|
İltihaplı Romatizma
Merhaba, Romatizma
İltihabı Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Konu İle İlgili
Açıklamalar Aşağıdadır.
Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama;
Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

Bitkisel Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli
denetimleri yapılmıştır.
İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Romatizma bir iltihaptır.
Doktorunuz romatizma teşhisi koymuş ise, bitkisel gıda
takviyeleri ile romatizma iltihabını atmayı
deneyebilirsiniz.
Normalde kemikleriniz tam
sağlıklı ise, romatizma iltihabın etrafına uğratmaz.
Dolayısıyla romatizma iltihabını atabilme yanında
kemiklerinizin doğal yapısına da destek olmanın da fayda
vardır.
İltihaplı
Romatizma
Romatizma
kelimesi, Yunanca "rheuma" kökünden gelir. Bu kelime
"akma"yı dolayısı ile "hareket"i ifade eder. Romatizma
oldukça genel bir terimdir ve kemik, kas ve eklemlerin
etrafındaki ağrı veya acıyı ifade etmek için kullanılır.
Romatizma deyince tek bir hastalık anlaşılmaz. 100'den fazla
hastalığı içerir. Bazıları sık bazıları ise oldukça nadir
görülür. Artritin kelime anlamı vücuttaki bir veya daha
fazla eklemde görülen yangıdır. Artrit çocuklar da dahil
olmak üzere herkesi her yaşda etkileyebilir, bununla beraber
kadınlarda erkeklere göre bu hastalıklara yakalanma şansı
daha fazladır.
Eklemler
bir kemiği diğerine bağlar ve kemiklerin serbestçe hareket
edebilmelerine izin verecek şekilde tasarlanmışlardır.
Kemiklerin son bölümünde eklemler kıkırdak olarak
adlandırılan sert, lastik kıvamında bir materyal ile
örtülmüşlerdir. Biz yaşlandıkça bu eklem kıkırdağı sık
kullanmaya bağlı veya yaralanmalardan sonra daha kolay
zedelenebilir hale gelir.
Kaç Tip
Romatizma Vardır?
Temel
olarak 2 tip romatizma vardır:
1-
İltihabı olanlar
2-
İltihabı olmayanlar.
1-
İltihabı olanlar: Romatizmal iltihap 3 çeşittir:
a)
Mikropların eklemde oturmasıyla ortaya çıkan mikrobik
romatizmalar: Stafilokok, streptokok ve tüberküloz basili
gibi çeşitli mikroplar bu romatizmaya neden olur.
b)
Bağışıklık sisteminin bozuk oluşu sonucu gelişen mikropsuz
iltihap: Bu tip iltihabın neden olduğu romatizmaların en
önemlileri romatoid artrit (RA), ankilozan spondilit (AS) ve
yaygın bağ doku iltihabı yapan hastalıklar (kollajen
hastalıklar)'dır. Bu son grubun en iyi bilinen örneği de
sistemik lupus eritematozus (SLE)'dur.
c) Diğer
bir iltihap tipi de başta ürik asit olmak üzere diğer
kristallerin eklemlerde ve çeşitli dokularda oturarak
yaptığı tahriş sonucu ortaya çıkan iltihaptır. Gut ve
yalancı gut hastalığında bu tip iltihap vardır.
2-
İltihabı olmayan romatizmalar: Bu romatizmaların en önemlisi
artroz (kireçlenme)'dur. Artrozda eklemde iltihap yoktur.
Buna karşılık aşınma vardır. Eklemin içindeki kıkırdak
incelir ve kaybolur, eklemlerin kenarlarında kemik
çıkıntıları oluşur. Travmalar (kaza, darbe) mekanik
nedenler, metabolik ve psikolojik bozukluklar iltihabı
olmayan romatizmaların en önemli nedenleridir.
