|
|
Kireçlenme
İnsanlar
çalışır veya spor yaparlar, hareketli olular. Kıkırdaktaki
boşlukların içlerine gıda salgılamasını sağlarlar.
Çalışmak ve spor hayatı bitince, kıkırdaktaki boşluklarda
kireçlenmeler olur.
Yaşlandıkça kemik kalitesi de düşer. Kemik kalitesi düşünce
kıkırdakların arasına kireçlenme oluşur.
Merhaba, Kireçlenme Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz. Konu Bilgilerimiz Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sitemizde Doktor Yok Ama Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur.
Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi, Konuştuğumuz Kargo
Parasından Başka İlave Kargo Parası,
İlave Hiç Bir TL Fiyata 1 tl dahi Yansıtılmaz.
Ürün Fiyatını
Düşük Tutup Kargoyu Pahalı Hiç
Yazmıyoruz.
Kireçlenme (osteo artrit) nedir ?
Kireçlenme romatizmal hastalıkların en sık görülenidir. Kadınlarda
erkeklerden daha fazladır ve genellikle menopoz dönemine rastlar.
Halk arasında kireçlenme denilir ama tıbbi anlamda adı ''osteo
artrit'' tir.
Eklem çevresinde ağrıya ve şişliğe yol açar.
Hareketlerde kısıtlanma ve zorlanma yapar.
Kronik bir hastalıktır.
Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar.
Neler sebep olur ?
Kireçlenmenin birçok ve kişiye özel sebepleri vardır. Kiminde
kalıtımsal olarak da meydana gelebilir. Ama bir genelleme yapılacak
olursa,
-Hareketsizlik,
-Aşırı şişmanlık,
-Eklemlerin aşırı kullanılması,
-Yaşlılık,
-Metabolik hastalıklar,
-Mikrotravmalar, (Asfalt delme makinesi ve benzeri kompresör
kullananlarda kollarda ve bütün vücutta yaşanan titreme ve sarsıntı,
ileride kireçlenmeye sebep olur)
-Romatizmal hastalıklar
Hangi yaşta görülür ?
Bu konuda da rahatsızlık aslında kişiye özel bir durumdur. Ama
bilimsel araştırmalara göre bir orantı yapılacak olursa;
Otuz yaş ve altındakilerde görülme ihtimali: % 1
Kırk yaş ve üzeri olanlarda görülme ihtimali: % 10
Altmış yaş üzerindekilerde görülme ihtimali: % 50
Yetmiş ve üzerindekilerde görülme ihtimali: % 70
Nerelerde olur ?
Dizlerde eklem yerlerinde görülür.
Özellikle parmak eklemlerinde görülür.
Ayak bileklerinde görülür.
Boyunda görülür ki bütün bunların en etkili tedavisi akupunktur ve
lazer akupunkturu tedavisidir.
Belirtileri nelerdir ?
Eklem yerleri ve çevresinde ağrı,
Eklem yerleri ve çevresinde şişlik,
Diz bükümünde ya da belirli hareketlerde çıtırtı sesi,
Sabahları eklem yerlerinde bir tutukluk yaşanması yaşanıyorsa
Hareket kısıtlığı yaşanıyorsa, kireçlenmeden söz edilebilir.
Ne yapmalı ?
Bu tür şikayeti olan kimseler aşırı ve ani hareketlerden mümkün
olduğunca kaçınmalı.
Yavaş ve düzenli hareket etmeli,
Düzenli yürüyüşler yapmalı,
Ağrı olmayacak derecede egzersiz yapmalı,
Akupunktur tedavisi olmalı.
Akupunktur ve kireçlenme tedavisi
Kireçlenmenin tedavisinde, akupunktur tedavisi bilinen tedaviler
arasında en etkili olanıdır.
Çünkü;
-Akupunktur, eklem yerlerinde bulunan çapraz bağların ve bağ
dokularının kuvvetlenmesine sebep olur.
-Kanlanmasına sebep olur,
-Ağrıyı giderir,
-Bağışıklık sistemini düzelterek şişkinlik, gaz, ekşime, kabızlık,
gibi birçok rahatsızlığı ortadan kaldırarak vücudun sindirim
sistemini düzenler.
-Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
-Ümmin sistemini dengeler,
-Uykusuzluk, sabah yorgunluğu, halsizlik, stres gibi durumları
ortadan kaldırır.
-Boyundaki yapısal bozukluğu tedavi ederek, beyne kan ve oksijen
gitmesini sağlar.
-Vücudu zindeleştirerek hareket kabiliyetini artırır.
-Ödem çözücü özelliği sayesinde, kireçlenme olan bölgelerde kıkırdak
doku ve çevresini rahatlatır, böylece o bölgelerde damlar ve
sinirlere yapılan baskıyı önler.
-Kasların bağların eklem ve eklem kapsüllerinin beslenmesini ve
çalışmasını sağlayarak fleksibiliteyi yani esnekliği artırır.
-Kireçlenme durumunda, zaman içersinde o kireçlenen bölgenin kanla
beslenmesinde yetersizlik görülür. Bununla birlikte haraket azlığı
yaşanır. Akupunkturla o bölgenin kanla beslenmesini sağladığımızda,
zaman içersinde sorunlu eklemler ve çevresindeki bağ dokuları tedavi
edilmiş olur.
-Rahat hareket etme imkanı sağlanır.
-Bölece kireçlenme vakasından kaynaklanan sorunlar giderilmiş olur.
-Eklem sıvısı normal salgılanmaya başlar.
-Eklemde sürtünme, şişlik ve ısı artısı yok olur.
-Akupunktur tedavisinin hiçbir yan etkisi yoktur.
Kireçlenme Belirtileri;
Normal bir eklem, normal şartlarda, bozulmadan uzun yıllar
çalışabilir. Ancak eklemin normal yapısını zorlayan ve çalışma
şartlarını ağırlaştıran durumlarda kireçlenme belirtileri ortaya
çıkmaya başlar. İleri yaşlarda, eklemlerde tekrarlayan mekanik
zorlamalarla oluşan organik değişikliklere kireçlenme (dejeneratif
artrit) denir.
Kireçlenme-nin en
önemli özelliği, eklem yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının
birikmesidir. Bu değişiklikler, ağırlık yüklenen eklemlerde daha sık
görülür. Genellikle kırk yaş, insan organizmasında kemik sistemi
için bir dönüm noktasıdır. Bu zamandan sonra kemiklerde küçük
değişiklikler başlar.
Kireçlenme, yeni kemik
oluşum yeteneğinin kaybolması, osteoporoz (kemiklerdeki kalsiyum
içeriğinin azalması) bunlardan bazılarıdır. Bu nedenle yaşlılarda,
bütün eklemlerde bir dereceye kadar kireçlenme mevcuttur. Yaş,
şişmanlık, geçirilmiş spor yaralanmaları, kazalar kireçlenme gelişme
riskini artırabilir. Genetik özellikle ellerde kireçlenme oluşumunda
etkilidir
Eklem ağr-ıları veya
kireçlenme sonucu sıkışabilen sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem
sertliğidir. Hastalık ilerledikçe hareket kısıtlılığı çok kere bir
yönde artar ve sabit bir şekil bozukluğu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas
kasılması olaya hakim olur.
Eklem hareketleri
sesli hsle gelir (kıtırtı ) duyulur. Kireçlenmenin en çok görüldüğü
yerler, diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir. Kesin
tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.
Kireçlenmenin
tedavisinde asıl amaç,ağrıyı azaltmak ve eklem hareketlerini
düzeltmeye yöneliktir. Fizik tedavi proğramlarıyla, hastalığın
ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır.
Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların güçlenmesini sağlamak,
egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları gevşetmek, ağrı kesicilerle
rahatlatmak söz konusudur.
Kalça ve diz
eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için kilonun
kontrolü ve baston faydalıdır.
Yaşlanma ile birlikte
görülen, genellikle kalça, diz ve omurga mafsallarında ortaya çıkan
ağrılı sertliklerdir. Bu sertliklerin sebebi, mafsal yüzeylerinde
kalsiyum tuzlarının birikmesidir.
Bilhassa kırk yaşın
üzerinde, az hareket isteyen, statik işlerde çalışan kimselerde
görülen kireçlenme, namaz kılan ve hareketli işlerde çalışan
insanlarda seyrek rastlanır.
* Yaşı kırkın
üzerinde olan kimseler hareketsiz işlerde çalışmamalı, sık sık
yürüyüşe çıkmalıdır.
* Namaz, hemen
hemen, bütün mafsalları çalıştıran ideal bir egzersiz olduğundan ve
ayrıca ibadet ihtiyacını karşıladığından fizik ve ruh sağlığı
yönünden tavsiye edilmektedir.
* Yağlı, şekerli,
tuzlu ve unlu yiyecekler azaltılmalı, sebze yemeklerine ağırlık
verilmelidir.
İleri yaşlarda,
eklemlerde tekrarlayan mekanik zorlamalarla oluşan organik
değişikliklere verilen isim. Kireçlenmenin en önemli özelliği, eklem
yüzeylerinde kalsiyum tuzlarının birikmesidir. Bu değişiklikler,
ağırlık yüklenen eklemlerde daha sık görülür. Genellikle kırk yaş,
insan organizmasında kemik sistemi için bir dönüm noktasıdır. Bu
zamandan sonra kemiklerde küçük değişiklikler başlar. Harabiyet,
yeni kemik oluşum yeteneğinin kaybolması, ostaoporoz(kemiklerdeki
kalsiyum içeriğinin azalması) bunlardan bazılarıdır.
Bu nedenle yaşlılarda,
bütün eklemlerde bir dereceye kadar kireçlenme mevcuttur. Ancak şu
unutulmamalıdır ki, normal bir eklem, normal şartlarda, bozulmadan
yüz sene bile çalışabilir.
Ancak eklemin normal
yapısını zorlayan ve çalışma şartlarını ağırlaştıran durumlarda
kireçlenme belirtileri ortaya çıkmaya başlar.
Kireçlenmenin sebep
olduğu şikayetler: Eklem ağrıları veya kireçlenme sonucu sıkışabilen
sinirlerle ilgili ağrılar ve eklem sertliğidir.
Hastalık ilerledikçe
hareket kısıtlılığı çok kere bir yönde artar ve sabit bir şekil
bozuklağu ile sonuçlanır. Ağrı ve kas kasılması olaya hakim olur.
Eklem hareketlerinde kıtırtı sesleri duyulur.
Kireçlenmenin en çok
görüldüğü yerler: Diz, kalça eklemi ve omurgalar arası eklemlerdir.
Kesin tanı, ilgili eklemin röntgen filminin çekilmesiyle konulur.
Kireçlenmenin mutlak
bir tedavisi yoktur. Ancak alınacak önlemlerle ve yapılacak
tedavilerle, hastalığın ilerlemesi durdurulup, hastanın şikayetleri
azaltılmaya çalışılır. Tedavide, hasta eklemin etrafındaki kasların
gelişmesini sağlamak, egzersizler, sıcak tatbiki ile kasları
gevşetmek, ağrı kesicilerle rahatlatmak söz konusudur. Kalça ve diz
eklemindeki kireçlenmelerde, ekleme binen yükü azaltmak için baston
ilk tavsiye edilecek konudur. Baston, sağlam taraftaki ele verilir.
Eklem kireçlenmesi (osteoartrit)
nedir?
Eklem kireçlenmesi,
eklemlerde kıkırdak kaybına bağlı olarak oluşan iltihabi hastalığın
adıdır. İnsanda en sık karşılaşılan eklem rahatsızlığıdır.
Yaşla eklemlere
binen stresin oluşturduğu deformasyonlar, eklem içi kırıklar,
yaralanmalar ve geçirilen iltihaplar bu hastalığa yol açan
etmenlerdir. Bu sebeple de “yaşlılık romatizması” olarak da bilinir.
Kalça çıkığı da ilerleyen dönemde kireçlenme nedenidir. Zorlama
hastalığı arttırırıken egzersiz ve spor ise azaltır
Eklem kireçlenmesi
neden yaşla ilgilidir?
Yaşlanan bedenimizde
ömrünü tamamlayan veya yaralanma neticesinde ölen hücreler
çoğunlukla yerini yenilerine bırakırlar. Fakat eklem kıkırdağı
(yenilenme-rejenerasyon) potansiyeli olmayan bir dokudur. Hastalığın
seyri buna paralel olarak daralan eklem mesafesi, eklemi oluşturan
kemiklerin birbirine yakınlaşması ve yakın temasına neden olur.
Kireçlenmenin sebep
olduğu şikayetler nelerdir
Eklemi oluşturan
kemiklerin yakın temas ve sürtünmesi ağrı ile belirti verir. Dökülen
kıkırdak dokusunu ortamdan uzaklaştırılmak için oluşan iltihap ve
şişlikle karşılaşılır. Bu dönemi eklemden gelen kıtırtı (sürtünme
sesleri), şişlik, çarpılma ve şekil bozukluğunun oluştuğu dönem
takip eder. Topallama ve ağrı sebebiyle değişik yürüyüş şekilleri
oluşur.
Sıklıkla bel, diz,
ayak bileği, kalça eklemi gibi yük altında çalışan eklemlerde olsa
da omuz, dirsek, el bileği, el eklemleri hatta çene ekleminde de
olabilir.
Tedavi yöntemleri
Tedavi, hastalığın
evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Erken dönem
hastalarda eklemlerin içini temizleme (debridman) amaçlı artroskopik
işlemler uygulanır. Eklemlerde çarpılma, şekil bozukluğu olanlar,
basit kemik ameliyatları ile düzeltilir.
Tedavi yöntemleri
içinde protezin yeri.
Protez ile tedavi ne
zaman gerekli olur?
Tedavi hastalığın
evresi ve şiddetine göre uygun şekilde planlanır. Eklem kireçlemesi
ileri dönemde ise bozulan eklemi protez ile değiştirmek etkin bir
tedavi yöntemidir. Protez, ameliyatla yerleştirilen ve bir organın
işlevini üstlenen malzemeye denir. Protez ile ağrı, hareket
kısıtlılığı ve eklemlerde şekil bozuklukları düzeltilip, hastaların
baston ve benzeri yardımcı malzemelere gerek duymadan yürümeleri
sağlanır.
Kapıda ödeme kolaylığı.
Danışmak Veya Kısa Mesaj Yazmak İçin Tıkla
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0464 217 18 81
0464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90
Şikayetleriniz
0 532 402 77 66 Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi |
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle
Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Kemik Yapısı
Glukosamin sülfat (glucosamine
sulfate), glukosamin hidroklorid (glucosamine hydrochloride)
ve N-Asetil-Glukosamin (N-acetyl-glucosamine: NAG) dir.
Glucosamine
sülfat (GS) formu osteoartrit
(kireçlenme) (OA) için üzerinde en çok klinik araştırma
yapılan ve OA için faydalı etkisi kanıtlanan tek formdur.
Bu nedenle OA tedevisi için tercih edilen form da bu
formdur. Glucosamine kıkırdaklarda bulunan ve
glikosaminoglikon’ lar (glycosaminoglycans-GAG) olarak
bilinen özel moleküllerin üretiminde vücudumuzun gereksinim
duyduğu bir maddedir. Günlük yiyeceklerimizde önemli
miktarda bulunmaz.
Bu yüzden ek gıda olarak karides ve istiridye gibi kabuklu
deniz ürünlerinin kabuklarından üretilir.
Glucosamine
Sülfat (GS), sodyum klorür (NaCl)
ve potasyum klorür (KCl) olrak bilinen iki mineral tuzundan
birisi ile stabilize edilir.
Her ikisi de GS’ yi stabilize etmek (kararlı hale getirmek)
için etkili olmasına rağmen, KCl’ nin stabilizitör olarak
kullanımı daha yaygındır (Glukosamin potasyum sülfat). Bunun
nedeni günlük yiyecek kültürümüzde NaCl’ nin (Sofra tuzu)
yeterince zaten alınması, fakat KCl’ nin yeterli miktarda
alınmamasıdır.
Glucosamine
(GS) tırnak, tendon (kasların
kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar), deri, göz, kemik ve
ligament (Bağ; kemikleri ve başka organları birbirine
rapteden bağ) oluşumunda önemli rol oynar.
Glucosamine’
in eklemlerdeki en önemli fizyolojik fonksiyonu kıkırdak
bileşiklerinin oluşumunu sağlamak, bunun yanında da
kıkırdağa sülfür (kükürt) girişini sağlamaktır.
Özet olarak kıkırdağın sadece oluşumunda değil beslenmesinde
de önemli bir rol oynar.
Son 10 yıldaki çalışmalar Glukosamin Sülfat’ ın osteoartrit
(Artroz-Kireçlenme) semptomlarını azaltmada çok etkili
olduğunu göstermiştir.
Çalışmalarda glukosamin sülfat, ağrı ve iltihap gidermede
standart ağrıkesiciler ve plasebolardan daha iyi sonuç
vermiştir
Chondroitin Sodium Sulfate;
Glikosaminoglikon’ lar (GAG) denen molekül zincirlerinden
oluşur.
En önemli gıdasal kaynağı hayvansal kıkırdaktır (Sığır, inek
gibi).
Chondroitin sülfat (CS) kıkırdak, kemik ve tendonlar için en
önemli maddelerden biridir.
Uzun süreli klinik araştırmalarda Chondroitin sülfatın
osteoartrit (artroz-kireçlenme) vakalarında hastalık seyrini
ve eklem ağrısını azalttığı ve eklemleri güçlendirdiği
bulunmuştur.
Çalışmalar göstermiştir ki, kondroitin sülfat kemik
sağlığına katkıda bulunmaktadır.
Çünkü kemiklerde bulunan GAG’ ların büyük çoğunluğu
kondroitin sülfat’ tan oluşmaktadırlar . Pek çok double-blind
araştırma (Ne deneğin nede araştırıcının neyin tedavi
edilmeye çalışıldığını bilmediği bir klinik araştırma tipi)
Chondroitin’
in osteoartrit’ in semptomlarını azaltıcı, ilerleyişini
yavaşlatıcı veya tersine çevirici etkisinin olduğunu
göstermiştir.
Chondroitin ve benzeri bileşikler kan damarlarının ve idrar
kesesinin yapısında da mevcup olup, anormal kan ve idrar
akışının önenmesine yardımcı olmaktadırlar.
Chondroitin’
in kan damarlarındaki bir rolü
de aşırı kan pıhtılaşmasının önlemesidir. Ek
olarak kondroitin kan kolesterol seviyesini de
düşürebilmektedir. Yine araştırmalar bu maddenin damar
sertliğinin ve kalp krizinin (Damar sertliği olan kişilerde)
önlenmesine yardımcı olduğunu da göstermektedir
Chondroitin
sülfat, sülfür (kükürt)
bakımından da zengindir ve bu da glukosamin ile ilgilidir.
GAG’ lar vücudun oksalat’ ı (Oksalik asitin tuzu; böbrek
taşları ile ilgili bir madde) nasıl işlemden geçireceği
üzerine etkilidir. Geçmişinde böbrek taşları ile sorunu olan
40 kişi üzerine yapılan bir araştırmada günde 2 kere 30 mg
GAG alımının üriner oksalat ifrazatını (salgısını) 15 gün
içerisinde düşürdüğü görülmüştür. Vücudun kendisi de
Chondroitin
sülfat yaptığından dolayı,
sağlıklı insanlarda eksikliği pek görülmez.
Fakat osteoartrit’ ten ve artrit’ in diğer formlarından
etkilenen kişilerde eklem kıkırdaklarında Chondroitin sülfat
miktarı düşebilmektedir.
Chondroitin
sülfat kıkırdakların su ve
besinleri tutması ve diğer moleküllerin kıkırdağa doğru
hareketinin (Kıkırdağa kan akışı olmadığı için önemli bir
özellik) temel unsurudur.
Dejeneratif eklem hastalığında -Kireçlenme kıkırdak aşındığı
için kondroitin sülfat kaybı vardır.
Yapılan araştırmalar, glukosamin ve Chondroitin sülfatın
ayrı ayrı artrit (kireçlenme) semptomlarını azalttığını
ortaya koymuştur.
Buna göre glukosamin sülfat ağrıyı azaltırken, kondroitin
sülfat hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktadır.
Glukosamine sülfat GAG sentezini artırırken, Chondroitin
sülfat kıkırdağı bozan enzimleri
engellemektedir.
Bu iki kıkırdak koruyucu ajan (etkili madde), farklı etki
mekanizmaları olduğu için birbirlerini tamamlamaktadırlar.
MSM (Metilsulfonilmetan)
Artirit,
Romatizmal Artirit- Kanser-Kronik yorgunluk-Depresyon-Diabet-Fibromalgia-Gut-Lupus-Multipl
Skleroz-Osteoporoz-Psoriaziz( sedef )..
MSM, dahilen beslenme takviyesi olarak alınır.
Kükürt, deri, saç ve tırnaklar ve
adaleler için gerekli proteinlerin bileşenidir.
Kükürt, ayni zamanda kemiklerin, dişlerin ve bağ dokusunun
temel bileşenidir
Kükürt, karaciğerin ürettiği
safra asitlerinde ve pankreasın ürettiği insulinde temel
eleman dır.
MSM, vücudun, % 34 dünden yararlandığı, en zengin bio-kükürt
(organik kükürt) kaynağıdır. vücutta en çok ihtiyaç duyulan
bölgeye gider.
Aldığınız MSM’in fazlası 12 saat sonra, toksinlerle beraber
vücudunuzu terkeder.
Vücudumuzda her tür hücre durmadan yenilenir.
Her yeni hücre zarının geçirgen olmasını sağlar. Böylece,
toksinler dışarı atılırken, besin ve oksijen içeri girer.
MSM
hücrelerin sertleşmesini önler,
dolayısıyla dokuları yumuşatır.(bu
nedenle güzellik minerali olarak anılır-the beauty mineral
), stres, astım, artisit, kabızlık, kandida semptomlarını
azaltır, vücudumuzu toksinlerden arındırır ve kan dolaşımını
hizlandırır.
Sırt ağrılarını, adale kasılmalarını(krampları) azaltır,
kasların gelişmesine yardım eder,
psişik sakinlik sağlar, dikkati arttırır, konsantrasyon
bozukluklarını giderir, enerjiyi
arttırır.
MSM serbest radikal avcısıdır,
polen ve gıdalardan kaynaklanan allerjiye iyi gelir,
karaciğerin “cholin” üretimine
yardım eder, mide ve ülserlerde zararı bilinen asiditeyi
kontrol eder,bağırsak çeperlerini kaplayarak parazitlertin
tutunmalarını engeller, ilaçlara karşı aşırı hassasiyeti(hypersensitivity)
azaltır, vücudun insülin üretme yeteneğini arttırır.
Karbonhidrat metabolizması için önemlidir, yaraların
iyileşmesini hızlandırır. Kabızlık ile göğüs ve kolon
kanseri oluşmasını engeller.
Allerjiler, Artirit, Romatoid artirit, Akne(ergenlik
sivilcesi), Kanser(meme,kolon), Eklem ağrıları, Hiperasidite,
miğde yanması, Kabızlık, ishal, tırnak kırılması, Yumuşak
tırnak, Kan şekeri, Göz sağlığı, İlaçlara karşı hassasiyet,
Böcek sokmaları, Akciğer problemleri, Lupus,Psoriasis(sedef),
Zihin bulanıklığı, Parazitler, Yara izleri, Horlama, Deri,
Saç ve Tırnak Sorunları, Stres, Yanıklar, Güneş Yanığı vb..
Metisulfonilmetan doğal bir üründür, ve genellikle MSM
olarak bilinir. Kükürt tüm bitki ve hayvanların dokusunda
bulunur ve insan vücudundaki, miktar itibariyle en çok olan
4 üncü mineraldir. Vücudumuzun her hücresinde depolanır,
deri,saç, tırnaklar ve eklemlerde yüksek miktalarda bulunur.
MSM doğanın en zengin kükürt kaynağıdır. Allerjik
reaksiyonlara neden olan, ve diğer yan etkileri olduğu iyi
bilinen, sülfat kökenli ilaçlar, sülfatlar, ve Sülfit ‘lerle
karıştırmamak gerekir.
DMSO2, MSM’in diğer bir adıdır
Doğal olarak bulunan, kuvvetli ağrı kesici, anti-flamatuar
özelliğiyle tanınan, doğal kükürt bileşiği;DMSO’nun( dimetil
sulfoksit) temel metabolizmasıdır. DMSO’yu kullanan veya
aşina olanlar, onun, kullanan da oluşturduğu, keskin,
rahatsız edici, sarmısağı andıran kokusunu bilirler.
MSM böyle bir koku yaratmadığı için DMSO’ya tercih
edilmektedir.Doğal sülfür, MSM(organik sülfür), DNA
onarımını harakete geçirebilir. MSM enerji üretimi için
hayatidir.
Hücre zarlarının geçirgenliğini arttırarak, besinlerin ve
oksijenin içeri girmesini, hücre içinde oluşmuş olan
toksinlerinde dışarı çıkmasını sağlar. Hücreleriniz böylece,
hayat veren oksijen ve diğer besinler le dolar. Toksinlerle
birleşerek, idrar yoluyla dışarı atılmasını sağlar. Kollajen
sentezi için gerekli olan proteinlerin temel bileşenidir.
Hücrelerin, diş etinin, damarların, kemik ve dişlerin
onarımı ve gelişmesi için gereklidir. C vitamini kollajen
sentezinin önemli bir regülatörüdür ve sinerjik olarak MSM
ile çalışır.
MSM okyanus buharlarıyla bulutlara, sonra da yağmur içinde
toprağa, ve nihayet topraktan bitkilere ve hayvanlara
ulaşır. Bahçenizi yağmur suyuyla suluyorsanız, o zaman
bahçede ürettiklerinizde bulunur. Ama eğer şehir suyu
kullanıyorsanız, ürünlerde kükürt minerali bulunmayacaktır.
Tüm canlılarda kükürt bulunmasına karşın, insan vucudunun
ihtiyacı olan miktarın, takviye edilmeden sadece beslenme
yoluyla karşılanması çok güçtür, çünkü, orta derecede ısıl
işlem görmesi, suların işlenmesi, var olan kükürt
mineralini yok etmeye yetecektir. Kükürt içeren besinler
şunlardır; Yumurta, Brokoli, Bakliyat, Yağsız biftek, Balık,
Soya fasulyesi, Lahana, Süt, Bürüksel lahanası, Kümes
hayvanları, Sarımsak, Soğan ve tam buğday. Bunları çiğ
olarak taze taze tüketmiyorsanız, kükürt minerali
alamıyorsunuz demektir. Bilinçsiz sulama, ağaçların
kesilmesi, hava ve su kirliliği, gibi nedenlerle, tarım
arazileri mineral bakımından yetersiz durumdadır.
Dolayısıyla bu topraklarda yetişen ürünler kükürt ve daha
birçok mineral yönünden fakirdir. Ayrıca, pişirme ve işleme(
konserve ve diğer ısıl işlemler) besinlerdeki birçok
minerali yok etmektedir.
Üstelik vücudümüzdaki kükürt ihtiyacının karşılanması
yaşlandıkça daha zorlaşmaktadır. Tüm bu nedenlerle beslenme
takviyesi önem kazanmaktadır.
MSM, vücudun ihtiyacı olan kükürt’ü sağlayan en emin ve
etkili yoldur. Biyolojideki toksitesi en az olduğu bilinen
maddelerden biridir. Vücut ağırlığının her kg için 1 gm 30
gün süresince muntazaman alınmadıkça toksite söz konusu
değildir. Toksite katsayısı, normal suyunki kadardır. Vücut
yeterince MSM(kükürt) almadığında, değişik olaylar gelişmeye
başlar. Vücut zarar gören dokuları yeterince hızlı onaramaz
ve bu durumu, hastalıklara neden olan, anormal hücreler
üreterek telafi eder. Yetersiz kükürt seviyesi, acıya
duyarlığı arttırır, çünkü kükürt hücrelerdeki basınç
oluşumunu önler. Yetersiz kükürt, metabolizmanın besinleri
enerjiye dönüştürmesini engelleyerek, vücudun sağlıklı
asit-alkali dengesini bozar, ve böylece değişik hastalıklara
zemin hazırlanmış olur.
Sülfür eksikliğinin neden olduğu semptomlar (bulgular)
arasında, erken yaşlanma, hücre harabiyetinden ve nihayet
kanser’e kadar çok çeşitli sorunlar sıralanabilir.
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin, gıda takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun.
Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.
|