|
Kalın Bağırsak
Merhaba,
Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44 0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
KİMLER RİSK ALTINDADIR ?
Genelde
olguların büyük çoğunluğu 45-50 yaş üzerindeki kişilerde
görülmektedir.Bu Nedenle;
* 45-50 yaş
üzerindeki kişiler
* Anne, baba,
kardeş gibi yakın aile bireylerinde kolorektal kanseri veya
polipleri olanlar,
* Uterus (
rahim ), over ( yumurtalık ) veya meme kanseri olan kadınlar,
* Ülseratif
Kolit veya Crohn gibi hastalıkları olanlar.
RİSKİ AZALTMAK
İÇİN NELER YAPILMALIDIR ?
Risk altındaki
kişiler, bu riski azaltmak için hastalık belirtileri ortaya çıkmadan
yapılması gereken TARAMA (Screening ) testlerini yaptırmalıdırlar.
Diyetlerini bol lifli - sebzeli, meyvalı, az yağlı ve az kırmızı
etli bir şekile dönüştürmelidirler. Alkol ve sigara alışkanlığı
varsa iyice azaltmalı, hatta bırakmalıdırlar. Hergün 20 - 30 dakika
hafif egzersiz yapmalıdırlar.
TARAMA TESTLERİ
NELERDİR ?
Kolo - Rektal
kanserlerin klinik belirtileri ortaya çıkmadan yukarıda belirtilen
RİSK altındaki kişilere yapılan testlerdir.Bu kanserlerin
oluşmasında esas neden % 95 oranında poliplerdir. Bu polipler zaman
içerisinde kansere dönüşebilmektedir. O nedenle tarama tetkiklerinde
amaç bu polipleri henüz kansere dönüşmeden, eğer dönüşmüş ise çok
erken devrede henüz klinik belirti vermeden teşhis etmek ve
POLİPEKTOMİ ile ( kolonoskop yardımı ile polipin barsaktan
uzaklaştırılması) çıkarılmalarını sağlamaktır. Bu takdirde bu
hastalar % 90 nın üzerinde ki bir oranda tam şifaya
kavuşmaktadırlar. Tarama testleri şunlardır :
* 45 yaş
üzerinde yılda bir kez rektal tuşe muayenesi,
* 50 yaş
üzerinde yılda bir kez gaitada gizli kan aranması,
* 50 yaş
üzerinde 3 - 5 yılda bir defa KOLONOSKOPİ veya Sigmoidoskopi,
* 50 yaş
üzerinde 5 yılda bir defa Kolon grafisi,
* Ailesinde
kolorektal kanseri olanlar 45 yaşdan sonra 2 - 3 yılda bir defa
kolonoskopik tetkik,
* Ülseratif
Koliti olanlar yılda bir defa kolonoskopi ve biyopsi
yaptırmalıdırlar.
KOLO - REKTAL
KANSERLERDE KLİNİK BELİRTİLER NELERDİR ?
Genelde kadın
ve erkekte eşit oranda görülen Kalın barsak - Rektum kanserleri
sinsi seyreder. Hastalık aşağıdaki belirtilerle ortaya çıkar.
* Rektumdan
kan gelmesi ( rektal kanama ), gaitanın kanla bulaşık olması,
* Tuvalete
çıkma alışkanlığında değişiklik
* Gaitanın
eskiye oranla incelmesi,
* Kabızlık –
İshal durumlarının ortaya çıkması,
* Sık sık
tuvalete çıkma isteği, buna rağmen tam boşalamama hissi,
* Karında gaz
ağrıları,
* Kansızlık
(anemi),
* İzah
edilemeyen zayıflama
Bu belirtilerin
herhangi birinin 1 - 2 hafta devam etmesi veya aralıklarla tek
rarlaması durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır.
TEŞHİS NASIL
KONUR ?
Kolo - Rektal
kanserlerde kesin teşhis barsak içerisindeki tümörden endoskopik
yöntemlerden ( Rektoskopi, Fleksibl Sigmoidoskopi, KOLONOSKOPİ )
biriyle yapılacak tetkik ve alınacak parçanın patolog tarafından
mikroskopik tanısı ile konur.
TEDAVİ NASIL
YAPILIR?
Kolo-Rektal
kanserlerin esas tedavisi tümörlü kısmın ameliyatla çıkarılması ve
barsak pasajının sağlanması için çıkarılan kısmın alt ve üst
uclarının tekrar karşılıklı ağızlaştırılmalarıdır.Kolonlar uzun
olduğu için bu işlem kolaylıkla uygulanabilir. Ancak REKTUM
kanserlerinin tedavisinde bu durum biraz farklıdır. Rektum kısa bir
organ (15 cm) olması nedeni ile özellikle anüse yakın yerleşim
gösteren tümörlerde ( anüs girişinden 5-6 cm yukarıda) , hastalıklı
kısımın çıkarılmasını temin için anüsün tamamen çıkarılıp,iptal
edilerek kolon, karın duvarına ağızlaştırılır ( KOLOSTOMİ ).
