|
Bağların Güçlü Olması
Aminoasitler, kimyasal olarak popüler isimlendirilmeleriyle
yapı blokları olup, vücutta protein üretirler. Bütün yaşayan
canlıların yapılarını oluşturan proteinlerdir.
Proteinler, insan vücudunda adale, bağlar,tendonlar,
organlar, tırnaklar, saç, safra ve idrar hariç tüm vücut
sıvılarının üretiminden direkt sorumludur. Proteinler,
kemiklerin büyüme ve gelişmesinde esas olarak rol oynarlar.
Enzimler, hormonlar ve genler işlevleri için proteine
ihtiyaç duyarlar. Protein eksikliği vücudumuzda ciddi
bozukluklara yol açar. Aminoasitler olmadığında vitamin ve
minareller vücutta görev yapamaz.
L-ARGININE
:
Vücutta adale oluşması ve yağların yakımı L-Arginine
varlığında gerçekleşir.
L Arginine aynı zamanda; kollagen üretiminde, siroz gibi
karaciğer hastalıklarında
faydalıdır. Vücutta bulunan sıvı haldeki nitric oxid'in tek
üretim kaynağıdır.
Tansiyonu düzenler ve damar sağlığı için oldukça önemlidir.
Damarların elastikiyetini sağlar. Büyüme hormonu salgısı
için oldukça önemlidir.
L-ORNITHINE:
L-Ornithine vücutta L-Arginine ile birlikte
aşırı yağı parçalayarak büyüme hormonu salar.immum
sistem ve karaciğer fonksiyonu için gereklidir. Bu
aminoasit ayrıca amonyağı detoksifiye eder. Organizmaya
enerji sağlamada önemli rol oynar. Ciltte ve bağ
dokusunda yüksek konsantrasyonda bulunan ornithine yara
iyileştirme ve doku harabiyetinin tamirinde, önemli yere
sahiptir.
L-LYSİNE:
(L-Lysine) esansiyel (vücutta yapılamayan, dışarıdan
alınması gereken) bir aminoasittir. (L-Lysine proteinlerin
esansiyel yapı bloğu olarak çocuklarda büyüme ve kemik
gelişimi için gereklidir). Yetişkinlerde kalsiyum
absorbiyonuna yardımcı olur ve azot dengesini muhafaza eder.
Eksikliğinde
enerji düşüklüğü, konsantrasyon yetersizliği, irritabilite,
saç dökülmesi, büyüme gecikmesi ve cinsel fonksiyon
bozuklukları oluşturur.
Ameliyat ve spor incinmelerinde iyileşmeyi hızlandırır.
Kasları çalıştırır, kuvvetlendirir, geliştirir ve estetik
kazandırır.
Hareketsizliği önler. Kas yoğunluğunu arttırarak metabolik
hızı yükselttiğinden vücut yağlarının daha fazla yakılmasına
yardımcı olur. Kan dolaşımını düzenleyerek damarlar ve
kalbin daha sağlıklı çalışmasına yardımcıdır.
Göğüs kafesinin genişlemesine yardımcı olarak daha iyi bir
görünüm ve daha sağlıklı solunum kapasitesi kazandırır.
Vücut hakimiyeti, denge ve konsantrasyonu arttırır.
Fenilketonüri (PKU) hastalığında zihinsel fonksiyonların
düzeltilmesinde kullanılır.
Merhaba,
Bağ Dokusu Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Yazmışsak O'dur.
Sözümüz Söz.
Sonradan İlave KDV, Ek Vergi, Konuştuğumuz Kargo
Parasından Başka İlave Kargo Parası,
İlave Hiç Bir TL Fiyata Yansıtılmaz.
Ürün Fiyatını
Düşük Tutup Kargoyu Pahalı Hiç
Yazmıyoruz.
Bitki Ürünleri İnternet Satış
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

Bitki Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da
denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz.
Bağ ve
Destek Dokusu
1.
GİRİŞ
Organizmada en yaygın olarak bulunan ve epitel, kas, sinir
dokusundan oluşan diğer temel dokularla
doğrudan veya dolaylı ilişkide olan bir dokudur. Gerek diğer
dokulara göre çok çeşidinin
bulunmasını gerekse bu çeşitler arasında büyük farkların
olması, bu dokunun sınıflanmasında
güçlükler doğurmaktadır. Örneğin kemik dokusu gibi
organizmanın en sert dokusundan canlının
en
yumuşak dokularından olan kemik iliğine kadar farklı doku
çeşitlerinin bağ ve destek dokusu
kapsamında bulunması bir kavram kargaşasına neden
olmaktadır. En belirgin ortak özellik,
tüm
bağ ve destek doku çeşitlerinin embriyoda (bazı doku
hücreleri hariç) mezodermden
farklılaşmış olan mezenkimden köken almasıdır. Embriyoda
organ taslaklarının arasını dolduran
köken
dokusu diğer dokulara farklılaşma gücünde olan bir doku
olduğundan, söz konusu
organın göreceği fonksiyona göre değişen bağ doku
çeşitlerini oluşturmaktadır. Özetle mezenkim
dokusu, bir yandan kendisinden köken alan kas dokusu gibi
başka temel dokuları
oluştururken bir yandan da bağ ve destek dokusunu
oluşturmaktadır. Bu dokuya farklılaşırken
gösterdiği gelişim derecesiyle de farklı bağ ve destek
dokuları ortaya çıkmaktadır.
Bu
durumda yumuşak olan ve diğer dokuların, organların
aralarını dolduran bağ ve destek doku
tipine
bağ dokusu, sert olup organizmanın iskeletini (kemik) ve
bazı organların duvarlarını
(kıkırdak) şekillendiren tipine ise destek doku diyebiliriz.
Ara maddesi sıvı ve genelde diğer
bağ
doku tiplerinde görülen bağlama özelliği bulunmayan kan
dokusu ise bağ dokusunun
özelleşmiş bir tipi olarak ele alınmaktadır.
Bağ ve
destek dokusu hangi embriyonal yapıdan farklılaşır?
Destek
doku ve kan dokusu ayrı ünitelerde ele alınacağından, bu
ünitede bağ dokusunu öğreneceksiniz.
2. BAĞ
DOKUSUNUN GÖREVLERİ
1-
Diğer dokuları ve organları birarada tutmayı, bağlamayı
sağlar. Böylelikle organların şekillenmesi
ve
sistemlerin organizasyonu gerçekleşir.
