|
Ur
Çeşitleri
Şişik, Tümor şeklinde gözüken
hastalıktır.
İyi
huylu - Selim
Kötü huylu - Habis
İltihabı diye 3'e ayrılır.
Doktor
kontrolü şarttır.
Ur
kendi kendine tedavi ile geçmez. Doktorun bakması lazım.
Ur
Beyin Uru
Kafatasının
içinde, beyin zarlarıyla örtülmüş, beyazımtırak ve yumuşakça bir
kitle durumundaki sinir organı. Duyum ve bilinç merkezini oluşturan
beyin, insanları hayvanlardan ayıran en önemli organdır. Bu bakımdan
insan beyni hayvanlarda görülmeyen bilinç, konuşma, sevinç, üzüntü
gibi olayları da bir merkezdir. Dış dünya ile olan maddi ve manevi
bütün ilişkiler, duyular aracılığı ile beyne iletilir, orada
değerlendirilir ve vücudun gerekli tepkiyi göstermesi ayarlanır.
Gri ve beyaz
hücrelerden oluşan beyin, kafatasının arkasında bulunan bir delikle
omuriliğe bağlanır. Beyin ve omurilik, üç katlı koruyucu zarla
(meninks) sarılıdır. Beyne en yakın olan iç zar ile orta zar
arasında beyin sıvısı denilen bir sıvı bulunur. Anatomik yapıdan
beyin, beyin yarıküreleri, orta beyin, beyincik ve beyin sapından
oluşur. Beyin yarıküreleri de “lop” denilen dört kısma ayrılmıştır.
Loplar, alın
(frontal), yan (parietal), şakak(temporal) ve artkafa (oksipital)
diye adlandırılır. Ayrıca loplar “girus” kıvrımlara ayrılır.
Loplarda duyu organları aracılığıyla alınan duyuların yorumlanması
(çiçek kokusu ile yemek kokusunun ayırt edilmesi gibi) ve kaslara
hareket sağlayıcı uyarıcıların yapılması gerçekleşir (yazı yazmak
için el ve parmaklara gerekli uyarıların verilmesi gibi). Beyin yarı
kürelerinin üzerinde beyin kabuğu (korteks) denilen gri hücrelerden
oluşmuş, kıvrımlı bir kısım vardır. Beyin kabuğunun iç tarafı beyaz
sinir liflerinden oluşmuş, çok yoğun bir tabakayla kaplıdır. Sinir
lifleri sinir hücreleriyle beyin hücreleri arasındaki bağlantıyı
kurarlar. Beyin kabuğunda duyularla ilgili belirli görevleri
üstlenmiş bölgeler vardır; sözgelimi görme merkezi artkafa lobunun
kabuğundadır.
Organlardan
işlevleri fazla ve duyarlı olanlar için, beyin kabuğunda daha geniş
bir bölge ayrılmıştır. Bu bakımdan beyin kabuğunda en geniş bölge el
ve dudak hareketlerine uyaran bölgelerdir. Orta beyin, Varol
köprüsüyle beyinciğin bağlantısını sağlar. Beyincik, vücudun
dengesini, kasların gerilmesini ve kaslar arasında uyumun
sağlanmasını denetler. Beyin sapı denen omurilik soğancığında
(bulbus) beyinden gelen sinirler omuriliğe geçerken yön
değiştirirler; sağ yarıküreden gelen sinirler vücudun sol tarafını,
sol yarıküreden gelenler de sağ tarafını denetler. Soğancıkta
omurilikten gelen uyarılar alınır, ayrıca sindirim, solunum, dolaşım
sistemlerine komutlar verilerek denetleme yapılır.
