Böbrek - İdrar Yolları - Prostat

Üroloji, kadın ve erkeklerin üriner sis-temleri ile erkeklerin üreme
sistemlerini inceleyen tıbbi branştır. Tıbbın bu branş dalı hem
idrar yollarını ilgilendiren enfeksiyonların tedavisi gibi üriner
sistemin cerrahi problemleri dışında kalan rahatsızlıkların
tedavisini, hem de idrar yollarını ilgilendiren cerrahi işlemleri
bünyesi altında toplar. İdrar yollarını ve üreme sistemini
ilgilendiren rahatsızlıkların hepsine birden ürogenital bozukluklar
denir.
Ürolojinin alt
bilim dalları sırasıyla şunlardır:
1- Pediatrik
üroloji 2- Kadın üroloji 3- Androloji 4- Üroonkoloji 5- Nöroüroloji
6- Endoüroloji ve taş hastalıkları...
Günümüzde kısırlık
artık çok nadiren düzeltilemeyecek bir nedene bağlı olabilir. bunu
gerçek kısırlık (sterilite) olarak adlandırıyoruz. Ör: kadının erken
menopoz'a girmesi (35 yaş altında), kadının rahminin veya
yumurtalıklarının ameliyatla alınmış olması, erkeğin hiç sperm
üretememesi (azospermi) gibi. bunların dışında kısır çiftlerde,
üreme yeteneği değişik oranlarda azalmış olmakla beraber tedavi ile
çocuk sahibi olmak mümkündür.
kısırlık
tedavisine başlamadan önce kadın ve erkeğin detaylı bir şekilde
araştırılıp altta yatan nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. bu
araştırmalar sırasında önceden fark edilmemiş bazı hastalıklar ve
yapısal değişiklikler de ortaya çıkabilmektedir. yapılacak tedaviler
de bu nedenlere göre planlanır. bazen başka bir hastalık gebelik
oluşmasına engel olabilir ve bu durumun tedavisi ile çocuk sahibi
olmak mümkün olur.
Kadında kısırlık:
kadında gebelik
oluşmamasının ana sebepleri adet ve yumurtlama düzensizlikleri,
endometriozis, polikistik over, erken menapoz, rahim kanallarının
kapalı olması veya üreme sistemine ait yapısal bozukluklar olabilir.
*yumurtlama
düzensizlikleri:
yumurtlama
düzensizlikleri, kadın kısırlığının en sık görülen sebebidir.
yumurtlama, yumurtalıklarda gelişip olgunlaşan yumurtaların
barındıkları içi sıvı dolu keseciklerden (folikül) atılması
işlemidir. yumurtlama olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz.
seyrek veya sık adet görme veya hiç adet görememe yumurtlama ile
ilgili problemi düşündürür. ancak düzenli adet gören kadınlarda da
yumurtlama düzensizliği olabilir.
*rahim kanalları
hasarı:
rahim kanallarının
kısmen veya tamamen tıkalı olması halinde spermler yumurtaya
ulaşamaz. rahim kanallarına hasar veren olaylar arasında daha önce
geçirilmiş karın içi veya üreme organlarına ait enfeksiyonlar,
endometriozis, ameliyat sonrası oluşan yapışıklıklar veya geçirilmiş
bir dış gebelik sayılabilir.
*endometriozis:
endometriyozis,
rahimin içini döşeyen ve adet görülen rahim içi dokunun, rahim
dışında odaklar halinde bulunmasıdır. normal yerleşiminin dışında
bulunan bu odaklar, zamanla rahim tıkanmasına, veya yumurtlamanın
bozulmasına neden olabilir. endometrioz lu hastaların %70
kısırlık problemi yaşamaktadır.
*rahim ağzı
(serviks) faktörü -rahim faktörü:
İnfertiliteye
sebep olan rahim problemleri arasında, şekil bozuklukları,
enfeksiyonlar ve mukus kalitesinin iyi olmayışı, rahim ağzında
(serviks) veya rahim içinde gelişen polipler sayılabilir. polip ler
iyi huylu, küçük, et beni gibi doku oluşumlarıdır. kötü bir
hastalıkla ilgileri yoktur, fakat bazen gebeliğe engel olabilirler.
adetin değişik
evrelerinde rahim ağzı salgısı (mukus) hormonların etkisi ile miktar
ve kıvam olarak değişiklikler gösterir. mukus, uygun nitelikte
olmaması halinde spermin, kadın üreme yollarında ilerlemesine engel
olabilir.
*miyom (myom):
yapısal olarak iyi
huylu rahim tümörleri olan myomlar da, büyüklüklerine, yerleşim
yerlerine ve sayılarına bağlı olarak kısırlığa neden olabilirler.
*İmmünolojik
faktörler (bağışıklık sistemi):
kısırlıkta rol
oynayan immunolojik faktörlerin tanısı zor, tedavisi ise sınırlıdır.
kadının servikal mukusunda bulunan sperme karşı antikorlar yani,
bağışıklık maddeleri, erkeğin kendi spermine karşı oluşturduğu
antikorlar, hatta döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini
engelleyen bağışıklık faktörleri kısırlığın nedeni olabilir.
*açıklanamayan
-nedeni izah edilemeyen kısırlık:
bazen, kadın ve
erkekte yapılan muayene ve tetkiklere rağmen kısırlığı izah edecek
bir neden bulunamaz. Özellikle bu durum, çiftlerde umutsuzluğa ve
hayal kırıklığına yol açmaktadır. kendileri üzüldükleri gibi, aile
ve çevreye karşı bir eziklik hissetmektedirler. ortada belli bir
neden yokken çocuk sahibi olamamak bazen karı kocanın birbirini,
hatta ailelerin birbirlerini suçlamasına yol açabilmektedir.
