Kolesterol
Kolesterol; safra, böbrek üstü bezleri, dalak, karaciğer, beyin, sinir
ve kanda bulunan kristal beyaz renginde yağ yapısında bir
maddedir.
Alyuvarların zehirlerden korunması, sinir dokularının
sağlamlığı, mikroplarla savaş için deri altında muhafaza
görevi ve dokulardaki su dengesini sağlamak gibi görevleri
vardır.
100 gram kan için 180 ile 230 miligram kolesterol normaldir.
Daha fazlası kanda kolesterol yüksekliği hastalığını
doğurur.
Beyindeki ince damarların, kalpteki ince damarların
tıkanmasına özellikle de damar sertliğine sebep olur. Tahlil
Şart.
Merhaba, Kolesterol Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz. Konu Bilgilerimiz Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sitemizde Doktor Yok Ama Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur.
Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi, Konuştuğumuz Kargo
Parasından Başka İlave Kargo Parası,
İlave Hiç Bir TL Fiyata 1 tl dahi Yansıtılmaz.
Ürün Fiyatını
Düşük Tutup Kargoyu Pahalı Hiç
Yazmıyoruz.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0464 217 18 81
0464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90
Şikayetleriniz
0 532 402 77 66 Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi |
 |
Damarlardaki Kolesterol
YÜKSEK KAN KOLESTEROLÜ
Normal ve
Tıkalı Damarlar
Kolesterol, kalp-damar hastalıklarına yol açan en büyük
nedenlerden biridir. 1984 yılına gelene dek kolesterolün
zararları bilinmekteydi, ama 150 milyon dolara malolan bir
araştırma, önemli bir gerçeği gözler önüne serdi:
Kolesterolün %1 azaltılmasıyla kalp krizi riskinin %2
azaldığı ortaya kondu. On yıl süren araştırmalarda, aynı
yaş, kilo, sigara alışkanlığı ve tansiyona sahip erkeklerden
kolesterolü %10 daha düşük olan hastaların kalp krizine
yakalanma şansları %20 düşüyordu. Ulusal Sağlık Enstitüleri
tarafından yapılan bu araştırmadan sonra başka geniş
kapsamlı araştırmalar da benzer sonuçlar vermiştir:
Kolesterolü azaltmak atheroskleroz ve kalp krizi riskini
azaltmaktadır.
KOLESTEROL
NEDİR?
Kolesterol
vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, yağ benzeri maddelerdir. Bu
maddeler hem vücut tarafından üretilir; hem de dışardan
besin yoluyla alınır. Kandaki kolesterolün yaklaşık % 85'ini
vücut kendi üretir, % 15'ini besinlerden alırız. Vücudumuzda
karaciğer tarafından üretilen kolesterol; et, tavuk, süt,
yumurta gibi hayvansal ürünlerde bulunur. Aynen insanlarda
olduğu gibi hayvanların da her hücre zarında kolesterol
vardır. Bu yüzden yediğimiz et veya tavuk tamamen yağsız
gözükse dahi, kolesterol etin her yerinde bulunduğundan,
yediğimiz etin kolesterolünü de kendi bünyemize geçirmiş
oluruz. Ne yazık ki, hayvani gıdalardan aldığımız
kolesterolün bir çoğu fazlalıktır, ve kullanılamayan
kolesterol vücutta birikir; bu da kalp hastalıkları başta,
bir çok hastalığın nedeni olabilir.
Sigara ve
Madde bağımlılığı sizi farklı bir dünyaya taşır
Kolesterol
yağa benzer bir yapıda olduğundan, yüksek oranda sudan
oluşan kanın içinde tek başına dolaşamaz. Karaciğerden
hücrelere gidip gelebilmek için taşıyıcılara ihtiyacı
vardır. Bu taşıyıcılara lipoprotein diyoruz. Kolesterolü
taşıyan iki tip taşıyıcı bulunuyor kanımızda : Kötü huylu
kolesterol denilen, düşük yoğunluktaki lipoproteinler (LDL)
ve iyi huylu olanı: yüksek yoğunluktaki lipoproteinler
(HDL).
LDL'ye
kötü huylu denmesinin nedeni, karaciğerden aldığı
kolesterolü hücrelere taşırken, bazen damar çeperlerinde
düşürerek, kanda erime özelliği olmayan bu maddeciklerin
birikmesine, plak oluşturmasına neden olmalarıdır. Oysa HDL,
hücrelerdeki fazla kolesterolü alıp, safraya dönüştürülmek
üzere karaciğere geri taşıma görevini üstlenmiştir. Ayrıca
damarlara yapışmış olan kolesterolü de elektrikli süpürge
gibi çekip alarak temizlemek yine HDL'ye düşer. Dolayısıyla
HDL'mizin yüksek olması kolesterolün damarlarımıza yaptığı
zararı azaltabilir. Ne yazık ki Türkler üzerinde yapılan
araştırmalarda, bizim HDL düzeylerimizin genetik olarak
düşük olduğu ortaya çıkmıştır. (İdeal rakamlar kadınlarda
<45, erkeklerde <35 mg/dl.dir.) Hafif bir spor yapmanın, bir
kadeh kırmızı şarabın ve zeytinyağının iyi kolesterolü
yükselttiği ispatlanmıştır. Total kolesterolü yükselten ve
düşüren faktörler ve gıdaları aşağıda inceleyeceğiz.
Total
kolesterol ve LDL ve HDL düzeyleri için rakamlar şöyledir:
(mg/dl)
TOTAL KOLESTEROL LDL HDL
İDEAL
200'den az 130'dan az 35'ten fazla (erkek)
SINIRDA
RİSK 200-239 130-159 45'ten fazla
(kadın)
YÜKSEK
RİSK 240'tan fazla 160'tan fazla
Kandaki
kolesterol düzeyimizi ölçtürdükten sonra, genellikle
aklımızda total kolesterol değeri kalır. Bu yanlış sayılmaz,
ne de olsa total kolesterolümüzün % 70-90'ı kötü kolesterol
yani LDL'dir. Ama iyi ve kötü kolesterol düzeylerimizi
bilmemiz yararlıdır. LDL'nin 160'ı aşması, tehlike
sinyalleri verir. Koroner kalp hastalığı olanların LDL'yi
100 mg/dl altında tutması gerekir.
Vücudumuzdaki atar damar sistemi
Kolesterolü düşük tutmak için neler yapmalı? Kalıtımsal
faktörlerin dışında, hiç bir etkenin kandaki kolesterol
düzeyini diyet ve fiziksel hareketlilik kadar etkilemediği
defalarca doğrulanmıştır.
BESLENME:
Genel
kural; besinlerden alınan hayvansal yağ ve kolesterol
miktarını mümkün olduğunca azaltmaktır. (Balıkyağı hariç)
KAÇINILMASI GEREKENLER:
Sakatat,
katı yağlar, etin yağlı kısımları, kıyma, hamburger, salam,
sosis, sucuk, tavuğun derisi, kızarmış balık, karides,
kalamar, havyar, ahtapot, midye tava, çedar,kaşar ve krem
peynir tipi yağlı peynirler, yağlı sütle yapılmış tatlılar,
poğaça, açma, kurabiye, çikolata, yağlı kek ve benzerleri,
pasta, krema, kızartmalar, cips, kaymak, yağlı yoğurt ve
mayonez, hazır soslar, hindistan cevizi, fazla şekerli,
tuzlu ve rafine edilmiş gıdalar.
DOKTOR
KONTROLLERİNİN PERİODİK OLARAK
UYGULANMASI, KALP-DAMAR SAĞLIĞINIZ İÇİN ÖNEMLİDİR
YENİLEBİLENLER:
Tüm sebze
ve meyveler, baklagiller (fasulye, mercimek,nohut,
bezelye...), soğan, sarımsak, esmer ekmek, makarna, çavdar
ekmeği, yulaf, mısır gevreği, bulgur, pirinç, patates, yarım
veya yağsız süt, peynir ve yoğurt; haftada 3-4 yumurta*,
yağsız tarafından dana eti, tavuk, hindi, sıvı
yağlar(tercihen zeytinyağı), ceviz, fındık, badem, kestane,
istiridye, yağsız sütle yapılan muhallebi, sütlaç gibi
tatlılar, ızgara veya buğulama balık (özellikle kuzeyin
yağlı balıkları, somon, ton, lagos, orfoz...vs.)
*Uzun süre
yumurta, çok kolesterol içerdiği için kısıtlanmaktaydı.
Sonradan yapılan araştırmalarda, kendi kolesterol içeren
gıdalardan çok, trans yağ asitleri taşıyan (yani margarin
gibi hidrojene edilmiş), doymuş yağ içerenlerin daha zararlı
olduğu görüşü önem kazandı.
ÖNEMLİ
NOT: Yağlı balıkları hazırlarken, dışardan yağ eklenmemeli.
Balık yağında iyi kolesterolü artıran, dolayısıyla total
kolesterolü düşüren omega 3 asitleri vardır, dolayısıyla çok
faydalıdır. Ayrıca zeytinyağında da aynı asitler mevcuttur.
Bu yüzden Akdeniz tipi beslenenlerle, yağlı balık yiyen
Eskimolarda hemen hemen hiç damar rahatsızlıkları
görülmemektedir.
Tüm
yemekleri, makarna, pilav dahil, mümkün olduğunca
zeytinyağıyla yapmalı. Ayrıca eczaneden alınan balıkyağı
haplarından kullanılabilir. Doymamış yağlar kolesterolü
düşürse de, yağın her türü kilo aldırdığından çok fazla
tüketilmemeli. Ayrıca yulaf, kepek ve taze sebze meyvenin,
soya ürünleri ve baklagiller gibi lifli gıdaların da
kolesterol düşürmede etkisi büyüktür. Ana mönüyü bunlar
oluşturmalı.