Beyinde, gelen
uyarıların dağıtım merkezi olarak çalışan “talamus” ile, iç
organların dış tepkilere göre çalışmasını ayarlayan, acıkma, susama
duyularını harekete geçiren “hipotalamus” merkezleri vardır. Beynin
çalışması, milyonlarca kablo görevi yapan sinir lifinin haber
götürüp direktif taşıdığı, çok karmaşık bir telefon santralı
gibidir. Bu kablolar arasında gerekli bağlantılar yine on binlerce
küçük bağlantı merkezlerinde yapılır. Sinir lifleri arasında
elektrik akımı aracılığı ile haberleşme sağlandığı ilk defa İtalyan
hekimi L. Galvani tarafından bulunmuştur. Beynin oksijen ihtiyacı
oldukça fazladır. Vücut ağırlığının %2’sini kaplayan beyin, vücuda
giren oksijenin %25’ini kullanır. Bu bakımdan beyne kan götüren ve
getiren damarlar, diğer organlardakine göre, sayı bakımından daha
fazla ve daha geniştir.
Normal
boyutlardaki yetişkin bir insanın beyin ağırlığı 1.500-1.600
gr.’dır. vücut ağırlığına göre insan beyni 1/50 oranında iken, en
gelişmiş memelilerde bu oran 1/100’ü bulur.
Beyin
Hastalıkları:
Beyinde görülen
kanamalar,urlar, iltihaplanmalar vb. çeşitli hastalıklardır. En
önemli organ olan beyinde görülen çeşitli hastalıkların vücudun
başka bir yerinde önemli bozukluk yaratma olasılığı yüksektir.
Kızamık, tifo, zatürree gibi hastalıklar sırasında, ya da göz,
iltihaplanmalarında mikroplar beyne yayılarak beynin
iltihaplanmasına yol açabilirler, buna beyin iltihabı (ansefalit)
denir. Ansefalit, ölümle, psikolojik yetersizliklerle ya da
felçlerle sonuçlanabilir.
Kılcal damarların
sertleşmesinden doğan beyin kanamaları daha çok yaşlılarda görülür.
Şiddetli kanamalarda koma durumu, felç ya da ölüm görülebilir. Kan
dolaşım sistemine katılan bir kan pıhtısı beyinde tıkanmaya neden
olur, buna beyin ambolisi denir ve sonucunda felç görülür.
Beyin damarlarının
iç yüzeylerinin kanser vb. gibi hastalıklarla bozulmasından dolayı
tıkanmalar da olabilir, buna beyin trombozu adı verilir. Çeşitli
nedenlerle beyin dokusunda ya da beyin zarında urlar ortaya çıkarak,
bulundukları yere ve neden oldukları rahatsızlıklara göre değişik
belirtiler gösterirler.
Hareketlerde
görme, işitme gibi duyularda bozukluklar, baş ağrısı gibi belirtiler
yapan urlar çoğunlukla ameliyatla alınır. Daha çok küçük yaşlarda
beyine, beyin-omurilik suyunun birikmesinden ileri gelen
“hidrosefali” görülür. Nedeni, beyin-omurilik sıvısının beyinden
akmasını sağlayan yollardan birinin tıkanmasıdır. Düşme, çarpma,
vurma gibi olaylar sonucu beyin sarsıntıları, ezilme, yaralanma ve
beyin patlaması görülür. Kimi akıl hastalıkları doğrudan beynin
yapısıyla ilgili değilse de, psikoz tipi hastalıklar beynin iyi
çalışmaması sonucu ortaya çıkar. Bellek yitimi (amnezi) gibi
hastalıklarsa beyin zedelenmesiyle ilgilidir. Bu bakımdan birçok
akıl hastalığı son zamanlarda beyin cerrahisiyle
iyileştirilmektedir.
Beyin İltihabı
(Anseptik Menenjit)
Merkezi sinir
sisteminin virüslerden ileri gelen hastalıklarına ansefalit adı
verilir. Şiddetli baş ağrısı, ense sertliği ve ateş gibi
belirtilerle başlar. Bu hastalığa kabakulak, herpes simplex,
enfluenza, enfeksiyoz hepatit ve enfeksiyoz mononükleoz gibi
virüsler neden olurlar. Kuduz virüsünün neden olduğu ansefalit ise
öldürücüdür. Bu hastalığa, bakteriye rastlanmadığı göz önünde
tutularak, cerahatli menenjitten ayırmak için aseptik menenjit adı
da verilir. Teşhis için alınan beyin omurilik sıvısında, glikoz,
normal hücreler yani lenfositler ve albüminin artmış olduğu görülür.
