|
Prostat Kanseri
Merhaba, Prostat Kanseri Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz.
Konu İle İlgili Açıklamalar Aşağıdadır.
Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama;
Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

Bitkisel Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Hastalığın
Belirtileri
Bazı
hastalarda hiç bir belirti olmaz. Bazılarında ise sık, güç
ve ağrılı idrar yapma, idrarın damla damla yapılması,
idrarda kan yada iltihap olması, ejekülasyonda kan ve ağrı
gibi belirtiler olabilir. Bu yakınmalar aslında sadece
prostat kanserine özgü değildir. Prostatın kanser dışındaki
diğer problemleri de bunlara benzer yakınmalara neden
olabilir. Emin olmak için doktorunuzun detaylı bir muayene
ve inceleme yapması gerekir. Ayrıca yakınmaların şiddeti ne
kansere ne de kanser dışı problemlere işaret eder.
Parmak ile
rektal muayene (PRM): Bu işlem için doktor eldiven giyerek
parmağınızı rektuma (makata) yerleştirir. Parmak yardımı ile
prostatın büyüklüğü, şekli ve kıvamı incelenir. Kanser
parmakla muayenede set olarak hissedilir. Ancak kanserin var
olduğundan emin olmak için daha başka testlerin yapılması
gerekir.
PSA testi:
Prostat spesifik antijen (PSA) düzeyini ölçen bir kan
testidir. PSA prostat bezinde üretilen ve kanda da bulunan
bir proteindir. Prostat kanseri, prostat iltihabı ve benign
prostat büyümesi (BPH) durumlarında kandaki PSA düzeyi
artar. PSA testi % 100 kesin değildir. Ancak prostat kanseri
tanısında ve hastalığın seyrinin izlenmesinde çok önemlidir.
Transrektal ultrasonografi (TRUS): Rektumdan yerleştirilen
bir prob aracılığı ile prostat bezine ses dalgaları
gönderilir ve geri yansıyan ses dalgaları aracılığı ile
prostatın şekli, büyüklüğü ve iç kesimlerinin detaylı
görüntüsü alınır. Bazen prostat kanseri tanısında DRM ve PSA
testine ek olarak TRUS’tan yararlanmak gerekebilir. Ayrıca
prostat bezinden parça almak (biyopsi) gerekirse TRUS bu
işlem için de yardımcı olur.
Biyopsi:
Mikroskop ile incelenmek üzere prostat bezinden hücre
örneklerinin alındığı cerrahi bir işlemdir. Biyopsi
rektumdan prostat bezi içine uzatılan özel iğneler yardımı
ile alınır. Biyopsi prostat bezi içinde kanser varlığı ve
tipinin belirlenmesinde son yöntemdir.
Ailesinde
prostat kanseri öyküsü bulunanlarda prostat kanseri riski
daha yüksektir. Ancak, 50 yaş ve üzerindeki bütün erkeklerin
risk altında olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle:
Elli yaş
ve üzerindeki bütün erkelerin yılda bir kez parmakla rektal
muayene olmaları,
Elli yaş
ve üzerindeki erkeklerin PRM ye ek olarak yılda bir kez PSA
testi yaptırmaları önerilir.
Eğer PRM
veya PSA testinde bir şüphe varsa transrektal ultrasonografi
yapılmalıdır.
Prostat
kanserinin sıklıkla herhangi bir belirti vermeden
geliştiğini unutmayınız. Düzenli olarak kontrolden geçmek
hayat kurtarıcı olabilir.
Prostat
Kanserinin Evreleri
Doktorlar
prostat kanserinin yaygınlığını evrelendirme denilen bir
sistem ile tanımlarlar. Sıklıkla 2 evrelendirme sistemi
kullanılır
A-B-C-D
Sistemi: Erken evrelerde (A ve B evreleri) prostatın az
sayıda hücresi kanserlidir ve bu kanserli hücreler sadece
prostat içerisinde yer alırlar. Prostat dışına
çıkmamışlardır. Zamanla, kanser prostatın daha büyük kısmını
işgal eder. İleri evrelerde kanser çevre dokulara (C
evresi), daha sonra ise lenf bezlerine, diğer organlara ve
kemiklere (D evresi) sıçrar.