Gizlenen
gerçek: Damarlarda kolesterol değil, kalsiyum birikiyor!
Damarların
yaşla birlikte yavaş yavaş tıkandığı, kan akışının
yavaşladığı, çeşitli doku ve organlara ait hücrelerin bu
nedenle doğru dürüst beslenemediği, damarlarda tıkanıklar
oluştuğu ve bu durumun kalp krizi dâhil birçok hastalığa
neden olduğu tartışmasız bir gerçek…
Fakat
söylenmeyen, nedense insanlar tarafından anlaşılması
istenmeyen asıl gerçeği de lütfen görelim: Damarlarda
tıkanıklığa ve daralmalara yol açan ‘aterom plağı’ adı
verilen oluşumun yapısı, içeriği bu noktada gerçekten de çok
önemli, çünkü gizlenen gerçekleri buradan da
anlayabilirsiniz.
Daha önce
yapılmış birçok araştırma var[1] ve biz de defalarca
yazdık[2], yazılarımızı okuyanlar tekrarlar nedeniyle biraz
sıkılacak ama yine yazalım. Damarları tıkacı yani aterom
plağındaki bileşenler: Kalsiyum % 50, makrofaj ve hücre
kalıntıları % 45, kolesterol % 3, diğer farklı bileşenler
ise % 2 kadardır. Kısaca damarlarımızı tıkayan aterom
plağını, buruşturup top şekline getirdiğiniz 100 cm’lik bir
mezura olarak düşünün, buruşturulan 100 cm'lık mezuranın
sadece 3 cm’lik kısmı kolesteroldür geriye kalan 97 cm’lik
kısmın 50 cm’si kalsiyumdur.
‘Yağlar ve
kolesterol damarlarda birikir’ diyebilen doktorlarımıza
‘kalsiyum da birikmiyor mu?’ diye mutlaka sorun! Nasıl bir
sihirli-büyülü etkiyle % 3’ lük kolesterolün, % 97’lik kısmı
oluşturduğunu, her şeye rağmen damar tıkanmalarında onlara
göre, asıl gerçek suçlunun kolesterol olduğunu (?) dinlerken
oldukça fazla eğleneceksiniz!
Sözün
kısası, şayet gerçekten damarlarınızda daralmadan, kalp
krizinden korkuyorsanız ve bu konuda gerçekten emin olmak
istiyorsanız yapılacak tek şey var: Bazı (radyasyon vb)
riskleri göze alıp, doktor kontrolünde damarlarınızdaki
kalsiyum (birikim) miktarını ölçtürmek, bu konuda
yapabileceğiniz en iyi ve en gerçekçi adım bu olacaktır.
Damarlardaki kalsiyum miktarının ölçülmesi damar tıkanıklığı
ve kalp krizi riskleri konusunda iddia edilen birçok risk
faktörüne göre en gerçekçi değerlendirmedir. Nedeni basit,
çünkü bu yöntem; düşük ya da yüksek kan kolesterol,
tansiyon, şeker, böbrek hastalığı gibi bazı sözde risklerden
son derece bağımsız; söylemlere, istatistiklere, tahminlere
ve kolesterol dedikodularına göre değil, nesnel fiziksel
gerçeklik kavramı (kalsiyum birikimi) üzerinde çalışır.
Nesnel gerçek, kalsiyum birikiminin damarlarda kolesterolden
20 kat fazla görülmesi, kalsiyum birikiminin çok yoğun
olması ve damarlardaki kalsiyum miktarının çeşitli
yöntemlerle şimdi çok rahat ölçülebiliyor olmasıdır. Kan
kolesterol düzeyi ne olursa (düşük ya da yüksek) olsun,
şayet damarlarda kalsiyum birikimi yoksa söz konusu kişinin
kalp krizi geçirme ihtimali hiç yoktur, yani kalp krizi
geçirme ihtimaliniz ‘yüzde sıfır’dır.[3]
Bizim
defalarca söylediğimiz ve ‘kolesterol ve akıl oyunları’
kitabında geniş yer verdiğimiz konu şu sıralarda yine tekrar
gündemde. Nitekim en son olarak, yakın bir zamanda Tamar S.
Polonsky ve arkadaşlarının[4] yaptığı bir çalışmada bunu
doğrulamaktadır. Bu son araştırma sağlık haberlerimizde[5]
şöyle yer aldı:
”…. ABD'de
yapılan bir araştırmaya göre, kalp damarlarındaki kalsiyum
oranı, kalp krizi riskini önceden haber verebilecek. Kalp
damarlarındaki kalsiyum oranının, kalp krizi riskini önceden
haber verebileceği belirtildi. Amerikan Tıp Derneğinin
(JAMA) dergisinde yayımlanan araştırmada, kalp damarlarında
kalsiyum birikmesinin kalp ve damar hastalıklarının
habercisi olabileceği ifade edildi. Araştırmaya göre, bilim
adamları 2000 ile 2008 yılları arasında kalp ve damar
hastası olmayan 5878 kişide koroner arter kalsiyum skorlama
(KAKS) tekniği kullanılarak ölçüm yapıldı. Ölçümlerden 5 yıl
sonra kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riski, iki
araştırma modeline göre sınıflandırıldı. Birinci modelde
kişilerin yaşı, ırkı, cinsiyeti, sigara kullanımı,
hipertansiyon ve bunun için kullanılan ilaçlar ve kolesterol
oranı göz önüne alındı. İkinci modeldeyse, birinci modeldeki
unsurlara koroner damar kalsiyum skorlaması dahil edildi.
İki modelin ortaya koyduğu sonuçları karşılaştıran
araştırmacılar, ikinci modelin yani KAKS'ı göz önünde
bulunduran modelin kalp ve damar hastalığı tehlikesini daha
iyi haber verdiğini tespit ettiler. Bilim adamları kalp
damarlarında biriken kalsiyumu saptamanın, kişinin kalp ve
damar hastalıklarına yakalanma riskini önceden belirlemede
daha verimli sonuç verdiğini ifade ediyorlar.”
Haber
okundu ama çoğu kimse sorgulamadı…
“Sıkıysa,
kolesterole yaptığınızı kalsiyuma da yapın, kalsiyum içeren
besinleri de yasaklayın görelim” diyeceğim ama böyle bir
şakayı bile ciddiye almış, ciddiye alabilecek araştırmalar
ve araştırmacıların var olduğunu[6] zaten biliyorum. Bu
nedenle öncelikle önemli bir hatırlatma yapmalıyız. Bu
araştırmayı okuyan, damarlarda kalsiyum birimi olduğunu
gören[7] ve kabul eden bazı kişileri uyarmalıyız! Uyarımız
şu: Sakın ha, kandaki kalsiyum düzeyi ile istatistiksel
bağlantılar kurup insanlara kalsiyum içeren besinleri filan
yasaklamayın, kanda kalsiyum düzeyini düşüren çeşitli
ilaçlar yapmayın; bizim düşüncemize damarlarda kalsiyum
birikiminin, kan kalsiyum düzeyi ile hiçbir mantıksal
bağlantısı yok. Bu durumun açıklamasını biz daha önce [8]
defalarca yapmıştık. Hatırlarsanız ‘tüberküloz’
hastalarındaki akciğer filmlerine bir bakın ve mümkünse
tüberküloz hastalarının akciğer filmleri üzerinde, kalsiyum
lekelerinin nasıl oluştuğu üzerinde biraz düşünün[9], damar
sertliğini (aterosklerozu) anlayacaksınız demiştik!
Anlayanlar anladı, anlamayanlar için ise gerçekten yapacak
bir şey yok…
Yani kan
kolesterol düzeyi için yaptığınız saçmalığın bir tekrarını
yeniden kalsiyum için lütfen yapmayın, ‘damarlarda kalsiyum
birikiyormuş’ diye kalsiyum içeren besinleri yasaklamayın!
Konumuza
dönersek, damarlarda kalsiyum ölçümü gerçekten çok önemli:
Gerçekten kan damarlarında damar kireçlenmesi (ateroskleroz)
oluşabiliyorsa, kişinin kan kolesterolü, tansiyonu, şekeri
ne olursa olsun, özellikle kalp krizi geçiren hastaların
damarlarında mutlaka, istisnasız bir şekilde kalsiyum
birikimi mutlaka oluyor.
Oysa
kardiyoloji dünyasının iddialarının birisi olan ‘kan
kolesterol’ düzeyi ise tamamen istatistiksel zorlamalarla,
mutlak değil rölatif risklerle dolu! Kalp krizi nedeniyle
ameliyat olmuş kişilere baktığınızda kan kolesterol düzeyi
ile doğrudan bir bağıntı kurmanız gerçekte imkânsız,
hastaların yarısından fazlasında kan kolesterol düzeyinin
normal sınırlar içinde olması bu nedenle kaçınılmaz.[10]
Damarlarda
kalsiyum birikimi ise çok farklı!
Var olan
nesnel ve fiziksel bir gerçek, görünür elle tutulabilir ve
kalsiyum birikimi periyodik olarak izlenebilir!
Damarlarda
kalsiyum birikimi ile ilişkili araştırmaların hepsi çok iyi,
mükemmel bulgular.
Fakat
bizim geçmişten gelen, eskimiş ve anlamı kalmamış
insanlarımızın bilinçaltına kadar zorla işlemiş, açıklanması
gereken bir sorun var!..
“Kandaki
fazla kolesterol damarlarda birikiyor, damarları tıkıyor”
cümlesi sizin kulaklarınızı rahatsız etmiyor mu? Damarlarda
kalsiyum birikiminin oranını öğrendiğinizde, bu cümleyi
işittiğinizde veya söylediğinizde artık sizler de rahatsız
olmuyor musunuz?