Erkekte kısırlık:
erkekte sperm
hücrelerinin üretiminde sayısal azlık (oligosperm), hareket azlığı
(astenosperm) veya yokluğu (azosperm), hücrelerin kümelenmeleri
(aglütinasyon) gibi nedenler tek başına olabileceği gibi bütün bu
faktörler bir arada bulunabilir. bazen, sperm hücresi, sperm
kanallarının tıkalı olması nedeniyle dışarı çıkamaz (tıkanıklığa
bağlı azospermi) veya hücre yapımının olmayışı ile ilgili olan
yapısal azospermi görülebilir.
sperm sayı ve
kalitesini etkileyen nedenler:
sperm yapımı ve
olgunlaşmasına ait problemler, erkek kısırlığı nedenleri arasında en
geniş grubu oluşturur. sperm hücreleri, yeterli sayı, şekil veya
hareket özelliklerinde olmamaları nedeniyle yumurtayı
döllemeyebilirler.
spermatogenez
(sperm yapım ve olgunlaşması) üzerine olumsuz etkisi olan birkaç
faktör vardır.
*bazı enfeksiyon
hastalıkları üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm
yapımını bozabilirler. ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak
hastalığının %25 oranında infertiliteye sebep olması en iyi bilinen
örnektir.
*hormonal
eksiklikler: sperm yapımını sağlayan fsh ve lh hormonlarındaki
düzensizlikler en sık görülen şeklidir.
*İmmünolojik
bozukluklar: bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar
oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara
(spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket
yeteneğini kaybetmesi) neden olabilirler.
*varikosel:testisler skrotum adı verilen torba yapıları içinde
bulunurlar. skrotumdaki venlerin varisleşmesi (varikosel) de sperm
kalitesini bozabilir. varikosel, erkek hastalarda %21-41 oranında
görülür. benzer bir durum bacaklarda damarların genişlemesi ile olan
varislere benzer. testiste olduğunda varikosel adını alır. İleri
derecelerde ağrıya neden olabilir.
*Çevresel
faktörler ve hayat tarzı sperm kalitesini etkileyebilir. Çalışma
ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona
maruz kalma ve bazı kanser tedavileri de geçici veya kalıcı olarak
sperm yapımını durdurabilir.
*genetik olarak
bazı erkeklerin y kromozomunda bulunan gen değişiklikleri, sperm
hücrelerinin azlığı veya yokluğuna neden olabilir.
sperm kanallarında
tıkanıklıklar:
sperm
kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen
(oligospermi, azospermi) engel olabilir. bu durum doğuştan
olabileceği gibi daha sonra oluşan enfeksiyonlara ve ameliyat yan
etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
cinsel ilişkiye
ait problemler:
empotans
(sertleşme problemleri) veya erken boşalma, bu grupta yer alan
sebeplerdir.
yapılması mutlaka
gerekli olan tetkikler
*Öngörüşme,
jinekolojik muayene ve ultrasonografi: kısırlık nedeni olabilecek
hormonal yapıya ait ipuçları araştırılır (kilo, kıllanma, memelerden
süt gelmesi, büyümüş tiroid bezi vs.), üreme sistemi, yumurtalıklar
ve rahim ultrasonafi yardımı ile değerlendirilir. Üreme organlarına
ait enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir kısmı ,
rahime ait miyom polip gibi urlar ve rahim için tabakasınınnın
(endometrium) özellikleri, yumurtalıkların yapısı, kistleri teşhis
edilebilir.
*kadında hormon
tetkikleri: fsh, lh, prl, tsh, e2
*hsg
(histero-salpingo-grafi, rahim kanallarının filmi) : rahim ağzından
verilen ilaçlı maddenin rahim boşluğunu doldurup kanallardan geçerek
karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile tespit edilir.
hsg olarak adlandırılan bu tetkik rahim kanallarının geçirgenliği
hakkında bilgi verir ve rahim boşluğunun şekil bozuklukları ve yer
kaplayan oluşumlarının tanınmasını sağlar. kanalların her ikisinin
de tıkalı olması kesin kısırlık nedenidir ve tüp bebek yapılmasını
gerektirir. kanallardan bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebe kalma
şansı azalmakta, kısırlık ihtimali daha da artmaktadır. bu gibi
durumda aşılama tedavisi kadının yaşına, evlilik yılına, sperm
analizine göre değerlendirilip, gerekirse tüp bebek yapılabilir.
Gerektiğinde
yapılabilecek tetkikler:
*rahim boşluğunun
değerlendirilmesi (hidro-sonografi): rahim ağzından verilen sıvının
ultrason kontrolu altında rahim boşluğunu doldurması izlenerek,
rahim içinde yer kaplayan oluşumlar tesbit edilebilir. bu yöntem ile
rahim içi dokunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumlar tesbit
edilmektedir.
*laparoskopi:
genel anestezi altında göbek altından 1 cm
lik
bir kesi ile karın boşluğuna girilip optik bir sistem aracılığı ile
karın içinin gözlenmesidir. yumurtalık ve rahim kanallarının yapısal
ilişkilerinin araştırılması, karın içindeki endometriozis
odaklarının tespiti, ve gerektiğinde bazı cerrahi müdahalelerin açık
ameliyata geçmeden yapılabilmesi için önerilebilir. ancak gerekirse
yapılmalıdır.