TNM
Sistemi: Bu sistemde, T tümör boyutunu, N lenf bezi
tutulumunu, ve M ise diğer organlara sıçramayı belirler. Bu
sistemle bütün olası yayılma durumları tanımlanabilir.
Örneğin T3c, N1, M0; tümör prostat dışına çıkarak seminal
keseciklere sıçramış (T3c), bir lenf bezinde kanser var (N1)
ve diğer organlara kanser sıçramamış demektir (M0). Aslında
tam olarak birbirlerine karşılık gelmese de TNM ve ABCD
sistemlerindeki tanımlar birbirine benzer.
Derecelendirme
Evrelendirmeye ek olarak kanserin ne oranda tehlikeli
olduğunu belirlemek için “Gleason Sistemi” kullanılır.
Biyopsi ile tümörden alınan parça mikroskop altına konur ve
hücrelerin normal hücre görünümünden ne oranda saptığı
belirlenerek bir derece verilir. Gleason skoru 2 ile 4 arası
olan tümörler normal hücrelere çok benzeyen ve yavaş büyüyen
hücrelerden oluşur. 8 ile 10 arası skor verilen tümörler ise
daha kötü seyirli olanlardır.
Prostat
Kanserinin Tedavisi
Prostat
kanserinin tedavisi kanserin evresi, nasıl seyrettiği,
hastanın yaşı ve genel sağlık durumu ile değişik tedavi
seçeneklerinin yan etkileri göz önünde bulundurularak
belirlenir. Çok sayıda değişik tedavi seçeneği
bulunduğundan, size uygulanacak tedavinin belirlenmesinde
sizin, ailenizin ve doktorunuzun yukarda belirtilen temel
kriterleri göz önünde bulundurarak birlikte karar vermesi en
uygun yaklaşım olacaktır.
Birinci
seçenek “bekleyerek gözlemektir”. Prostat kanseri genellikle
çok yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve yıllarca belirti
vermeyebilir. Ayrıca bu hastalık genellikle ileri yaşlarda
ortaya çıktığından bir dönem bekleyerek gelişmeleri izlemek
seçeneklerden birisidir. Bekleyerek gözleme ile diğer tedavi
seçeneklerinin yan etki ve rahatsızlıklarından da kaçınılmış
olunur. Ancak, hastalık ilerledikçe, gereken tedavilerin
uygulanması kaçınılmaz olmaktadır.
Tedavi
seçeneğinin belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri
prostat kanserinin evresidir. Erken evrelerde birinci amaç
kanseri vücuttan tamamen çıkarmak ya da kanser hücrelerini
öldürmektir. Eğer kanser ileri evrelere ulaşmış ise kanser
hücreleri tamamen temizlenmeyecek ya da öldürülemeyecek
kadar çoğalmış demektir. Bu durumda kanserin büyümesini
yavaşlatmayı veya durdurmağı amaçlayan tedavi seçenekleri ön
plana çıkar. Prostat kanseri testosteron gibi erkelik
hormonlarının etkisi ile büyür. Bilindiği gibi erkeklik
hormonlarının çok büyük kısmı testislerde (yumurta)
üretilir. İlerlemiş prostat kanserinin tedavisi erkelik
hormonlarının kanser hücrelerini beslemesini engellemek ile
mümkün olabilir. Bu tedavi seçeneğine “hormonal” tedavi
denir.
Erken
Evrede Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Erken
evrelerde, kanser prostat bezi içinde sınırlı iken
uygulanabilecek tedavi seçenekleri;
1. Radikal
Prostatektomi: Prostatın ameliyat ile çıkartılmasıdır. Amaç
prostatın çıkarılması ile vücuttan kanser hücrelerini tam
olarak temizlemektir. İktidarsızlık ve idrarı kontrol
etmekte güçlük gibi yan etkileri olabilir.