Hala
birileri hiç sıkılmadan, utanmadan nasıl oluyor da
‘damarlarda çok kolesterol biriktiğini’ söyleyebiliyor
gerçekten anlamak mümkün değil. Bunca araştırmaya rağmen
damarlarda biriken maddenin sadece kolesterol molekülleri
olduğu söylenebiliyorsa ve bilgisizlik söz konusu değilse,
burada iki ihtimal var, ikisi de birbirinden kötü! Fakat
hangisinin daha kötü olduğunu gerçekten ben de bilmiyorum:
Ya insanları gerçekten cahil, bilgisiz, aptal sanıyorsunuz
ya da bilerek, isteyerek, kasten insanları bilgisiz, cahil
bırakıyorsunuz! Hangisinin daha kötü olduğuna siz karar
verin!
Neden
insanlara damar sertliğine neden olan aterom plakları
içindeki sadece kolesterolü (% 3) söylüyor, fakat
damarlardaki kalsiyum (% 50) birikimini söylemiyorsunuz?
“Damarlarda kolesterol birikirmiş!”
Buyurun,
‘Halep oradaysa, arşın burada’ desem de bazıları için hiç
fark etmeyecek.
Çünkü
‘damarlarda kolesterol birikir diyenler’ ya Halep’e hiçbir
zaman gitmediler, ya da arşının ne olduğunu hala
bilmiyorlar!...
Mevlüt
Durmuş
Uzm.Biyolog
www.kolesterolmasallarblogspot.com
Kaynak ve
Dipnotlar
[1] Scott
M. Grundy, MD, PhD. (2001) Coronary calcium as a risk
factor: role in global risk assessment. J Am Coll Cardiol,
2001; 37:1512-1515.
[2]
http://kolesterolmasallar.blogspot.com/2010/01/siz-hangi-kolesterol-yalanna-inanmstnz.html
[3]
Agatston; Kalsiyum skoru “0” olanların kalp krizi geçirme
olasılığı “0”dır. (Cleveland Clinic Journal Medicine 49:
Supp 3 – S-6-11, 2002)
[4] Tamar
S. Polonsky et al (2010). Coronary Artery Calcium Score and
Risk Classification for Coronary Heart Disease Prediction.
JAMA. 2010;303(16):1610-1616. (Abst)
http://jama.ama-assn.org/cgi/content/short/303/16/1610?rss=1
[5]
http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/14557481.asp?gid=245
[6]Stephen
Seely (1991) Is Calcium Excess in Western Diet a Major Cause
of Arterial Disease? [Editorial], International J Cardiology
33(2):191-198 (Nov 1991) (Stephen Seely, Department of
Cardiology, University of Manchester, The Royal Infirmary,
Manchester M13 9WL, UK)
[7]
Stephen Seely, kolesterol ilaçlarına karşı bir araştırmacı
da olsa, kalsiyum alımı, fazla süt içilmesi gibi konularla
damarlardaki kalsiyum birikimiyle ilişki kurmasına
katılmıyoruz. Bu durumun diyetle alınan besinlerle ilişkili
olduğunu düşünmüyoruz.
[8] Mevlüt
Durmuş (2009). Kolesterol ve Akıl Oyunları. Hayykitap.
İstanbul.
[9]
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=75664
[10] Adnan
K. Chhatriwalla et al (2009). Low Levels of Low-Density
Lipoprotein Cholesterol and Blood Pressure and Progression
of Coronary Atherosclerosis. J Am Coll Cardiol.
2009;53:1110-1115,
Gönderen
Mevlüt Durmuş zaman: Çarşamba, Mayıs 05, 2010
Yaygın
kanının aksine kolesterol tamamen zararlı bir madde değil.
Vücutta üretilen kolesterol cinsel yaşamdan, sindirim
sisteminin çalışmasına kadar önemli görevler üstleniyor.
Kolesterol yokluğu bunamaya veya bazı psikolojik
bozukluklara yol açabiliyor.
Siyami
Ersek Göğüs Kalp Damar cerrahisi Merkezi Eğitim ve Araştırma
Hastanesi Kardiyoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Mehmet Eren
kolesterolle ilgili soruları yanıtladı.
Kolesterol
nedir?
Kanımızda
bulunan balmumuna benzer bir yağdır. Kolesterol bir yandan
karaciğerde üretilirken, bir yandan da besinlerden alınır.
Et, süt ürünleri, yumurta gibi hayvansal kaynaklı besinlerde
kolesterol bulunur; sebze, meyve, bitkisel yağlar ve
tahıllarda bulunmaz.
Kanda
fazla miktarda olması zararlıdır. Ancak kolesterol hep kötü
çağrışımları da akla getirmemeli. Aslında vücut için yararlı
bir maddedir, vücutta hücre zarlarının oluşumunda ve bazı
hormonların üretiminde bulunur.
Hiç
olmaması neye yol açar?
Kolesterol
bazı hormonların yapımında yer alır. Mesela erkeklik hormonu
testosteronun sentezinde rol oynar. Bu hormonun eksikliği
kısırlığa, erkeklerde erkek karakterinin ve libidonun
(cinsel isteğin) azalmasına yol açar. Benzer durum
kadınlarda da söz konusudur.
Hücrelerin
zarında kolesterol bulunur. Yokluğu hücre bütünlüğünün
bozulmasına ve fonksiyon kaybına yol açar. Beyin
faaliyetleri için de kolesterol gerekir. Yokluğu bunamaya,
psikolojik bozukluklara yol açabilir.
Kolesterol
neden önemli?
Kolesterol
düzeyinin yüksek olması kalp-damar hastalıkları tehlikesini
artırır. Kişinin kolesterol düzeyi ne kadar yüksekse, kalp
hastası olma ihtimali de o kadar yüksektir.
Kolesterolün kaç çeşidi var?
Öncelikle
total kolesterol dediğimiz ana kolesterol vardır. Bunun da
LDL (kötü kolesterol) ve HDL (iyi kolesterol) şeklinde iki
alt birimi var.
Kötü
kolesterolden başlayalım, neye yol açar?
Adından da
anlaşılacağı gibi vücut için zararlı kolesteroldür. Vücutta
kolesterol karaciğerde yapılır, dolaşıma geçer ve tekrar
karaciğer tarafından yıkılır. Karaciğerde yapılan kolesterol
kötü kolesterol ile damarlara taşınır. Bunun düzeyi ne kadar
fazlaysa, damarlara o kadar fazla kolesterol pompalanır.
Sonuçta damar duvarında yağ plakları gelişir. Bu plakların
büyümesi ve çatlayıp ani tıkanma yapması beslediği
organlarda hasara yol açar.
Vücudunuzun çöpçüsü
Peki iyi
kolesterol nedir?
Vücudumuz
için yararlıdır. Bir nevi çöpçülük yapar, özellikle kalp
damarlardaki kötü kolesterolü toparlayıp çöpe atar. Kötü
kolesterol damar duvarında sertlik yapmaya başlayınca iyi
kolesterol onunla savaşır. Kötü kolesterolü damar duvarından
alıp tekrar karaciğere getirir ve orada yıkılmasını sağlar.
Araştırmalar, bu tür kolesterolü yüksek olanların kalp damar
hastalıklarına daha az yakalandığını gösteriyor.
Kötü
kolesterolün yükseldiğini anlayabilir miyiz, belirtileri var
mı?
Hayır,
hiçbir bulgu vermez. Kolesterolü yüksek olduğu halde
hastanın hiçbir şikâyeti olmaz. Ancak yıllar sonra kalp
krizi ya da felçle sorunun kaynağında kolesterol olduğu
anlaşılır. Çünkü birikim bir günlük iş değildir, uzun yıllar
içinde oluşan bir süreçtir.
Damar
içine oturan kolesterole plak diyoruz. Plağı damarın içine
çökmüş yağ tabakaları şeklinde hayal edin. Bunlar zamanla
sertleşir ve giderek damarın iç tabakasını bozarlar, iç
çeperini daraltırlar. Sigara, hareketsizlik, şişmanlık da
varsa bu süreç giderek hızlanır. Tıkanma bazen yavaş yavaş,
bazen aniden olur. Aniden olması demek kalp krizi anlamına
gelir.
Sağlıklı
kolesterol düzeyleri ne olmalı?
Sağlıklı
denilebilecek kolesterol düzeyleri için kötü kolesterol
(LDL) düzeyinin belli değerlerin altına indirilmesi
önerilir. Bu değerler kişinin kalp ve damar hastalığı
gelişme riskine göre belirlenir. Yani riski çok yüksek
kişilerde olmayanlara göre sağlıklı sayılabilecek kolesterol
düzeyi düşüktür. Kalp damar ya da şeker hastaları yüksek
riskli gruptadır, bu kişilerde LDL düzeyi 100 mg/dl’nin
altında olmalı.
Bunun
dışında yüksek tansiyon hastaları, sigara içenler, iyi
kolesterolü (HDL) 40 mg / dl’nin altında olanlar, birinci
derece akrabalarında kalp damar hastalığı olması, 45 yaşın
üstünde olan erkekler, 65 yaşın üstünde olan kadınlar da
risk altındadır. Bu faktörlerden en az üç tanesine sahip
olanlar da yüksek risk grubunda. İki tane olanlar orta
derece, 1 ya da hiç olmayanlar düşük risk grubuna girer.
Orta derece risk grubuna girenlerde kötü kolesterol (LDL)
düzeyi 130’un altında, düşük olanlarda da 160’ın altında
olmalı.
Kolesterolü düşürmek için ilk kural: Sigarayı bırak!
Sigara iyi
kolesterolü düşürüp kötü kolesterolü yükseltiyor.