Sık
Görülen Romatizmal Hastalıklar Şunlardır
*
Artroz (Kireçlenme)
*
Yumuşak doku romatizmaları (Fibromyalji, bel, boyun
ağrıları)
*
Romatoid artrit
*
Spondiloartropatiler ve ankilozan spondilit
*
Vaskülitler ve Behçet hastalığı
* Gut
Hastalığı
*
Ailevi Akdeniz ateşi
* Akut
eklem romatizması
*
Reaktif artritler
*
Kristal artritleri
*
İnfeksiyöz artritler
* Bağ
dokusu hastalıkları; SLE, polimiyozit- dermatomiyozit,
skleroderma, mixt bağ dokusu hastalığı
*
Juvenil artrit
*
Bursitis, tendinitis
Artrit ve
Romatizmanın Bulguları Nelerdir?
Bulgular
büyük oranda sizin sahip olduğunuz artrit veya romatizmanın
çeşidine bağlı olarak değişmektedir. Bununla beraber
genellikle aşağıdaki bulgular sizin artrit veya romatizmaya
sahip olduğunuzu düşündürebilir:
* Bir
veya daha fazla eklemde şişlik,
*
Eklemler etrafında katılık,
*
Eklemlerde kızarıklık ve sıcaklık artışı,
*
Eklemlerde sürekli veya tekrarlayan ağrı
*
Eklemi hareket ettirmede veya kullanmada zorluk.
Vücuttaki
herhangi bir eklem etkilenebileceği gibi en çok dizler,
parmaklar ve kalçalar tutulurlar. Eğer RA'niz var ise hafif
derecede ateş, iştah kaybı ve halsizliğiniz de olabilir.
Artrit bulguları sabahları, bazen soğuk ve nemli havalarda
kötüleşmeye meyillidir.
Artrtit ve
Romatizmanın Nedeni Nedir?
Romatizmal
hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni
bilinmemektedir. Çoğunlukla bulaşıcı-mikrobik değildir.
Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem
taşır.
Artrit ve
Romatizmaya Yakalanma Riskim Nedir?
Herhangi
bir yaştaki, cinsiyetteki ve ırkdaki kişi romatizmal
hastalığa yakalanabilir. Bilim adamları tam olarak neden
ortaya çıktığı konusunda bilgiye sahip değillerdir. Bununla
beraber aşağıdaki durumlarda daha fazla riske sahipsiniz:
*
Kadın olmak,
*
Ailenizde romatizmalı bir bireyin bulunması,
*
Spora veya işinizle ilgili aktivitelerden dolayı
tekrarlayan yaralanmalara maruz kalmanız.
Artrit ve
Romatizma'ya Yakalanmayı Önleyebilir miyim?
Artrit ve
romatizmaya yakalanmayı önleyemezsiniz ama sağlıklı
beslenmeli ve düzenli egzersiz yapmalısınız. Bu kilo
almanızı engelleyecek ve dolayısı ile eklemlerinize aşırı
yük binmemiş olacakdır. Ayrıca damar yapısını bozan sigara
kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi romatizmalı
hastalar için yararlıdır.
Artrit ve
Romatizma Nasıl Teşhis Edilir?
Doktorunuz
şikayetleriniz ve hikayenizden artrit veya romatizmadan
şüphelenecektir. Birçok kişide eklemlerin fizik muayenesi
"özellikle büyük eklemler etkilenmişse�ile
de teşhis konulabilir. Ne çeşit bir artrite sahip olduğunuzu
ortaya koymak için kan testleri gerekebilir. Genellikle
etkilenmiş bölgenin radyografi ile görüntülenmesi tanının
doğrulanmasında yardımcı olacakdır.
Artrit ve
Romatizma Bulgularım Olduğunda Kime Başvurabilirim?
100 yılı
aşkın süredir ülkemizde romatizmal hastalıkların tedavisini
başarı ile yapan, deneyim sahibi Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon (FTR) uzmanlarına başvurabileceğiniz gibi,
şikayetlerinizin niteliği ve yerine göre Romatoloji ve
Ortopedi uzmanına da başvurabilirsiniz.
Artrit ve
Romatizma Nasıl Tedavi Edilir?
Çoğu
artritin tamamıyla hastalığı geçirici bir tedavisi yoktur,
bununla beraber normal olarak hayatın sürdürülebilmesine
yardımcı çok sayıda tedavi seçeneği mevcuttur. Size
verilecek olan tedavi sahip olduğunuz artritin çeşidine ve
şikayetlerinizin ciddiyetine göre değişecekdir. Bazı
kişilerde sadece günlük basit bir egzersiz programı ağrıları
hafifletip, eklem harekletlerini artırır. Eğer tenisçi
dirseği veya bel ağrısı gibi yumuşak doku romatizmanız var
ise ağrınız kısa süreli olabilir ve herhangi bir tedaviye
gereksinim duymadan geçebilir.
Eğer
eklemleriniz çok ağrılı ise eklem etrafındaki ağrıyı
hafifletmek, yangıyı azaltmak için çok çeşitli ilaçlar
mevcuttur. Bu ilaçları 3 kategoride toplayabiliriz:
1-Analjezikler (Ağrı kesiciler) (Parasetamol vb)
2- Steroid
Olmayan Anti İnflamatuar İlaçlar (İbufen ve Aspirin vb): Bu
ilaçlar genellikle birkaç saat içinde etkili olup ağrı ve
yangıyı etkili bir şekilde azaltırlar. Eğer uzun dönem
alınılırlarsa mide problemlerine yol açabilirler.
3-Steroidler (Kortizon): Tablet şeklinde ağızdan
alınabilirler veya direkt enjektabl formları etkilenen
ekleme uygulanabilir. Uzun dönem alınılırlarsa ciddi yan
etkileri olabilir bu nedenle genellikle ciddi artritlerin
kontrol altına alınmasında kullanılır.
Eğer
RA'niz varsa hastalığınızın ilerlemesini önlemek ve yangıyı
azaltmak için size Hastalık Modifiye Edici İlaçlar
verilebilir.
Eğer
artrit teşhisi konmuşsa düzenli egzersiz yapmanız ve
doktorunuza hangi tip egzersizin daha uygun olacağını
sormanız önemlidir. Yüzme genellikle artritli hastalar için
en ideal egzersizdir. Hastalığnızın özelliğine göre FTR
uzmanının denetiminde fizik tedavi ajanlarından da
faydalanabilirsiniz. Genel olarak iltihaplı eklem
romatizmalarına kaplıca ve sıcak tedavi iyi gelmezken,
kireçlenmeler, yumuşak doku romatizmalarında faydası vardır.
Kaplıcaya gitmeye karar vermeden önce mutlaka FTR uzmanı ile
görüşünüz.
Kalıcı
mıdır ?
Romatizma
zaten vücudun içinde yaşayan ikinci bir varlık gibidir.
Çünkü immünolojik bir durumdur. Her insanda romatoid etken
vardır. Bu etken hiçbir zaman ne ilaç kullanmakla, ne
değişik tedavi metodlarıyla, ne akupunktur tedavisiyle yok
olur. İstediğiniz ilacı kullanın, akupunktur da dahil
istediğiniz tedaviyi yaptırın, hiçbir zaman hayat boyu yok
olmaz.
Romatizma
faktörü, kalp gibi, böbrek gibi, karaciğer gibi vücudun
ayrılmaz bir parçasıdır.
Kimlerde
görülür ?
Romatoid
artrit, genellikle 25 – 50 yaş arasındaki bayanlarda
görülür.
Kırk
yaşından sonra daha sıklıkla görülür. Topluma
oranladığımızda her yüz kişiden iki kişide görülebilir.
Diğer bir deyişle, bir milyar dörtyüzbin kişiden beşyüz bin
kişide bu durum açığa çıkmış ise, kalan diğer ksımda bu
durum fibro miyalji olarak, kireçlenme vb. olarak dile
getirilir.
Neden
herkeste ortaya çıkmaz ?
