|
|
Keçi Boynuzu
Pekmezi - Harnup Pekmezi - Saf Keçi Boynuzu Pekmezi -
Katı Keçi
Boynuzu Pekmezi - Doğal Keçi Boynuzu Pekmezi - Çikolatalı Keçi
Boynuzu Pekmezi
Merhaba, KEÇİBOYNUZU Pekmezi Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz. Konu Bilgilerimiz Aşağıdadır.
Organik Keçi Boynuzu -
İçin Tıkla
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sitemizde Doktor Yok Ama Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur.
Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi, Konuştuğumuz Kargo
Parasından Başka İlave Kargo Parası,
İlave Hiç Bir TL Fiyata 1 tl dahi Yansıtılmaz.
Ürün Fiyatını
Düşük Tutup Kargoyu Pahalı Hiç
Yazmıyoruz.
Keçi Boynuzu
Pekmezi Resimleri

Keçi Boynuzu Diğer Adları
Harnup, ballıbaba, ballıboynuz, kaluş, meluk, carobe, caruabe,
ceratonia siliqua.
Keçi
Boynuzu Latince
Ceratonia siliqua L.
Keçi Boynuzu İngilizce
Carob, St.John’s Bread, Locust bean
Keçi Boynuzu Almanca
Ohannisbrot
Keçi Boynuzu
Bileşimi
Yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler
vardır.
Keçi Boynuzu Pekmezi Kullanışı
Hekim önerisine göre kullanılır.
Keçi Boynuzu
PekmeziFaydaları
Hekim önerisine göre kullanılır.
Keçi Boynuzu Pekemzi Özellikleri
Dallı meyvesi için ÇELEBİ; ”bir gram bal için bir çeki odun “ demesi
dallı meyvesin de bal olduğunu gösterir.
Keçi Boynuzu Tarihçesi
Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl
öncesine kadar yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup
kullanılırdı veya şeker yerine yenilirdi. Günümüzdeki beyaz şeker
üretiminin başlaması ile bu kültür ve sağlıklı beslenme yapısı yok
olmuştur.
1930 yıllarında İspanya’daki savaş esnasında çocukların sağlıklı
beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi
çok büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşında Alman’ların işgalinde
olan Yunanistan adalarında yaşamakta olan halk, açlık tehlikesini
keçiboynuzu sayesinde aşmışlardır. Harnup ağacı ilk 15 yıl hiç meyve
vermeyen bir ağaçtır. Yetişkin bir ağaç 1000 kiloya kadar meyve
verebilmektedir.
Keçi Boynuzu Botanik Bilgileri
Keçiboynuzunun içer-diği çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu
çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır.
Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram
ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski
çağlara kadar dayanır. Antikçağda ve daha öncesinde altın ve
kıymetli taşları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun
çekirdekleri kullanılmıştır.
Keçi Boynuzu Çekirdeği Ve Kuyumculuk Terazisi
Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır.
Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan
gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan
“Ceratonia” dan türetilmiştir. Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram
ağırlığındadır.
Keçi Boynuzu Pekmezi Fiyatı
Keçi Boynuzu Pekmezi
İnternet Satış
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var.
Kapıda ödeme kolaylığı.

Keçi Boynuzu
Pekmezi Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da
denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Keçi Boynuzu İnternet yazıları
Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular.
Çeşit çeşit hazır besinler tüm süper -marketlerde insanın hizmetine
sunulurken, tabii (doğal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıkları da
yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Son bir kaç yıldan beri tekrar
eskiye dönüş yolları aranmaya başlandı. Avrupa’da “reformhaus” veya
“bioladen” adı altındaki marketlerde zirai ilaç ve sunni gübre
kullanılmadan yetiştirilen meyve ve sebzeler ayrıcalıklı olarak
satılıyor. Hem de nerede ise gösterişli sebze ve meyvelerin iki katı
fiyatına. Bizde de durum pek farklı değil.