*histeroskopi:
rahim içini ilgilendiren bir problemden şüphelenildiğinde uygulanır.
rahim kanalından rahim boşluğuna doğru ilerletilen bir optik sistem
ile görüntü alınıp, cerrahi olarak problemin giderilmesini sağlamak
üzere önerilen bir yöntemdir. ancak gerekirse yapılmalıdır. bu
yöntemle, rahim içi direkt görülebilir, buradaki dokudan biyopsi,
miyom veya polip gibi oluşumlar alınabilir.
Erkeğin
değerlendirilmesi
*sperm tetkiki:
3-4 günlük cinsel perhizden sonra mastürbasyon yoluyla verilen
sperm, sayı, hareket özelliği ve yapısal durum bir çok yönden
değerlendirilir. sperm yıkama işlemi ile dölleme yeteneğinin
arttırılması açısından sağlanan fayda araştırılır.
*muayene: sperm
tetkikinde tespit edilen soruna göre testislerin durumu
değerlendirilir, varikosel, enfeksiyon gibi problemler araştırılır.
*erkekte hormon
tetkikleri: fsh, lh, testosteron, free testosteron, prl, tsh .
sevgili çiftler,
kısırlık kimsenin istemediği bir durum. ne yazık ki evli çiftlerin
%15-20 gibi bir kısmı bu durumla karşılaşıyor. türkiye gibi aile
kurma ve çocuk sahibi olmanın çok önem verildiği ülkelerde kısır
olmak bireyler üzerine ağır psikolojik sıkıntılar yüklemektedir.
burada, aile büyüklerinin, çevrenin, adet ve törelerin, toplumun
baskıları bazen bir kabus niteliğini almaktadır.
son 15-20 yılda
kısırlık tedavisi konusunda büyük ilerlemeler kaydedildi. tüp bebek
ve bu kavramın içeriğindeki teknikler eskiden ümitsiz olan çiftlere
özlemlerinin gerçekleşmesinde çok büyük imkanlar sağlıyor. fakat,
tüp bebek ve hatta klasik tedaviler bile maddi yönden pahalı olma
özelliklerini koruyorlar.
kısırlık tedavisi,
ister klasik ister tüp bebek yöntemleri ile olsun, çiftler üzerinde
büyük stres, kaygı, gerginlik, korku, uykusuzluk, iç sıkıntısı,
depresyon gibi değişik derecelerde psikolojik baskılara neden
olabilmektedir.
kısırlık söz
konusu olan çiftler, öncelikle bu sorunu çevrelerinden saklama
ihtiyacı duyuyorlar. daha fazla saklayamayınca da tedavi arayışına
giriyorlar. tedaviye girdikten sonra artık günlük hayattan
kopuyorlar. karı koca birbirlerine karşı daha içlerine kapanık hale
geliyorlar. Çevrede gördükleri her çocuk onlarda bir burukluk ve
hüzün yaratıyor. sanki çocuk sahibi olamamak bir suçmuş gibi
algılanıyor ve toplum içinde eziklik hissediyorlar.
bütün bu
anlattığım ifadeler tüm çiftlerde olmasa bile bazılarında değişik
derecelerde izlenebiliyor. bu konuda, çiftlere tedaviyi yapan
doktora çok önemli sorumluluk düşmektedir. doktorun, böyle durumları
önceden sezebilmesi ve elden geldiğince çiftlere, aileye yardımcı
olması, onlarla sohbet etmeye zaman ayırması gerekir. Çünkü, bu
karamsar tabloyu yok edecek mucizevi bir ilaç veya yöntem yok henüz.
fakat, biliyoruz ki sıkıntılarımızı paylaşmak hepimiz için
rahatlatıcı etkiye sahiptir, çiftlere de tedavinin ağır manevi
yükünü kaldırmada yardım edebilir. doktor, çiftlere olduğu kadar
gerekirse yakın aile çevresine de yardımcı olmaları yönünde telkinde
bulunabilir.
bazı kısırlık
vakalarında çok kısa tedavi süresi veya ilk denemede gebe kalma
gerçekleştiğinde bu tür psikolojik sıkıntılar daha hafif
atlatılabiliyor. diğer taraftan, uzun süredir tedavi görmelerine
rağmen gebe kalamayan çiftlerde sorunlar daha ağır hale gelebiliyor.
böyle durumlarda doktorlara da büyük sorumluluk düşmektedir.
İnsanlar genel
olarak sorunları ağır bile olsa onlarla baş edebiliyor. yeter ki
sorunlarını anlatabilsinler, paylaşabilsinler. İnsanın sorunlar
karşısında direnmesinde ve çözüm bulmasında en itici güç umudunun
olmasıdır.
icsi adıyla da
bilinen mikro enjeksiyon, günümüzde teknolojinin infertilite alanına
kazandırdığı en yüz güldürücü tekniklerden biridir. Çok kısa bir
zaman öncesine dek imkansız denilen durumlarda bile icsi çiftlerin
gebeliğe ulaşma şansını arttırmaktadır. dünyada ve türkiye'de bir
çok mikro enjeksiyon bebeği sağlıklı bir şekilde yaşamlarını
sürdürmektedir.
