|
Açlık Hissi
Merhaba, Hasta Olmak
İstemiyorum Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil Dükkanımızda ve Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Sorularınızla İstediğiniz Desteği Alabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz. Ama;
Unutmayınız Biz Doktor Değiliz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44
0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Düzen-li olarak
belli saat-lerde yemek yiyenler, hep aynı zamanlarda acıkırlar.
Fransız ve İsviçreli bilim adamlarından o-luşan bir araştırma ekibi
şimdi yemek saatlerindeki açlık hissinden sorumlu bir gen
saptadılar.
Etienne Challet
yönetiminde çalışan Louis Pasteur Üniversitesi ve Freiburg
Üniversitesi bilim adamları, "Period 2" geni devre dışı bırakılan
fareleri incelemişler. Hayvanlar, düzenli olarak belli saatlerde
beslenmelerine rağmen, yemek saatinin geldiğini hissedememişler.
Current Biology dergisinde yayımlanan araştırma yazısına göre
farelerde, beslenme öncesinde görülen davranış türleri ortadan
kalkmakta.
Bunlara mesela
bedensel etkinlik ve beden sıcaklığının artışı da dahildir. Period 2
geni, Period 1 ve Period 3 ile birlikte fare ve insanda ışığa bağlı
gündüz ritminin ayarlanması için büyük bir önem taşımakta.
Araştırmacılar yeni sonuçlar sayesinde, beyinde, yemek yeme
öncesinde etkinleşen bölgeler bulmayı umuyorlar.
Bu şekilde bu
bölgelerin, mesela bellek veya zevk almaktan sorumlu diğer beyin
bölgeleriyle karşılaştırılması mümkün olacak. Buluş ayrıca iç saate
bağlı hastalıkların tedavisinde de yararlı olabilir diyor
araştırmacılar. Bu rahatsızlıklara, uyku bozukluğu, beslenme
bozukluğu, şişmanlık ve depresyon da dahildir.
Neden Sürekli
Acıkıyoruz?
Mideniz zil
çalıyor! Peki neden hiç doymuyorsunuz? İşte sürekli acıkmanızın
nedenleri ve çözüm önerileri.
İki saat önce tıka
basa yemiştiniz ama o da ne? Yine mi acıktınız? Mideniz zil çalıyor!
Peki neden hiç doymuyorsunuz? Bunun arkasında kötü alışkanlıklar
yanlış beslenme ve bazı hastalıklar yatıyor olabilir. İşte sürekli
acıkmanızın nedenleri ve çözüm önerileri...
SAFRA AZLIĞI
Lifli besinlerden
yoksun olarak besleniyorsanız midenizde kocaman bir boşluk oluşur.
Bu da açlığı tetikler. Çünkü safra bütün sıvıyı sünger gibi emer. Bu
da bağırsağın dolmasına yol açar sindirimi tetikler ve uzun süre
tok kalmayı sağlar. Ayrıca lifli besinler vücudun ihtiyacı olan
birçok hayati maddeyi içerirler. Kronik vitamin eksikliği de insanın
kendisini aç hissetmesine neden olabilir.Bu özellikle tek yönlü
beslenmede veya çok sıkı diyet yapanlarda görülür.
ÖNERİ: Günde 5 kez
bir avuç dolusu meyve veya sebze tüketmek gerekli safrayı sağlar. Ne
kadar renkli sebze ve besin tüketirseniz o kadar çok vitamin
alırsınız.
ÇOK FAZLA ÇEŞNİLİ
YEMEK
Yemekleri daha da
lezzetli kılmak için kullanılan çeşniler veya konserve besinler
açlığa neden olurlar. Bunlar beyindeki açlığı idare eden bölgeyi
uyarır ve açlık hissi böylece ortaya çıkar. Çok aç olan insanların
başının ağrıması da bu sebepten olabilir.
ÖNERİ: Restoranda
yiyorsanız garsona yemeğin içeriğini sormaktan çekinmeyin. Çok
çeşnilendirilmiş soslarla veya baharatlarla marine edilmiş
yiyecekler size iyi gelmeyebilir. Ayrıca market alışverişi yaparken
de paketlere dikkatli bakın. "E" sayısı ne kadar çoksa sizin için o
kadar zararlı demektir. iyisi mi evde kendiniz taze sebzelerden
pişirin. Aynı öğünde tatlı tuzlu acı ve ekşi gibi tatları bir
arada almaya çalışın.
PORSİYONLARINIZ
ÇOK BÜYÜKSE...
Restoran
dünyasının son yıllarda pompaladığı "süper size" mönüler maalesef
açlığı körüklüyor. Bundan 50 yıl önce bir porsiyon patates
kızartması sadece 200 kalori ederken şimdilerde 610 kalori
edebiliyor! Günde sadece 3 öğün yiyip bu öğünlerde de bir oturuşta
büyük porsiyonlar yiyorsanız bir müddet sonra yine acıkmanız çok
doğal. Çünkü "sık sık az az yemek" felsefesinin tersini uygulamış
oluyorsunuz.
ÖNERİ: Dışarıda
yiyecekseniz bir porsiyonu her zaman iki kişi paylaşmaya özen
gösterin. Çok büyük porsiyonlu restoranlarda porsiyonun en az üçte
birini tabakta bırakmaya çalışın. Evde de yemek pişirecekseniz
küçük bir mutfak tartısı edinin. Örneğin makarna pişirecekseniz kişi
başı na 80 - 100 gramı geçmeyin.
HORMON AZLIĞI
Bilinçli olarak az
ve sağlıklı beslendiğinize inanıyor ama buna rağmen kilo
alıyorsanız tiroit bezinizde bir problem olabilir. Bu organın az
çalışması durumunda metabolizma bundan olumsuz etkilenir.
Hipotiroidi denen bu rahatsızlık açlık hissetmenize neden olabilir.
ÖNERİ: Basit bir
kan testi probleminizi ortaya çıkarır.
ÇOK AZ SIVI ALMAK
Pek çok kişinin
hala bilmediği bir gerçek de yeterince sıvı almamanın açlık hissine
sebep olduğu. Çok az su içen veya içmeyi unutan kişilerin
midelerinin kazınması veya ağızlarının kuruması son derece normal.
ÖNERİ: Elinizin
altında her zaman bir şişe su olsun. Her saat başı bir bardak su
içmeye dikkat ederseniz bu sorununuzu halledebilirsiniz.
ÇOK AZ IŞIK ALMAK:
Çok az gün ışığı
almak insanın modunu olumsuz etkiliyor. Bundan metabolizma da
nasibini alıyor ve kendine göre bis SOS stratejisi geliştiriyor.
Tatlı ve yağlı yiyeceklere yükleniyor. Çünkü şeker yağ gibi
maddeler endorfin salgılatıyor. Bunlar da mutlu olmamızı sağlıyor!
ÖNERİ:Öğle
yemekleri tatillerinde yarım saat de olsa gün ışığından yararlanmak
için dışarı çıkın. Açık ama renkli kıyafetler seçmek de insana iyi
hissettirir. Spor yapmak mutluluk hormonu salgılatır ve böylelikle
açlığınızı unutursunuz.
ÇOK ATIŞTIRMAK:
Yediklerimiz
duygu dünyamızı da etkiliyor. Evet çikolata kalp ağrımıza iyi
geliyor makarna stresimizi alıyor ama... Bunlar kısa süreli oluyor.
Çünkü bunların hiçbiri bizi uzun süre tok tutmuyor. Açlığımızı
kalori yüklenerek gidermek yerine bu açlığın nedenlerini
araştırmalıyız.
ÖNERİ:Kendimize
soracağımız anahtar soru şu olmalı: Bu neyin açlığı? İyisi mi her
şeyi içinize atmayın açıkça ifade edin karşınızdakine. Sizi
rahatsız eden şeyleri saygı çerçevesinde anlatabilirsiniz. Ayrıca
her zaman "güçlü"yü oynamayın. Unutmayın herkesin zayıf anları
olabilir. Yardım isterken çeknmeyin.
ÇOK GÜÇLÜ İLAÇLAR
KULLANMAK
Bazı ilaçlar
örneğin alerjiye karşı kullanılan ilaçlar histamin reseptörlerini
bloke ettiklerinden açlığa neden olabilir. Migren ilaçları veya bazı
sakinleştiriciler de beyinde açlık hissinin uyarılmasına neden
olabilirler. Romatizma veya astım için kullanılan ilaçlardaki
kortizon veya yüksek hormon içeren ilaçların yan etkilerinden biri
de açlık olabilir.
ÖNERİ:Bu tarz
ilaçlar kullanıyorsanız doktorunuzdan alternatifleri öğrenin.