Kolesterolün damar içinde birikmesine yol açan sigara,
zamanla damarları tıkıyor. Günde üç-dört sigara içilmesi
bile kalp kriziyle sonuçlanabiliyor.
Sigaranın
kolesterole etkisi nedir?
Çok
olumsuz rolü var. Çünkü sigara, kolesterolün damar duvarında
birikmesine ve biriken yağ plaklarının çatlayarak damarı
tıkamasına neden olur. Aslında plağı kıran şey sigaranın
içindeki nikotindir. Sigara içildiğinde nikotin, dilaltı
ilacı etkisi yapar. Yani nikotin dilaltından emilerek hemen
kana karışır.
Emilen
nikotin de kalp damarları içindeki plağı kırabilir. İşte
bazı insanların sigara içerken, ya da içtikten birkaç dakika
sonra kalp krizi geçirmesinin açıklaması budur.
Günde üç
-dört sigara için de mi?
Kesinlikle. Bazıları çok az sigara içtiğini söyler ve bunu
da bir keyifmiş gibi göstermeye çalışır. Ancak insanların
kendilerini bu şekilde kandırmamaları gerekiyor.
Araştırmalar kalp krizi tehlikesinin gün içinde tüketilen
sigara sayısı ile doğru orantılı olduğunu gösteriyor. Günde
bir-dört arasında sigara içilmesi koroner kalp hastalığı
riskini iki kat artırıyor. İçilen her sigara kalp krizi
olasılığına bir adım daha yaklaştırıyor. Ayrıca bu
söylediğimiz şey, içeriğinde nikotin bulunduran her tütün
mamulü için geçerli. Mesela “Puroyu içime çekmiyorum,
zararlı değil” gibi çok yaygın bir yanlış inanış var. Ama
maalesef sigarayı içinize çekmemeniz sizi kurtarmıyor. Çünkü
dilaltından emilen nikotin, kana karışıp damarlardaki
kolesterol plaklarını kırarak kalp krizi geçirmenize ya da
felç olmanıza neden olabilir. Ayrıca pasif içicilik de kalp
krizi riskini artırıyor. Sigara bırakıldıktan üç -dört yıl
sonra risk hiç içmeyenlerin seviyesine iniyor.
Diğer
tetikleyiciler neler?
Şeker
hastalığı, kolesterol yüksekliğinin ayrılmaz arkadaşıdır.
Şeker hastalığında kandaki şeker fazlalığı kolesterole
dönüşür. Ayrıca şeker hastalarında damar duvarına
kolesterolün birikmesi daha kolaydır. Ayrıca yağ ve
karbonhidrattan zengin beslenme, alkol tüketimi, tiroid
bezinin az hormon üretmesi, böbrek hastalıkları, karaciğer
hastalıkları ve bazı ilaçlar kolesterol yüksekliğine yol
açar.
Hareketsizlik ne kadar etkili?
Hareketsiz
yaşam kan dolaşımını azaltır, oksijen ve besinlerin
hücrelerinize yeteri kadar ulaşmasını engeller. Kötü
kolesterolü artırır, iyi kolesterolü düşürür. Kendinizi
zayıf ve iyi hissediyor olabilirsiniz. Ama hareketsiz bir
yaşam sürüyorsanız, kalp hastalıklarına yakalanma riskiniz
şişman biriyle aynıdır. Hareketsizlik şişmanlığa, şişmanlık
tansiyona, tansiyon da şeker ve kalp hastalığına neden olur.
Şişmanlığın kolesteroldeki rolü nedir?
Biz
doktorlara göre şişmanlığın tarifi, bel çevresinin
kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimi geçmesidir. Buna
göbekli şişmanlık deriz. Tıbbi araştırmalar, artık bu
sınırın üstünde olan kişilerin kalp krizi geçirmeye aday
olduğunu kanıtladı. Şişman kişilerde insülin hormonuna karşı
direnç gelişiyor ve insülin kandaki şekeri azaltamıyor.
Böylece artan kan şekeri kolesterole dönüşüyor.
Neden
bacak bölgesindeki yağlanma değil de, göbek çevresindeki
tehlikeli?
Göbek
civarındaki şişmanlık karın içi yağlanmanın bir
göstergesidir. Karın içi yağlanma da insülin direncine yol
açar.
Stres kötü
kolesterolü yükseltir mi?
Stres hem
yeme-içme alışkanlıklarını değiştirir hem de adrenalin
denilen ve insüline zıt çalışan hormon seviyesini artırır.
Böylece kötü kolesterol seviyesi artar.
Stres
olumsuz etkisini nasıl gösteriyor?
Stresin
kelime manası gerilimdir. Vücut hayatta küçük streslerin
üstesinden gelir. Gerek bedeni ve gerekse ruhsal streslerin
dozu artarsa vücut karşı koymak için adrenalin hormonunu
salgılatır. Adrenali şeker ve yağ metabolizmasını kötü yönde
etkilediği için uzun dönemde damar sertliğini artırır.
Kısa
dönemde ise damar içindeki kanın basıncını ve damar duvarına
yaptığı çarpma etkisini artırır, mevcut yağ plaklarını
çatlatır ve ani atar damar tıkanmalarına yol açarak kalp
krizi veya inmeye sebep olur. Stresin bu etkisi sigaraya
benzer.
Kolesterol
genetik mi?
Kolesterol
yüksekliği ailesel olabilir. Bu çok nadir görülür ve bazı
genetik hastalıklarla birliktedir. Genellikle çocuk veya
ergenlik döneminde kalp krizi geçirenlerde rastlanır. Aile
hikayesi olan ve toplam kolesterol seviyesi 300 mg/dl
üzerinde olan hastalarda ailesel kolesterol yüksekliğinden
şüphelenmeli ve genetik araştırma yapılmalı. Ayrıca bu
kişilerin birincil akrabaları da araştırılmalı.
‘Hastalar
karaciğerim bozulur diye ilacı kesiyor, bu yanlış’
Kolesterol
ilaçları hastaları damar tıkanıklığı riskinden koruyor.
Ancak hastaların yarıdan fazlası ‘Karaciğerim bozulur’
korkusuyla ömür boyu kullanmaları gereken ilaçları bir yıl
sonra kesiyor. Uzmanlara göre ilaçlar doktor kontrolünde
kullanılırsa, gerekli tetkikler yapılırsa endişeler
gereksiz. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Öngen
kolesterol tedavisini anlattı:
Kimler
kolesterol riski taşıyor?
Kilolu
kişiler, sigara içenler, tansiyonu yüksek olanlar, şeker
hastaları, ailesinde kalp-damar hastalığı olanlar, 45 yaşın
üzerindeki erkekler ve 55 yaşın üzerindeki kadınlar
kolesterol riski altında. Ancak saydığımız bu risk
faktörlerinden birine sahip olmasa da, 20 yaşın
üzerindekilerin kan kolesterol düzeylerini bilmesi ve bunun
gerektirdiği bir yaşam tarzı benimsemesi lazım.
Kolesterol
nasıl tedavi ediliyor?
Kolesterolü etkili bir biçimde düşüren ilaçlardan
yararlanıyoruz. Ancak tedaviye başlayanların yarıdan fazlası
bir yıl sonra ilaçları almamak gibi bir hataya düşüyor. İlaç
tedavisinin ömür boyu sürmesi gerektiği akıldan
çıkarılmamalı.
İlaçların
yan etkisi var mı?
Hastalar
en sık ‘Karaciğere zarar verir mi?’ diye endişe duyuyor. Biz
kolesterol ilacını hastalar damar hastalıkları yüzünden
hayatını kaybetmesin diye yazıyoruz. Eğer ilaçlar gerçekten
zararlı olsaydı ilacı önermezdik. Kolesterol ilacının
karaciğer üzerindeki yan etkisi sadece yüzde 1-2 oranında.
Bu risk de çok yüksek doz ilaç kullananlarda ortaya çıkıyor.
Geçen yıl yapılan bir değerlendirmede, ilaçların karaciğer
üzerindeki yan etkisinin çok seyrek olduğu saptandı. O kadar
ki, hastaların üç-altı ayda bir yaptırması gereken rutin
karaciğer kontrollerinin gereksiz olduğu gösterildi. Yine de
doktorun önerdiği aralıklarla karaciğer fonksiyon testi
yaptırmakta yarar var. Bu basit bir kan alımıyla yapılıyor.
İktidarsızlığa yol açar mı?
İlaçların
böyle bir yan etkisi yok. Ancak hastalara “Sizde damar
sertliği var. Ömür boyu ilaç kullanmanız gerekiyor”
dediğimizde bu ruhsal bir gerginliğe yol açıyor. Gerginlik
de cinsel isteksizliğe neden oluyor. İşte hasta tam bu
sırada ilacı kullanmaya başladığı için yaşadığı cinsel
sorunları ilaca bağlıyor.
İlaçlar
gece yatarken mi alınmalı?
Hepsi
değil ama bir bölümü mutlaka gece yatarken alınmalı. Bu
nedenle hasta kolesterol ilacını gece mi, gün içinde mi
alacağını doktoruna mutlaka sormalı.
Domates
suyu iç, sağlıklı kal
Diyetisyen
Seçil Kenar kolesterolü düşüren besinleri anlattı.
Sarımsak:
İçinde bulunan besin öğeleri damar içinde pıhtılaşmayı
engelleyerek koroner kalp hastalıklarının oluşma riskini
azaltır. Her gün bir diş sarımsak yiyin.
Balık ve
balık yağı: Damar içi tıkanıklarının azalmasında etkindir.
İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri yüksek antioksidan
özelliğindedir. Haftada iki-üç kez balık tüketin. Somon,
uskumru, ton, sardalya omega-3 bakımından zengin
balıklardır.
Ceviz,
fındık: Omega-3, E vitamini, magnezyum ve posa
içeriklerinden dolayı haftada iki-üç kez altı-yedi fındık,
iki-üç ceviz tüketin. Kilo alımına yol açacağı için
miktarları abartmayın.
Yulaf,
çavdar, tam buğday unu: Bol miktarda posa, B grubu ve E
vitamini içerdikleri için kalp hastalıklarını önleyici
özellikleri vardır. Yulaf gevreği; kepekli ekmek, makarna,
pirinç ve bulgur tüketin.
Çay: Yeşil
çayda bulunan polifenoller maddesi kalp hastalıklarına karşı
korur. Günde dört-beş fincan yeşil çay için.
Alkol:
Aşırı tüketimi kan trigliserid ve kan basıncının artmasına,
kalpte aritmiye ve kanda potasyumun ve magnezyum düzeyinin
artışına sebep olur. Ancak kalp hastalıklarından koruyan
’polifenol’ içerdiği için haftada bir ikikez kırmızı şarap
tüketebilirsiniz.
Domates-karpuz: Her ikisi de antioksidan özelliği olan
yüksek likopen içerir, kalp hastalıkları riskini azaltır.
Her sabah bir bardak taze domates suyu içebilirsiniz.
Soya: B1,
demir, çinko, fosfor, magnezyum sayesinde kötü
kolesterolünün düşmesine yardımcı olur. Her gün 25 gram soya
kalp hastalıkları riskini azaltabilir.
Ketentohumu: Doymamış yağ asitleri, potasyum ve posa içerir.
İçeriğindeki E vitamini, omega-3 ve lignan kalp
hastalıklarına karşı korur. Her gün 1 çorba kaşığı
ketentohumu yoğurt, çorba gibi besinlerin içine konularak
tüketilebilir.
Toplum
için Bilgiler
1.
KOLESTEROL NEDİR?
Kolesterol kanda dolaşan bir yağ maddesidir ve vücudumuzu
oluşturan hücrelerin önemli bir yapı taşıdır. Kolesterol iki
yoldan oluşmaktadır. Birincisi karaciğer yoluyla olup, bu
vücudumuzdaki kolesterolün %75’ini oluşturur. Kolesterolün
geri kalan %25’lik kısmı ise yediğimiz yiyecekler yoluyla
meydana gelir. Kolesterolü kabaca iyi ve kötü kolesterol
diye ikiye ayırabiliriz. Kötü kolesterol ya da LDL-K, kalp
krizi ve inme sıklığını artırırken, iyi kolesterol ya da
HDL-K ise kalp krizi ve inmeyi azaltmaktadır. Trigliserid
ise kanda dolaşan diğer bir yağ maddesi olup, yüksekliği
kalp krizi ve inme riskini artırmaktadır.
2.
KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ NELERE YOL AÇAR?
Vücudumuzdaki hücrelerin fonksiyonlarını yerine
getirebilmesi için kolesterole ihtiyacı vardır. Fakat bu
kolesterol gereğinden fazla olursa damarların duvarlarında
birikerek ‘aterosklerotik plak’ dediğimiz yapıları
oluşturur. Bu plaklar zamanla büyüyerek damar boşluğunu
daraltır. Bu daralma bazen yavaş, bazen de plağın yırtılıp
kanla temasa geçmesi halinde hızlı olabilmektedir. Damar
boşluğunun hızlı ya da yavaş daralması sonucu bu damar
yapılarının beslemiş olduğu organlara yeterli kan
gitmemekte, bunun sonucunda kalp krizi ya da inme gibi
hayatı tehdit edici durumlar oluşmaktadır.
3.
KOLESTEROL YÜKSEKLİĞİ NEDEN ÖNEMLİDİR?
Kan
kolesterol düzeyinin yüksek olması kalp damar hastalığı
riskini arttırır. Kişinin kolesterol düzeyi ne kadar
yüksekse, kalp hastalığı olma ihtimali de o kadar yükselir.
Türkiye’de erkek ve kadında birinci sırada gelen ölüm nedeni
kalp damar hastalığıdır.
4. NORMAL
KAN KOLESTEROL DÜZEYLERİ NE OLMALIDIR?
Kan total
kolesterol, LDL-K ve HDL-K düzeyleri aşağıdaki gibi
sınıflanır:
Total
Kolesterol
Normal:
200 mg/dl’den düşük
Sınırda
yüksek: 200-240 mg/dl
Yüksek:
240 mg/dl’den yüksek
LDL
Kolesterol
Normal:
130 mg/dl den düşük
Sınırda
yüksek: 130-159 mg/dl
Yüksek:
160 mg/dl ve üzeri
HDL
Kolesterol
Normal: 40
mg/dl’den yüksek
Yüksek: 60
mg/dl’den yüksek
5. HDL-K
DE BİR KOLESTEROL OLDUĞUNA GÖRE NASIL İYİ KOLESTEROL
OLABİLMEKTEDİR?
Kandaki kolesterollerin etkilerine bakıldığında, bunun
cevabı kolaylıkla bulunabilir. LDL-K karaciğerde üretilmekte
ve kana verilmektedir. Kana verildikten sonra bu LDL-K kan
damarlarının duvarlarında birikmektedir. Damarlardaki bu
birikintiler “aterosklerotik plak” olarak adlandırılmakta ve
bunların büyümesi halinde damar boşluğu daralmaktadır.
HDL-K, LDL-K’ün tam tersi etkiye sahiptir. Kanda dolaşan
kolesterolü toplayıp, vücuttan atılmasını sağlamak üzere
karaciğere getirmektedir. Böylece kan damarlarının
kolesterolün zararlı etkilerine maruz kalmasını
azaltmaktadır.
6. İYİ
KOLESTEROL (HDL-K) - KÖTÜ KOLESTEROL (LDL-K) NEDİR?
Kolesterol karaciğerden hücrelere ve hücrelerden
tekrar karaciğere kan yoluyla taşınır. Kolesterol ve diğer
yağlar kanda erimedikleri için lipoprotein denen paketler
halinde taşınırlar. Bunlardan kolesterolü taşıyanlar iki
cinstir: Kötü kolesterol olarak bilinen LDL-K ve iyi
kolesterol olarak bilinen HDL- K.
LDL-K kanda kolesterolü taşıyan başlıca pakettir. Kanda
yüksek olduğu zaman damarların iç yüzüne yapışıp buralarda
plaklar oluşturur. Kolesterol dışındaki bazı maddelerin de
eklenmesiyle bu plaklar büyür ve bunlar üzerinde oluşan
çatlaklarda oluşan pıhtılar damarları tıkar. Çağımızda çok
yaygın olan bu hastalık “damar sertliği” olarak bilinir.
Damar tıkanıklığı kalp damarlarında olmuşsa kalp krizine,
beyin damarlarında olmuşsa felce neden olur.
Kandaki kolesterolün bir bölümü de HDL-K adı verilen
paketlerin içinde taşınır. HDL-K damarlarda kolesterolün
birikimini önler. Yapılan araştırmalar HDL-K’ü yüksek olan
kişilerde kalp hastalığının daha az olduğunu göstermiştir.
Türk Kardiyoloji Derneğinin yapmış olduğu araştırmalarda
Türk toplumunda HDL-K değerinin düşük olduğu gözlenmiştir.
Sigara içme ve şişmanlık iyi kolesterolü düşürür, düzenli
egzersiz yükseltir.
7. İYİ
KOLESTEROL YA DA HDL-K DÜŞÜK DEMEK İÇİN HANGİ DEĞERİN
ALTINDA OLMASI GEREKMEKTEDİR?
HDL-K düşüklüğü için erkek ve kadınlarda farklı değerler
vardır. Kadınlarda 50 mg/dl, erkeklerde 40 mg/dl’nin altında
olması durumunda HDL-K düşüklüğünden bahsedilmektedir. Türk
toplumunda genel olarak HDL-K değerleri daha düşük
bulunmaktadır.
8.
KOLESTEROL RİSKİ NASIL TAHMİN EDİLMEKTEDİR?
Önceki çalışmalarda daha ucuz ve kolay olduğu için riski
belirlemede total kolesterol ölçülürdü. Artık LDL-K ve HDL-K
değerlerine kolaylıkla bakılmaktadır. LDL-K değerlerindeki
her 10 mg/dl’lik artış, kalp krizi riskini yaklaşık %20
oranında artırmaktadır. Buna karşılık HDL-K değerlerindeki
yükseklikle birlikte kalp krizi riskinde azalma olmaktadır.
HDL-K her 1 mg/dl’lik artış kalp damar hastalığı gelişme
riskini %2-3 oranında azaltmaktadır.
9. YAŞAM
TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ KOLESTEROL DEĞERLERİNİ DÜŞÜRÜR MÜ?
Yağlı besinlerin azaltılması, sıvı yağların tercih edilmesi,
aşırı kalorili yiyeceklerden kaçınılması, düzenli egzersiz
yapılması, kilonun azaltılması gibi hayatımızda yapacağımız
olumlu değişiklikler özellikle HDL-K’ü yükseltirken,
trigliserid değerlerini düşürmektedir. Diyetimize dikkat
edersek ve düzenli egzersiz yaparsak LDL-K değerlerinde %10
-15’lik bir azalma sağlayabiliriz.
10.
KOLESTEROLÜN İLAÇLA TEDAVİSİ GEREKLİ MİDİR?
Yeterli
diyete ve egzersize rağmen kan yağlarında hedeflenen
değerlere çoğu zaman ulaşılamamaktadır. Bu durumda ilaç
tedavisi gereklidir.
11. İLAÇLA
TEDAVİDE HANGİ İLAÇLAR KULLANILMAKTADIR?