Bunun
nedeni kişinin bağışıklık sisteminin güçlü oluşudur. Örneğin
kişi,
-Genç iken
vücut direnci iyidir. Bağışıklık sistemi kuvvetlidir.
-Herhangi
bir sebeple çok ilaç kullanıp bağışıklık sistemi
zayıflamamıştır.
-Doğal
yollardan ekolojik gıdalarla beslenmiştir.
-Yediği
içtiği gıdalarda kimyasal katkı maddeleri yoktur ya da çok
azdır.
-Aldığı
gıdalarda kanserojen maddeler bulunmaz.
-Çok
streli ve anormal dereceli iş ortamında çalışmıyordur.
Bu şekilde
vücudunu ve immün sistemini iyi koruyan kişilerde romatizma
faktörü meydana gelmez. Romotid etken yine vücutta vardır
ama belirti vermez. Adeta fırsat kollar. Ne zamanki yaşlanma
gibi ya da yukarıdaki yaşama tarzında bir vesileyle
zayıflama olur, işte o zaman “Ben buradayım” diyerek ortaya
çıkıverir.
Hastalığın
iki dönemi vardır.
Hastalığın
“aktif” ve “inaktif” diye bilinen iki dönemi vardır. Bu iki
dönemi bildiğimiz bir olguyla anlatmaya çalışalım. Örneğin
“deprem” dediğimiz doğa olayını ele alalım. Depremin olduğu
an aktif andır. Bir hareketlilik başlar. Her taraf sallanır.
Bir süre sonra derpem durur. Aktif bölüm bitmiştir. Deprem
durduğunda ortaya binaların yıkıntısı ve darmadığın olmuş
bir görüntü kalır. Bu görüntü ise inaktif durumdur. İnaktif
duruma ise aktif durum sebep olmuştur. Bu durumu romatoid
etken için ele aldığımızda vücudumuzda rahatsızlık şöyle
gelişir:
Aktif
dönem
Akit
dönemde, kişinin vücudunda genel bir ısı artışı olur. Bu
artış ile birlikte eklemlerde belirli şişilikler yani ödem
meydana gelir. Bu şişlikler belirli süre sonra yavaş yavaş
ortadan kalkar. Aktif bölüm sona ermeye başlamıştır. İnaktif
bölüm başlamıştır. Aktif dönem vücutta harabiyetin, şekil
bozukluklarının ortaya çıkması için hareketliliğin olduğu
dönemdir.
İnaktif
dönem
İnaktif
dönem, bozuklukların görüldüğü dönemdir. “İnaktif dönem”
dediğimiz dönemde, mafsallarda deformite adını verdiğimiz
bazı şekil bozuklukları meydana gelir. Bu bozukluklar
vücutta şekilenmeye başlar.
-El
bileklerinde, parmaklarda büyüme iliği deformitesi,
-Kuğu
boyun deformitesi,
-El
bileğinde çarpıklık deformiteleri oluşması,
-Dizin tam
açılamaması, ya da tam kapanamaması,
-Dizde
şişliklerin kalıcı hale gelmesi. Kalıp şeklinde bir
kireçleme dokusu meydana gelmesi söz konusu olur.
Sebepleri
nelerdir ?
Fibromiyaljideki sebeplerin hepsi burada da geçerlidir.
(Bkz. Fibromiyalji)
İlave
olarak, şunları sıralayabiliriz.
Kişi çok
genç yaşta birtakım rahatsızlıklar geçirmiş olabilir.
Birtakım
eklem ağrıları, boyun ağrıları yaşamış olabilir.
İklim
değişikliklerinden etkilenebilir.
Belirtileri nelerdir ?
Şikayetler, halsizlik, iştah ve kilo kaybı gibi genel
belirtilerle başlar.
Aylar
sonra sabah uyuşukluğu gibi şikayetler belirir.
Dizle ayak
bileği arasındaki baldır bölgesinde, inceden inceye bir sızı
başlar.
Bağırsakta
gaz olur.