Lenfositler çok
arttığı için lenfositik koriomenenjit adı verilen bir viral menenjit
tipi daha vardır ki, grip gibi, salgın olarak görülür. Bu gibi
vakalarda baş ağrısı, ateş, ense sertliği gibi menenjit belirtileri
hafif olarak vardır. Hastalık genellikle 1-2 haftada semptomatik
tedavi ile iyileşir.
Tedavide antiviral
ve ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılır. Komada gibi baygın
yatan hastalar hastanede bakıma alınır, kas kasılmaları şeklinde
görülen konvülsiyonların hastaya zarar vermemesine çalışılır.
Beyin Kanaması
Serebral Hemoraji,
İnme:
Beyin
fonksiyonlarının birdenbire bozulmasına beyin inmesi veya felç
denir. Bu bozulmaya neden olan olaylar beyin kanaması, beyin
trombozu veya ambolisi gibi üç şekilde meydana gelebilir.
Beyin Kanaması
(Serebral Hemoraji)
Damar sertliği ve
tansiyon yüksekliği bulunan 50 yaşın üstündeki kimselerde birden
bilinç kaybı ve inme şeklinde yarım felç (hemipleji) görülürse
beyinde bir tıkanmanın veya kanamanın meydana geldiği
düşünülmelidir. Bilinç kaybı birkaç dakikada tamamlanır ve hasta
olduğu yere yığılır kalır. Bu nedenle hastalığa, inme (ictus
apoplecticus) adı da verilmiştir. Genellikle bu anda yüz kırmızı bir
renk almış ve ağız çarpılmıştır.
Gözler, kanamanın
olduğu beyin tarafa doğru ağız ise sağlam tarafa kaymıştır. Ayak
tabanının bir iğneyle çizilmesi suretiyle aranan tepki de felçli
tarafta ayak baş parmağı yukarı kalkar (Babinski tepkisi müspet),
diz kapağı (patella) tepkisi kaybolmuştur. Hasta çok kere idrarını,
hatta dışkısını kaçırır. Beyin-omurilik sıvısı kanlı olabilir. Bir-
iki gün içinde ateş yükselmeye başlar, 40 derecenin üstüne
çıkabilir.
Beyin Trombozu
(Serebral Tromboz)
Arteriosklerozlu
yani damar sertliği olan kimselerde çok kere uyurken gece başlar.
Hasta idrar etmek için tuvalete giderken yere düşer, bilinç kaybı
yoktur. Ağır vakalarda bilinç sonradan bulanıklaşır ve hasta komaya
girer. Beynin geçici trombotik daralması önce kol ve ayakları zaman
zaman uyuşması, konuşma bozukluğu (dizartri) gibi damar kısalması
şikayetleriyle başlar. Bunlar geçici iskemik ataklar yani beynin
zaman zaman kansız kalma belirtileridir. Sol hemiplejilerde
genellikle konuşma normaldir, sağ hemiplejilerde konuşamama yani
afazi vardır. İskemik atak geçirenlerde trombositlerin toplanmasını
önleyici ilaçlar (aspirin) ve pıhtılaşmayı önleyici antikoagulan
ilaçlar (coumadin) yarar sağlar.
Beyin Ambolisi
(Serebral Amboli)
Her yaşta görülür.
Hemipleji ve bilinç kaybı birden genç bir kimsede meydana gelirse
önce beyin ambolisi düşünülür. Kalp hastalarında daha çok görülen bu
durum, kan pıhtılaşmasına karşı gelen ilaçlarla (Heparin) tedavi
edilebilir. Amboliyi tedavi eden ilaç beyin kanamasında ise tamamen
zararlıdır. Bu yüzden ayrıca teşhis yapmadan tedaviye başlamak doğru
olmaz. Felçli olarak yatan hastaların, beslenmesi, bakımı ve
iyileştirilmesi (rehabilitasyonu) doktorun planladığı şekilde
yürütülmeli, idmanlar, masajlar ihmal edilmemelidir.