2- Kan
damarlarından zengin olduğu için aralarını doldurduğu doku
ve organların beslenmesini
ve
metabolizma artıklarının uzaklaştırılmasını sağlar. Vücudun
sıvı regulasyonunda iş görür.
- 65 -
3-
Doku yaralanmalarında çoğalarak regenerasyon veya nedbe
(sikatris) dokusuyla tamiri
sağlar.
4-
Bazı hücreleri sayesinde organizmanın hücresel (fagositoz)
ve humoral (bağışıklık maddeleri)
yollarla savunulmasında iş görür.
5-
Organlara giren ve çıkan sinirlerde bağ doku aracılığıyla
girdiği-çıktığı için organların innervasyonunda
da
(sinirler yoluyla çalışmasında) aracı olmaktadır.
Bağ
doku hastalıkları neden önemli olabilir, yorumlayınız.
3. BAĞ
DOKUSUNUN YAPI ELEMANLARI
Bağ
dokusu sıralanan bu değişik görevleri yürütebilmek için
birbirinden çok farklı hücreler içermektedir.
Bu
hücrelerin bazıları kendi hücreleriyken bir kısım hücreler
ise kandan bağ dokusuna
geçen
hücrelerdir. Zaten kan hücrelerini yapan organların esası da
bağ dokusunun çeşitlerinden
olan
retiküler bağ dokusudur. Bağ dokusu hücrelerinin arasını
ise, hücrelerarası
madde
doldurur ki bu ara madde iki ana unsurdan oluşur. Bunlar bağ
doku iplikleri (fibrilleri) ile
şekilsiz (amorf) temel maddedir ve doku sıvısını da içerir.
Bu
durumda bağ dokusunun yapı elemanlarını:
a. Bağ
doku hücreleri
b. Bağ
doku fibrilleri
c.
Şekilsiz temel madde (amorf madde, temel ara madde,
ekstraselüler matriks)
olmak
üzere üç ana başlıkta inceleyebiliriz.
Hücre
ile ilgili üniteyi tekrar okuyarak organeller,
ökramatik-heterokromatik çekirdek gibi konulardaki
bilgilerinizi yoklayınız.
3.1.
Bağ Doku Hücreleri
Bağ
dokusunda yapı ve fonksiyonları birbirinden farklı hücreler
bulunmaktadır.
- 66 -
3.1.1.
Fibroblastlar
Sayıca
ençok bulunan ve bağ dokusunun fibrillerini, amorf maddesini
sentezleyip salgılayan
hücrelerdir. Bu nedenle bağ dokusunun ana hücreleri diye
anılırlar. Düzensiz dallanmalar yapan
uzantıları, ökromatik fakat nispeten yoğun kromatinli
çekirdeği, protein sentezi yapan hücrelere
özgü
gelişmiş granüllü endoplazmik retikulumu ve geniş golgi
kompleksi ile bazofilik
stoplazması bu hücrelerin tipik özellikleridir (Resim 4.1 ve
Resim 4.3). Fibroblastların aktif olmayan
yani
fibril ve ara madde sentezlemeyen inaktif şekillerine ise
fibrosit denmektedir.
Fibrositler de uzantılı fakat fibroblasta göre çok az
sitoplazmalı hücrelerdir. Bu nedenle mikroskopta
sadece
çekirdekten ibaretmiş gibi görülürler. Her iki hücrenin de
şekli fuziform olup birbirlerine
dönüşebilirler. Mitotik yetenekleri sınırlı olmakla beraber,
doku yaralanmalarında fibroblasta
gereksinim arttığından bölünerek çoğalabilirler. Böylece
doku kaybının ara madde
ve
fibril senteziyle tamiri sağlanır. Aynı şekilde normalde
fagositoz yeteneği olmamakla beraber,
sürekli uyarılar sonucu gerektiğinde fagositoz
yapabilmektedirler. Son yıllarda gerektiğinde
intrastoplazmik kontraktil elemanlar ve hücre membranında
bağlantı kompleksleri kazanarak
myofibroblast (Resim 4.3) olarak adlandırılan hücrelere
dönüştükleri gösterilmiştir.
- 67 -
Resim
4.1: Fibroblast. Elektron mikroskobu
resmi.
X 14250
3.1.2.
Histiyositler ve Makrofajlar
Fibroblastlardan sonra bağ dokusunda ençok bulunan bu
hücrelerin serbest ve sabit iki çeşidi
bulunur. Serbest şekilleri güçlü amoboid hareket yetenekleri
sayesinde yer değiştirebilen, 8-16
mikron
çapında, yuvarlak şekilli, az ve bazofilik sitoplazmaları
nedeniyle lenfositlerle sıklıkla
karıştırılabilen hücrelerdir. Sabit fakat hareket etme
kapasiteleri saklı şekilleri ise fosiform (me-
- 68 -
Resim
4.3: Bağ doku elemanlarının elektronmikroskobu resmi. X
4500.
Resim
4.2: Miyofibroblastlar. Elektronmikroskobu
resmi.
X 15900
kik)
şekilli nukleusları oval, genellikle kapiller damarlarının
dış yüzüne ya da bağ doku kollajen
liflerine yapışık şekilde bulunup yerine göre değişin
isimler de (perisit gibi...) alan hücrelerdir.
Her
iki şekil de embriyoner mezenkimal hücrelerin farklılaşan
diğer bağ ve destek doku hücrelerine,
en
sıklıkla da makrofajlara dönüşebilme gücündedirler.
Makrofajlar esas görevi organizmanın
savunması olan, bunu gerek doku ve hücre artıklarını gerekse
dışarıdan giren zararlı
mikroorganizma ve diğer tanecikleri fagositozla yok ederek
gerçekleştiren hücrelerdir. Bu nedenle
sitoplazma organel yapıları fagositoz yapan hücrelere özgü
gelişme göstermiştir. Yuvarlak
ve
heterokromatik çekirdekleri, değişik boylarda uzantıları,
bol lizozomları ve vakuolleri
bulunur (Resim 4.3). Aktif şekli serbest makrofaj olup,
fagositoz yeteneği çok güçlüdür. İnaktif
şekli
olan sabit makrofajlar ise sentez aktivitesi ve fagositoz
yeteneği oldukça az olan hücrelerdir.
Fibroblast-fibrosit hücrelerinde olduğu gibi, aynı hücrenin
değişik iki fonksiyonundaki
tipleri olup, birbirlerine dönüşebilirler ve kemik iliğinden
gelen monositlerden köken alırlar
(Şekil
4.1). Retiküloendoteliyal sistem (R.E.S.) veya
mononükleerfagositik sistem ve immün
sistemle ilgili fonksiyonlarını Mikrobiyoloji kitabınızdan,
epiteloid hücrelere ve çok çekirdekli
dev
hücrelere dönüşmelerini ise Pataloji kitabınızdan geniş
olarak okuyunuz.
3.1.3.
Plazma Hücreleri (Plazmosit)
RNA'dan zengin olduğu için koyu bazofilik boyanan
sitoplazmaları, heterokromatik-ökroma-
- 69 -
Şekil.4.1: Histiyosit
tik
alanları araba tekerleği şeklinde tertiplenmiş tipik
kromatinli ve eksentrik (yan duruşlu) çekirdeği
ile
kolay tanınan hücrelerdir (Resim 4.3). Lenfositlerden
farklılaşarak bağışıklık maddesi
(immünglobulin) salgılayan hücrelerdir. Bu nedenle gelişmiş
bir granüllü endoplazmik retikulum
ve
golgi kompleksine sahiptirler. Preparatlarda iki plazmosit
yanyana geldiğinde, eksentrik
çekirdeklerinden dolayı şaşı göz görünümü verdiklerinden
"şaşı göz hücreleri" olarak
da
tanımlanırlar. Bu özellikleri ve sitoplazmaların pironin adı
verilen boya ile özel olarak kırmızı
boyanmasıyla diğer hücrelerden kolaylıkla ayırt edilirler.
3.1.4.
Mast Hücreleri (Mastosit)
Genellikle yuvarlak, bazen fusiform olabilen 12-13 mikron
çapındaki bu hücrelerin çok iri ve
sitoplazmaları çekirdeği maskeleyecek düzeyde bol
metakromatik granülle dolu sitoplazmaları
vardır. Bunun için semiz hücre anlamına gelen mastosit ve
obur hücre anlamında labrosit
adını
da alan hücrelerdir. Preperasyon sırasında bu granüller
eridiği için özel metodlara
göre
hazırlamak ve toluidin mavisi gibi metakromatik boyalarla
boyamak gerekir (Resim 4.4).
Bu
nedenle rutin preparatlarda pek farkedilemezler. Ancak
mitokondrileri ve endoplazmik retikulumları
pek
gelişmemiş olan bu hücrelerde golgi kompleksi iyi
gelişmiştir. Histamin, heparin,
türe
göre serotonin ve organizmanın yangı olaylarında rol oynayan
birçok kimyasal mediyatörü
içeren, 0.1-0.5 mikron çapındaki granülleri bir membranla
çevrilidir. Granül içerikleri nedeniyle
organizmadaki inflamasyon ve anaflaksi olaylarında tetik
hücrelerden biri olarak rol
oynamaktadırlar (Mikrobiyoloji kitaplarınızın ilgili
bölümünü okuyunuz). Heparin içerikleri nedeniyleyse
kanın
pıhtılaşmasında (Fizyoloji kitabınızdan okuyunuz) görev
almışlardır. Mastositlerin
nöral
krista (ektodermal) kökenli olabileceğine dair kesin olmayan
bilgiler yanısıra,
bugün
kabul edilen şekli ile kemik iliği kökenli (mezenkimal)
oldukları ve gerektiğinde mitozla
çoğalabildikleri bilinmektedir.
- 70 -
3.1.5.
Farklılaşmamış Mezenkimal Hücreler
Bağ
doku farklılaşması sırasında bir takım mezenkimal hücreler
embriyonal yapılarını koruyarak
kalırlar. Bu hücreler mezemkimden gelişen her cins hücreye
dönüşebilme yeteneklerini
korumaktadırlar ve bu yüzden multipotent indifferensiye
hücreler adını alırlar. Daha çok damarların
çevresindeki bağ dokusunda yer aldıklarından adventisyal
veya perivasküler hücre
de
denir. Sabit hücreler kapsamına giren ve fibroblasta
benzeyen ancak daha küçük olan bu
hücreler, özellikle damar yaralanmalarında bir yandan damar
endoteli ve düz kas hücresine bir
yandan
da diğer bağ doku hücrelerine özelliklede fibroblastlara
dönüşerek yaralı dokuların rejenerasyonunu
ya da
kalp kası gibi yenilenmeyen dokularda nedbe dokusunu (doku
reperasyonu)
oluştururlar. (Ünitenizin Histiyositler ve Makrofajlar
bölümünü tekrar okuyunuz.)
3.1.6.
Retikulum Hücreleri
Mezenkim hücreleri gibi uzatılı, granülsüz ve soluk boyanan
sitoplazmalı, iri ökromatik çekirdekli
birçok
hücreye farklılaşabilme yeteneğinde hücrelerdir. Bağ dokusu
fibrillerinden retikulum
fibrilleriyle desteklenmiştir (Resim 4.5). Retikulum
hücrelerinin sitoplazmik uzantıları ve
retikulum fibrillerinin birlikte oluşturduğu ağsı yapı
(retiküler ağ) lenfatik organların ve kemik
iliğinin çatısını oluşturur. Bu nedenle retikulum hücreleri
dalak, lenf, yumruları, timus, kemik ili-
- 71 -
Resim
4.4: Deri altı bağ dokusu (Metakromatik Toluidin Mavisi)
mast
hücresi (→)
şekilsiz temel madde
ği
gibi kan hücrelerinin yapım ve olgunlaşma organlarında çok
bulunurlar. Bir kısım retikulum
hücreleri çeşitli kan hücrelerini oluşturur, bunların
fagositoz yetenekleri yoktur. Bir kısmı ise fagositoz
yapma
yönünde farklılaşarak retiküloendotelyal hücreler olarak
görev yaparlar ve fagositoz
yapan
hücrelere özgü bol lizozom içerirler. Retikulum hücreleri
mezenkimal kökenli olmakla
beraber, timus retikulum hücreleri endodermal kökenlidirler.
3.1.7.
Yağ Hücresi (Liposit)
İnaktif durumda fibroblasta benzeyen, sitoplazmasında kandan
gelen yağ asitlerini nötür yağlara
(trigliseridlere) dönüştürüp depolamaya başladıktan sonra
yuvarlak veya köşeli geniş
gövdeli, çok dar sitoplazmalı ve bu dar bölümle birlikte
çekirdeği de hücrenin bir kenarına itilmiş
tipik
bir şekil alan bağ doku hücreleridir. Bu şekilleri taşlı
yüzüğe benzemektedirler. Sitoplazmalarında
bol
mitokondri ve lipaz enzimi bulunur. Golgi kompleksi ve
endoplazmik retikulum
ise
iyi gelişmemiştir. Damarların çevresinde oldukça sık bulunan
yağ hücreleri, bağ dokusu
içinde
tek tek bulunabildiği gibi gruplar yaparak yağ dokusunu da
oluşturabilmektedirler. Çevresini
retikulum fibrilleri çevrelemektedir ve farklılaşmamış
mezenkimal bağ doku hücreleri ile
retikulum hücreleri gerektiğinde yağ hücresine
dönüşmektedir. Son şeklini almış olgun yağ
hücresinin bölünme yeteneği ise bulunmamaktadır.
- 72 -
Resim
4.5: Lenf düğümünde lenforetiküler bağ doku (Gümüşleme,
Retikulum hücreleri,
Retikulum fibrilleri).
3.1.8.
Pigment Hücreleri
Genelde pigment taşıyan hücrelerek kromotofor hücre adı
verilir. Pigmentlerden en yaygın
olarak
bulunan melanin pigmentini taşıyan hücrelere ise melanosit
denmektedir. Melanosit,
diğer
bağ doku hücrelerinden, mezenkimal olmayıp ektodermal (nöral
krista) kökenli olmasıyla
ayrılmaktadır. İnce-uzun sitoplazma uzantıları olan ve bu
uzantılarda, içinde melanin bulunduran
melanozom adlı granüllerin yer aldığı, bu granüller
boyanmadan da görülebildiği için
sitoplazmaları boyasız preparatlarda da seçilebilen
hücrelerdir. Parçalanan melanositleri fagosite
eden
bazı makrofajların sitoplazmalarında da melanin pigmenti
bulunmaktadır, fakat
bunlara melanofor adı verilmektedir ve mezenkimal
kökenlidirler (Şekil 4.1). Melanositlere
dermis
yüzeyel katlarında, gözün koriyoidea ve iris tabakalarında,
piyamaterde rastlanılmaktadır.
Çok
sayıda ve birarada toplu bulunduklarında pigment dokusunu
oluştururlar.
3.1.9.
Kandan Göç Ederek Gelen Bağ Doku Hücreleri
Bağ
dokusunda, asıl bağ doku hücrelerinden ayrı olarak kandan
doku içine göç eden lökositler
de
bulunmaktadır. Bunlardan lenfositler, eozinofiller en sık
rastlanılanlarıdır. Nötrofiller,
daha
çok iltihabi olaylarda bağ dokuda bol miktarda bulunup
fagositozda iş görürler. Monositler
ise,
kandan dokuya geçer geçmez makrofajlara dönüşmektedirler.
Allerjik ve paraziter
hastalıklarda, kanda da olduğu gibi dokuda eozinofillerin
sayısı artmaktadır. Daha çok solunum
ve
sindirim sistemi mukozolarında bulunan lenfositler ise, bağ
dokusunun humoral ve
hücresel immün yanıtında iş görürler. Söz konusu bütün bu
hücrelerin yapısal özellikleri, kan
dokusu
ünitesinde incelenecektir.
- 73 -
Resim
4.6: Yağ dokusunda yağ hücreleri (H.E.)
Mezenkimal kökenli olmayan bağ doku hücreleri hangileridir?
3.2.
Bağ Doku Fibrilleri
Bağ
dokularında bulunan fibroblastlar tarafından sentezlenirler
ve fiziksel-kimyasal özelliklerine
göre
üç tiptirler.
3.2.1.
Kollajen Fibriller (Beyaz Fibriller)
En çok
bulunan ve tek tek olduklarında renksiz, bir araya
geldiklerinde beyaz renkte görünen
fibrillerdir. Kollajen denen proteinden yapılmışlardır.
Farklı 19 amino asitten oluşan bu skleroprotein,
organizma proteininin %40'ını teşkil eder. Fibroblastlar
tarafından sentezlerine, fibrillogenez
adı
verilir. Elektron mikroskobunda 640 angströn aralıklarla
açık-koyu band yapısı gösteren
ince
fibrilciklerden kurulu oldukları seçilir. Bu yüzden enine
çizgilenme gösterirler (Resim
4.7).
Bağ doku hücrelerinden fibroblastlarla bağlantı
kurmaktadırlar, gerilmelere çok dayanıklıdırlar.
Kalınlıkları 1-2 mikron arasındadır. Tek tek değil ondüler
demetler yapacak şekilde tertiplenmişlerdir.
Bazı
organ kapsüllerinde ve sert doku içinde çaprazlaşma
göstermesi kuvvetli
yapılar oluşmasını sağlamaktadır. Esasını oluşturan kollajen
asidofilik bir protein olduğu için
eozin
ile pembe, mallorydeki asidik anilin ile mavi, Masson
trikrom ile yeşil, Van Gieson'un asit
fuksini ile kırmızı boyanırlar. Ayrıca, kollajen fibrillerin
fibrilciklerini birleştiren yapıştırıcı madde
karbonhidrat yapısında olduğundan, kollajen demetler zayıf
da olsa PAS (+)'tirler (Resim
4.8).
Moleküler formüllerine göre organizmada beş tip kollajen
fibril vardır. Kollajen Tip-I olanı en
yaygın
olarak bulunmaktadır. Deri, tendon, kemik, dentin, fasialar
ce sklerada bulunup bulunduğu
dokunun fibroblastlarınca sentezlenir, şiddetli kuvvete
dayanıklıdır. Kollajen Tip-II ise
hyalin
ve elastik kıkırdakta bulunur, kondroblastlar tarafından
sentezlenir orta şiddette basınçlara
dayanıklıdır. Kollajen Tip-III düz kas, endonörium,
arterler, uterus, karaciğer, dalak, böbrek,
akciğerde bulunur. Bulunduğu Tip-IV epitel ve endotellerin
basal laminası, basal membranda
bulunan endotel veya epitel hücrelerince sentezlenen,
filtrasyonu destekleyen bir kollajen
fibril
çeşididir. Kollajen Tip-V ise ençok plasental basal
membranda bulunan kollajen fibril tipidir.
Son
yıllarda kollajen Tip-VI, VII, VIII, IX, X, XI ve XII gibi
sayıca artan kollajen fibril tiplerinden;
Tip
VII'nin bazal laminada, Tip IX ve X'un kıkırdak dokusunda
bulunduğu gözlenmiştir. Tip
VI,
VIII, XI ve XII ise interstisyel bağ doku yapı
elemanlarındandır.
- 74 -
3.2.2.
Elastik Fibriller (Sarı Fibriller)
Dış
bakıda sarı renkli olup kollajen fibrillere göre daha az
sayıdadırlar. 0.2-2 mikron çapında ince
fibrillerdir. Kollajen fibrillerden renk dışında demet
yapmamaları, tek tek seyretmeleri ve enine
çizgilenme göstermeleriyle de ayrılırlar. Sadece ligamentum
flave, intervertebral ligamentler
ve
daman duvarlarında demet yaparlar ve demet yaparak çok
sayıda bulundukları dokulara
"elastin veya elastik bağ dokusu" adı verilir. Sentezleri
genellikle fibroblastlarca ya da bulunduğu
organın esas hücreleri, örneğin damar düz kas hücreleri
tarafından gerçekleştirilir. Sık sık
dallanma yapıp anostomozlaşan bu bağ doku fibrilleri,
genellikle kollajen fibrillerle yakın bir ilişki
kurarlar ve onları sararlar. Elastin adı verilen proteinden
kurulu olup, gerilip bırakıldıklarında
- 75 -
Resim
4.7: Elektron mikroskobunda kollajen fibrillerin enine
çizgilenme
göstermesi. X 13570.
Resim
4.8: Deri altı bağ dokusu (PAS). Sıkı düzensiz (Δ) ve gevşek
bağ doku (←)
uzayıp, eski durumlarını alma yetenekleri fazladır. Bu
esneklik nedeniyle genişleyip-daralan
organların duvarlarında (akciğerler, arter duvarları, deri
altı bağ dokusu ve bazı ligamentler)
çok
olarak bulunurlar. Deri altı bağ dokusu dışında diğer gevşek
bağ dokularında ise kollajen
fibrillere oranla çok az sayıdadırlar. Elektron mikroskobide
iki komponentten kurulu oldukları
görülür. Glikoprotein yapısındaki mikrofibriller dışta bir
kılıf tarzında tertiplenmişlerdir. Ortada
ise
elastin bileşimindeki amorf bölüm yer alır. Mineral tuz
içermeyen bu iki yapıya yaşla birlikte,
özellikle kalsiyum olmak üzere minerallerin çökmesiyle
elastisiteleri azaltmaktadır. Işık mikroskobunda
ise
homojen bir yapıda gözlenirler. Rutin boyamalarda
seçilemedikleri için Orsein,
Rezorsin fuksin, Aldehid fuksin ile boyanır ve bu boyalarla
mor ya da koyu mavi, kahverengi
renk
alırlar
3.2.3.
Retikulum Fibrilleri (Arjirofil Fibriller)
0.2-1
mikron şeklinde çok ince ve dallanıp ağ yapan bu yüzden
retiküler fibril adını alan bağ doku
fibrilleridirler. Kollajen Tip-3 yapısında protein
içerirler. Çok miktarda hekzoz içerdiklerinden
PAS
(+) boyanırlar ve gümüşleme ile koyu siyah olarak ayırt
edilirler (Resim 4.5). Gümüşle bu
şekilde boyanma özelliği (Arjirofil) nedeniyle bu fibrillere
"arjirofil fibril"de denmektedir. Kollajen
fibrillerinin yapımının hızlandığı, yara iyileşme alanları
gibi yerlerde sıkça görülen bu fibriller,
çoğu
kez kollajen fibrillerle devam etmektedirler. Ayrıca bağ
dokusunun epitel, kas gibi diğer
dokularla devam ettiği sınırlarda, kas, yağ ve bez
hücrelerinin çevresinde, endoneuriumda
ve
parankimal organlar ile embriyonal bağ dokularında çok
bulunan bu fibriller retikulum hücreleriyle
birlikte retiküler bağ dokuyu oluşturmaktadırlar (Resim
4.5). Bu nedenle dalak, lenf düğümü,
kemik
iliği gibi kan yapan organların da hakim bağ doku fibrili
olmaktadırlar.
Bağ
doku fibrillerinden en kuvvetli PAS (+) reaksiyonu veren
hangisidir?
- 76 -
Resim
4.9: Arter duvarında elastik membran yapısı. Orsein Boyası
3.3
Şekilsiz Temel Madde
(Amorf
Madde; Temel Ara Madde): Bağ dokusunun hücreleri, fibriller
yanısıra saydam, homojen
ve
şekilsiz (amorf) bir hücreler-fibriller arası madde içine
gömülmüşlerdir. Bu temel ara
yapı
bağ dokusunun türüne göre farklılıklar göstermektedir.
Moleküler yapısından dolayı, suyu
tam
alınamadığı ve kolay tespit edilemediği için rutin
preparatlarda hücreler ve fibriller arasında
boşluklar şeklinde seçilmektedir (Resim 4.7). İyi
seçilebilmesi için hızlı dondurma tekniği ve
sonra
PAS veya metakromatik boyama tekniği uygulanmalıdır (Resim
4.4). Fibroblastlar tarafından
sentezlenen temel madde hücrelerin beslenme ve
metabolitlerin uzaklaştırılmasında
aracılık eder, ayrıca organizmanın su dengesinde önemli rolü
vardır (Geniş bilgi için Fizyoloji
kitabınıza baş vurunuz). Vücut sıvılarının deposunda,
patolojik olan ödemin ortaya çıkmasında
ve
yaşlılıkta su içeriğinin azalmasına ilgili olarak dokuların
gerginliğinin azalmasında rolü
bulunur.