Kolesterolü düşürmek için birkaç çeşit ilaç
kullanılmaktadır. Bunlar içerisinde statin olarak
adlandırılan ilaçlar, en çok kullanılan ve bugün için
LDL-K’ü en çok düşüren ilaçlardır. Bu ilaçlar karaciğerde
kolesterol yapımını azaltarak etki gösterirler. Kullanılan
dozlar LDL-K’de %25-50 azalma, HDL-K’de %5-10 oranında
yükselme sağlar. Statinler dışında farklı ilaçlar da
kullanılabilir. Özellikle kolesterolün bağırsaklardan kana
geçişini azaltan ilaçlar (ezetimibe) popüler olmaya
başlamıştır. Bu ilaçların özellikle statinlerle birlikte
kullanımında LDL-K’de belirgin düşüşler izlenmektedir.
12.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLARIN BİRBİRLERİNE KARŞI BİR
ÜSTÜNLÜĞÜ VAR MIDIR?
Bugün için LDL-K’ü en çok düşüren ilaçlar statinlerdir.
LDL-K düşürücü etkiler bakımından bu ilaçlar arasında fark
vardır. Şu an için önemli olan, hedeflenen LDL-K değerlerine
ulaşmaktır. Bunun için kullanılan statinlerin dozları
artırılarak ya da başka gruptan ilaçlarla (bağırsaktan
kolesterol emilimini azaltan ilaçlar) birlikte kullanılarak
istenilen hedefe ulaşılmaya çalışılmalıdır.
13.
KOLESTEROL DEĞERİMİZ NE KADAR DÜŞÜK OLMALI? HERKES İÇİN BİR
NORMAL YA DA ANORMAL DEĞER VAR MIDIR?
Tüm hastalar için belirlenen normal ya da anormal değer
yoktur. Hastada kolesterol hastalığı dışındaki
hastalıklarına bakılarak hedef LDL-K değeri belirlenir.
Bunun yanında hastanın ileriki yıllarda kalp krizi geçirme
riskini belirlemede kullanılan bazı tablolar vardır. Bu
tablolara göre hastanın kalp krizi geçirme riski yüksekse,
bu hastaların LDL-K değerlerinin daha düşük tutulması
gerekir. Sadece kolesterol yüksekliği olanlarda hedef değer,
LDL-K’ün 160 mg/dl’nin altında olmasıdır. Diyabeti (şeker
hastalığı), koroner kalp hastalığı gibi hastalığı olanlarda
LDL-K değerinin 100 mg/dl’nin altında olması yeterli görülse
de, artık bu değerler daha da aşağı çekilmektedir. Diyabeti
ve koroner kalp hastalığı olan hastalarda LDL-K hedef değeri
daha da düşük olup, 70 mg/dl hatta daha da düşük olması
gerektiği yönünde yapılmış çalışmalar vardır. İstenilen
LDL-K değerleri ve kalp krizi geçirme riski konusunda
doktorunuzla ayrıntılı olarak görüşmeniz önerilir.
14. HDL-K
DÜŞÜKLÜĞÜNDE NE YAPILMASI GEREKMEKTEDİR?
HDL-K düşüklüğü olan hastaların yapması gereken ilk şey,
yaşam tarzında değişikliğidir. Uygun ve yeterli beslenmenin
yanında egzersiz ve sigaranın bırakılması kolesterol
değerlerinde olumlu değişikliklere yol açmaktadır.
Kolesterol yüksekliğinin tedavisinde sık kullanılan
ilaçlardan olan statinler, HDL-K değerlerinde sadece %5–10
mg/dl’lik artış sağlarken, sigaranın bırakılması HDL-K
değerlerini %15-20 oranında yükseltmektedir. Niasinler bugün
için HDL-K’ü en çok arttıran ilaçlar olup, HDL-K değerlerini
%45 oranında yükseltebilmektedir. Bu grup ilaçlar 2009'dan
beri Niaspan ve Niascor adıyla Türkiye'de de bulunmaktadır.
15. BALIK
YAĞI YA DA VİTAMİN İLAÇLARININ KOLESTEROLÜ İYİLEŞTİRİCİ
ETKİLERİ VAR MIDIR?
Balık yağı kullanımında HDL-K’de kısmi bir iyileşme
olmaktadır. Daha önceleri oldukça popüler olan vitaminlerin
bugün için kalp hastalıklarını önlemede bir etkisi olmadığı
bilinmektedir.
16. HANGİ
SIKLIKLA KAN KOLESTEROL DEĞERLERİME BAKTIRMALIYIM?
Doktorunuzun ek önerisi olmadığı sürece 20 yaş üstü
insanların en az 5 yılda bir kolesterol değerlerine
baktırmaları önerilmektedir.
17.
TRİGLİSERİD NEDİR? NORMAL DÜZEYLERİ NE OLMALIDIR ?
Trigliserid yağın doğada bulunduğu şeklidir. Kolesterol gibi
hem vücutta yapılır hem de besinlerle alınır. Trigliserid
düzeyi yüksek olanlarda kalp hastalığı riski artmaktadır.
Kan kolesterol düzeyi ile kalp hastalığı ilişkisi daha
belirgin olduğundan, ikinci sırada hedef alınan kan yağıdır.
Trigliserid Düzeyleri
Normal:
150 mg/dl’den düşük
Sınırda
yüksek: 150- 199 mg/dl
Yüksek:
200- 499 mg/dl
Çok
yüksek: 500 mg/dL ve üzeri
18. NEDEN
KAN YAĞLARI BAZI KİŞİLERDE DÜŞÜK BAZILARINDA YÜKSEKTİR?
Kan Kolesterol ve trigliserid düzeyleri kalıtsal ve çevresel
faktörlerin bir bileşimidir. Yağların emilimi, karaciğerde
işlenmesi, yapılması, hücreler tarafından kullanılması,
hücreler yıkıldıktan sonra karaciğer tarafından geri
alınması çok karmaşık olaylar zinciridir. Bu zincirin
çeşitli halkalarında doğuştan oluşabilen farklılıklar,
kişilerin kan yağları düzeylerinin de farklı olmasına yol
açar. İkinci önemli faktör de beslenme şeklidir. Günlük
besin tüketimindeki yağ miktarı, kişinin kalıtsal
özelliklerine göre değişebilen oranlarda kan düzeylerini
belirler.
19.
KOLESTEROL DÜZEYİ TOPLUMLAR ARASINDA FARKLILIK GÖSTERİR Mİ?
Çeşitli toplumların ortalama kolesterol değerleri farklıdır.
Bu farklılıkta o toplumu oluşturan kişilerin kalıtsal
özellikleri yanında, beslenme tarzı da rol oynar.
Diyetlerinde doymuş yağ oranı fazla olan toplumların
ortalama kan kolesterol düzeyleri, yağ tüketimi düşük
olanlara göre daha yüksektir. Bu nedenle bu toplumlardaki
kalp damar hastalığı sıklığı da daha yüksektir.
20. KAN
KOLESTEROL DÜZEYİNİN DÜŞÜRÜLMESİ KALP DAMAR HASTALIĞI
OLASILIĞINI AZALTIR MI?
Kan kolesterol düzeyinin diyetle veya ilaçlarla düşürülmesi,
kalp hastalığı bulunmayanlarda hastalık oluşumunu
azaltırken, kalp hastalığı bulunanlarda yaşam süresini
uzatmaktadır. Toplum olarak beslenme tarzını değiştirmeyi
başarabilen ve ortalama kolesterol düzeyi düşen toplumlarda
kalp damar hastalığı sıklığı azalmıştır.
21. KALP
DAMAR HASTALIĞINA YOL AÇAN DİĞER RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Yaş: 45
yaşın üzerindeki erkeklerde ve 55 yaşın üzerindeki
kadınlarda kalp damar hastalığı daha sıktır.
Aile
hikayesi: 1. derece erkek yakınlarında 55 yaş öncesi, 1.
kadın yakınlarında 65 yaş öncesi kalp hastalığı olan veya
kalp hastalığından ölenlerde kalp hastalığı daha sıktır.
Sigara
Tansiyon
yüksekliği: Kan basıncının 140/90 mm Hg’nın üzerinde olması
Şeker
hastalığı
Şişmanlık:
Kilonun boya göre fazla olması, vücuttaki yağın daha çok
karın bölgesinde toplanması kalp hastalığı tehlikesini
arttırır. Bel çevresinin erkeklerde 102 cm’den, kadınlarda
88 cm’den fazla olması riski yükseltir.
Bu risk
faktörleri bulunan kişilerde birlikte kanda kolesterol veya
trigliserid yüksekliği varsa kalp hastalığı riski katlanarak
artar.
22.
BESİNLERDEKİ YAĞ ÇEŞİTLERİ NELERDİR VE BUNLAR KAN KOLESTEROL
DÜZEYİNİ NASIL ETKİLER?
Besinlerdeki yağlar; doymuş, tekli ve çoklu doymamış yağ
asitleri içeren yağlar olmak üzere 3 çeşittir. Katı yağlarda
doymuş yağlar, sıvı yağlarda doymamış yağlar fazladır.
Diyetteki doymuş yağlar ve kolesterol kan kolesterol
düzeyini arttırırlar. Doymuş yağlar en fazla hayvansal
yağlarda bulunur. Koyun eti, sığır eti, yağlı sütten
yapılmış süt ürünleri, sert margarinler doymuş yağların en
çok bulunduğu besinlerdir. Sıvı yağlarda ise doymamış yağ
asitleri bulunur. Ayçiçeği yağı, mısır özü yağı gibi
yağlarda çoklu doymamış yağ asitleri, zeytin yağında da
tekli doymamış yağ asitleri bulunur
23.