Daha önceleri
çok daha sıklıkla uygulanan bu yöntem, günümüzde gerek teknolojik
gelişmeler ( Stappler aleti vs.) ve gerekse bu konuda eğitilmiş ve
deneyim kazanmış özellikle Kolo - Rektal cerrahi ile uğraşan
cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarda çok az sayıda hastaya
uygulanmaktadır.Bazen kolostomi rektumda yapılan ameliyatın
iyileşmesini sağlamak için geçici olarak ( birkaç ay ) yapılabilir.
Daha sonra bu kolostomi kapatılır. Ameliyata ek olarak, rektum
tümörlerinde bazen ameliyattan önce, bazen ameliyattan sonra gerek
olursa RADYOTERAPİ de yapılabilir . Kolon tümörlerinde
radyoterapinin yeri yoktur. Her iki organın tümörlerinde ameliyattan
sonra duruma göre KEMOTERAPİ yapılabilir.
Anüs
kanserlerinde genellikle radyoterapi tercih edilmektedir. Bazı
durumlarda Cerrahi tedavide yapılabilir.
AMELİYAT
SONRASI BU HASTALAR NASIL İZLENMELİ ?
Kolo - Rektal
Kanserlerde ameliyat sonrası nüks etme şansı hastalığın evresine
göre değişir. Nüksler genellikle ilk 2 yıl içerisinde ortaya
çıkarlar. Bu nedenle bu hastaların ameliyat sonrası ilk 2 yıl
içerisinde çok sıkı izlenmeleri gerekir. Eğer nüks saptanacak olursa
yeni yapılacak girişimlerle hastanın yaşam şansı artırılır. Ayrıca
bu hastalarda geriye bırakılan kolon kısmında yeni tümör oluşma
şansı azda olsa vardır. Bunların çok küçükken saptanması ve
çıkarılması hastaya tam şifa sağlayacaktır.Bu izlemelerde hastalara
3-6 aylık aralıklarla kan testleri tümör belirleyicileri ( CEA ),
US, Tomografi; Akciğer grafisi, Kolonoskopi gibi tetkikler dönüşümlü
olarak yapılır. 2 yıldan sonra senelik kontroller ile hasta 5 yıl
izlenmelidir.
İLTİHABİ BAĞIRSAK
HASTALIĞI NEDİR?
Gıdaların ağızdan
alınmasından sonra vücudumuz içindeki, sindirim kanalında yol alır.
İltihabi Bağırsak Hastalığı, sindirim kanalında görülen, sıklıkla
kronik seyirli (uzun süreli) inflamasyondur (iltihap). Bağırsak
duvarında ülser, şişme, yaralanma, kanama ve irritasyon ile
seyreder. Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif
Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna
ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit
veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen
bir tipi daha vardır.
Bazen iltihabi
bağırsak hastalığı ile aynı anlama gelen ve hastalığın etkilediği
bağırsak bölümünü ifade eden, kolit (kalın bağırsak tutulumu),
enterit (ince bağırsak tutulumu), ileit (ince bağırsağın son bölümü
ileum segmentinin tutulumu) veya proktit (kalın bağırsağın son
bölümü olan rektum tutulumu) gibi isimler alır. Hastanın şikayetleri
bu tipler arasında değişmektedir.
CROHN HASTALIĞI
NEDİR ?
Crohn hastalığı
sindirim kanalını tutan kronik inflamatuvar (iltihabi) bir
hastalıktır. Ağızdan anüse (makat) kadar sindirim sisteminin tüm
parçalarını tutabilmesine rağmen sıklıkla ince bağırsağın son
kısımlarını ve/veya kalın bağırsağı tutar.
Crohn hastalığının
tutulum yerleri ve sıklığı
Crohn hastalığı,
sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Ülseratif Kolit hastalığında
sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeyel tabaka
(mukoza ve submukoza) hasta iken, Crohn hastalığında hastalığın
görüldüğü bağırsak kısmında bağırsak duvarının sadece yüzeyel
tabakası değil, tüm kat olarak hepsi hastadır.
Crohn hastalığı,
kronik (süreğen, uzun süre devam eden) bir hastalıktır. Hastalık
yaşam boyu zaman zaman alevlenmeler ve sakin dönemler halinde
tekrarlayabilir. Bazı hastalarda hastalığın yatıştığı zamanlar çok
uzundur ve belirti vermeden yıllarca sürebilir. Hangi hastada ani
alevlenmelerin başlayacağını, bulgu ve belirtilerin (semptomların)
kaybolacağını tespit etmek mümkün değildir.
CROHN HASTALIĞININ
ÜLSERATİF KOLİTTEN FARKLARI NEDİR ?
Crohn hastalığı,
sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Ülseratif Kolit hastalığında
sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeyel tabaka
(mukoza ve submukoza) hastadır. Crohn Hastalığı ise, ağızdan anüse
kadar sindirim kanalının herhangi bir yerinde olabilir. Ülseratif
Kolitin aksine Crohn hastalığında hastalığın görüldüğü bağırsak
kısmında bağırsak duvarının sadece yüzeyel tabakası değil, tüm kat
olarak hepsi hastadır.
