kan değeri yükselir..

 

ÜRE :

Normal değerler:10-50 mg/dl

İnsan vücudunda metabolizma sonrası karaciğerde oluşan azotun yaklaşık %95'i böbreklerden atılır. Atılan azotun çok büyük bir kısmını ise üre meydana getirir(yaklaşık%80) .Doğal olarak böbrek fonksiyonlarındaki bozulma durumunda ürenin kan değeri yükselir.

 

ÜRİK ASİT:

Normal değerler:3,4-7,0 mg/dl

Üretilen ürik asitin ¼ ü sindirim sistemi kalan ¾ lük kısmı ise böbrekler yoluyla atılır. Gut hastalığı bazı metabolik hastalıklar, kan yıkımı ile birlikte giden anemiler, bazı malign(kanser) hastalıklarda kan değeri yükselebilir.

 

KREATİNİN:

Normaldeğerler:0,7-1,5mg/dl

Glomerüler filtrasyon hızı dediğimiz böbreğin süzme hızını değerlendirmede kullanılan bir değerdir. Böbreğin çalışması hakkında bize bilgi verir. Böbrek hastalıkları ve yetmezliklerinde, enfeksiyon ve sıvı kayıplarında, böbrek sonrası üriner sistem tıkanıklıklarında kan değeri yükselir.

 

KARACİĞER KANSERİ

Karaciğerin en çok görülen primer kanseri hepatosellüler karsinom olup, en sık görülen malign tümörlerden biridir. Hepatit B ve hepatit C ile ilişkili olarak asya ve afrikada insidans artmıştır. Ayrıca, başta siroz olmak üzere aflatoxine maruz kalmak, metabolik hastalıklar, nitritler, hidrokarbonlar ve organik çözücüler de etyolojide hızlandırıcı etmenlerdir. Sirotik karaciğeri olan hastalarda kanser genellikle 50-60 yaşlarda ortaya çıkmaktadır.

 

Çoğu hastada semptomlar kanserin ileri derecede büyümesi ile ortaya çıktığından, tanı da geç konmaktadır. Semptomlar üst karın ağrısı, abdominal kitle, kilo kaybı, ascites, iştahsızlık ve portal hipertansiyon bulgularıdır.

 

Büyük safra yollarına bası ile tıkanma sarılığı bulguları ve hipoglisemi, hiperkalsemi, hipertrofik pulmoner osteoartropati gibi paraneoplastik bulgular olabilir.

Hastaların çoğunda Alfa fötoprotein seviyeleri yükselmiştir.

Tanıda USG, CT, MR ve anjiografi kullanılır.

 

Halen en iyi tedavisi, eğer mümkün ise, tam cerrahi rezeksiyondur. Ancak çoğu hasta tanı konduğu anda tam cerrahi rezeksiyon şansını kaybetmiştir. Uygun vakalarda hem postoperatif nüksü hem de postoperatif karaciğer yetmezliğini azaltmak için karaciğer transplantasyonu uygulanabilir. Bunun yanında kanser hücrelerini hasara uğratacak kriocerrahi, radyofrekans ablasyon, perkütan alkol enjeksiyonu gibi metodlar da vardır. Tam cerrahi rezeksiyonu mümkün olmayan vakalarda anjiografi ile karaciğer kanserinin bulunduğu karaciğer kısmının damarının tıkanarak kanserli dokunun kan akımının durdurulması işlemi uygulanabilir.

 

KARACİĞER METASTATİK TÜMÖRLERİ:

Karaciğerin kötü huylu tümörleri arasında en sık rastlanılanıdır. Kanserden ölen hastalarının yarıya yakınında karaciğerde metastaz bulunduğu tespit edilmiştir. Karaciğer metastazı olan hastalarda karın ağrısı, sarılık, kilo kaybı, yorgunluk, karaciğer enzimlerinin yükselmesi görülebilir.

 

Karaciğer enzimlerinden özellikle ALP ve AST yüksekliği dikkat çekmekle birlikte tanıda en önemli yöntem kontrastlı BT (Bilgisayarlı Tomografi) dır. Karaciğerdeki metastatik tümörün tedavisinde tümörün çıkarılması, radyoterapi, tümörü besleyen arterin kapatılması gibi pek çok farklı tedavi yaklaşımı mevcuttur. Tedavide izlenecek yol primer tümörün türü, tümörün yerleşimi, hastanın durumu gibi pek çok kriterin, kapsamlı bilgi ve tecrübeye sahip cerrahi bir ekip tarafından değerlendirilmesiyle belirlenir.

 

KARACİĞER HEMANJİOMU:

Hemanjiomlar iç organlar arasında en sık karaciğerde bulunur. Karaciğerin en sık rastlanan nodülü olup, kadınlarda 5 kat daha sık rastlanır. Genellikle 50mm altında olup, bulgu vermez. Çoğunlukla MRI, Tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile tesadüfen saptanır. Boyutları büyük dahi olsa hastada bulgu vermeyebilir.

 

Tanısı Ultrasonografi, Tomografi, MR ve Sintigrafi ile konulur. Hemangiom tespit edilen hastalarda yaklaşım hastanın düzenli aralıklarla takibidir. Boyutları büyük dahi olsa hastada bulgu oluşturmayan, hızlı büyüme tespit edilmeyen, travma riski taşımayan hemanjiomlarda düzenli aralıklarla takip önerilebilir. Nadiren gerekmekle beraber, tedavisi cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

 

HEPATİK ENSEFALOPATİ:

 

Belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda başka bir sebeple açıklanamayan nörolojik ve psikiatrik bulguları içeren ve henüz sebebi tam olarak açıklanamamış klinik bir tanıdır. Akut karaciğer yetmezliği, siroz ve

portosistemik şantlı hastalarda görülür.

 

Hepatik Ensefalopati üç gurupta değerlendirilir

*Akut karaciğer hastalarında ani olarak gelişen ve karaciğer hücre yetersizliğine bağlı Hepatik Ensefalopati

*Belirgin karaciğer fonksiyon bozukluğu olmaksızın gelişen ve daha hafif seyreden porto-sistemik şantlı hastalardaki Hepatik Ensefalopati.

*Kronik karaciğer hastalığı ve sirozu olan hastalarda gelişen Hepatik Ensefalopati.

 

Kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda gelişen Hepatik Ensefalopati klinikte en sık rastlanan gruptur ve hastalığın klinik seyrine göre akut, kronik ve subklinik Hepatik Ensefalopati paternleri vardır.

 

Hastalığın oluş mekanizması tam olarak aydınlatılamamakla beraber asıl problem karaciğer fonksiyon bozukluğu olarak kabul edilmektedir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu sonucu özellikle amonyağın vücuttan uzaklaştırılmasındaki aksama en çok üzerinde durulan faktördür.

 

Amonyağın beynin enerji metabolizmasını etkilediği, nörotransmitterler üzerine etkisi ile beyinde sinir ileti ve uyarılabilirliğini etkilediği bilinmektedir. Ayrıca kan-beyin bariyerindeki değişiklikler, metabolik değişiklikler, manganez seviyesindeki artış Hepatik Ensefalopati hastalarında nedene yönelik dikkati çeken diğer hususlardır. Sindirim sistemi kanamaları, infeksiyon, hastanın genel bakımının kötü olması, kullandığı ilaçlar da Hepatik Ensefalopati gelişimini kolaylaştırmaktadır.

 

HEPATİTLER

Hepatit A nedir?

A hepatiti Hepatit A Virüsü (HAV)’nün neden olduğu ve özellikle sarılık ve karaciğer tutulumu ile karakterize bir infeksiyon hastalığıdır. Gelişmekte olan ülkelerde çocukların çoğu yaşamlarının ilk 10-15 yılında sarılıkla veya sarılıksız olarak HAV infeksiyonunu geçirmektedirler. Bu çocuklar hastalığı büyük çocuklara ve erişkinlere bulaştırırlar. Hepatit A toplumda hastalığı geçirmemiş duyarlı olan herkesi etkileyebilir. İyi bir kişisel hijyen ve uygun sanitasyon hastalığı önleyebilir.

 

Hepatit A nasıl bulaşır?

Hepatit A dışkı ile atıldığı için kişiden kişiye dışkıyla kontamine eller, su, gıda veya her tür eşya ile bulaşabilir. Virüs sanitasyon ve hijyen eksikliği olan her yerde kolaylıkla yayılabilir. Hepatit A’lı kişi hem evdeki diğer kişilere hem de seksüel partnerlerine hastalığı bulaştırabilir.

 

Hepatit A yiyecek veya su ile bulaşır mı?

İnfeksiyonlu hastalar dışında hepatit A; meyve ve sebze gibi kontamine yiyeceklerden de bulaşabilir.

Ayrıca midye gibi kontamine kabuklu ve kabuksuz deniz ürünlerinden bulaşabildiği gibi kontamine suyun içilmesi veya buzun yenmesi ile de bulaşabilir.

 

Hepatit A evcil hayvanlardan bulaşır mı?

Bulaşmaz

 

Hepatit A’lı hastada görülen belirti ve şikayetler nelerdir?

Çocuklarda özellikle hiç belirtisiz olabilir.

Erişkinlerin dörtte üçünde belirti vardır ve bunlar birkaç gün sürer

Gözlerde sararma

İdrarda koyulaşma

Halsizlik

İştahsızlık

Bulantı, kusma

Karın ağrısı

Ateş

 

Ülkemizde sıklığı nedir?

Ülkemizde yaşa ve yöreye göre değişmek üzere hepatit A infeksiyonu %7.8 ile %88 gibi değişik oranlarda gözlenmektedir

 

Virüs alındıktan sonra hastalık kaç günde ortaya çıkar?

Hepatit A’nın inkübasyon süresi 15-45 gün arasında değişmekle birlikte ortalama süre yaklaşık 28 gündür.

 

Hepatit A hangi dönemde bulaşır?

Hastalar belirtiler çıkmadan 1 hafta önce ve hastalık döneminde hepatit A’yı bulaştırabilir. Belirtisiz kişilerde virüsü dışkı ve vücut çıkartıları ile yayabilir.

 

Hepatit A infeksiyonu tamamen iyileşir mi?

Hepatit A kronikleşmez (müzmin). Fakat nadiren ağır seyredebilir ve ölümle sonuçlanabilir.

 

Hastalık tekrarlar mı?

Hastalık tekrarlamaz. İyileşince hayat boyu koruyucu bağışıklık bırakır.

 

Hepatit A infeksiyonları ne kadar ciddidir?

İnfeksiyon bir kişinin hayatını çok ciddi etkileyebilir. Hepatit A geçirenlerin yaklaşık % 15’i hastaneye yatmak zorunda kalır. Hasta işe gidemez, spor yapamaz ve alkol alamaz.

 

Hepatit A infeksiyonunun tedavisi var mıdır?

Akut viral hepatit A’da etkene özgül bir tedavi yoktur. Belirtiler başladıktan sonra infeksiyonun seyrini değiştirecek bir ilaç mevcut değildir. Hastaların çoğu evinde istirahat ettirilip, belirli aralıklarla kontrole çağırılarak takip edilir. Fulminan hepatit, koagülasyon bozukluğu, ensefalopati gibi komplikasyonları olan, şiddetli karın ağrısı ve kusması olan, bilirubin veya transaminazları yüksek düzeyde bulunan hastalar hastanede izlenir.

 

Bulaşma nasıl önlenir?

Banyo kullanıldıktan, bebek altı değiştirildikten sonra, yiyecek hazırlamadan ve yemek yemeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.

2 yaş üstü herkes iki defa aşılanmalıdır.

 

Hepatit A infeksiyonundan nasıl korunurum?

Aşı olarak

Çevremde risk altında olanlara aşı olmayı söyleyebilirim

 

Hepatit A infeksiyonunu şu anda veya daha önce geçirdiğim nasıl anlaşılır?

Tanı hastalığın belirtileri, muayene bulguları ve laboratuvar testleri ile konulur. Kesin olarak tanı koyabilmek için kan testi yapılmalıdır. ELISA ile kanda Hepatit A virüs antikorlarının (anti-HAV IgM ve IgG) varlığı gösterilmelidir.

 

Virüs nasıl elimine edilebilir?

HAV 85 ºC’de 1 dakikada ölür

Yiyecekler piştikten sonra tekrar kontamine olursa virüsü hala bulaştırabilir.

Suların yeterli klorlanması (1,5-2,5 mgr/lt) virüsü öldürür

 

Hepatit A geçiren hasta kan verebilir mi?

HAV kronikleşmediği için hastalık tamamen iyileştikten sonra hasta kan verebilir

 

Toplumdan Hepatit A yok edilebilir mi?

Hepatit A’nın tam olarak ortadan kaldırılabilmesi (eradike etmek) için sosyo-ekonomik düzeyin iyileştirilmesiyle birlikte yaygın olarak çocuk ve erişkinlerin aşılanması gerekmektedir. Hepatit A oranı toplumda 100 000 de 20’den yüksekse 2 yaşından büyüklerin hepsinin aşılanması önerilmektedir. Eğer oran 100 000 de 20’den küçük 10’dan büyükse tüm çocukların aşılanması önerilmektedir.

 

Hepatit A Aşısı

HAV: Hepatit A Aşısı, 6-12 arayla 2. doz olarak yapılır.

Ölü virüs aşısıdır. İki yaşından büyüklerde bir doz aşıdan sonra yaklaşık % 97’den daha fazla koruyuculuk oluşturmaktadır. Aşı yapıldıktan sonraki ilk 15 gün içinde % 85 koruyuculuk sağlamaktadır. Aşı şu anda risk gurubundaki kişilere önerilmektedir.

 

Risk Gurupları:

Endemik bölgeye seyahat edenler

Hepatit A oranı yüksek toplumlardaki tüm çocuklar

Hepatit A’lı hastayla yakın teması veya seksüel teması olanlar

Homo-biseksüel, çok sayıda seks partneri olanlar

Uyuşturucu kullananlar

Çocuk ve yaşlı bakım merkezlerinde kalan çocuklar, yaşlılar ve çalışanlar

Hepatit A virüsü ile çalışan araştırıcılar

Pıhtılaşma ürünleri alanlar

Hijyen uyumunun zayıf olduğu temizlik işçileri ve gıda çalışanları

Kanalizasyon işçileri

Kronik Karaciğer hastalığı (Hepatit B, C gibi) olan ve hepatit A geçirmemiş kişiler

 

İkinci doz aşıyı farklı firmanın aşısından olabilir miyim?

Bu konuda çalışma olmasa da bunun bir problem olacağını düşündüren bir sebepte yoktur.

 

İkinci doz aşı gecikirse ne yapmalıyım?

En kısa zamanda aşıyı olmalısınız. Birinci dozun tekrarına gerek yoktur.

 

Diğer aşılarla birlikte uygulanabilir mi?

Hepatit B, difteri, çocuk felci (oral ve inaktive), tetanoz, oral tifo, kolera, Japon ensefaliti, kuduz, sarı ateş aşısı veya immun globülinlerle aynı anda farklı bölgeye uygulanabilir.

 

Aşının içinde ne vardır?

Aşıda canlı virüs yoktur. Ölü virüs içerir.

 

Aşının koruyuculuğu ne kadardır?

Erişkinlerde en az 25 yıl, çocuklarda ise 14-20 yıldır.

 

Bulaşmadan sonra aşı yapılabilir mi?

Aşı bu şekilde kullanım için ruhsat almamıştır. Bu durumda immun globülin verilmelidir. Bulaşmadan sonra da kısa sürede aşı yapılmasının koruyucu olduğu bildirilmektedir.

 

Aşıdan sonra koruyuculuk ne kadar zaman sonra başlar?

Yaklaşık 4 hafta sonra.

 

Aşılama öncesi test yapılmalı mıdır?

Ülkemiz şartlarında çocukluk çağında geçirme olasılığı yüksek olduğu için test yapılabilir. Negatifse aşı verilir.

 

Aşılama sonrası test yapılmalı mıdır?

Gerek yoktur.

 

Aşı gebelere yapılabilir mi?

Bu konuda yeterli bilgi yoktur. Fakat aşı ölü (inaktif) virüsten oluştuğu için fayda-zarar oranına göre değerlendirilir.

 

Hepatit A aşısı her yaşta uygulanabilinir mi?

Hepatit A aşısı 2 yaş altında lisans almamıştır ve seropozitif olan annelerden doğan çocuklarda zayıf immünite bırakmaktadır. Aynı anda immunglobülinle birlikte verilirse immünojenitesi düşmesine rağmen korunmayı azaltmaz

 

Hepatit A aşısı güvenlimidir, yan etkileri var mıdır?

Lokal reaksiyonlar dışında ciddi bir yan etkisi yoktur. Aşı yerinde ağrı, baş ağrısı ve halsizlik görülebilir. Aşı içeriğindeki maddelere duyarlı olanlara kontrendikedir.

 

Aşı etkilimidir?

2 doz Hepatit A aşısı olan kişi % 100 infeksiyona karşı korunur.

 

Hepatit A aşısı beni hepatit B ve hepatit C’den korur mu?

Hepatit A virüsü diğer hepatit virüslerinden farklıdır. Bu nedenle diğer virüslere karşı korunma olmaz.

 

Bu aşı seyahat edenlere öneriliyor mu?

HAV infeksiyonları dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak görülür. ABD, Kanada, Batı Avrupa, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya dışında dünyanın neresine giderseniz gidin aşı yaptırmalısınız.

 

Aşıyı nerede yaptırabilirim?

Sağlık merkezlerinde

 

Aşı nasıl uygulanır?

Aşı                              Yaş                  Doz                             Doz şeması

HAVRIX                     2-18                720      Ü         6-12 ay arayla 2 doz

> 18                1440    Ü         6-12 ay arayla 2 doz

VAQTA                      2-17                25        Ü         6-18 ay arayla 2 doz

                                   ³ 18                50        Ü         6 ay arayla 2 doz

AVAXIM 80              0-15                 80        Ü        6 ay arayla 2 doz

AVAXIM 160            >15                  160      Ü         6 ay arayla 2 doz

 

Aşı dışında koruyucu başka ilaç var mıdır?

Aşıya ilaveten hepatit A immun globülin’de bütün yaşlar için kısa dönem korunmak için bulunmaktadır. Özellikle seyahat edenler ve aşısız olup ta hepatit A’ya maruz kalanlara 2 hafta içinde verilmelidir.

 

Kaynaklar

 

1. http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/a/index.htm

2. http://www.immunize.org/catg.d/p4115tu.pdf

3. Akbulut A. HAV İnfeksiyonu. Tekeli E, Balık İ (Eds). Viral Hepatit 2003. Viral Hepatitle Savaşım Derneği, İstanbul, 2003 57-84.

 

 

HEPATİT B

 

Hepatit B nedir?

 

Hepatit B virüsü ile ortaya çıkan karaciğer hücre iltihabıdır. Hepatit B hastalığı olarak bilinir. Hastalık bulaşanların % 90-95’inde geçirilir ve ömür boyu bağışıklık gelişir. Geri kalan kısmında ise müzminleşir, hatta siroz, karaciğer kanseri, karaciğer yetmezliği ve ölümle sonlanır. Hastaların bir kısmında ise taşıyıcılık şeklinde devam eder.  

 

Hepatit B nasıl bulaşır?

 

· Kan ve kan ürünleri

· Cinsel yolla bulaş

· Doğum sırasında anneden bebeğe

· Aile içi geçiş

 

Kan ve kan ürünleri ile bulaş nasıl olmaktadır?

 

Kan yolu ile bulaşma özellikle gelişmiş ülkelerde damardan uyuşturucu ilaç kullananların, kullandıkları iğnelerin bir şekilde diğer insanlara yayılması ile ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yine bu kişilerin kullandıkları eşyaların diğer kişilerce kullanılması da bulaşmayı sağlar. Ancak dünya üzerinde hepatit B açısından oldukça yüksek riskli bir grup olan sağlık çalışanları açısından iğne yolu ile bulaşma son derece önemlidir. Çeşitli sağlık birimlerinde çalışan sağlık personeli özellikle kaza sonucu iğne batması ile hepatit B’ye yakalanmaktadırlar. Yine normal popülasyon ve sağlık çalışanları için kan nakli sonucu bu hastalığa yakalanma riski vardır.

 

Cinsel ilişki ile bulaş nasıl olmaktadır?

 

Cinsel ilişki sırasında hepatit B ile enfekte bir kişinin vücut sıvılarının diğer partnerin vajina, makat (rektum, özellikle ters ilişki) idrar kanalı (üreterler) ve ağızdaki yaralı veya çizik bölgelere teması ile hastalık geçer.

 

Dövme veya piercing yaptırma ile hastalık bulaşır mı?

 

Evet. Dövme (tattuaj) veya piercing sırasında kullanılan iğnelerin yeterince steril ve temiz olmamasından dolayı bulaşma söz konusudur.

 

Hasta kişilerin kullandığı traş takımı, ustura ve diş fırçasının kullanımı ile hastalık bulaşır mı?

 

Hastalıklı kişilerin kullandığı ve kan bulaşmış ustura, traş fırçası ve diş fırçalarının kullanılması ile hepatit B bulaşabilir.

 

Anneden bebeğe geçiş nasıl olmaktadır?

 

Mikrobu taşıyan anneden bebeğe geçiş özellikle doğum esnasında olmaktadır. Mikrob bebeğe geçerse bebek hepatit B hastası olarak doğacaktır. Erken dönemde bulaşan hastalarda müzminleşme oranı oldukça yüksektir.

 

Hamilelikte hepatit kontrolü gerekirmi?

 

Evet. Hamileliğin erken dönemlerinde HBsAg testi yaptırılmalıdır. Eğer negatif ise hamilelik süresince bulaş ihtimali olan davranışlardan sakınılmalı ve doğuma yakın tekrar test yapılmalıdır. Eğer test pozitif ise hamile kişi hastalığa yakalanmıştır ve çocuğuna bulaştırabilir. Çocuğa mikrop bulaştığında ise müzmin hepatit B hastalıklı bir çocuk dünyaya gelir.

 

Hepatit B virusunu taşıyan gebenin hastalığı çocuğuna bulaştırmaması için bir önlem var mı?

 

Evet. Hepatit B virusunu taşıyan annelerin bebeklerine doğar doğmaz hepatit B serumu ve hepatit aşısı yapılmalıdır. Serumun tek doz yapılması yeterli iken aşı 2. ve 6. aylarda olmak üzere 3 doza tamamlanmalıdır.

 

Hamile bir kişi ne yapmalı?

 

Hamile bir kişi hamileliğin erken döneminde test yaptırmalıdır. Bu test ile HBsAg bakılmalıdır. Eğer bu test hamileliğin erken döneminde negatif ise doğuma yakın tekrarlanmalıdır. Test pozitif ise bunun anlamı kişi hepatit B virusunu taşımaktadır ve bebeğine bulaştırabilir.

 

Hepatit B nelerle bulaşmaz?

 

Hepatit B yiyecekler, su, yemek kapları, anne sütü, kucaklaşma, öpme, öksürme ile bulaşmaz.

 

Hepatit B’nin kuluçka süresi ne kadardır?

 

Ortalama 30-180 gündür.

 

Kuluçka döneminde hastalık bulaşır mı?

 

Kuluçka döneminde vücut sıvıları oldukça bulaştırıcıdır. Vücutta hepatit B ye karşı antikor (mikroplara karşı vücut tarafından oluşturulan protein kökenli koruyucu maddeler) oluşumuna kadarki evrede hastalık son derece bulaşıcıdır.

 

Virus (mikrop) vücuda alındıktan ne kadar sonra hepatit testi pozitif olur ?

 

HBsAg testi virus bulaştıktan ortalama 4 hafta (1-9 hafta) sonra pozitif hale gelir.

 

Hastada bulaştan ne kadar sonra klinik belirtiler ortaya çıkar?

 

Hepatit B virusu bulaştıktan ortalama 12 hafta (9-21 hafta) sonra belirtiler görülür. Belirtiler hastaların % 70’inde vardır. Erişkinlere göre çocuklarda belirti daha sık ortaya çıkar.

 

Hepatit B’nin klinik belirtileri nelerdir?

 

Bazılarında hiçbir belirti görülmeyebilir. Hepatit B’de ortaya çıkan belirtiler şunlardır:

 

·   Halsizlik

·   İştahsızlık

·   Bulantı, kusma

·   Başğarısı

·   Yorgunluk

·   Karın agrısı (karaciğer bölgesinde)

·   Ciltte veya gözaklarında sararma

·   İdrar renginde koyulaşma

·   Dışkı renginde açılma

·   Eklem ağrısı

Yenidoğan bebeklerde hepatit B ile ile ilgili belirgin bir bulgu saptanamaz. Yaş ilerledikçe hastalığın belirti verme ihtimali artar.

 

Hepatit B için risk faktörleri nelerdir?

 

·   Hepatit B hastasının eşi

·   Hepatit B hastalığı olan birisiyle cinsel birleşme

·   Birden fazla kişiyle birlikte olanlar

·   Damar içi ilaç kullananlar

·   Başka cinsel yolla bulaşan bir hastalığın olması

·   Homoseksüeller

·   Müzmin hepatit B hastası ile aynı evde yaşayanlar

·   Sağlık personeli (Doktor, diş hekimi, hemşireler, yardımcı sağlık personeli)

·   Hemofili (pıhtılaşma bozukluğu) hastaları

·   Diyaliz hastaları

·   Hepatit B’nin sık görüldüğü ülkelere seyahet edenler (Afrika, Asya, Doğu Avrupa )

·   Hepatit B li hastaların çatal, kaşık, bıçak, jilet, ustura ve benzeri eşyalarını paylaşmak

 

Hepatit B virusu vücut dışında ne kadar süre yaşayabilir?

 

Hepatit B virusu vücut dışında en az 7 gün süreyle canlılığını korur ve hastalık yapma özelliğini sürdürür.

 

Müzmin hastalığı olanlar da bulaştıcı mıdır?

 

Müzmin hepatit B hastaları özellikle eşleri olmak üzere bulaştırıcıdırlar.

 

Hastalık nasıl teşhis edilir?

 

Hepatit B sinsi bir hastalıktır. Çoğu kez hastalar başka nedenlerle kan verme sırasında tesadüfen teşhis edilirler. Çünkü bazı kimselerde hastalık belirti vermeden geçirilir.

 

Hepatit B hastalığına bağlı ortaya çıkabilecek kötü sonuçlar nelerdir?

 

Siroz: Müzmin, yaygın ve ilerleyici karaciğer iltihabıdır. Öldürücü bir hastalıktır. Ortalama yaşam süresi 40 aydır.

Karaciğer kanseri

Karaciğer yetersizliği

Fulminan hepatit denilen çok kısa sürede karaciğer yetmezliğine götüren ölümcül bir hastalık tipidir.

Hepatit D hastalığı

 

 Hepatit B testi yaptırmak için kimler ne zaman doktoruna başvurmalı?

 

Hepatit B hastalığı için riskli grupta yer alıyorsanız test yaptırtmak için mutlaka doktorunuza başvurun. Diğer yandan herhangi bir risk faktörü olmadan da bulaşabildiğinden yine doktorunuza başvurmanızda yarar vardır.

 

 

Akut hepatit B hastalığının tedavisi var mı?

 

Günümüzde akut hepatit B hastalığı için özgün bir tıbbi tedavi yoktur. Tedavi daha çok destekleyici özelliktedir. Hastanın istirahat etmesi, alkolden sakınması, bol sıvı alması, az yağlı, karbonhidrattan zengin gıda alması önerilir. Ağızdan gıda alamayan, bulantı veya kusması olan hastalar hastanede yatırılarak serumla beslenir. Bu dönemde önemli bir husus da karaciğere zarar verebilecek ilaçlardan sakınmaktır.

 

Hepatit B’de müzminleşme oranı ne kadardır?

 

Müzminleşme oranı yaşa bağlıdır. 5 yaş üzerindeki hastalarda % 2-6 iken 1-5 yaş arası çocuklarda % 30, yenidoğanlarda ise % 90’dır.

 

Müzmin (kronik) hepatit B hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar hangileridir?

 

Günümüzde müzmin hepatit B hastalığının tedavisinde kullanılan biri iğne üçü hap olmak üzere 4 ayrı ilaç vardır. Bu ilaçlardan tek başına kullanılmaktadır. Tedavide temel hedef mikrop çoğalmasını durdurup karaciğer hasarını en aza indirmek ve yıllar sonra ortaya çıkması muhtemel karaciğer yetmezliğini ve sirozu engellemektir.

 

Tedavide kullanılan ilaçlar:

1-İnterferonlar (Pegasys, Peg-Intron)

2-Lamivudin (Zeffix)

3-Adefovir (Hepsera)

4-Entekavir (Baraclude)

 

 

İNTERFERONLAR (Pegasys, Peg-Intron)

 

İnterferonların genel özellikleri nelerdir?

 

İnterferonlar çok değişik mekanizmalarla virusların bölünmesini durdurmakta ve vücudun savunma gücünü olumlu yönde etkilemektedir. Hepatit B ve hepatit C tedavisinde kullanılmaktadır. Yakın zamana kadar standart interferonlar kullanılırken günümüzde yeni geliştirilen Peg-interferon formları tercih edilmektedir. Standart interferonları hastaya en az haftada 3 kez vermek gerekirken Peg-interferonların haftada tek doz kullanılması ile aynı etki elde edilebilmektedir. Bu nedenle Peg-interferonler hastalara daha konforlu ve daha etkin bir tedavi imkânı sağlamaktadır. Peg-interferonların iki değişik molekülü bulunmaktadır. Bunlardan Peg-interferon a-2b’nin dozu kilograma göre ayarlanırken, Peg-interferon a-2a’nın uygulamasında kiloya göre doz ayarlaması yapılmasına gerek yoktur. Ülkemizde, subkutan uygulama için hazırlanmış Peg-Intron (Schering-Plough) 50, 80, 100, 120 ve 150 mcg içeren flakonlarda ve Pegasys 135 ve 180 mcg (Roche Pharmaceuticals, Basel, Switzerland) kullanıma hazır injektörlerde satışa sunulmuştur.

 

İnterferonlar nasıl kullanılır?

 

Genellikle üst kol dış yüzüne ve deri altına, haftada bir kez yapılır.

 

İnterferonunun dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

İnterferonun tedavisi alan hastalarda uyarılar nelerdir?

 

Alkol ve ilaç bağımlılığı varsa sonlandırılmalıdır. Kalb, böbrek, akciğer hastalığı, tiroid hastalığı, kontrol edilemeyen şeker hastalığı varsa bu ilaçların kullanımını kısıtlayabilir. İnterferonlar asla diğer ilaçlarla karıştırılarak kullanılmamalıdır. Araba kullanımı, alkol ve alkol ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca uyku verici ilaçlar alınmamalıdır. İnterferon tedavisi alan ve gebe olma potansiyeli bulunan bayan hastalara tedavi süresince sıkı doğum kontrolü yapılmalıdır.

 

İnterferonun tedavisi alan hastalar ne sıklıkta doktor kontrolüne gelmelidir?

 

Tedavinin başlangıcında birinci hafta, ikinci hafta, dördüncü hafta ve daha sonra aylık aralıklarla kontrole gelmelidir. Eğer beklenmedik bir sorun ortaya çıkarsa hemen doktoru ile iletişime geçmelidir.

 

İnterferonlar saklanmalıdır?

 

Buzdolabının kapağında saklanmalıdır. Dondurulmamalı, ışıktan korunmalı, çalkalanmamalıdır. Çocuklardan uzak tutulmalıdır.

 

 

Interferonların yan etkileri nelerdir?

 

Başlangıçta uygulama sonrası; halsizlik, kas ağrısı, artralji, iştahsızlık, üşüme, titreme ve ateş gibi grip benzeri belirtiler görülebilir. Bu belirtiler genellikle 1-2 gün sürer, nadiren 2 haftadan uzun devam edebilir. Hasta gereksinim duyarsa iğne yapmadan 1 saat önce parasetamol grubu (vermidon, parol, panadol, minoset gibi) ağrı kesici, ateş düşürücü bir ilaç alarak bu yan etkileri daha hafif geçirebilir. Hastalar bol sıvı almalı ve kafein gibi sıvı söktürücü etkisi olan maddelerden sakınmalıdır.

Ayrıca İnterferon tedavisi alan hastalarda akyuvar (lökosit) ve pıhtılaşma yapan kan hücrelerinde (trombosit) baskılanma olabilir. Bu nedenle bu hastaların yakın takibi önemlidir.

 

LAMİVUDİN (Zeffix)

 

Lamivudin (Zeffix)’in genel özellikleri nelerdir?

 

Bir nükleozid analogu olan lamivudin hepatit B virusuna karşı güçlü etkilidir. Lamivudin seçici ve spesifik olarak hepatit B virusunun çoğalmasını engeller. Bunun sonucu olarak kandaki virus miktarında azalma, karaciğer testlerinde normale dönüş, karaciğer dokusundaki zedelenmede düzelme olur. İlacın yaklaşık % 70’i idrarla değişmeden atılır. İnterferon tedavisi alamayacak yada interferon kullanmak istemeyen hastalara uygulanabilir. İnterferon sirozu olan hastalarda kullanılamazken lamivudin bu grup hastalarda rahatlıkla kullanılabilir.

 

Lamivudin (Zeffix)’in yan etkileri nelerdir?

 

Lamivudinin yan etkileri oldukça azdır. En sık görülen yan etkiler başağrısı, baş dönmesi, halsizlik ve yorgunluktur. Ayrıca böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması yapılmalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix) nasıl kullanılır?

 

Önerilen doz günde 100 mg’dır. Ülkemizde Zeffix®, (Glaxo Smith Kline) ticari ismiyle 100 mg’lık 28 film tabletlik blister ambalajlarda satılmaktadır. Yararlı olabilmesi için dozlar hergün düzenli olarak alınmalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix)’in bir dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu ve  markayı değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix) kullanan hasta nasıl takip edilmelidir?

 

Her üç ayda bir kan sayımı, karaciğer testleri ve gerekirse virus sayım testi ile takip edilmelidir.

 

Lamivudin (Zeffix) nerede saklanmalıdır?

 

Lamivudin oda ısısında muhafaza edilmelidir. Tabletler nemden korunmalıdır. Banyoda veya mutfakta bulundurulmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır.

 

Gebeler ve emziren anneler Lamivudin (Zeffix) kullanabilir mi?

 

Hayır. Kesingerekli görülmedikçe gebelerde ve süt veren anneler kullanmamalıdır.

 

Lamivudin (Zeffix)’in yan etkileri nelerdir?

 

Yan etkisi hemen hemen olmayan bir ilaçtır. Lamivudin tedavisinde en büyük sorun tedavi kesildiğinde hastaların ortalama %75 inde hepatit B virusunun yeniden çoğalmaya başlamasıdır.

 

ADEFOVİR (Hepsera)

 

Adefovir (Hepsera)’in genel özellikleri nelerdir?

 

Hepatit B virusunun çoğalmasını engelleyerek etkili olmaktadır. Lamivudin (Zeffix)’e karşı direnç oluşturan viruslara da etkilidir. Ağız yoluyla alınmasından sonra böbrek, karaciğer ve barsak dokuları başta olmak üzere pek çok dokuya yüksek miktarlarda dağılır. Etki için açlık veya toklukta alınması fark etmez. Başlıca böbrek yoluyla değişmeden atılır. Müzmin hepatit B hastalarının tedavisinde tek başına kullanılmaktadır. Ağızdan alındığında emilimi iyi olup, günde tek doz kullanıma olanak veren bir ilaçtır.

 

Adefovir (Hepsera) nasıl kullanılır?

 

Önerilen doz günde 10 mg’dır. Ülkemizde 2004 yılında Hepsera™ (Er-kim) ticari ismiyle 10 mg’lık 30 film tabletler şeklinde kullanıma sunulmuştur. Ancak adefovir lamivudine göre oldukça pahalıdır, bu nedenle maliyet yarar hesabı iyi yapılmalıdır.

 

Adefovir (Hepsera)’in bir dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu ve  markayı değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

Adefovir (Hepsera) kullanan hasta nasıl takip edilmelidir?

 

Her 3 ayda bir kan sayımı, karaciğer ve böbrek testleri, gerekirse virus sayım testi yapılmalıdır.

 

Adefovir (Hepsera) nerede saklanmalıdır?

 

Adefovir oda ısısında muhafaza edilmelidir. Tabletler nemden korunmalıdır. Banyoda veya mutfakta bulundurulmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalıdır.

 

Adefovir (Hepsera)’nın yan etkileri nelerdir?

 

Adefovir (Hepsera) ile ilgili başlıca sorun böbrekler üzerine olan zararlı etkisidir. 30 mg veya daha yüksek dozlarda daha sık gelişir. Ayrıca halsizlik, bulantı, şişkinlik, ishal, hazımsızlık, karın ağrısı ve başağrısı gibi yakınmalar olabilir. Tedavisi kesilen hastaların % 25’inde karaciğer hastalığında alevlenme bildirilmiştir. Bu yan etki genellikle tedavi kesildikten sonraki 12 hafta içinde görülmektedir. Vakaların çoğu kendi kendini sınırlar veya tedavinin yeniden başlanması ile geriler.

 

Adefovir (Hepsera)’nın alınması ile ilgili bir özellik var mıdır?

 

En iyi yararı elde etmek için unutulmadan düzenli alınmalıdır. Yemeklerle birlikte veya aç karnına alınabilir. Mide yakınması olan hastalarda yemeklerle birlikte alınabilir.   

 

Adefovir (Hepsera)’nın alınması ile ilgili dikkat edilmesi gereken özellikler nelerdir?

 

Hafif veya ciddi böbrek yetmezliği olan hastalarda veya diyaliz gerektiren son dönem böbrek hastalarında adefovirin yarılanma ömrü uzar. Bu yüzden böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması yapılmalıdır. Adefovir veya herhangi bir bileşenine aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalarda kesinlikle kullanılmamalıdır.

 

Gebeler ve emziren anneler Adefovir (Hepsera) kullanabilir mi?

 

Hayır. Gebelerde kullanılmamalı, hatta çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar tedavi seyrinde etkili bir doğum kontrol yöntemi uygulamalıdırlar. Ayrıca adefovirin insan sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir, bu nedenle tedavi alan kadınlar bebeklerini emzirmemelidir.

 

ENTEKAVİR (Baraclude)

 

Entekavir (Baraclude)’in genel özellikleri nelerdir?

 

Müzmin hepatit B hastalarının tedavisinde kullanılan yeni bir ilaçtır. Entekavir virus çoğalma işleminin üç değişik adımında rol alarak hepatit B virusunun çoğalmasını engellemektedir. Bu etkisi oldukça hızlı gerçekleşmektedir. Böbrekler yoluyla atılır. 

 

 

Entekavir (Baraclude) nasıl kullanılır?

 

Film kaplı tablet formu (0.5 mg ve 1 mg) ya da şurup şeklinde (0.05 mg/mL) bulunmaktadır. Daha önce Lamivudin veya Adefovir kullanmamış hastalarda 0.5 mg’lık tabletlerden günde bir tane, daha önce belirtilen ilaçları kullanmış ve direnç ortaya çıkmış hastalarda ise 1 mg’lık tabletlerden günde 1 adet önerilmektedir. Ülkemizde Baraclude®, (Bristol-Mayer-Squib) ticari ismiyle 0.5 ve 1 mg’lık 30 film tabletlik blister ambalajlarda satılmaktadır. Yemeklerden 1 saat önce veya 2 saat sonra alınmalıdır. 2007 yılında ruhsat almıştır. Yararlı olabilmesi için dozlar hergün düzenli olarak alınmalıdır.

 

Entekavir (Baraclude)’in bir dozunu atlayan hasta ne yapmalı?

 

Unuttuğu dozu mümkün olan en kısa zamanda almalı, eğer ikinci dozu almaya yakın bir zamanda hatırlarsa kaçırdığı dozu iptal etmeli ve normal takvimine devam etmeli. Asla iki doz veya ekstra bir doz almamalı, dozu ve  markayı değiştirmemeli veya ilaç alımını durdurmamalıdır.

 

Entekavir (Baraclude) kullanan hasta nasıl takip edilmelidir?

Her üç ayda bir kan sayımı, karaciğer testleri ve gerekirse virus sayım testi ile takip edilmelidir.

 

Entekavir (Baraclude) nerede saklanmalıdır?

 

Oda ısısında saklanmalıdır. Şurup formu ışıktan, tabletler ise nemden korunmalıdır. Banyoda veya mutfakta tutulmamalıdır.

 

Entekavir (Baraclude)’in yan etkileri nelerdir?

 

Karaciğer enzimlerinde artış olabilir. Başağrısı, bulantı veya kusma olabilir. Halsizlik, uykusuzluk ve hazım zorluğu görülebilir.

 

Gebeler ve emziren anneler Entekavir (Baraclude) kullanabilir mi?

 

Gebelerde kullanımı ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle zorunluluk yoksa kullanılmamalıdır. Benzer şekilde anne sütüne geçip geçmediği de bilinmemektedir. Ancak hayvan çalışmalarında süte geçtiği gösterilmiştir. Bu nedenle entekavir kullanan annelerin emzirmemeleri önerilmektedir.

 

Hepatit B hastalığının aşısı var mıdır?

 

Evet. Yapılacak 3 dozluk aşı uygulaması ile hepatit B hastalığından korunmak mümkündür.

 

Kimlere hepatit B aşısı yapılmalıdır?

 

Yeni doğan bebekler

Tüm yetişkinler

Uyuşturucu kullananlar

Son 6 ay içersinde birden çok seks partneri olan kişiler

Cinsel yolla bulaşan bir hastalığa sahip olanlar

Homoseksüeller

Biseksüeller

Hemofili hastaları

Diyaliz hastaları

Tüm sağlık çalışanları

Hapishane personeli

Mahkumlar

Özürlü bakım evleri personeli

Dünya üzerinde hepatit B açısından riskli bölgelere seyahat edecek kişiler hepatit B aşısını ivedilikle yaptırmalıdır. Ülkemizde 1998 yılından bu yana yenidoğan tüm bebeklere ücretsiz olarak hepatit B aşısı yapılmaktadır.

 

Sağlık personeli eline hepatit B hastasının kanıyla bulaşık bir iğne battığında ne yapmalı?

 

Eğer iğne batan kişi doğal olarak hastalığı geçirmiş vey aşılı ise bağışık olduğundan bir şey yapmaya gerek yoktur. Ancak bağışık değilse tercihen ilk 48 saat içinde veya en geç 7 güne kadar hepatit B immunglobilinini yapılmalıdır. İmmunglobulinle birlikte ilk doz aşı da yapılmalı, aşının ikinci ve üçüncü dozları 1. ve 6. aylarda tamamlanmalıdır.

 

Hepatit B aşısı yapıldıktan sonra bağışıklık olup olmadığını tesbit etmek için test yapmak gereklimidir?

 

Aşı yapılan kişilerin % 95’inde antikor denilen koruyucu protein oluşmaktadır. Antikor (Anti-HBs) oluşup oluşmadığını anlamak için doktorunuz test isteyebilir. Ancak bu rutin bir uygulama değildir. Sağlık çalışanları, kronik hepatit B hastası olan kişilerin eşleri, vücut savunma sisteminde ciddi değişimler olan kişiler gibi riskli gruplarda aşının tutup tutmadığı araştırılabilir.

 

Aşı yapılmadan önce tarama testi olarak nelere bakılmalıdır?

 

HBsAg ve Anti-HBs. Eğer ikiside negatif ise aşı yapılır. HBsAg pozitif ise taşıyıcı veya müzmin hepatit, Anti-HBs pozitif ise bağışık olarak kabul edilir.

 

Hepatit B tarama testi yaptırmadan aşı yapılabilir mi?

 

Evet. Ancak maliyet yönünden tarama testi yaptırmak veya test yapmadan aşı yapılması konusu dikkate alınabilir. Diğer yandan tarama yapılarak varsa hastalığın veya taşıyıcılığın tesbiti tedavi ve izlem yönünden önem taşır.

 

Hastalığı geçirmiş ve bağışık olan bir kişiye aşı yapılırsa zararı olur mu?

 

Hayır. Hastalığı geçirmiş bir kişiye aşı yapılmasının zararı olmadığı gibi yararı da yoktur.

 

Hatırlatma dozu yapmaya gerek var mı?

 

Hayır. Bağışıklığı baskılanmamış hastalarda rutin olarak hatırlatma dozu yapılması önerilmemektedir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda en az 23 yıl koruduğu gösterilmiştir. Hatta antikor düzeyi çok düşük düzeylere inse bile koruyuculuğun devam ettiği bildirilmektedir.

 

İlk dozunu yaptırdığı aşı markasını bulamayan kişi farklı bir ürünle aşı programına devam edebilirmi?

 

Evet. Farklı firmalar tarafından üretilen hepatit B aşılarının biribirinden önemli bir farkı yoktur.

 

Hepatit B aşısı diğer aşılarla aynı zamanda yapılabilir mi?

 

Evet. Aynı anda diğer aşılarla birlikte verildiğinde olumsuz bir etkileşim bildirilmemiştir.

 

Hepatit B aşısı güvenlimidir?

 

Evet. Hepatit B aşısının çocuklarda ve erişkinde güvenli olduğu gösterilmiştir.

 

Hepatit B aşısı gebe veya emziren kadınlara yapılabilir mi?

 

Evet. Ne gebelik nede emzirme hepatit B aşısının yapılması için engel teşkil etmez. Aşının bebeğin gelişmesi üzerine bir yan etkiside yoktur.

 

Hepatit B aşısı kimlere yapılmamalıdır?

 

Daha önce yapılan hepatit B aşısına veya aşının bileşenlerinden birine ciddi alerjisi olan kişilere hepatit B aşısı yapılmamalıdır.

 

KAYNAKLAR

 

1-http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/b/faqb.htm

2-http://www.hepatit.org/hepatitB.html

3-Sünbül M. Kronik hepatit B’nin tedavisinde son gelişmeler. Eğe İnfeksiyon Günleri Sempozyum Kitapçığı. 2003;50-53.

4-Sünbül M. Kronik hepatit tedavisinde kullanılan antiviraller. Tabak F, Balık İ, Tekeli E (Eds). Viral Hepatit 2005. Ohan Matbaası. İstanbul 2005:182-198.

 

Hepatit C nedir?

Hepatit C, hastalıklı kişilerin kanında bulunan Hepatit C virüsünün neden olduğu haraciğer hastalığına denir. En sık görülen karaciğer hastalığıdır. Hastalık virüsü taşıyan kan nakli veya kan ile kirlenmiş kesici delici aletlerin ortak kullanılması yolu ile yayılır.

 

Hepatit C nasıl bulaşır?

 Hepatit C kan yolu ile bulaşır. Virüs içeren kanın nakli veya bu kanla kirlenmiş enjektör ucu gibi kesici delici aletlerin başka kişilerce bilerek kullanılmasına veya kaza sonucu batmasına bağlı olarak bulaşır. Ayrıca kan ürünleri ile de geçebilmektedir. Nadiren de olsa organ nakli sırasında hepatit C geçme olasılığı da çok yüksektir. Ancak günümüzde kan nakli ve organ nakillerinde kan ve organ vericiler hepatit C yönünden taranmaktadır.

 

Kimler hepatit C açısından risk altındadır?

Sık sık kan nakli yapılan kişiler, özellikle 1992 öncesinde kan nakli yapılmış olan kişiler,

Dama içi uyuşturucu kullananlar ve enjektörlerini başkaları ile paylaşanlar,

1987 öncesinde pıhtılaşma faktörü eksikliği nedeni ile kan ürünü alan kişiler,

Uzun dönem hemodiyaliz hastaları,

HCV pozitif anneden doğan çocuklar,

Sağlık çalışanları

Birden çok cinsel eşi olup korunmasız olarak ilişkisini devam ettirenler.

 

Hepatit C’li bir hastanın enjektörü kaza sonucu batsa hastalık bulaşma riski ne kadardır?

Kaza sonucu kanla bulaşmış enjektör veya diğer kesici-delici alet yaralanmalarından sonra hepatit C bulaşma riski yaklaşık % 2’dir.

 

Hepatit C hastalığı olup olmadığını hangi testle anlayabiliriz?

Kişinin hepatit C virüsü ile enfekte olduğunu gösteren birçok test vardır. Bunlardan bazıları ELISA, RIBA gib testler ile virüs ile karşılaşıp karşılaşmadığını gösterirken bu testleri pozitif olanlarda PCR testi ile vücuttaki virüs miktarı ölçülür. Tek bir PCR testi pozitifliği hastalığı gösterirken tek bir test negatifliğinde hastalık yoktur denemez. Bu durumda test tekrarlanmalıdır.

 

Hepatit C testinin pozitif olması her zaman hastalığı mı gösterir?

Hayır. Hepatit C tanısında ilk test olarak kullanılan ELISA testinin pozitif olması da her zaman hastalık anlamına gelmez. Yalancı pozitiflik olabileceği gibi virüsle karşılaşıp iyileşen kişilerde de test bir süre pozitif kalır.

 

Hepatit C hastalığı olmasına rağmen testler negatif olabilir mi?

Virüsün insan vücuduna girdikten sonra bağışıklık sistemi tarafından antikor üretmesi için belirli bir süre gerekmektedir. Bu arada hastalık bulguları ortaya çıkmasına rağmen testler negatif olabilir. Bu durumda virüsün genetik materyalini gösteren testler (PCR) erken tanı için kullanılabilir.

 

Hepatit C testi pozitif çıktı, ancak ALT testi de normal bulundu, hala hasta olabilir miym?

 Bu durumdaki hastaların bir kısmında virüs çoğalmaya devam ederek karaciğerde hasar oluşturabilir. Bu nedenle bir hekim kontrolünde diğer testlerin ve gerekirse karaciğer biyopsisinin yapılmasında fayda vardır.

 

Hepatit C’li hastalar hangi işlerde çalışmamalıdır?

Hepatit C’li hastaların herhangi bir işten, çocukların okuldan, oyundan ve kreşlerden kısıtlanmalarına gerek yoktur. Sağlık personeli bile olsa işine devam etmelidir. Enfekte sağlık personelinden hastalara virüs bulaşma riski son derece düşüktür.

 

Günümüzde kan nakli ile hepatit C bulaşma riski nedir?

Günümüzde kanlar son derece duyarlı testlerle taranmaktadır, bu nedenle bulaşma riski 2 milyon ünitede 1 ‘den daha azdır.

 

Hepatit C hastası olan anneden doğan bebeğe hastalık hangi yolla bulaşır, bebek ne zaman test edilmelidir?

Anneden bebeğe doğum sırasında bulaşabilir. Doğar doğmaz yapılan testlerde anneden geçen antikorlar nedeni ile yalancı pozitiflik olabilir. Testler 18.aydan sonra yapılmalıdır. Erken tanı için virüsün genetik materyalini gösteren diğer testler (örn PCR) yapılabilir.

 

Anneden çocuğa emzirme ile geçer mi?

 HAYIR.. Ancak annenin meme başında çatlak ve kanama olması durumunda bulaş olabilir. Bu durumda emzirmeye ara verilebilir. 

 

Hepatit C başka hangi yollar ile bulaşmaz?

Hapşırma,

Öksürük,

Sarılmak,

Yiyecek ve içecek kaplarının paylaşımı,

Gıda ve su ile,

Tokalaşmak ve aynı ortamı paylaşmak gibi sosyal ilişkiler ile bulaşmaz.

 

Gebeler hepatit C açısından rutin olarak taranmalı mıdır?

Hayır, gebelerin rutin taranmasına gerek yoktur.

 

Hepatit C’li anneden doğan tüm bebekler hepatit C ile enfekte olur mu?

Hepatit C’li anneden doğan bebeklerin % 4 ve daha azı doğum sırasında enfekte olur.

 

Cinsel ilişki ile hepatit C bulaşır mı?

Bir birine sadık iki eş arasında sürdürülen düzenli bir cinsel yaşam ile hepatit C’nin bulaşma riski yok denecek kadar azdır, bu nedenle kondom kullanılmasına gerek yoktur. Buna rağmen eşler arsında riski tamamen ortadan kaldırmak isteniyorsa cinsel ilişki esnasında lateks kondomlar kullanılabilir. Sık cinsel eş değiştirenlerde hepatit C bulaşma riski yüksektir. Ayrıca kanamaya yol açan ilişki ve adet döneminde ilişkiye girilmesi bulaşma riskini artırır. Bu tür davranışı olanlar her cinsel ilişkisinde kondom kullanmalıdır.

 

Hepatit C aile bireyleri arasında bulaşabilir mi?

Evet, sık olmamakla beraber aile bireyleri arasında bulaş olabilmektedir. Temel bulaş yolu kan ve kanla kirlenmiş olan ortak kullanılan malzemelerdir.

 

Böcek veya sivrisinek sokması ile hepatit C bulaşır mı?

Dünyada bu yolla bulaştığını gösteren hiçbir veri yoktur.

 

Dövme, akupunktur ve piercing yaptırmakla hepatit C bulaşır mı?

Eğer bu işlemler sırasında kullanılan malzemeler sterilize edilmeden birden çok hastaya kullanılırsa hepatit C bulaşması olabilir.

 

Hepatit C virüsü çevrede (dış ortamda) yaşabilir mi? Yaşarsa ne kadar süreyle?

Oda ısısında 16 saat kadar canlılığını sürdürebilir. Ancak 4 günden fazla yaşamaz.

 

Hepatit C’li hastanın kanı veya kanla kirlenmiş çıkartıları etrafa sıçrarsa ne yapılmalıdır?

1 ölçek çamaşır suyu 10 ölçek su ile sulandırıldıktan sonra kan sıçrayan yer bu çözelti ile silinmelidir. Anca bu işlem esnasında eldiven giyilmesi unutulmamalıdır.

 

Hepatit C hastalığının bulguları nelerdir?

Virüsün vücuda girişinden sonraki ortalama 6-12 hafta (en az 1- en çok 26 hafta) sonra halsizlik, kırgınlık, çabuk yorulma, iştahsızlık, bulantı, kusma, gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşama gibi diğer hepatitlerde de görülebilecek akut hepatit tablosu olabilir. Ancak bu tablo çok sık değildir ve hastaların çoğu akut hepatit safhasını farkında olmadan geçirir. Çoğu hastada tanı ya tesadüfen yapılan testler ya da kan vermek istenildiğinde yapılan tarama testleri ile konur. Bu safhada hasalık kronik hepatit evresindedir.

 

Akut hepatit C de tedavi edilmeli midir?

 Genel olarak farkında olmadan geçirilmesi sebebi ile hepatit C akut (yeni) dönemde tedavi edilmeden atlanır. Ve çoğu hastada virüs kronikleşmiş bir enfeksiyon halinde iken tespit edilir. Ancak akut dönemde yakalanan hastalara tedavi uygulandığında hastalığın kronikleşmeyeceği gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda akut dönemde yakalanan ve 6 ay boyunca interferon tedavisine alınan hastaların % 98 de hastalığın kandan tamamen kaybolduğu, ve karaciğer enzimlerinin normale döndüğü saptanmıştır. Bu nedenlerle akut hepatit C enfeksiyonu gelişen hastalar hekim tarafından belirli bir süre izlendikten sonra klasik interferonlar veya pegile formları ile tedavi edilirler.

 

Hepatit C karaciğerden başka hangi organlara zarar verir?

 Hepatit C karaciğer hasarı dışında vücutta deri, böbrekler, tiroit bezi, tükürük bezleri, göz hastalıkları ve romatizmal sorunlara yol açabilir. Şeker hastalığına neden olabilir.

 

Yapılan testlerde hepatit C pozitif çıktı, ancak hiçbir şikayetim yok gene de hasta sayılır mıyım?

Kronik hepatit C’li hastaların çoğunun herhangi bir şikayeti yoktur. Buna rağmen hastalık ilerleyip karaciğer yetmezliği gelişebilir. Karaciğer yetmezliğinin geliştiği dönem ise tedavi açısından geç kalınmış evredir.

 

Hepatit C’li hasta spor yapabilir mi?

Bir yaralanma durumunda başkalarına hastalık bulaştırmama adına önlemlerin alınması şartı ile her türlü sporu yapabilir.

 

Hepatit C’li hastaların yapması gereken özel bir diyet var mıdır?

Hepatitli hastaların alkol alması kesinlikle yasaktır. Alkol almaya devam eden hastalara tedavi de verilmez. Bunun dışında sigara kullanıyorsa bırakılmasında fayda vardır. Özel bir diyet önersi yoktur. Kilo almamaya dikkat edilmelidir. Herhangi bir gıdada kısıtlama da yoktur. Hepatit C tedavi altındaki hastalarda tedaviye bağlı olarak iştah azalması, ağızda boğazda yaralar, metalik tat ve bulantı kusma olabilir.

 

Hepatit C’li hastalar vitamin kullanabilir mi?

Günlük normal diyette alınması gerektiği kadar vitamin alınmalıdır. Daha fazla vitamin alınmasının gereği yoktur, gereğinden fazla alınan vitaminlerin karaciğere zararlı etkileri olabilir.

 

Akut hepatit C geçiren kişide hastalık her zaman kronikleşir mi?

Virüsü alan kişilerin % 60-80’inde kronik hepatit gelişir.

 

Akut hepatit ne zaman kronik hepatite dönüşür?

Akut hepatit C enfeksiyonundan 6 ay sonra kanda veya karaciğerde hala virüs varsa artık kronik hepatit gelişti denir. Bu aşamadan sonra virüsün kendiliğinden vücuttan temizlenme şansı yok denecek kadar azdır.

 

Kronik hepatitin bulguları nelerdir?

Hastaların çoğunun herhangi bir şikâyeti yoktur. Ya da hafif derecede ve hastalığa özgü olmayan şikayet ve bulgular vardır. En sık görülenleri:

Halsizlik,

Bulantı,

İştahsızlık,

Kas, eklem ağrısı,

Güçsüzlük,

Kilo kaybı

 

Hepatit C hastalığı olan gebelere tedavi verilebilir mi?

Tedavide kullanılan ribavirin ve interferonların bebeğe olan toksik etkilerinden dolayı gebelere kullanılması uygun değildir. Gebelik sırasında hepatit C saptanmış ise doğum olana kadar beklenilmeli daha sonra anne ve bebek takibe alınıp gerekirse tedavi edilmelidir. Tedavi altındaki bayanların da kesinlikle hamile kalmaması gereklidir. Tedavi bitiminden sonraki 6 ay içinde gebe kalınmamalıdır. Etkin bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan bayanlar ve eşleri kronik hepatit C tedavisi alamaz.

 

Gebelik sırasında tedavi alamadığına göre gebelerde hastalık ilerler mi?

Çok az sayıda yapılmış çalışmada gebelerde hastalık ilerlemesi görülmemiş ve doğan çocuklarda da malformasyon görülmemiştir. Başka bir çalışmada da gebeliğin karaciğerdeki hasar üzerine olumlu etkisinin olabileceğini göstermiştir.

 

Kronik hepatit C hastalığı ilerlerse ne olur?

Hasta olanların % 20-30’unda yaklaşık 20- 30 yıllık dönemde siroz gelişir. Ayrıca karaciğer kanseri gelişeme riski de bu virüsü taşımayanlara göre yüksektir.

 

Siroz hastalığı nedir?

Karaciğer dokusunun hepatite, alkol kullanımına veya buna benzer zararlı etkenlere maruz kalmasına bağlı olarak kendi orijinal yapısını kaybedip nedbeleşmesine siroz denir. Nedbeleşen karaciğer dokusu asıl görevini yapamaz ve karaciğer yetmezliğine bağlı bulgular ortaya çıkar.

 

Sirozun şiddetini artıran risk faktörleri var mıdır?

Hepatit virüsünün alınma yaşına bağlı olarak daha erken olabileceği gibi 20-30 yıl gibi bir ortalama sürede ortaya çıkan siroz bazı durumlarda şiddetlidir;

Yaş (ileri yaşlarda siroz daha şiddetlidir)

Erkek hastalarda siroz daha şiddetlidir

Alkol kullananlarda siroz daha şiddetlidir

Sigara ve tütün kullananlarda siroz daha şiddetlidir

Birlikte AIDS hastalığı olanlarda siroz daha şiddetlidir

 

Hepatit C genetik testlerinde virüsün farklı genetik yapıları saptanmaktadır. Bu genetik farklılık bir önem taşır mı?

Testlerde farklı genetik yapıların önemi vardır. Genotip 2 ve genotip 3 denilen virüs tipleri, genotip 1 denilen virüs tiplerine göre tedaviye daha iyi cevap verir.

 

Tedavi öncesi genotip bakılmalı mıdır?

Türkiye’deki hepatit C’li hastalarda en sık gösterilen genotip, % 90-95 oranında tip 1’dir. Buna rağmen tedavi öncesi genotip bakılması önerilmektedir.

 

Bir hasta birden fazla genotiple enfekte olabilir mi?

Hastalık sırasında oluşan antikorlar koruyucu olmadığından bir kişi birden fazla genotip ile enfekte olabilir.

 

Karaciğer biyopsisi niçin yapılır?

Hepatit C virüsünün karaciğere verdiği hasarı ve hasarın derecesi en iyi gösteren test karaciğer biyopsisidir. Bu nedenle tedavi öncesinde karaciğerdeki hasarı göstermek adına biyopsi yapılmaktadır. Biyopsi sonucunda karaciğerdeki hasar ilerlememiş ise tedavi edilmeden izlem yapılabilmektedir. Ayrıca karaciğer biyopsisi, yapılan tedavinin etkinliğini görmek için yapılabilir.

 

Biyopsi yaptırmak zararlı mıdır?

Tecrübeli kişilerce yapılan karaciğer biyopsisinde risk son derece düşüktür. Biyopsiye bağlı görülebilecek istenmeyen sonuçlar kanama, safra kesesi yırtılması, lokal enfeksiyon ve tansiyon düşmesidir. Ancak bu tür yan etkiler son derece nadir görülür.

 

Biyopsi yaptırdıktan sonra nelere dikkat etmeliyim?

Biyopsi yaptırdıktan sonraki 5-7 gün aspirin gibi kanı sulandırıcı ilaçlar alınmamalıdır. Bir hafta süreyle 9 kg’dan daha ağır yükler kaldırılmamalıdır.

 

Kronik hepatit C’nin tedavisi mümkün müdür?

Günümüzde kullanılan pegile interferonlar ve ribavirinin birlikte düzenli kullanımı ile % 60-70 oranında vücuttan virüsün temizlenmesi şansı vardır. Başarı oranı hastalık yapan virüsün genotipine göre değişmektedir.

 

Tedavi başarısını etkileyen başka faktör var mıdır?

Kandaki virüsün miktarı, hastanın yaşı, virüsü alma süresi ile tedavi başlanması arasındaki süre, karaciğerin durumu tedaviyi etkileyen diğer faktörlerdir.

 

Kronik hepatit C’de tedavi süresi ne kadardır?

Virüsün genotipine bağlı olarak tedavi süresi 24 veya 48 haftadır.

 

Tedavi başarısını artırmak için hasta nelere dikkat etmelidir?

Hekim tarafından verilen ilaçları tam zamanında ve dozunda kullanmak en önemli faktördür. Tedaviyi düzenleyen hekime danışılmadan tedavi amaçlı bitkisel veya geleneksel diğer ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. Yapılan çalışmalarda bu tür ilaçlardan hiçbirinin hepatit tedavisinde faydalı olduğu gösterilmemiştir. Üstelik bilinçsiz kullanım hastalığın ağırlaşmasına ve karaciğer yetmezliğine götürebilir.

 

Şeker hastalığı veya tansiyon hastalığı gibi başka hastalıklardan dolayı kullanılmakta olan ilaçlar hepatit C’li hastalarda kesilmeli midir?

İlaçların çoğu karaciğer ile etkileştiğinden kullanılan ilaçlar mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

 

Tedavide kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır? Varsa nelerdir?

Tedavide kullanılan interferonlara bağlı en sık görülen yan etkiler ateş, üşüme titreme, baş ağrısı, kas ağrısı ve çarpıntıdır. Bu tabloya grip benzeri tablo denir. Bu şikayetler tedavinin ilerleyen haftalarında azalacak, hatta bazı hastalarda tamamen kaybolacaktır. Tedavinin ilerleyen haftalarında yorgunluk, saç dökülmesi, depresyon, huysuzluk, kan değerlerinde azalma gelişebilir. Ciddi yan etki görülme sıklığı % 2’den azdır ki bunlar ağır depresyon, tiroit hastalıkları, akut kalp ve böbrek yetmezliği, göz ve akciğer problemleri, ani işitme kaybı ve nöbet geçirmedir. Ayrıca tedavide kullanılan ribavirine bağlı kan düzeylerinde düşme, bulantı, ishal, kuru öksürük gelişmektedir. Bu yan etkilere bağlı olarak ilaçların doz ayarlaması gerekebilmektedir. Yan etkinin şiddetine göre tedaviyi planlayan hekim tarafından ilaç dozları yeniden düzenlenebilir. Hasta kendiliğinden tedaviyi kesmemeli ve doz değişikliği yapmamalıdır.

 

Hepatit C tedavisi sırasında saçlarımda dökülme oldu. Tekrar saçlarım çıkar mı?

Hepatit C tedavisi sırasında görülen saç dökülmesi kanser tedavisine benzemez. İlaçlar kesildikten sonra saç dökülmesi kesilecek ve dökülen saçların yerine büyük oranda yenisi çıkacaktır.

 

Hepatit C tedavisine bağlı gelişen bulantı ve iştahsızlıkla nasıl baş edilmelidir?

İlaçları almadan önce yemek yiyin.

Rahatsız edici gıda ve kokulardan uzak durun

Az sayıda büyük öğünler yerine azara azar ama sık sık yemek yiyin

Canınızın istediği yemekleri yeterli miktarda yiyin

En iyi gıdalar karbonhidrat, yağ ve protein açısından dengeli olan gıdalardır.

 

İlaçların yan etkisini azaltmak için neler yapılabilir?

İnterferon enjeksiyonunun akşamları yapılması yan etkileri azaltabilir. Ayrıca interferon enjeksiyonu öncesinde parasetamol grubu ağrı kesici alınması grip benzeri şikayetleri azaltır.

 

Hepatit C’ye bağlı gelişen yorgunlukla nasıl baş edilebilir?

Düzenli hafif, her gün aynı saatte yapılan egzersizler faydalı olabilir. Ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır. Uyku düzenli olmalıdır, bol sıvı alınmalı ve dengeli beslenilmelidir.

 

Verilen tedavinin etkili olup olmadığı nasıl anlaşılır?

Tedavi sırasında ve tedavi bittikten sonra virüs sayımı yapılır. Tedavi bittikten 6 ay sonra yapılan testlerde virüs sayılamazsa kalıcı cevap alınmıştır denir. Ayrıca yapılan ölçümlerde ALT testinin de normal sınırlara dönmesi istenir.

 

Kronik hepatit C’de karaciğer kanseri oluşumunu artıran risk faktörleri var mıdır?

EVET...Bazı faktörler karaciğer kanseri riskini provoke eder, bunlar;

Alkol kullanımı

Siroz gelişimi

İleri yaş

Erkek hasta olmak

 

Hepatit C hastalığından koruyan aşı var mıdır?

Günümüzde koruyucu aşı henüz geliştirilememiştir.

 

Hepatit C hastasıyım. Hastalığı başkalarına bulaştırmamak için nelere dikkat etmeliyim?

Kan vermeyin, organ bağışlamayın,

Kan ile kontamine olabilecek jilet, tırnak bakım malzemeleri, diş fırçası gibi kişisel eşyalarınızı başkaları ile paylaşmayın

Bir yeriniz kesilirse kanın etrafa bulaşmamasına dikkat edin

 

Hepatit C’li hasta hepatit A ve B aşısı olmalı mıdır?

Hepatit C’li hasta, hepatit B bulaşı açısından risk grubunda ise aşılanmalıdır. Ayrıca daha önce hepatit A geçirmedi ise aşı ile korunmalıdır.

 

Hepatit C ve karaciğer nakli (transplantasyon)

Hepatit C vakalarında tedaviye cevap alınamaz ve karaciğer görevini yapamaz bir hale gelirse, yani ileri evre siroz tablosu gelişirse artık bu hastalar karaciğer nakline aday hastalardır ve transplantasyon gereklidir.

 

Kaynaklar

 

Bonis PAL, Chopra S, Patient Information: Hepatitis C. In UpToDate, Rose, BD (ed) UpToDate, Waltham,MA, 2007.

 

http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/c/faq.htm

 

http://www.hepcnet.net/hepatitiscfaq.html

 

Strader, DB, Wright, T, Thomas, Dl, Seef, LB. AASLD practice guideline: Diagnosis, management and treatment of hepatitis C. Hepatology 2004;39:1147

 

HEPATİT D

 

 

Hepatit D hastalığı nedir?

 

Hepatit D virusunun neden olduğu sıklıkla müzmin seyreden bir karaciğer hastalığıdır.

 

Hepatit D hastalığı nasıl gelişir?

 

Hepatit D virusu çoğalabilmek için Hepatit B virüsüne ihtiyaç duyar. Bu nedenle bir kişide hepatit D hastalığı gelişebilmesi için o kişinin aynı zamanda hepatit B hastası veya taşıyıcısı olması gerekir.

 

Hepatit D hastalığı hepatit B hastalığını nasıl etkiler?

 

Bu hastalık hepatit B hastalığının gidişini hızlandırır ve kötü yönde etkiler. Hepatit D virusu çoğalmak için hepatit B virüsüne ihtiyaç duyduğundan beraberce siroza gidişi hızlandırırlar. Hepatit D virüsü hepatit B virüsü taşıyan kişilerde siroz olma riskini 2-3 kat artırır.

 

Hepatit D hastalığı nasıl bulaşır?

 

Hastalığın bulaşı esas olarak kan ve kan ürünleri ile olmaktadır. Anneden bebeğe geçiş olabilir. Cinsel yolla bulaş ve aile içi bulaş hepatit B’ye göre daha düşüktür.

 

Dünyada ne kadar kişi hepatit D hastasıdır?

 

Dünyada yaklaşık 10 milyon kişinin hepatit D hastası olduğu tahmin edilmektedir.

 

Hepatit D hastalığı kimlerde sık görülür?

 

Damardan uyuşturucu kullananlarda, kanama bozukluğu olanlarda, diyaliz hastalarında ve homoseksüellerde sık görülür.

 

Hepatit D’nin kuluçka süresi ne kadardır?

 

Hepatit D’nin kuluçka süresi 15-45 gündür.

 

Hepatit D hastalığının belirtileri nelerdir?

 

Hepatit D hastalığının belirtileri hepatit B’deki belirtilerle aynıdır.

 

Hepatit D hastalığı hepatit B hastalığı olanların ne kadarında görülür?

 

Hepatit D hastalığı müzmin hepatit B veya hepatit B taşıyıcısı olanların sadece % 5’inde gelişmektedir.

 

Hepatit D hastalığının tedavisi var mı?

 

Evet. Hepatit D hastalığının tedavisinde hepatit B hastalarında kullanılan interferonlar (iğne tedavisi) kullanılmaktadır (bakınız: hepatit B tedavisinde interferonlar). Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmalıdır. Tedavi sonrasında hastaların yaklaşık yarısında görülen nüks önemli bir sorundur.

 

Hepatit D hastalığı siroza veya karaciğer kanserine ilerler mi?

 

Evet. Hastaların % 70’inde siroza gitmekte ve bunların yaklaşık % 15’inde siroz ilk 1-2 yılda ortaya çıkmaktadır. Siroz gelişen hastaların bir kısmında ise karaciğer kanseri gelişebilmektedir.

 

Hepatit D hastalığından korunmak için ne yapılmalıdır?

 

Hepatit D’den korunmak için Hepatit B hastası veya hepatit B taşıyıcısı olmamak önemlidir. Hepatit B için aşı yaptıranlar aynı zamanda hepatit D için de korunmuş olurlar. Bu nedenle hepatit D’den korunmanın en etkili ve kesin çözümü hepatit B aşısı olmaktır.

 

 

KAYNAKLAR

 

1-http://www.hepatit.org/hepatitD.html

2-Niro GA, Rosina F, Rizzetto M.Treatment of hepatitis D. J Viral Hepat. 2005;12(1):2-9

3-Farci P.

 Delta hepatitis: an update. J Hepatol. 2003;39 Suppl 1:S212-219.

4-http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/d/fact.htm

 

Hepatit E Virüsü (HEV) nedir?

HEV morfolojik ve biyofiziksel özellikleri ile Caliciviridae içerisinde heparnavirus cinsinin tek üyesidir. Tek sarmallı, pozitif polariteli ve yaklaşık 7.5 kb’lık genomu olan bir RNA virüsüdur.

 

İlk kez kim tanımlamıştır?

İlk kez 1983 yılında Balayan ve arkadaşları tarafından enterik yolla bulaşan A ve B hepatiti olmayan olguların dışkı örneğinde saptanmıştır.

 

HEV nasıl bulaşır?

HEV’in ana bulaş yolu dışkı ile kontamine olmuş suların içilmesi ve infekte gıdaların yenilmesi iledir. Kişiden kişiye bulaş hepatit A’ya göre daha az görülmektedir.

 

Hastalığın kuluçka süresi ne kadardır?

Hastalığın inkübasyon süresi 15-75 gün ortalama 36 gündür.

 

Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir?

Sarılık

Halsizlik

Karın ağrısı

İştahsızlık

Bulantı-kusma

İdrarda koyulaşma (çay rengi)

 

Hastalık kronikleşir mi?

Kronikleşmez

 

Hangi gruplarda infeksiyon sık görülür?

HEV infeksiyonları daha çok genç ve orta yaşta geçirilmekte, çocuk ve yaşlılarda seyrek görülmektedir.

 

Hastalık dünyada nerelerde daha sık görülür?

Hepatit E’ özellikle sosyoekonomik düzeyi düşük altyapı tesisleri yetersiz, şehir içme suyunun kanalizasyon şebekesiyle kontaminasyonunun önlenemediği Hindistan ve çevre ülkelerinden bildirilmiştir. Gelişmiş ülkelerde ise dışarıdan gelen sporadik hepatit E olguları şeklinde bildirilmektedir. Günümüzde epidemik A ve B dışı hepatitlere yol açan etken HEV olarak isimlendirilmekte olup bu epidemilerin öyküsü 1955’li yıllara dayanmaktadır. Sorumlu etkenin HEV olduğu anlaşılan bu özellikteki ilk salgın yine bu tarihte Hindistan’da meydana gelmiştir. Daha sonraki yıllarda bu salgının benzerleri Nepal, Burma, Endonezya, Tayland, Cezayir, Etiyopya, Sudan ve Meksika gibi ülkelerden de bildirilmiştir.

 

Ülkemizde hangi bölgelerde daha sıktır?

Ülkemizde anti-HEV seropozitifliği % 3-29 arasında bildirilirken en yüksek oran % 29 ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde saptanmıştır. Ülkemizde daha çok tek tük salgınlar ve sporadik vakalar şeklinde görülmektedir.

 

Hastalık hangi grupta daha öldürücüdür?

Bazı salgınlarda gebe kadınlarda özellikle üçüncü trimesterde ölüm oranı yaklaşık %20-30 bulunmuştur. Gebelerde ölüm oranının yüksek olmasının nedeni tam olarak bilinmemektedir.

 

Dışkı ile virüs ne kadar süre atılır?

Virüs semptomlar başlamadan önce dışkı ile atılmaya başlar ve yaklaşık 2 hafta boyunca atılmaya devam eder.

 

HEV tanısı nasıl konulur?

Hastalığın belirtileri, muayene bulguları ve laboratuvar testleri ile konulur. Kesin olarak tanı koyabilmek için kan testi yapılmalıdır. ELISA testi ile kanda Hepatit E virüs antikorlarının (anti-HEV IgM veya IgG) varlığı gösterilmelidir.

 

ELISA testini nerede yaptırabilirim?

Referans merkezlerinde ve bazı 3. basamak sağlık kuruluşlarında test yapılmaktadır.

 

İnfeksiyon Sonrası HEV antikorlarının pozitifliği ne kadar devam eder?

Geçirilmiş HEV infeksiyonunda IgM ve IgG antikorlarının kalıcılığının süresi farklıdır. Fakat genelikle ortalama altı ay sonunda antikorların kaybolduğu kabul edilmektedir.

 

HEV’den nasıl korunulur?

Suları dışkı kontaminasyonundan korumak, yeterli klorlama veya içme suyunun kaynatılması, kişi ve çevre hijyeni hakkında tekrarlayan sağlık eğitimi vermek infeksiyonların oluşmasını önemli oranda azaltacaktır. Eller tuvalet, banyo kullanıldıktan, bebek altı değiştirildikten sonra ve yiyecek hazırlamadan önce mutlaka sabunla yıkanmalıdır.

 

Korunmak için seyahatlerde neler yapılmalıdır?

Temiz olduğu bilinmeyen içme sularından (buz eklenmişler dahil) uzak durmak. Pişmemiş kabuklu deniz ürünleri, kendinizin hazırlamadığı sebze ve meyveleri kullanmamak. 

 

HEV’in aşısı varmıdır?

Şu anda insanlarda kullanılan bir aşı yoktur.

 

Tedavisi nasıldır?

Genellikle hastaların hastaneye yatması gerekmez. Hastalara belirtileri ve şikayetleri azaltacak destek tedavisi verilir.

 

KAYNAKLAR

1. Eroğlu C, Duyar E, Sünbül M, Esen Ş, Günaydın M, Leblebicioğlu H. Akut Hepatit E’li İki Olgu. Viral Hepatit Derg 2002;1:485-487

2. Taşyaran MA, Akdağ R, Akyüz M, Parlak M, Ceviz N, Yılmaz Ş. Erzurum bölgesi çocuklarında fekal oral yolla bulaşan hepatit viruslarının seroprevalansı. Klimik dergisi1994;2:74-75.

3. Aydın K. HEV İnfeksiyonu Epidemiyolojisi. Kılıçturgay K, ed. Viral Hepatit 98. Viral Hepatitle Savaşım Derneği, 1998:193-200.

4. http://www.cdc.gov/ncidod/diseases/hepatitis/e/index.htm

 

 

 

 

KARACİĞER KİST HİDATİK (Echinokokkozis):

Kist Hidatiğinin etkeni Ekinokokkus granulosus denen parazitdir. En sık karaciğere ve karaciğerin de en sık sağ lobuna yerleşir. Etken zamanla karaciğer içerisinde içi sıvı dolu bir kist oluşturur ve büyümeye devam eder. Bu kist içerisindeki sıvıda, kistin patlaması durumunda ulaştığı her yerde yeni kistler oluşturabilen ‘kız kistler’ vardır. Kistler karın içine, safra yollarına, göğüs boşluğuna açılabilirler.

 

Basit kistler genellikle bulgu vermez, bulgu verdiğinde ise en sık şikayet karın ağrısıdır. Kist infekte olduğunda, karın içine, göğüs boşluğuna, safra kanallarına açıldığında yada diğer organlara bası yaptığında karın ağrısına ek olarak ateş, sarılık, titreme gibi bulgulardan, şok dediğimiz hayatı tehdit eden durumlara kadar değişen sonuçlar doğurur. İndirekt hemaglütinasyon testi tanıda kullanılan değerli bir testtir.

 

Direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, Ultrasonografi, MR gibi görüntüleme yöntemleri de tanı ve takipte kullanılır. Hastalara öncelikle ilaç tedavisi başlansa da, çoğu hastada ilaç tedavisine yanıt olmadığından, tedavi cerrahidir.

 

Cerrahi olarak seçilecek yöntem hastanın durumuna ve kistin özelliğine bağlı olarak belirlenir. Cerrahi tedavinin prensipleri kistin inaktivasyonu, üremesini sağlayan zarın tam olarak çıkarılması ve kist boşluğunun çeşitli metodlarla kapatılmasını içerir. Son yıllarda, bazı seçilmiş ve uygun vakalarda, görüntüleme yöntemleri eşliğinde ciltten sokulan bir iğne yardımıyla kistin boşaltılması ve içine alkol injeksiyonu ile de başarılı sonuçlar alınmaktadır.

 

Karaciğer Biyopsisi

 

Karaciğer nedir?

Karaciğer karnın sağ üst bölgesinde yer alan, vücudumuzun en büyük organıdır. Yaşam için gerekli olan birçok fonksiyona sahiptir. Karaciğer kan yoluyla aldığı besinleri işler. Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler, vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar. Ayrıca vücudun korunması için gerekli olan antikor yapımında da görev alır.

 

 

 

 

 

Karaciğer biyopsisi ne amaçla yapılır?

Karaciğer biyopsisi kronik viral hepatitin karaciğere yaptığı hasarın derecesin değerlendirmek için en iyi ve en duyarlı yöntemdir. Ayrıca hastaya uygulanan çeşitli tedavilerin etkinliğinin takibinde de yararlıdır. Sadece sarılıkların tanısında değil diğer alkolik karaciğer hastalığı, karaciğer yağlanması, primer biliyer siroz, hemakromatozis, Wilson Hastalığı gibi birçok karaciğer hastalığının tanısında oldukça değerli bir metottur. Nedeni saptanamayan alanin aminotransferaz (ALT) yüksekliği, nednei bulunamayan ateş ve metabolik hastalıkların tanısında da karaciğer biyopsisi yapılabilir.

 

Biyopsi öncesi dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Kan sayımı kontrol edilmelidir. Kanama bozukluğu olan hastalarda biyopsi yapmak sakıncalıdır. Batın ultrasonografisi ile kist ve damar yumağı olmadığından emin olunmalıdır.Biyopsi öncesi son bir hafta içerisinde aspirin, ibuprufen, naproksen, warfarin gibi analyezik, antienflamatuvar ve kan pıhtılaşmasını engelleyici ilaçlar alınmamalıdır. Lokal anestezik ilaçlara alerji olup olmadığı sorulmalıdır. Hastalara kanama bozukluğu (hemofili gibi) olup olmadığı sorulmalıdır. Biyopsi yapılacak olan kişiler doktoruna aldığı tüm ilaçlar konusunda bilgi vermelidir.

Biyopsiden yaklaşık 6 saat öncesine kadar hastalar bir şey yiyip, içmemelidir.

 

Biyopsi nasıl yapılır?

İşlem sırasında hastanın uyanık olması gerekir. Ankisiyetesi veya korkusu olan hastalara biyopsi öncesi sakinleştirici ilaçlar doktor tarafından verilebilir. Biyopsi yapılacak olan deri bölgesi antiseptik ile temizlenir. Sırt üstü yatan hastada, iğnenin gireceği alana lokal anestezik ilaç enjekte edilir. Karaciğer biyopsi iğnesinin kolay girmesini sağlamak için, karın derisi üzerinde küçük bir kesi yapılır. Karın derisi üzerinden, karaciğere iğne ile girilerek bir parça karaciğer dokusu alınır. Bu işlem birkaç saniye sürer. Biyopsi iğnesinin karaciğere girişi sırasında hafif ağrı hissedilebilir. Karaciğerden alınan örnek tetkik için patolojiye gönderilir.

 

Biyopsi sonrasında dikkat edilecek hususlar nelerdir?

Biyopsiden sonra hastaların en az 10 saat hastanede gözlenmesinde yarar vardır. Hastalar biyopsi sonrası en az iki saat süreyle, sağ yanı üzerine yatarak, istirahat ederler. Bu süre içerisinde hastaların tansiyon ve nabzı düzenli olarak kontrol edilir. Hasta istirahat ederken, televizyon seyredebilir, kitap okuyabilir veya refakatçileri ile konuşabilir.

Hastalar 5-7 gün istirahat etmeli, bir hafta süresince 5-7 kg’dan fazla ağırlık kaldırmamalı, yine bu süre içerisinde kanı sulandırıcı ilaçlar alınmamalıdır.

Hastalarda biyopsi bölgesinde veya sağ omuzda şiddetli ağrı, solunum sıkıntısı, göğüs ağrısı, biyopsi bölgesinde kanama, yüksek ateş, karın ağrısı, halsizlik, terleme, çarpıntı şikayetleri olursa mutlaka hekime başvurmalıdır.

 

Karaciğer biyopsisi yapılması sırasında ve sonrasında görülen istenmeyen durumlar nelerdir?

Bu konuda deneyimli kişilerin yaptığı biyopsilerde risk son derece azdır. Buna karşın biyopsi sırasında veya sonrasında bazı istenmeyen durumlar gelişebilir.

 

* Sık görülmeyen durumlar

a.      İğnenin giriş yerinde kanama veya karın içi boşluğa kanama olması

b.      Çok nadiren, iğne, girdiği alana yakın dokulara hasar verebilir. (Örneğin; safra kesesi, ince barsaklar, böbrek, akciğer)

 

* Daha sık görülen durumlar

c.      Biyopsi yapılan yerde ağrı: Genellikle 24 saat sürer. Gerekirse ağrı kesici alınabilir.

d.      Bayılma

 

* Önemli, fakat sık görülmeyen durumlar

e.      İnfeksiyon gelişmesi

f.        Hava embolisi: Karaciğerden kan damarları içine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur.

g.      Safra kesesinin yırtılması ve safranın batına yayılması

h.      Ölüm

 

Karaciğer biyopsisi kimlere yapılmaz?

a.      Biyopsi olmayı kabul etmeyen uyumsuz hastalara

b.      Karaciğer dışı safra yollarında tıkanıklık olanlarda

c.      Pıhtılaşma bozukluğu olanlara

d.      Batında yaygın sıvı toplananlara

e.      Karaciğerde kist olanlara

f.        Karaciğerde damar yumağı olanlara

 

Karaciğer biyopsi sonucu ne kadar sürede alınabilir?

Karaciğer biyopsi sonucu genellikle bir hafta içinde alınabilir.

 

 

 

Egzama mayasıl

Egzama Belirtileri

Deri son derece kaş-ıntılı, kızarık, sıcak, kuru hale gelip pul pul dökülebilir.

Deri ayrıca nemlenip şişebilir.

Bakteri enfeksiyonu oluş-abilir.

Hastalıktan en çok etkilenen bölgeler dirsek ve bilek önleri ile dizin arka kısımları gibi derinin kırışık olduğu kısımlardır. Ancak deri-nin herhangi bir bölümü de hastalıktan nasibini alabilir.
Bebeklerin en fazla egzama mayasıl belirtilerinin görüldüğü bölge ise yüzdür.

Kronik (sürekli) egzamada:

Deri kuruyup kalınlaşabilir ve pul pul olup çatlayabilir.

Atofik egzamaya yakalandığınızda deriniz daha çok zarar görmeye ve enfeksiyonlara karşı korunmasız hale gelir, belirli maddelere karşı daha fazla tepki vermesi ve daha has-sas olması muhtemeldir.
Bu tetikleyici etkenler sizi özellikle ani krizlere karşı korunmasız kılacaktır.

 

Kaşınma ve sıcaklık deriye daha fazla zarar veren güçlü bir kaşıma dürtüsüne sebep olur.Kaşıntı uykunuzu bölebilir ve kaşınan bölgeyi kanatma-nıza sebep olacak kadar şiddetli olabilir.

Kaşıma kaşıntıyı daha da kötüleştirir ve sürekli kaşıma ile birlikte kaşınma-kaşıma döngüsü gelişebilir.

Bu durum çocuklarda geceleri uyuyamam ve okulda konsantre olma-da güçlük yaşamaya yol açabilir.

 

Egzama Ne Demektir ?

 

Egzama rahatsız edici ve çirkin görünüşlü bir deri hastalığıdır ama tehlikeli değildir, basit bir tedaviyle kontrol altına alınabilir. Her on iki kişiden birinin, yaşamının herhangi bir döneminde egzama geçirdiği saptanmıştır. Egzama kaşıntı yapmasının ve rahat-sızlık vermesinin yanı sıra, el kol ve yüz gibi açıkta kalan yerlerde oluştuğundan çirkin bir görünüme de neden olur.

 

Nedenleri

Egzama genellikle alerji nedeniyle oluşur ama duygusal sıkıntı da egzamaya yol açabilmektedir. Bazen de egzama görünür hiçbir neden yokken çıkmaktadır. En sık görülen egzama tipi, alerjik kökenlidir. Tıp dilindeki adı "atopik dermatit" olan bu hastalık çoğunlukla astımlılarda ve saman nezlelilerde görülür. Saman nezlesi, çiçek tozlarının neden olduğu alerjik bir hastalıktır.

 

Astım ve egzama da solunum yoluyla olduğu kadar süt ya da yumurta gibi alerjan maddelerin yenilmesiyle de oluşur. Ne var ki durum hep böyle değildir, nöbetler çoğunlukla sitres  zamanlarında ortaya çıkar. Egzama en çok küçük çocuklarda ve bebeklerde görülür; ama çocuk büyüdükçe egzama genellikle kendiliğinden geçer. Egzama, astım ya da saman nezlesi gibi alerjik hastalıkların sık görüldüğü ailelerde, çocukların egzamalı olma olasılığı yüksektir. İnek sütü verilen bebeklerde egzama olasılığının arttığı görülmüştür. Bu yüzden, alerjili ailelerin çocuklarını bu hastalıktan korumak için, anne sütüyle beslemeye özen göstermeleri gerekir.

 

Belirtileri

Egzamada iltihaplı deri bölgesi kızarır ve kaşınır. Aynı zamanda kurur ve üstünde sivilceye benzer oluşumlar bulunur; yer yer su toplar. Egzamalı bölge kaşınırsa, enfeksiyon yayılır, deri kanar ve iltihaplanıp ağrı yapabilir. Çatlaklardan giren mikroplar bedene yayılabilir. Kaşınarak tahriş edilmiş bir egzama bölgesi çok rahatsızlık verebilir. Egzama önce yüzde ve baş derisinde çıkar, sonra kollarda ve bacaklarda, özellikle derinin katlandığı ya da giysilerin sürtündüğü yerlerde oluşur. Hastalığın veridiği rahatsızlık daha çok kaşımaya ve oluşan çatlaklardan giren mikropların yaptıkları enfeksiyona bağlıdır.

 

Tedavisi

Egzama tehlikeli sayılabilecek ağır bir hastalık değildir; ama rahatsızlık verebilir. Egzamalıların rahat etmek için almaları gereken önlemlerin başında yarayı kaşımamak gelir. Egzamalı bebeklerin ellerine pamuklu kumaşlardan dikilmiş parmaksız eldivenler geçirilerek egzamalı yerlerini kaşımaları önlenebilir. Egzamalı kişilerin uçuk hastalığı olanlardan özellikle uzak durmaları gerekir. Egzamalı deri, uçuk virüsü olan herpes simplekse karşı dirençsizdir; virüs alınırsa enfeksiyon yayılabilir. Egzamalıların çiçek aşısı da olmamaları gerekir. Normal insanlara hiçbir zarar vermeyen bu aşı, egzamalı bir çocukta, ölümcül olabilen ateşli bir hastalık yapabilir.

 

Egzamalı ya da egzama geçirmiş insanların derileri çok hassastır. Bu nedenle tahriş edici maddelerden sakınmalıdırlar. Bu tür maddelerle çalışmak zorunda kalanlar lastik eldiven ve yüz maskesi gibi basit önlemlerle korunmalı; genç insanlar meslek seçerken yağlar, boya maddeleri ve şampuan gibi malzemelerle çalışmak zorunda kalacakları meslekleri seçmemelidirler. Egzamanın nedeni olan alerji yapıcı madde bulunabilirse, hastanın o madden korunması yeterlidir. Egzamalı bir bebeğe, inek sütü veriliyorsa, inek sütünü kesip ya anne sütü verilmeli ya da keçi sütü (inek sütüne göre daha az alerjiye yol açtığı saptanmıştır) ve özel süttozu gibi bir besinle beslenmelidir.

 

Nedeni bulunamayan çocuk egzamalarında ise çocuğun giysilerinde yünlü kumaş kullanmamak, derisi kurumaya yatkınsa çok sık yıkamaktan kaçınmak, enfeksiyonları önlemek için hem kendini hem de çevresinin temizliğine özen göstermek ve özel sabun kullanmak yararlı olur.

 

Egzama tedavisinde yararlanılabilecek birçok ilaç vardır. Çinko bileşimleri ve kortizonlu deri merhemleri egzamalı yerlere doktor önerisine göre sürülür; ancak bu merhemler deriyi tahriş edeceği için uzun süre kullanılmamalıdırlar. Ayrıca antihistaminik merhemlerle kaşıntıyı azaltmak, üreli merhemlerle derinin su içeriğini artırarak egzamanın deriyi kurutup çatlatmasını önlemek deriyi kurutup çatlatmasını önlemek, astım tedavisinde kullanılan "sodyumkromoglikat" adlı maddeyi içeren ilacın alınmasıyla alerjiyi önlemek olanaklıdır. Egzamalı insanların kaşınmamaları neredeyse olanaksız olduğundan, tırnaklarını kısa, temiz ve bakımlı tutmaları, zararı biraz da olsa azaltır. Egzama hastane tedavisi gerektirecek kadar ağır bir hastalık değildir ama evinde yeterli bakım göremeyecek hastaların hastaneye yatmaları yararlı olabilir.

 

Egzamalı çocukların yüzde 50'si altı yaşına gelmeden, yüzde 90'i ise ergenliğe ulaştıklarında egzamadan kurtulurlar. Ne var ki, öteki alerjik hastalıklar gibi egzama da, iyileşmesinden yıllar sonra hiç beklenmedik bir zamanda yineleyebilir. Duygusal sorunlar, sitres ve sıkıntı egzamanın yinelenmesine neden olabilir. Egzamalıların hastalıklarının fazla önemsenmesi, egzamalı çocuğun üstüne çok düşülmesi, stres yaratarak hastalığı büsbütün ağırlaştırabilmektedir. Günümüzde egzama tam olarak tedavi edilmemekle birlikte, rahatlatılabilmekte ve denetim altına alınabilmektedir. En iyisi, fazla önemsemeyerek, hastalığın getirebileceği duygusal sıkıntılardan korunmaktır.

 

 

Atopik deri ve mukozaların çevresel maddelere karşı ailesel aşırı duyarlılıkları ile birlikte artmış Ig E üretimidir. Atopik hastalıkların ortak özelliği ailesel oluşlarıdır.IgE üretim artışı diğer ortak özelliklerinden biri olup, Atopik dermatit tablosu deri bulgularının ön planda olduğu tipidir.

 

Hastalar çoğu kez ailede alerjik astım, saman nezlesi gibi diğer atopik hastalıklardan da söz ederler.

 

Atopik egzamanın klinik bulguları hastanın yaşam boyunca herhangi bir zamanda alevlenme göstermekle birlikte genellikle ilk bulgular bebelik çağında ortaya çıkar.

 

Kuru deri yüzde solukluk, avuç içi, ayak tabanındaki çizgilerin çok yoğun oluşu, göz altı morluğu ve çizgilenmeleri, düşük saç çizgisi, parlak tırnaklar dudak kenarında çatlaklar, boyunda katlantılar, deri renk değişiklikleri, tekrar eden kaşıntılar tabloya eşlik eder. Çeşitli deri bulgularının birkaçının bir arada bulunması atopik ekzama düşündürmelidir.

 

Klinik tablo bahar aylarında çayır ve ağaç polenleri nedeniyle alevlenme göstermektedir.

 

Tedavide deri nemlendiricileri antihistanimikler, lokal kortizonlu kremler, nemlendirici banyolar sık kullanılır.

 

Fototerapi ve Balneofototerapiler son yıllarda tedavide sıklıklar kullanılmaya başlanmıştır.

 

Mayasıl diye bilinen egzama, derinin sulanması ile meydana gelen bir iltihaptır. Tıp dilinde; Erythema pernio denir. Kaşıntı ve kızartı ile ortaya çıkar. nedeni; ruhsal olabileceği gibi alerjik tepkiler veya deriyi tahriş eden maddeler de olabilir. Bazı kimselerde de ırsi dir. Vücudun hemen hemen her yerinde görülebilir ve bulundukları yere göre isimlendirilirler.

Tedavinin ilk prensibi; üzülmemek ve egzamalı yerleri kaşımamaktır. Ayrıca, su ve sabunlu sudan olduğu kadar uzak kalmak da gerekir. Su yerine permanganatlı su ve rivanollu su kullanılır. Perhiz yapılır. Acılı, baharatlı ve yağlı yenmez.

Egzama için kullanılacak doğru isim atopik dermatittir. Egzama kronik (uzun süren ve tekrarlayan), iltihaplı bir deri hastalığıdır ve atopik (genetik yatkınlığın olduğu aşın duyarlılık ya da alerjik reaksiyon) kişilerde görülür. Çocukların %15 kadarında egzama gelişir ve bunların %50'den fazlasında astım, %75'inde ise saman nezlesi gelişir.

 

Egzama sıklıkla, aşırı duyarlılık ya da alerjik reaksiyon eğilimini annebabalarından kalıtım yoluyla almış çocuklarda ortaya çıkar (atopi). Bir takım faktörler egzama gelişmeolasılığını artırabilir. Yaşamın erken evresinde yumurta, inek sütü, ev hayvanı kepeği ve ev tozu akarı gibi bazı alerjenlerle karşılaşmış olmak, riski artırabilir. Egzamalılanın en az %80'inde alerji testi bir ya da daha fazla alerjene karşı pozitif olabilir.

 

Egzama, genellikle beş yaşından önce başlar ve zamanla düzelme eğilimi gösterse de, etkilenen çocukların %25'inde erişkin çağda da devam eder.

Bebeklerde - bütün vücut, popo ve kasıklar hariç

Çocuklarda - boyun, ayak bilekleri, kol ve bacaklar

 

Egzama deri üzerinde su toplamış gibi görünen kaşıntılı, kırmızı, kabartılı lezyonların oluşmasına neden olur. Kaşıma sonucu bunların üstü genellikle açık ve suludur. Giderek deri kalınlaşır ve pullanır. Lezyonların yeri yaşla değişir. Bebekler ve çocuklarda en sık yüz, kol ve bacakların dışa bakan tarafları ve dizler etkilenir; daha büyük yaştaki çocuklarda ve erişkinlerde boyun, ayak bilekleri ve dizlerin iç tarafı daha sık etkilenir. Sürekli kaşıma deri renginde yama şeklinde, daha açık ya da daha koyu renkte görünen değişikliklere yol açabilir. Ayrıca, etkilenen bölgelerde kronik enfeksiyonlar da sıklıkla gelişebilir. Deri lezyonları, kötüleşmenin ardından semptomların geçtiği dönemlerin geldiği, tekrarlayıcı bir seyir izler.

 

Erişkinlerde - boyun, ayak bilekleri, diz ve dirseğin iç kısımları

 

Bir kez egzama gelişmişse, kimi tetikleyiciler onu daha da kötüleştirebilir. Bunlar arasında:

 

• beslenme; tetikleyici biryiyecek yemek gibi,

• kimyasal maddeler; çamaşır deterjanları (özellikle, enzimiçeren biyolojik olanlar), ciltkremleri, sabun ve şampuanlar gibi,

• stres ve anksiyete,

• hava; özellikle soğuk hava,

• hava yoluyla yayılan alerjenler;ev hayvanı alerjenleri ve ev tozu akarı bulunur.

 

Yatağınızı değiştirmeniz, eve yeni bir hayvan almanız ve polen sezonunun başlaması egzamanızı kötüleştirebilir. Ayrıca, üreticiler bazen ürünlerinin formülünü değiştirebilir, bu yüzden de daha önce sorunsuz kullandığınız bir ürün birden derinizin kötüleşmesine neden olabilir.

 

Çocuğun cildini sabunla yıkamaktan kaçınınız !

•Banyo köpüğü kullanmaktan ve çocuğun saçını şampuanla yıkamaktan kaçınınız

•Banyosunda az miktarda parfümsüz normal banyo yağı kullanınız

•Cildin kuruması halinde, çocuğa her iki günde bir banyo yaptırınız

•Uzun süreli sıcak su banyosu yaptırmayınız ve cildi, havluyu hafifçe

dokundurarak kurulayınız

•Özellikle hemen banyonun ardından, çocuğun cildine düzenli olarak nemlendirici krem sürünüz (sorbolene ya da aqueous kremi)

•Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bezleri düzenli olarak değiştiriniz

•Bebeklere normal aşı programlarının uygulanması gerekir

•Egzemalı çocuklara özel diyet uygulamanın fazla bir yararı olmaz

Alerjik egzama nedir?

Alerjik egzama (çoğunlukla bebek egzaması ya da yalnızca egzama olarak adlandırılır), kuru, kırmızı ve genellikle çok kaşıntılı olan pul pul döküntüyle belirgin bir deri iltihabıdır. Pigmentli deride daha mor ya da kahverengi ve kalınlaşmış deri baskın özellikler olabilir. Egzamalı yerlerden akıntı sızabilir ve bu yerler kabuk bağlayabilir. Küçük bebeklerde 2 ile 4 aylık olduktan sonra ortaya çıkma olasılığı vardır. Egzama birçok çocukta büyüdükçe iyileşme göstermektedir.

 

Egzamanın nedeni bilinmemesine karşın, hastalığa yaygın olarak alerjik (atopik) astım ve saman nezlesi eşlik etmektedir. Diğer aile bireylerinde alerjik egzama, astım ve saman nezlesi olması durumunda, çocukta egzama görülme olasılığı daha fazladır.

 

 

Egzama vücutta nerelerde oluşur?

Alerjik egzama bebek küçükken başlar. İlk önce genellikle iltihaplı ve kuru kabartılar halinde yanaklarda oluşur. Deri kırmızı, pigmentli deri ise, açık mor, kahverengi ve hatta beyaz bile olabilir. Egzama daha sonra alın ve baş derisine yayılabilir.

 

Çocuk büyüdükçe egzama vücutta, kollarda dirsek içlerinde ve bacaklarda diz arkasında görülür. Ayrıca, el ve ayak bileklerinin etrafında da oluşur.

 

Çocukluğun ileri dönemlerinde yüzde daha seyrek görülür ancak, kulak arkasında ve gözlerin etrafında döküntü oluşabilir.

 

Nedeni nedir?

Yukarıda sözü edildiği gibi, egzama ile diğer alerjik hastalıklar arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak, birçok vakada egzamaya neden olan herhangi bir maddeye karşı alerjik bir durum söz konusu değildir.

 

Aşağıdakileri dekapsayan bazı faktörler hastalığı ağırlaştırabilir:

• sabun, deterjan ve şampuan gibi cildi tahriş eden ya da kurutan maddelerle temas

• cildin kurumasına neden olan soğuk hava

• bakteri kökenli ikincil enfeksiyon

• stres

 

 

Birçok kişi, herhangi bir yiyeceğin egzamayı artırıp artırmadığını merak etmektedir. Ancak, çocukların çoğunda, belirli bir yiyeceğin hastalığa yol açtığını söylemek çok zordur.

 

 

Nasıl önlenir ve tedavi edilir?

Kaçınılması gerekenler

• Döküntüyü daha kötü ve kaşıntılı hale getireceğinden, ovma ve kaşıma

• Cildi kuruttuğu için sabun, deterjan ve parfümlü ürünler kullanma

• Cildi kuruttuğu için, egzamalı yerleri su ile çok fazla yıkama

• Cildi daha fazla tahriş ettiği ve kuruttuğu için, uzun süre sıcak su banyosu veya sıcak duş yapma

• Aşırı sıcak ya da soğuk

• Çocuğun terlemesine ve kaşıntıya neden olduğundan yorgan kullanma

• Yün gibi vücuda batan giysiler giyme

• Battaniye, halı ve koyun postlarındaki yünle doğrudan temas

 

 

Yapılması gerekenler

•Cildi temizlemek için sabun yerine banyo yağı kullanınız

•Nemlendirici kremleri, özellikle banyodan sonra düzenli olarak kullanınız

•Banyo ya da duştan sonra, cildi, havluyu hafifçe dokundurarak kurulayınız ve ovmayınız

• Kışın sıcak odada üzerini çıkarınız

• Yazın yatak odasının serin olmasını sağlayınız

• Bol pamuklu giysiler giydiriniz (ya da pamuklu/sentetik karışık giysiler)

• Giysilerdeki etiketleri çıkarınız

• Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bunları düzenli olarak değiştiriniz

 

Egzamanın ağır olması durumunda, doktor cilde sürmeniz için kortizonlu krem verebilir. Genellikle, egzama aktif hale geldiğinde hafif kortizonlu krem ya da merhemler kullanılmakta, hafiflediğinde ise, bu ürünler bırakılmaktadır.

 

Egzama kontrol altına alınsa bile, nemlendirici kullanma sürdürülür. Egzamanın enfekte olması halinde, doktorun antibiyotik vermesi gerekebilir.

 

Kaşıntının giderilmesinde, özellikle gece meydana gelmesi ve uykusuzluğa neden olması durumunda, antihistamin şurupların yararı olabilir. Egzamanın tedavisinde diyetin rolü henüz açıklığa kavuşmamış olup, birçok çocukta özel diyet uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Diyet konusunda bilgi edinmenin herhangi bir zararı olmamasına karşın, bu konuda bilgi, egzama ve küçük çocukların beslenme ihtiyaçları konusunda uzman olan bir kişiden alınmalıdır.

 

Egzama tehlikeli sayılabilecek ağır bir hastalık değildir; ama rahatsızlık verebilir.

Egzamalıların rahat etmek için almaları gereken önlemlerin başında yarayı kaşımamak gelir.

Egzamalı kişilerin uçuk hastalığı olanlardan özellikle uzak durmaları gerekir. Egzamalı deri, uçuk virüsü olan herpes simplekse karşı dirençsizdir; virüs alınırsa enfeksiyon yayılabilir. Egzamalıların çiçek aşısı da olmamaları gerekir. Normal insanlara hiçbir zarar vermeyen bu aşı, egzamalı bir çocukta, ölümcül olabilen ateşli bir hastalık yapabilir.

Egzamalı ya da egzama geçirmiş insanların derileri çok hassastır. Bu nedenle tahriş edici maddelerden sakınmalıdırlar. Bu tür maddelerle çalışmak zorunda kalanlar lastik eldiven ve yüz maskesi gibi basit önlemlerle korunmalı; genç insanlar meslek seçerken yağlar, boya maddeleri ve şampuan gibi malzemelerle çalışmak zorunda kalacakları meslekleri seçmemelidirler.

Egzamanın nedeni olan alerji yapıcı madde bulunabilirse, hastanın o madden korunması yeterlidir.
Nedeni bulunamayan egzamalarda ise giysilerde yünlü kumaş kullanmamak, derisi kurumaya yatkınsa çok sık yıkamaktan kaçınmak, enfeksiyonları önlemek için hem kendini hem de çevresinin temizliğine özen göstermek ve özel sabun kullanmak yararlı olur.

Egzama tedavisinde yararlanılabilecek birçok ilaç vardır.

Çinko bileşimleri ve kortizonlu deri merhemleri egzamalı yerlere doktor önerisine göre sürülür; ancak bu merhemler deriyi tahriş edeceği için uzun süre kullanılmamalıdırlar. Ayrıca antihistaminik merhemlerle kaşıntıyı azaltmak, üreli merhemlerle derinin su içeriğini artırarak egzamanın deriyi kurutup çatlatmasını önlemek deriyi kurutup çatlatmasını önlemek, astım tedavisinde kullanılan "sodyumkromoglikat" adlı maddeyi içeren ilacın alınmasıyla alerjiyi önlemek olanaklıdır.

Egzamalı insanların kaşınmamaları neredeyse olanaksız olduğundan, tırnaklarını kısa, temiz ve bakımlı tutmaları, zararı biraz da olsa azaltır. Egzama hastane tedavisi gerektirecek kadar ağır bir hastalık değildir ama evinde yeterli bakım göremeyecek hastaların hastaneye yatmaları yararlı olabilir.

Duygusal sorunlar, stress ve sıkıntı egzamanın yinelenmesine neden olabilir. Egzamalıların hastalıklarının fazla önemsenmesi, stres yaratarak hastalığı büsbütün ağırlaştırabilmektedir.

Günümüzde egzama tam olarak tedavi edilmemekle birlikte, rahatlatılabilmekte ve denetim altına alınabilmektedir. En iyisi, fazla önemsemeyerek, hastalığın getirebileceği duygusal sıkıntılardan korunmaktır .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Alerji

DUYARLANMA NASIL OLUŞUR?

 

       Duyarlanma bağışıklık sisteminin antijenle temas etmesi, onu belleğine alması ve ona karşı özel antikorları üretmesidir. Daha sonraki karşılaşmada

bağışıklık sistemi antijeni kolaylıkla tanıyacak ve hemen reaksiyon gösterecektir. bir allerjene karşı duyarlanma için gerekli olan süre kişiden kişiye değişir.

 

ATOPİ NEDİR?

 

"Allerjik bir bünyeye sahip olmak" demektir.Bu durum kalıtsaldır.Başlıca üç çeşit atopik hastalık vardır:

 

Atopik dermatit (egzema)

Allerjik rinit

Allerjik astma

       Allerjik rinit çoğunlukla göz allerjisi (konjunktivit) ile birlikte olabilir. Atopik kişiler genetik olarak İgE tipi antikorlar üretme eğilimindedir. Bu İgE antikorları da çevrede bulunan ve normalde zararsız olan allerjenlerle (polenler, ev tozları vb) etkileşime girerek allerjik reaksiyonu başlatır. 

 

Kalıtım allerjiyi nasıl etkiler?

 

       Bir çocuk eğer bir ebeveyni allerjikse %30 allerjik olma riski taşır. Eğer her iki ebeveyni de allerjikse allerji gelişme riski %60 dır. Bununla birlikte allerjiler ikinci nesilde görülmeyebilir.

 

Sağlıklı Günler Dileğiyle

Doç. Dr. Cengiz KIRMAZ

 

 

 

Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin, gıda takviyesidir. Dr'nuza Başvurun.
Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.