İnfertil çiftlerde
yardımla üreme için icsi (intra cytoplasmic sperm injection) ya da
bilinen adıyla mikroenjeksiyonun kullanılması, in vitro
fertilizasyon ve embriyo transferi (ivf-et) yöntemlerinin
gelişmesinden beri ulaşılan en önemli gelişmedir. 1970'li yılların
sonlarında ve 1980'li yılların başlarında tüp bebek (ivf-et)
yönteminin ilk geliştirilme amacı, tüplerin tıkalı olduğu kadın
infertilite olguları idi. bu şekilde tüpler by-pass
edilebileceklerdi.ivf ile, sadece tüplerin devre dışı bırakılmasının
değil aynı zamanda daha az sayıda sperm ile döllenmenin
başarılabileceği fikri ortaya çıkmıştır. bu yöntemde yumurta ve
sperm özel serumların içinde aynı tüpe konur ve döllenmenin oluşması
beklenir. nispeten daha az sayıda sperm oositlerle laboratuar
ortamında karşılaştırılmakta ve daha sonra embriyo gelişimi
izlenerek uygun zamanda rahim içine embriyo transferi yapılmaktadır.
ivf ile erkek
faktör infertilitesinin tedavisi bir noktaya kadar başarılıdır.
ivf'e rağmen hala gebeliğe ulaşamayan ve sperm sorunu olan çiftlerde
ileri tekniklerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. geliştirilen
ilk teknik parsiyel zona diseksiyonu (pzd) dur ve hemen sonrasında
sub zonal inseminasyon (suzi) kullanılmaya başlanmıştır. bu
tekniklerin ikisinde de amaç sperm-yumurta yakınlaşmasını
sağlamaktır.
pzd'de yumurta
hücresinin zona ismi verilen dış tabakasına mikro-pipet yardımıyla
bir delik açılır. böylece sperm zonayı by-pass eder ve direk ara
boşluğa (perivitellin aralığa) geçer.
suzi işleminde,
mikro-pipet içine bir veya daha fazla sayıda sperm alınır, yumurta
tutulur. pipet zona boyunca geçirilir ve sperm direk perivitellin
aralığa enjekte edilir.
ulaşılan en üst
noktada ise icsi yani mikroinjeksiyon yöntemi tüm tekniklerin önüne
geçmiştir. tek bir sperm yumurtanın içine direk enjekte edilir.
icsi'nin
geliştirildiği ilk dönemlerde sperm yumurta karşılaşmasında
döllenmeme riski taşıyan çiftlerde uygulanması, bunun dışında
geleneksel ivf yöntemine devam edilmesi düşünülmekte idi. oysa
günümüzde bir çok tüp bebek merkezi, başarı oranlarının daha yüksek
olması nedeniyle tüm tüp bebek uygulamalarını icsi ile yapar hale
gelmiştir. icsi yapılabilme imkanı varken sadece ivf uygulanması
tercih edilmemeye başlanmıştır.
geleneksel olarak
icsi gerekenler;
*grup-i: Önceki
ivf denemelerinde döllenme sağlanamayan olgular,
*grup-ii:Önceki
ivf denemelerinde döllenme oranı düşük olanlar,
*grup-iii:
tesa/tese gibi cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmek durumundaki
olgular,
*grup-iv: sperm
parametreleri kötü olanlardır.
ovulasyon
indüksiyonu yapılarak fazla miktarda yumurta hücresi oluşturulmaya
çalışılır. oluşan folliküller takip edilir ve uygun büyüklüğe
gelmesi beklenir. bu arada ölçülen e2 seviyeleri ile yumurtalıkların
tedaviye verdiği cevap değerlendirilir. yumurta toplama günü
kararlaştırılır.
yumurta
toplanmasını (opu) takiben alınan oositler (yumurta hücreleri) önce
işlemden geçirilerek yıkanır ve artıklardan arındırılırlar. oositler
seçilir ve uygun olgunlukta olanlar icsi için hazırlanır. bu arada
alınan spermler de bazı özel yıkama işlemlerinden geçirilerek
hazırlanır. seçilen spermlerden enjeksiyon yapılacak oosit sayısı
kadar sperm ayrılır ve hareketsizleştirilir. sperm mikro-pipete
alınır ve başka bir pipetle tutulan oositin içine enjekte edilir. bu
işlem her oosit-sperm çifti için tekrarlanır.
enjeksiyon
sonrası, özel serumların içinde uygun sıcaklıkta ve karbondioksit
yoğunluğunda inkübatöre konur. ve döllenme oranları ve gelişim
kalitesi belli aralıklarla izlenir.
ovulasyon
indüksiyonu (yumurtlama uyarıcı) tedavileri, birkaç ilacın bir arada
kullanıldığı çeşitli protokollerden oluşur. hangi ilacın ne dozda ve
hangi şemada başlanacağı kişinin muayene sonuçlarına, hormon
profiline, önceki tedavilere verdiği yumurtlama cevabına ve neden
tüp bebek uygulaması yapıldığına göre değişir.
kullanılacak
ilaçlar tedavi siklusunun başında belirlenerek, reçete düzenlenir ve
gerekli ilaçların tedaviye hazırlık döneminde temin edilmesi
istenir.
İlaçlar:
Olgun yumurtalar
elde etmek için birtakım ilaçlar kombine olarak kullanılır. her
hastanın kişisel özelliklerine göre değişik ilaç rejimleri
kullanılır. ancak, çoğu rejimler aşağıda adı geçen ilaç gruplarını
içerir.
1)
- decapeptyl :
günlük veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.
- suprefact :
burun spreyi şeklinde uygulanır.
- suprecur : burun
spreyi şeklinde uygulanır.
- lucrin : günlük
veya tek kez yapılan enjeksiyonlar.
- synarel : burun
spreyi şeklinde uygulanır.
