Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

   İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Şampuanlar

Cinsel Ürünler
Cilt Leke Krem
Bitki Macunları
Bitki Kapsülleri
Hastalık Çeşitleri
Bitki Sabunları
Bitki Çeşitleri
Bitki Yağları
Baharat
İndirim - Kampanya
Ana Sayfamız
 En Altta Arama Motoru Vardır

 

 


Benzer Konular
Panax Ginseng Kapsül



St John's Kapsül



Alfalfa Kapsül


Sarı Kantaron Kapsülü



Kudret Narı Kapsülü
 

 

Doğal Performans
www.birtat.com.tr
Çakşır Köklü Macun


Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
www.birtat.com.tr

Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Bitki Macunları
Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu

Arı Sütü
www.birtat.com.tr

Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Otacı Ürünleri
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik

Düzenli Kullanmayacağınız Ürünü Bizden Almayınız.

Ucuz Ürün Bizde Olmaz.

www.birtat.com.tr İşyerimiz

sifali bitki dukkan resimleri - www.birtat.com.tr

 

Zehirlenmeleri HDL İştahsızlık Sebepleri Enzim Deposu Gırtlak Hemoroit Başlangıcı İsteri Ergenlik Glikoz Hepatit C İyi Kolesterol Erkeklik Göğüs Büyümesi Hıçkırık jinekolik Hastaliklari Ezberleme Kabiliyeti Göğüs Anjini Hiper Tansiyon Kekemelik Ezik -  Burkulma Göğüste Su Toplanması Hormon Bozukluğu Kemik Erir mi? Faranjit Görme Yeteneği Hormon - Hormonal Kemik İltihabı Fazla Terlemek Göz Ağrısı Hücre Gelişimi Kemik Veremi Fazla Uyumak Göz İltihabı Hücre Zarı Kemik Yapısı Ferç Kaşıntısı Göz Kanlanması Huzursuzluk Kemik Yumuşaması Fil Hastalığı Göz Kaşıntısı İdrar Kaçırma Kemo Terapi Fistul Göz Sulanması İdrar Torbası Kemoterapi Kabakulak Karaciğer Enzimleri Kızamık Lokosit Katarakt Karaciğer Mikropları Kızıl Hastalığı Lösemi Kalbin Hızlı Atması Karaciğer Yağlanması Kloroz Madeni Maddeler Kalın Bağırsak Karaciğer Yetmiyor mu Kolesterol Parçalanması Mafsal Hastalıkları Kalp Çarpıntıları Karamsarlık Kolon Kanseri Mantar Hastalığı Kalp Nedir? Karbonhidrat Konsantrasyon Bozukluğu Melankoli Kalp Ritmi Nedir? Kardiyovasküler Konuşma Bozukluğu Meme Uçları Kalp Yağı Karın Ağrısı Korku Menopoz Ağrıları Kalp Yetmezliği Kas Gelişmesi Kortizon Mide Ağrısı Kamburluk Kas Yırtılması Kötü Kolesterol Mide Bulantısı Kan Basıncı Kasılma Kramp Mide Ekşimesi Kan Çıbanı Kaşıntı Kroner Kalp Mide Gazı Kan Damarı Kaslar Kulak Ağrısı Mide Şişkinliği Kan İşemek Kaygı Kulak Çınlaması Mide Tembelliği Kan Pıhtılaşması Kıkırdak Dokuları Kurdeşen Mide Ülseri Kan Şekeri Kılcal Damar Kurt Düşürmek Mide Zarı Kan Tükürmek Kilo Aldırıcı Kusmak Migren Ağrısı Kanda Kolesterol Kireçlenme Nedir? LDL Mikrop Öldürücü Kanser Hücreleri Kırık - Çıkık Lif Miyopluk Kansızlık Nedir? Kısırlık Nedir? Lohusalık Mushil Nefes Azlığı Öğrenme Yeteneği Prostat İltihabı Riboflavin Nefes Darlığı Öksürük Tehlikesi Prostat Kanseri RNA Sentezi Nefes Kokusu Omuz Ağrısı Radrasyon Romatizma İltihabı Nefrit Onikiparmak Bağırsağı Rahim Egzaması Rüyalanma Nekahat Organizma Rahim Kanaması   Nevralji Organların Görevi Rahim Kanseri   Nevrasteni Östrojen Rahim Kaşıntısı   Nezle Olmak Pankreas Rahim Sorunları   Niacin Parazitler Rahim Urları   Nikotin Atıcı Pelteklik Rahimde Polip   Nikris Penis Damarları Raşitizm   Reçine   Norolojik Pigment Reflü   Norotransmitter Prostat Bezi Reisi Mantar   Oburluk Prostat Tıkanıklığı Retina  Ririboflavin Vitamini Sarılık Sindirim Bozukluğu Spazm Çözücü Ruhsal Çöküntü Sedef Sindirim Sistemi Ruhsal Denge Şeker Dengeleyici Sinerji Etki Sporcu Desteği Ruhsal Sorunlar Şeker Düşürücü Sinir Bozukluğu Sporcu İncinmeleri Ruhsal Yapı Şeker Hastalığı Sinir Gerginliği Sporculara Destek Ruhsal Yorgunluk Şeker Zararları Sinir Stres Stres Gerginliği Saç İçin Seksüel Gerileme Sinir Uçları Su Birikmesi Saç Kökleri Selenyum Sinirsel Ağrılar Tansiyonu Düşürmek Safra Kesesi Selülit Lekesi Siroz  Sağlığı Korumak Semptomlar Şişmanlama Testosteron Sağlıklı Beslenmek Sentezleme Sivilce İltihabı Tırnak Kırılması Sakinleşmek Seratin Şizofreni Tiroit Bezleri Salgı Bezi Serbest Radikal Soğuk Algınlığı Tokluk Hissi verici Salgın Hastalıklar Sigara Zararları Solunum Sistemi Toksinler Sara Sık Sık İdrara Çıkma Solunum Yolları Trambosit Tümör Uyanma Varis Yaraları Yağ Eriticiler Umutsuzluk Uyarıcı Vasküler Sistemi Yak Yakımı Hızı Üreme Organları Uykusuzluk Vücudu Korumak Yağların Parçalanması Üreme Sistemi Uyur Gezerlik Vücut Geliştirmek Yaşlanmayı Geciktirmek Üretkenlik Uyuşukluk Vücut Isısı Yemek Borusu Üriner Sistem Vajina Kuruluğu Yağ Depoları Yüksek Tansiyon

 

Reflü Rahatsızlığı
 

Merhaba, Reflü Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Konu İle İlgili Açıklamalar Aşağıdadır.
Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz.

Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama; Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.

İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Telefonla...


Ne Konuşmuşsak O Ürün Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur. 1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 

  


 

Kapıda ödeme kolaylığı.

 

      0 542 252 70 62
     0 532 402 77 44

     0 464 217 18 81
     0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)

 




 

Bitkisel Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 

REFLÜ NEDİR? (GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ)

 Yediğimiz besinler yemek borusundan mideye gelir. Yani mide, yukarında yemek borusuyla bağlantılıdır. Çeşitli sebeplerden dolayı mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına reflü denir. Bu durum uzun süre devam ederse, asitli olan mide içeriği yemek borusunu tahriş eder. Yemek borusu kendini mide asidinden koruyamaz hale gelir.
 

Mide Rahatsızlıkları
Mide, bütün hastalıkların veya bütün dertlerin başladığı yerdir.
Bunun için midenin iyi çalışması, hazım yapmasına yardımcı olmak lazımdır.
Dünyada en çok istenen şey lezzettir. Yediklerimizin lezzetli olması için mide kalitesi önemlidir.

Aşağıda mide hastalıkları hakkında genel bilgiler sunuyoruz.
Mideye sinir bozukluğu olumsuz etki yapar. Mide sağlığı için sinir sistemi sağlığı da olması çok faydalı olabilir.

Lütfen 2-3 gün içinde geçmeyen mide ağrıları için doktorunuza başvurunuz. Mide de ne sorun var diye bilinse daha iyi olur.


MİDE AĞRISI
Mide veya karın ağrısı, karnın üst kısmında, bazen da sırt bölgesinde yahût omuzlar arasında hissedilir. Bu ağrılar bir takım hastalıkların belirtileridir.
Gastrit, kolit, sinirsel hazımsızlıklar, safra hastalıkları, mide ülseri veya mide kanserinde yukarda tarif edilen şekilde ağrılar görülür.


MİDE BULANTISI
Mide de duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren duruma “bulantı” denir. Sebepleri çok çeşitlidir. Yemeklerin mide ve bağırsaklarda gereği gibi hazmedilmemiş olması, mide, bağırsak, safra kesesi, karınzarı veya böbreklerde iltihaplanma, mikroplu hastalıklar, sigara tiryakiliği, alkolikler ve sinir bozukluları mide bulantısına sebep olurlar. 1-2 gün içinde geçmeyen bulantılar için doktora başvurulmalıdır.


MİDE GAZI GASTRİT
Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir.
Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır.
Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.
Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırılınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar.
Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilaçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.


MİDE GAZI
Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.


MİDE HAZIMSIZLIĞI
Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasına; halk arasında hazımsızlık, tıp dilinde ise dispepsi denir. Nedenleri çeşitlidir. Ağır yemekler, yemekleri gereği gibi çiğnememe, diş veya dişeti iltihapları, içki veya sigara içmek, çok miktarda çay veya kahve içmek, fazla miktarda şekerli veya unlu şeyler yemek, kansızlık, yorgunluk, sinir bozukluğu ve üzüntü hazımsızlığı doğuran nedenler arasında sayılabilir. Yemekten bir süre sonra; midede şişkinlik veya yanma hissi ortaya çıkar. Sık sık yemek ihtiyacı hissedilir. Kabızlıktan şikayet edilir. Bazı kimselerde halsizlik, uykusuzluk, unutkanlık veya çarpıntı görülür. Tedavinin ilk şartı; sıkıntı ve üzüntülerden sıyrılmaktır. Zararlı şeyler terkedilir. Et yemekleri de mümkün olduğu kadar azaltılır. Haddinden fazla yemek yenmez. Yemeklerden sonra soğuk su içilmez. Yemek aralarında acıkınca süt ile birkaç galete yenir.


SİNİRSEL HAZIMSIZLIK
Sinir sisteminin düzenli, uyumlu çalışmasını kaybetmesi sonucu ortaya çıkar. Ayrıca, alkol kullanmak, fazla sigara içmek, haddinden fazla çay, kahve veya süt içmek, çabuk ve gereği gibi çiğnemeden yemek yemek şikayetlerin artmasına neden olur. Hastanın karnında ağırlık hissi vardır, midede gurultu, yanma veya ekşime görülebilir. Geğirir, gaz çıkarır. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve unutkanlıktan da şikayet edilir.


MİDE SARKMASI
Midede; haddinden fazla gaz, ağrı ve iştahsızlık ile kendini gösteren bir durumdur.
Sebebi; mide kaslarının zayıflaması sonucu, midenin bulunduğu yerden aşağı düşme olayıdır. Belirtileri; hasta, midesinin çeşitli yerlerindeki ağrılardan, iştahsızlıktan ve ağzına sık sık ekşi su gelmesinden şikayet eder.
Öncelikle, midedeki gaz ve asit fazlalığını tedavi edici ilaçlar kullanılmalıdır.


MİDE TEMBELLİĞİ
midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır.


MİDE ÜLSERİ
Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir. Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır. Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır.

Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları baş gösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarf etmektir.

Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir. - Tedavi süresince istirahat edin - Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin - Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın - Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın - Diş sağlığına önem verin - Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin.


MİDE YANMASI
Göğüs kemiğinin arka tarafında hissedilen yanma ile kendini gösterir. Nedeni midede fazla miktarda asit bulunmasıdır.

Geğirmek
Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir. Gıda zehirlenmeleri Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür.

Belirtileri : Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar
vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder. Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür. hava yutma Tıp dilinde aerofaji diye bilinen bu hastalık, genellikle asabi mizaçlı kimselerde görülür.
Bunlar yemek sırasında farkına varmadan hava yutarlar. Hava yutma, mide ve bağırsak gazlarının oluşmasına yardımcı olur. hıçkırık Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar.

Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.


 

Reflülü kişilerde, genelde yemekten sonra ağza acı su ve besin gelebilir. Reflünün oluşmasında bir diğer faktör mideyle yemek borusu arasındaki kapağın görevini yerine getirememesi sonucu ortaya çıkar. Bu kapak, mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engellemektedir.

 

Tüm dünyada sık görülen bir hastalık olan reflü, ülkemizde de bir hayli fazla görülmektedir. Yapılan araştırmaya göre her 5 yetişkinden birinde reflü vardır. A.B.D' de bu oran yüzde 0.5'tir.

 

REFLÜNÜN BELİRTİLERİ NELERDİR?

 

Reflü görülen kişilerde şu belirtilerden bazıları vardır:

 

    * Mide yanması en çok şikayet edilen rahatsızlıktır.

    * Mide içeriğinin yukarı çıktığını hissetmek,

    * Göğüs bölgesinde yanma,

    * Ağza acı suyun gelmesi,

    * Kalp çarpıntısı,

    * Rahatsız edici mide şişkinliği, öksürme,

 

Bazı durumlarda boğazda bir kaç belirti ile kendini gösterebilir;

 

    * Boğazda bir şey varmış gibi hissetme ve boğazı temizleme hissi,

    * Yutkunurken zorlanma,

    * Öksürük,

    * Boğaz ağrısı,

 

Stres reflüyü arttırmaz. Fakat reflünün şikayetlerinin hissedilmesine neden olur. Zaten stres, gastrit ve ülser gibi mide hastalıklarına yol açacağından ve mide asidini arttıracağından şikayetlerin artmasına yol açar.

 

Reflü, ağız kokusuna yol açabilir. Fakat sadece reflü değil, dişlerde meydana gelen bir enfeksiyon, bademcik iltihabı, sinüzit, salyanın azalması da ağız kokusuna yol açar. Bunları reflüden ayırmak gerekir. Bazı durumlarda hasta ağzının kötü koktuğunu söyler; fakat bu diğer kişiler tarafından farkedilmeyebilir. Bu, psikolojik bir problemdir ve tedavi edilir.

 

REFLÜ TANISI

 

Reflünün tanısında çok kullanılan yöntemlerden biri endoskopidir. Her hastaya uygulanır. Bu yöntemle mide kapağının durumu, yemek borusunun hasarı ve diğer mide yüzeyindeki rahatsızlıklar saptanır.

 

Tanıda kullanılan bir diğer yöntemde, ilaçlı bir filmle yemek borusundan, ilacın geçişi izlenir ve herhangi bir problem varsa tedavi edilir. Diğer yöntemlerle de yemek borusundaki reflü, ph metriyle, yemek borusunun besini itme gücü ise manometri ile ölçülür.

 

REFLÜ TEDAVİSİ

 

Hastaların alacağı bazı önlemler, beslenme konusuna dikkat etmek ve ilaç tedavisi hastalığın kontrol altına alınmasını sağlar. Reflü tedavisinde bir kaç seçenek vardır. Hastalığın ne kadar ilerlediği belirlendikten sonra buna en uygun tedavi doktorunuz tarafından belirlenir.

 

Tedavi seçeneklerinden birisi ilaç tedavisidir. Bunun için mide asidini kontrol altına alacak ya da salgısını azaltacak ilaçlar kullanılır. Böylece yemek borusuna kaçan asit miktarı azaltılır. Bir çok reflü hastasında olumlu sonuçlar alınır. Fakat ilacın bırakılmasıyla belirtiler, şikayetler tekrar ortaya çıkmaya başlar. Çünkü bu ilaç tedavisiyle mide kapağındaki sorun ortadan kaldırılamaz. Bu tedaviyle yemek borusunun tahrişi en aza indirilir fakat safra sıvısı asidik olmadığından yemek borusuna yine kaçar ve zarar verir.

 

Diğer bir tedavi şekli ise cerrahi tedavidir. Alınan önlemler ve ilaçlarla hastalık kontrol altına alınamıyorsa anti-reflü cerrahisi uygulanmaktadır. Ameliyatla büyük oranda başarı sağlanır ve reflü şikayeti tamamen ortadan kaldırılır. Bu ameliyatta, mide kapağındaki bozukluk düzeltildiği için mide sıvısının, yemek borusuna geçmesi engellenmiş olur. Tercih edilmesi daha doğru bir tedavi şeklidir. İlaç kullanımına gerek yoktur. Hayat boyunca ilaç kullanmak istemiyorsanız, hastalıktan tamamen kurtulmak için ameliyat yeterlidir.

 

REFLÜNÜN NEDEN OLDUĞU DİĞER PROBLEMLER NELERDİR?

 

Çok sık karşılaşılan bir durum olmasa da, uzun süreli reflü hastalığı ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Normalde yemek borusu mekanik dalga hareketleriyle alınan besinin mideye iletilmesini sağlar. Yani yemek borusu, hiçbir hareket yapılmadan yemeğin geçtiği bir boru değildir. Bu yüzden de yutma işlemi aktif bir olaydır. Bu sayede, uzanırken bile bir şeyler yediğimizde bunlar mideye iletilir. Reflü, uzun sürdüğünde yemek borusunun sürekli tahrişi sonucu hareketliliğinde azalma meydana gelir. Hatta bu tahriş sonucu yemek borusu kısalabilir ve alt ucu daralabilir. Böylece katı besinlerin yutulması güçleşir. Günümüzde uygulanan antireflü ameliyatları bunun gibi geç kalınmış durumlarda uygulanamaz.

 

REFLÜ HASTALARININ YAPMASI GEREKENLER

 

    * Asitli içeceklerden, alkol, kahve, baharatlı yiyecekler, çikolata, soğan, sarımsak gibi besinlerden uzak durmak gerekir. Bunlar mide asidini arttırıcı yiyecek ve içeceklerdir.

    * Aspirin ya da ağrı kesici ilaçların mümkün olduğunca az kullanılması gerekir.

    * Yemek yedikten hemen sonra yatmayın. Çünkü mide asit miktarı yatarken çoktur. Yattığınızda ise baş-boyun bölgenizi yukarıya koyun.

    * Sigara ve alkol asit dengesini bozacağından mutlaka bırakmalısınız.

    * Az ama sık yemek yemek, her öğün çok fazla yemekten daha iyidir.

    * İdeal kilonuzda olmanız gereklidir. Bunun için doktor kontrolünde zayıflamanızda fayda vardır.

    * Kemeri çok fazla sıkmayın, dar giysilerden kaçının.

    * Çok fazla güç gerektirecek işlerden uzak durun.

 Bebeklerde Reflü

 

Bebeklerin çoğu mama yedikten veya süt içtikten sonra yediklerini çıkarırlar. Bazı bebeklerde bu aşırıdır ve çok sık meydana gelir ve bu durumlarda bebeğin reflüsü olduğu söylenir. Bu durum midedeki yiyeceklerin yemek borusuna veya ağız içine geri atılmasıyla meydana gelir. İnsanların çoğunda mideden yemek borusuna reflü vardır, ama bunlar genelde hissedilmez ve farkına varmayız.

 

Bebeklerde yediklerini çok sık çıkardığında ebeveynler telaşlanarak doktora başvurma ihtiyacı duyarlar. Genelde bebekte barsaklarda bir tıkanıklık veya bir ülser olduğundan, süte alerjisi olduğundan şüphelenilir. Fakat bebeklerin ve çocukların çoğunda herhangi bir anatomik sorun yoktur ve çocuğun gastrointestinal sisteminin tam gelişmemiş olmasına bağlı olarak gelişir.

 

Reflüsü olan bebeklerin çoğu normal ve sağlıklı çocuklardır. Fakat nörolojik veya gelişimsel anomalisi olan çocuklarda reflü daha büyük bir sorun olmaktadır. Bu çocuklarda reflü çocuğun yeterli besin alamamasına bağlı gelişimini de engeller veya aspirasyon ve akciğer enfeksiyonuna yol açabilir.

 

Bebekler ve çocuklar dertlerini tam olarak anlatamadıklarından reflü belirtilerini tespit etmek zor olabilir. En sık belirtiler;

 

sık veya tekrarlayan kusmalar

 

göğüste yanma, gaz veya karın ağrısı,

 

görülebilir.

 

Fakat bunun yanında daha nadir olarak aşağıdaki belirtiler de tespit edilebilir;

 

tekrarlayan kolik tarzda karın ağrıları,

 

sık gaz çıkarma,

 

beslenme sorunları,

 

gelişimde yavaşlama,

 

apne,

 

sık pnömoni (akciğer enfeksiyonu) atakları

 

görülebilir.

 

Nasıl tedavi ederiz?

 

Şunu unutmayın ki bebeklerin çoğunda reflü kendiliğinden düzelmektedir. Verilen tedavilerin çoğu reflüyü düzeltmez, sadece belirtileri geçirmeye yönelik tedavilerdir. Yeterli zaman verildiğinde reflü de kendiliğinden düzelecektir. Bebekler yaklaşık 6. ayda desteksiz oturmaya başladığında reflüsünü daha iyi olduğu görülecektir. Çocuk yaklaşık 12. ayda yürümeye başladığında bebeklerin çoğunda tamamen kaybolacaktır.

 

 

Reflüyü azaltmak için doğru pozisyon önemlidir. Bebekler yemek yedikten sonra karınları üzerine baş yukarıda olacak şekilde yatırarak tutmak reflüyü azaltacaktır. Fakat bebeklerin hepsi bu pozisyonda durmak istemezler ve ağlarlar, bu durumda bebeği sırt üstü başı biraz yukarıda olacak şekilde yatırmalıdır. Çocuğu bu şekilde tutacak yastıklar ve yataklar mevcuttur. Bu yastık ve yataklar yardımıyla çocuk istenilen pozisyonda tutulabilir. Bebeğin ağlaması reflüyü artırabilir, çocuklar ağlarken karın kaslarını kasarlar ve bol miktarda hava yutarlar. Bu durum reflüyü daha da artırır.

 

Diyet tedavisi

 

Anne sütü ile beslenen bebeklerde reflü belirtileri daha az görülmektedir.

 

Bebeklerde mama değişikliği yapıldığında genelde daha az reflüsü olduğu görülür, fakat bu durum genelde geçicidir. Genelde bebekler değişikliğe rağmen anne sütü bile olsa kusmaya devam ederler. Bazı ebeveynler tahıl ürünleriyle mamayı katılaştırarak vermeyi tercih ederler. Bu durumda mama ağırlaşarak çıkarılması daha zor olur. Fakat bu daha çok anne sütü ile beslenen bebeklerde zordur. Biberon ile beslemede de mama katılaştığı için zorluklar yaşanabilir. Bebek biberondan mamayı çekemediğinde daha fazla hava yutarak reflüyü artırabilir.

 

Katı yiyeceklerle ve kaşıkla beslenmeye geçildiğinde reflü daha az olacaktır. Katı yiyeceklerin çıkarılması daha zordur. Katı yiyeceklere erken başlandığında bebeklerin ileride daha alerjik bünyeli olacağına inanılır, fakat bunu ispatlayacak bir delil yoktur.

 

Ebeveynlere daha sık aralıklarla ve daha az mama veya süt ile beslemeleri önerilir. Fakat bebekler genelde az mamayı kabul etmeyerek ağlarlar. Bu durum reflüyü daha da kötüleştirebilir.

 

Çocukların yalancı emzik kullanmaları da reflü tedavisinde faydalı olabilir. Emzik çocukta tükrük salgısını artırır ve barsak hareketlerini artırarak reflü olasılığını azaltır.

 

Çocuğunu anne sütüyle besleyen annenin çok fazla kafeinli içecekler tüketmesi veya çocuğun sigara dumanına maruz kalması da çocukta reflü şikayetlerinin artmasına yol açacaktır.

Cerrahi

Çocukların büyük çoğunluğunda reflü tedavisi için cerrahiye gerek kalmaz. Tedaviye gerek görülen çok az çocukta da en fazla uygulanan tedavi Nissen funduplikasyonudur. Bu ameliyatta midenin üst kısmı yemek borusunu çevresine sarılıyor. Böylece mide kasıldığında sarılan kısım da kasılarak yemek borusunu kapatıyor.

 

 Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.