Crohn Hastalığında
Bağırsak Tutulumu
Buna ek olarak
Crohn Hastalığında
1- Çeşitli
organlar (bağırsak idrar torbası, rahim, vajina) ve/veya deri
arasında fistül
gelişimi
2- İnce veya kalın
bağırsak tıkanıklığı
3- İltihabi kitle
(flegmon) oluşumu
4- Kalın
bağırsaktaki inflamasyonun asimetrik dağılım göstermesi
5- Biopsilerde
granülomların (iltihabi lezyonlar) gözlenmesi
6- Makat
(perianal) etrafında hastalık olması
7- İnce bağırsak
hastalığı veya ameliyatları nedeni ile besin
maddelerinden
yeterince faydalanılamaması (malabsorpsiyon)
Yukarıdaki
bulgular ülseratif kolit hastalığının seyri sırasında pek gözlenmez,
bu da ayırıcı tanı için önemlidir.
Bunlara ek olarak
Crohn hastalığında böbrek taşları (ürik asit veya kalsiyum oksalat),
safra kesesi taşları ve amiloidoz (vücut dokularında nişasta benzeri
madde birikmesi) olabilir.
CROHN HASTALIĞININ
BULGULARI NELERDİR ?
Sindirim kanalının
(bağırsakların) herhangi bir parçasını tutması nedeniyle semptomlar,
(belirtiler) tuttuğu bölgeye göre değişebilir. En sık belirtiler,
kramp tarzında karın ağrısı, ishal, ateş, kilo kaybı, halsizlik,
güçsüzlük ve şişkinlik hissidir. Çocuklarda gelişme geriliği ile
karşımıza çıkabilir. Bu belirtilerin hepsi her hastada
görülmeyebilir. Diğer belirtiler anüste (makat bölgesi) ağrı ve
akıntı, deride yaralar, rektal (kalın bağırsağın son kısmı) abseler,
fissürler ve eklem ağrısıdır. Bunun haricinde az sayıda hastada
üveit şeklinde göz tutulumu ya da sklerozan kolanjit adı verilen ve
safra yolları tutulumu gibi tablolar ortaya çıkabilir.
KİMLER ETKİLENİR?
Her yaş grubunu
tutabilmesine rağmen, sıklıkla 16-40 yaş arasında görülür. Kuzey
Avrupa ve kuzey Amerika ikliminde yaşayanlarda sık görülür.
Kadınları ve erkekleri eşit etkiler. Ailesel yatkınlık (kalıtsal)
olabilir.
Crohn hastalığı,
diğer bir inflamatuar (iltihabi) bağırsak hastalığı olan ülseratif
kolit hastalığına çok benzer özellikler gösterir. Bazen bu iki
hastalığın ayırımını yapmak zor olabilir. Ülkemizde her iki hastalık
da az oranda gözlenir. Fakat batı toplumlarında, örneğin A.B.D. de
yaklaşık 2 milyon kişi bu hastalıklardan etkilenmektedir.
CROHN HASTALIĞININ
ETKENİ NEDİR?
Ülseratif Kolit
hastalığı gibi bunun da kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir.
Ancak son dönemde, immünolojik (bağışıklık sistemi hastalığı)
olduğuna dair hipotezler ortaya atılmıştır. Bulaşıcı değildir.
Genetik geçiş gösterebilir (kalıtsal). Bazı teorilerde ise bir virüs
veya bakterinin (mikrobik) bağırsak duvarındaki immunolojik
(bağışıklık sistemi ile ilgili) olayları başlattığı söylenmektedir.
Bu olaylar sonucu, bağırsağı örten tabakada, iltihabi hasar oluştuğu
gösterilmiştir. Bağışıklık sisteminde olan bu bozukluğun, bir
etkenin sonunda mı yoksa başlangıç olarak mı meydan geldiği henüz
aydınlatılamamıştır.
Hastalığın ruhsal
stres veya mutsuz geçen bir çocukluk çağı sonucu geliştiği inancı
kabul edilmemektedir. Herhangi bir gıda türü ile meydana gelmez.
Bulaşıcı değildir.
Crohn Hastalığının
Klinik Bulgu ve Belirtileri
Karın ağrıları,
kramplar
Diyare (ishal)
Ateş
Kilo kaybı
Şişkinlik
Anal (makat
bölgesinde) ağrı, akıntı
Deride yaralar
Rektal (kalın
bağısağın son kısmı) abse
Anal fissür
(makatta çatlak)
Eklem ağrıları
NASIL TANI KONUR?
Doktor, klinik
bulgu ve belirtileri olan hastaların ayrıntılı hastalık öyküsü ve
muayenesi ile birlikte bazı testlerin yapılmasını ister. Bunlar,
kan, idrar ve dışkı tahlilleri ve bağırsağın radyolojik ve
endoskopik incelemeleridir.
Kan örnekleri ile
kan kaybı olup olmadığı değerlendirilebileceği gibi akyuvar denilen
beyaz kan hücrelerindeki (vücudumuzun savuma hücreleri) artış,
inflamatuvar (iltihabi) durumu gösterir. Buna ek olarak, kan tetkiki
ile hastalığın diğer organlar üzerine olan etkileri de
incelenebilir. Dışkı (büyük abdest) tahlili ile kan kaybının yeri,
bakteri ve diğer parazitler araştırılır.
Doktor, bunun
haricinde anüs (makat) yolu ile yerleştirilen bir fleksibıl
(bükülebilir)tüple (endoskop) kalın bağırsağı inceler (kolonoskopi)
ve mikroskop altında incelenmek üzere parça alabilir (biyopsi).
Kolonoskopi İşlemi
Hastalığın
sindirim sistemindeki yaygınlığını tesbit için radyolojik
görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bu amaçla mide ve bağırsak
filmleri çekilir.
Crohn Hastalığında
Endoskopi Görüntüleri
İLTİHABİ BAĞIRSAK
HASTALIĞI KALITSAL MIDIR?
Gerek ülseratif
kolit, gerek Crohn hastalığı bazı ailelerde sıkça görülür.
Hastaların birinci derece akrabalarında hastalık, %20 oranında
rastlanabilmektedir. Buna karşın, günümüze kadar genetik bir geçiş
olduğu belirlenmemiştir.
HASTALIĞIN
KONTROLÜNDE DİYET ÖNEMLİ MİDİR?
Hastalığın
önlenmesinde ya da tedavisinde özel bir diyet yoktur. Bazı hastalar
süt, baharatlı yiyecekler, alkol ve posalı gıdalar ile
rahatsızlıklarının arttığından bahsederler. Ancak bu durum bütün
hastalar için geçerli değildir. Şikayetleri arttıran yiyeceklerden
uzak durmak belirtileri azaltmak için faydalı olabilir. Yüksek
miktarlarda alınan vitaminlerin de bir faydası yoktur hatta zararlı
bile olabilir.
Steroid (tedavi
için kullanılan bir ilaç türü) kullanan hastalarda vücuttaki su
tutulumu artacağı için tuzdan kaçınılması gerekir. Yine iltihabi
barsak hastalığında süt şekerine tahammülsüzlük (laktoz intoleransı)
olduğu için sütlü ürünlerden kaçınmak gerekebilir. Aşırı inflamasyon
(iltihap) sonucu daralmış bağırsak bölümlerindeki ilerlemeyi
zorlaştırması bakımından yüksek lifli gıdaların tüketilmesi
sakıncalı olabilir.
Gelişme çağında
olan çocuklar için beslenmeyi kuvvetlendirici özel formüllerden
yararlanılabilir. Bu amaçla doktorun önerisine gerek vardır.
GEBELİK VE CROHN
HASTALIĞI ?
Crohn hastalığı
olan kadınların çocuklarına hastalık geçişi söz konusu değildir.
Araştırmalar gebelik döneminin, Crohn hastalığı olan anne
adaylarının sağlığını olumsuz etkilemediğini göstermiştir. Hamilelik
öncesi bu durum takip eden doktorla görüşülmelidir.
Çocukluk veya
ergenlik döneminde Crohn hastalığına yakalanan çocuklarda büyüme ve
seksüel gelişme gecikebilir.
İLTİHABİ BAĞIRSAK
HASTALIĞI VE KANSER RİSKİ:
Crohn
hastalığında, Ülseratif Kolit hastalığına oranla daha az da olsa
kanser gelişme riski vardır.
SPASTİK KOLİT İLE
İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?
Spastik kolit
hastalığı aslında iritabıl bağırsak hastalığı yerine kullanılan
yanlış bir deyimdir. Ülseratif Kolit ve Crohn hastalığı, iritabıl
bağırsak hastalığından farklıdır. Her ne kadar iritabıl bağırsak
hastalığında da ishal ve karın ağrıları gözlense de inflamasyon
(iltihabi reaksiyon) yoktur.
ÇOCUKLARDA VE
ERGENLİK ÇAĞINDA CROHN HASTALIĞI
İnflamatuvar
(iltihabi) bağırsak hastalığı çocuklarda ve ergenlik döneminde
büyümeyi engelleyebilir. Ergenliğe geçiş dönemi gecikebilir. Bu
durum bağırsaktaki inflamasyonun (iltihabın) tedavi edilmesi ile
düzelir.
Çocukluk ve
ergenlik çağında, hastalığın sistemik (bağırsak sistemi dışında -
ekstraintestinal) bulguları, bağırsak bulgularından daha ön planda
olabilir. Bu nedenle çocukluk döneminde gelişme geriliği, yorgunluk,
halsizlik, güçsüzlük, iştahsızlık, ateş, kilo alamama şikayetlerinde
akla iltihabi bağırsak hastalığı gelmelidir.
İltihabi Bağırsak
Hastalığı olan çocukların anne ve babaları çocuklarının hasta
olmasında kendilerini hatalı görürler. Anne-babaya ait hiçbir
davranış ve psikososyal sorun, çocuklarında, hastalığın gelişimine
neden olmaz. Anne-baba açısından en önemli nokta çocuğun gelişme
geriliğinin erken dönemde fark edilmesi ve buna göre önlemlerin
alınmasıdır.
Diğer önemli bir
nokta hastalık hakkında çocuğun bilgilendirilmesidir. Hastalığın tüm
seyri ve tüm komplikasyonlar, detayları ile anlatılmadan ona
hastalık hakkında bilgi aktarılabilir. Çocuğun hastalık hakkında
soru sorması desteklenmeli ve aklındaki belirsizlikler
giderilmelidir. Okul eğitimi ve çevresindeki sorunlar çocuğun
istediği şekilde giderilmelidir. Hastalık hakkında, okul çevresine
bilgi verme kararı da çocuğa bırakılmalıdır.
CROHN HASTALIĞININ
KOMPLİKASYONLARI (YAN ETKİLER) NELERDİR ?
Komplikasyonlar
bağırsak kanalını ilgilendiriyorsa lokal (bölgesel); bağırsak kanalı
dışında diğer organları veya tüm vücudu ilgilendiriyorsa sistemik
(ekstraintestinal) denir.
Lokal
Komplikasyonlar
Derin ülserlerden
meydana gelen ciddi kanamalar, bağırsak delinmesi, bağırsağın
genişlemesi (toksik megakolon, toksik dilatasyon) gerek ülseratif
kolit gerekse Crohn hastalığında görülen en belirgin lokal
komplikasyonlardır.
Bu lokal
komplikasyonlardan en ciddi olanı toksik megakolondur. Ani olarak
gelişen, karında ileri derecede şişme, ateş, Kabızlık, ve genel
durum bozukluğu bu komplikasyonun habercisidir. İnflamasyonun tüm
kalın bağırsak duvarını tutması sonucu, kalın bağırsak incelir ve
genişler, her an delinebilir. Bu nedenle acil cerrahi girişim
gerekebilir.
Bunlara ek olarak
Crohn hastalığına özgü iki komplikasyon daha vardır. Crohn
hastalığında en sık görülen lokal komplikasyonlardan biri bağırsak
tıkanıklığıdır (obstrüksiyon). Bağırsak duvarındaki kalınlaşma ve
ödeme bağlı olarak sindirim kanalı tıkanabilir. Hastalıkta diğer bir
komplikasyon da tam kat hasta olan bağırsak duvarının komşu
organları etkilemesi ve sonunda komşu organla bağırsak arasında
anormal birleşmelerin (kanalların) oluşmasıdır. Bunlara fistül
denir. En sık görüleni komşu sağlam bağırsak dokusu, idrar torbası,
rahim arasında oluşan fistüllerdir. Bu fistüllerin etrafında abseler
oluşabilir. Bu tip fistüller ve abse gelişimi, makat etrafında da
olabilir. (resim)
Sistemik
(Ekstraintestinal) Komplikasyonlar
Bağırsaklarda
gelişen inflamatuvar (iltihabi) olaylar sonucu salgınanan maddeler,
uzak organları da etkiler. Ateş, kilo kaybı, güçsüzlük ve iştah
azalması bunların başında gelir. Az oranda bazı hastalarda da eklem,
deri, göz ve karaciğer rahatsızlıkları gözlenir.
Eklem bulguları
Sıklıkla distal
(uç) eklemlerde inflamasyona (iltihaba) neden olur. Parmaklardaki
küçük eklemler, el, ayak, bilek ve dizler en fazla etkilenir. Bazı
hastalarda omurganın alt bölümü ve leğen kemiği eklemleri
(sakroiliak eklem) etkilenir. Omurgadaki eklem aralıklarını
etkileyen ve daha şiddetli seyreden şekline ankilozan spondilit
denir. Eklemlerdeki değişiklikler Romatoid artiritte olduğu gibi çok
fazla değildir. Ankilozan spondilit dışındaki eklem bulguları
bağırsaktaki inflamasyon düzelince iyileşir.
Deri bulguları
Eritema nodosum,
kırmızı renkte hassas nodüllerdir. Sıklıkla ayak bileklerinde veya
diz altı bölgede yerleşir. Bir diğer deri bulgusu piyoderma
gangrenosum dur. Derin ülserlerle karakterli cerahatli deri
yaralarıdır. Bu da aynı bölgelerde yerleşir. Üçüncü deri bulgusu
ağızda yerleşen aftöz stomatit denen ağrılı yüzeyel ülserlerdir.
Sıklıkla alt dudak ve diş etleri arasında, dilin her iki yanında ve
dil kökünde yerleşir. Her üç deri bulgusu, bağırsaktaki hastalık
iyileşince düzelir.
Göz bulguları:
Hastaların bir
kısmı, gözde görülen ağrılı bir inflamasyon (iltihap) olan uveitten
şikayetçidir. Bağırsak bulguları düzelince uveitte düzelir
Karaciğer
bulguları
Karaciğer ve safra
yollarına inflamasyon gelişebilir. Bunlardan karaciğerde gözlenen
inflamasyon, bağırsak inflamasyonu ile birlikte düzelirken, safra
yollarını etkileyen sklerozan kolanjit düzelmez. Nadiren safra
yolları kanseri gelişebilir.
Crohn hastalığında
distal (alt/uç) ince bağırsak kısımları sıklıkla hasta olduğu için
safra tuzlarının geri emilimi bozulur ve bu da safra kesesi
taşlarına neden olur. Buna ek olarak böbrek taşları da gelişebilir.
CROHN HASTALIĞINDA
TEDAVİ BİR EKİP İŞİDİR:
Tedavi şeklinin
belirlenmesinde hastalığı asıl takip eden doktor, gastroenterolog,
cerrah, diyetisyen ve gereğinde diğer branş doktorları hep birlikte
karar verirler.
CROHN HASTALIĞI
NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Hastaların, Crohn
hastalığının tam tedavisinin yani küratif bir tedavinin mümkün
olmadığını bilmeleri gerekir.
İlaç Tedavisi:
İlaçlar ile
hastalığın bulguları kontrol altına alınabilir veya azaltılabilir.
Fakat hastalığı tam olarak tedavi edemez.
Tedavide kalın
bağırsak mukozasındaki inflamasyonu (iltihabı) baskılayan ilaçlar
kullanılır. Hastalığın şiddetine göre tek veya bir çok ilaç bir
arada tercih edilebilir. Bu ilaçların kullanımı uzun süre
gerekebilir. Sulfasalazin, 5-aminosalasilik asit bunlardan
bazılarıdır. Genellikle hafif ya da orta dereceli vakalarda hastalar
sulfasalazin ile tedavi edilir. Bu ilacın uzun süreli kullanımı da
gerekebilir veya diğer ilaçlarla beraber kullanılabilir. Bulantı
kusma kilo kaybı ishal gibi yan etkileri görülebilir. Sulfasalazinin
yan etkileri görüldüğü vakalarda sulfasalazinin benzeri olan
5-aminosalasilik asit tercih edilebilir.
Hastalığın
şiddetlendiği dönemlerde, steroid (prednizolon) tedavisinden
yararlanılır. Yan etkileri nedeni ile çok dikkatli kullanılmalıdır.
Hastalığın alevlenme dönemlerinde ilaçların dozu artırılır.
Üçüncü grup ilaç,
bağışıklık (immun) sistemine etkili ilaçlardır. İmmunosupresif veya
immunmodülatörler de denilen ilaçlar bağışıklık sistemini
baskılayarak hastalığı kontrol altına alırlar. Azotiyopirin, 6-
mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat bu grup ilaçlardır.
Bağışıklık sistemini kuvvetli baskıladıkları için ciddi yan etkilere
neden olabilirler. Bunlarla tedaviye başlarken dikkatli karar vermek
gerekir.
Bazı durumlarda,
örneğin makat etrafındaki abse ve fistüllerin tedavisinde
antibiyotiklerin eklenmesi (Metronidazol türevleri) yararlı
olabilir.
Şiddetli vakalarda
ilaç tedavisine ek olarak bağırsakları istirahate almak gerekir. Bu
tip vakalarda tedavi hastanede yatarken planlanmalıdır. Hastalara
özel sindirimi kolay diyet (elemental diyet) veya damardan besin
maddeleri verilir.
Bir veya daha
fazla ilaçla yapılan tedavi ile hastalığın belirtileri ortadan
kaldırılabilir ve hasta rahatlatılabilir. Tedavideki ana amaç
beslenme bozukluklarının giderilmesi, inflamasyonun, (iltihabın),
karın ağrısının, diyarenin (ishalin) ve kanamanın önlenmesidir.
İLAÇ TEDAVİSİNİN
YAN ETKİLERİ NELERDİR ?
Kullanılan tüm
ilaçların belli oranlarda yan etkileri vardır.
Sülfasalazin ender
olarak bulantı, baş ağrısı, kansızlık, deri döküntüleri ve ishale
neden olur. Yan etkileri azaltmak için başlangıçta küçük dozlar
verilmelidir. Yan etkilerin şiddetine göre doktor tarafından doz
ayarlaması veya ilaç değişikliği yapılabilir.
Tedavide sıkça
kullanılan diğer bir ilaç steroidlerdir. Steroid kullanımı ile yüzde
genişleme (ay dede yüzü), sivilce gelişimi, iştah artması, kilo
artışı, gözlenebilir. Kemiklerden kalsiyum kaybı sonucunda, kemik
dokuda zayıflamaya neden olur. Hastalarda şeker hastalığı gelişimi
ve kan basıncında yükselme olabilir. Bu nedenle dikkatli takip
edilmelidir. Uzun süreli streoid kullananlarda düzenli göz
kontrolleri yapılmalı katarakt (perde inmesi) ve glokom (göz
tansiyonu) gelişimi açısından takip edilmelidir. Steroidler hastanın
enfeksiyonlara (mikrobik hastalıklar) karşı duyarlılığını da
arttırır. Yine uzun süreli kullanımlar hastanın psikolojik dengesini
de bozabilir. Tüm bu yan etkiler steroidlerin kesilmesi ile geçer.