- zoladex : tek
enjeksiyon olarak uygulanır.
bu ilaçlara gnrh
analogları adı verilir ve down regulation dediğimiz, hipofiz bezinin
doğal olarak fsh ve lh üretimini kısarak, olgunlaşmakta olan
folliküllerin erkenden bozulmalarını önleyerek çok önemli bir yer
tutarlar.
2) metrodin,
follegon saf fsh, pergonal, humegon, menogon ise fsh ve lh
hormonlarını beraber içerir ve bunlar günlük enjeksiyonlarla
follikül gelişimini uyarırlar.
3) pregnyl,
profasi ve choragon ise hcg denen hormonu içerir ve yumurta alımı
işleminden 2 gün önceki gece uygulanır. bu hormonun etkisi büyümüş
folliküller içerisindeki yumurtaları olgulaştırarak döllenmeye hazır
hale getirmek ve aynı zamanda progesteron salgılanmasını
başlatmaktır.
j
4) progesteron:
yumurta toplanmasından sonra bu hormon vainal fitiller şeklinde
uygulanır. alternatif olarak, günlük enjeksiyonlar olarak da
kullanılabilir. bu ilacın amacı endometrium denen rahmin iç duvarını
embriyoların yuvalanmasına hazırlamaktır. bazen ek olarak hormonal
destek olarak hcg enjeksiyonları da kullanılabilir.
bu ilaçlar,
gebelik olmasa bile adetinizi geciktirebilir. bu nedenle embriyo
transferinden 12-14 gün sonra kanda b-hcg hormonu ölçülerek gebelik
saptanmalıdır.
Tedavi nasıl
yapılmaktadır?
tedaviye hazırlık
dönemi sırasında 1-2 aylık doğum kontrol hapı (microgynon, desolett,
ginera vs) kullanılır. doğum kontrol hapları, sonra kullanılacak
yumurtlama ilaçlarına yumurtalıkların vereceği cevabı arttıracaktır.
takiben burun spreyi (suprefact) veya decapeptyl, lucrin, zoladex
gibi enjeksiyonlara genellikle adet kanamasının ortalama 1 hafta
öncesinden (uzun protokol), bazı durumlarda ise adetin 1. günü (kısa
protokol) başlanır. bu ilaçlara başlayacağınız tarihi doktorunuz
belirleyecektir.
uzun protokolde
ilacın başlangıcından 2 hafta kadar sonra ilk pazartesi veya salı
sabahı vajinal ultrason tetkiki ve e2 ölçümü için randevu
verilecektir. ultrason tetkiki oldukça kolay ve hızlı olup boş
mesane ile uygulanır ve yumurta uyarılmasına başlanmadan önce rahim
ve yumurtalıklarda bir sorun olup olmadığına bakılır. kanda e2
ölçümünün sonucu ve ilaç dozajlarının bildirilmesi ile bir sonraki
randevunuzun ayarlanması için aynı gün öğleden sonra veya ertesi
sabah koordinatör hemşire ile telefonla görüşmeniz gerekecektir.
ultrason normal ve e2 seviyeniz gereken düşüklükte ise metrodin,
pergonal vs ile yumurta uyarılmasına başlanabilir.
Çoğu zaman
metrodin, pergonal vs. enjeksiyonlarına genellikle Çarşamba-cuma
günleri arası akşam üzeri başlanır ve günde bir kez uygulanır. size
bu enjeksiyonları hangi dozda, nasıl ve kaç gün uygulayacağınız
bildirilecektir. gerekirse bir randevu alıp görüşerek daha detaylı
bilgi alabilirsiniz. bu sırada bir sonraki randevunuz da
verilecektir. bu muhtemelen enjeksiyonları 5 gün yaptırdıktan
sonraki sabah olacaktır. bu vizitte yine kısa süren bir vajinal
ultrason incelemesi ile follikül gelişimi izlenecek ve kanda e2
ölçülecektir. lütfen aynı gün öğleden sonra saat 15:00 ila 17:00
arasında telefon ederek koordinatör hemşireyi arayınız ve
sonuçlarınız ile ilgili olarak tedaviye devam ve bir sonraki randevu
ile ilgili talimatlarınızı alınız.
folliküller
yeterli büyüklüğe gelmiş ve e2 seviyesi uygun ise, size artık hcg
10.000 u olarak (pregnyl, profasi veya choragon ) verilebilir. bu
enjeksiyonu yumurta toplanması işleminden 34-36 saat öncesinde
yaptırmak çok önemlidir. bu genellikle işlemin 2 gün öncesinin
gecesi olacaktır. enjeksiyonun tam zamanını koordinatör hemşire size
bildirecektir.
Tedavİ siklusunun
İptalini gerektiren sebepler:
1) birkaç günlük
metrodin,pergonal vs. kullanımından sonra follikül gelişimi hiç
olmaz veya çok zayıf ise size tedaviyi iptal etmeniz tavsiye
edilebilir. daha sonra ne yapılabileceği hususunda aynı gün veya
daha sonraki bir vizitte tartışılabilir. genellikle tavsiyeler ya
metrodin, pergonal vs. dozajını yükseltme ve/veya kısa protokole
dönmektir.
2) metrodin,
pergonal vs enjeksiyonlarına aşırı cevap vermiş ve şiddetli ohss
riski mevcut ise, siklus iptali bir seçenektir ve bu konu da
tartışılacaktır. siklus iptali durumunda ileride planlanacak
strateji geliştirilecektir.
cerrahİ sperm
arama (pesa, ptsa, tese)
erkeğin menisinde
hiç sperm olmaması durumunda (azospermi) mikroenjeksiyon işleminde
kullanılacak olan spermin testislerden alınması gündeme gelmektedir.
bu uygulamanın başlaması ile erkek kısırlığı konusunda devrim
yaşanmıştır. tıkanıklığa bağlı azospermi olgularında kanalların
içine ince bir iğne ile girilerek sperm aranır (pesa). bu tür
olgularda kendi kliniğimizde sperm bulma oranımız %99.6?dır.
tıkanmanın
olmadığı durumlarda ise problem daha karışıktır. bu durumlarda erkek
yumurtalığının çeşitli bölümlerinde çok kısıtlı da olsa bir üretim
söz konusu olabilmektedir. yumurtalığın çeşitli bölümlerinden çok
sayıda küçük parça alınarak bu parçaların içerisinde sperm hücresi
aramak gerekmektedir. parça iğne ile (ptsa) ya da açık cerrahi ile
alınabilir (tese). bu teknikle hastaların yaklaşık %60?ında sperm
bulunabilmektedir. Üretim bozukluğuna bağlı azospermi olgularında
gebelik oranları biraz daha düşüktür.
destekli yuvalama
yardımcı üreme
tekniklerine başvuran çiftlerin yarasından fazlasında embriyo
gelişmesine rağmen gebelik olmamaktadır. döllenme olmasına rağmen
gebelik oluşmamasının kaynağı muhtemelen embryonun rahime yerleşme
safhasındadır. embriyonun rahim içine yerleştirilmesini takiben
değişik olaylar oluşmaktadır. İlk olarak embriyo bölünmeye ve
büyümeye devam etmekte belli bir boya erişince kendisini çevreleyen
zarı (zona pellusida) yırtarak endometriumolarak adlandırılan rahim
içindeki dokunun derinliklerine yerleşerek büyümesine burada devam
etmektedir.
gebeliğin
oluşmamasının en önemli nedeni embriyonun bu zarı yırtarak dışarı
çıkmaması ve dolayısı ile rahim duvarına yerleşmemesi olduğu kabul
edilmektedir. bu problemi çözmek için embryoyu, çevreleyen bu zarda
transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yötemlerle küçük bir
delik açılarak embriyonun bu zarı yırtması ve rahim duvarına
yerleşmesi sağlanmaktadır. yapılan bilimse çalışmalar bu yöntemle
gebelik oranlarında hissedilir bir yükselme olduğunu göstermektedir.
vkv amerikan hastanesi yardımcı Üreme teknikleri merkezi?nde bu
teknik kısaca şu şekilde uygulanmaktadır: İlk olarak embriyo
mikroskopik bir iğne ile embriyo duvarından teğet geçilerek iki
noktada delik açılır. embriyo rahim içinde büyümesine devam ederken
zayıf olan bu noktalarda zarını delebilir.
preimplantasyon
genetik tani (pgt)
preimplantasyon
genetik tanı (pgt), ailesinde genetik hastalıkları olan çiftlerin ya
da uygulanan tedavilere cevap vermemiş intefil ailelerin tüp bebek
yöntemi kullanılarak sağlıklı bebeğe kavuşmalarını sağlayan yeni bir
genetik tanı yöntemi olup bu yöntemle çiftlerden elde edilen
embriyolar tek tek incelenerek genetik olarak sağlıklı olan
embriyolar anormal embriyolardan ayrılır ve anne adına genetik
olarak normal olduğu saptanan embriyolar transfer edilir. bu sayede
genetik bozukluğu olan çocuğa sahip olma riski yüksek olan çiftler
için hamilelik en başından kontrol altına alınmış olur. ivf?de
olumsuz sonuçların başlıca sebeplerinden biri kromozom anomalisi
dolayısıyla meydana gelen düşüklerdir. bu nedenle pgt, özellikle
ileri yaştaki ivf hastalarına ait oositlerde %43.1?lik gibi yüksek
oranda kromozom anomalisine rastlanması sebebi ile ileri yaş anne
adaylarına önerilmektedir. ayrıca ülkemizde sıklıkla görülen
talasemi ve orak hücreli anemi genetik hastalıkların gebelik öncesi
analizi de pgt ile yapılabilmektedir. gelişen genetik teknikler ve
bilgiye ulaşma olanaklarının artması çiftlerin, pgt ve diğer
prenatal tanı yöntemleri hakkında sağlık merkezlerine başvurmalarını
kolaylaştırmıştır. asıl amacı aileleri sağlıklı bebeklere
kavuşturmak olan ivf, preimpantasyon genetik tanı?nın uygulanması
ile birlikte başarıya ulaşma konusunda bir daha atılmasını
sağlamıştır.
blastokist
transferİ
son dönemlerde
geliştirilmiş medium sistemleri kullanılarak embriyo canlılığı
laboratuar ortamında daha da uzatılmış ve buna bağlı olarak
günümüzde tüp bebek merkezlerinde, daha yüksek gebelik oranlarının
elde edildiği 5. ya da 6. gün transferleri yaygınlaşmaya başladı.
buna blastokist transferi adı verilir. embriyonun ana rahmine
tutunmadan önce ulaştığı en son aşamaya blastokist aşaması denir.
blastokist
transferlerinin avantajları Şunlardır:
gelitim
potansiyeli daha iyi olan embriyoları seçebilme
canlılğı yüksek
olan daha az sayıda embriyo transfer ederek çoğul gebelik
olasılığını azaltması
embryo gelitimini
daha iyi gözleyebilme
embryoları en
yüksek gelişim potansiyeline sahip oldukları dönemde yani blastokist
aşamasında doldurabilme
preimplantasyon
genetiği uygulayan merkezlerde trophectoderm (blastokiste ait hiç
hücre tabakaları) biopsisi uygulayabilmek ve bu doku embriyonik
olmadığı için ethik problemleri ortadan kaldırabilmek
embriyo
canlılığının incelenebileceği metodlara fırsat tanıması.
embriyo dondurma
İnsan gametlerinin
ve embriyolarının dondurulmasının tüp bebek pratiğinde büyük önemi
vardır. tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik riskini en aza
indirmek için genel yaklaşım en fazla üç embriyo transfer etmektir.
bu durumda akla gelen ilk soru elde edilen fazla embriyoların ne
şekilde değerlendirileceğidir. bu şekilde elde edilen fazla
embriyoların dondurulması hastaya hem ekonomik, hem de psikolojik
bir avantaj sağlar. ayrıca dondurulan embriyolar transfer edileceği
zaman hasta herhangi bir tedaviye gereksinim duymaz. embriyo
dondurma işlemi tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttıran
bir işlem olarak da değerlendirilebilir.
emriyo dondurma ve
çözme işlemi, embryolar kimyasal maddelerle (kriyoprotektan)
dengelendikten sonra soğutulması ve -196 c sıvı nitrojen içinde
depolanması, çözüldükten sonra da krioprotektan ortamından
uzaklaştırılarak ileri gelişimi sağlamak için özel kültür
ortalamanın içine alınmasıdır. her iki işlemde çok dikkatli yapılır.
rutin tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında embriyo dondurma
ile gebelik oranları %15-25 arasında değişir. aynı siklusda gebelik
elde edilmiş ve kalan embriyolar dondurulmuş ise bu kez gebelik
oranı %40 kadar olur. Çiftlerden izin belgesi alınarak dondurulan
embriyolar Türkiye'de 1997 yılında yürürlüğe giren bir yasa ile üç
yıl boyunca sıvı nitrojen içerisinde saklanabilir.
Sperm Analizi:
sperm analizi,
tedavinin planlanmasında çok önemli değere sahiptir. bu nedenle, iyi
bir merkezde, bu işten anlayanlar tarafından yapılması gerekir.
eksik, yetersiz veya yanlış yapılan bir tahlil, yanlış tedavi
planlanmasına, zaman kaybına ve tekrar tahlil istenmesi nedeniyle
mali kayıplara neden olabilir.
Tedaviyi planlayan
ve uygulayan doktorun sperm analizini yeterli şekilde
değerlendirmesi hayati önemi olan bir konudur. ayrıca, spermin nasıl
ve hangi şartlarda alınması gerektiği de erkeğe iyice
anlatılmalıdır.
Sperm tahlili için
erkeğin 2-7 gün arası boşalmaması gerekir. sperm verirken su,
tükürük, sabun veya başka bir kayganlaştırıcı kullanılmaması
gerekir. sperm odası gürültüden uzak, sakin ve sessiz bir ortam
olmalı, gözden uzak bir yerde bulunmalıdır. İçinde lavabo, temizlik
malzemeleri, rahat bir oturma imkanı olmalıdır. bazen uygun olmayan
şartlarda sperm vermek zorunda kalan erkekler bu konudan şikayetçi
olmaktadır. sperm vermede sorun yaşayanlar için gerekli imkanlar
sağlanmalıdır.
Azospermi:
erkeğin menisinde
canlı veya cansız hiç sperm hücresi olmamasıdır. bu durum 2 şekilde
ortaya çıkar:
1.tıkayıcı tip:
burada erkeğin yumurtalıklarında (testis) sperm hücre yapımı
olmasına rağmen hücreleri ileten kanallarda tıkanıklık olması
nedeniyle (daha önce geçirilmiş iltihabi bir hastalık gibi) sperm
hücreleri dışarı çıkamaz. bu hastalarda enjektör ve iğne yardımı ile
sperm kanallarından hücre alınır. (tesa, mesa, pesa)
2.hücre yapımının
olmaması: burada ise sperm hücresini yapımı ya hiç olmamakta, ya da
hücre olgunlaşması tamamlanamadığı olgun sperm hücresi
bulunmamaktadır. bu tip azospermi pek çok nedenden olabilir: Ör:
İnmemiş testis, genetik kaynaklı gibi. bu hastalarda testislerden
iğne yardımı ile hücre aranır (tesa). eğer hücre bulunamazsa
testislerden biyopsi ile çok küçük parçalar alınır ve hücre aranır
(tese, mikrotese)
Her iki azospermi
tipinin ayırıcı tanısında
*sperm analizi
*erkeğin muayenesi
*erkeğin hormon
tetkiklerinin
*erkeğin genetik
tetkikinin yapılması gerekir.
tıkayıcı tipte
olan azospermi de hücre bulunma şansı hemen hemen kesindir ve başarı
şansı yüksektir,
hücre yapımının
olmadığı veya çok az olduğu ikinci tipte hücre bulunma şansı %30-50
dir. eğer hücre bulunamazsa en az 6 ay ara ile biyopsi tekrar
edilebilir.
bazı durumlarda,
azospermi tanısı konulanlarda nadir de olsa tekrar yapılan menide
yapılan sperm analizinde çok az sayıda canlı hücre bulunabiliyor. bu
nedenle, hastaların her zaman dikkatli değerlendirilmesi gereklidir.
bu genel bilgiler
dışında, her erkeğin kendi özel durumuna göre bir değerlendirme
yapılıp ileriye yönelik tüp bebek şansı ayrıca ayrıntılı olarak
tartışılıp ona göre karar verilmelidir.