SAĞLIKLI BİR DİYETTE YAĞLAR NE ORANDA BULUNMALIDIR?
Günlük toplam kalorinin %30’u yağlardan alınmalıdır. Bu
miktar erkek için günde 55-70 gr, kadın için 50-60 gr yağ
alınması demektir. Doymuş, çoklu doymamış ve tekli doymamış
yağlar eşit oranda bulunmalıdır.
24. KALP
HASTALIĞINDAN KORUYUCU BİR DİYETİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Kilosu
olması gerekenden fazla olan kişiler toplam kalori alımını
azaltıp, hareketlerini arttırarak kilo vermelidirler. Kilo
artışı kolesterol yükseltici bir faktördür.
Etlerdeki
görünen yağlar pişirilmeden önce ayrılmalı, sakatat tüketimi
çok azaltılmalıdır.
Sosis,
salam, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri doymuş yağları fazla
içerdiğinden az tüketilmelidir.
Tavuk,
hindi ve balık eti koyun ve sığır etine tercih edilmeli.
Kızartma yerine ızgara, haşlama, buğulama gibi pişirme
şekilleri kullanılmalıdır.
Balık eti
kalp sağlığı açısından en yararlı ettir. Ancak balık yağını
ilaç olarak almak doktorunuz tarafından tedavi olarak
verilmemişse önerilmez. Karides ve kabuklu deniz hayvanları
kolesterolden zengindir.
Tahıl,
sebze ve meyve tüketimi arttırılmalıdır. Bu besinler yağdan
fakir vitamin ve posadan zengindirler. Eriyebilen posanın
kolesterolü düşürdüğü çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir.
Yulaf, çavdar, fasulye, bezelye, pirinç kabuğu,
turunçgiller, çilek eriyebilen posadan zengindir. Kepek,
havuç, turp, lahana, karnabahar, meyve kabukları ise
erimeyen posa içerirler, bu tür posanın kolesterol üzerine
etkisi yoktur, ancak bağırsakların normal çalışmasını
sağlar.
Tam yağlı
sütten hazırlanmış süt ürünleri yerine az yağlı veya yağsız
sütten hazırlananlar tercih edilmelidir. Eti az yiyen
kişilerin peyniri fazla tükettikleri görülmüştür. Ülkemizde
sık tüketilen tam yağlı beyaz peynir ve kaşar peynirde
doymuş yağ oranı yüksektir. Az yağlı peynir ve yoğurtlar
tercih edilmelidir.
Pasta,
krema, dondurma çoğunlukla doymuş yağlar ve yumurta sarısı
içerdiğinden az tüketilmelidir.
Haftada 3
veya 4 den fazla yumurta yenmemelidir. Yumurta sarısı
kolesterolden zengindir. Yumurta beyazı protein içerdiğinden
daha çok tüketilebilir.
25.
KOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEK İÇİN YAĞDAN FAKİR DİYET UYGULAMA
DIŞINDA NELER YAPILABİLİR ?
Sigara, kolesterolün damar duvarında birikmesine ve biriken
yağ plaklarının çatlayarak damarı tıkamasına neden
olduğundan bırakılmalıdır. Sigara içilmesi kandaki iyi
kolesterol düzeyinin azalmasına neden olur. Fizik
aktivitenin arttırılması kötü kolesterolün düşmesini, iyi
kolesterolün yükselmesini sağlar. Günlük en az 30 dakika
sürecek yürüyüş kalp hastalığı riskinizi azaltacaktır. Az
miktarda alınan alkolün iyi kolesterol düzeyini yükselttiği
çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir. Ancak bu şekilde
yükseltilen iyi kolesterolün kalp damar hastalığından
koruyucu etkisi bilinmediğinden ve alkolün bilinen diğer
zararlı etkilerinden dolayı kalp hastalığından korunmada
alkol kullanımı önerilmez.
Diyet ve diğer yaşam tarzı değişikliklerine rağmen
kolesterol veya trigliserid düzeyleri istenen düzeylere
indirilemezse, hekimler tarafından verilen ilaçların
kullanılması gerekir. Kalp krizi veya felç geçirmiş
hastaların çoğunluğu bu tür ilaçları kullanmakta ve
hastalıklarının tekrarlanması önlenmektedir
26.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ DİYET, YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ VEYA
İLAÇLAR NE KADAR SÜREYLE UYGULANMALIDIR?
Kolesterol yüksekliği büyük ölçüde çağımızın yaşam tarzına
ve yanlış beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkmış olduğundan,
doğru beslenme ve diğer yaşam tarzı değişiklikleri çocukluk
yaşlarından uygulanmaya başlanmalı ve hayat boyu sürmelidir.
Toplumumuzdaki kalp hastalığı salgını ancak bu şekilde
durdurulabilir. Kalp damar hastalığı veya felç geçirmiş veya
çok sayıda risk faktörü olup, hasta olma tehlikesi yüksek
olup, kolesterol düzeyleri diyet ve diğer önlemlerle istenen
düzeylere düşürülemeyen hastalar, doktorlarının gerekli
gördüğü ilaçları yaşam boyu kullanarak kalp hastalığı
risklerini azaltabilirler.
27.
ÇOCUKLARDA DA KOLESTEROL HASTALIĞI OLABİLİR Mİ?
Ateroskleroz erken yaşlarda başlayabilir. Beslenme düzeni ve
ailevi kolesterol hastalıkları kolesterol değerlerini
yükseltebilir. Özellikle çocukluk döneminde beslenme
alışkanlıklarının düzeltilmesi, şişmanlıktan kaçınılması,
şeker hastalığının araştırılması ve gerekiyorsa gerekli
önlemlerin alınması (diyet, egzersiz ve ilaç) faydalı
olabilmektedir.
28.
ÇOCUKLARDA KOLESTEROL DEĞERLERİNİN BİR SINIRI VAR MIDIR?
2- 19 yaş
arası çocuklarda kolesterol değerleri
Total
kolesterol
- < 170
mg/dl kabul edilebilir değer
- 170 -199
mg/dl ara değerler
- 200
mg/dl ve üzeri yüksek değerler olarak kabul edilmektedir.
LDL
kolesterol
- < 110
mg/dl kabul edilebilir değer
- 110 –
129 mg/dl ara değerler
- 130
mg/dl ya da üzeri değerler yüksek olarak kabul edilmektedir.
29. YAŞAM
TARZIMDA DİYET DE DAHİL OLMAK ÜZERE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK
OLMAMASINA RAĞMEN KOLESTEROL DEĞERLERİMDE YÜKSEKLİK OLDU.
NEDEN?
Zaman içinde kolesterol değerlerinde ölçümler arasında fark
olabilir. %10 değerindeki bir değişiklik vücuttaki biyolojik
değişkenliğe bağlanabilir.
30.
DOKTORUM KOLESTEROL DEĞERİMİN YÜKSEK OLDUĞUNU SÖYLEMESİNE
RAĞMEN HERHANGİ BİR İLAÇ TEDAVİSİ BAŞLAMADI. NEDEN?
Kolesterol değerlerinde ölçülen zaman dilimleri arasında
fark olabilir. Bu nedenle doktorunuz kolesterol ölçümünüzü
tekrarlatabilir. Doktorunuz kolesterol dışındaki diğer risk
faktörlerinizi de göz önüne alarak ilaç başlamamış olabilir.
31. BEN
KOLESTEROL HASTAYIM. ÇOCUKLARIMIN DA KOLESTEROL HASTALIĞI
OLMA İHTİMALİ VAR MIDIR?
Kolesterol hastalıklarının bazı formlarının ailesel geçişli
olma özelliği vardır. Bunun riskini öngören bazı çalışmalar
mevcuttur. Eğer böyle bir riske sahipseniz çocuklarınızın
kolesterol değerlerine baktırmanız pratik ve güvenilir bir
yol olacaktır.
32. BAZI
YAYINLARDA VE PROGRAMLARDA ÇOKÇA BAHSEDİLEN DOYMUŞ VE
DOYMAMIŞ YAĞLARDAN BAHSEDİLMEKTEDİR. BUNLARIN ANLAMI NEDİR?
BU YAĞLARIN HEPSİ ZARARLI MIDIR?
Doymamış yağlar genelde bitkilerden elde edilmiş olup,
kolesterol yüksekliği olan hastaların tercih etmesi gereken
yağlardandır. Doymuş yağlar hayvansal yağlar olup, bunlar
kalp damar hastalığını artırıcı özelliğe sahiptir.
33.
BİTKİSEL YÖNTEMLER VE VİTAMİN HAPLARI KOLESTEROL
DEĞERLERİNDE İYİLEŞME SAĞLAYABİLİR Mİ?
Daha önceden de söylenildiği gibi bu yöntemler yararlı
olabilir. Kullanmadan önce mutlaka doktorunuzla görüşmeniz
gerekmektedir. Bazı bitkisel maddeler kolesterol düşürücü
ilaçların içerdiği maddeleri içermektedir. Bu konuda
dikkatli olmak gerekmektedir.
34.
TEREYAĞI YERİNE MARGARİN KULLANMAM KOLESTEROL DEĞERLERİMİ
DÜŞÜRÜR MÜ?
Gerek
tereyağı gerekse margarin içerdikleri yağ bakımından
zengindir. Her ikisinin de fazla miktarda tüketilmesinden
kaçınılmalıdır. Margarinlerin özellikle doymamış yağlardan
zengin olanı tercih edilmelidir.
35.
KOLESTEROL HASTALIĞI ŞİŞMAN İNSANLARIN HASTALIĞI MIDIR?
Kolesterol değerleri genelde fazla kilolu insanlarda zayıf
insanlara göre daha yüksektir. Fakat zayıf insanlar da
kolesterol hastası olabilirler.