2.
Radyasyon Tedavisi: Prostat bezi içerisindeki kanser
hücrelerini öldürmeyi amaçlar. İki şekilde uygulanabilir.
a)Radyasyon ışınlarının vücut dışından prostat bezine
doğrudan uygulanması ile,
b)Prostat
bezi içerisine küçük radyoaktif tohumları ekerek.
Radyasyon
tedavisi de iktidarsızlık, ishal, karın ağrıları, makatta
rahatsızlık ve idrar yapmakta zorluklar gibi yan etkilere
neden olabilir.
İlerlemiş
Prostat Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Çok
ilerlemiş prostat kanserinde bile hiç bir belirti
olmayabilir. İlerlemiş prostat kanserinin tedavisinde amaç
hastalığın daha da büyümesine engel olmaktır. Kanserin
büyümesinin durdurulması belirtilerin ortaya çıkmasını
erteleyebilir ya da var olan belirtilerin şiddetini
azaltabilir. Prostat kanserinin büyümesini ve sıçramasını
engellemek için genellikle hormonal tedavi kullanılır.
1. Kısmi
hormonal tedavi: Testosteronun büyük çoğunluğu testislerde
üretilir. Kısmi hormonal tedavi ile testislerde testosteron
üretimi durdurulur. Bu amaçla kullanılabilecek yöntemler:
a)Ösrojen:
Ösrojen prostat kanseri tedavisinde de zaman zaman
kullanılabilen bir kadın hormonudur. Erkekler östrojen
alırsa testosteron düzeyleri düşer. Ancak östrojen
kullanımının bazı ciddi yan etkileri olabileceğinden
kullanımı çok yaygın değildir. Günde bir tablet östrojen
almak bulantı, kusma, memelerde büyüme ve hassasiyet, kalp
ve damar problemleri (vücutta fazla sıvı birikmesi,
damarlarda pıhtı oluşması, inme, kalp krizi) ve cinsel
isteğin azalması gibi yan etkilere neden olabilir.
b)Orşiektomi: Orşiektomi testislerin ameliyat ile alınması
işlemidir. Cerrahi kastrasyon da denilir. Testosteron üreten
en önemli kaynak vücuttan uzaklaştırıldığı için tümörün
büyümesi yavaşlar. İktidarsızlık ve sıcak basması gibi yan
etkileri olabilir. Bu ameliyatın yapılması için genellikle
hastanede yatmanız ve genel anestezi (narkoz) almanız
gerekmeyebilir. Ameliyattan hemen sonra evinize
gidebilirsiniz.
c)Medikal
kastrasyon: Testislerin testosteron üretimi ameliyat
yapılmaksızın da durdurulabilir. Medikal kastrasyon
testislerin testosteron üretimini durdurmakta cerrahi
kastrasyon kadar etkilidir. Bu amaçla kullanılan ilaçlara
LHRH analogları denir. Türkiye de bulunan ilaçlar Zoladex,
Lucrin ve Decapeptyl dir. Ayda bir kez enjeksiyon ile
uygulanırlar. Sıcak basması, iktidarsızlık, memede büyüme ve
hassasiyet, cinsel isteğin azalması ve bulantı gibi yan
etkilere neden olabilirler.
2. Komplet
hormonal tedavi: Hem cerrahi kastrasyon (orşiektomi), hem de
medikal kastrasyon (LHRH analogları enjeksiyonu) testis
kaynaklı testosteron etkisini ortadan kaldırırlar. Ancak,
vücuttaki tüm testosteron etkisini tam olarak engellemezler.
Böbrek üstü bezleri de çok az oranda da olsa bir miktar
testosteron etkisi gösteren hormon sentezlerler. Bu nedenle,
bu hormonların etkisini ortadan kaldırmak için ek ilaçların
kullanılmasına gerek vardır. Bu ilaçlara “antiandrojenler”
denir. Eulexin, Casodex ve Androcur bu grup ilaçlardır. Bu
ilaçlar kan dolaşımındaki testosteronun prostat hücrelerine
ulaşmalarını engellerler.
Medikal
veya cerrahi kastrasyonun antiandrojen ilaçlar ile kombine
edilmesine komplet hormonal tedavi denir. Komplet hormonal
tedavi vücuttaki erkeklik hormonu etkisini tam olarak
ortadan kaldırır ve tümörün büyümesini yavaşlatır.
Hazırlayan
: Prof. Dr. Haluk Özen, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Üroloji Anabilim Dalı
Kaynak:
sağlık.tr.net
PROSTAT
KANSERİ NEDİR?
Erkek
üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen
malign (kötü huylu)değişikliklerdir.Erkeklerde en sık
görülen kanser tiplerindendir.
ÜROLOJİ -
ALT
BÖLÜMLERİ
- PROSTAT
- BÖBREK
TÜMÖRÜ
- PROSTAT
KANSERİ
- İDRAR
KAÇIRMA
- ÜRETRAL
SENDROM
-
İKTİDARSIZLIK
- ÜRETRİT
- ERKEN
BOŞALMA
- BÖBREK
TAŞI
Amerika'da
her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.Yine
Amerika'da her yıl 200.000 yeni hasta ve 38.000 ölüm
saptanmaktadır.Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak
seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır.
Prostat
mesanenin altında, rektumun önünde yerleşmiş ceviz
büyüklüğünde birbezdir.
Prostat
ejekulasyon esnasında spermin dışarı atılması için gerekli
akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılar. Ejakulatın
içinde yer alan sperm testislerde yapılır, vas deferens adı
verilen tüpler tarafından taşınır. Bu esnada prostattan bu
katkı maddelerini alır ve penise ulaşarak dışarı atılır.
Prostatın arkasında ki seminal kabarcıklar bu akışkanın
yapıldığı yerdir. Prostata direkt teması ve yakınlığından
dolayı kanser bu seminal kabrcıkları ve prostatı saran
kapsülü de etkileyebilir. Bu durumda ameliyat kanseri yok
etmek açısından pek faydalı olamayabilir. Rektuma olan
komşuluğundan dolayı Rektal muayene prostat hakkında fikir
verebilen iyi bir muayene usuludur.
NEDENLER
Prostat
kanserinin sebebi henüz bilinmemektedir. Ancak bazı
faktörlerin kansere yakalanma riskini arttırdığı
bilinmektedir.
Birinci
faktör ailede prostat kanseri hikayesinin
bulunmasıdır.Babasında veya kardeşinde prostat kanseri
bulunan bir kişinin kansere yakalanma riski iki
katartmaktadır.
Yaşlı
kişiler daha büyük risk altındadırlar.Prostat kanseri tanısı
konmuş kişilerin 3/4 ü 65 yaş ve üzerindedir.
Afrikalı-Amerikalılarda daha sık görüldüğü söylenmektedir.
Prostat
kanseri ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki olduğu
sanılmaktadır.Kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin
görülmemesi buna delil olarak gösterilmektedir.
Östrojen
hormonu (kadınlık hormonu) kan seviyelerinin yükseldiği ağır
karaciğer hastalıklarında prostat kanseri riski
azalmaktadır.
Çevresel
faktörler riskin artmasında rol oynar. Asyalı lar prostat
kanseri riski açısından daha şanslıdırlar. Japon
erkeklerinde prostat kanseri görülme riski Amerikalı'lardan
yaklaşık 40 kez daha azdır. Ancak ilginç olan konu
Amerika'ya göç etmiş Asyalılarda riskin arttığı görülmüştür.
Bu da çevre ve beslenme faktörlerinin önemini
göstermektedir.
BELİRTİLER
Prostat
kanseri genellikle ileri aşamalarına kadar bulgu vermez. İyi
bir doktor muayenesi ve Prostate Specific Antigen (PSA) adı
verilen bir kan tahlili ile genellikle bulgu vermeden önce
erken evrelerde tanısı konulabilir.
İleri
evrelerde ise prostat bezinin büyümesine bağlı idrar
yapamama, idrar veyasemen sıvsında kan görülmesi gibi
bulgular verebilir. Ayıca ağrı ve empotansgibi bulgular da
verebilir.
Hastalığı
önlemenin kesin yolları bilinmemekle birlikte sağlıklı yaşam
içingerekli genel kuralları ( egzersiz ve düşük yağlı diyet)
uygulamak yararlı olabilir.
TANI
Prostat
muayenesi rektal tuşe ile yapılır. Rektumdan yapılan
muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler olarak ele
gelir.
Prostate
Specific Antigen (PSA) testinin bulunmasi ile prostat
kanseri tanisinda yeni bir çag açilmistir. Bu test ile
kanser henüz bulgu vermedigi çok erken asamalarda dahi
taninabilmektedir.
Prostate
Specific Antigen (PSA) prostat bezi tarafindan yapilan ve
semen sivisinin yapisinda olan küçük bir protein
molekülüdür. Bu molekül normalde kanda ya hiç bulunmaz veya
çok düsük seviyelerde bulunur. Ancak prostat kanserlerinde
PSA nin kan düzeyleri çok yükselir. Bazı kanser dışı
durumlarda da PSA da yükselmeler görülürse de bunlar küçük
düzeylerde ve geçici yükselmelerdir. Bu durumları ayırt
edebilmek için PSA dayükselme saptayan doktor tekrar test
isteyebilir. 4-10 ng/ml arasında çıkan ortadüzeydeki PSA
seviyeleri üroloji konsultasyonu gerektirir. 10 ng/ml
üzerindekiseviyelerde ise ürolojist tarafından biopsi
konusunda değerlendirilmelidir.
Prostat
Kanserlerinin % 5-10 kadarında PSA yükselmeyebilir. Bu
sebeple rektal muayene ve PSA tanıda tamamlayıcı rol oynar.
Sadece biri yeterli olamaz.Bu yöntemlerden herhangi birinde
prostat kanseri şüphesi olursa Ürolog Doktorunuz biopsi
isteyebilir. Biopside ultrason eşliğinde rektumdan prostata
bir cins iğne ile girilerek mikroskop ta incelenmek üzere
parça alınır. Kanser tanısı konulursa kanserin ilerleme
derecesi Gleason Score ile evrelendirilir.Bu skala
doktorunuzu hastalığın gidişi, tedavisive ne kadar yayıldığı
hakkında bilgilendirir. 10 en yüksek evredir ve hastalığın
kötü olduğunu gösterir.PSA düzeyindeki yüksekliklerde
hastalığın evresi hakkında fikir verebilir. Genellikle 6 ve
üstü Gleason scoru ve 20-30 ng/ml PSA seviyesi kanserin
prostat bezi dışınada yayıldığını gösterir.
Kanser
aynı zamanda klinik evrelemeye de tabi tutulur. Klinik
evrelemede çeşitliyöntemler kullanılır. En çok kullanılan
T1-T4 evrelemesinde:
*
T1-T2 de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
* T3
de yakın dokulara da metastaz (yayılım)yapmıştır.
* T4
de ise uzak organlara da yayılım vardır.
Eski ancak
hala kullanılanbir sistem de ise:
* Evre
A ve B de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
*
EvreC de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
* Evre
D de ise kemik gibi uzak organlara da metastaz yapmıştır.
Doktor
bunlardan başka uzak metastazları da araştırmak için kemik
taramaları,röntgen, MR, BT gibi tetkikler isteyebilir.
TEDAVİ
Tedavide
hastanın yaşı, kanserin ilerleme düzeyi, hastanın genel
sağlık durumu, gibi çeşitli etmenler göz önünde tutulur.
Radyasyon
Tedavisi (Dışarıdan Işın Tedavisi): Sadece prostatta sınırlı
kalmışkanserlerde ameliyat ve radyasyon tedavisi eşit
iyileşme sağlar. Son 20 yıldır geliştirilen radyoterapi
tetkikleri komplikasyonları en aza indirmiştir.Genellikle
iki ay boyunca günlük dozlarda radyasyon verilir ve iyi
tolere edilir.Anestezi ve hastanede yatmayı gerektirmez.Ağrı
hissedilmez. Herbir tedavi sadecebirkaç dakika sürer.
Tedaviden sonra hastalar günlük aktivitelerine devam
edebilirler.
Radikal
Prostatektomi: Prostat ve bağlı seminal kabarcıklar
beraberce ameliyatla alınırlar.Bir kaç gün hastanede yatmayı
gerektirir. Genel veya Lokal anestezi ile yapılır. Ameliyat
sonrasında bir miktar sonda taşımak gerekebilir.Radikal
Prostatektomi de amaç kanserli dokunun tamamını
alabilmektir. Eğer bu başarılabilirse o zaman başka tedaviye
gerek duyulmaz. Ancak bazen açıldıktan sonra kanserli
dokunun prostat dışında lenf bezlerine veya çevre dokulara
da genişlemiş olduğu görülebilir. Böyle durumlarda kanserli
dokunun tamamı alınamaz ve ameliyat sonrası radyasyon
tedavisine ihtiyaç duyulabilir.
Radyasyon
Tedavisi (Brachytherapy): Dışarıdan verilen radyasyon
tedavisi de radikal prostatektomi de hastalarda ereksiyon
yeteneğini sınırlarlar. Bunu engellemek için Brachytherapy
adı verilen bir radyasyon tedavisi yöntemi kullanılır. Karın
içine leğen kemiğinin dibine, rektumun önüne, testislerin
gerisine konan metal kateterler ile radyoaktif madde
öldürülmek istenen kanserli dokuya verilir.Böylece çevre
dokulara verilecek ışın dozu azaltılarak ereksiyonu
sağlayacaksinir ve damarlarda daha az hasar neden olunur.Çok
sık uygulanan bir tedaviseçeneği değildir.
Hormon
Tedavisi: Kanser prostat dışına da yayılmışsa genellikle
hormonal tedaviuygulanır. Hormon tedavisinin hedefi
testislerden erkeklik hormonu salınımını baskılamaktır. Çoğu
zaman erkeklik hormonunun baskılanması ile prostat
kanserindekigelişme durdurulabilir. Bu tedavinin en kolay ve
en hızlı yolu testislerin alınmasıdır. (kastrasyon,
kısırlaştırma) Ancak genellikle günlük ağızdan alınan
ilaçlar yada aylık veya 3 aylık enjektabl ilaçlar bu
tedavide terch edilir.
Evrelere
Göre Tedavi:
* Evre
T1 ve T2 de(veya Ave B de) radyasyon tedavisi veya
ameliyatla (radikal prostatektomi) tedavi aynı etkiyi
gösterirler. Hastalığın bu aşamasında tedaviye hastanın
durumuna göre ve olası yan etkileri göz önüne alınarak karar
verilir. Bir ürolog ve radyasyon onkolojisti ile
görüşülmelidir.
* Evre
T3 veya C de sadece ameliyatla tedavi yeterli değildir.
Çünkü kanser prostat dışına da yayılmıştır ve ameliyattan
sonra radyasyon tedavisi de gerekecektir. Radyasyon tedavisi
kalan mikroskobik kalıntıları da öldürecektir. Birçok doktor
bu evrede olası komplikasyonları önlemek için çok daha erken
dönemlerde radyasyon tedavisine başlama taraftarıdır. Hatta
bu aşamada yakalanan kanserlerin pek yüz güldürücü olmayan
gidişini engelleyebilmek için radyasyon tedavisi ile
birlikte hormontedavisi uygulamakta giderek daha çok
kullanılan bir yöntemdir.
Evre T4
veya D de kanser kemiklere yayılmıştır (metastaz)Tedavi
semptomlarıhafifletmek ve kanseri geçici olarak geriletmeye
yönelik olarak yapılır. Kemik metastazlarının tedavisinde
ameliyat veya radyasyon tedavisi gerekebilir.
|