Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Şampuanlar

Cinsel Ürünler
Cilt Leke Krem
Bitki Macunları
Bitki Kapsülleri
Hastalık Çeşitleri
Bitki Sabunları
Bitki Çeşitleri
Bitki Yağları
Baharat
İndirim - Kampanya
Ana Sayfamız
 En Altta Arama Motoru Vardır

 

 


Benzer Konular
Panax Ginseng Kapsül



St John's Kapsül



Alfalfa Kapsül


Sarı Kantaron Kapsülü



Kudret Narı Kapsülü
 

Performans Macunu


Korean Ginseng


Saw Palmetto

Aşk Kahveleri


Aksu Vit


Epimedium Kapsül


Complete Men's

 

Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
 
Vitamin E - Selenium
Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Arı Sütü
www.birtat.com.tr


Salyangoz Kremi
Mavi Anemone Kremi
Göz Çevresi - Göz Altı Torbaları
Güneş Kremleri
D-Lamure Krem - % 100 Doğal

Cilt Temizleme Tonikleri

Vitamin - Mineral
 

Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu
Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik
İç Hastalıkları - Ağrı
Kadın Hastalıkları - Regl
Kalp - Damar Tansiyon
Ortopedi - Romatizma
Psikiyatri - Uykusuzluk
Vitamin - Mineral

Ömer Coşkun Ürünleri
Tansalp Çaylar - Form, Nicdur

Hastalıklar Rehberi
Bitki Ürünleri
Bitkilerle Sağlık
Bitkisel İlaç - Desteği
Bitkisel Tedavi
Hasta Olmak İstemiyorum
Hastalıklara Şifalı Bitkiler
Şifalı Bitkilerin Kullanışı
Diğer Ürünler -
Kuru Gıda - Kına Gecesi - Kuru Yemiş

Çay Kolonyası
Yeni Ürünler
TV Reklamları
Sağlık Ürünleri
Alternatif Tıp
Sağlık Önerileri
Ala - Vitiligo Albumin Arı Sokması Bağırsak Tıkanıklığı Açlık Hissi Alerjik Reaksiyon Arı Sütü Bağırsak Yumuşaması Adale Kuvvetlendirici Alkol Toksinleri Arpacık Basur Memeleri Adaptasyon Alkolik Astım Basur Yarası Adaptojen Alyuvar Atar Damar Sağlığı Beden Adet Gecikmesi Alzheimer Atletik Yapı Bel Diski Adet Sancısı Ameliyat Sonrası Aybaşı Gecikmesi Bel Kayması Ağız Kokusu Anabolic Anabolizan Aybaşı Günleri Bel Sorunları Ağız Yaraları Andrepoz Azot Dengesi Beslenme Ağrı Kesici Anlama Yeteneği Bacak Ağrıları Bitkinlik Ağrılı Aybaşı Anne Sütü Arttırıcı Bademcik İltihabı Böbrek Yetersizliği Ağrılı İdrar Anti Bakteriyal Bağırsak İltihabı Böbrek Büyümesi Akciğer Hırlaması Anti Depresyon Bağırsak Kurtları Böbrek Çürümesi Akciğer İltihabı Anti Septik Bağırsak Lifi Boğaz İltihabı Akıl Hastalığı Anti Viral Bağırsak Rahatlatıcı Bronşit Öksürüğü Dalak Deri Pullanmaları Diş Apsesi Doğal Tedavi Damar Felci Destekleyici Ürünler Diş Çürümesi Doğum Yaklaşması Damar Genişletme Düşünceye Dalma Diş Eti - Diş Etleri Doğum Sancısı Damardaki Şeker Devamlı Hasta Diş Eti İltihabı Doğuma Hazırlık Damar Tıkanıklığı Devamlı İltihap Diş Parlaklığı Doğumu Kolaylaştırma Damarlardaki Kolesterol Devamlı Öksürük Diş Sağlığı Doku Yenilemek Damarlardaki Pıhtılaşma Dezenfekte Dış Tehdit Döl Yolu Akıntısı Damla Hastalığı Diabet Dişilik Organı Dolaşım Bozukluğu Dejenereratif Hastalik Dicalcium Diyete Destek Dolaşım Sistemi Demir Eksikliği Dil Dizanteri Doping Destekçileri Deniz Tutması Dil Çatlakları Dl-tocopherly Dudak Çatlaması Depresyon Dil Pası - Paslı Dil DNA Düş Kabusu Depresyon Tedavisi Dinçlik Verici Doğal Destekleyici Düşüce Bozukluğu Deri Elastikiyeti Direnç Doğal Dopingler Düzenli Sağlık Deri Kuruluğu Diş Ağrısı Doğal Savunma Düzenli Spor Egzama Oluşması Fıtık Göz Yorgunluğu İdrar Yolları Eklem Hastalıkları Fiziksel Yorgunluk Göz Kapağı İdrar Zorluğu Eklem İltihabı Frengi Grip Aşısı İdrarda Kan Ekstrasistol Funguslar Guatr İdrar Yanması El Titremeleri Geceleri İdrara Kalkma Güçlendiriciler İlaçların Yan Etkisi Endişe Geğirmek Gut Hastalığı İletitis Enerji Depolama Gelişme Bozukluğu Hafızaya Destek İnsulin Drenci Enfarktus Gençlik Bitkileri Hararet İron Enfeksiyon Gıda Zehirlenmeleri HDL İştahsızlık Sebepleri Enzim Deposu Gırtlak Hemoroit Başlangıcı İsteri Ergenlik Glikoz Hepatit C İyi Kolesterol Erkeklik Göğüs Büyümesi Hıçkırık jinekolik Hastaliklari Ezberleme Kabiliyeti Göğüs Anjini Hiper Tansiyon Kekemelik Ezik -  Burkulma Göğüste Su Toplanması Hormon Bozukluğu Kemik Erir mi? Faranjit Görme Yeteneği Hormon - Hormonal Kemik İltihabı Fazla Terlemek Göz Ağrısı Hücre Gelişimi Kemik Veremi Fazla Uyumak Göz İltihabı Hücre Zarı Kemik Yapısı Ferç Kaşıntısı Göz Kanlanması Huzursuzluk Kemik Yumuşaması Fil Hastalığı Göz Kaşıntısı İdrar Kaçırma Kemo Terapi Fistul Göz Sulanması İdrar Torbası Kemoterapi Kabakulak Karaciğer Enzimleri Kızamık Lokosit Katarakt Karaciğer Mikropları Kızıl Hastalığı Lösemi Kalbin Hızlı Atması Karaciğer Yağlanması Kloroz Madeni Maddeler Kalın Bağırsak Karaciğer Yetmiyor mu Kolesterol Parçalanması Mafsal Hastalıkları Kalp Çarpıntıları Karamsarlık Kolon Kanseri Mantar Hastalığı Kalp Nedir? Karbonhidrat Konsantrasyon Bozukluğu Melankoli Kalp Ritimi Nedir? Kardiyovasküler Konuşma Bozukluğu Meme Uçları Kalp Yağı Karın Ağrısı Korku Menopoz Ağrıları Kalp Yetmezliği Kas Gelişmesi Kortizon Mide Ağrısı Kamburluk Kas Yırtılması Kötü Kolesterol Mide Bulantısı Kan Basıncı Kasılma Kramp Mide Ekşimesi Kan Çıbanı Kaşıntı Kroner Kalp Mide Gazı Kan Damarı Kaslar Kulak Ağrısı Mide Şişkinliği Kan İşemek Kaygı Kulak Çınlaması Mide Tembelliği Kan Pıhtılaşması Kıkırdak Dokuları Kurdeşen Mide Ülseri Kan Şekeri Kılcal Damar Kurt Düşürmek Mide Zarı Kan Tükürmek Kilo Aldırıcı Kusmak Migren Ağrısı Kanda Kolesterol Kireçlenme Nedir? LDL Mikrop Öldürücü Kanser Hücreleri Kırık - Çıkık Lif Miyopluk Kansızlık Nedir? Kısırlık Nedir? Lohusalık Mushil Nefes Azlığı Öğrenme Yeteneği Prostat İltihabı Riboflavin Nefes Darlığı Öksürük Tehlikesi Prostat Kanseri RNA Sentezi Nefes Kokusu Omuz Ağrısı Radrasyon Romatizma İltihabı Nefrit Onikiparmak Bağırsağı Rahim Egzaması Rüyalanma Nekahat Organizma Rahim Kanaması   Nevralji Organların Görevi Rahim Kanseri   Nevrasteni Östrojen Rahim Kaşıntısı   Nezle Olmak Pankreas Rahim Sorunları   Niacin Parazitler Rahim Urları   Nikotin Atıcı Pelteklik Rahimde Polip   Nikris Penis Damarları Raşitizm   Noni Penis Enerjisi Reçine   Norolojik Pigment Reflü   Norotransmitter Prostat Bezi Reisi Mantar   Oburluk Prostat Tıkanıklığı Retina  Ririboflavin Vitamini Sarılık Sindirim Bozukluğu Spazm Çözücü Ruhsal Çöküntü Sedef Sindirim Sistemi Sperm Sayısı Ruhsal Denge Şeker Dengeleyici Sinerjik Etki Sporcu Desteği Ruhsal Sorunlar Şeker Düşürücü Sinir Bozukluğu Sporcu İncinmeleri Ruhsal Yapı Şeker Hastalığı Sinir Gerginliği Sporculara Destek Ruhsal Yorgunluk Şeker Zararları Sinir Stres Stres Gerginliği Saç İçin Seksüel Gerileme Sinir Uçları Su Birikmesi Saç Kökleri Selenium Sinirsel Ağrılar Tansiyonu Düşürmek Safra Kesesi Selülit Lekesi Siroz Testeron Sağlığı Korumak Semptomplar Şişmanlama Testesteron Sağlıklı Beslenmek Sentezleme Sivilce İltihabı Tırnak Kırılması Sakinleşmek Seratin Şizofreni Tiroit Bezleri Salgı Bezi Serbest Radikal Soğuk Algınlığı Tokluk Hissi verici Salgın Hastalıklar Sigara Zararları Solunum Sistemi Toksinler Sara Sık Sık İdrara Çıkma Solunum Yolları Trambosit Tümör Uyanma Varis Yaraları Yağ Eriticiler Umutsuzluk Uyarıcı Vasküler Sistemi Yak Yakımı Hızı Üreme Organları Uykusuzluk Vücudu Korumak Yağların Parçalanması Üreme Sistemi Uyur Gezerlik Vücut Geliştirmek Yaşlanmayı Geciktirmek Üretkenlik Uyuşukluk Vücut Isısı Yemek Borusu Üriner Sistem Vajina Kuruluğu Yağ Depoları Yüksek Tansiyon
V-PİLLS - Geldi

 

 

Kalın Bağırsak

Merhaba, Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi Hissediniz.

Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.

Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın Günlük 1800 -2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr), İster Telefonla...


Ne Konuşmuşsak O Ürün Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur. 1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
 

  

Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi Gönderilecektir.

Kapıda ödeme kolaylığı.

 

0 542 252 70 62
0 532 402 77 44

 0 464 217 18 81
 0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)

 





 

 İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.

 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde


KİMLER RİSK ALTINDADIR ?

 

   Genelde olguların büyük çoğunluğu 45-50 yaş üzerindeki kişilerde görülmektedir.Bu Nedenle;

 

    * 45-50 yaş üzerindeki kişiler

    * Anne, baba, kardeş gibi yakın aile bireylerinde kolorektal kanseri veya polipleri olanlar,

    * Uterus ( rahim ), over ( yumurtalık ) veya meme kanseri olan kadınlar,

    * Ülseratif Kolit veya Crohn gibi hastalıkları olanlar.

 

   RİSKİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR ?

 

   Risk altındaki kişiler, bu riski azaltmak için hastalık belirtileri ortaya çıkmadan yapılması gereken TARAMA (Screening ) testlerini yaptırmalıdırlar. Diyetlerini bol lifli - sebzeli, meyvalı, az yağlı ve az kırmızı etli bir şekile dönüştürmelidirler. Alkol ve sigara alışkanlığı varsa iyice azaltmalı, hatta bırakmalıdırlar. Hergün 20 - 30 dakika hafif egzersiz yapmalıdırlar.

 

   TARAMA TESTLERİ NELERDİR ?

 

   Kolo - Rektal kanserlerin klinik belirtileri ortaya çıkmadan yukarıda belirtilen RİSK altındaki kişilere yapılan testlerdir.Bu kanserlerin oluşmasında esas neden % 95 oranında poliplerdir. Bu polipler zaman içerisinde kansere dönüşebilmektedir. O nedenle tarama tetkiklerinde amaç bu polipleri henüz kansere dönüşmeden, eğer dönüşmüş ise çok erken devrede henüz klinik belirti vermeden teşhis etmek ve POLİPEKTOMİ ile ( kolonoskop yardımı ile polipin barsaktan uzaklaştırılması) çıkarılmalarını sağlamaktır. Bu takdirde bu hastalar % 90 nın üzerinde ki bir oranda tam şifaya kavuşmaktadırlar. Tarama testleri şunlardır :

 

    * 45 yaş üzerinde yılda bir kez rektal tuşe muayenesi,

    * 50 yaş üzerinde yılda bir kez gaitada gizli kan aranması,

    * 50 yaş üzerinde 3 - 5 yılda bir defa KOLONOSKOPİ veya Sigmoidoskopi,

    * 50 yaş üzerinde 5 yılda bir defa Kolon grafisi,

    * Ailesinde kolorektal kanseri olanlar 45 yaşdan sonra 2 - 3 yılda bir defa kolonoskopik tetkik,

    * Ülseratif Koliti olanlar yılda bir defa kolonoskopi ve biyopsi yaptırmalıdırlar.

 

   KOLO - REKTAL KANSERLERDE KLİNİK BELİRTİLER NELERDİR ?

 

   Genelde kadın ve erkekte eşit oranda görülen Kalın barsak - Rektum kanserleri sinsi seyreder. Hastalık aşağıdaki belirtilerle ortaya çıkar.

           

 

    * Rektumdan kan gelmesi ( rektal kanama ), gaitanın kanla bulaşık olması,

    * Tuvalete çıkma alışkanlığında değişiklik

    * Gaitanın eskiye oranla incelmesi,

    * Kabızlık – İshal durumlarının ortaya çıkması,

    * Sık sık tuvalete çıkma isteği, buna rağmen tam boşalamama hissi,

    * Karında gaz ağrıları,

    * Kansızlık (anemi),

    * İzah edilemeyen zayıflama

 

Bu belirtilerin herhangi birinin 1 - 2 hafta devam etmesi veya aralıklarla tek rarlaması durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır.

 

   TEŞHİS NASIL KONUR ?

 

   Kolo - Rektal kanserlerde kesin teşhis barsak içerisindeki tümörden endoskopik yöntemlerden ( Rektoskopi, Fleksibl Sigmoidoskopi, KOLONOSKOPİ ) biriyle yapılacak tetkik ve alınacak parçanın patolog tarafından mikroskopik tanısı ile konur.

 

   TEDAVİ NASIL YAPILIR?

 

   Kolo-Rektal kanserlerin esas tedavisi tümörlü kısmın ameliyatla çıkarılması ve barsak pasajının sağlanması için çıkarılan kısmın alt ve üst uclarının tekrar karşılıklı ağızlaştırılmalarıdır.Kolonlar uzun olduğu için bu işlem kolaylıkla uygulanabilir. Ancak REKTUM kanserlerinin tedavisinde bu durum biraz farklıdır. Rektum kısa bir organ (15 cm) olması nedeni ile özellikle anüse yakın yerleşim gösteren tümörlerde ( anüs girişinden 5-6 cm yukarıda) , hastalıklı kısımın çıkarılmasını temin için anüsün tamamen çıkarılıp,iptal edilerek kolon, karın duvarına ağızlaştırılır ( KOLOSTOMİ ).

 

   Daha önceleri çok daha sıklıkla uygulanan bu yöntem, günümüzde gerek teknolojik gelişmeler ( Stappler aleti vs.) ve gerekse bu konuda eğitilmiş ve deneyim kazanmış özellikle Kolo - Rektal cerrahi ile uğraşan cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarda çok az sayıda hastaya uygulanmaktadır.Bazen kolostomi rektumda yapılan ameliyatın iyileşmesini sağlamak için geçici olarak ( birkaç ay ) yapılabilir. Daha sonra bu kolostomi kapatılır. Ameliyata ek olarak, rektum tümörlerinde bazen ameliyattan önce, bazen ameliyattan sonra gerek olursa RADYOTERAPİ de yapılabilir . Kolon tümörlerinde radyoterapinin yeri yoktur. Her iki organın tümörlerinde ameliyattan sonra duruma göre KEMOTERAPİ yapılabilir.

 

   Anüs kanserlerinde genellikle radyoterapi tercih edilmektedir. Bazı durumlarda Cerrahi tedavide yapılabilir.

 

   AMELİYAT SONRASI BU HASTALAR NASIL İZLENMELİ ?

 

   Kolo - Rektal Kanserlerde ameliyat sonrası nüks etme şansı hastalığın evresine göre değişir. Nüksler genellikle ilk 2 yıl içerisinde ortaya çıkarlar. Bu nedenle bu hastaların ameliyat sonrası ilk 2 yıl içerisinde çok sıkı izlenmeleri gerekir. Eğer nüks saptanacak olursa yeni yapılacak girişimlerle hastanın yaşam şansı artırılır. Ayrıca bu hastalarda geriye bırakılan kolon kısmında yeni tümör oluşma şansı azda olsa vardır. Bunların çok küçükken saptanması ve çıkarılması hastaya tam şifa sağlayacaktır.Bu izlemelerde hastalara 3-6 aylık aralıklarla kan testleri tümör belirleyicileri ( CEA ), US, Tomografi; Akciğer grafisi, Kolonoskopi gibi tetkikler dönüşümlü olarak yapılır. 2 yıldan sonra senelik kontroller ile hasta 5 yıl izlenmelidir.

 

İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI NEDİR?

 

Gıdaların ağızdan alınmasından sonra vücudumuz içindeki, sindirim kanalında yol alır. İltihabi Bağırsak Hastalığı, sindirim kanalında görülen, sıklıkla kronik seyirli (uzun süreli) inflamasyondur (iltihap). Bağırsak duvarında ülser, şişme, yaralanma, kanama ve irritasyon ile seyreder. Ana hatları ile iltihabi bağırsak hastalığının Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı olmak üzere iki farklı tipi bulunur. Buna ek olarak, iltihabi bağırsak hastalığının tam olarak Ülseratif Kolit veya Crohn Hastalığına benzemeyen, arada kalan, tam belirlenemeyen bir tipi daha vardır.

 

Bazen iltihabi bağırsak hastalığı ile aynı anlama gelen ve hastalığın etkilediği bağırsak bölümünü ifade eden, kolit (kalın bağırsak tutulumu), enterit (ince bağırsak tutulumu), ileit (ince bağırsağın son bölümü ileum segmentinin tutulumu) veya proktit (kalın bağırsağın son bölümü olan rektum tutulumu) gibi isimler alır. Hastanın şikayetleri bu tipler arasında değişmektedir.

CROHN HASTALIĞI NEDİR ?

 

Crohn hastalığı sindirim kanalını tutan kronik inflamatuvar (iltihabi) bir hastalıktır. Ağızdan anüse (makat) kadar sindirim sisteminin tüm parçalarını tutabilmesine rağmen sıklıkla ince bağırsağın son kısımlarını ve/veya kalın bağırsağı tutar.

 

Crohn hastalığının tutulum yerleri ve sıklığı

 

Crohn hastalığı, sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Ülseratif Kolit hastalığında sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeyel tabaka (mukoza ve submukoza) hasta iken, Crohn hastalığında hastalığın görüldüğü bağırsak kısmında bağırsak duvarının sadece yüzeyel tabakası değil, tüm kat olarak hepsi hastadır.

 

Crohn hastalığı, kronik (süreğen, uzun süre devam eden) bir hastalıktır. Hastalık yaşam boyu zaman zaman alevlenmeler ve sakin dönemler halinde tekrarlayabilir. Bazı hastalarda hastalığın yatıştığı zamanlar çok uzundur ve belirti vermeden yıllarca sürebilir. Hangi hastada ani alevlenmelerin başlayacağını, bulgu ve belirtilerin (semptomların) kaybolacağını tespit etmek mümkün değildir.

CROHN HASTALIĞININ ÜLSERATİF KOLİTTEN FARKLARI NEDİR ?

 

Crohn hastalığı, sıklıkla ülseratif kolit ile karışır. Ülseratif Kolit hastalığında sadece kalın bağırsağın (kolon ve rektum) içini örten yüzeyel tabaka (mukoza ve submukoza) hastadır. Crohn Hastalığı ise, ağızdan anüse kadar sindirim kanalının herhangi bir yerinde olabilir. Ülseratif Kolitin aksine Crohn hastalığında hastalığın görüldüğü bağırsak kısmında bağırsak duvarının sadece yüzeyel tabakası değil, tüm kat olarak hepsi hastadır.

 

Crohn Hastalığında Bağırsak Tutulumu

 

Buna ek olarak Crohn Hastalığında

 

1- Çeşitli organlar (bağırsak idrar torbası, rahim, vajina) ve/veya deri

arasında fistül gelişimi

 

2- İnce veya kalın bağırsak tıkanıklığı

 

3- İltihabi kitle (flegmon) oluşumu

 

4- Kalın bağırsaktaki inflamasyonun asimetrik dağılım göstermesi

 

5- Biopsilerde granülomların (iltihabi lezyonlar) gözlenmesi

 

6- Makat (perianal) etrafında hastalık olması

 

7- İnce bağırsak hastalığı veya ameliyatları nedeni ile besin

maddelerinden yeterince faydalanılamaması (malabsorpsiyon)

 

Yukarıdaki bulgular ülseratif kolit hastalığının seyri sırasında pek gözlenmez, bu da ayırıcı tanı için önemlidir.

 

Bunlara ek olarak Crohn hastalığında böbrek taşları (ürik asit veya kalsiyum oksalat), safra kesesi taşları ve amiloidoz (vücut dokularında nişasta benzeri madde birikmesi) olabilir.

CROHN HASTALIĞININ BULGULARI NELERDİR ?

 

Sindirim kanalının (bağırsakların) herhangi bir parçasını tutması nedeniyle semptomlar, (belirtiler) tuttuğu bölgeye göre değişebilir. En sık belirtiler, kramp tarzında karın ağrısı, ishal, ateş, kilo kaybı, halsizlik, güçsüzlük ve şişkinlik hissidir. Çocuklarda gelişme geriliği ile karşımıza çıkabilir. Bu belirtilerin hepsi her hastada görülmeyebilir. Diğer belirtiler anüste (makat bölgesi) ağrı ve akıntı, deride yaralar, rektal (kalın bağırsağın son kısmı) abseler, fissürler ve eklem ağrısıdır. Bunun haricinde az sayıda hastada üveit şeklinde göz tutulumu ya da sklerozan kolanjit adı verilen ve safra yolları tutulumu gibi tablolar ortaya çıkabilir.

KİMLER ETKİLENİR?

 

Her yaş grubunu tutabilmesine rağmen, sıklıkla 16-40 yaş arasında görülür. Kuzey Avrupa ve kuzey Amerika ikliminde yaşayanlarda sık görülür. Kadınları ve erkekleri eşit etkiler. Ailesel yatkınlık (kalıtsal) olabilir.

 

Crohn hastalığı, diğer bir inflamatuar (iltihabi) bağırsak hastalığı olan ülseratif kolit hastalığına çok benzer özellikler gösterir. Bazen bu iki hastalığın ayırımını yapmak zor olabilir. Ülkemizde her iki hastalık da az oranda gözlenir. Fakat batı toplumlarında, örneğin A.B.D. de yaklaşık 2 milyon kişi bu hastalıklardan etkilenmektedir.

CROHN HASTALIĞININ ETKENİ NEDİR?

 

Ülseratif Kolit hastalığı gibi bunun da kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak son dönemde, immünolojik (bağışıklık sistemi hastalığı) olduğuna dair hipotezler ortaya atılmıştır. Bulaşıcı değildir. Genetik geçiş gösterebilir (kalıtsal). Bazı teorilerde ise bir virüs veya bakterinin (mikrobik) bağırsak duvarındaki immunolojik (bağışıklık sistemi ile ilgili) olayları başlattığı söylenmektedir. Bu olaylar sonucu, bağırsağı örten tabakada, iltihabi hasar oluştuğu gösterilmiştir. Bağışıklık sisteminde olan bu bozukluğun, bir etkenin sonunda mı yoksa başlangıç olarak mı meydan geldiği henüz aydınlatılamamıştır.

 

Hastalığın ruhsal stres veya mutsuz geçen bir çocukluk çağı sonucu geliştiği inancı kabul edilmemektedir. Herhangi bir gıda türü ile meydana gelmez. Bulaşıcı değildir.

Crohn Hastalığının Klinik Bulgu ve Belirtileri

 

Karın ağrıları, kramplar

 

Diyare (ishal)

 

Ateş

 

Kilo kaybı

 

Şişkinlik

 

Anal (makat bölgesinde) ağrı, akıntı

 

Deride yaralar

 

Rektal (kalın bağısağın son kısmı) abse

 

Anal fissür (makatta çatlak)

 

Eklem ağrıları

NASIL TANI KONUR?

 

Doktor, klinik bulgu ve belirtileri olan hastaların ayrıntılı hastalık öyküsü ve muayenesi ile birlikte bazı testlerin yapılmasını ister. Bunlar, kan, idrar ve dışkı tahlilleri ve bağırsağın radyolojik ve endoskopik incelemeleridir.

 

Kan örnekleri ile kan kaybı olup olmadığı değerlendirilebileceği gibi akyuvar denilen beyaz kan hücrelerindeki (vücudumuzun savuma hücreleri) artış, inflamatuvar (iltihabi) durumu gösterir. Buna ek olarak, kan tetkiki ile hastalığın diğer organlar üzerine olan etkileri de incelenebilir. Dışkı (büyük abdest) tahlili ile kan kaybının yeri, bakteri ve diğer parazitler araştırılır.

 

Doktor, bunun haricinde anüs (makat) yolu ile yerleştirilen bir fleksibıl (bükülebilir)tüple (endoskop) kalın bağırsağı inceler (kolonoskopi) ve mikroskop altında incelenmek üzere parça alabilir (biyopsi).

 

Kolonoskopi İşlemi

 

Hastalığın sindirim sistemindeki yaygınlığını tesbit için radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bu amaçla mide ve bağırsak filmleri çekilir.

 

Crohn Hastalığında Endoskopi Görüntüleri

İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI KALITSAL MIDIR?

 

Gerek ülseratif kolit, gerek Crohn hastalığı bazı ailelerde sıkça görülür. Hastaların birinci derece akrabalarında hastalık, %20 oranında rastlanabilmektedir. Buna karşın, günümüze kadar genetik bir geçiş olduğu belirlenmemiştir.

HASTALIĞIN KONTROLÜNDE DİYET ÖNEMLİ MİDİR?

 

Hastalığın önlenmesinde ya da tedavisinde özel bir diyet yoktur. Bazı hastalar süt, baharatlı yiyecekler, alkol ve posalı gıdalar ile rahatsızlıklarının arttığından bahsederler. Ancak bu durum bütün hastalar için geçerli değildir. Şikayetleri arttıran yiyeceklerden uzak durmak belirtileri azaltmak için faydalı olabilir. Yüksek miktarlarda alınan vitaminlerin de bir faydası yoktur hatta zararlı bile olabilir.

 

Steroid (tedavi için kullanılan bir ilaç türü) kullanan hastalarda vücuttaki su tutulumu artacağı için tuzdan kaçınılması gerekir. Yine iltihabi barsak hastalığında süt şekerine tahammülsüzlük (laktoz intoleransı) olduğu için sütlü ürünlerden kaçınmak gerekebilir. Aşırı inflamasyon (iltihap) sonucu daralmış bağırsak bölümlerindeki ilerlemeyi zorlaştırması bakımından yüksek lifli gıdaların tüketilmesi sakıncalı olabilir.

 

Gelişme çağında olan çocuklar için beslenmeyi kuvvetlendirici özel formüllerden yararlanılabilir. Bu amaçla doktorun önerisine gerek vardır.

GEBELİK VE CROHN HASTALIĞI ?

 

Crohn hastalığı olan kadınların çocuklarına hastalık geçişi söz konusu değildir. Araştırmalar gebelik döneminin, Crohn hastalığı olan anne adaylarının sağlığını olumsuz etkilemediğini göstermiştir. Hamilelik öncesi bu durum takip eden doktorla görüşülmelidir.

 

Çocukluk veya ergenlik döneminde Crohn hastalığına yakalanan çocuklarda büyüme ve seksüel gelişme gecikebilir.

İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI VE KANSER RİSKİ:

 

Crohn hastalığında, Ülseratif Kolit hastalığına oranla daha az da olsa kanser gelişme riski vardır.

SPASTİK KOLİT İLE İLTİHABİ BAĞIRSAK HASTALIĞI ARASINDA İLİŞKİ VAR MIDIR?

 

Spastik kolit hastalığı aslında iritabıl bağırsak hastalığı yerine kullanılan yanlış bir deyimdir. Ülseratif Kolit ve Crohn hastalığı, iritabıl bağırsak hastalığından farklıdır. Her ne kadar iritabıl bağırsak hastalığında da ishal ve karın ağrıları gözlense de inflamasyon (iltihabi reaksiyon) yoktur.

ÇOCUKLARDA VE ERGENLİK ÇAĞINDA CROHN HASTALIĞI

 

İnflamatuvar (iltihabi) bağırsak hastalığı çocuklarda ve ergenlik döneminde büyümeyi engelleyebilir. Ergenliğe geçiş dönemi gecikebilir. Bu durum bağırsaktaki inflamasyonun (iltihabın) tedavi edilmesi ile düzelir.

 

Çocukluk ve ergenlik çağında, hastalığın sistemik (bağırsak sistemi dışında - ekstraintestinal) bulguları, bağırsak bulgularından daha ön planda olabilir. Bu nedenle çocukluk döneminde gelişme geriliği, yorgunluk, halsizlik, güçsüzlük, iştahsızlık, ateş, kilo alamama şikayetlerinde akla iltihabi bağırsak hastalığı gelmelidir.

 

İltihabi Bağırsak Hastalığı olan çocukların anne ve babaları çocuklarının hasta olmasında kendilerini hatalı görürler. Anne-babaya ait hiçbir davranış ve psikososyal sorun, çocuklarında, hastalığın gelişimine neden olmaz. Anne-baba açısından en önemli nokta çocuğun gelişme geriliğinin erken dönemde fark edilmesi ve buna göre önlemlerin alınmasıdır.

 

Diğer önemli bir nokta hastalık hakkında çocuğun bilgilendirilmesidir. Hastalığın tüm seyri ve tüm komplikasyonlar, detayları ile anlatılmadan ona hastalık hakkında bilgi aktarılabilir. Çocuğun hastalık hakkında soru sorması desteklenmeli ve aklındaki belirsizlikler giderilmelidir. Okul eğitimi ve çevresindeki sorunlar çocuğun istediği şekilde giderilmelidir. Hastalık hakkında, okul çevresine bilgi verme kararı da çocuğa bırakılmalıdır.

CROHN HASTALIĞININ KOMPLİKASYONLARI (YAN ETKİLER) NELERDİR ?

 

Komplikasyonlar bağırsak kanalını ilgilendiriyorsa lokal (bölgesel); bağırsak kanalı dışında diğer organları veya tüm vücudu ilgilendiriyorsa sistemik (ekstraintestinal) denir.

Lokal Komplikasyonlar

 

Derin ülserlerden meydana gelen ciddi kanamalar, bağırsak delinmesi, bağırsağın genişlemesi (toksik megakolon, toksik dilatasyon) gerek ülseratif kolit gerekse Crohn hastalığında görülen en belirgin lokal komplikasyonlardır.

 

Bu lokal komplikasyonlardan en ciddi olanı toksik megakolondur. Ani olarak gelişen, karında ileri derecede şişme, ateş, Kabızlık, ve genel durum bozukluğu bu komplikasyonun habercisidir. İnflamasyonun tüm kalın bağırsak duvarını tutması sonucu, kalın bağırsak incelir ve genişler, her an delinebilir. Bu nedenle acil cerrahi girişim gerekebilir.

 

Bunlara ek olarak Crohn hastalığına özgü iki komplikasyon daha vardır. Crohn hastalığında en sık görülen lokal komplikasyonlardan biri bağırsak tıkanıklığıdır (obstrüksiyon). Bağırsak duvarındaki kalınlaşma ve ödeme bağlı olarak sindirim kanalı tıkanabilir. Hastalıkta diğer bir komplikasyon da tam kat hasta olan bağırsak duvarının komşu organları etkilemesi ve sonunda komşu organla bağırsak arasında anormal birleşmelerin (kanalların) oluşmasıdır. Bunlara fistül denir. En sık görüleni komşu sağlam bağırsak dokusu, idrar torbası, rahim arasında oluşan fistüllerdir. Bu fistüllerin etrafında abseler oluşabilir. Bu tip fistüller ve abse gelişimi, makat etrafında da olabilir. (resim)

Sistemik (Ekstraintestinal) Komplikasyonlar

 

Bağırsaklarda gelişen inflamatuvar (iltihabi) olaylar sonucu salgınanan maddeler, uzak organları da etkiler. Ateş, kilo kaybı, güçsüzlük ve iştah azalması bunların başında gelir. Az oranda bazı hastalarda da eklem, deri, göz ve karaciğer rahatsızlıkları gözlenir.

Eklem bulguları

 

Sıklıkla distal (uç) eklemlerde inflamasyona (iltihaba) neden olur. Parmaklardaki küçük eklemler, el, ayak, bilek ve dizler en fazla etkilenir. Bazı hastalarda omurganın alt bölümü ve leğen kemiği eklemleri (sakroiliak eklem) etkilenir. Omurgadaki eklem aralıklarını etkileyen ve daha şiddetli seyreden şekline ankilozan spondilit denir. Eklemlerdeki değişiklikler Romatoid artiritte olduğu gibi çok fazla değildir. Ankilozan spondilit dışındaki eklem bulguları bağırsaktaki inflamasyon düzelince iyileşir.

Deri bulguları

 

Eritema nodosum, kırmızı renkte hassas nodüllerdir. Sıklıkla ayak bileklerinde veya diz altı bölgede yerleşir. Bir diğer deri bulgusu piyoderma gangrenosum dur. Derin ülserlerle karakterli cerahatli deri yaralarıdır. Bu da aynı bölgelerde yerleşir. Üçüncü deri bulgusu ağızda yerleşen aftöz stomatit denen ağrılı yüzeyel ülserlerdir. Sıklıkla alt dudak ve diş etleri arasında, dilin her iki yanında ve dil kökünde yerleşir. Her üç deri bulgusu, bağırsaktaki hastalık iyileşince düzelir.

Göz bulguları:

 

Hastaların bir kısmı, gözde görülen ağrılı bir inflamasyon (iltihap) olan uveitten şikayetçidir. Bağırsak bulguları düzelince uveitte düzelir

Karaciğer bulguları

 

Karaciğer ve safra yollarına inflamasyon gelişebilir. Bunlardan karaciğerde gözlenen inflamasyon, bağırsak inflamasyonu ile birlikte düzelirken, safra yollarını etkileyen sklerozan kolanjit düzelmez. Nadiren safra yolları kanseri gelişebilir.

 

Crohn hastalığında distal (alt/uç) ince bağırsak kısımları sıklıkla hasta olduğu için safra tuzlarının geri emilimi bozulur ve bu da safra kesesi taşlarına neden olur. Buna ek olarak böbrek taşları da gelişebilir.

CROHN HASTALIĞINDA TEDAVİ BİR EKİP İŞİDİR:

 

Tedavi şeklinin belirlenmesinde hastalığı asıl takip eden doktor, gastroenterolog, cerrah, diyetisyen ve gereğinde diğer branş doktorları hep birlikte karar verirler.

CROHN HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

 

Hastaların, Crohn hastalığının tam tedavisinin yani küratif bir tedavinin mümkün olmadığını bilmeleri gerekir.

 

İlaç Tedavisi:

 

İlaçlar ile hastalığın bulguları kontrol altına alınabilir veya azaltılabilir. Fakat hastalığı tam olarak tedavi edemez.

 

Tedavide kalın bağırsak mukozasındaki inflamasyonu (iltihabı) baskılayan ilaçlar kullanılır. Hastalığın şiddetine göre tek veya bir çok ilaç bir arada tercih edilebilir. Bu ilaçların kullanımı uzun süre gerekebilir. Sulfasalazin, 5-aminosalasilik asit bunlardan bazılarıdır. Genellikle hafif ya da orta dereceli vakalarda hastalar sulfasalazin ile tedavi edilir. Bu ilacın uzun süreli kullanımı da gerekebilir veya diğer ilaçlarla beraber kullanılabilir. Bulantı kusma kilo kaybı ishal gibi yan etkileri görülebilir. Sulfasalazinin yan etkileri görüldüğü vakalarda sulfasalazinin benzeri olan 5-aminosalasilik asit tercih edilebilir.

 

Hastalığın şiddetlendiği dönemlerde, steroid (prednizolon) tedavisinden yararlanılır. Yan etkileri nedeni ile çok dikkatli kullanılmalıdır. Hastalığın alevlenme dönemlerinde ilaçların dozu artırılır.

 

Üçüncü grup ilaç, bağışıklık (immun) sistemine etkili ilaçlardır. İmmunosupresif veya immunmodülatörler de denilen ilaçlar bağışıklık sistemini baskılayarak hastalığı kontrol altına alırlar. Azotiyopirin, 6- mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat bu grup ilaçlardır. Bağışıklık sistemini kuvvetli baskıladıkları için ciddi yan etkilere neden olabilirler. Bunlarla tedaviye başlarken dikkatli karar vermek gerekir.

 

Bazı durumlarda, örneğin makat etrafındaki abse ve fistüllerin tedavisinde antibiyotiklerin eklenmesi (Metronidazol türevleri) yararlı olabilir.

 

Şiddetli vakalarda ilaç tedavisine ek olarak bağırsakları istirahate almak gerekir. Bu tip vakalarda tedavi hastanede yatarken planlanmalıdır. Hastalara özel sindirimi kolay diyet (elemental diyet) veya damardan besin maddeleri verilir.

 

Bir veya daha fazla ilaçla yapılan tedavi ile hastalığın belirtileri ortadan kaldırılabilir ve hasta rahatlatılabilir. Tedavideki ana amaç beslenme bozukluklarının giderilmesi, inflamasyonun, (iltihabın), karın ağrısının, diyarenin (ishalin) ve kanamanın önlenmesidir.

İLAÇ TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR ?

 

Kullanılan tüm ilaçların belli oranlarda yan etkileri vardır.

 

Sülfasalazin ender olarak bulantı, baş ağrısı, kansızlık, deri döküntüleri ve ishale neden olur. Yan etkileri azaltmak için başlangıçta küçük dozlar verilmelidir. Yan etkilerin şiddetine göre doktor tarafından doz ayarlaması veya ilaç değişikliği yapılabilir.

 

Tedavide sıkça kullanılan diğer bir ilaç steroidlerdir. Steroid kullanımı ile yüzde genişleme (ay dede yüzü), sivilce gelişimi, iştah artması, kilo artışı, gözlenebilir. Kemiklerden kalsiyum kaybı sonucunda, kemik dokuda zayıflamaya neden olur. Hastalarda şeker hastalığı gelişimi ve kan basıncında yükselme olabilir. Bu nedenle dikkatli takip edilmelidir. Uzun süreli streoid kullananlarda düzenli göz kontrolleri yapılmalı katarakt (perde inmesi) ve glokom (göz tansiyonu) gelişimi açısından takip edilmelidir. Steroidler hastanın enfeksiyonlara (mikrobik hastalıklar) karşı duyarlılığını da arttırır. Yine uzun süreli kullanımlar hastanın psikolojik dengesini de bozabilir. Tüm bu yan etkiler steroidlerin kesilmesi ile geçer.

 

Steroidler uzun süre kullanılması ile böbrek üstü bezleri (adrenal bez) baskılanır. Bu nedenle vücutta normalde salgılanan hayati öneme sahip olan steroidler gerekli durumlarda ihtiyaç duyulan miktarlarda salgılanamaz. Bu nedenle steroidleri kullanırken ve ilacı keserken çok dikkatli olunmalıdır. Steroidler doktor kontrolünde zaman içinde doz azaltılarak kesilmelidir.

 

Bağışıklık sistemini baskılayan immunmodülatörlerin (Azotiyopirin, 6- mercaptopurine, siklosporin ve methotreksat) ciddi yan etkileri vardır. Bunlar arasında kan hücrelerinde baskılanma, pankreas (pankreatit) ve karaciğer (hepatit) iltihabı, böbrek hasarı, sinir hücrelerinde iletim bozukluğu sayılabilir.

CROHN HASTALIĞINDA CERRAHİ TEDAVİDEN KAÇINILABİLİR Mİ?

 

Hastaların ¾ ü, hayatlarının bir döneminde, cerrahi tedaviye gereksinim duyarlar. Bu cerrahi tedavinin bir kısmı hayatı tehdit eden komplikasyonlar nedeni ile acil olarak yapılması gerekir. Bunlar aşırı kanama, bağırsak delinmesi, karın iç zarı iltihabı (peritonit), karın içi absesi, bağırsak tıkanıklığı, ve toksik megakolon (kolonun ani genişlemesi ve bağırsak kas gerginliğinin kaybı) durumlarıdır.

 

Bunun yanında hastalığın seyri sırasında, ilaç tedavisine karşın belirti ve bulguların baskılanmaması, ilaç yan etkileri, ilaca bağımlılık nedenleri ile de cerrahi tedavi gerekebilir. Bunlara ek olarak abse gelişimi veya fistül (bağırsak ile başka bir organ veya karın cildi arasında oluşan anormal kanal) oluşması yada ciddi anal (makat bölgesi) tutulum, cerrahi gerektirebilen diğer durumlardır. Ancak bu bulguları olan herkesin cerrahi tedavi olması gerekmez.

Unutulmaması gereken önemli nokta, cerrahi tedavinin hastalığı tedavi edici olmadığıdır. Cerrahi tedavideki amaç, hastanın komplikasyonlar nedeni, ilaçlarla kontrol edilemeyen bulgularını düzeltmektir. Cerrahi tedavideki amaç ise, ince ve kalın bağırsağı korunabildiği kadar koruyarak hastanın yaşam kalitesini yükseltmektir. Buna karşın hastaların bir kısmında ikinci hatta üçüncü kez cerrahi tedavi gerekmektedir.

CROHN HASTALIĞINDA CERRAHİ TEDAVİ

 

Cerrahi tedavinin asıl amacı, hastalığın komplikasyonlarını gidermek ve onların şikayetlerini azaltmaktır. Bu şekilde hastanın yüksek dozda kullandığı ve bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri olan ilaçları da azaltması hatta bu ilaçlardan kurtulması, cerrahi tedavi ile mümkün olur. Bu nedenle hastalığın etkilediği ve şikayetlere neden olan bağırsak kısmının çıkarılması gerekmektedir.

 

Ameliyat sırasında hastalıklı bağırsak bölümünün dar kapsamlı olarak çıkartılması en sık uygulanan işlemdir. Buna rezeksiyon denir. Rezeksiyon sonrasında bağırsak devamlılığının sağlanmasına anastomoz denir. Crohn hastalığının tuttuğu bölüme göre rezeksiyon ve anastomozuna özel isimler verilir. Örneğin ince bağırsağın son kısmı (terminal ileum) ve kolonun başlangıç kısmının (çekum) rezeke edilmesine ileokolik rezeksiyon ve barsak devamlılığına da sağlanmasına ileokolik anastomoz denir. (Buna göre rezeksiyon ve anastomoz yapılan bölgeye göre farklı ameliyat isimleri verilir) Rezeksiyon yapılan vakalarda sıklıkla bir ostomi açılması (bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılması) gerekmez.

 

Bunun haricinde, daralmış olan ince bağırsak bölümünü (striktür) genişletmek için başka bir ameliyat yapılabilir (striktüroplasti). Yaşam süreleri içinde bir veya daha fazla cerrahi tedaviye ihtiyacı olan hastalarda yapılacak geniş ince barsak rezeksiyonları besin maddelerinin emilimini bozacağı için kısa bağırsak sendromuna neden olabilir. Bunu önlemek için bu tip darlıklarda rezeksiyon yerine darlık bölgesini genişletmeye yönelik ameliyatlar (striktüroplasti) tercih edilmelidir.

 

Hastaların %15 inde, Crohn hastalığı, yalnızca kalın bağırsağı tutmuştur. Bu hastalarda kalın bağırsak ve rektumun tümüyle çıkarılarak (proktokolektomi) kalıcı bir ileostomi (ince bağırsağın karın duvarına ağızlaştırılması) açmak gerekebilir. Cerrahi tedavi, uzun dönem boyunca, hastalığı gerileterek, ilaç kullanım gerekliliğini ortadan kaldırır.

 

Erişkin Crohn hastalarının %25 inde, apse ve/veya fistül oluşumu vardır. Çocuklarda bu komplikasyona daha az rastlanır. Abse komplikasyonu sıklıkla bağırsak delinmesi sonucu gelişir. Absenin içinde, cerahat, bağırsakta bulunan mikroplar ve sıvı birikimi vardır. Bu sıvı birikimi (abse) bir kanal veya yolla başka bir organa, bir bağırsak bölümüne veya karın cildine birleşebilir. Bu oluşan anormal kanala fistül denir (bağırsak idrar torbasına, rahime, vajinaya, başka bir bağırsak bölümüne, cilde açılabilir). Bu komplikasyon karın içinde, pelviste (leğen kemiği içindeki organlar) ve anorektal bölgede (makat bölgesinde) olabilir.

 

Abse karın içine açılırsa iltihap karın zarı içine yayılır ve mikroplar tüm vücudu etkiler. Ani başlayan karın ağrısı, ateş ve şok bulguları gözlenir. Acil olarak ameliyat edilmesi gerekir. Eğer abse kendini sınırlarsa infeksiyon bulguları yavaş ilerler. Sınırlanmış abseler radyolojik görüntüleme yöntemleri yardımı ile ciltten iğne ile boşaltılabilir. Böylece zaman kazanılır. Cerrahi girişim bir süre sonra hastanın genel durumu düzelince yapılabilir.

 

Anorektal bölgede (makat) yerleşen abse ve fistüllerde makatı kontrol eden kasların zedelenmemesi çok önemlidir.

CROHN HASTALIĞINDA NÜKS SORUNU:

 

Ağrı, ateş, kilo kaybı ve ishal gibi belirti ve bulgu veren Crohn hastalığı için ameliyat oluş bir hastada cerrahi girişimden 2 yıl sonra yaklaşık nüks etme (tekrarlama) olasılığı %20, 3 yıl sonra %30 ve 5 yıl sonra %50 dir.

CROHN HASTALIĞINDA CERRAHİ TEDAVİ ve NUTRİSYON :

 

Crohn hastalığı sıklıkla ince bağırsaklarda inflamasyona (iltihaba) neden olduğu için besin maddelerinin emilimi bozulur ve bu emilmeyen besin maddeleri vücuttan dışarı atılırken beraberinde su taşırlar. Bu da dışkının yumuşak, ishal şeklinde olmasına neden olur. Crohn hastalığının seyri sırasında görülen ishal ve emilim bozukluğu vücut dengesini olumsuz yönde etkiler. Hastanın bu dönemde yetersiz beslenmesi kilo kaybı ve malnutrisyona (kötü ve yetersiz beslenme) neden olur.

 

Cerrahi öncesinde, hastanın beslenme durumu iyice değerlendirilmeli ve gerekirse dışarıdan ek besin ürünleri, mineraller(demir, kalsiyum, çinko, ve magnezyum), vitaminler (vitamin B12, folik asit, vitamin C) doktor ayarlaması ile verilerek vücut yapı taşları desteklenmelidir. Aksi halde beslenme dengesi bozulmuş hastada yara iyileşmesi ve bağışıklık sistemi de olumsuz etkileneceğinden cerrahi tedavinin sonuçları da başka sorunlar yaratacaktır.

 

CROHN HASTALIĞI VE YAŞAM:

 

Tedavi ile bulguları kontrol altına alınan hastalar yaşamlarına eskiden olduğu gibi devam ederler. Uzun dönem ilaç tedavisi ve hastanede yatmalarına karşın hastalar genelde işlerine devam eder, evlenir, yaşam kurar ve aile hayatlarına başarı ile sürdürebilirler.

 

Ender olarak bazı hastalar, uzun süren, devamlı tedavi ve doktor kontrolü gerektiren iltihabi bağırsak hastalığı nedeni ile ruhsal problemler gösterebilir. Bu ruhsal problemler hastalığın bir nedeni olarak değil, sonucunda geliştiği unutulmamalıdır. Çocuk hastalarda bu ruhsal problemler, huzursuzluk daha belirgin olabilir. Bu nedenle psikolojik destek alınabilir.

                                            Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.