Şekilsiz temel maddenin esasını glikozaminoglikanlar (asit
mukopolisakkaritler) ve glikoproteinler
oluşturmaktadır. Bu nedenle PAS (+) ve metakromatik
özelliklerdir. Fibroblastlarca sentezlenip
hücreler arasına verilen bu iki maddeye kandan su ve
minerallerin katılmasıyla temel
madde
şekillenmektedir. Hidroksil, karboksil ve sulfat grupları
bulunmaktadır. Sulfat grubu taşıyanlar,
metakromatik özellik göstermesini ve jel halinde olmasını
sağlarken; sulfatsızlar şekilsiz
temel
ara maddenin sol halinden sorumludurlar. Molekülünde bir çok
negatif (-) radikal olması
nedeniyle polianyonik özelliktedir. Hidrofilik ve
polianyonik olduklarından katyonların,
özellikle de sodyumun miktarı çoktur. Bu durum amorf maddede
su tutulmasını sağlar. Böylelikle
hemen
hemen tümü glikozaminoglikanlara bağlı olarak bulunan amorf
madde suyu içerisinde
eriyen
birçok madde, sıvı hareketine gereksinim duymadan bağ
dokusunda yayılabilmektedirler.
İçerdiği glikozaminoglikan çeşidine (hyaluranik asit,
dermatan sulfat, kondroidin
sulfat
A veya C, heparan sulfat) göre ilişkili olduğu kollajen tipi
(örneğin dermatan sulfat Tip-I
kollojen ile) ve oluşan doku çeşidi (örneğin kondroidin
sulfat-C ve kollajen Tip-II birlikte hyalin
ve
elastik kıkırdak) değişmektedir. Aynı şekilde yapısal
glikoprotein türüne (Fibronektin kondronektin,
laminin) göre de doku farkları vardır. Örneğin basal membran
amorf maddesinde laminin
bulunurken, kıkırdakta kondronektin, dermiste fibronektin
bulunmaktadır
Hücreler arası madde ya da ara madde ile temel madde (amorf
madde)
arasındaki fark nedir?
4. BAĞ
DOKU TÜRLERİ
Bağ
dokusunun organizmada bulunduğu yere ve görevine göre
oldukça farklı türleri vardır. Bu
farklar şu ana kadar incelediğimiz bağ dokusu hücreleri,
fibrilleri ve şekilsiz temel maddenin
- 77 -
miktarı ya da tertiplenme şeklindeki değişikliklerden ileri
gelmektedir. Örneğin bağ dokusunun
bir
türü fibrilden zengin, bir diğeri hücreden zengin olabilir.
Ya da bir türünde şekilsiz temel
madde
çok bol olurken bir diğerinde çok az miktarda bulunabilir.
Ayrıca fibrillerin tertiplenişi kiminde
düzenli kiminde düzensiz olabilmektedir. Bu farklı
tertiplenmeler ise değişik bağ doku
türlerinin farklı fonksiyonları gerçekleştirmesini sağlar.
4.1.
Embriyonal Bağ Doku
4.1.1.
Mezenkim Dokusu
Henüz
fibrillerin şekillenmediği, hücre olarak mezenkim
hücrelerden oluşan ve hücrelerin
uzantıları ile birbirlerine tutunmaları sonucu şekillenmiş
aralıkların şekilsiz temel maddeyle
dolmasından ibaret bir dokudur. Hücreleri ileri derecede
farklılaşabilen hücreler olduğu için diğer
tip
bağ dokularının şekillenmesinde mezenkim dokusu ilk basamağı
oluşturmaktadır ve
embriyoda çok yaygındır.
4.1.2.
Müköz Bağ Dokusu
Mezenkim dokusunun bir adım daha ileri şeklidir. Mezenkim
hücrelerine benzeyen hücreler
kollajen fibril sentezine başladıklarından bir bakıma
fibroblast kabul edilirler. Bol şekilsiz temel
madde,
pelte kıvamında olduğu için Wharton Peltesi adını alır ve bu
yüzden müköz bağ doku
denilmektedir. Wharton Peltesi içinde gömülü bu hücrelerin
yanısıra çeşitli yönlerde seyreden
kollajen lif demetlerinde bulunduğu bu bağ doku çeşidi
embriyonal olarak göbek bağında bulunur.
Erişkinde ise yalnız diş pulpasında, gözün korpus
vitreumunda yer almaktadır.
4.2.
Gevşek (Areollü) Bağ Doku
Özellikle fibroblast ve histiyositler olmak üzere tüm bağ
doku hücrelerini ve kollajen fibriller çok
olmak
üzere tüm bağ doku fibrillerini içeren, şekilsiz temel
maddesi akıcı ve bol olan bir bağ doku
çeşididir (Resim 4.8). Fibrilleri her yöne ve gevşek olarak
tertiplenmişlerdir.
Bütün
organların, dokuların parankimal yapılarını iç ve dıştan
saran, dolduran, biraraya getirip
bağlayan ve içinde bulundurduğu bol damar ve sinirlerle bu
yapıların çalışmasını, beslenmesini,
metabolizmasını sağlayan bağ doku çeşididir. Amorf maddesi
akıcı kıvamda olduğu için
hücre
ve doku sıvısının hareketini kolaylaştırıcı rol oynar. Tüm
bağ doku hücrelerini içerdiği için
- 78 -
vücut
savunmasında iş görür. Organlar yanısıra deri altında (Resim
4.10) mukoza ve submukozalarda,
periton ve plöra, perikard gibi seröz membranlarda da çok
bulunur. Bu yapısı, bağ
dokusu
türlerinden organizmada en çok bulunan çeşidi olma
özelliğini sağlamaktadır.
4.3.
Sıkı (Kompakt) Bağ Doku
Adından da anlaşılacağı gibi sıkı bir şekilde biraraya
gelmiş bağ dokusu elemanlarından kurulmuştur.
Bu bağ
doku elemanları açısından amorf madde ve hücreden fakir,
fibrillerden ise çok
zengin
bir bağ doku çeşididir. Fibrillerden kollajen fibriller
çoğunlukta olup biraraya gelmiş paralel
demetler oluştururlar. Bu doku mekanik gerilme ve basınçlara
karşı koyan bir doku çeşididir.
Bulunduğu organın çekilme ve basınç durumuna, yönüne göre
söz konusu fibril demetlerinin
tertiplenmesinde farklılıklar olmakta ve bu farka göre iki
tip bulunmaktadır.
4.3.1.
Düzensiz Sıkı Bağ Dokusu
Basınç
ya da çekilmenin üç boyutta yani her yönde olduğu
organlarda, kollajen fibril demetlerinin
yönleride belli bir yöne doğru olmayıp her yöne
seyretmektedir, bunun sonucunda birbirlerini
çaprazlayan keçemsi tarzda tertiplenmiş bir yapı ortaya
çıkar ve preperatlarda kollejen demetlerin
hem
enine, hem boyuna, hem de oblik kesitlerine rastlanır (Resim
4.7). Az miktarda
elastik ve retiküler fibrillerin de yer aldığı bu bağ doku
çeşidinde fibrositler, fibroblastlar, histiyosiler
bulunur. Ancak az sayıdadırlar. Düzensiz sıkı bağ doku
derinin derma katında, gözün
sklerasında, perikondrium ve periosteumda, bazı organların
kapsülalarında bulunur.
- 79 -
Resim
4.10: Deri altı bağ dokusu (H.E). Sıkı düzensiz (▲)
ve (→) gevşek bağ
doku.
4.3.2.
Düzenli Sıkı Bağ Dokusu
Basınç
ya da çekilmenin belirli yönde olduğu tendon, ligaman,
apanevroz ve fasialarda bulunur.
Dokunun karşılaştığı güç yönünde birbirine paralel seyreden
kollejen fibril demetlerinden
oluşur. Az sayıda ve fibrosit olan hücreleri bu demetlerin
arasına paralel diziler yaparak yerleşmişlerdir,
çok az
elastik fibriller de bulunmaktadır.
4.3.3.
Elastik Bağ Dokusu
Organizmada az yerde bulunan bir bağ doku türüdür.
İntervertebral ligamanlar ve ligamentum
flava
da (Anatomi kitabına bakınız) bulunan ve elastik
fibrillerden çok zengin olduğu için sarı
renkte
gözlenen bir dokudur. Elastik fibriller birbirlerine paralel
olarak sıkıca yan yana gelmiş ve
aralarına fibroblastlar yerleşmiştir. Bu dokudaki elastik
fibrillerin çapı bu dokuda çok kalın olup
benzeri elastik lifler arterlerin duvarlarında yan yan
gelerek elastik lameller yaparlar (Resim
4.9).
4.4.
Yağ Dokusu (Adipoz Doku)
Hücrelerden zengin bağ doku türüdür. Yağ hücrelerinden
oluştuğu için yağ depolama görevinde
rol
alır. Yağ hücreleri bir araya gelerek lobçuklar, bunlar bir
araya gelerek de büyük yağ
lobları meydana gelir. Lob ve lobulusların arasını gevşek
bağ dokusu doldurmaktadır. Kapillerden
zengin
bir doku olan yağ dokusu deri altında, mezenteryum, omentum
gibi bölgelerde metabolizmaya
katılan aktif bir doku şeklindedir. Ayak tabanı, avuç içi,
göz çukuru gibi bazı bölgelerdeki
yağ
dokusu ise, daha çok mekanik koruyucu olarak iş görmektedir.
Yağ damlacıkları tek
ve
büyük (uniloküler veya univakuoler) ya da çok sayıda ve
küçük (multiloküler veya pulurivakuoler)
olmaktadır. Her iki tip yağ hücresi de retikulum fibrilleri
ile çevrelenmişlerdir. Yağ dokusu
kendini oluşturan yağ hücrelerinin tipine göre uniloküler
yağ dokusu ve multiloküler yağ dokusu
olmak
üzere iki türlüdür. Embriyolojik kökenleri mezenkimal
hücreler olup bu hücrelerden
oluşan
fusiform şekilli lipoblastlardan uniloküler, poligonal
şekilli olanlarından ise mulkiloküler
yağ
hücreleri ve dokuları meydana gelir.
4.4.1.
Uniloküler (Beyaz-Sarı) Adipoz Doku
Erişkinlerde hemen hemen organizmanın tüm yağ dokusu
uniloküler tiptedir. Tek ve büyük
olan
depo yağ damlacığı karotenoidleri içerdiği için beyazdan
koyu sarıya kadar değişen
- 80 -
renkte
gözlenir. Rutin preparatlarda bal peteği görünümü verirler
(Resim 4.6). Dondurma yöntemiyle
ve
Sudan siyahı, Şarlah kırmızısı gibi yağ boyalarıyla
boyandığında ya da osmik asitle
tesbit
edildiğinde yağ içeriği de boynabilir (Resim 4.11).
4.4.2.
Multiloküler (Esmer) Adipoz Doku
Beyaz
yağ dokusuna göre organizmada oldukça az ve belirli
bölgelerde yer alan yağ doku türüdür.
Organizmada embriyoda ve yeni doğanda oldukça yaygın olup,
doğumdan sonra giderek
yerini
beyaz yağ dokusuna bırakır. Ancak patolojik bazı durumlarda
erişkinlerde tekrar görülür.
Erişkinlerde de yaygın olarak, kış uykusuna yatan
hayvanlarda bulunmaktadır. Esmer yağ dokusunu
oluşturan yağ hücreleri multiloküler olup, bu hücreler
mitokondrilerce çok zengindirler.
Mitokondrilerinde bol miktarda sitokromlar bulunması
nedeniyle esmer renkte gözlenirler.
4.5.
Retiküler Bağ Doku
Retikulum hücreleri ve retikulum fibrillerinin oluşturduğu
bağ yapısından kurulu bir dokudur.
Hücrede zengin bağ doku türünden olan retiküler bağ dokusu
lenfoid organlarda (lenf düğümü,
dalak,
tonsillalar gibi..) ve miyeloid organlarda (kemik iliği)
bulunur. Retiküler çatı, bu dokuyu
oluşturan hücrelere desteklik yapar ayrıca retikulum
hücreleri organına göre fagositer hücreleri
ya da
kan hücrelerini yaparlar. Retiküler bağ dokusu, içerdiği
retikulum hücrelerinin kan yapma
(hemopoetik güç) veya organizmanın savunma hücrelerine
dönüşme yeteneğine ve retikulum
ağı
arasına yerleşmiş hücre tiplerine göre ikiye ayrılmaktadır.
- 81 -
Resim
4.11: Yağ dokusu (yağ boyası)
4.5.1.
Lenforetiküler Bağ Doku
Lenfoid organlarda yer alan ve aralıklarını lenfosit,
monosit, plazmosit gibi hücrelerin doldurduğu,
fagositik retikulum hücrelerinden zengin tipidir (Resim
4.5).
4.5.2.
Miyeloretiküler Bağ Doku
Kemik
iliğinde bulunan ve eritrosit, granülosit, trombositler ile
bu hücrelerin ana ve genç şekilleri
ile
doldurulmuş retiküler bağ doku tipidir (Kan hücreleri ve
hemopoez ünitenizi gözden geçiriniz).
Yağ
hücreleri de içermektedir (Resim 4.12). Aktif şekline
kırmızı kemik iliği (myeloid doku),
hemen
hemen tümüyle yağ dokusuna dönüşmüş inaktif şekline ise sarı
kemik iliği adı verilmektedir.
Hemopoetik retikulum hücreleri yanısıra venöz sinusların
duvarını döşeyen sinus
hücrelerini de içermektedir.
Bağ
dokusu sınıflamasında ölçüt nedir?
Hepsi
mezenkimden gelişmiş, ayrıca ortak fizyolojik ve morfolojik
özellikleri de olan, geneldi organları
oluşturan dokular ve sistemleri oluşturan organlar arasında
biraraya getirici, bağlantı
sağlayıcı, mekanik veya fizyolojik desteklik yapıcı rol
oynayan dokular topluluğuna "Bağ ve
Destek
Dokusu" denilmektedir. Organizmadaki dört temel dokudan biri
olan bağ ve destek dokusunun
dört
esas tipi bulunmaktadır. Bunlar, bağ dokusu, kan dokusu,
kıkırdak dokusu ve kemik
dokusudur.
- 82 -
Resim
4.12: Kırmızı kemik iliği (H.E. miyeloretiküler bağ doku
(Megakaryosit
Özet
Bağ
dokusu diğer bağ ve destek dokularında da olduğu gibi
hücrelerden ve fibriller ile şekilsiz
temel
maddeden kurulmuştur. Bu yapı elemanlarının oranına ya da
biraraya geliş tarzına göre
bağ
dokusunun değişik tipleri ortaya çıkar. Gerek çok değişik
tiplerinin olması gerekse bağ doku
hücrelerinin birbirinden oldukça farklı işlevler görmesi,
bağ dokusunun desteklik ve bağlayıcılık
özelliğinden vücut savunmasına kadar birçok hayati olayda iş
görmesini sağlar.
1.
Aşağıdakilerden hangisi bağ ve destek dokusu kapsamına
girmez?
A)
Kıkırdak dokusu B) Kan dokusu C) Bağ dokusu
D) Kas
dokusu E) Kemik dokusu
2. Bağ
doku hücrelerinden hangisi asıl bağ dokusu hücresi olmayıp
göç ederek bağ dokusuna
gelen
hücrelerdindir.
A)
Fibrosit B) Fibroblast C) Lenfosit
D)
Liposit E) Kemik dokusu
3.
Mezenkimal kökenli olmayan bağ doku hücresi hangisidir?
A)
Fibroblast B) Melanofor C) Plazmosit
D)
Liposit E) Melanosit
4.
Plasentada hangi tip kollejen fibril bulunur.
A)
Kollajen tip I B) Kollajen tip II C) Kollajen tip III
D)
Kollajen tip IV E) Kollajen tip V
5. Bağ
dokusunun yapı elemanlarından hangisi metakromatik özellik
gösterir?
A)
Fibroblast B) Kollajen fibril C) Elastik fibril
D)
Şekilsiz temel madde E) Yağ hücresi
6.
Aşağıdaki bağ doku çeşitlerinden en az gelişmiş olanı
hangisidir?
A)
Müköz bağ doku B) Gevşek bağ doku C) Düzenli sıkı bağ doku
D)
Retiküler bağ doku E) Elastik bağ doku
- 83 -
Değerlendirme Soruları
Mezoderm : Üç embriyonal yapraktan birisi.
Mezenkim : Mezodermden farklılaşan embriyonel doku.
Regenerasyon : Yenilenme.
Ökromatik : Gevşek kromatinli.
Heterokromatik : Yoğun kromatinli.
Mitotik güç : Mitozla bölünerek çoğalma gücü.
Fagositoz : Organizmaya yabancı maddelerin hücre içine alı
narak
yok edilmesi.
Unipotansiyel : Tek yönde farklılaşma gücü.
Multipotansiyal : Çok yönde farklılaşma gücü.
Perivasküler : Damar çevresi.
Reperasyon : Tamir etme.
Rutin
: Her zaman uygulanan.
Filtrasyon : Süzme.
Hidrofilik : Suya ilgisi olan, su seven.
Polianyonik : Çok anyon içeren, negatif yüklü elementlerden
zengin.
Sklera
: Gözün beyaz tabakası.
Perikondriyum : Kıkırdak kapsülü.
Periosteyum : Kemik zarı.
RNA :
Ribonükleik asit.
Tonsilla : Bademcik.
Clara,
M., Maskar, Ü.:Hıstoloji,I Sermet Matbaası, 2. baskı,
İstanbul, 1972.
Cowdry, E.V.:A Text Book Of Hıstology.. Lee and Febiger
Copyright, Pniladelphia, 1934.
Erençin, Z., Sağlam, M.: Genel Histoloji. Ankara
Üniversitesi Basım Evi 2. baskı, Ankara
1969.
Erkoçak, A.: Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basım Evi
3. baskı, Ankara, 1980.
Gabbiani, G.et al.: Granulation tissue as a contractile
organ: A study of structure and function.
J.
Exp. Med. 135: 719-734,1972.
- 84 -
Sözlük
ve Kavram Dizini
Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
Johnson, K.E.: Histology and Cell Biology. W.B. Saunders
Company. Philadelphia-London-
Toronto, 1976.
Mourıquand, C.: Hıstologıeb 53). Les Tıssus (II). Librairie
Armand Colin, Paris, 1976.
Nozue.
A.T.: "Relationships between neural crest celis and mast
cells in new born mice."
Anat.
Anz., 166:219-225, 1988.
Paker,
Ş.: Histoloji. Uludağ Üniversitesi Basım Evi. Bursa 1990.
Sağlam, M.: Genel Histoloji. Ankara Üniversitesi Basımevi.
Ankara, 1977.
Tekelioğlu, M.: Genel Tıp Histolojisi. Beta Basım. Ankara,
1989.
Tıkız,
H., Tunçel, N., Gürer, F., Bayçu, C.:" Mast cell
degranulation in henorrhagic schck in
rast
and the effects of VIP, Aprotinin and H1 and H2 Receptor
Blockers on
degranulation." Pharmacology, 43:47-52, 1991.
Weıss,
L., Greep, R.O.: Hıstology. Mc Graw-Hill Book Company.
Fourth Edition. New York,
1977.
Alıntı; http://
www.aof. anadolu. edu.tr/kitap/EHSM/1219/unite04.pdf
|