Deri
Elastikiyeti
Merhaba, Deri Elastikiyeti
Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
Sözümüz Söz. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

Şifalı
Bitki Destek Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da
denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Deri Elastikiyeti
Deri vücudu
kaplayan, hem örtü hem de çeşitli görevleri bulunan en büyük organ-ımızdır.
Derinin yüzölçümü
yaklaşık 1.70 m² dir. Derinin görevleri arasında vücudu fiziksel,
kimyasal ve biyolojik ajanlara karşı korumak, vücudun ısı denge-sini
korumak, nem dengesini korumak, transport görevleri sayılabilir.
İnsanla ten
rengine göre beyaz, sarı, siyah ırklar olarak ayrılabilir.
Genel olarak
kalınlığı 1-2 mm arasındadır. Avuç ve tabanlarda 3 mm, ensede 4
mm’ye kadar yükselir.
Göz kapaklarının
cildi ince, parmak uçlarının cildi hassastır.
Rengi yaşa,
bölgeye ve ırka göre değişir.
Deri özellikle
yapısında olan elastin ve kollajenden dolayı son derece dirençli bir
organdır.
Yeni doğanda
pembemsi-beyazdır. Yetişkin bir insanın ten rengi mat beyaz iken
yaşlandıkça daha koyu sarımtrak bir renk alır.
Derinin rengini
melanin denen madde vermektedir.
Deri dıştan içe
doğru 3 tabakadan oluşur.epidermis,dermis,subdermis.
Epidermis:kozmetik
açıdan en önemli deri tabakasıdır.derinin en üst ve görülen
tabakasıdır.içinden yalnızca yağ ve ter bezleri çıkışları geçer,aynı
zamanda kılların çıkış noktasıdır.
Epidermis en
dışında st.corneum tabakası en içte st bazale tabakası bulunur. St
corneum boynuzsu tabakadır deri yüzeyinden dökülerek uzaklaşır.
Epidermisin yenilenmesi 26-42 günde gerçekleşir.
Cilt görünümünü
büyük ölçüde belirleyen epidermisin korunması, sağlığı, bütünlüğünün
korunması bütün cilt yapısını ve fonksiyonlarını da etkiler.
Dermis: Bu tabaka
epidermisin altındadır ve bağ dokusundan meydana gelmiştir. Muntazam
bir hücre sırası yoktur. Derinin elastikiyeti için elastik bağ
dokusu, sağlamlığı için kolagen bağ dokusu görev yapar.Bu katta
ayrıca kan ve lenf damar ağları,kıl folikülleri ve kökleri,
sinirlerin sonlanma ağları, ter ve yağ bezleri bulunur.
Deride yaşlanmayla
birlikte incelme görülür.Su ve yağ miktarı azalır.Elastik liflerde
ve kollagende azalma ile birlikte derinin elastikiyeti
kaybolur,dayanıklılığı azalır ve ciltte yaşlanma prosesi buna bağlı
olarak gelişir.
Subdermis:Derinin
en alt tabakasıdır.Zengin yağ hücreleri ihtiva eder.Bağ dokusu
lifleri deri yüzeyine dikey inerek bölmeler yapar.Bunların içine yağ
hücreleri toplanarak deri altı yağ dokusunu yaparlar. Bölmelerde
damar ve sinirler bulunur. Cildin beslenme deposudur. Bu kat kişiye
ve beslenme şartlarına göre değişir.
Cildimiz ve
kıllar.
Günümüzün insanı
için istenmeyen olan ve kurtulmak için çeşitli yöntemler denenen
kıllar, evrimsel süreçte insan oğlunun soyunu devam ettirmesinde
çok önemli rol oynamıştır.zamanla korunma amacı-yla hayvan
postları,kumaşları kullanmaya başlandı,kıllardan kurtulma yolları
aranmaya başlandı.
Tercihlerimiz ve
evrimsel süreç bu şekilde giderse, öyle görünüyor ki yakın bir
gelecekte tamamen kılsız bir insan soyunun ortaya çıkması kaçınılmaz
olacak.
Bir kıl hücre
kompleksi (kıl folikülü)başlıca iki bölümden oluşur, deri üzerinde
kalan kıl gövdesi ve deri içinde kalan kıl kökü. Kıl kökü, cildin
bir kaç mm derinliğinde yerleşmiştir.Kan damarları ve sinirlerle
desteklenen bu bölüm kılın canlılığını ve büyümesini sağlayan ana
merkez görevini görür.
Kılların belirli
gelişim aşamaları vardır.bu evreler anajen,katajen ve telojen
evreleridir.
Anajen faz
:kılların büyüme,gelişme fazıdır.
Katajen faz:
kılların gelişiminin durması ve yavaş yavaş zayıflamaya başlaması
evresidir.
Telojen faz:
kılların dökülme aşamasına irdiği fazdır.Kkıl kökleri yeni kıl
üretmek için hazırlanmaya başlar.
Lazer ile
epilasyon bu gelişim aşama-larına göre yapılmaktadır. Epilasyon için
en uygun dönem kılların büyüme gelişme dönemi olan anajen fazdır.
anajen fazı kişiye, bölgeye ve kıl yapısına göre farklıklar
gösterebilir.
Genel yaklaşımla anajen fazındaki kılların oranı %10-20
civarındadır.
Deri insanın en
büyük ve önemli organı olmakla birlikte ihtiyaçları gereksinimleri
unutulmamalı, gerekli özen ve koruma şartları oluşturulmalıdır. Tüm
organ-ların ihtiyaçları gibi derinin ihtiyaçları da karşılanmalıdır.
Bütün bunların
üzerinde, organizmanın bütünüyle beden ve ruh olarak güzel görünmesi
ve toplum içinde kabul edilebilmesinde derinin rolü çok büyüktür.
Duyu organları,
vücudumuzun dış dünyaya açılmış pencereleridir.
Gözümüzle görür,
kulağımızIa duyar, burnumuzla koklar, dilimizle tat alırız.
Derimizle ise,
sıcağı, soğuğu, yumuşaklığı ve sertliği hissederiz. ,
Duyu organları bir
çeşit haber alıcıdırlar.
Bu haberler,
sinirler yoluyla beyne ulaştıktan ve burada değerlendirildikten
sonra bir anlam ifade ederler. Her duyu organı için beyinde ayrı bir
idare merkezi olduğu kabul edilmektedir.
Dolaysiyle, bu
merkezlerden birinin arızalanması halinde, merkeze bağlı organ
sağlam dahi olsa görev yapamamakta ve gelen haberler hiçbir işe
yaramamaktadır.
Ancak bunun aksi
de mümkündür: Beyindeki idare merkezi sağlam, fakat beyne haber
toplayan organ arızalı olsa; bu haberleri ilgili merkeze
gönderemeyeceğinden yine duyu faaliyeti gerçekleşemeyecektir.
Duyu
Organlarımızın Sağlığı
Duyu
organlarımızın sağlıklı kalabilmeleri için onları düzenli olarak
kontrol ettirmeliyiz.
Göz sağlığımız
için;
• Gözlerimizi
temiz tutmalıyız. Başkalarına ait havlu ve gözlükleri
kullanmamalıyız.
• Televizyonu uzun
süre ve yakından izlememeliyiz.
• Okuma sırasında
gözlerimiz ile kitap arasındaki uzaklığın
20–35 cm olmasına
dikkat etmeliyiz.
• Gözlerimizi
aşırı ışıktan korumalıyız.
• Gözlerimizin
görme yeteneğini artırmak için A vitamini içeren besinler yemeliyiz.
Kulak sağlığımız
için;
• Kulaklarımızı
temiz tutmalıyız.
• Kulaklarımızı
soğuktan korumalıyız.
• Kulaklarımızı
sert cisimlerle karıştırmamalıyız.
• Kulaklarımızı
dış darbelerden korumalıyız.
• Yüksek sesli
ortamlarda bulunmamalıyız.
• Patlama sesi
gibi şiddetli seslerin olduğu ortamlarda, oluşan basıncın kulak
zarımıza zarar vermesini engellemek için ağzımızı açmalıyız.
Burun sağlığımız
için;
• Burun kıllarını
koparmamalıyız.