Aynı şekilde, kepeğini içeren pirinç, normal pirinç fiyatının hemen
hemen ikibuçuk misli fiyatla satılıyor. Halk pazarlarına giden
insanlarımız satın alacakları sebzenin yayla sebzesi olup olmadığını
sorup öyle alıyor. Onların “yayla”dan kastettikleri, hormonsuz
sebze. Yoksa, aradıkları sebzenin gerçekte yüksek yaylalarda
yetişmiş olması değildir. Örneğin, yayla domatesi, hormonsuz domates
olarak algılanıyor. Gerçekten de hormonsuz olarak yetiştirilen
domatesin tadı, içerdiği proteinlerin ve etkin maddelerin oranlarıda
farklı. Biz tekrar harnup’a dönelim.
Akdeniz bölgesinin sahil şeridindeki memleketlerden İtalya, İspanya,
Kıbrıs ve Türkiye’de bol miktarda yetişmektedir. Keçiboynuzunun
ortalama %35’i düşük moleküler yapılı karbonhidratlardan oluşur.
Yine yaklaşık %40’ı yüksek moleküler yapılı nışasta içermektedir.
Yağ oranı ise oldukça düşük olup ancak %1’dir.
Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiştir.
Kakaoda bulunan kafenoid’leri içermez. Örneğin, keçiboynuzunda
theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ, harnupta
sadece %1’dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni
tetikleme özelliğine sahiptir. Migren şikâyeti olanlar genelde
çikolataya karşı açlık duymaya başladıklarında migren ağrılarının
başlama devresine girmişler demektir. Unutmayınız ki, çikolatanın
temel maddesi kakaodur. Kakao’ya karşı alerjisi olanlara ideal bir
alternatif çözüm getirmektedir. Eğer, kakao’ya karşı alerjiniz var
ise, keçiboynuzunu rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Unutmayınız ki,
kakao vücudumuzda alerjiye neden olan antikor üretimine sebep
olmaktadır. Bu nedenle alerjiye yatkınlığı olanların veya alerjik
reaksiyonları olanların kakao tüketiminde ölçülü olmalarını tavsiye
ederim. Kakaolu kek veya pastaları tüketirken de ölçülü olmak
gerekir. Özellikle okul çağındaki çocukların severek tükettikleri
kakaolu süt ve ürünlerinde dikkatli olunuz.
Eğer, çocuğunuzda alerjik şikâyetler var ise ve alerjiye bağlı diğer
rahatsızlıklar söz konusu ise (örneğin astım gibi) kakolu besinlere
karşı ölçülü olmakta büyük faydalar vardır. Kakaoya karşı alerjisi
olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükemmel bir
alternatiftir. Keçiboynuzunun kakao karşısındaki diğer avantajı da
oksalik asit içermemesidir.
Çocukların ve yetişkinlerin ishallerinin durdurulmasında keçiboynuzu
ideal bir destekleyicidir. Keçiboynuzunun içeriğindeki lignin ve
pectin miktarları öylesine ilginç bir dengeyle kuruludur ki, mesleği
gereği veya çalışma ortamlarından dolayı ağır-metal ya da radyoaktif
madde alımına maruz kalanlara veya ağır sanayi bölgesinde
yaşayanlara keçiboynuzu tüketimine önem vermelerini tavsiye ederim.
Çünkü, vücuttan ağır-metallerin atılmasında oldukça etkilidir.
Harnup’un, sağlıklı ve dengeli beslenmede çok önemli bir yeri
vardır. Çok düşük oranda yağ içermektedir. Düşük kalorilidir.
Yenildiği zaman insanı uzun zaman tok tutar. Eskiden beri bilinen
olumlu yönleri vardır. İshale karşı mükemmel takviyedir. Kabızlık
şikâyeti olanların da tüketmesi gereken bir meyvedir. Belirli bir
dönem keçiboynuzu tüketenler, sindirim sistemlerinin nasıl harekete
geçtiğini ve kabızlık problemlerinin de yavaş yavaş ve düzenli bir
şekilde nasıl ortadan kalktığını hayretle görebileceklerdir. Kısaca,
hem ishal hem de kabızlık şikâyetlerine karşı kullanılır. Dengeli ve
sağlıklı beslenmenin bilincinde olan bir çok bilim adamı tanıyorum
ve bu kişiler çikolata, kek veya kremalı pasta yerine harnup’u
tercih etmektedirler.
Keçiboynuzu, Anadolu’da harnup olarak da bilinir. Batı Akdeniz
bölgesinde kısaca “boynuz” da denilmektedir. Keçiboynuzunun en
özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır.
Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen
hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı
zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki,
kullanmaya başladıktan hemen sonra sonuç almak mümkün
olabilmektedir.
Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir
başarıyla uygulanabilir. Alerjik nefes darlığı çeken bir çok insan
tanıdım, bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden
başka çare bulamıyorlardı. Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli
olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu
daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını söylediler.
Çocuklarda, keçiboynuzu (harnup) kürünü uygularken dikkat edeceğiniz
en önemli nokta, günde bir defa ve sadece sabah kahvaltısı arasında
tüketilmesidir. Öğle veya akşam uygulanmaması gerekir. Guatr
rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de bu kürden olumlu
sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Harnupta bulunan bazı etkin
maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler
alpha-aminopimelic acid concanavalin
beta-D- glucolgallin myo-inositol
beta-D-...galloylglucose pentosane
capronic acid primverose
catechin-tannin tannin
ceratose tocopherol
chiro-inositol xylose
Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde öylesine
çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki, bu özelliklerinden
bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Aşağıdaki tablodan da
görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin
belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda
bulunan promotor maddelerdir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun
desteği bulunmaz bir imkandır. Akciğerlerde oluşan ödeme karşı
spesifik olarak etkilidir. Balgam söktürücü ve astıma karşı olan
tedavi edici gücü çok fazladır.
Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir kaç gün sonra
nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyebileceklerdir.
Keçiboynuzunun, insanlığın korkulu rüyası olan akciğer kanserini
önlediğini gördüğüm zaman, heyacanımdan günlerce uyku uyumadığımın
farkına bile varmamıştım. Keçiboynuzunun bu koruyucu ve önleyici
özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfudur. ödemli akciğer
kanseri hastalarda, ödemin uzaklaştırılmasında keçiboynuzunun olumlu
etkisi hiçte yabana atılmayacak kadar önemlidir.
Tablo: Gallik asitin etkin özellikleri
analgesic ağrı kesici
antiallergenic alerjiye karşı
antiasthmatic astıma karşı
antibacterial bakteri yok edici
antibronchitic bronşite karşı
anticancer kansere karşı
antihepatotoxic karaciğeri toksinden arındırıcı
antioksidant serbest radikalleri yok edici
immunostimulant bağışıklık sistemini stimüle eder
antiviral mikroplara karşı etkili
antiseptic antiseptik
cancer-preventive kansere karşı koruyucu
antinitrosaminic nitrozamin yok edici
bronchodilator bronş genişletici
antipolio çocuk felcine karşı
Keçiboynuzu, akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak,
akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok
zayıftır. Burada da belirtmekte tekrar fayda görüyorum; Bir bitkinin
hastalığı önleyici özelliği ile o hastalığı tedavi etme özellikleri
birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzu kürü insan vücudunda
bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme
özelliğine sahiptir. OGG1 enzimi, akciğer kanserinin oluşumunda
oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1
enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir.
Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması
durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış
gösterdiğini ortaya koymuştur. Keçiboynuzu (harnup) kürü OGG1
enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir
önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda taze
sıkılmış havuç küründe de bulunmaktadır.
Sigara içenlerin zaman zaman keçiboynuzu kürünü uygulamalarında,
akciğer kanserine karşı önleyici gücünden dolayı büyük faydalar
sağlamış olacaklardır. OGG1 enziminin diğer bir özelliğide DNA’ yı
tamir etme özelliğinin olmasıdır.
Keçiboynuzu aynı zamanda hareketli sperm sayısını arttıran
özelliğede sahiptir. Aktif sperm sayısı az olan ve az sperm
sayısından dolayı çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının
kullanmasında çok büyük fayda vardır. Kısaca, sperm sayısı az
olanlar için ideal bir bitkisel çözümdür. Bugüne kadar hareketli
(aktif) sperm sayısının azlığından dolayı baba olamayan onlarca
insan tanıdım, hemen hemen hepsi de keçiboynuzu kürünü uyguladıktan
4-5 ay sonra baba olacaklarının heyecanı ile beni aramışlardır.
İsviçreli çok yakın bir aile dostum aynı sorunla karşı karşıya idi.
