Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

   İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Şampuanlar

Cinsel Ürünler
Cilt Leke Krem
Bitki Macunları
Bitki Kapsülleri
Hastalık Çeşitleri
Bitki Sabunları
Bitki Çeşitleri
Bitki Yağları
Baharat
İndirim - Kampanya
Ana Sayfamız
 En Altta Arama Motoru Vardır

 

 


Benzer Konular
Panax Ginseng Kapsül



St John's Kapsül



Alfalfa Kapsül


Sarı Kantaron Kapsülü



Kudret Narı Kapsülü
 

 

Doğal Performans
www.birtat.com.tr
Çakşır Köklü Macun


Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
www.birtat.com.tr

Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Bitki Macunları
Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu

Arı Sütü
www.birtat.com.tr

Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Otacı Ürünleri
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik

Düzenli Kullanmayacağınız Ürünü Bizden Almayınız.

Ucuz Ürün Bizde Olmaz.

www.birtat.com.tr İşyerimiz

sifali bitki dukkan resimleri - www.birtat.com.tr

 

Zehirlenmeleri HDL İştahsızlık Sebepleri Enzim Deposu Gırtlak Hemoroit Başlangıcı İsteri Ergenlik Glikoz Hepatit C İyi Kolesterol Erkeklik Göğüs Büyümesi Hıçkırık jinekolik Hastaliklari Ezberleme Kabiliyeti Göğüs Anjini Hiper Tansiyon Kekemelik Ezik -  Burkulma Göğüste Su Toplanması Hormon Bozukluğu Kemik Erir mi? Faranjit Görme Yeteneği Hormon - Hormonal Kemik İltihabı Fazla Terlemek Göz Ağrısı Hücre Gelişimi Kemik Veremi Fazla Uyumak Göz İltihabı Hücre Zarı Kemik Yapısı Ferç Kaşıntısı Göz Kanlanması Huzursuzluk Kemik Yumuşaması Fil Hastalığı Göz Kaşıntısı İdrar Kaçırma Kemo Terapi Fistul Göz Sulanması İdrar Torbası Kemoterapi Kabakulak Karaciğer Enzimleri Kızamık Lokosit Katarakt Karaciğer Mikropları Kızıl Hastalığı Lösemi Kalbin Hızlı Atması Karaciğer Yağlanması Kloroz Madeni Maddeler Kalın Bağırsak Karaciğer Yetmiyor mu Kolesterol Parçalanması Mafsal Hastalıkları Kalp Çarpıntıları Karamsarlık Kolon Kanseri Mantar Hastalığı Kalp Nedir? Karbonhidrat Konsantrasyon Bozukluğu Melankoli Kalp Ritmi Nedir? Kardiyovasküler Konuşma Bozukluğu Meme Uçları Kalp Yağı Karın Ağrısı Korku Menopoz Ağrıları Kalp Yetmezliği Kas Gelişmesi Kortizon Mide Ağrısı Kamburluk Kas Yırtılması Kötü Kolesterol Mide Bulantısı Kan Basıncı Kasılma Kramp Mide Ekşimesi Kan Çıbanı Kaşıntı Kroner Kalp Mide Gazı Kan Damarı Kaslar Kulak Ağrısı Mide Şişkinliği Kan İşemek Kaygı Kulak Çınlaması Mide Tembelliği Kan Pıhtılaşması Kıkırdak Dokuları Kurdeşen Mide Ülseri Kan Şekeri Kılcal Damar Kurt Düşürmek Mide Zarı Kan Tükürmek Kilo Aldırıcı Kusmak Migren Ağrısı Kanda Kolesterol Kireçlenme Nedir? LDL Mikrop Öldürücü Kanser Hücreleri Kırık - Çıkık Lif Miyopluk Kansızlık Nedir? Kısırlık Nedir? Lohusalık Mushil Nefes Azlığı Öğrenme Yeteneği Prostat İltihabı Riboflavin Nefes Darlığı Öksürük Tehlikesi Prostat Kanseri RNA Sentezi Nefes Kokusu Omuz Ağrısı Radrasyon Romatizma İltihabı Nefrit Onikiparmak Bağırsağı Rahim Egzaması Rüyalanma Nekahat Organizma Rahim Kanaması   Nevralji Organların Görevi Rahim Kanseri   Nevrasteni Östrojen Rahim Kaşıntısı   Nezle Olmak Pankreas Rahim Sorunları   Niacin Parazitler Rahim Urları   Nikotin Atıcı Pelteklik Rahimde Polip   Nikris Penis Damarları Raşitizm   Reçine   Norolojik Pigment Reflü   Norotransmitter Prostat Bezi Reisi Mantar   Oburluk Prostat Tıkanıklığı Retina  Ririboflavin Vitamini Sarılık Sindirim Bozukluğu Spazm Çözücü Ruhsal Çöküntü Sedef Sindirim Sistemi Ruhsal Denge Şeker Dengeleyici Sinerji Etki Sporcu Desteği Ruhsal Sorunlar Şeker Düşürücü Sinir Bozukluğu Sporcu İncinmeleri Ruhsal Yapı Şeker Hastalığı Sinir Gerginliği Sporculara Destek Ruhsal Yorgunluk Şeker Zararları Sinir Stres Stres Gerginliği Saç İçin Seksüel Gerileme Sinir Uçları Su Birikmesi Saç Kökleri Selenyum Sinirsel Ağrılar Tansiyonu Düşürmek Safra Kesesi Selülit Lekesi Siroz  Sağlığı Korumak Semptomlar Şişmanlama Testosteron Sağlıklı Beslenmek Sentezleme Sivilce İltihabı Tırnak Kırılması Sakinleşmek Seratin Şizofreni Tiroit Bezleri Salgı Bezi Serbest Radikal Soğuk Algınlığı Tokluk Hissi verici Salgın Hastalıklar Sigara Zararları Solunum Sistemi Toksinler Sara Sık Sık İdrara Çıkma Solunum Yolları Trambosit Tümör Uyanma Varis Yaraları Yağ Eriticiler Umutsuzluk Uyarıcı Vasküler Sistemi Yak Yakımı Hızı Üreme Organları Uykusuzluk Vücudu Korumak Yağların Parçalanması Üreme Sistemi Uyur Gezerlik Vücut Geliştirmek Yaşlanmayı Geciktirmek Üretkenlik Uyuşukluk Vücut Isısı Yemek Borusu Üriner Sistem Vajina Kuruluğu Yağ Depoları Yüksek Tansiyon

 

Organ Nedir?
 

Merhaba, Organların Görevi Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Konu İle İlgili Açıklamalar Aşağıdadır.
Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz.

Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama; Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.

İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Telefonla...


Ne Konuşmuşsak O Ürün Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur. 1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 

  


 

Kapıda ödeme kolaylığı.

 

      0 542 252 70 62
     0 532 402 77 44

     0 464 217 18 81
     0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)

 




 

Bitkisel Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 

Canlı bir vücuttaki dokuların bir araya gelerek anatomik ve işlevsel bir bütün oluşturduğu, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş vücut bölümüne organ denir.


 

Organlarımız; iç organları, duyu organları gibi de gruplandırılabilir.

 

İnsan Vücudundaki Organlar ve Görevleri

İnsan vücudunda pek çok organ görev alır. Bu organlar görevlerine ve bulundukları sistemlere göre şu şekilde sınıflandırılırlar:

 

1. İç Organlar

Soluk borusu, yemek borusu, akciğerler, kalp, mide, karaciğer, safra kesesi, oniki parmak bağırsağı, pankreas, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum, dalak, böbrek, apandisitten oluşur.

 

2. Sindirim Organları

Temel sindirim sistemi organları, sırasıyla, ağız, yutak, yemek borusu, mide, on iki parmak bağırsağı, ince bağırsak ve kalın bağırsak olarak sayılabilir. Sindirim sistemine yardımcı organlar ise karaciğer ve pankreastır.

 

3. Üreme Organları

Kadın ve erkekte üreme organları birbirinden farklıdır. Erkek üreme organları; penis, testisler ve prostattan (erbezi) oluşur. Kadın üreme organları ise; vajina, rahim ve yumurtalıklardır.

 

4. Boşaltım Organları

Boşaltım sisteminde görev alan temel organlar böbrekler, üreterler ve idrar kesesidir.

 

5. Solunum Organları

Ağız, burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğer solunum sistemini meydana getiren organlardır.

 

6. Dolaşım Organları

Kalp ve kan damarları dolaşım sistemini meydana getirir.

 

7. Duyu Organları

Göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır. Duyu organları, çevremizi algılamamızı sağlayan organlardır.

 

 

Organlarımız

 

Dış dünyayla ilişkilerimizi duyu organlarımızla sağlarız.Yani duyu organlarımız dünyaya açılan gözlerimizdir diyebiliriz.Tabi bu dünyayla ilişkilerimizi sağladığımız organlarımızında sağlığına oldukça dikkat etmemiz gerekiyor.

 

Hastalandığında da tedavisinin çok iyi yapılması gerekir.

 

Çevremizi algılamamızda görevli olan göz, kulak, burun, dil ve deri duyu organlarımızdır.

 

Duyu organlarımız birlikte çalıştığında çevremizi algılamamız daha kolay ve doğrudur.Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini, yumuşaklığını, sıcaklığını vb. özelliklerini duyu organlarımız sayesinde hissederiz. Uyarıları dış ortamdan alarak sinirlere aktaran, duyu organlarının yapısında bulunan özel hücrelere duyu almaçları adı verilir.

 

Farklı duyu organlarımız için farklı almaçlar vardır. Uyarı, ilgili almaç tarafından alındığı zaman uyartıya dönüşür. Uyartılar, duyu almaçları sayesinde, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir. Bu merkezler, kendilerine ulaşan uyartı mesajını değerlendirir, mesajın gerektirdiği cevabı vücudun ilgili bölümlerine gönderir ve bu bölümlerin cevabı yerine getirmesini kontrol eder. Bu sayede dış ortamdan gelen uyarıları algılarız.