• Burnumuzu
karıştırmamalıyız.
• Sigara
içmemeliyiz.
• Ne olduğunu
bilmediğimiz ya da kokusu keskin olan maddeleri koklamamalıyız.
Deri sağlığımız
için;
• Derimizi ezilme,
kesilme ve yanmalardan korumalıyız.
• Vücudumuzu temiz
tutarak deri üzerinde mikropların üremesine engel olmalıyız. Bunun
için derimizin üstündeki kirleri ve ölü hücreleri, sık sık yıkanarak
vücudumuzdan uzaklaştırmalıyız.
Dil sağlığımız
için;
• Ağız temizliğine
önem vermeliyiz.
• Çok sıcak ya da
çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıyız.
• Alkol ve sigara
kullanmamalı ve dilimize zarar verebilecek bazı kimyasal maddelerden
uzak durmalıyız.
Dünyayı beş
duyumuza ulaşan bilgiler vasıtasıyla tanırız. Bu hassas ve karmaşık
duyu organlarından yola çıkan bilgiler beynimizde değerlendirilir ve
günlük olsun, geçmişe ait olsun bilgi karşılaştırmaları ile
etrafmızda neler olup bittiğini anlamaya çalışınz, düşünürüz.
Aslında bu değerlendirmeler, duyu organlanmız bütün
mükemmelliklerine rağmen çok dar sınırlar dahilinde vazife
gördüklerinden oldukça kısıtlıdır.
İnsan kulağı
saniyede ancak 30 - 16.000 titreşim arası sesleri duyabilir.
Hayvanlar ve kuşlar yaklaşık olarak insanın duyma sınırına yakın
sınırlara sahiptir. Ama bazıları bizlerin duyamadığı sesleri
algılayabilirler. Hepimizin yalnızca köpeklerin duyabildiği sessiz
köpek ıslıklarını biliriz. Yarasalar ise, radar sistemlerinden daha
da yüksek ses frekanslarını kullanırlar. Görülüyor ki, insan kulağı
duyabileceklerinin ancak pek az bir bölümünü duyabiliyor.
Görme duyumuz ise,
daha da sınırlıdır. Gözümüz etrafımızdaki nesnelerden yansıyıp
onları görünür kılan elektromanyetik dalgalara cevap verir. Çeşitli
modern aletlere idrak alanımız her gün genişlemektedir. Bütün
bunlara rağmen bin illüzyon (yanılsama) dünyasmda yaşıyoruz.
Dünyamızın geri kalanını gerçekten anlayabilmemiz için kısıtlayıcı
düşünme yollarından sayılmalı ve beş duyumuzla değerlendirdiğimizden
daha geniş gerçek bir dünya düşünmeliyiz.
Beş Duyu Organ-ımız
* Göz:
Görme
organımızdır. Dünyaya açılan penceredir. Gözde zamanla uzağı ve
yakını görememe gibi kusurlar oluşabilir. Katarakt oluşabiliyor.
Gece-körlüğü ve göz çıbanı gibi rahatsızlıklar görülür.
* Kulak:
İşitme organı. Dış
kulak, ortakulak ve iç kulak olarak üç kısımdan oluşur. Dış kulak
sesleri toplar. Kulak yolu ile sesler orta kulağa, oradan çekiç-örs-özengi
kemikleri sayesinde iç kulağa iletilir. İç kulağa ulaşan sesler
salyangoz denen sinir uçlarıyla beyne iletir.
* Burun:
Koku alma, nefes
alma, organımızdır. İçindeki kıllar nemlenerek havanın içindeki
tozları tutar.
* Dil :
Tad alma
organıdır. Konuşmaya yarar. Yediğimiz yiyecekleri bir kürek gibi
karıştırarak çiğnenmesine yardımcı olur.
* Deri:
Dokunma duyusudur.
Sıcağı soğuğu, acıyı, sert ve yumuşaklığı, düz veya pürüzlü
yüzeyleri deri ile anlarız. Deri, ter ile yabancı maddeleri kıl di-plerindeki
deliklerden dışarı atılmasın salar. Vücudun hava almasını sağlar.
|