Beyin Travması
Beyin Sarsıntısı,
Komosyo:
Kafatasının
sarsılması veya kırılması sonucu içindeki beyin dokusunun
zedelenmesine beyin travması (concussion) denir. Ulaşım araçlarını
sayılarının süratlerinin gittikçe artmış olması, günümüzde trafik
kazalarını, insanlara diğer hastalık nedenlerinden daha fazla zarar
verici bir duruma yükselmiştir.
Baş kemiklerinin
çatlaması veya kırılması, beyin zarlarında ve damarlarında
yırtılmaya, beyin kanmasına neden olabilir. Bazı baş travmalarında
kemiklerde kırılma ve damarlarda kanama olmadan da beyin dokusunda
bir sarsıntı meydana gelebilir. Kafaiçi basınç değişmesi sonucu
sinir hücrelerinin ani olarak elektriksel boşalmaya uğraması ile
insanda bilinç kaybı meydana gelir. Bu tip beyin sarsıntılarını tıp
dilinde komosyo (commotio cerebri) adı verilir. Bilinç kaybı kısa
sürer, daha sonra baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, sinirlilik
gibi belirtiler ortaya çıkar.
Bu arada amnezi
denen bellek kayıpları görülebilir. Daha şiddetli darbeler beyin
kontüzyonu denen durumu meydana getirir. Beyin kontüzyonu geçiren
kimselerde konuşamama (afazi), koku almama (anosmi), yarım görme
(hemianopsi) ve felç (hemipleji) gibi belirtiler ortaya çıkar. Kafa
travması geçiren bazı kimselerde daha sonraları sara nöbetleri
(Jackson epilepsisi) gelişebilir. Beyin sarsıntısı yani komosyo
geçiren bir kimsenin bilinci yerine geldikten bir süre sonra
uyuklama hali ile bilincinin tekrar bulunması halinde beyinde kanama
sonucu bir hematom meydana geldiği düşünülmelidir. Bu arada nabız
yavaşlaması, kusma, baş ağrısı ve kanama bölgesine bağlı olarak
felçlerin meydana gelmesi, kanamanın varlığını ispatlayan
belirtilerdir.
Başlangıçta
belirti vermeyen hematomlar, devam eden ufak kanamalarla ve
beyin-omurilik sıvısından su çekme sonucu büyüyebilir ve zamanla bir
beyin uru gibi kafaiçi basıncını arttırarak belirti verebilir.
Kanama beyin zarları arasında olduğu zaman ense sertliği, ateş
yükselmesi ve bilincin kapanması gibi belirtiler görülür.
Beyin-omurilik sıvısında kan bulunması ile teşhis konur.
Beyin sarsıntısı
geçiren kimse en az 24 saat kontrol altında tutulmalıdır. Şok hali
varsa serum ve kan transfüzyonları ile düzeltilmeye ve sinir
hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilerek teşhis konmaya
çalışılır. Bu arada enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, beyin
ödemine karşı hipertonik solüsyonlar damardan verilir. Kanamayı
önlemek üzere kan durdurucu yani hemostatik ilaçlar kullanılabilir.
Bilinci kapalı
olan hastalar mide tüpü ile beslenirler ve idrar birikmesini önlemek
için mesaneye devamlı bir sonda bırakılır. Kafatası kırıklarında
acil cerrahi tedavi, ancak beyne baskı yapan açık çökme kırıklarında
yapılır. Beyin zarlarının iç kısmında gelişen subdural hematomlar
veya kafatası kemiğinin altında ekstradural hematom şeklinde biriken
kan toplanmaları bazı vakalarda ameliyat ile boşaltılarak hastanın
hayatının kurtarılması mümkün olabilmektedir.
Beyin Tümörleri
Kafa boşluğunda
beynin çeşitli bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri denir.
Kafa içinde basınç artmasına ve beyin ödemine bağlı olarak baş
ağrıları, baş dönmesi (vertigo), kusma, konvülsiyon gibi genel
belirtilerle kendini belli eder.
Beynin ön kısmında
yani frontallobda oluşan urlarda ruhsal bozuklukların ve kişilik
değişikliklerinin görülmesi karakteristiktir. Önceleri durgunluk,
unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik bozukluklar meydana
gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona bağlı olarak
Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.
Tümörün tuttuğu
beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma bozuklukları
(afazi), oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde görme
bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak veya
büyük görme (mikroskopi veya makroskopi) gibi belirtiler meydana
getirirler.
Baş dönmesi kulak
çınlaması ve ilerleyici işitme kaybı ile beraber oluşan Menier
sendromu beyin tümörlerinin tipik bir lokalizasyonu sonucu meydana
gelir.
Beyin dokusundan
çıkan urlara gliom denir, erken belirti verirler. Beyin zarlarından
oluşan urlar yani meningiomlar beyne basınç yaparak, kendilerini
gösterirler, beyin dokusuna yayılmazlar. Sinirlerden kaynaklanan
urlar ise nörinom adını alırlar. Ayrıca beyin damarlarının urlaşması
ile meydana gelen hemangiomlar veya çeşitli dokulardan oluşan mikst
urlar da vardır.
Bazı hastalıkların
neden olduğu sifiloma, tüberkiloma ve aktinomikoma gibi urlar da
kafa içinde görülen diğer urlardır.
Bütün bu
tümörlerin müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına bağlı
olarak baş ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı bazen birkaç
dakika, bazen 1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı, bağırma, baş
hareketleri gibi nedenlerle başlayan ağrılarda vardır. Bulantısız
kusmalar, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal değişmeler
bulunabilir.
Tümörlerin motor
alanları tutması halinde bazı reflekslerin kaybolması, bazı
reflekslerin arması şeklinde görülür, hatta felçler meydana
gelebilir. Hipofizin eozinofil hücrelerinden çıkan adenom şeklinde
urlar gençlerde jigantizm denen devliğe, yetişkinlerde akromegali
sendromuna yol açarlar. Bazofil hücrelerin adenomu Cushing
hastalığına yani tansiyon yüksekliği, şişmanlık, kıllanma gibi
belirtilere sebep olur. Hipofizin kromofob hücrelerinin adenomu ise
hipopituitarizm sendromu yaparlar. Fröchlich sendromu da denen bu
hastalık erkeklerde seksüel isteksizlik ve sekonder seks
karakterlerinde gerilme ve kılların dökülmesi gibi belirtiler
meydana getirir.
Ayrıca başka
organlarda meydana gelen habis urların, örneğin akciğer, meme, deri,
bağırsak ve böbrek kanserlerinin (Hipernefrom) metastazları da
beyinde yerleşir. Beyin tümörlerinin bazıları beyin cerrahları
tarafından ameliyatla tedavi edilebilmekte, bazılarına ise ancak
sitostatik ilaçlar (BCNU,CCNU), kortikosteroidler veya radyasyon
tedavisi uygulanabilmektedir.
Beyin urları kan
muayenesi, beyin-omurilik sıvısının muayenesi, göz dibi muayenesi ve
röntgen muayenesi gibi yardımcı muayene yöntemleriyle ve sinir
hastalıkları uzmanı doktorların nörolojik muayenesiyle teşhis
edilirler.
Bazı hastaların
göz dibi muayenelinde papilla ödemi vardır.
Ayrıca serebral arteriografi (anjiografi), elektroansefalografi yani
beyin elektrosu, radiozizotop tetkikler (sintigrafi), ultrason,
ventrikülografi, tomografi, termografi gibi daha özel muayene ve
teşhis metotları kullanılmaktadır.
derleyen:
Mustafa Sezgin
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var.
Sipariş İçin Tıkla
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
|
 |

Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da
denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |