Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

   İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Şampuanlar

Cinsel Ürünler
Cilt Leke Krem
Bitki Macunları
Bitki Kapsülleri
Hastalık Çeşitleri
Bitki Sabunları
Bitki Çeşitleri
Bitki Yağları
Baharat
İndirim - Kampanya
Ana Sayfamız
 En Altta Arama Motoru Vardır

 

 


Benzer Konular
Panax Ginseng Kapsül



St John's Kapsül



Alfalfa Kapsül


Sarı Kantaron Kapsülü



Kudret Narı Kapsülü
 

 

Doğal Performans
www.birtat.com.tr
Çakşır Köklü Macun


Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
www.birtat.com.tr

Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Bitki Macunları
Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu

Arı Sütü
www.birtat.com.tr

Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Otacı Ürünleri
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik

Düzenli Kullanmayacağınız Ürünü Bizden Almayınız.

Ucuz Ürün Bizde Olmaz.

www.birtat.com.tr İşyerimiz

sifali bitki dukkan resimleri - www.birtat.com.tr

 

Zehirlenmeleri HDL İştahsızlık Sebepleri Enzim Deposu Gırtlak Hemoroit Başlangıcı İsteri Ergenlik Glikoz Hepatit C İyi Kolesterol Erkeklik Göğüs Büyümesi Hıçkırık jinekolik Hastaliklari Ezberleme Kabiliyeti Göğüs Anjini Hiper Tansiyon Kekemelik Ezik -  Burkulma Göğüste Su Toplanması Hormon Bozukluğu Kemik Erir mi? Faranjit Görme Yeteneği Hormon - Hormonal Kemik İltihabı Fazla Terlemek Göz Ağrısı Hücre Gelişimi Kemik Veremi Fazla Uyumak Göz İltihabı Hücre Zarı Kemik Yapısı Ferç Kaşıntısı Göz Kanlanması Huzursuzluk Kemik Yumuşaması Fil Hastalığı Göz Kaşıntısı İdrar Kaçırma Kemo Terapi Fistul Göz Sulanması İdrar Torbası Kemoterapi Kabakulak Karaciğer Enzimleri Kızamık Lokosit Katarakt Karaciğer Mikropları Kızıl Hastalığı Lösemi Kalbin Hızlı Atması Karaciğer Yağlanması Kloroz Madeni Maddeler Kalın Bağırsak Karaciğer Yetmiyor mu Kolesterol Parçalanması Mafsal Hastalıkları Kalp Çarpıntıları Karamsarlık Kolon Kanseri Mantar Hastalığı Kalp Nedir? Karbonhidrat Konsantrasyon Bozukluğu Melankoli Kalp Ritmi Nedir? Kardiyovasküler Konuşma Bozukluğu Meme Uçları Kalp Yağı Karın Ağrısı Korku Menopoz Ağrıları Kalp Yetmezliği Kas Gelişmesi Kortizon Mide Ağrısı Kamburluk Kas Yırtılması Kötü Kolesterol Mide Bulantısı Kan