36.
TÜKETTİĞİMİZ BAZI YİYECEKLERİN ÜZERİNDE DÜŞÜK KOLESTEROL
İÇERİYOR DENMEKTEDİR. BUNLAR DAHA GÜVENİLİR MİDİR?
Düşük kolesterol içeriği demekten kasıt yağ miktarı ise bu
doğru olabilir. Ama bu besinlerin içerdiği yağ cinsi zararlı
olan doymuş yağlar olabilir. Kolesterol miktarıyla birlikte
hangi yağ cinsinin içerdiğinin bilinmesi gerekmektedir.
37.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANIYORUM. DOLAYISIYLA
BESLENMEME YİNE DE DİKKAT ETMEM GEREKİYOR MU?
Kolesterol yüksekliğini tedavi ederken başlangıçta yaşam
tarzı değişiklikleri önerilir. Eğer doktorunuz tarafından
mutlaka kullanılması gerektiği söylenmedikçe kolesterol
ilaçlarının yaşam tarzı değişiklerinin önüne geçmesi tavsiye
edilmez. Bu nedenle kolesterol düşürücü ilaç kullanıyor
olsanız da mutlaka beslenmenize dikkat etmeniz gerekir.
38.
YUMURTANIN KOLESTEROLÜ FAZLA YÜKSELTMEDİĞİ SÖYLENTİSİ DOĞRU
MUDUR?
Bunun cevabını kısa bir hesap işlemiyle arayalım: Bir
yumurtanın içerdiği kolesterol miktarı 213 miligramdır.
Günlük önerilen kolesterol miktarı ise 300 miligramdır.
Cevap ortada!!
39.
ERKEKLERİN KOLESTEROL DEĞERLERİNE KADINLARDAN DAHA FAZLA
DİKKAT ETMESİ Mİ GEREKİYOR?
Menopoz öncesi döneme kadar östrojen dediğimiz hormonlar,
kadınlarda kolesterol değerlerinin daha iyi değerlerde
kalmasına yardım eder. Menopozdan sonra ise işler tam
tersine döner. Menopoz sonrası kadınlar diyetlerine dikkat
etseler, düzenli egzersiz yapsalar da kolesterol
değerlerinde istenilen değerleri sağlamakta zorlanırlar.
40. KADIN
DOĞUM DOKTORUM MENOPOZ SONRASI BANA HORMON TEDAVİSİ VERMEYİ
PLANLAMAKTADIR. BUNUN KOLESTEROL DEĞERLERİ ÜZERİNE ETKİSİ
NEDİR?
Menopoz sonrası hormon tedavisinin kan yağları üzerine
kısmen olumlu etkisi olsa da, hormon tedavisi sonrası kalp
damar hastalık riski artmaktadır. Doktorunuz tarafından
zorunlu görülmedikçe kan yağlarının düzeltilmesi ya da kalp
hastalığı riskinin azaltılması amacıyla hormon tedavisi
önerilmez.
41. STRES
KOLESTEROLÜ YÜKSELTİR Mİ?
Stresin direkt olarak kolesterolü yükseltici etkisi yoktur.
Fakat strese bağlı olarak yaşam şeklindeki değişiklikler
kolesterolü yükseltebilir (depresyona bağlı aktif yaşamın
azalması, aşırı kalorili ve yağlı yiyeceklerin tüketilmesi,
sigara alkol gibi madde tüketiminin artması…)
42. SİGARA
KOLESTEROLÜ YÜKSELTİR Mİ?
Sigara hem kolesterolü yükselterek hem de çok daha farklı
etki mekanizmalarla kalp hastalığı riskini artırır.
43.
KORONER ANJİYOGRAFİ SONRASINDA DAMARLARIMDA TIKANMA OLDUĞU
SÖYLENDİ. TEDAVİ İÇİN ÇOK MU GEÇ KALDIM?
Kalp damar hastalığı olanlarda bu hastalıklarının tekrarlama
riski, olmayan insanlara göre 5-7 kat artmıştır. Ancak bu
her şeyin bittiği anlamına gelmez. Kalp damar hastalığı olan
hastalar, kolesterol düşürücü ilaç tedavisinden fayda
görmektedir. İlaçla birlikte diyetimize dikkat ettiğimizde
bu risk azalmaktadır.
44.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR KASLARIMIZA ZARAR VERİR Mİ?
Kolesterol düşürücü ilaçların bazı istenmeyen yan etkileri
vardır. Özellikle yüksek dozlarda kullanıldığında kas
sistemini etkileyebilir. Bu zararlı etkilerin görülme riski
oldukça azdır.
Tedaviye başlarken başlangıçta kas enzim (CK) değerlerine
bakılmalıdır. Bilinen bir kas hastalığı olup olmadığı
mutlaka sorulmalıdır. Yine aynı gruptan ya da farklı gruptan
kolesterol ilaçlarının birlikte kullanımı bu riski
artırmaktadır. Aşırı egzersiz yapmanın yan etkiyi artırıcı
bir etkisi olduğu düşünülmemektedir. Çok sık kullanılan
statin grubu ilaçların, bu yan etki riski açısından
birbirlerine üstünlükleri yoktur.
45.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLARIN KASLARIMA ZARAR VERDİĞİNİ
NASIL ANLAYABİLİRİM / ENGELLEYEBİLİRİM?
Belirti olarak kaslarımızda ağrı, güçsüzlük aksi ispatlanana
kadar kullanılan ilacın kas sistemine olan yan etkisi olarak
değerlendirilmelidir. Şikayetlerle birlikte CK değerlerinde
anlamlı yükseklik olması da bunu destekler. Şikayet yoksa
kas enzimlerinin yıllık takibi yeterlidir.
İlacın yan etkisi çıktığında mutlaka ilaç tedavisi
kesilmelidir. Takiplerde şikayetlerin azalması, CK
değerlerinin düşmesi halinde ilaç kullanımı gerekli ise
dikkatli bir şekilde tekrar başlanılabilir. Daha ayrıntılı
bilgi için mutlaka dokturunuzla görüşmeniz gerekir.
Kas şikayetleri olmadan CK değerlerinde hafif orta düzeyde
artış olduğunda tedaviye devam etmeli ve en kısa zamanda
doktorunuzla görüşmelisiniz.
46.
DOKTORUM BÖBREK FONKSİYONLARIMDA HAFİF BOZULMANIN
BAŞLADIĞINI SÖYLEDİ. KOLESTEROL İLACI KULLANMAKTAYIM. BU
İLAÇLAR BÖBREKLERİMİ DAHA FAZLA BOZAR MI?
Kolesterol ilaçları normal böbreklerde herhangi bir
bozulmaya neden olmaz. Hafif, orta derecede böbrek fonksiyon
bozukluğu olanlarda, hatta diyalize giden hastalarda dahi bu
tür ilaçlar kullanılabilir. Özellikle ileri derecede böbrek
yetmezliği bulunan hastalarda, böbrek dışı yan etkilerin
çıkma riski biraz artabilir. Bu konuda dikkatli olmak
gerekir.
47.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR SİNİRLERDE HARABİYETE NEDEN OLUR
MU?
Kolesterol düşürücü ilaçlar sinir sistemini etkilemez. Beyin
fonksiyonları üzerine yan etkisi yoktur.
48.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR KARACİĞERİMİ ETKİLER Mİ?
Kolesterol düşürücü ilaçlar özellikle yüksek dozlarda
kullanılırsa karaciğeri olumsuz yönde etkileyebilir. Ancak
bu yan etki oranı oldukça düşüktür. Genelde ALT/AST
dediğimiz karaciğer fonksiyon testleriyle takibi yapılır.
Statinlerin bu yan etki açısından birbirlerine bir üstünlüğü
yoktur. Şikayet yoksa 6 ay-yıllık takipler yeterlidir.
49. ALKOL
KULLANANLAR KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANABİLİR Mİ?
ÖZELLİKLE KARACİĞER ÜZERİNE ÖNEMLİ YAN ETKİLERİ OLUR MU?
Hafif–orta derecede alkol tüketimi kolesterol ilacı
kullanımına engel değildir. Fakat gerek vücuttaki bireysel
farklılıklar, gerekse bu ilaçlarla birlikte başka ilaçların
kullanımı gerektiğinde dikkatli olunmalıdır.
50.
KARACİĞERİMDE YAĞLANMA OLDUĞU SÖYLENDİ. ALKOL KULLANMIYORUM.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANABİLİR MİYİM?
Alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmalarında kolesterol
düşürücü ilaçlar kullanılabilir.
51.
KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇ KULLANDIKTAN SONRA KARACİĞER
ENZİMLERİMDEN ALT/AST’DE BELİRGİN YÜKSELME OLDU. BUNLAR
KARACİĞERİMDE CİDDİ HASARI MI GÖSTERMEKTEDİR? TEKRAR İLAÇ
KULLANABİLECEK MİYİM?
Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken sadece ALT ve AST’deki
yükselmeler karaciğerde geriye dönüşü olmayan bir hasarın
olduğunu göstermez. Bunun yanında karaciğer fonksiyonlarını
gösteren diğer testlere ihtiyaç vardır. Eğer diğer testler
karaciğerinizde bozukluğu gösteriyor ve ilaç kullanımı
dışında bunu açıklayabilecek bir şey bulunamıyorsa ilaç
tedavisi kesilmelidir. ALT ve AST’de normalin üst sınırının
3 katından fazla yükselmeler önemlidir. Bu durumda ilaç
kesilmeli ya da doz azaltılmalıdır. Bu tür yan etki
geliştiğinde mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir.
alıntı;tdk.org.tr

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle
Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin, gıda takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun.
Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.
|