Steroidler uzun
süre kullanılması ile böbrek üstü bezleri (adrenal bez) baskılanır.
Bu nedenle vücutta normalde salgılanan hayati öneme sahip olan
steroidler gerekli durumlarda ihtiyaç duyulan miktarlarda
salgılanamaz. Bu nedenle steroidleri kullanırken ve ilacı keserken
çok dikkatli olunmalıdır. Steroidler doktor kontrolünde zaman içinde
doz azaltılarak kesilmelidir.
Bağışıklık
sistemini baskılayan immunmodülatörlerin (Azotiyopirin, 6-
mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat) ciddi yan etkileri
vardır. Bunlar arasında kan hücrelerinde baskılanma, pankreas
(pankreatit) ve karaciğer (hepatit) iltihabı, böbrek hasarı, sinir
hücrelerinde iletim bozukluğu sayılabilir.
CROHN HASTALIĞINDA
CERRAHİ TEDAVİDEN KAÇINILABİLİR Mİ?
Hastaların ¾ ü,
hayatlarının bir döneminde, cerrahi tedaviye gereksinim duyarlar. Bu
cerrahi tedavinin bir kısmı hayatı tehdit eden komplikasyonlar
nedeni ile acil olarak yapılması gerekir. Bunlar aşırı kanama,
bağırsak delinmesi, karın iç zarı iltihabı (peritonit), karın içi
absesi, bağırsak tıkanıklığı, ve toksik megakolon (kolonun ani
genişlemesi ve bağırsak kas gerginliğinin kaybı) durumlarıdır.
Bunun yanında
hastalığın seyri sırasında, ilaç tedavisine karşın belirti ve
bulguların baskılanmaması, ilaç yan etkileri, ilaca bağımlılık
nedenleri ile de cerrahi tedavi gerekebilir. Bunlara ek olarak abse
gelişimi veya fistül (bağırsak ile başka bir organ veya karın cildi
arasında oluşan anormal kanal) oluşması yada ciddi anal (makat
bölgesi) tutulum, cerrahi gerektirebilen diğer durumlardır. Ancak bu
bulguları olan herkesin cerrahi tedavi olması gerekmez.
Unutulmaması
gereken önemli nokta, cerrahi tedavinin hastalığı tedavi edici
olmadığıdır. Cerrahi tedavideki amaç, hastanın komplikasyonlar
nedeni, ilaçlarla kontrol edilemeyen bulgularını düzeltmektir.
Cerrahi tedavideki amaç ise, ince ve kalın bağırsağı korunabildiği
kadar koruyarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmektir. Buna karşın
hastaların bir kısmında ikinci hatta üçüncü kez cerrahi tedavi
gerekmektedir.
CROHN HASTALIĞINDA
CERRAHİ TEDAVİ
Cerrahi tedavinin
asıl amacı, hastalığın komplikasyonlarını gidermek ve onların
şikayetlerini azaltmaktır. Bu şekilde hastanın yüksek dozda
kullandığı ve bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri olan
ilaçları da azaltması hatta bu ilaçlardan kurtulması, cerrahi tedavi
ile mümkün olur. Bu nedenle hastalığın etkilediği ve şikayetlere
neden olan bağırsak kısmının çıkarılması gerekmektedir.
Ameliyat sırasında
hastalıklı bağırsak bölümünün dar kapsamlı olarak çıkartılması en
sık uygulanan işlemdir. Buna rezeksiyon denir. Rezeksiyon sonrasında
bağırsak devamlılığının sağlanmasına anastomoz denir. Crohn
hastalığının tuttuğu bölüme göre rezeksiyon ve anastomozuna özel
isimler verilir. Örneğin ince bağırsağın son kısmı (terminal ileum)
ve kolonun başlangıç kısmının (çekum) rezeke edilmesine ileokolik
rezeksiyon ve barsak devamlılığına da sağlanmasına ileokolik
anastomoz denir. (Buna göre rezeksiyon ve anastomoz yapılan bölgeye
göre farklı ameliyat isimleri verilir) Rezeksiyon yapılan vakalarda
sıklıkla bir ostomi açılması (bağırsağın karın duvarına
ağızlaştırılması) gerekmez.
Bunun haricinde,
daralmış olan ince bağırsak bölümünü (striktür) genişletmek için
başka bir ameliyat yapılabilir (striktüroplasti). Yaşam süreleri
içinde bir veya daha fazla cerrahi tedaviye ihtiyacı olan hastalarda
yapılacak geniş ince barsak rezeksiyonları besin maddelerinin
emilimini bozacağı için kısa bağırsak sendromuna neden olabilir.
Bunu önlemek için bu tip darlıklarda rezeksiyon yerine darlık
bölgesini genişletmeye yönelik ameliyatlar (striktüroplasti) tercih
edilmelidir.
Hastaların %15
inde, Crohn hastalığı, yalnızca kalın bağırsağı tutmuştur. Bu
hastalarda kalın bağırsak ve rektumun tümüyle çıkarılarak
(proktokolektomi) kalıcı bir ileostomi (ince bağırsağın karın
duvarına ağızlaştırılması) açmak gerekebilir. Cerrahi tedavi, uzun
dönem boyunca, hastalığı gerileterek, ilaç kullanım gerekliliğini
ortadan kaldırır.
Erişkin Crohn
hastalarının %25 inde, apse ve/veya fistül oluşumu vardır.
Çocuklarda bu komplikasyona daha az rastlanır. Abse komplikasyonu
sıklıkla bağırsak delinmesi sonucu gelişir. Absenin içinde, cerahat,
bağırsakta bulunan mikroplar ve sıvı birikimi vardır. Bu sıvı
birikimi (abse) bir kanal veya yolla başka bir organa, bir bağırsak
bölümüne veya karın cildine birleşebilir. Bu oluşan anormal kanala
fistül denir (bağırsak idrar torbasına, rahime, vajinaya, başka bir
bağırsak bölümüne, cilde açılabilir). Bu komplikasyon karın içinde,
pelviste (leğen kemiği içindeki organlar) ve anorektal bölgede
(makat bölgesinde) olabilir.
Abse karın içine
açılırsa iltihap karın zarı içine yayılır ve mikroplar tüm vücudu
etkiler. Ani başlayan karın ağrısı, ateş ve şok bulguları gözlenir.
Acil olarak ameliyat edilmesi gerekir. Eğer abse kendini sınırlarsa
infeksiyon bulguları yavaş ilerler. Sınırlanmış abseler radyolojik
görüntüleme yöntemleri yardımı ile ciltten iğne ile boşaltılabilir.
Böylece zaman kazanılır. Cerrahi girişim bir süre sonra hastanın
genel durumu düzelince yapılabilir.
Anorektal bölgede
(makat) yerleşen abse ve fistüllerde makatı kontrol eden kasların
zedelenmemesi çok önemlidir.
CROHN HASTALIĞINDA
NÜKS SORUNU:
Ağrı, ateş, kilo
kaybı ve ishal gibi belirti ve bulgu veren Crohn hastalığı için
ameliyat oluş bir hastada cerrahi girişimden 2 yıl sonra yaklaşık
nüks etme (tekrarlama) olasılığı %20, 3 yıl sonra %30 ve 5 yıl sonra
%50 dir.
CROHN HASTALIĞINDA
CERRAHİ TEDAVİ ve NUTRİSYON :
Crohn hastalığı
sıklıkla ince bağırsaklarda inflamasyona (iltihaba) neden olduğu
için besin maddelerinin emilimi bozulur ve bu emilmeyen besin
maddeleri vücuttan dışarı atılırken beraberinde su taşırlar. Bu da
dışkının yumuşak, ishal şeklinde olmasına neden olur. Crohn
hastalığının seyri sırasında görülen ishal ve emilim bozukluğu vücut
dengesini olumsuz yönde etkiler. Hastanın bu dönemde yetersiz
beslenmesi kilo kaybı ve malnutrisyona (kötü ve yetersiz beslenme)
neden olur.
Cerrahi öncesinde,
hastanın beslenme durumu iyice değerlendirilmeli ve gerekirse
dışarıdan ek besin ürünleri, mineraller(demir, kalsiyum, çinko, ve
magnezyum), vitaminler (vitamin B12, folik asit, vitamin C) doktor
ayarlaması ile verilerek vücut yapı taşları desteklenmelidir. Aksi
halde beslenme dengesi bozulmuş hastada yara iyileşmesi ve
bağışıklık sistemi de olumsuz etkileneceğinden cerrahi tedavinin
sonuçları da başka sorunlar yaratacaktır.
CROHN HASTALIĞI VE
YAŞAM:
Tedavi ile
bulguları kontrol altına alınan hastalar yaşamlarına eskiden olduğu
gibi devam ederler. Uzun dönem ilaç tedavisi ve hastanede
yatmalarına karşın hastalar genelde işlerine devam eder, evlenir,
yaşam kurar ve aile hayatlarına başarı ile sürdürebilirler.
Ender olarak bazı
hastalar, uzun süren, devamlı tedavi ve doktor kontrolü gerektiren
iltihabi bağırsak hastalığı nedeni ile ruhsal problemler
gösterebilir. Bu ruhsal problemler hastalığın bir nedeni olarak
değil, sonucunda geliştiği unutulmamalıdır. Çocuk hastalarda bu
ruhsal problemler, huzursuzluk daha belirgin olabilir. Bu nedenle
psikolojik destek alınabilir.
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |