|
Damarlardaki Kan Pıhtılaşması
Merhaba, Damarlarda
Pıhtılaşma Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
Sözümüz Söz. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

Şifalı
Bitki Destek Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da
denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Trombolitik tedavi (Pıhtının eritilmesi)
Trombolitik tedavi
kan damarları için-deki tehlikeli pıhtıların eritilerek damarların
açılması için kullanılan bir tedavi şeklidir. Bu tedavi şekli için
çok özel pıhtı eritici ilaçlar kullanılır ve damar hastalıklarının
hemen tamamında bu ilaçlar pıhtı olan damara yani doğru-dan pıhtının
içine çok ince borular yani kateterle kullanılarak verilir.
Trombolitik tedavi tıpta çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bu
alanlardan başlıcaları:
· Akciğer
embolizminde,
· Toplar damar
pıhtılaşması olan derin ven trombozunda,
· Kalp krizindeki
tıkalı koroner damarlara,
· Beyin
damarlarındaki tıkanıklıklarda,
· Bypass cerrahisi
yada stent yerleştirişmiş damarlarda oluşan tıkanıklıklarda
· Kol yada
bacaklardaki ani oluşan atardamar tıkanıklıklarında,
Vücudumuzda
damarlar içinde dolaşan kan sıvı halde olup, damar duvarına
yapışmadan yada pıhtı oluşmadan rahatlıkla hareket etmektedir. Ancak
bazen kan içindeki özel bir hücre tipi olan kan pulcukları
(trombositler) birbirlerine yapışarak kanın jelatin gibi
kalınlaşmasına neden olurlar. Bu duruma pıhtılaşma (koagülasyon)
ismi verilir. Normal şart-larda bu olay yaralanmalar sonucu olan
kanamaların durdurulabilmesi için gereken doğal bir süreçtir.
Ancak bazen
pıhtılaşma damarın içinde çok değişik nedenlerle oluşur ve kan
akımının durmasına neden olur. Bu durum tıpta damar içinde pıhtı
oluşması anlamına gelen tromboz terimi ile ifade edilir.
Ateroskleroz(Damar
Sertliği)
Bacakların
Atardamar Hastalığı
Buerger Hastalığı
Diyabetik Damar
Hastalığı
Kol Damarlarının
Hastalıkları
Subklavian
Hastalığı
El Parmaklarının
Damar Hastalıkları
Abdominal Aorta
Anevrizmaları
Suprarenal
Anevrizmalar
Torasik Aorta
Anevrizmaları
Barsak Damar
Anevrizmaları
Periferik
Anevrizmalar
Karotis (Şahdamar)
Hastalığı
Ani Atardamar
Tıkanıklığı
Böbrek
Damarlarının Hastalığı (Renovasküler)
Barsak
Damarlarının Tıkanıklığı
Varis
Kronik Venöz
Yetmezlik
Derin Ven Trombozu
Toplardamar
Tıkanıklıkları
Tromboflebit
Doğuştan Damar
Anomalileri
Lenfödem
Anjioplasti ve
stentleme
Aterektomi
Bypass
Yürümekle Gelen
Ağrı (Kladikasyo) Tedavisi
Amputasyon
Endovasküler
anevrizma onarımı
Karotis Stentleme
Karotis
Endarterektomi Ameliyatı
Trombolitik Tedavi
(Pıhtının eritilmesi)
Diyaliz Fistül
Ameliyatı
Toplardamar
Tıkanıklıklarının Açılması
Varis Ameliyatı
Varis
Ameliyatındaki Yenilikler
Variste Lazer
Tedavisi
Variste
Radyofrekans (RF) Yöntemi
Skleroterapi
(Varislere iğne tedavisi)
Köpük
Skleroterapisi
Termokoagulasyon
Vena Kava
Filtreleri
Embolizasyon
Bazen damar içinde
oluşan bu pıhtı bulunduğu yerden kopup, kan akımının etkisi ile
sürüklenip başka damarlarda tıkanıklıklar oluşmasına yol açar. Bu
durum ise emboli olarak ifade edilir. Her iki mekanizmada damarlarda
tıkanıklık oluşmasına ve sonuçta o damarın beslediği doku yada
organlarda gangren gelişmesine neden olur.
Örneğin beyinde
damarlar tıkandığında felç, bacakta damarlar tıkandığında ani
atardamar tıkanıklığı olarak ifade edilen ve gangrene kadar
gidebilen durumlar ortaya çıkabilir. Eğer pıhtı toplardamarlar
içinde oluşursa bu durumda derin ven trombozu adı verilen ve çoğu
kez bacaklarda topardamar kan akımının durmasına neden olur.
Bu durumların
tedavisinde kullanılan en önemli yöntemlerden birisi trombolitik
tedavi olup, özel bazı ilaçların doğrudan pıntının içine verilerek
pıhtının eritilip, damarda kan akımının tekrar sağlanmasıdır. Ancak
pıhtıyı eritici ilaç vermek aynı zamanda kanamayada neden olabilir.
Örneğin tedavi
sırasında atardamara giriş yerinde (Kasıklar), beyinde, gözde,
böbreklerde ve midede yada daha önceki ameliyat yerlerinde kanamalar
oluşabilir. Bu açıdan trombolitik tedavi iki ucuda keskin bir bıçak
gibidir.
Hazırlık
Öncelikle doktor
hastanın genel sağlığı, şikayetleri hakkında bilgi edindikten sonra,
hastayı muayene eder. Bu aşamada doktor hastada trombolitik tedaviye
engel bir durumun olup olmadığını araştırır.
Daha sonra
trombolitik tedavinin güvenli yapılabilmesi için bazı tahliller
yapılır. Örneğin pıhtılaşma testleri ve bazı rutin kan testleri
istenir.Eğer tüm bu testlerde bir sorun yok ve hastada trombolitik
tedavi için bir engel yok ise, hasta trombolitik tedavi hakkında
bilgilendirilir.Gen ellikle işlem aç karnına yapılır. Ayrıca doktor
hastanın kullanmakta olduğu ilaçların hangilerini kesmesi
gerektiğini hastaya hatırlatır.
Trombolitik tedavi
için anjiografi yapılmalıdır. Bu hem tanıyı kesinleştirmek hemde
tedaviyi yapabilmek için gereklidir. İşlem için atardamara giriş
yapılmalıdır. Bunun için en sık kullanılan yerler kasıktaki femoral
atardamar, dirsek önündeki brakial atardamar veya el bileğindeki
radial atardamardır. Bu damarlara ilerlerletilen ince plastik
borular (kateterler) içinden özel bir boya verilerek röntgen çekilir
ve damar anatomisi iler beraber tıkalı damarlarda görüntülenmiş
olur. Bundan sonra trombolitik tedavi için gereken işlemlere
girişilir.
Hangi hastalara
trombolitik tedavi yapılır?
Eğer felç, kalp
krizi, akciğer embolisi, DVT veya hernangi bir damarınızda pıhtı var
ise trombobolitik tedavi uygulanabilir. Ancak trombolitik tedavi ne
kadar erken yapılır ise ok kadar iyi sonuç alınır. Bu nedenle bu
hastalıklar oluştuktan sonra en geç birkaç saat içinde tedavi
yapılmalıdır. Eğer yüksek tansiyonu, şiddetli karaciğer hastalığı,
yeni geçirilmiş kalp yada beyin amaliyatı durumunda tedavi riskli
olabilir.
Trombolitik
tedavinin riskleri:
Trombolitik tedavi
anjiografi ile beraber yapılabilien bir işlem olduğu için,
anjiografinin tehlikleri bu durumda da geçerlidir. Eğer şeker yada
böbrek hastalığı varsa anjiografi ve beraberinde trombolitirk tedavi
risklidir. Böyle durumlarda yeterli sıvı tedavisi ile böbrekler
korunlamlıdır
Pıhtılaşma
bozukluğu olan kişilerde trombolitik tedavinin yan etkileri daha
fazla olabilir. Diğer bazı durumlarda da tedavi riskli olabilir:
· İç kanama
geçmişi,
· Kontrosüz yüksek
kan basıncı,
· Gebelik,
· Kalbin iç
yüzünün enfeksiyonu (Endokardit)
· İleri yaş,
· Şeker
hastalığına bağlı gözün iç tabakasının hastalığı (Diyabetik
retinopati)
Nasıl yapılır?
Trombolitik tedavi
genelde yoğun bakım, anjiografi ünitesi yada gereken altyapıya sahip
ameliyathanelerde yapılabilir. Hastanın yaşamsal bulguları (Kan
basıncı, nabız, v.b.) ile bereber herhangi bir kanamanın oluşup
oluşmadığı izlenir.
Pıntılyı eriten
ilaçlar iki şekilde verilebilir. İlaç ya genel olarak hardangi bir
toplardamardan dolaşıma verilirdoğrudan tıkalı olan damardaki
pıhtının içine verilir. Bunun için kasıktaki femoral atardamar,
dirsek önündeki brakial atardamar veya el bileğindeki radial
atardamardan bir kateter tıkalı olan damara kadar ilerletilir. Bunun
için girişim yapılacak olan alan antiseptikli solüsyonlarla
silirinir ve o bölgeyi uyuşturmak için lokal anestezik ilaç enjekte
edilir. Daha sonra bu alandan kateter damar içine yerleştirilir.
Damarı görüntülemek için kateterden özel bir boya (radyo opak
madde)verilerek anjiografi çekilir. Bu görüntü klavuzluğunda
trombolitik tedavinin yapılacağı kateterin ucu tıkalı olan damara
yerleştirilip, trombolitik ilaç devamlı verilmeye başlanır.
Trombolitik tedavi için kullanılmakta olan başlıca ilaçlar
streptokinaz, ürokinaz ve doku plazminojen aktivatörü olan t-PA dır.
İlaç kateter yolu ile saatlerce verilir. Bu arada zaman zaman
anjiografi çekilerek pıhtının durumu kontrol edilip, gerekirse
kateterin ucunun yeri değiştirilir. Tıkanıklığın yerine, pıhtının
miktarına ve eşlik eden damar hastalığının durumuna göre bu tedavi
saatler hatta günlerce sürebilir. Pıhtı eridiğinde yada artık daha
fazla erimediğinde tedavi sonlandırılır. Eğer pıhtılaşma testleri
gereken sınırlar içerisinde ise kateter bulunduğu yerden çekilir ve
girişim noktasına kanama duruncaya kadar onlarca dakika baskı
uygulanır.
Son yıllarda
trombolitik tedavideki ilaç dozunu ve uygulama süresini kısaltmak
için yeni tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Mekanik yada
farmakomekanik trombektomi adı verilen bu yöntemlerde trombolitik
ilaç özel bazı kateterler ve cihazlarla verilir. Kateterden çıkan
ilacın jet etkisi ile yada kateterin emici etkisi ile veya bazen
kateterlerin pıhtıyı parçalayıcı etkisi ile pıhtı daha da küçültülür
ve ilaç ile eritilir. Bu şekilde daha kısa sürede damar
açılabilmektedir.
Trombolitik tedavi
sonrasında olabilecek sorunlar:
Trombolitik tedavi
sonrası hastanın bir gün yatması gerekildir. Bu sürede hastada her
hangi bir yan etki gelişip gelişmediği izlenir. Eğer kanama olmaz
ise hasta taburcu edilir. Ancak tıkanıklık oluşmasına neden olan
sorun belirlenmiş ise önecelikle o tedavi edilmelidir. Bu sorun çoğu
kez damardaki bir darlık, tıknıklık, genişleme (anevrizma) yada bir
kalp hastalığı olabilir.
Trombolitik
tedavinin en önemli yan etkisi kanamadır. Eğer hastalar aşağıdaki
sorunlarla karşılaşırlarsa tekrar hastaneye başvurmalıdırlar:
· Giderek
kötüleşen kol yada bacak ağrısı,
· Ateş,
· Solunum güçlüğü,
· Giderek artan
bulantı, kusma yada öksürük
· Kol yada bacakta
morarma, şişlik ve ağrı
· Kusma yada dışkı
ile kan gelmesi
· Kateterlerin
yerleştirildiği girişim bölgelerinden kan gelmeye devam etmesi
Bunlar dışında
sorun olmadığı sürece hastalar hafif işler yaparak ilk günlerini
evde geçirebilirler. İşlem sırasında kullanılan anjiografi
ilaçlarını rahat atabilmek için evde bol miktarda su ve sıvı gıdalar
alınmalıdır. İşlemden 24 saat sonra banyo yapılabilir.
Yan etkiler:
Trombolitik
tedavide ne yazık ki yan etkiler az değildir. Bu nedenle hastalar
yakından takip edilirler. Eğer kanama, düşük kan basıncı ve alerjik
belirtiler ortaya çıkarsa doktor durumdan haberdar edilmelidir. En
tehlikeli kanama beyinde olan kanamadır. Her 100 dan birinde beyin
kanaması görülebilir ve kendini felç ile belli eder.
Trombolitik tedavi
her zaman başarılı bir girişim değildir. Hastaların %25 inde tedavi
başarılı olmayabilir. Özellikle uzun süredir pıhtı olan hastalarda
pıhtı eritilemeyebilir. Hastaların %12 sinde pıhtı tekrar
oluşabilir.
cüneyt köksoy
PIHTILAŞMA:
Oldukça karmaşık olan pıhtılaşma olayım burada ana hatlarıyla
inceleyeceğiz.
Zedelenmiş damar
yüzeyine yapışan trombosit-lerden ve zedelenen damardan açığa çıkan
bazı maddeler, kanda erimiş halde bulunan fibrino-jenin fibrin
liflerine dönüşmesini sağlarlar. Fibrin lifleri pıhtının iskelet-ini
kurarlar. Fibrin lifleri oluşurken, çok sayıda trombosit bu liflerin
arasında kalır. Böylece başlıca öğeleri fibrin lifleri ve
trombositler olan pıhtı oluşur. Zedelenmiş dokudan açığa çıkan ve
pıhtılaşmaya yardım eden maddeye “doku tromboplastini” (Faktör III)
denir. Doku tromboplastini aracılığıyla gelişen pıhtılaşma olayları
“ekstrensek mekanizma” adını alır.
Damar içinden
iğneyle (enjeksiyonla) bir miktar kan ahp, bunu yavaş-ça bir tüp
içine boşaltırsak, bu kanın 5-6 dakika içinde pıhtılaştığını
görürüz. Bu pıhtılaşma olayına doku tromboplastini yardım
etmemiştir. Çünkü iğne içine çekilen kana doku tromboplastini
karışmamıştır. Bu tür pıhtılaşma olayına “intrensek mekanizma”
denir.
Tüp içinde
aldığımız kan-ın üstüne bir miktar doku tromboplastini koyarsak
pıhtılaşmanın 10-15 saniye içinde gerçekleştiğini görürüz. Demek ki
ektrensek mekanizmanın pıhtılaşmayı hızlandırıcı bir etkisi vardır.
Zedelenmiş bir damarın pıhtıyla tıkanmasında hem ekstrensek hem de
intrensek mekanizma devreye girer.
Kandaki eriyik
fibrinojenin, fibrin liflerine dönüşmesini sağlayan madde,
“trombin”dir. Trombin kanda serbest değil, inaktif bir ön enzim
(proenzim) biçiminde bulunur. Trombinin bu proenzim biçimine
“protrombin” denir. Protrom-binin trombine dönüşmesini, “aktif
faktörX” denilen bir madde sağlar. Aktif faktör X da kanda inaktif
biçimde bulunur. Bunun aktif biçime dönüşmesini sağlayanlar;
yukarıda sözünü ettiğimiz intrensek ve ekstrensek mekanizmalardır.
Pıhtılaşma olayının en önemli maddelerinden biri de ‘kalsiyum’dur.
Özetle; pıhtılaşma
bir seri enzimaük olayın gelişmesiyle ortaya çıkar. Pıhtılaşmaya
katılan maddelere “prokoagulan faktörler” denir. Romen rakamlarıyla
adlandırılan bu faktör-lerin çoğu karaciğerde üretilir ve protein
yapısındadır. I’den XIH’e kadar sıralanan f aktörlerden VIII
faktörıantihemofilikglobilindir. Eksikliğinde hemofili hastalığı
ortaya çıkar. Pıhtılaşma sırasında aktif duruma geçen bir faktör
Ötekini “O”, bir diğerini aktif duruma getirir, sonunda fibrinojen
fibrin haline dönüşür ve kan sıvı durumundan katı duruma geçer.
Oluşan pıhtıda
fibrin lifçikleri arasında kanın hücre-sel elementleri de bulunur.
Bir kaç saat sonra pıhtı büzüşmeye başlar ve kanın serumu (serum
pıhtılaşmış kanın sıvı bölümüdür) ayrılır.
Pıhtılaşma iki
ayrı mekanizma ile başla-yabilir.
1- Ekstrensek
sistemde pıhtılaşma. Doku zedelenmesi ile hücrelerin içinden doku
tromboplastini “Faktör III” açığa çıkar, bu “Faktör VII” yi aktive
eder ve aşağıda verilen çizelgede görüldüğü gibi pıhtılaşma gelişir.
2- intrensek
sistemde pıhtılaşma: Burada ilk aktive olan Faktör XII’dir. Faktör
XII damar içinde kollagen ile kan vücut dışına alındığında yabancı
yüzeye değinmekle aktif duruma geçer ve yine çizelgede gösterilen
sıra içinde pıhtılaşma gelişir.
Pıhtılaşma sıra-sında
iyonize Ca + + da gereklidir. Faktör IV olarak belirtilen kalsiyum
ortamdan ayrıhrsa ya da sitrat, oksalat gibi maddelerle iyonizasyonu
azaltılır ya da çöktürülürse pıhtılaşma engellenir. Tüpte kanın
pıhtılaşmasını önlemek için bu tip maddeler kullanılır. Normal
koşullarda vücut içinde kanın pıhtıl aşmamasının nedeni damarların
iç yüzünün düzgün, pürüzsüz oluşu, kollage-nin açığa çıkmaması,
ayrıca organizmada he-parin ve antitrombin gibi pıhtılaşmayı
önleyici (antikoagulan) maddelerin bulunmasıdır. Karaciğer-de sentez
edilen prokoagulan faktörlerden bazıları (örneğin protrombin) için
K vitaminine gerek vardır. Bu vitamin alınmazsa ya da etkisi
önlenirse pıhtılaşma bozukluğu ortaya çıkar.
Damar sertliği
olan bazı hastalardaysa pürtüklü yüzeyde gereksiz pıhtılaşmalar
olabilir ve damarı tıkayabilir. Bu hastalarda, doktor kontrolünde
heparin ya da K vitaminin etkisini engelleyen ilaçlarla bu tip
pıhtı oluşumu engellenir.
|