İmmotil sperm:
(%100 hareketsiz)
erkeğin menisinde
hareketli sperm hücrelerinin olmayışıdır. burada hücrelerin kuyruk
yapısında bir anormallik söz konusudur. hücre sayısı değişik
olabilir. burada, iki durum söz konusudur:
1. hücrelerin
hepsi ölüdür
2. hücrelerin bir
kısmı canlıdır fakat hareket yeteneğini kaybetmiştir.
bunun için
canlılık testi yapılır. bu test sonucuna göre uygun vakalarda tüp
bebek yaplır. eğer canlı hücre yoksa erkeğin testislerinden biyopsi
ile sperm hücresi aranır.
oligospermi:
(sayı)
sperm hücrelerinin
sayı olarak azlığını ifade eder. eğer, sperm hücre sayısı 20
milyon/ml den az ise oligospermi tanısı konur. bu azlığın
derecelerine göre tedavi düzenlenir.
astenospermi: (az
hareketlilik)
sperm hücrelerinin
hareket azlığını ifade eder. burada:
1.hızlı ileri
hareketli (hiperaktif) (a)
2.yavaş hareketli
(b)
3.yerinde
hareketli (c)
4.hareketsiz (d)
Şeklinde bir
sınıflandırma vardır. tedavinin planlanmasında özellikle hiperaktif
olanlar önemlidir.
teratospermi:
(Şekil farklılıkları)
İnsan sperm
hücrelerinin kendine has
ğ şeklinde
bir baş yapısı vardır. bazen sperm başı değişik şekillerde olur. her
normal sperm analizinde bazı hücrelerin
normal
şekilli şeklinde yazıldığı görülür ve belli bir yüzde ile ifade
edilir. eğer, anormal şekilli sperm hücrelerinin oranı hemen hemen %
100 ise teratospermiden bahsedilir. bu tanı bazen hastalarda
kaygılara yol açmaktadır. sanki bu hücrelerle tüp bebek yapılırsa ve
gebelik oluşursa bebeğin anormal olmasından korkulmaktadır. halbuki,
bu tip hücreler doğal yollardan kadının yumurtasını dölleyemezler;
ancak, tüp bebek uygulamasında kullanılabilirler.
Şunu unutmamak
gerekir: tüp bebek uygulamalarında sperm hücreleri ne durumda olursa
olsun, gerek duyulduğunda genetik testlerin yapılmasından
kaçınmamalıdır. tedavilerin ayrıntıları çiftlerle beraber
tartışılmalıdır.
aglütinasyon:
(kümeleşme)
sperm hücrelerinin
baş, kuyruk gibi bölgelerinden irili ufaklı kümeler oluşturmasıdır.
bu durumda sperm hareket etse bile yerinden ayrılamadığı için
yumurta dölleme kabiliyetini kaybetmiştir. bu durumda mutlaka sperm
yıkama yapılarak değerlendirilmelidir. genellikle menide bulunan
bazı bağışıklık maddeleri bu duruma yol açabilir.
sperm yıkama:
günümüzde sperm
analizinin artık ayrılmaz bir parçası olmuştur. yıkama yapılmadan
bir sperm analizini değerlendirmek çok sağlıklı olmamaktadır. bazı
özel hücre kültürü sıvıları ile meni yıkanarak istenmeyen maddeler
ayrılarak sağlıklı sperm hücrelerinin değerlendirilmesi mümkün
olmaktadır.
kruger testi:
bu test sperm
şekline göre yapılan özel bir değerlendirmedir. sonuçlar intertilite
tedavisinin planlanmasında önem arz eder. Şöyle ki:
*%14 ve üzeri
normal, doğal ilişki veya aşılamaya uygun
*%5-13 sınırda,
yıkama sonuçlarına, ve diğer intertilite nedenlerine göre karar
vermek gerekir
*%4 ve daha az ise
tüp bebek gerekir.
kruger kriteri
azaldıkça spermin yumurtayı dölleme yeteneği de azalmaktadır.
diğer kriterler:
*sperm
hücrelerinin değerlendirilmesi genellikle meni alındıktan 2 saat
sonra değerlendirilmektedir. Özellikle bazı durumlarda 2. saatte
hücre hareketi yüzdesi iyi iken, 6 ve daha ileri saatlerde bu
yüzdenin hızla azaldığı ve bazen % 0 olduğuna rastlanmaktadır. bu
önemli bir kriterdir
*menide toplam
ileri hareketli sperm sayısı 5 milyon altında ise tüp bebek daha iyi
bir tedavi yöntemdir.
*meni miktarı
normalde 2-7 cc olarak kabul edilir. bazen 2 cc altında meni elde
edilir. bu az miktar meni ile doğal yoldan gebe kalma şansı çok
düşüktür.
*gereksiz
kullanılan bazı ilaçlar sperm analizinde tam ters bir etki ile hücre
azlığına veya yokluğuna yol açabilir. bu gibi durumlarda ilacı
kestikten en az 2 ay sonra yeni bir tetkik yapılmalıdır.
*aşırı sigara ve
alkol tüketimi (özellikle 5-10 seneden fazla) sperm hareket ve
sayısında azalmalara yol açabilir
*başka bir
hastalık nedeniyle alınan ilaçlar (ör: mide rahatsızlıkları,
depresyon) sperm üzerinde olumsuz etki yapabilirler.
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var.
Sipariş Ve Kısa Mesaj Yazma İletişim İçin Tıkla
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.
|