Midede
şişkinlik olduğu zaman sırtında bir yük hisseder.
Sabahleyin
zor uyanır. Uyandığında dinlenememiş hissi vardır.
Yıllar
süren kronik yorgunluk sendromları yaşanır.
Parmak
eklemleri gibi küçük eklemlerde ve çoğunlukla el sırtında
şişme, ağrı ve hareket azlığı olur.
Deri
altında bu hastalığa özgü olan nohut büyüklüğünde kitleler
gelişebilir.
Bir süre
sonra bu eklemlerde kalıcı şekil bozuklukları ortaya çıkar.
Bu
şikayetler büyük eklemlere doğru ilerlemeye başlar.
Genellikle
tek taraflı olmak üzere diz ve omuz eklemlerini tutarak
buralarda şişme, ağrı ve hareket kısıtlığına yol açar.
Bunlar
romatoid artrit öncesi ve ilermesi sonucu olaşan
belirtilerdir.
Teşhisteki
zorluk
Romatoid
artritin teşhisi altıncı vaka dediğimiz şekil
bozukluklarının meydana gelmesinden önce, klinik tetkiklerde
pek tespit edilemez.
Bu dönemde
yapılan tetkiklerde, kan testlerinde, diğer incelenen
tetkiklerde % 80 olayında romatoid artrit bulguları
bulunamaz.
Sınırda
romatoid artrit durumu vardır. Yani bu tetkikler bir süre
sonra yapılsa ortaya çıkabilecek iken, sınırda olunca
tetkikle ortaya çıkmaz. İşte burada hastayı yakından
tanımanın, hastanın şikayetlerini önceye dönük iyi
dinlemenin ve hekim olarak tecrübenin çok önemli rolü
vardır.
Çünkü bu
sınırdaki dönemde ellerde şişlik yoktur. İltihap yoktur.
Ateş yoktur. Şekil bozukluğu yoktur. Ama buna rağmen
yukarıdaki belirtiler varsa hasta zaten bu deformasyona
adaydır. Deformasyon olmadan önce, 100 kişiden 70’inde
yapılan tetkiklerdeki pozitif sonuç hekimi yanıltmamalıdır.
Eğer bu
sınırdaki şahsa ilave olarak bir de akupunkturel teşhisle
yaklaşılırsa şahsın imminülojik bir rahatsızlığı olduğu
derhal belirlenir.
Ve vücutta
zaten potansiyel olarak var olan rahatsızlığın sınırda
olduğu tespit edilir. Açığa çıkmaması için immün sistemi
kuvvetlendirilir. Hasta altıncı safhaya gelmeden
rahatlatılmış olur.
Koruyucu
önlemler ve akupunktur tedavisi
Hafızamızda yer alan klişe bir söz vardır:
“Kanserden
korkma geç kalmaktan kork!”
Bu sözü
romatoid artrit için şöyle belirleyebiliriz:
“Romatoid
artritten kurtulmaya değil, romatoid artrit olmamaya çalış!”
Anlaşılıyor ki romatoid artrit olmamak için vücudun
direncinin ve bağışıklık sisteminin bozulmamasına özen
göstermek gerekiyor.
Bunun için
ne yapabiliriz?
Doğal ve
ekolojik gıdalarla beslenmeliyiz. Abur cubur ayakta ve acele
yemekten sakınmalıyız.
Giyimlerimizde vücudumuzu sarıp sıkmayacak, hava almamızı
engellemeyecek tarzda bol ve pamuklu, bayanlar için ipekli
de olabilir türde giysiler giymeliyiz.
Ayak
tabanlarını zorlayacak derecede yüksek topuklu ayakkabılar
giymemeliyiz.
Ani
hareketlerle eklemlerimizi zorlayacak pozisyonlardan
sakınmalıyız.
Okulda
duruş ve oturuş bozukluklarına karşı eğitim almalı ve
vermeliyiz.
Vücutta
biriken elektriğin zemine boşaltılmasını engelleyecek tarzda
altı lastik ayakkabılardan uzak durmalıyız. Bunlar vücutta
durağan stres dediğimiz birikimlere sebep olur.
Bu ve
benzeri önlemlere ilaveten, yılda bir kez 15 – 20 seans
akupunktur tedavisi en iyi koruyucu yöntemdir.
En etkin
koruyucu tedavi : Akupunktur
Ne
demiştik? Romatoid artirt olmadan önce korunmaya bak!
Korunmadan
amaç neydi?
Vücudun
bağışıklık sistemini, immün sistemini güçlendirmek.
Peki
akupunkturun en önemli özelliğinin bu sistemleri
güçlendirmek olduğunu hâlâ bilmiyor musunuz?
Evet
akupunktur, vücuttaki denge sistemini koruyan en etkin
tedavi metodudur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Vücudun
tüm organizmasını canlandırır,
Vücut dinç
ve zinde kalır.
Öyle
olunca da, kendini her türlü deformasyona karşı korumuş
olur.
Akupunktur
tedavisi olan kimseler eğer sınırda romatoid artrit ise bu
sürenin ileri gitmesi % 80 – 90 önlenmiş olur. Tıpkı sınırda
behçet, sınırda şeker hastalarında olduğu gibi, sınırda
romatoid artrit hastaları da % 90 şikayetten kurtulur.
Eğer henüz
aktif durum yoksa, böyle bir tehlikeye karşı koruyucu tebdir
alınmış olur.
Eğer
inaktif dönemde tedavi olunursa, akupunkturun ödem dağıtıcı
özelliği sayesinde, ciddi süreli bir tedavi sayesinde
vücuttaki şişliklerin yavaş yavaş düzelmesi sağlanır.
Bağışıklık sistemi dengeye alınır. İmmün sistemi
güçlendirilir.
Akupunktur
vücudu bir bütün olarak ele alır.
Romatoid
artritli hastanın romatoid faktörden kaynaklanan
rahatsızlığı mı var? Hayır! Her hasta böyle olmayabilir.
Diyelim ki romatoid hastası ama hastaya tüm bu
rahatsızlıkları için ilaç verilecek. Peki hasta ne yapacak?
Bunca ilacın yan etkisiyle perişan olmayacak mı? Vücut bir
bakıma zehirlenmeyecek mi? Hastaya tüm bu faktörler hesaba
katılmadan yaklaşılabilinir mi?
Bildiğimiz
tıbbi tedavide hastaya yatak istirahatinin yanı sıra aspirin
ve benzeri ağrı kesiciler veriliyor. Bu ilaçlar belirli
derecede etkili olmakla birlikte yan tesir olarak mideye,
karaciğere, böbreklere müthiş zarar verebiliyor. Buna rağmen
yine de tedavide yetersiz kalındığında maalesef kortizana
başvuruluyor. Bu da yetmedi mi, daha ileri safhada
bağışıklık sistemini baskılayan kanser tedavisinde
kullanılan ilaçlar veriliyor.
Oysa kişi,
akupunktur ile tedavi olmaya başladığında ne oluyor?
Öncelikle,
kullanmak zorunda kaldığı bu tür ilaçları artık ya hiç
kullanmıyor, veya en az seviyede kullanmak lüksünü
yakalıyor.
Akupunktur
tedavisi sayesinde rahatsızlık bağışıklık sistemini baskı
altına alamıyor.
Vücut
akupunktur tedavisinin yardımıyla, hastalığa direnç gösterip
onun gücüne karşı güçle cevap vermeye başlıyor.
Akupunktur
vücudu bir bütün olarak ele alan tedavi yöntemidir.
Dolayısıyla yukarıda saydığımız tüm rahatsızlıklar bir anda
tedavi edilmeye başlıyor.
Yani,
hastanın sadece romatoid artrit tedavisi değil aynı zamanda
var ise, tansiyonu, safra kesesinde tembelliği, karaciğerde
yağlanması, sinüziti, kabızlığı, ülseri hep birden tedaviye
alınmış oluyor.
Basit bir
mantıkla olaya yaklaştığımızda, hastanın kabızlığı
iyileşince yarı yarıya hasta rahatlamış oluyor.
Ülseri
iyileşirse, sinüziti geçerse, alerjisi ortadan kalkarsa
hasta rahatsızlığa karşı daha bir güç kazanmaz mı?
İşte
akupunktur tedavisiyle hasta, hem ilaç kullanarak diğer
organlarını yormamış oluyor hem bağışıklık sistemini
güçlendiriyor.
Bunun
yanında akupunkturun ödem çözücü özelliğiyle vücutta inaktif
dönemde meydana gelmiş olan şekil bozuklukları da yavaş
yavaş düzelmeye başlıyor.
Bu bile
romatoid artritteki müthiş başarı değil de nedir?
Maraş
Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezi olarak onsekiz yıllık
tecrübelerimizle, bu tür şikayetle bize gelen birçok
hastamız kliniğimize tekerlekli sandalyede gelmişken, belli
bir tedavi sonrası yürümeye başlamışlar, ceket giyemeyecek
durumda olanlar bugün otomobillerini kullanır hale
gelmişlerdir.
Bu
akupunkturun en etkin tedavi metodu olduğunun en açık
dedilidir.
Romatoid
artritle birlikte yaşamak
Kişinin
romatoid artritle barışık halde yaşaması mümkün mü?
Elbette
mümkün. Ancak bu konuda hastaya hekimin yardımcı olması
gerekir.
Bunun için
hastanın rahatsızlık öncesinden başlayıp tüm yaşayışı A’ dan
Z’ ye bir hikaye olarak dinlenir.
-Yaşama
standardı
-Alışkanlıkları,
-Hobileri,
-Spor ve
jimnastik türleri,
-İş yeri
durumu,
-İşi gidip
gelirken kullandığı ulaşım araçları,
-Yeme içme
alışkanlıkları,
-Giydiği
kıyafetin sağlık yönünden uygunluğu,
-Giydiği
ayakkabının sağlık yönünden uygunluğu,
Ayrıca
romatoid vakasından başka ne gibi rahatsızlıkları olduğu?
-Alerjik
bünye olup olmadığı?
-Midesinde
herhangi bir problemi olup olmadığı,
-Böbrek,
safra kesesi, karaciğer gibi organlarında rahatsızlık olup
olmadığı,
İmmünolojik düzeninde sorun olup olmadığı,
Tüm bu
sorulara verilen cevaplar rahatsızlığı dengede tutmada veya
ortadan kaldırmada etkileyici faktörlerdir.
Bu
bulgular, normal laboratuar tetkiklerine ilaveten akupunktur
teşhisi ile de elde edilir. Çünkü akupunktur teşhisi birçok
rahatsızlığı henüz laboratuar belirtileri ortaya çıkmadan
teşhis edebilmektedir.
Romatoid
artrit rahatsızlığı olan birini, bazı özel durumlar
haricinde, iyi takip etmeyip, hastalık ileri safhaya
geldikten sonra da ameliyatla buna çözüm aramak hekimin
ayıbıdır. Hekimin hastasıyla ilgisizliği demektir.
Çünkü iyi
takip edilmeyip gerekli önlemler alınmazsa, eklem
yerlerindeki deformasyonun o boyuta geleceği, şekil
bozuklukları olacağı bellidir.
O elin
zamanı geldiğinde fonsikyon yapamayacağı bellidir.
Dolayısıyla rahatsızlık o safhaya gelene kadar bir takım
önlemin alması gerekir. Şekil bozukluğu olduğu zaman,
cerrahi operasyonlar yapılıyor. Bunlar hastaya iyilik değil,
ilgisizlik sonucu meydana gelen ayıbı ortadan kaldırma
telaşıdır. Önemli olan eklem o boyuta getirilmemelidir. |