Kendisi uzun yıllar bu konuda çok değişik tedaviler görmüş ve sonuç
hep başarısızlıkla neticelenmişti. Kendisine keçiboynuzu kürünü
önerdiğim zaman bana tereddütle bakarak “şaka yapıyorsun herhalde”
demişti. Ne de olsa 13 yılın verdiği başarısızlık ve ümitsizlikte
vardı. Ama bu konuda çok ciddi araştırma sonuçlarımın olduğunu
söyledim. Bunun üzerine derhal uygulamaya karar verdi. Türkiye’den
keçiboynuzu getirttim ve kullanmaya başladı. Kullanmaya başladıktan
5 ay sonra baba olabileceğini öğrendiğinde mutluluğunu ilk benimle
paylaştı. Bir kaç ay sonra bana keçiboynuzunun içerdiği ilgili etkin
maddenin ne olduğunu sordu ve bunu hemen ilaç sanayine
kazandırabileceğimi ve ticari olarak da iyi para kazanabileceğimi
söylemişti. Ben de bitkiler üzerine yaptığım tüm çalışma ve
araştırmalarımı insanlığın hizmetine karşılıksız olarak sunduğumu ve
herhangi bir beklentimin olmadığını söyledim. Meslektaşım üç çocuk
sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.
Keçiboynuzu ve sperm hareketliliği
Erkeklerdeki sperm sayısının 40 milyon/ml veya yukarısı normal
değerdir. Bu sayı azaldıkça kadının hamile kalabilme olasılığı da
azalır. Mühim olan sadece sperm sayısı değildir. Sperm sayısı normal
düzeyde (40 milyon/ml ve yukarısı) olsa bile, eğer hareketli sperm
sayısı az ise bu taktirde kadının hamile kalma riski de azalır.
Spermlerin hareketliliği de önemlidir. Toplam sperm sayısı 7-8
milyon/ml civarında olupta baba olan bir çok insan tanıyorum. Bu
nasıl oluyor? Uygulanan keçiboynuzu kürü, düşük seviyede olan 7-8
milyon/ml içerisindeki hem hareketli sperm sayısını yükseltiyor hem
de hareketli spermleri daha hareketli duruma getiriyor. Bir taraftan
az sayıdaki hareketli sperm sayısını yükseltmekte diğer taraftan da
mevcut hareketli spermlere daha fazla hareketlilik kazandırmaktadır.
Normal sperm sayısı oldukça düşük olmasına rağmen, spermlerin belli
bir yüzdesinin hareket hızı yükseldiğinden yumurtaya ulaşma oranı
yükselmektedir. Bu sayede sperm sayısı normal sayının altında
olmasına rağmen hamilelik başlayabilmektedir.
Keçiboynuzu ve sperm acrosome aktivitesi
Hamileliğin oluşabilmesi için sperm sayının normal düzeyde olması
gerektiğini belirtmiştim. Bazı durumlarda toplam sperm sayısı normal
seviyesinde olduğu halde ve hareketli sperm sayısı da normalken,
buna rağmen hamilelik çok zor gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi
nedir? Spermlerin baş kısmında bir kesecik bulunmaktadır. Bu
keseciğe acrosome denir. Bu keseciğin içerisinde çok sayıda değişik
enzimler bulunmaktadır. Sperm, yumurtaya temas ettiği anda, acrosome
içerisindeki enzimler yumurtanın membranını (zarını) parçalarlar
(çözerler, eritirler) sperm yumurtanın içerisine girer ve döllenme
başlar. İşte, yumurta zarı ile temas eden sperm-acrosomunun içerdiği
enzimler yeterli aktiviteye sahip değiller ise, yumurtanın
membranını (zarını) parçalayamazlar (eritemezler, çözemezler). Ve
yumurtanın döllenmesi mümkün olmaz. Görülüyorki, hareketli sperm
yumurtaya ulaşmasına rağmen döllenme mümkün olmayabilmektedir. İşte,
keçiboynuzu kürü hem hareketli sperm sayısını artırmakta, hem
hareketli spermleri daha hareketli kılmakta ve hem de spermin baş
kısmında bulunan acrosome içeriğindeki enzimlerin aktivitesini
yükselterek, yumurta zarının parçalanmasına imkân sağlamaktadırlar.