Basıncı Kasılma Kramp Mide Ekşimesi Kan Çıbanı Kaşıntı Kroner Kalp Mide Gazı Kan Damarı Kaslar Kulak Ağrısı Mide Şişkinliği Kan İşemek Kaygı Kulak Çınlaması Mide Tembelliği Kan Pıhtılaşması Kıkırdak Dokuları Kurdeşen Mide Ülseri Kan Şekeri Kılcal Damar Kurt Düşürmek Mide Zarı Kan Tükürmek Kilo Aldırıcı Kusmak Migren Ağrısı Kanda Kolesterol Kireçlenme Nedir? LDL Mikrop Öldürücü Kanser Hücreleri Kırık - Çıkık Lif Miyopluk Kansızlık Nedir? Kısırlık Nedir? Lohusalık Mushil Nefes Azlığı Öğrenme Yeteneği Prostat İltihabı Riboflavin Nefes Darlığı Öksürük Tehlikesi Prostat Kanseri RNA Sentezi Nefes Kokusu Omuz Ağrısı Radrasyon Romatizma İltihabı Nefrit Onikiparmak Bağırsağı Rahim Egzaması Rüyalanma Nekahat Organizma Rahim Kanaması   Nevralji Organların Görevi Rahim Kanseri   Nevrasteni Östrojen Rahim Kaşıntısı   Nezle Olmak Pankreas Rahim Sorunları   Niacin Parazitler Rahim Urları   Nikotin Atıcı Pelteklik Rahimde Polip   Nikris Penis Damarları Raşitizm   Reçine   Norolojik Pigment Reflü   Norotransmitter Prostat Bezi Reisi Mantar   Oburluk Prostat Tıkanıklığı Retina  Ririboflavin Vitamini Sarılık Sindirim Bozukluğu Spazm Çözücü Ruhsal Çöküntü Sedef Sindirim Sistemi Ruhsal Denge Şeker Dengeleyici Sinerji Etki Sporcu Desteği Ruhsal Sorunlar Şeker Düşürücü Sinir Bozukluğu Sporcu İncinmeleri Ruhsal Yapı Şeker Hastalığı Sinir Gerginliği Sporculara Destek Ruhsal Yorgunluk Şeker Zararları Sinir Stres Stres Gerginliği Saç İçin Seksüel Gerileme Sinir Uçları Su Birikmesi Saç Kökleri Selenyum Sinirsel Ağrılar Tansiyonu Düşürmek Safra Kesesi Selülit Lekesi Siroz  Sağlığı Korumak Semptomlar Şişmanlama Testosteron Sağlıklı Beslenmek Sentezleme Sivilce İltihabı Tırnak Kırılması Sakinleşmek Seratin Şizofreni Tiroit Bezleri Salgı Bezi Serbest Radikal Soğuk Algınlığı Tokluk Hissi verici Salgın Hastalıklar Sigara Zararları Solunum Sistemi Toksinler Sara Sık Sık İdrara Çıkma Solunum Yolları Trambosit Tümör Uyanma Varis Yaraları Yağ Eriticiler Umutsuzluk Uyarıcı Vasküler Sistemi Yak Yakımı Hızı Üreme Organları Uykusuzluk Vücudu Korumak Yağların Parçalanması Üreme Sistemi Uyur Gezerlik Vücut Geliştirmek Yaşlanmayı Geciktirmek Üretkenlik Uyuşukluk Vücut Isısı Yemek Borusu Üriner Sistem Vajina Kuruluğu Yağ Depoları Yüksek Tansiyon

 

               On İki Parmak Bağırsağı
 

Merhaba, Onikiparmak Bağırsağı Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Konu İle İlgili Açıklamalar Aşağıdadır.
Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz.

Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama; Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.

İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Telefonla...


Ne Konuşmuşsak O Ürün Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur. 1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 

  


 

Kapıda ödeme kolaylığı.

 

      0 542 252 70 62
     0 532 402 77 44

     0 464 217 18 81
     0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)

 




 

Bitkisel Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 

DUODENUM (ONİKİ PARMAK BAĞIRSAĞI): încebağırsağm toplam uzunluğu 6-7 m kadardır, ancak bu uzunluğun ilk 25 cm ‘lik bölümü duodenuma aittir. Buna göre duodenum, incebağırsağın en kısa bölümünü oluşturmaktadır. Duodenumun “Mezenter”i yoktur ve kısmen peritonla örtülüdür.
 

 

Duodenum mideyle jejunum arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Genel’olarak C harfine benzetebileceğimiz duodenum, pankreas başını çevrelemektedir. Karın ön duvarında göbekten geçen yatay tasarımsal bir çizgi çizdiğimizde, duodenum bu çizginin üstündeki bölgede kalır.

 

Duodenum üç dirsek yapmaktadır. Bunlardan birincisine “Üst fleksura”, ikincisine “Alt fleksu-ra”, üçüncüsüne de “Dudehojejunal fleksura” denir. Bu dirsekler aracılığıyla duodenum, kabaca C’ye benzeyen biçim kazanmaktadır. Dirsekler göz önüne alındığında, duodenum başlıca dört bölüme ayrılır. Yaklaşık 5 cm uzunluğunda olan ilk bölüm, “Pilor deliği” ile “Üst fleksura” arasında uzanmakta ve “Üst bölüm” adını almaktadır.

 

Üst bölümün ön yüzü peritonla örtülüyken, arka yüzü (pilora yakın bölümü dışında) peritonsuzdur. “Üst fleksura” bölgesinde, safra kesesi boynu ile duodenum birbiriyle komşudurlar. Duodenumun üst bölümünün ön yüzü karaciğer ve safra kesesiyle komşuluk yapmaktadır. Üst bölümün arka yüzü de “Vena porta”, “Ana safra kanalı/koledok” ve “Pankreas” ile komşudur.

 

Duodenumun ikinci bölümüne “İnen bölüm” denir. 8-10 cm boyunda olan bu bölüm, üst ve alt fleksuralar arasında uzanmaktadır. İnen bölüm önde karaciğer ve transvers kolonla komşudur. Arka yüzü de sağ böbrek ve vena kava inferiorla komşudur. Ana safra kanalıyla pankreas kanalı, duodenumun inen bölümünün iç yan tarafındaki duvarına eğik bir gidişle ayrı ayrı girdikten sonra, bir süre duvarın içinde yol alırlar.

 

Daha sonra birbirleriyle birleşerek tek bir kanal oluştururlar. Oluşan bu yeni kanala “Hepatopankreatik ampula” denir.

 

Hepatopankreatik ampula, duodenumun inen bölümünün iç yan duvarına pilordan 8-10 cm uzaklıkta bir kabartı yaparak açılır. Bu kabartıya “Büyük duodenal papilla” ya da “Vater papülası” denir.

 

Bazen buna ek olarak küçük ve ayrı bir pankreas kanab da duodenuma açılmaktadır. Bu kanala “Aksesuar pankre-atik kanal” denir. Bu kanal “Büyük duodenal papilla”nın 2 cm üstünde bir kabartıya neden olmaktadır. Bu kabartıya da “Küçük duodenal papilla” denir. Duodenumun 3. bölümü “Horizon-tal bölüm” [Yatay bölüm) adını alır ve yaklaşık 10 cm uzunluğundadır. Horizontal bölüm, karın aortasınm önünde sona erer. Ön yüzü peritonla kaplıdır. Duodenumun son bölümüne, “Çıkan bölüm” denir ve 2.5 cm uzunluğundadır.Bu bölüm “Dudenojejunal fleksura”yı oluşturduktan sonra jejunumla birleşir.

 

Duodenumun üst bölümleri biraz hareketli, buna karşüık alt bölümleri hareketsizdir. Baryumlu bir maddenin yardımıyla yapılan röntgen incelemede, midenin pilor kanalından hemen sonraki duodenum bölgesinin tabanının pilora bakan bir üçgen görünümünde olduğu görülür. Röntgende üçgen olarak görülen duodenumun bu bölgesine “Bulbus” denir. Bulbus bölgesinde ülser gelişme sıklığı fazladır.

 

Duodenumun jejunuma birleştiği noktaya diyafragma-dan kas ve lifsel yapıda bir bağ uzanmaktadır. Bu bağa “Treitz” ya da “Treitz fasyası” denir. Treitz kasından önceki sindirim kanalı kanamalarında kan, dışkı içinde sindirilmiş olarak çıkar. Bu noktadan sonraki kanamalardaysa kan, sindirilmemiş olarak dışkı içinde çıkar.

Oniki Parmak Ülseri

 

Ülser, mide veya onikiparmak bağırsağında yara oluşması anlamına geliyor. Onikiparmak bağırsağı mideden hemen sonra gelen kısım. Bunların boyutları birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişebiliyor. Bu yaralar bazen birkaç tane olabiliyor. Onikiparmak bağırsağı ülseri, mide ülserine göre yaklaşık olarak dört kat daha sık görülüyor. Normalde tüm toplumlarda onikiparmak ülseri görülme sıklığı yüzde 1.3, mide ülseri görülme sıklığı yüzde 0.3.

 

NEDENLERİ

Ülser oluşması için midenin asitli olması şart. Mide ve onikiparmak bağırsağının iç yüzeyinin üzerini kaplayan 'mukus' denilen bir koruyucu tabaka bulunuyor. Bu tabakadaki zayıflama asidi doğrudan mide ve onikiparmak bağırsağının zedelemesine yol açıyor. Ayrıca mide ve onikiparmak dokusunun direncini kıran damarlar ve hormonlarla ilgili pek çok faktörün etkisiyle ülser oluşumu kolaylaşıyor. Yani ülser dokuyu koruyan faktörlerle, dokuya zarar veren faktörler arasındaki dengenin bozulması sonucu ortaya çıkıyor.

 

BELİRTİLERİ

Ülser ender olarak sessiz gelişiyor. Yani hiçbir belirti vermeyebiliyor ve ilk belirti aniden mide kanamasıyla ortaya çıkabiliyor. Bu duruma kortizon veya anti-romatizmal ağrı kesici alan hastalarda daha sık rastlanıyor. Ülsere bağlı olarak çıkan şikáyetler sıklıkla karında özellikle açken ortaya çıkan ağrı. Ağrı genellikle bir şeyler yemekle ve antiasit ilaçlarla geçiyor. Özellikle gece uykudan uyandıran ağrılar ülser için belirleyici oluyor. Ancak bazen ağrı tokken de görülebiliyor. Bu ağrıya bulantı ve kusma eşlik edebiliyor.

 

TANISI

Ülserin kesin tanısı bahsettiğimiz risk faktörleri bulunan veya ülserle uyumlu yakınmaları olan kişilere endoskopi yapılarak konuluyor. Endoskopiyle ülserin yeri, büyüklüğü, kanayıp kanamadığı, yapışıklık ve özellikle onikiparmak bağırsakta tıkanıklık yapıp yapmadığı belirleniyor. Ayrıca endoskopiyle mide ülserlerinin kanser olup olmadığı biyopsi yapılarak anlaşılabiliyor.

 

TEDAVİSİ

Ülserin tedavisine, hastalığa neden olabilecek aspirin, anti-romatizmal ağrı kesici alımı, uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı, sigara kullanımı gibi nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla başlanıyor. Antiasit ilaçlar kısa süreli yakınmaların giderilmesini sağlıyor. Günümüzde mide asidini azaltan çok güçlü ilaçlar var. Bunlar H-2 reseptör antagonistleri ve proton pompa inhibitörleri. Bu ilaçlar, özellikle proton pompa inhibitörleri mide asidini ileri derecede baskılayarak ülserin iyileşme sürecini kolaylaştırıyor. Bunun dışında ülserin yüzeyini kaplayarak yara iyileşmesine yardımcı olan ilaçlar var. Helikobakter pilori bulunan hastalar özel antibiyotiklerle tedavi edilir.

 

Heliobakter pilori tedavisini yapılmasının amacı ülserin tekrarlama olasılığının azaltılmasıdır... Heliobakter pilori mikrobuna karşı kullanılan antibiyotiklerin gelişigüzel kullanılması ise bu mikropları bu antibiyotiklere karşı dirençli kılıyor. Tedavi protokollerine ve süresine tam olarak uymaksa yararlı sonuç veriyor.

 

SONUÇLARI

Ülserin tedavi edilmemesi ölümcül sorunlara yol açabiliyor. Bunlardan en önemlisi ülsere bağlı kanama. Kanama durumunda dışkı kanla bulaştığı için siyah renk alıyor. Kanın bağırsakta parçalanması sonucu dışkı pis kokulu bir hale geliyor. Kanamanın çok ve bağırsak pasajının hızlı olması durumunda koyu kırmızı dışkılama olabiliyor. Bulantı ve kusma da görülebiliyor. Midedeki kanın sindirilmesiyle kusmuk kahverengi kahve telvesi rengini alıyor. Kanamalı hastanın tedavisi acil olarak hastaneye yatırılarak yapılmalı. Ağır kanamalar yaşamı tehdit edebiliyor.

 

İkinci sorun ülsere bağlı mide delinmesi. Ağrı çok şiddetli, karın tahta gibi sert hale geliyor.

 

Acil olarak ameliyatla bu delinme tamir edilmeli, eğer tedavi gecikirse hasta kaybedilebilir.

 

Üçüncü sorun mide çıkışının daralması ve tıkanması. Hafif durumlarda medikal tedaviyle, ağır durumlarda ameliyatla tıkanıklık tedavi ediliyor. Dördüncü sorun midenin pankreas gibi bir organa ülser nedeniyle yapışması. Bu durumda şiddetli sırta vuran ağrılar ortaya çıkıyor. Ağır durumlarda operasyon gerekiyor.

Bu mikrop kansere bile neden oluyor.

 

Helikobakter pilori denilen mikrobun ülser gelişiminde rolü büyük. Bu mikrop mide ülserlilerin yüzde 70-80'inde, onikiparmak bağırsak ülserinin yüzde 90'ında etkin rol oynuyor. Uzun süreçli gastritin en sık nedeni helikobakter pilori mikrobu. Bu mikrobun 1990 yılında bulunmasından sonra kronik gastrit ve ülser daha iyi anlaşıldı. Bu mikrobun kronik gastrit ve ülserde saptanması durumunda, bakteriye karşı uygulanacak tedavi hastalıkların tekrarlama olasılığını azaltıyor.

 

Günümüzde helikobakter pilori kanser yapıcı olarak kabul ediliyor. Helikobakter pilori taşıyan kronik gastritli hastalarda ileride mide kanseri çıkma olasılığı bulunuyor. Türkiye'de helikobakter pilori görülme sıklığı Avrupa ülkelerinden fazla. Türkiye'de yapılan araştırmalarda çocuklarda yüzde 20, Avrupa'da yüzde 10 oranında helikobakter piloriye rastlandı. 50'li yaşlarda ise Türkiye'de yüzde 80-90, Avrupa'da yüzde 50 oranında helikobakter pilori pozitifliği görüldü.

 

Helikobakter pilorinin insandan insana geçiş yolu tam bilinmemekle birlikte hijyenik koşulların bunda etken olduğu tahmin ediliyor. Sosyo-ekonomik düzeyi düşük kesimlerde helikobakter pilori sıklığı artıyor. Helikobakter pilori mikrobu endoskopi sırasında araştırılabiliyor. Ayrıca solukta yapılan üre testi, dışkı testi, bazı kan testleri ile bu bakterinin varlığı hakkında bilgi elde edilebiliyor.

 

 

Onikiparmak Bağırsağı Kanseri

1- Rastlantısal Kalın Bağırsak Kanseri

 

Kalın Bağırsak kanserinin önemli bir bölümü herhangi bir tanımlanmış genetik bozukluğa bağlı olmadan rastlantısal olarak gelişir. Bu tip oluşum şekli, tüm kalın bağırsak kanserlerinin % 65-85 kadarında gözlenir. Rastlantısal tip kalın bağırsak kanserinde kalıtsal geçiş gözlenmez. Ailede birden fazla bireyde kalın bağırsak kanseri ender olarak gözlenebilir fakat kuvvetli bir ailesel kalın bağırsak hikayesi yoktur.

2- Ailesel kalın bağırsak kanseri

 

Bu gruptaki hastaların ailesinde birkaç nesildir süregelen kalın bağırsak kanseri hikayesi vardır. Fakat bireyin ailesinde hastalık olmasına karşın, kalıtsal kalın bağırsak kanserinde olduğu gibi bir genetik bozukluk (kalıtsal geçiş) tanımlanmamıştır. Tüm kalın bağırsak kanserlerinin yaklaşık olarak %10-30 u Ailesel Kalın Bağırsak Kanseridir. Bu tip aile hikayesi olanlarda tarama testleri yapmak gerekir.

3- Kalıtsal kalın bağırsak kanseri

 

Tüm kolorektal kanser hastalarının %5 kadarı kalıtsal geçiş gösterir. Günümüzde kalıtsal kolorektal kanserin belirlenmiş iki tipi vardır. Bunlardan biri ailesel adenomatöz polipozis sendromu (familiyal polypozis coli / FAP) diğeri kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanserdir (HNPCC / Lynch sendromu).

a) Kalıtsal (Herediter) Non-polipozis Kolorektal Kanser (HNPCC)

 

Kalıtsal kalın bağırsak kanseri içinde en sık gözleneni kalıtsal (herediter) non-polipozis kolorektal kanserdir (HNPCC). Genetik bozukluk tanımlanmıştır. Tüm kalın bağırsak kanser hastalarının % 5 nin oluşum şekli bu gruba girer. Hastalık bireyin çocuklarına belirgin geçiş gösterir. ailesel adenomatöz polipozis sendromundan (FAP) farklı olarak bu hastalarda FAP daki gibi yüzlerce polip oluşmaz.

 

Ailesinde 50 yaş öncesi kalın bağırsak kanseri olanlarda ve 3 veya daha fazla yakın akrabalarında kalın bağırsak kanseri olanlarda kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser düşünülmelidir.

 

Kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser grubuna giren kişilerde, kalın bağırsağın bir çok kısmında kanser olabilir. Buna ek olarak meme, rahim (uterus), yumurtalık (over) ve idrar yolları kanserleri gözlenebilir.

 

Ailesinde bu tip kalın bağırsak kanseri olanları yakın takip etmek gerekir. Bu takiplerde kalın bağırsakta kanser veya büyük bir polip tesbit edilmedikçe ameliyat gereksizdir. Bu hastalar jinekolojik, meme ve ürolojik açıdan da takip edilmelidir.

b) Ailesel (Familyal) Adenomatöz Polipozis Hastalığı (FAP)

 

Kalıtsal diğer bir kalın bağırsak kanseri ailesel (familyal) adenomatöz polipozis hastalığıdır (FAP). Hastaların bağırsaklarında yüzlerce, binlerce polip bulunur. Tüm kalın bağırsak kanser hastalarının % 1 nin oluşum şekli bu gruba girer.

 

Aile bireylerini etkilediği için ailesel, kalın bağırsakta adenomatöz polipler (ince ve kalın bağırsakta görülen kansere dönüşebilen polip tipi) görüldüğü için adenomatöz, kalın bağırsakta çok sayıda polip izlendiği içinde polipozis denilmiştir.

 

Ayrıca hastalığın belirtisi olarak deride kistler, kemik çıkıntıları ve fazladan diş oluşabilir.

 

Hastalığı olan kişi, kalıtsal olarak, %50 olasılıkla hastalığı çocuklarına geçirir. Bu hastalığa neden olan genetik bozukluk beşinci kromozomda taşınır ve adenomatöz polipozis coli geni (APC) adını alır. Kan testi ile etkilenen kişi saptanabilir

 

Ailesel adenomatöz polipozis sendromu (familiyal adenomatöz polypozis / FAP) olan ailelerde kalın bağırsak tarama testlerine 10 yaşında başlanmalıdır. Buna ek olarak mide ve duodenum (oniki parmak bağırsağı) endoskop ile taranmalıdır.

 

Ailesel adenomatöz polipozis (FAP) hastalığı taşıyanların ileriki yıllarda kanser gelişme olasılığı %100 e yakındır. Bu nedenle tanı koyulduğunda, koruyucu olarak, tüm kalın bağırsağı çıkartmak gerekir. Özel bir cerrahi teknik ile ince bağırsak anüse (makata) bağlanarak ve hastanın yaşam kalitesinin bozulmamasına özen gösterilir.

 

 Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.