 

 

Duyu organlarımızın beraber çalışması durumunda algılamamızın daha kolay ve doğru olur.

 

Çevremizdeki cisimlerin sesini, rengini, kokusunu, sertliğini vb. duyu organlarımız sayesinde hissederiz.

 

Dış ortamdan duyu organlarımız ile aldığımız uyarıları sinirlere aktaran özel hücrelere “duyu almaçları” adı verilir. Duyu almaçlarının, duyu organlarının yapısında bulunur.

 

Farklı duyu organlarımız için farklı almaçlar vardır. Duyu almaçları sayesinde uyartıların, duyu-sinir yolu ile beyindeki duyu merkezlerine iletilir. Beyindeki ilgili merkezin kendisine ulaşan uyartı mesajını değerlendirip mesajın gerektirdiği komutları vücudun ilgili bölümlerine verir ve bu bölümlerin verilen komutları yerine getirmesini kontrol eder. Böylece dış ortamdan gelen uyarıların algılanması sağlanmış olur.

 

Görme Organımız Göz

 

Aşağıdaki fotoğrafı inceleyerek gözümüzü koruyan ve görme işinde görevli olan yapıların neler olduğunu söyleyebilir misiniz? Göz, çevremizden aldığı ışık sayesinde görmemizi sağlayan duyu organımızdır. Gözümüzü koruyan yapılar kaşlar, göz kapakları, kirpiklerdir.Gözümüzde ayrıca gözyaşı bezleri ile göz yuvarlığını göz çukuruna bağlayan ve bunların hareketini sağlayan kaslar bulunur.

 

Göz sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabaka (retina) olmak üzere üç bölümden oluşur.

 

Gözün Bölümleri a) Sert Tabaka: Gözün dışında bulunan beyaz renkli kısımdır ve gözü dış etkilerden korur. Işığı kıran bu tabakaya saydam tabaka (kornea) adı verilir.

 

b) Damar Tabaka: Sert tabakanın altında yer alır ve gözün beslenmesini sağlayan damarlardan oluşur. Damar tabaka, gözün ön kısmındaki irisi oluşturur. iris gözün renkli kısmıdır. irisin ortasında bulunan kısma göz bebeği adı verilir. iris, gözümüze gelen ışığın şiddeti fazla olduğunda göz bebeğini daraltır, az ışıklı ortamlarda ise göz bebeğinin büyümesini sağlar.

 

c) Ağ Tabaka (Retina): Işığa karşı duyarlı almaçların bulunduğu kısımdır. Ağ tabakadaki sinirler birleşerek göz yuvarlağının arka tarafından çıkıp beyne gider. Sinirlerin göz yuvarlağından dışarı çıktığı yere kör nokta adı verilir. Kör nokta ışığa karşı duyarlı değildir ve burada görüntü oluşmaz. Kör noktanın üst kısmında ve göz bebeğinin hizasında bulunan çukur bölgeye sarı leke denir. Görüntü sarı lekede meydana gelir. Ağ tabakanın ön kısmında göz merceği bulunur.

 

Göz Kusurları ve Bu Kusurların Tedavi Yolları Göz kusurları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Doğuştan olan bazı göz kusurları şunlardır:

 

Renk körlüğü (Daltonizm): Kırmızı ve yeşil renklerin birbirinden ayırt edilemediği bir göz kusurudur.

 

Şaşılık: Gözü hareket ettiren kasların uyumsuzluğu sonucunda oluşur, ameliyatla giderilebilir.

 

Gözlük ve kontak lensler, bazı göz kusurlarının tedavisinden kullanılan teknolojik araçlardandır. Saydam tabakadaki saydamlığın bozulduğu veya yok olduğu ya da bu tabakanın şeklinin değiştiği durumlarda hastalara kornea nakli yapılır. Kornea nakli, gözün bozuk olan korneasının sağlam bir kornea ile değiştirilmesi işlemidir.

 

Göz görmemizi sağlayan duyu organımızdır.

 

Göz kaşlar, göz kapakları, kirpikler ve gözyaşı bezleri ile göz yuvarlığını göz çukuruna bağlayan ve bunların hareketini sağlayan kaslardan oluşmuştur.

 

Gözün görmeyi sağlayan bölümlerinin sert tabaka, damar tabaka ve ağ tabakadır.

 

İris gözümüze gelen ışığın şiddeti fazla olduğu zaman göz bebeğini daralttır, az ışıklı ortamlarda ise göz bebeğinin büyümesine sebep olur.

 

İşitme Organımız Kulak

 

Kulaklarımız işitmemizi ve dengemizi sağlayan duyu organımızdır. Suya atılan bir taşın oluşturduğu dalgalar gibi havada da ses dalgaları mevcuttur. Bu ses dalgaları kulağımızdaki duyu almaçları ile algılanır.

 

Kulak dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur. Kulağın Bölümleri a) Dış Kulak: Kulak kepçesinden ve kulak yolundan oluşur. Kulak yolunun sonunda kulak zarı bulunur. Kulak kepçesi kıkırdak bir yapıya sahiptir. Kulak yolu, kulak kepçesini orta kulağa bağlayan bir kanaldır.

 

Kulağımız kulak kiri olarak adlandırılan bir sıvı salgılar. Bu sıvı, kulak yolundaki kıllar ile birlikte kulağa giren toz vb. maddelerin kulak zarına ulaşmasını engeller.

b) Orta Kulak: Orta kulakta çekiç, örs, üzengi kemikleri, östaki borusu ve oval pencere bulunur. Üzengi kemiği vücudumuzun en küçük kemiğidir. Çekiç kemiği kulak zarına, üzengi kemiği ise iç kulaktaki oval pencereye temas eder. Bu özellikleri ile kulak kemikleri, kulak zarını iç kulağa bağlayan bir köprü oluşturur. Östaki borusu orta kulaktan yutağa açılır.

 

Böylece orta kulak ile vücudun dışı arasındaki basınç farkını dengeleyerek kulak zarının yırtılmasını engellemiş olur. c) iç kulak: Dalız, salyangoz ve yarım daire kanallarından oluşur. Dalız, oval pencereden gelen ses dalgalarını salyangoza iletir. Salyangozda işitme sinirleri vardır ve gelen ses dalgaları işitme sinirleri ile beyne iletilir. Vücudumuzun dengesinin bozulup bozulmadığını beyinciğe bildirme işini salyangozun üst kısmındaki yarım daire kanalları yapar.

 

işitme Bozukluları ve Bunların Tedavi Yolları Çevrenizde işitme bozukluğu olan kimseler var mı? işitme bozukluklarının sebebi ne olabilir? işitme bozukluklarının birçok sebebi vardır. Bunların bazıları işitme kaybına, bazıları da sağırlığa yani hiç duymamaya yol açabilir. işitme bozuklukları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilir. Kulak zarı sertleşmesi, orta kulakta kemik kaynaması ve iç kulaktaki zedelenmeler doğuştan olabilir.

 

Bazen bir hastalık ya da yüksek şiddette sesler kulağa zarar verip işitme kaybına sebep olabilir. işitme kaybı oluşursa işitme cihazı kullanılması gerekir. işitme Cihazları: Dışarıdan gelen seslerin şiddetini yükselterek onları kulağın duyabileceği seviyeye getiren küçük elektronik aletlerdir.

 

Genellikle iç kulakla ilgili işitme kayıplarında kullanılır ancak bazen orta kulak rahatsızlıkları için de kullanılabilmektedir. işitme cihazı sesi yükseltir ama işitme kaybını düzeltmez. Mikrofon, pil ve kulaklık gibi bazı temel parçalardan oluşur. işitme cihazları duyma bozukluğu olan her yaştaki insan tarafından kullanılabilir.

 

Wireless Teknolojisi: Duymayan kulaktan duyan ya da az işitme kaybı olan kulağa kablosuz iletim sağlayan yeni bir teknolojidir. Hasta bu cihazla, sesleri daha iyi duyar.

 

Dokunma Organımız Deri Deri, en büyük duyu organımızdır ve vücudumuzun dışını tamamen kaplar. Ayrıca vücut ısısını ayarlar, solunum ve boşaltıma yardımcı olur ve vücudu dış etkilerden korur. Derinin üzerinde dokunmayı, basıncı, ağrıyı, sıcağı, soğuğu vb. duyuları algılayan almaçlar vardır.

 

Deri, üst deri ve alt deri olmak üzere iki tabakadan oluşur.

 

Derinin bölümleri a) Üst deri: Derinin alt bölümlerini koruyan tabakadır. Bu tabakada kan damarları ve sinirler bulunmaz. Üst derinin en dış bölümü ölü hücrelerden meydana gelmiştir.

 

Bu bölümün altında canlı hücrelerden oluşan bir tabaka bulunur. Bu tabaka, deriyi güneşten gelen zararlı ışınlardan korur. Üst deride ayrıca derinin rengini belirleyen hücreler de vardır.

b) Alt deri: Üst deriye göre daha kalın olan alt deri, canlı hücrelerden oluşur. Alt deride kan damarları, kıl kasları, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri, kıl kökleri ve duyu almaçları yer alır. Bu bölümün en altında ise yağ tabakası bulunur. Yağ tabakası vücudu çarpmalara ve vurmalara karşı korur ve vücudun ısı kaybını önler. Burada yer alan ter bezleri, terleme ile boşaltıma yardımcı olur.

 

Derimizle nasıl hissederiz?

 

Alt derideki duyu almaçları sıcak, soğuk, basınç, sertlik, yumuşaklık gibi duyuları algılar. Duyu almaçları ile alınan duyular, sinirler yoluyla beyne iletilir ve burada değerlendirilip algılanır. Derinin her yerinde aynı oranda duyu almacı yoktur. Bu yüzden de algılama duyusu derimizin her bölgesinde aynı değildir. Parmak uçları, dudaklar gibi bölgelerde algılama daha fazladır.

 

Deri Hastalıkları ve Bu Hastalıkların Tedavi Yolları Deri hastalıkları fiziki sebeplerle (kesici, ezici vb. cisimler ile kimyasal maddeler gibi) oluşabildiği gibi parazitler sebebiyle de ortaya çıkabilmektedir.

 

Bunlardan bazıları mantar hastalıkları ile pire ve kene gibi parazitlerin ısırmalarından meydana gelen deri bozukluklarıdır. Deri iltihaplanmalarına yol açan bazı mikroorganizmalar da derideki herhangi bir yaranın üzerine kolayca yerleşebilir. Alerjik deri hastalıkları arasında ise kurdeşen ve egzama sayılabilir. Bazı deri hastalıklarının teşhisinde dermatoskop adı verilen cihaz kullanılır.

 

Dermatoskop: Açık tene sahip ve vücudunda çok sayıda ben bulunan kimselerle, daha önce aile üyelerinden biri deri kanserine yakalanmış kişilerin vücutlarındaki güneş lekeleri ve benler dermatoskop ile incelenir. Dermatoskop ile yapılan inceleme sonucunda risk altında olduğu belirlenen kişilere ya ilaç tedavisi uygulanır ya da cerrahi müdahalede bulunulur.

 

Önemli NOT:

 

Derinin vücudun dışını tamamen kaplayan en büyük duyu organımızdır.

 

Derinin görevi vücut ısısını ayarlamak, solunuma ve boşaltıma yardımcı olmak, vücudu dış etkilerden korumaktır.

 

Derinin üzerinde dokunmayı, basıncı, ağrıyı, sıcağı vb. duyuları algılayan almaçların verdır.

 

Koku ve Tat Alma Arasında Bir İlişki Olabilir mi?

 

Koku ve tat alma organlarımız birbiriyle uyumlu olarak çalışır. Dilimiz bir besinin tadını, burnumuz da kokusunu algılar. Kokusu iyi alınamayan besinlerin tadı da iyi alınamaz.

 

Örneğin nezle olduğumuzda kokuları tam olarak alamadığımız için besinlerin tadını da tam olarak alamayız. Besinlerin tadını tam olarak alabilmek için burun ve dilin birlikte görev yapması gerekir.

 

Koklama Organımız Burun Burun, koku alma ve solunum organımızdır. Bu organ, alınan havanın temizlenmesini, ısıtılmasını, nemlendirilmesini ve kokusunun algılanmasını sağlar. Bir süre aynı koku alınacak olursa bu koku bir müddet sonra hissedilmez. Ancak ortama değişik bir koku geldiğinde bu yeni koku fark edilir.

 

Burun, kemik ve kıkırdakla desteklenen bir organımızdır. Burun boşluğunun duvarı, mukus salgısı üreten hücrelerle kaplıdır. Mukus salgısı üreten bu tabaka mukoza olarak adlandırılır. Mukoza burnun içinin nemli kalmasını sağlar. Burun boşluğunun üst tarafında koku almaçları bulunur. Koku almaçlarının yoğunlaştığı bölgeye sarı bölge denir.

 

Kokuyu Nasıl Algılarız? 1. Kokulu cisimlerden buharlaşarak ayrılan ve havaya karışan tanecikler, sarı bölgedeki mukus sıvısında çözünerek koku almaçlarını uyarır. 2. Uyartılar beynin koklama merkezine iletilir. Böylece koku algılanmış olur.

 

Bazı Burun Hastalıkları Sinüzit: Sinüslerin iltihaplanmasına sinüzit denir.

 

Saman nezlesi: Saman nezlesi bir alerjidir. ilkbahar ve yaz aylarında polenler rüzgârlara kapılarak geniş alanlara yayılır. Aldığımız nefesle burnumuza yerleşen polenler şiddetli hapşırıklar eşliğinde burnun suya benzer bir akıntı salgılamasına neden olur. ilaçlarla ya da aşı yapılarak tedavi edilebilir. Burun akıntısı: Burun akıntısı; nezle, saman nezlesi, sinüzit, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi bir şey kaçmış olması nedeniyle oluşabilir. Ayrıca kızamık başlangıcında da burun akıntısı görülür.

 

Burun kanaması: Büyümeye bağlı olarak ergenlik döneminde burun kanamaları görülebilir. Orta yaşlarda ise tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan burun kanamaları görülebilir. Burun kanamalarını durdurmak için yapılacak ilk yardım hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.

 

Önemli NOT:

 

Koku alma ve solunum organı olan burnumuz alınan havanın temizlenmesinde, ısıtılmasında, nemlendirilmesinde ve kokusunun algılanmasında rol oynar.

 

Tatma Organımız Dil

 

Yiyeceklerin bazılarının tadını severken, bazılarını ise sevmeyiz. Biberin acı, limonun ekşi, çikolatanın ise tatlı olduğunu nasıl ayırt ettiğimizi biliyor musunuz? Bu farklı tatları almamızda görevli olan dilimizin acaba başka görevleri de olabilir mi? Dilimizin tat alma, çiğneme, yutma ve konuşmaya yardımcı olma gibi görevleri vardır. Maddelerin tadının alınabilmesi için bu maddelerin tükürükte çözünmesi gerekir.

 

Dilin ucunda, yanlarında ve arkasında tat alma tomurcukları yer alır. Tat alma tomurcuklarında tatları algılamaya yarayan almaçlar bulunmaktadır. Dilimizin her bölgesi her tadı alabilir. Ama bazı tatları alan tat tomurcukları dilimizin bazı bölgelerinde daha fazladır. Dilimizin ucu tatlı, arkası acı, ön yanları tuzlu ve arka yanları da ekşi tatları daha fazla alır.

 

Nasıl Tat Alırız? 1. Tükürükte çözünen maddeler, tat tomurcuklarındaki almaçları uyarır. 2. Almaçlar, aldıkları uyarıları tat alma sinirlerine iletir. 3. Tat alma sinirleri beyindeki tat alma merkezini uyarır ve tat duyusu algılanır.

 

Bazı Dil Hastalıkları Tat Körlüğü: insanların bir kısmı bazı maddelerin tatlarını alamazlar. Kalıtsal olan bu duruma tat körlüğü denir.

Dil iltihabı: Çürük dişler, diş eti iltihabı, sigara, çok sıcak veya çok soğuk şeyler yemeyi alışkanlık hâline getirmiş kimselerde görülebilen bir tür hastalıktır.

Dil Yaraları: Dilin etrafında görülen kızarıklık ve içi su dolu küçük kabarcıklar dil yaralarının belirtileridir. Bu hastalık hazımsızlık veya gripten kaynaklanabilir.

 

işitme engelliler çevreleriyle iletişim kurmak için işaret dilini kullanırlar. Bu işaret dili harfleri veya kelimeleri anlatmak için sadece ellerin kullanıldığı sembolik işaretlere dayanmaktadır. Bu dil, işitme ve konuşmanın yerini tam olarak almasa da işitme engellilerin iletişim sorununu büyük oranda çözmektedir. Görme engelliler için kullanılan Braille (Breyıl) Alfabesi’nde, kabartma noktalardan oluşan karakterler kullanılmaktadır. Görme engelliler parmaklarının uçlarını kullanarak bu alfabeyle yazılmış yazıları okuyabilmektedir.

 

Önemli NOT:

 

Dil tat alma, yutma ve konuşmaya yardımcı olur.

 

Maddelerin tadının alınabilmesi için bu maddelerin tükürükte çözünmesi gerekir.

 

Dilin ucunda, yanlarında ve arkasında tatları algılamaya yarayan tat alma tomurcuklarının bulunur.

 

Tat alma tomurcuklarında tatları algılamaya yarayan almaçların yer alır.

 

Duyu Organlarımızın Sağlığı

 

Duyu organlarımızın sağlıklı kalabilmeleri için onları düzenli olarak kontrol ettirmeliyiz.

 

Göz sağlığımız için; • Gözlerimizi temiz tutmalıyız. Başkalarına ait havlu ve gözlükleri kullanmamalıyız. • Televizyonu uzun süre ve yakından izlememeliyiz.

 

• Okuma sırasında gözlerimiz ile kitap arasındaki uzaklığın 20–35 cm olmasına dikkat etmeliyiz. • Gözlerimizi aşırı ışıktan korumalıyız. • Gözlerimizin görme yeteneğini artırmak için A vitamini içeren besinler yemeliyiz.

 

Kulak sağlığımız için; • Kulaklarımızı temiz tutmalıyız. • Kulaklarımızı soğuktan korumalıyız. • Kulaklarımızı sert cisimlerle karıştırmamalıyız. • Kulaklarımızı dış darbelerden korumalıyız. • Yüksek sesli ortamlarda bulunmamalıyız. • Patlama sesi gibi şiddetli seslerin olduğu ortamlarda, oluşan basıncın kulak zarımıza zarar vermesini engellemek için ağzımızı açmalıyız.

 

Burun sağlığımız için; • Burun kıllarını koparmamalıyız. • Burnumuzu karıştırmamalıyız. • Sigara içmemeliyiz. • Ne olduğunu bilmediğimiz ya da kokusu keskin olan maddeleri koklamamalıyız.

 

Deri sağlığımız için; • Derimizi ezilme, kesilme ve yanmalardan korumalıyız. • Vücudumuzu temiz tutarak deri üzerinde mikropların üremesine engel olmalıyız. Bunun için derimizin üstündeki kirleri ve ölü hücreleri, sık sık yıkanarak vücudumuzdan uzaklaştırmalıyız.

 

Dil sağlığımız için; • Ağız temizliğine önem vermeliyiz. • Çok sıcak ya da çok soğuk yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıyız. • Alkol ve sigara kullanmamalı ve dilimize zarar verebilecek bazı kimyasal maddelerden uzak durmalıyız.

 

 

Sağlığın en iyi korunması, hastalanmamaktır.Hayat biçim ve dengeli beslenmek hastalıklardan korunmanın en iyi yoludur.

 

Duyu organlarımız bizlerin dünyaya açılan yerleridir.Gözlerimiz,kulağımız,ağzımız,burnumuz…Hepsi dünyada neler olup bittiğini bilebildiğimizi gösterir.Duyu organlarımızdan biri hastalandığı takdirde bir bir yerimizde eksik muhakkak hissederiz.Duyu organları hastalıkları nelermiş birlikte göz atalım, ve belirtileri varsa hemen tedbirimizi alalım.

 

Burun Hastalıkları Saman nezlesi : Basit nezle ve saman nezlesi olmak üzere iki tür nezle söz ko­nusu olabilir. Saman nezlesine buğday­gillerin çiçektozları yolaçar. Buruna gi­ren çiçektozları burunda alerjik bir tep­ki doğurur. Bu bakımdan, teşhis, mayıs haziran aylarında, çoğu zaman bir kır gezintisinden sonra başgösteren gözyaşı akıntılı aksırık nöbetlerine dayanır. Burun kanaması : Yerel bir tahriş ya da bir polip söz konusu değilse, bu kana­manın nedenini genel durumda aramak gerekir. Burun kanaması örneğin yüksek tansiyondan ya da karaciğer sirozundan ileri gelebilir.

 

Kulak Hastalıkları Sağırlık : işitme yeteneğinin az ya da çok yitirümesidir. Kulak yolunun kirle­nip tıkanması gibi basit bir nedenden Heri gelebileceği gibi, bazen çok karmaşık nedenlerle de ortaya çıkabilir. Bu durumda, temel nedenler kulak yangısı, otoskleroz, damar bozuklukları, beslen­me bozuklukları (azot eksikliği, şeker hastalığı), bulaşıcı hastalıklar (tifo, fren­gi), zehirlenme, kafatası veya ses trav­ması (örneğin kazancılarda görülen has­talık), ya da sinirsel bir hastalık olabi­lir.

 

Kulak yangısı : işitme organının yangılanmasıdır. Bu hastalığa streptokok, pnömokokgibi çeşitli bakteriler yolaçabilir. Genellikle bir burun ya da boğaz yangılanması sonucunda veya grip, kı­zamık, kızıl gibi hastalıklar sırasında or­taya çıkar. Dikkati çeken ilk belirtiler kulak ağrılarıdır. Bazen de bir irin akın­tısı göze çarpabilir. Bu durumda, he­men bir uzman doktora başvurmak ge­rekir.

 

Çünkü, süreğenleşme tehlikesinin dışında, daha başka birçok tehlikeler söz konusu olabilir, yavaş yavaş sağır­laşma, mastoidit, menenjit, kulaktan yayılan genel hastalık durumu bu tehli­kelerden bazılarıdır. Mastoid yangısı: özellikle süt bebekle­rinde, ivegen bir kulak yangısının baş­langıcından iki ya da üç hafta sonra or­taya çıkan sürekli irin dkıntısıyla kendi­ni gösteren bir hastalık durumudur. Mastoidit de denir. Delme işlemi uygu­lansa bile, ateş düşmez ve mastoid çı­kıntısı üzerinde bir ağrı belirir.

 

Bu has­talık sinüslerde tromboza, ivegen bir menenjite ya da beyin Apselerine yolaçması nedeniyle çok ciddî bir hastalıktır. Antibiyotik tedavisi olumlu sonuç ve­rir.

 

Baş dönmesi : Uzayın üç boyutundan biri içinde yer değiştirme duyumları ola­rak tanımlanabilir. Krizlerle ortaya çıkar ve travma izleri, beyin uru, plaklı skleroz, damar sertliği, zehirlenme kökenli (alkol ya da tütünden ileri gelebilir) sinir yangısı, hatta basitçe bir kulak yangısı gibi çok çeşitli nedenlerden ileri gelebi­lir. Yalnız başına veya kulak uğultusuyla sağırlıkla, mide bulantılarıylaya da kus­malarla birlikte görülen baş dönmesi daima çok ciddiye alınmalıdır.

 

Bu du­rumlar kulak burun boğaz uzmanının derinlemesine bir muayenesini gerekti­rir. A) Kulak zarı Çekiç kemiğinin başı (A), sapı (B) ve örs kemiği­nin kolu (C) saydam olarak görülmektedir. B) Orta kulaktaki kemik zinciri 1) Çekiç 2) örs 3) Üzengi C) Üst solunum yollarının yandan kesiti Burun boşluğunun yan çeperinde, üst (1), orta (2) ve alt (3) boynuzcuklar, yutak (4), ağız boşluğu (5), soluk borusjj (6) ve yemek borusu (7) görül­mektedir.

 

 

 

Göz Hastalıkları Kaşlar: Kaşlarda kistler ve çıbanlar olu­şabilir. Gözkapakları: Flegmon, yılancık, egza­ma, göz zonası kolayca tanınabilen gözkapağı hastalıklarıdır. Şalazyon yangılı olmayan bir kisttir. De­riye bağlanmaz ve gözkapağı kenarın­dan uzakta yer alır. Çoğu zaman kadın­da âdet kanamaları sırasında kendiliğin­den belirir. Arpacık bir kirpiğin kökünde, gözkapağı kenarında beliren yangılı bir çıbandır. Gözkapağının yangılanması ise blefarit olarak adlandırılır. Yaşlılık ya da yara izi nedeniyle meyda­na gelen büzülme sonucunda gözkapa­ğının kenarı dışa doğru kıvrılırsa, bu du­rum ektropiyon adını alır. Bu durumda­ki bir gözün mukozalı yüzeyi karşıdan bakılınca rahatça görülür. Ektropiyonun tersi duruma antropiyon (çipil göz) adı verilir. Antropiyonda, gözkapağı içe doğru kıvrılır. Bu ise kir­piklerin saydam tabakayı zedelemeleri­ne yolaçar. Üst gözkapağının aşağıya doğru sark­ması ptosis olarak adlandırılır. Bunlardan başka, gözkapağında deri kanserlerine de rastlanabilir.

 

Göz sümüksel zarı : Saydam tabakanın yakınında mercimek iriliğinde sarımtı­rak renkli bir birikintinin belirmesi sık görülen bir durumdur. Bu leke “pinguekula” olarak adlandırılır. Olgunluk ça­ğında, göz sümüksel zarında üçgen bi­çiminde bir kıvrım belirir. Bu üçgenin bir ucu saydam tabaka üzerine uzanır. Pterigliyon olarak adlandırılan bu du­rum bazen pinguekula ile birlikte görü­lür. Saydam tabaka yangılanmaları çe­şitli biçimler gösteren konjonktivitlerdir.

 

Konjonktivitlerin en basiti hava akı­mında kalmaktan doğar. Bu durumda göz kızarır, gözkapakları birbirine yapı­şır; gözkapağının altında kum varmış iz­lenimi belirir. Bundan başka, mikrop kökenli ve irinli olabilen daha ciddî konjonktivitler de vardır. Bunlar tehlikeli olabilirler. En ciddi olanlarından biri gonokokun yolaçtığı konjonktivittir. Bu hastalık saydam tabakada bozukluklar meydana getirir. Üzerinde durulması gereken bir hastalık da, tanecikli konjonktivit ya da öbür adıyla trahomdur. Trahom saydam tabakada ülserleşmeye yolaçar, bazen de körlüğe neden olur.

 

Gözyaşı yolları: Süreğen gözyaşı akma­sı özellikle yaşlılarda görülür. Bu duru­ma blefarit ile bir gözyaşı yolları hastalı­ğının birlikte bulunması yolaçar.

 

Saydam tabaka : Olgunluk çağında say­dam tabaka çevresinde beyazımtırak bir şerit belirmesi sık görülen bir durumdur. Yaşlılık halkası yada jerontokson olarak adlandırılan bu şerit, kolesterin sızması­nın söz konusu olduğunu gösterir. Kare-titler (saydam tabaka yangıları) saydam tabaka üzerinde basit sivilcelerle ya da çoğu zaman önemli izler bırakan bir ülserleşmeyle ortaya çıkar. Yüzeysel bir keratitten sonra beliren beyaz lekeler birer yara izi niteliği taşırlar.

 

Çoğu du­rumlarda, bunlar frengi kökenlidir. iris : özellikle ışığa karşı ağrılı tepki, gözyaşı akması, göz kızarması, iriste renk bozulması, gözbebeği daralması, iris yangılanmasının (iritis) başlıca belir­tileridir. Yangılanma silyer çembere de yayılabilir. Bu durum iridosiklit olarak adlandırılır. İridosiklite frengi, ivegen romatizma, şeker hastalığı ya da çeşitli zehirlenmeler yolaçabilir. İris yangılan­ması acele bir tedaviyi gerektirir. Vakit geçirilmeden bir göz doktoruna başvu­rulmalıdır.

 

Camsı madde : Camsı maddede meyda­na gelen en ağır hastalık glokom (karasu hastalığı)dır. Bu hastalığa göz basıncı­nın aşırı yükselmesi yolaçar. Hastalık uzman bir doktor tarafından acele teda­vi edilmelidir. Bu tür hastalıklar iris yan­gılanması ve saydam tabaka ülserlerinin delinmesi sonucunda da ortaya çıkabi­lir. Glokomun ivegen biçimi çok ani olarak çoğunlukla gece mide bulantılarıyla birlikte ortaya çıkar. Göz kızarır ve ağrılı bir durum alır. Saydam tabakada bir bozulma başgösterir. Camgöbeği rengini alan gözbebeği genişler ve gör­me yeteneği ortadan kalkar. Görme ye­teneği daha ilk nöbette kesinlikle yitirilebileceği gibi, ard arda gelen nöbetler sonucunda yavaş yavaş da ortadan kal­kabilir. İvegen krizden önce bazı uyarı­cı belirtiler ortaya çıkabilir.

 

Bakılan ışık kaynaklarının çevresinde çok renkli ha­lelerin belirmesi, alında ağırlık duyul­ması bu belirtiler arasındadır. Ancak bu gibi belirtNere önem verip bir göz dok­toruna başvuranların sayısı çok azdır. Göz merceği: Katarakt yani göz merce­ğinin saydamlığını yitirmesi özellikle şe­ker hastalarında ve yaşlı kişilerde görü­len bir göz hastalığıdır.

 

Görme yeteneği hızla azalır, gözbebeği gri ya da beya­zımsı bir renge bürünür.

 Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.