Çoğu zaman toplam sperm sayısı normal seviyenin altında olmasına
rağmen (7-8 milyon/ml) keçiboynuzu kürü ile döllenme
gerçekleşebilmektedir. Bunun sebebi, harnupun spermlere, sayıca az
olmalarına rağmen hareketlilik kazandırarak yumurtaya ulaşmasını
sağlamak ve acrozom içerisindeki enzimlerin aktivitesini arttırarak
da yumartanın membranını kolayca parçalayabilme imkânlarını
sağlamasıdır.
İktidarsızlığa karşı adeta mucize çözüm keçiboynuzudur. Keçiboynuzu
kürünün etkisini viagra ile mukayese etmek mümkün değildir.
Keçiboynuzu kürü, iktidarsızlık için viagranın bir gecelik getirdiği
çözüme karşı bir defalık veya bir gecelik çözüm getirmemektedir.
Aksine, iktidarsızlığı tedavi ederek uzun bir zaman dilimi
içerisinde kalıcı çözüm getirmektedir. Dönem dönem uygulanacak kür
ile de iktidarsızlığı ortadan kaldırabilmektedir. İktidarsızlık
çeken erkeklerin hiç çekinmeden kullanabilecekleri bir kürdür.
Herhangi bir yan tesiri olmayan bu uygulama, iktidarsızlık
şikayetleri olan erkekler için ideal bir yardımcıdır. Keçiboynuzu
kürü uzun zaman kalıcı çözüm getirebilmektedir. Viagranın belirtilen
yan tesirlerinin hiç biri keçiboynuzu küründe yoktur.
Keçiboynuzu kürü uygulanırken, iktidarsızlığa karşı etken olan etkin
maddelerinin önce vücutta depolanmaları gerekir. Bu etkin maddeler,
vücutta ancak belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra, hücre içindeki
transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek (uyararak) etkisini
göstermeye başlarlar. Hücre içinde etkinliğini (aktifliğini)
kaybetmiş olan bazı enzimleri aktive ederek şikayetlerin ortadan
kalkmasına neden olurlar. Etkin maddelerin, vücudumuzda
depolandıktan sonra etkilerini göstermeye başlamaları hemen hemen
bütün bitkisel kürler için geçerlidir. Genel olarak, bitkisel
kürlerin sonuca ulaşması (etki edebilmesi) zaman almaktadır. Bunun
nedeni, kürün uygulanması esnasında etkin maddelerin önce
vücudumuzda depolanması gerekir ancak, bu depolanma süresi zaman
almaktadır. Bu nedenle bitkisel kürleri uygularken sabırlı olmak
gerekir. Bu kürü uygulamak isteyen şeker hastalarının önce
hekimlerine danışmaları gerekir. Çünkü, keçiboynuzu fazla miktarda
şeker içermektedir. Yaklaşık 85.000 ppm fruktoz, 95.000 ppm glukoz
215.000 ppm sakaroz içerir. Diğer bir ifadeyle eğer, 100 gram
keçiboynuzu tüketilir ise, yaklaşık 8.5 g fruktoz, 9.5 g glukoz ve
21.5 g sakaroz’u vücudumuza almış oluruz. Bu kürü uzun müddet
uygulayanların göz ardı etmemeleri gereken bir nokta da, bir miktar
kilo aldırmasıdır. Değerli okuyucu, aşağıdaki uygulama şekillerinden
herhangi birine göre keçiboynuzu kürünü uygulamaya karar verirseniz
ya da keçiboynuzunu çiğneyerek tüketirseniz kan şekerinizin
yükselmeyeceğini biliniz. Şeker hastalarının bir çoğu keçiboynuzunun
kan şekerlerini yükselteceğini düşünürler, halbuki bu yanlış bir
düşüncedir. Kan şekerini yükselten keçiboynuzunun pekmezidir. Bu
nedenle şeker hastalarının keçiboynuzu pekmezini tüketirken dikkatli
olmaları ve hekimlerine danışmaları gerekir. Tekrar belirtmekte
fayda görüyorum, aşağıda belirtmiş olduğum uygulama şekillerine
göre, haşlanmış keçiboynuzu suyu, şeker hastalarının kan şekerini
yükseltmemektedir.
Çok sık karşılaştığım bir soru da şudur, “Keçiboynuzu fruktoz,
glukoz ve sakaroz gibi şeker çeşitlerini bol miktarda içerdiği
halde, çiğ olarak tüketildiğinde veya haşlama suyu içildiğinde nasıl
oluyorda kan şekerini yükselt miyor? ” Bu sorunun cevabı,
keçiboynuzunun aynı zamanda şeker dengeleyici etkin maddelere sahip
olmasında yatmaktadır. Keçiboynuzu pekmezi hazırlanırken, şeker
dengeleyici etkin maddeler büyük bir oranda yok olduğundan, pekmezi
kan şekerini yükseltmektedir. Bir çok kimse, pekmezinde de aynı şifa
gücü vardır diyerek, keçiboynuzu kürlerini pekmezi ile
yapmaktadırlar. Bu düşünce doğru değildir. Keçiboynuzu pekmezi
belirtmiş olduğum rahatsızlıklara karşı en fazla %20 oranında
etkilidir.
Yeri gelmişken önemli bir noktayı açıklamakta fayda görüyorum;
Keçiboynuzunu suda haşlarken kesinlikle on dakikadan fazla
haşlamayınız. On dakikanın üzerindeki haşlama süresinde kan şekerini
yükseltme riski başlamaktadır. Aşağıda vermiş olduğum uygulama
şekillerinde haşlama süreleri, uygulanacak olan küre göre üç ile
sekiz dakika arasında değişmektedir. Dikkat edilecek olursa,
keçiboynuzu ile ilgili olarak belirtmiş olduğum hiçbir kürde sekiz
dakikanın üzerinde haşlama süresi yoktur.
İyi huylu prostat büyümesi (benigne prostate hyperplazy) şikâyeti
olanların zaman zaman keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmeleri çok
faydalıdır. Çünkü keçiboynuzu, iyi huylu prostat büyümesine neden
olduğu bilinen 5-alpha-reductase enziminin aktivitesini düşüren (inhibe
eden) beş tane etkin maddeye sahiptir. Bu etkin maddelerden en
önemli iki tanesi palmitic acid ve stearic acid’dir. 5-alpha-reductase
enziminin aktivitesi ne kadar yüksek ise iyi huylu prostat büyümesi
(benigne prostate hyperplazy) o kadar hızlı gelişir. Prostatın
büyümesi bir takım şikâyetleri de beraberinde getirmektedir. İyi
huylu prostat büyümesinin neden olduğu şikâyetlerin başında idrar
yapma zorluğu, idrar kesesini tam boşaltamama, sık sık idrara çıkma
isteği, geceleri birden fazla idrara kalkma ve idrar yaparken
çatallanma veya fıskıye şekli gelir.
Kitapta belirtilen tüm uygulamaları size önerildiği şekilde
hazırlayınız ve uygulayınız. Uygulama sürelerine ve miktarlarına
uyunuz. Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur ve
belirli kurallara göre çalışmaktadır. İnsanda tabiat ananın bir
parçası olduğuna göre, insan vücudu da aynı şekilde belirli dengeler
çerçevesin de çalışmaktadır. Örneğin, demir. Demir, insan vücudu
için hayati önem taşıyan bir maddedir. Demirin eksikliği de,
fazlalığı da insan vücudu için zararlıdır. Bazı insanlar
vitaminlerin çok faydalı olduklarına inandıklarından dolayı vitamin
haplarını fazla fazla kullanırlar. Çünkü, fazlasının insan vücuduna
zarar vermediğini zannederler.
Unutmayınızki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati
önem taşırken, fazlasıda vücudumuza zarar verir. Aynı şekilde size
önerilen bitkileri de belirtildikleri şekilde kullanmak gerekir.
Daha çabuk sağlığıma kavuşurum düşüncesiyle fazla kullanmak
yanlıştır. Doğru olan, hastalığın ve şikayetlerin durumuna göre
önerilen kürü dönem dönem tekrar etmektir.
Değerli okuyucu, keçiboynuzunun değirmende öğütülerek un haline
getirilmiş ve hazır paketlenmiş şeklini bulmak mümkündür.
Keçiboynuzunun pekmezi de satılmaktadır. Her ikisi de kitabımda
bahsettiğim kürler için uygun değildir. Çünkü, öğütülme (un haline
getirme) esnasında havayla temas eden bir çok etkin madde
oksitlenerek veya havanın oksijeni ile reaksiyona girerek tedavi
edici özelliğini kaybetmektedir. Keçiboynuzu pekmezinin de aynı
derecede etkili olabilmesi için üretimi esnasında uygulanması
gerekli bazı kurallar vardır.
Bu kurallar yerine getirildiği ve önlemler alındığı taktirde
keçiboynuzu pekmezi de aynı amaçla kullanılabilir hale
getirilebilir. Ancak, piyasada mevcut hiç bir marka henüz amaca
uygun üretim yapamamaktadır. Örneğin, taze sıkılmış meyve sularının
vakit geçirmeden içilmesi gerektiği gibi. Taze sıkılmış meyve
suyunun içerisindeki C-vitamini de havayla temas ederek (oksitlenenerek)
vitamin özelliğini yavaş yavaş yitirir. Keçiboynuzundan pekmezi
yapılırken de uzun müddet kaynatıldığı için, içerdiği bir çok etkin
madde özelliğini kaybetmekte veya şifa veren gücü önemli ölçüde
zayıflamaktadır. Bu nedenle, kitabımda bahsettiğim keçiboynuzu
kürlerinden başarılı sonuç alabilmek için onun tabii halini
kullanmak gerekir.
Aktarlarda bu amaçla tabii (doğal) haldeki keçiboynuzunu bulmak
mümkündür. Hem daha ucuz hem de çok daha etkilidir. Aktarlardan
keçiboynuzunu alırken dikkat etmeniz gereken nokta, kırılmamış,
ezilmemiş ve parçalanmamış olmalarıdır. Kısaca, satın alacağınız
keçiboynuzlarının tüm halde olmasına özen gösteriniz. Kür amaçlı
kullanılacak keçiboynuzunun pekmezi veya çiğ olarak tüketilmesi
uygun değildir. Ancak, şikayetiniz kabızlık veya ishal ise bu
durumda çiğ olarak tüketilmesi gerekir. Söz kabızlıktan açılmışken,
ayva çiğ olarak tüketildiği taktirde kabızlığı tetikleyen bir
meyvedir. Eğer, pazardan aldığınız ayva çok sert ise, onu kabızlığa
karşı kullanabilirsiniz. Yarım litre kaynamakta olan suyun içerisine
orta büyüklükteki ayvayı kabuklarını soymadan ortadan en az dörde
bölerek atınız. Kaynayan suyun içerisine atmadan çekirdeklerini
mutlaka çıkartınız ve hafif ateşte sadece dört dakika haşlayınız.
Ilımaya bırakınız. Ilık olarak suyunu içiniz. Arzu edilirse pişmiş
ayva parçalarını da tüketebilirsiniz. Hem çiğnemesi kolay hem de
bağırsak florasını düzenleyici ve sindirime yardımcıdır. Bu amaçla
halk arasında “ekmek ayvası” olarak bilinen cinsini kullanmayınız.
Bu özellik sert ayvada vardır.
Akciğer kanseri ve keçiboynuzu
Değerli okuyucu, akciğer kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı
fibroz doku oluşabilmektedir. Fibroztik dokunun oluşması neticesinde
ödem oluşabilmekte ve bu durum hastanın yaşam kalitesini oldukça
zorlaştırmaktadır. Fibroz doku oluşumu aynı zamanda öksürüğü de
tetikleyerek hastanın şiddetli öksürük krizleri yaşamasına neden
olabilmektedir.
Ayrıca, fibroz dokunun oluştuğu bölgede sekresyon (vücut sıvısının
salgılanması) artışı olduğundan öksürükle beraber sarı renkli sekret
sıvı da dışarı atılmaktadır. Genel olarak, akciğerde oluşan ödemi
uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü mükemmel bir yardımcıdır.
Keçiboynuzu kürü akciğere yönelik olarak ödemi uzaklaştırmakda
spesifiktir. Adeta, akciğer ödemini uzaklaştırmak için
yaratılmıştır. Diğer organ ve dokulardaki ödemi uzaklaştırmada bu
kadar etkin değildir. Bunun için 4 nolu kür uygulanmalıdır.
Bazı hastalar, ödem uzaklaştırmada keçiboynuzu kürü uygulanırken
öksürük nöbetlerinin artış gösterip göstermediğini sormaktadırlar.
Keçiboynuzu kürü sekresyonu inhibe ettiğinden (salgılamayı
yavaşlattığından) aksine, hasta daha az öksürük tetiklemesi yaşar ve
sekresyonun azaldığını da öksürük esnasında daha az miktarda sarı
renkli sekret atıldığını gözleyerek anlar.
Keçiboynuzu ile Zayıflama ve de Sağlıklı Beslenme
Öğünlerden bir saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz 2-3 tane
keçiboynuzunun sizi nasıl uzun müddet tok tuttuğunu hayretle
gözleyebilirsiniz. Olgun keçiboynuzunu çiğ olarak tüketmek gerekir
ve de uzun uzun ağızda çiğnenmesine özen gösterilmelidir.
Nasıl oluyor da keçiboynuzu tokluk duygusu veriyor? Sindirimin
ağızda başladığını ve iyi çiğnemenin sindirimi ne kadar
kolaylaştırdığnı biliyoruz. İyi çiğneme, fiziksel olarak midenin
vazifesine büyük oranda katkıda bulunur. Kısaca, besinleri
dişlerimiz yardımıyla ezerek parçalarız. Ancak, bu işin bir de
kimyasal olarak parçalanması vardır. Kimyasal sindirim, ağız
salyasında başlar, midede devam eder ve bağırsaklarda son bulur.
Besinler, yağ (lipid), şeker (karbonhidrat) ve protein içerirler.
Besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinler vücudumuz tarafından
emilemezler. Emilebilmeleri için mutlaka, önceden vücudumuz
tarafından üretilen enzimler yardımıyla kimyasal olarak parçalanarak
emilebilir hale dönüştürülmeleri gerekir.
Sindirim sistemimizde, en az yirmibeş tane birbirinden farklı
kimyasal parçalayıcı enzimler bulunmaktadır. Ağız salyasında, midede
ve bağırsaklarda, besinlerin içerdiği şekeri, yağı ve proteinleri
kimyasal olarak parçalayan ve emilebilir hale getiren yani,
vücudumuz tarafından kullanılabilir şekere, yağa ve proteine
dönüştüren enzimler bulunur. Bu enzimler üç ana grupta toplanır:
Proteinleri parçalayan enzimlere PROTEAZ
Yağları parçalayan enzimlere LİPAZ
Şekeri parçalayan enzimlere AMYLAZ
Yemekten bir saat önce çiğneyerek tüketilen 2-3 adet keçiboynuzu,
lipaz ve amylaz enzimlerini frenleme (inhibe etme) özelliğine
sahiptir. Kısaca, bu enzimlerin aktivitesini düşürür. Bu sayede,
besinlerin içerdiği yağ ve şeker çok daha az oranda parçalanırlar.
Parçalanmayan yağ ve şeker vücudumuz tarafından kullanılamıyacağı
(emileme-yeceği) için dışkıyla kullanılamadan dışarı atılır.
Unutmayınız, besinlerin içerdiği yağ, şeker ve proteinlerin bir çoğu
vücudumuz tarafından kullanılamaz. Kullanılamadıkları için de
bunlardan enerji almamız mümkün değildir. Kullanılabilmeleri için,
vücudumuzda bulunan lipaz, amylaz ve proteaz enzimleri tarafından,
vucudumuzun kullanabileceği (emibileceği) yağ, şeker ve proteine
dönüştürülmesi gerekir.
Zayıflamak isteyenler şekere karşı ölçülü olmak zorundadırlar. Eğer,
şeker veya tatlı tüketimine karşı iştahınız varsa, hiç çekinmeden
altı-yedi tane keçiboynuzu tüketebilirsiniz. Keçiboynuzu tüketimi
tatlıya karşı olan iştahınızı giderirken, size kilo da
aldırmayacaktır. Bu arada ne kolestrolünüz ne de kan şekeriniz
yükselmeyecektir. Şeker hastaları çekinmeden keçiboynuzu
tüketebilirler. Olgunlaşmış keçiboynuzu (kahverengi-siyah) çiğ
olarak tüketilmelidir. Çiğ olarak tüketilen keçiboynuzu kan şekerini
yükseltmez. Şeker hastaları da çekinmeden günde 5-6 adet
keçiboynuzunu çiğ olarak tüketebilirler. Bu kural keçiboynuzunun
pekmezi için kesinlikle geçerli değildir.
Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise
mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak
kullanınız.
|