Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

   İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Şampuanlar

Cinsel Ürünler
Cilt Leke Krem
Bitki Macunları
Bitki Kapsülleri
Hastalık Çeşitleri
Bitki Sabunları
Bitki Çeşitleri
Bitki Yağları
Baharat
İndirim - Kampanya
Ana Sayfamız
 En Altta Arama Motoru Vardır

 

 


Benzer Konular
Panax Ginseng Kapsül



St John's Kapsül



Alfalfa Kapsül


Sarı Kantaron Kapsülü



Kudret Narı Kapsülü
 

 

Doğal Performans
www.birtat.com.tr
Çakşır Köklü Macun


Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
www.birtat.com.tr

Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Bitki Macunları
Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu

Arı Sütü
www.birtat.com.tr

Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Otacı Ürünleri
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik

Düzenli Kullanmayacağınız Ürünü Bizden Almayınız.

Ucuz Ürün Bizde Olmaz.

www.birtat.com.tr İşyerimiz

sifali bitki dukkan resimleri - www.birtat.com.tr

 

Zehirlenmeleri HDL İştahsızlık Sebepleri Enzim Deposu Gırtlak Hemoroit Başlangıcı İsteri Ergenlik Glikoz Hepatit C İyi Kolesterol Erkeklik Göğüs Büyümesi Hıçkırık jinekolik Hastaliklari Ezberleme Kabiliyeti Göğüs Anjini Hiper Tansiyon Kekemelik Ezik -  Burkulma Göğüste Su Toplanması Hormon Bozukluğu Kemik Erir mi? Faranjit Görme Yeteneği Hormon - Hormonal Kemik İltihabı Fazla Terlemek Göz Ağrısı Hücre Gelişimi Kemik Veremi Fazla Uyumak Göz İltihabı Hücre Zarı Kemik Yapısı Ferç Kaşıntısı Göz Kanlanması Huzursuzluk Kemik Yumuşaması Fil Hastalığı Göz Kaşıntısı İdrar Kaçırma Kemo Terapi Fistul Göz Sulanması İdrar Torbası Kemoterapi Kabakulak Karaciğer Enzimleri Kızamık Lokosit Katarakt Karaciğer Mikropları Kızıl Hastalığı Lösemi Kalbin Hızlı Atması Karaciğer Yağlanması Kloroz Madeni Maddeler Kalın Bağırsak Karaciğer Yetmiyor mu Kolesterol Parçalanması Mafsal Hastalıkları Kalp Çarpıntıları Karamsarlık Kolon Kanseri Mantar Hastalığı Kalp Nedir? Karbonhidrat Konsantrasyon Bozukluğu Melankoli Kalp Ritmi Nedir? Kardiyovasküler Konuşma Bozukluğu Meme Uçları Kalp Yağı Karın Ağrısı Korku Menopoz Ağrıları Kalp Yetmezliği Kas Gelişmesi Kortizon Mide Ağrısı Kamburluk Kas Yırtılması Kötü Kolesterol Mide Bulantısı Kan Basıncı Kasılma Kramp Mide Ekşimesi Kan Çıbanı Kaşıntı Kroner Kalp Mide Gazı Kan Damarı Kaslar Kulak Ağrısı Mide Şişkinliği Kan İşemek Kaygı Kulak Çınlaması Mide Tembelliği Kan Pıhtılaşması Kıkırdak Dokuları Kurdeşen Mide Ülseri Kan Şekeri Kılcal Damar Kurt Düşürmek Mide Zarı Kan Tükürmek Kilo Aldırıcı Kusmak Migren Ağrısı Kanda Kolesterol Kireçlenme Nedir? LDL Mikrop Öldürücü Kanser Hücreleri Kırık - Çıkık Lif Miyopluk Kansızlık Nedir? Kısırlık Nedir? Lohusalık Mushil Nefes Azlığı Öğrenme Yeteneği Prostat İltihabı Riboflavin Nefes Darlığı Öksürük Tehlikesi Prostat Kanseri RNA Sentezi Nefes Kokusu Omuz Ağrısı Radrasyon Romatizma İltihabı Nefrit Onikiparmak Bağırsağı Rahim Egzaması Rüyalanma Nekahat Organizma Rahim Kanaması   Nevralji Organların Görevi Rahim Kanseri   Nevrasteni Östrojen Rahim Kaşıntısı   Nezle Olmak Pankreas Rahim Sorunları   Niacin Parazitler Rahim Urları   Nikotin Atıcı Pelteklik Rahimde Polip   Nikris Penis Damarları Raşitizm   Reçine   Norolojik Pigment Reflü   Norotransmitter Prostat Bezi Reisi Mantar   Oburluk Prostat Tıkanıklığı Retina  Ririboflavin Vitamini Sarılık Sindirim Bozukluğu Spazm Çözücü Ruhsal Çöküntü Sedef Sindirim Sistemi Ruhsal Denge Şeker Dengeleyici Sinerji Etki Sporcu Desteği Ruhsal Sorunlar Şeker Düşürücü Sinir Bozukluğu Sporcu İncinmeleri Ruhsal Yapı Şeker Hastalığı Sinir Gerginliği Sporculara Destek Ruhsal Yorgunluk Şeker Zararları Sinir Stres Stres Gerginliği Saç İçin Seksüel Gerileme Sinir Uçları Su Birikmesi Saç Kökleri Selenyum Sinirsel Ağrılar Tansiyonu Düşürmek Safra Kesesi Selülit Lekesi Siroz  Sağlığı Korumak Semptomlar Şişmanlama Testosteron Sağlıklı Beslenmek Sentezleme Sivilce İltihabı Tırnak Kırılması Sakinleşmek Seratin Şizofreni Tiroit Bezleri Salgı Bezi Serbest Radikal Soğuk Algınlığı Tokluk Hissi verici Salgın Hastalıklar Sigara Zararları Solunum Sistemi Toksinler Sara Sık Sık İdrara Çıkma Solunum Yolları Trambosit Tümör Uyanma Varis Yaraları Yağ Eriticiler Umutsuzluk Uyarıcı Vasküler Sistemi Yak Yakımı Hızı Üreme Organları Uykusuzluk Vücudu Korumak Yağların Parçalanması Üreme Sistemi Uyur Gezerlik Vücut Geliştirmek Yaşlanmayı Geciktirmek Üretkenlik Uyuşukluk Vücut Isısı Yemek Borusu Üriner Sistem Vajina Kuruluğu Yağ Depoları Yüksek Tansiyon

 

Parazit  

Merhaba, Parazit Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Konu İle İlgili Açıklamalar Aşağıdadır.
Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz.

Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama; Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.

İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Telefonla...


Ne Konuşmuşsak O Ürün Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur. 1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 

  


 

Kapıda ödeme kolaylığı.

 

      0 542 252 70 62
     0 532 402 77 44

     0 464 217 18 81
     0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)

 




 

Bitkisel Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 


 

         

Başlıca Çeşitleri

Giardia intestinalis trofozoit               

Giardia intestinalis kistler

Demodex folliculorum

Cyclospora cayatenensis                                    

Cryptosporidium parvum

Plasmodium falciparum gametosit               

Dientamoeba fragilis (Robinson besiyeri)

 

Ülkemizde özellikle çocukluk çağında parazit enfeksiyonları sıklıkla görülmektedir. Parazitler içersinde en sık olarak görülen barsak parazitlerinden bir kaçını sizlere anlatmak istedim.

 

Daha önceleri istatistiksel bilgiler çocuklarda barsak parazit görülme sıklığını % 75 olarak veriyordu. Bugün oranların bu denli yüksek olduğunu sanmıyorum ama çok da düşük olmadığını biliyorum. Bir çok çocuğun ailesi durumun farkında olmadığından gerçek oranlar yine de yüksek olabilir.

 

Bu yazımda ülkemizde sık görülen parazit enfeksiyonlarını ele alacağım.

 

Parazit Nedir :

Parazit enfeksiyonları protozoon, helmint ve artropod gibi organizmaların neden olduğu enfeksiyonlardır. Halk arasında böcek, solucan gibi isimler verilen organizmalardır.

 

Protozoonlar tek hücreli organizmalardır ve konaklarında bölünerek çoğalırlar. Bulaşma genellikle parazitlerin kendilerinin veya yumurtalarının bulaşmış olduğu su ve besinlerin ağız yoluyla alınması ile gerçekleşir. İçme suyunun temiz olmadığı ve genel hijyen ve sanitasyonun yetersiz olduğu bölgelerde daha sık görülür.

 

Helmintler çok hücredirler ve konakta bölünmezler.

 

Bir parazit konağa girdiği zaman ya ölür veya konağa zarar vermeden veya zarar vererek yaşamaya devam edebilir. Parazitler enfeksiyon oluşturmak ve konakla birlikte yaşamak için adeta istilacı bir tutum içindedirler. Vücudun savunma sistemine karşı kendilerini koruyucu mekanizmalar geliştirirler. Fiziksel varlıklarının devamı ve kendi besin ihtiyaçları için adeta konağın vücudu ile bir yarışa girerler. Bir çok parazit enfeksiyonunda anemi (kansızlık) görülmesinin sebebi de budur. Parazit bedeninde bulunduğu canlının kanı ve aldığı besinlerle yaşamını sürdürür.

 

Parazit enfeksiyonlarının çoğu bir belirti vermeksizin veya hafif belirtilerle seyredebilirken çok ciddi hastalıklara da sebep olabilirler.

 

 

Yuvarlak Solucanlar ( Askariyazis)

 

En sık görülen parazitlerden biridir. Her iklimde ve her ülkede görülür. Çocuklarda erişkinlere göre daha sık rastlanmakta ve özellikle okul öncesi çocuklarda, ılıman iklimlerde daha yaygın olarak görülmektedir. Bunlar toprak solucanlarına benzerler fakat renkleri kirli beyaz – sarımsı olmaları ile onlardan ayrılırlar.

 

Yuvarlak solucanlar larva içeren döllenmiş olgun yumurtaları ile bulaşır. Enfekte kişinin dışkısı ile dışarı atılan yumurtalar, herhangi bir nedenle ağız yoluyla alınmasından sonra larva midede yumurtadan çıkar, incebağırsak duvarından kana geçerek akciğere ulaşır. Akciğer dokusunda olgunlaşan larva bronşlara ve soluk borusundan gırtlak bölgesine ulaşır ve buradan tekrar yutulur. İncebağırsağa gelen larvalardan olgun erişkin solucanlar oluşur.

 

Erkek solucanlar 15-25 cm uzunluğunda ve 3 mm enindeyken dişileri 25-35 cm ve 4 mm’dir. Dişi solucanların yaşam süresi 1-2 yıldır ve bir dişi solucan günde 200,000 civarında yumurta üretir. Yumurtaları uygun olamayan koşullara bile dayanıklıdır.

 

Yuvarlak solucanlar dışkı ile bulaşan bir enfeksiyondur. İnsan dışkısının gübre olarak kullanılması, tuvalet sonrası temizliğe özen gösterilmemesi, tuvaletlerin açıkta olması gibi hijyen kurallarına uyulmaması veya yetersizliği durumunda bulaşma olasılığı çok yüksektir.

 

Yuvarlak solucanın bulaştığı kişilerin çok azında hastalık gelişir. Bunun nedeni mide asidinde ölerek, etkisiz hale gelebilirler. Hastalık belirtileri genellikle larvaların akciğere göçü sırasında veya erişkin formlarının bağırsakta bulunduğu zamanlarda ortaya çıkar.

 

Akciğer safhasında; mevsimsel bulaşma olan bölgelerde mevsimsel zatürre şeklinde görülebilir. Öksürük,  kanlı balgam,  kanda ezinofil (bir tür lokosit) hücrelerin artışı en belirgin bulgulardır.

 

 

Erişkin dönemlerinde ise bağırsakta veya safra yollarında yerleşerek konağın beslenmesini  bozarak hastalanmasına sebep olabilirler. Karın ağrısı, gerginliği gibi şikayetler görülür. Yuvarlak solucan bulunan çocuklarda dışkıda azot ve yağ atılımı azalır, çok yoğun enfekte çocuklarda solucanlar bir kitle oluşturarak bağırsak tıkanmasına sebep olabilir.

 

Ani ve şiddetli karın ağrısı, safralı kusma gibi bulgular ortaya çıkar. Vücutta çok fazla solucanın varlığı safra yollarını tıkayarak karında sancılanma, bulantı, kusma ve ateşe neden olur. Sarılık nadir görülür.

 

Tanı solucanın veya yumurtasının dışkıda veya kusmukta görülmesi ile konur.

 

Tedavisi genellikle 8-10 gündür.

 

KIL KURDU (oksyuriasis)

Kıl kurdu enfeksiyonları dünyanın her yerinde yaygındır. Doğal konağı insandır. Her yaşta görülmekle birlikte 5-14 yaş arasında en sıktır. Kalabalık yaşam koşullarında, kurumlarda yaşayanlarda yaygındır. Oldukça zararsızdır.

 

 

İplik şeklinde hareketli bir bağırsak parazitidir. Erkekleri 2-6 mm, dişileri 8-12 mm uzunluğundadır.

 

Enfekte kişilerde dişi erişkin kıl kurtları gece uykudan 2-3 saat sonra anüsten dışarı çıkarak makat civarına binlerce yumurta bırakır ve kısa süre içinde ölürler. Yumurta 6 saat içinde bulaşıcı özelliğini kazanır. İç çamaşırlarına bulaşan, yatağa dökülen ve ya da oluşturduğu kaşıntı hissi ile o bölge parmakla kaşındığında, tuvalet sonrası makat temizliği esnasında kişinin eline, tırnaklarının arasına geçerler. Bu nedenle tekrar tekrar bulaşma ve çocuktan çocuğa bulaşma riski fazladır. Oda sıcaklığında 2-3 hafta canlı kalabilir.  Çamaşırlarda, yatak ve çarşaflarda da yumurta bulunduğunda bulaşma ortamı oluşturur. Kıl kurdu bulaşmış çarşafların silkelenmesi ile havaya saçılan yumurtaların ağız bölgesine ulaşarak bulaşması da mümkündür.

 

 

Kıl Kurdu ağız yoluyla bulaşır. Yutulan yumurtalar midede larva şekline ulaşır ve kör bağırsağa göç ederek erişkin forma gelir. Makat bölgesinde yumurtaların larva şekline gelmesi ve anal yoldan tekrar bağırsağa girmesiyle de tekrarlayabilir.  

 

Kıl kurdu genellikle belirtisizdir. En sık görülen belirti geceleri görülen makat bölgesindeki kaşıntılarıdır.  Vücudun bazı bölgelerinde cerahatli enfeksiyonlar gelişebilir. Uykusuzluk, gece korkuları, diş gıcırdatma, gece işemeleri olabilir. Kıl kurdunun çok fazla yoğun olması halinde çocuğun psikolojik durumunu veya parazite karşı oluşan alerjik bir reaksiyonda oluşabilir. Ağır enfeksiyonlar bağırsakta tahribat yaratarak sindirim sisteminde bozukluklara neden olabilir.

 

Kesin tanı yumurtaları veya parazitin kendisinin görülmesi ile konur. Yumurtalar sabahları çocuğun makat bölgesine seloteyp yapıştırılarak kolaylıkla saptanır.  Tekrarlayan vakalarda çocuğun yanı sıra tüm aile bireyleri de incelenmelidir. Tekrarlamaları önlemek oldukça güçtür. El yıkama alışkanlığın yerleştirilmesi, tırnakların kısa kesilmesi ve fırçalanması bulaşmayı ve tekrarlama riskini azaltır.

 

Tedavinin temeli tüm aile bireylerini ayni anda tedavi etmek, genel hijyen kurallarına azami dikkat etmek gerekir. Tuvalet temizliğine, ellerin yıkanarak tırnak aralarının tırnak ya da eski bir diş fırçası ile fırçalanarak iyice temizlenmesi gerekir. Kıl kurdu bulunan çocukların sabah uyandığında makatı sabunlu su ile yıkanmalı. İç çamaşırları değiştirilmeli, yeni külot giydirilerek, kirliler sıcak suda yıkanıp, kaynatılarak kızgın ütü ile ütülenmelidir. Bir haftalık tedavi sırasında bu uygulama yeniden bulaşma riskini azaltacaktır

 

Çengelli Kurtlar (ankilostomiyazis):

Ilıman ve sıcak bölgelerde yoğun görülmektedir. Türkiye’de Karadeniz bölgesinde yaygındır.

 

 

Çengelli kurt larvaları bulunan çamurlu toprakta çıplak ayak dolaşanlarda deriye bulaşarak enfeksiyona neden olur. Bulunduğu suların içilmesi ile de bulaşır. Larvalar kana karışarak akciğere taşınır. Akciğerde olgunlaşan larvalar bronş ve gırtlağa geçerek tekrar yutulur. Ve ince bağırsağın üst kısmına yerleşirler, 2-4 haftalık bir gelişme evresinden sonra incebağırsağa yapışarak kan emmeye başlarlar. 6-9 haftada cinsel olgunluğa ulaşırlar ve dışkı yolu ile yumurtalar atılmaya başlar.  Erişkin çengelli kurdun yaşama süresi 1-3 yıldır. Günde 9000-30000 yumurta yapar.

 

Bulaşıcılığı yüksek olduğu bölgelerde özellikle çocuklar risk altındadır.   Başta çengelli kurtların sayısı ve çocuğun beslenme biçimi olmak üzere bir çok faktör hastalığın ağırlık derecesini etkiler.

 

Enfeksiyon genellikle belirtisizdir. Ancak konaktaki göç dönemlerinde hastalık belirtileri ortaya çıkar.

 

Larva deri yoluyla bulaşmışsa, ilk bulaştığı yerde deride içi su dolu kabarcık oluşur ve kaşıntıya sebep olur. Genel bir ödemde oluşturabilir.

 

Larvanın kan-akciğer göçünde zatüre belirtileri görülebilir. Balgamda larva bulunabilir.

 

Az sayıda çengelli kurtla oluşan hastalıkta belirtiler çok belirgin değildir. Karın ağrısı, iştahsızlık, hazımsızlık, dolgunluk ve ishal gibi şikayetler olabilir. Bağırsakta çok miktarda kurt olması halinde önemli miktarda kan kaybı oluşur.

 

Enfeksiyonun ağırlığına, süresine ve çocuğun demir beslenmesi durumuna gçre değişik derecede kansızlık, kanda albümin düşüklüğü ve ödem gelişir. Çocuklarda 1 ml dışkıda yumurta sayısı 2000 ya da daha fazla ise belirgin kansızlık gelişir. Tanı dışkıda kan ve yumurtaların görülmesi ile konur. Çengelli kurt hastalığında demir eksikliği anemisi tanıya yardımcı önemli bir bulgudur.

 

Kamçı Kurdu (Trikuriyazis)

Kamçı kurdu en sık ılıman iklim bölgelerinde görülür. Görülme sıklığı yüksektir. Çocuklarda daha sık görülür.

 

Kamçı kurdu 3-5 cm uzunluğunda, kırbaç şeklindedir. Enfeksiyon olgun yumurtaların ellere, yiyeceklere veya içeceklere bulaşması ile olur. Yumurtaları sineklerle de taşınabilir.

 

Enfekte kişilerin dışkısı ile dışarı atılan yumurtalar uygun koşullarda toprakta 2-4 haftada olgunlaşır. Ağız yoluyla alınan yumurtalardan larvalar çıkarak incebağırsak duvarına yapışır ve erişkin şeklini alır ve kan emmeye başlar.

 

Enfekte kişilerin büyük bölümü belirtisizdir. Çok sayıda kamçı kurdu varlığında özellikle karnın sağ alt bölgesinde odaklanan karın ağrısı, apandisit, karın gerginliği gibi belirtiler oluşabilir.  Kansızlık, kanlı ishal, yalancı dışkılama hissi, seyrek olarak makat fıtığına neden olabilir. Dışkıda yumurtalarının görülmesi ile tanı konur.

 

Not: Yukarıda yazılanlar parazitlerin bazılarıdır. Bunlardan başka çeşitli parazitler de bulunmaktadır. Son derece zararlı canlılar olan parazitlerden korunmanın temeli yenilen içilen maddelerin temiz ve sağlıklı olması, çiğ olarak tüketilen yiyeceklere çok dikkat etmek ve genel hijyen – sanitasyon kurallarına uymak gerekir. Aile içersinde enfekte bireyin bulunması durumunda tüm aile ve ev bireyleri özenle tedavi edilmeli, tedavi kurallarına harfiyen uyulmalıdır. Dr.Ruhi Çakır

Pelteklik

Küçük bir çocuğun peltek peltek konuşması sevimli olabilir ama uzun süren pelteklik bir konuşma sorunu sayılır. Çoğu çocuk yeni konuşmaya başladığında peltektir. Bunun nedeni çok basittir. Bazı sesleri, özellikle de "b", "z" ve "r" seslerini çıkarmak, ötekilerden daha zordur. Çocuklar, konuşmayı öğrenmeye başladıklarında, hemen bütün sesleri yetişkinlerin çıkardığı biçimde çıkaramazlar. Konuşma yavaş yavaş öğrenilir. Çocuk günden güne sesleri tanıyıp öğrenir ve böylece sözcük dağarcığını genişletir. Küçük çocuklar, pek az ses çıkarabilirler. Yine de konuştuklarında, anne babaları gibi alışkın olanlar ne söylediklerini anlarlar. Konuşmayı öğrenme büyük ölçüde teknik bir sorundur. Seslerin çıkarılması yalnızca harflerin söylenmesindeki zorluktan değil, dildeki sözcükleri oluşturan seslerin karşıtlarından da etkilenir. Genellikle çocukların ilk öğrendiği karşıt sesler, "ma - ma", "ba - ba" gibi seslerdir. Ardından "m", "p", "t" ve "r" gibi sessiz harflerin söylenmesi öğrenilir.

 

Nedenleri

Sözcüklerdeki sesli ve sessiz bileşimlerinin oluşturdukları ses karşıtlığı farklı dillerde farklı bir öneme sahiptir. Bu nedenle peltek söylenen sesler, konuşulan dile bağlı olarak değişir. Başka bir deyişle, bir dilde çocuklar daha çok "f" harfinde güçlük çekerken, bir başkasında en çok pelteklik sorunu yaratan ses, "s" sesi olabilir. Sözgelimi "s" harfi ele alınacak olursa, sesin doğru bir biçimde çıkarılabilmesi için dil, kenarları üst dişlere yaklaşacak biçimde yükselir, ucu üst ya da alttaki dişlerin arka yüzüne iyice yakınken hava dil ile dişler arasında kalan ortadaki ince kanaldan geçirilir. Bazı çocuklar, dillerini bir türlü doğru konuma getirmeyi beceremediklerinden, tedavi görmezlerse, peltek konuşmaktan kurtulamazlar. Peltek konuşmada asıl neden, belli seslerin çıkarılmasındaki zorluktur. Bu nedenle konuşmanın yeni öğrenildiği dönemde peltek konuşma bir ölçüde normaldir; çocuk konuşmayı ilerlettikçe düzelir, yani geçici bir durumdur.

 

Genellikle altı yaşından sonra çocuklar, bütün sözcükleri düzgün biçimde söylemeyi öğrenirler. Eğer bu yaştan sonra da pelteklik ya da başka türden bir konuşma bozukluğu varsa, çocuğun doktora götürülmesi gerekir. Sorun konuşma tedavisiyle düzeltilebilir. Konuşma bozukluğunun ya da peltekliğin fiziksel bozukluktan kaynaklandığı durumların sayısı azdır. Ağız ve diş biçimi, dilin büyük ya da küçük oluşu gibi fiziksel özelliklerin peltekliğe yol açabilmesine karşılık, çocuklar, bu türden fiziksel özelliklere karşın doğru konuşmayı becerebilmektedirler. Ancak alt ya da üstteki ön dişlerin bulunmaması genellikle peltek konuşmaya başlamasına ise, takma diş takmak gibi durumlar dışında pek ender rastlanır. Yetişkinlikten başlayan konuşma bozuklukları genellikle inmeden ya da Parkinson hastalığından kaynaklanır.

 

Büyük çocuklar da bazen, düzgün konuşmayı öğrenmiş olmalarına karşılık, yeniden peltek konuşmaya ya da yarım yarım konuşmaya başlarlar. Bunun nedeni çoğu zaman, yeni bir kardeşin doğumu gibi bir nedenle (anne - babanın ilgisinin bebeğe yöneltilmesi sonucu) duygusal bakımdan güvensizlik duygusuna kapılan çocuğun ilgi çekme çabasıdır. Kendisinin gözden düştüğünü hisseden çocuk, böylece anne - babasının sevgisini kazanmaya çalışır. Düzgün konuşmanın gecikmesinin nedeni ise bazen, çevresindekilerin çocuğa bebekmiş gibi davranmasıdır. Ayrıca eğer çocukla yeterince konuşulmuyorsa, konuşmayı öğreneceği iyi bir ortamın olamayacağı da açıktır.

 

Tedavi

Çocuklardaki bazı sorunların okuldaki güçlüklerden kaynaklanabilmesine karşılık, peltek konuşmanın okulla pek ilgisi yoktur. Tedavisiz bırakılmış diş sorunları olmadıkça pelteklik, büyümenin bir parçası olarak kabul edilebilir. Ancak çocuk, bazı sesleri söylerken sürekli olarak diliyle dişlerini zorlarsa, ön dişlerin hafif öne doğru çıkık olmasına neden olabilir. Bazı sözcüklerin doğru telaffuz edilememesi kadar anlaşılamayacak kadar bozuk konuşma da, çocuğun okumayı öğrenmesinde güçlük yaratır.

 

Ayrıca, ciddi konuşma sorunu, çocuğun başka alanlarda da öğrenme zorluğu çektiği anlamına gelebilir. Altı yaşından küçük çocuklarda, peltek konuşmanın tedavi edilmesi gerekmez. Ancak daha sonra, konuşmayı öğrenmesinde bir aksaklık olduğu izlenimi uyandırdığında, doktora danışmak gerekir. Doktor, gerçekten tedavi gerektiren bir sorunu olup olmadığını söyler ve eğer tedavi gerekiyorsa, gerekeni yapar. Peltekliğin tek ve standart bir tedavisi yoktur. Tedavi programı, vakaya göre düzenlenir.

 

 Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.