ÇOK FAZLA ŞEKER
TÜKETMEK
Anne sütü emen
bebeklerde bile "tatlı"nın insanı mutlu ettiği kanıtlanmış. Ama
tatlı aynı zamanda açlığa sebep oluyor maalesef. Beyaz ekmek
reçeller soft içecekler veya tatlılar kan şekeri düzeyini
arttırıyor. Bu da insülin hormonu salgılatıyor. Şeker seviyesi hızla
düşüyor. Kan şekeri seviyesinin birden normalin altına düşmesi de
açlık hissine neden oluyor.
ÖNERİ: Faydalı
karbonhidratlara yönelmelisiniz. Yani ekmek makarna gibi ürünlerin
beyaz undan değil tam buğday unundan olanlarını tercih etmelisiniz.
Tatlılar veya çikolatalı gofretler yerine meyve yemelisiniz.
ÇOK FAZLA STRES
Stres hormonları
vücutta çok sık salgılanırsa açlık da hiç durmaz! İkide bir acıkmaz
kaçınılmaz olur. Çünkü "kortizol" gibi horman bileşenleri bile
gerçek anlamda açlık kaynağıdır. Yani hormon düzeyleri açlık
hissiyle doğrudan ilintilidir. Ancak stres faktörü ortadan kalkınca
açlık da yatışır.
ÖNERİ: Sürekli
stres altında olan birinin bu konuda dikkatli olması gerekir. Bunun
için kendinize günlük çalışma planı yapabilirsiniz. İyi organize
olmak çok işe yarar. Ayrıca gevşeme egzersizleri veya sık egzersiz
yapmak stresle daha iyi başa çıkmanızı sağlar.
Krom, insan organizmasında karbonhidrat metabolizması için
önemlidir. Kolestrol, yağ ve protein sentezi için hayati bir mineral
olan krom, kan şekeri düzeyinin sabit kalmasını sağlar. Kromun
osteoporozla savaşmakta ve yaşlanmayı geciktirmede etkili olduğu
ayrıca kas oluşumunu da desteklediği bilinmektedir.
Ortalama bir diyet kromdan fa kirdir. Şayet diyette az alınırsa
eksikliği ortaya çıkabilir. Damar sertliğine karşı krom koruyucudur.
Krom Diyabet İlişkisi
Diyabet üzerine yapılan klinik çalışmalar, krom desteği uygulanan
diyetin, açlık kan glikoz düzeylerini düşürdüğünü, glikoz
toleransını arttırdığını, insülin düzeylerini azaltıcını ve total
kolestrol ile trigliserid düzeylerini düşürürken HDL kolestrol
düzeylerini arttırdığı göstermiştir.
Krom Hipoglisemi İlişkisi
Vücutta glikoz tolerans faktörünün ana öğelerinden biri olarak işlev
gören krom, kan şekeri denetiminde önemli rol oynar.Krom
eksikliğinde insülin aktivitesi engellenir ve glikoz düzeyleri
yükselir.ABD'de ki hipoglisemi, diyabet ve obezite olgularının büyük
bir bölümünün altında krom eksikliği yatıyor da olabilir.ABD'de
marjinal krom eksikliğinin yaygın olduğuna ilişkin
kanıtlar vardır.
Krom Obezite İlişkisi
Kilo vermeyi güçlendirmenin ana hedeflerinden biri, vücuttaki
hücrelerin insüline karşı olan duyarlılıklarının arttırılmasıdır.
İnsülin, uygun kan şekeri düzeyinin korunmasında ve termojenezin
sağlanmasında kritik bir rol oynar.
Ayrıca, vücudun insüline karşı duyarlılığını arttırmada kilit bir
rolü vardır. Krom olmadan, insülinin işlevi kısıtlanır, kan şekeri
düzeyi yükselir ve termojenez (yağ yakıcı etki) baskılanır.
Krom, son zamanlarda kilo vermeye yardımcı olarak oldukça dikkat
toplamıştır.
Bu eser minerali beslenmedeki önemi 1957 yılında kan şekeri
düzeyinin korunmasında temel olduğu saptanana dek bilinmiyordu.Her
ne kadar krom için belirli bir önerilen günlük besin alım miktarı (RDA)
bulunmasa da günlük yaklaşık 200 mg kroma ihtiyaç duyarız. İnsülin
duyarlılığının artırılması, kilo vermede önemli bir hedef olduğundan
bu araştırmalar, kilo vermeye çalışan kişilerde, krom takviyesinin
oldukça faydalı olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Aslında krom takviyesi, muhtemelen insülin duyarlılığını
arttırarak yağsız vücut kütlesi oranını arttırıp kilo kaybı
sağlamaktadır.
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |