|
Kalp Ritmi Nedir
Ritim ya da ahenk,
zaman ve mekan boyutları içinde akan yaşam pınarı. Maddenin
enerjiye, enerjinin maddeye dönüşmesiyle hiç bir şeyin yok olmadığı
devinim… Varlık – yokluk, gündüz – gece , çalışmak – uyumak gibi.
Canlı ve cansız her şey için bu böyle!
Algıladığımız her
şey, ana rahminde kurulup, sanki tükenmez bir enerji ile
programlanmış yüreğimizin ritmik atışları sayesindedir. Düzenli
atışları ile “yürekli olmak”, gerçekten güzel şey. Ancak biliriz
ki, yürekli olmanın yolu düşünce, duygu ve davranışlarda
temizliktir. Hani kalbimize musallat olan hastalıklar var ya; işte
onlardan kurtulmak gibi bir şey.
Merhaba,
Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44 0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
KALP RİTMİ
BOZUKLUKLARI
Kalp ritmi
bozuklukları ya da tıpta yaygın kullanılan adıyla kalp aritmileri
denince, kalp kasının kasılma düzeninde ortaya çıkan her çeşit sapma
anlaşılır. Kalp ritmi bozukluklarının nedenlerini, Özelliklerini ve
bunlara karşı uygulanacak tedavi yöntemlerini iyi değerlendirmek
için kalbin yapısını ve işleyişini bilmek gerekir. Kalp kasım
oluşturan son derece özelleşmiş lifler ritmik, yani düzenli
aralıklarla kasılabilme yeteneğine sahiptir. Kalbin sağ
kulakçığındaki üst anatoplardamar girişinin kalbe açıldığı bölgede
yer alan sinüs-kulakçık düğümü bütün kalp kasına yayılan uyanların
merkezidir. Başka bir deyişle, sİnüs-kulakçık düğümü kalp
atımlarının temposunu belirler. Kalp kasını oluşturan bütün kas
liflerinin özelleşmiş yapılan ve aralarındaki bağlantılar sayesinde
sinüs-kulakçık düğümünden düzenli aralıklarla çıkan uyanlar sinir
liflerine gerek kalmadan kolayca yayılır.
Kalp atım çevrimi,
yani kalbin kasılıp gevşemesi aşağıda belirtilen süreci izler:
Sinüs-kulakçık düğümünden kaynaklanan uyan, yayıldığı her iki
kulakçık kasının hemen kasılmasını sağlayarak kulakçıklar ile
kanncıklan ayıran lifli bölmeye ulaşır. Bu bölmede ikinci bir uyan
merkezi olan kulakçık-karmcık düğümü bulunmaktadır. Bu düğümden
kaynaklanan özel kas liflerinden oluşmuş bir demet, karıncıkları
ayıran bölmeyi izleyerek uyanyı kalbin tepesine, yani karıncık
liflerinin kasılmaya başlayacaklan bölgeye iletir.
Ku-lakçık-kanncık düğümü normal olarak sinüs-kulakçık düğümünün
denetimi altındadır ve kulakçıklann her kasılmasını karıncıkların
kasılması izler. Ama bazı bozukluklara bağlı olarak bu denetim
azalır ve kulakçık-karmcık düğümü kendi başına karıncıkların kasılma
temposunu belirlemeye başlar. Kalp kann-cıklannın kasılması
(sistol) ve bu sayede kanın aort yoluyla büyük, akciğer atardamarı
yoluyla küçük dolaşıma pompalanması 0,3 saniye sürer. Kann-cıklann
gevşemesi (diyastol) ve bu sayede dolaşımdan gelen kanm
kanncık-lara dolması için geçen süre ise 0,5 saniyedir. Böylece
kalp atım çevrimi dakikada yaklaşık olarak 70 kez yinelenir. Kalp
ritmi bozukluklan genellikle uyarının kaynaklandığı bölgeye
(örneğin kanncıküstü, karıncık vb) ya da belirtilerin biçimine
(örneğin erken atım, taşikardi, fibrilasyon vb) göre yapılır.
Fizyolojik bakış
açısından ise kalp ritmi bozukluklan kalp kasılmasını başlatan
uyanların oluşması, yayılması ya da oluşma ve yayılma aşamalan
sırasında ortaya çıkan bozukluklar temelinde gruplanabilir.
Bunlardan bazılan, örneğin son grup içine giren birinci derecede
kulakçık-karıncık kalp bloku gerçek anlamda bir ritim bozukluğuna
yol açmaz.
TAŞÎKARDİ
Taşikardi kalp
ritminin dinlenme sırasında normal olarak ulaşacağı üst sınırı aşan
bir hız kazanmasıdır. Sinüs taşikardisi – Sinüs taşikardisi normal
bir fizyolojik durumdur. Gün boyunca farkına bile varılmadan ortaya
çıkabilir. Vücudun değişen koşulların yarattığı gereksinimlere, uyum
gösterme yeteneği vardır. Taşikardi bu amaçla sık sık devreye girer.
Örneğin, önemli ölçüde kas gücü gerektiren işler sırasında nabız
atışının hızlandığını hemen herkes bilir. Kasları çalıştıran bir iş
yaparken enerji gereksinimi artar. Bu da ancak kaslara yeterli
miktarda oksijen gitmesiyle karşılanabilir. Daha çok oksijen, daha
çok kanı, daha çok kan da kan akımının hızlanmasını gerektirdiğine
göre, dolaşımı sağlayan motorun, yani kalbin atımlarını
sıklaştırarak çalışmasını hızlandırması gerekir. Aynı durum bir
sure uzandıktan sonra ayağa kalkınca da ortaya çıkar.
Heyecan anında
kalp atımlarının hızlanması ruhsal yapıdaki değişikliği çok doğru
ve açık biçimde ortaya koyduğu için “kalp çarpması”, bütün “aşk”
romanlarında en sık kullanılan olgulardan biridir. Kalp atımlarında
bu tür hızlanma doğrudan sempatik sinir sisteminden kaynaklanır.
Duyulan heyecanın beyinde yarattığı özel durum sempatik sinirleri
uyanr. Bu sinirler de kalp atımlarını hızlandırır. Kalp atımlarının
hızlanması, hareket artışı durumunda vücudun gereksineceği oksijeni
de sağlar. Ama ister güç harcama, isterse heyecan duyma olsun
gelişen bu durumlar karşısında insanların verdiği tepki hep aym
değildir. Özellikle fiziksel güç harcamaya alışkın bir kişinin kalp
atımlanndaki artış, böyle bir enerji harcamaya alışık olmayan
kişilerdekinden çok daha azdır.
Kalp ritmi kahve
ve alkol tüketimine ya da aşın sigara içmeye bağlı olarak da
hızlanabilir. Daha önceki durumlarda kalp atım düzeninin
hızlanmasından şikâyet edenler bu uyarıcı maddelere karşı da aşırı
duyarlılık gösterirler.
Taşikardi bazen
gerçek bir hastalık belirtisi olarak da ortaya çıkar. Vücut
sıcaklığı 37°C’yi aştığı durumlarda, her bir derecelik yükselme
sonucu kalp ritminde ortalama 10 atımlık artış olur. Özellikle
büyük kanamalardan sonra gelişen şoklarda taşikardi en tipik
belirtilerdendir. Aynı belirti tiroit bezinin aşın çalışmasında da
(hipertiroidizm) görülür. Ama ritim artışları aşamalı olarak ortaya
çıkar. Önce dakikada 60-90 atım arasında değişen ritim, giderek
dakikada 180 atıma kadar yükselir. Bu artış genellikle bir
rahatsızlık yaratmamasına karşılık, bazen çarpıntı ve “yüreğin ağza
gelmesi” biçiminde açıklanan durumlara yol açabilir.
Özetlemek
gerekirse, sinüs taşikardisi enerji açığı bulunan organizmaya
önemli bir destek, anlaşılması kolay bir belirti, bazen de kahve ve
tütün gibi bir alışkanlığın yol açtığı uyarıya verilen aşın bir
tepkidir. Uyancı maddelerin alımını azaltmak, ruhsal ve fiziksel
zorlanmalardan uzak bir yaşam sürmek duyulan rahatsızlıklan kesin
biçimde giderir. Birçok insanın sandığının tersine “çok çalışan”
kalp daha çok yıpranmaz. Ama taşikardi başka belirtilerle birlikte
ortaya çıktığı zaman üzerinde önemle durulmalıdır. Örneğin, bir
sindirim sistemi kanamasının ilk fark edilen bulgusu shıüs
taşikardisi olabilir.
Sinüs
taşikardisinin en belirgin özelliği aşamalı olarak ortaya çıkması ve
kaybolmasıdır. Öte yandan, geçici taşikardi ve kulakçık flateri
birden ortaya çıkar ve kaybolur. Aynca bunlar fiziksel zorlanmaya
ve solunuma bağlı olarak ya da kendiliğinden değişiklik göstermez.
Sinüs
taşikardisinde gözyuvarlanna baskı yapılarak vagus siniri uyanldığı
sürece kalp atım hızını yavaşlatmak mümkündür. Geçici taşikardide
ise vagus etkisi hiçbir işe yaramayabileceği gibi, bazı durumlarda
belirtileri bütünüyle ortadan kaldırabilir. Geçici (paroksismal)
taşikardi – Birden ve nöbetler halinde gelen geçici taşikardi
anormal bir durumdur. Bazen kalbe ilişkin bir lezyondan
kaynaklanabilir. Ama çoğu kez bütünüyle sağlıklı kişilerde de
görülür. Belirli bir neden yokken kalp ritmi birden dakikada
160-180, bazen 200 atıma çıkar. Bundan sonra dinlenme ya da daha çok
hareketlenme kalp ritmini değiştirmez ve dakikalar ya da saatlerce
süren taşikardi başladığı gibi birden son bulur.
Ritim
hızlanmasının birden başlaması, dinlenirken bile ortaya
çıkabilmesi, fiziksel ya da ruhsal nedenlere bağlı olması, nöbetler
sırasında kalp atım hızının hiç değişmemesi geçici taşikardiyi
sinüs taşikardisinden ayıran başlıca özelliklerdir. Geçici
taşikardi hiçbir yakınmaya yol açmayabilir. Ama bazen belirgin
biçimde rahatsızlık yaratır. Nöbet, tanımlanması oldukça güç olan
“kalpte sıkışma” duygusuyla başlayabilir. Daha sonra kalp ritminin
hızlandığı fark edilir. Atımlar çok sıksa ya da bu durum zaten
sağlıksız bir kalpte ortaya çıkmışsa, diyastolun (dolum) çok kısa
sürmesinden ötürü kalp az miktarda kanla dolar ve bunun sonucu
olarak her sistolde büyük dolaşıma pompalanan kan miktarı azalır.
Kalp ritminin hızlanması bile yeterli kan miktarım karşılayamaz.
Dokulara gelen oksijenlenmiş kan azdır. Kalbin oksijen azlığına
verdiği tepki ağrı ya da sol göğüs yansında algılanan bir sıkışma
biçiminde ortaya çıkar. Baş dönmesi, sersemleme ve bulanık görme
beynin; soğuk ter atma, bulantı ve soluma güçlüğü vücudun öbür
bölümlerinin tepkisinden kaynaklanır. Nöbetler sırasında idrar yapma
miktarı azalır, nöbet sonunda yapılan idrar ise bol ve berraktır.
Geçici
taşikardinin nedenine ilişkin açıklamalar henüz kuramsal
düzeydedir. Bu kuramlardan birine göre, kulakçıkta sinüs-kulakçık
düğümünden daha hızlı ve birden elektrik uyarısı yayabi-len bir
bölge vardır. Bu bölge sinüs-kulakçık düğümünün belirleyici etkisini
ortadan kaldırıp onun yerine geçer.
Kalp kasını
oluşturan her lif kendiliğinden ve düzenli olarak belirli bir
elektriksel düzeyde hem kendisini, hem de bütün kalp kasını
uyarabilme özelliğine sahiptir. Bu sayede elektrik uyansı bütün
kalp kası lifleri boyunca yayılır. Sinüs-kulakçık düğümünün
duyarlılığı öbür bölgelere göre daha baskın olduğu için, elektrik
uyansına daha Önce tepki verir ve elde ettiği önceliğin sağladığı
düzen sayesinde kalp ritmini belirler. Ama herhangi bir nedenle kalp
kasının bir bölgesinden daha hızlı ritimde uyanlar çıkacak olursa,
kalp bu yeni merkezin yönetimi altında daha hızlı çalışacaktır. Bu
bölgenin elektrokardiyogramda yarattığı değişikliklerle
saptanabilecek taşikardiler kanncıküstü taşikardisi ve karıncık
taşikardisi olmak üzere iki grupta incelenir. Kanncıküstü
taşikardisi gençlerde, karıncık taşikardisi yaşlılarda daha sık
görülür. Buraya kadar açıklandığı gibi, kalp ritmini belirleyen
yeni bir merkezin ortaya çıkması, taşikardi mekanizmasını açıklayan
kuramlar arasında en yaygm kabul görenlerden biridir.
Taşikardide kalp
ritmini belirleyen yeni bir merkezia niçin ve nasıl meydana
geldiğine ilişkin olarak da farklı görüşler vardır. Bazılarına göre
bu merkez damar sertliği ya da romatizmaya bağlı olarak ortaya
çıkar. Bazılarına göre ise kalp kasındaki bir lezyondan kaynaklanan
Örselenmiş bir bölge söz konusudur. Ama özellikle gençlerde son
derece ayrıntılı yapılan incelemelerde bile kalbin bütünüyle
normal, organizmanın da son derece sağlıklı olduğu görülebilir. Bu
durumdaki kişilerde nöbet sırasında bile çok az belirti ortaya
çıkar.Olguların yüzde 60-70′inde, başlayan nöbeti durdurabilecek
bazı Önlemler alınabilir. Bu önlemler hekimin olguya göre
belirlediği öneriler doğrultusunda ve gerektiği durumlarda
uygulanır. Örneğin gözyuvalanna basınç uygulanabilir. Bunun için
hasta bir yere uzanır. Gözler aşağı bakar konumda ve kapalıyken
gözkapaklanna kalp ritmi normale dönünceye değin giderek artan baskı
uygulanır. Ama çok tehlikeli olduğu için hekimlerin bile
uygulamaktan kaçındığı bu yöntem ani kalp durmalarına yol açabilir.
Kusma refleksi
uyanlarak iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu refleks parmağın boğaza
sokulmasıyla uyarılır. Aynca karın kaslan dışkılama
yapılıyormuşça-sına kasılır ya da küçük yudumlar halinde su
içilirken soluğun olabildiğince tutulmasına çalışılır. Şahdamanna
uygulanacak basınç da çok etkili sonuç verebilir. Nabız sayılarak
yapılması gereken bu uygulama ritmin normale dönmesiyle hemen
kesilir. Basmç sürerse kalp gereğinden çok yavaşlayabilir ve sonunda
görme bulanıklaşır ya da bilinç yitirilir. Dolayısıyla hastanın
kesinlikle kendi başına bu tür yöntemleri denememesi gerekir.
KULAKÇIK FLATERİ
VE FÎBRİLASYONU
Flater ve
fıbrilasyon kalp ritminin bozulması sonucu ortaya çıkan kalp
hastalıklarıdır. Bunlar kulakçık ya da karıncık kaynaklı olabilir.
Kulakçıktan kaynaklananlar çok daha sık görülürken, karıncıktan
kaynaklananlar ender, ama çok tehlikelidir.
Flater ve
fibrilasyon herşeyden önce nabız düzensizliği yaratarak
kendilerini belli ederler. Bu düzensizlik ne soluk alıp verirken
nabzın hızlanıp ya-vaşlamasıyla ortaya çıkan sinüs aritmisine, ne
de birkaç fazla kalp atımıyla sınırlı ek atımlara (ekstrasistol)
benzer. Süreklilik gösteren bu düzensizlikler fibnlasyonda flatere
göre çok daha belirgindir.
Hem flater, hem de
fibrilasyon aynı mekanizmaya, kulakçıkta sıra dişi uyanların
oluşmasına bağlıdır. Bu uyanlar bütün kalbe yayılarak kalp kasının
kasılmasına yol açar. Daha önce belirtildiği gibi, uyanlar üst
anatoplardamarın sağ kulakçığa açıldığı yerin hemen altında bulunan
ve uyarılma yeteneği çevresindeki dokulardan daha yüksek olan
sinüs-kulakçık düğümünden kaynaklanır. Buradan çıkan uyan her iki
kulakçığa; kulakçık-kanncık düğümü ve iletim demetleri aracılığıyla
da kanncıklara yayılır. Hızla yayılan uyan kas lifi hücrelerinin
kasılmasını sağlar. Böylece önce kulakçıklar, sonra da karıncıklar
kasılır.
Bu bozuklukların
ortaya çıktığı durumlarda ise tam olarak aydınlatılama-mış bazı
karmaşık mekanizmalar yüzünden sinüs-kulakçık düğümünün
düzenleyici önceliği ortadan kalkar. Böylece kulakçık kasından
düzensiz ve hızlı bir ritimle yayılan uyanlar çıkmaya başlar. Bu
anormal uyanlann nedenlerine İlişkin açıklamalar hâlâ tartışma
konusudur. En son yapılan çalışmalara göre, kalp ritmini bozan
bölge sinüs-kulakçık düğümünden ayn bir yerde bulunmakta ve
gelişigüzel bir ritimle uyanlar göndermektedir.
Flater – Tıp
diline İngilizce’den giren flater, “çırpınma, titreşme” anlamına
gelen flutter sözcüğünden kaynaklanır. Normal kalp atımı dakikada
60-80 kez dolayında kalırken, flaterde yeni merkezden çıkan
uyanların sayısı dakikada 200-400 dolayında değişir. Belirli bir
düzen içinde kulakçık kası boyunca yayılan bu uyanlar çok sık*
olduklarından basit bir titreşim ve dalgalanma yaratarak
kulakçık-kanncık düğümüne ulaşır. Ama burada hastanın yaşamı için
son derece değerli bir eşik oluşur. Gerçekten, kulakçıktan yayılan
bütün uyanlar olduğu gibi kanncıklara geçse kulakçık flateri kanncık
flaterine dönüşürdü. Bu durumda kalp aşm hızlı çalıştığı için, çok
kısa süren diyastol sırasında kanla dolma fırsatı bulamaz ve büyük
dolaşıma yeterli kan pompalaya-mazdı. Yaşamsal organlanna yeterli
kan ve dolayısıyla oksijen gitmeyen hasta ölüm tehlikesiyle karşı
karşıya kalırdı. Ama kulakçık-kanncık düğümü bir kez uyanlınca, bir
süre kendine gelen öbür uyanlara karşı duyarsız kalır. Böylece art
arda gelen birçok uyan bu duyarsızlaşmış duvar karşısında
sönümlenir. Belli bir süre sonra kulakçık-kanncık düğümü
uyanlabilme yeteneğini yeniden kazandığında yeni bir uyarı
kanncıklara ulaşabilir. Başka bir deyişle, kulakçık-kanncık düğümü
bir süzgeç görevi yerine getirerek çok sayıda gelen uyanlann
karıncığa geçmesine izin vermez. Böylece kanncık pompa işlevini
korur.
Kulakçık-kanncık
düğümünün aym süreyle duyarsız kalması kulakçıklardan kanncıklara
geçemeyen, yani kasılma sağlamayan uyanlar ile kanncık kasma
ulaşarak kasılma sağlayan uyanlar arasında sabit bir oran yaratır.
Bu da 4:1, 3:1, 2:1 tipinde flaterleri ortaya çıkarır. Örneğin,
kulakçıklardan kaynaklanan uyanlann dakikada 280 kez yinelendiği
bir flater olgusunda oran 4:1 ise, kanncıklara dakikada 70 uyan
ge-Çecek ve bunlar normal bir kasılma düzeni gösterecektir. Kanncık
kasılmasın-daki ritim düzensizliği nabız dinleyerek
anlaşılamayabilir. Bu nedenle elektro-kardiyogram gerekebilir.
Fibrilasyon – Bu
durumda sinüs-kulakçık düğümü dışındaki bir merkezden çıkan uyanlar
çok daha sıklaşarak dakikada 300-600 dolayma ulaşır. Bu düzensiz
uyanlar karşısında etkin biçimde kasılamayan kulakçıklar, yalnız
seğirme biçiminde tepki verebilir. Bu durumda kulakçıklar
içerdikleri kanı kanncıklara aktarmakta yetersiz kalır. Karıncıklar
ise son derece düzensiz olarak kasılır. Çünkü kulakçıklardan gelen
uyanlann bir bölümü kulakçık-kanncık düğümünün duyarsızlaştığı
evreye denk düşer ve kanncıklara geçemez. Bir bölümü ise bu düğümü
uya-ramayacak ölçüde güçsüzdür. Böylece karıncıklar bazen tek bir
uyanyla kası-labildiği gibi, bazen birçok zayıf kulakçık atımının
bir araya gelerek kulak-çık-kanncık düğümü için yeterli bir uyan
oluşturmasıyla kasılır. Bu durum karıncıkların bazen güçlü, bazen
zayıf uyarılmasına, dolayısıyla kasılma düzeni ve şiddetinin
değişiklik göstermesine yol açar.
Ortaya çıkan bu
bozukluk her zaman ağır sonuçlar doğurmaz. Hastanın bütün yakınması
kalp çarpıntısıyla sınırlı kalabilir. Kalp hızlı çarpar ve hasta
kasılmaların düzensizliğini hisseder. Bu belirti fibrilasyonlarda ve
kalp atımlarının dakikada 100-150′ye çıktığı durumlarda, flatere
göre daha ağır biçimde duyulur. Öbür belirtiler arasında sinir
sistemine gelen oksijenli kan miktarındaki yetersizliğe bağlı
olarak baş dönmesi, başta ağırlık ya da boşluk hissi, görme ve
işitme duyularında anormallikler sayılabilir. Ayrıca kalp
bölgesinde hafif ağrılar, sıkışma ya da baskı duyulabilir. Kalp
kasına oksijenli kan taşıyan koro-ner atardamarlarındaki kan
akımının azalmasına bağlı belirtiler de görülebilir. Pek sık ortaya
çıkmayan bütün bu belirtiler kalbin kanı yeterli biçimde
pompalayamamasından kaynaklanır.
KULAKÇIK-KARINCIK
BLOKLARI
Kalbin çalışmasına
engel olan bozukluklardan bir grup da doğrudan iletim sistemini
ilgilendirir. Bunlar arasında kulakçık-kanncık blokları oldukça sık
ortaya çıkmalarından Ölürü ayn bir önem taşır.
Kulakçık-karıncık
bloku denince kalbin bu iki bölgesi arasmdaki iletim ve eşgüdümün
bozulduğu anlaşılır. Elektrokardiyografiyle saptanabilen birinci,
ikinci ve Üçüncü derece kulakçık-kanncık blokları vardır.
Birinci derece
kulakçık-kanncık bloku yalnızca elektrokardiyogramda saptanabilir.
Bu durumda uyarının kulakçıklardan karıncıklara geçişinde küçük
bir gecikme ortaya çıkar. Sağlıklı bir kalpte görülme nedeni aşın
yorulma ve oksijensiz kalma gibi birçok etkene bağlı olabilir. Bazı
kişilerde ise bu bozukluk doğumsaldır.
İkinci derece ya
da kısmi blokta kulakçıktan gelen uyanlar belirli aralıklarla
karıncıklara geçemez.
Üçüncü derece ya
da tam blokta ise kanncık ile kulaçık kasılmalan arasmdaki ilişki
bütünüyle kopmuştur.
Her üç tip blok da
geçici ya da sürekli biçimde ortaya çıkabilir. Bazen de birinden
öbürüne geçiş görülebilir. Blokların en korkulan sonuçlan Adams-
Stokes Sendromu ve kronik kalp yetmezliğidir.
Adams-Stokes
Sendromu – Bu ad altmda toplanan belirtiler her tip blokta ortaya
çıkabilir. Ayrıca nöbetler arasında, kulakçık-karıncık ilişkisinin
bütünüyle normal olduğu kişilerde de görülmektedir. Bu olguda
kulakçıklardan karıncıklara olan uyan akışı kesintiye uğramış ve
kalp durmuştur. Karıncık kasılmasının çok kısa süreyle durması anlık
bilinç kaybına ve hızlı bir solgunlaşmaya yol açar. Ardından hemen
kendine gelen hastanın rengi düzelir. Bu durumda karıncık kasının
başka bölgelerindeki uyan merkezleri devreye girmiş ve kalp kısa
sürede daha yavaş bir ritimle çalışmaya başlamıştır. Daha ağır
olgularda ise, çok şiddetli bir baş dönmesi ve aşın bitkinliğin
ardından hasta bilincini kaybeder; 15-20
dakika boyunca
sara nöbetine benzer bir duruma girer; kol ve bacaklarda kasılmalar
görülür. Bilinç kaybı beyne giden kan miktarındaki azalmadan
kaynaklanır. Karıncıklar kasılmaya başladığında yüzdeki solgunluk
kaybolur ve bilinç açılır. Ama bu tehlikeli dönemin uzunluğu belirli
bir süreyi aşarsa hasta ölür.
Kronik kalp
yetmezliği – Burada yetmezliğin temel nedeni bradikardidir (kalp
atım hızının yavaşlaması); karıncığın kendi basma yavaş bir ritimle
kasıldığı ikinci ve üçüncü derece bloklarda görülür.
Kulakçık-karıncık
blokları ölüm tehlikesi yaratacağı için aşın fiziksel güç harcamayı
engelleyerek hastanın yaşama düzenine bazı kısıtlamalar getirir.
Başka bir deyişle, kulakçık-kanncık bloku olan hastalar Adams-Stokes
Sendromu’na İlişkin nöbetlerin ve kalıcı bir kalp-dolaşım
yetmezliğinin yaratacağı tehlikelere açıktırlar.
Adams-Stokes
Sendromu sırasında kan dolaşımı hemen hemen bütünüyle durmuştur ve
merkez sinir sistemi hücreleri bu durumdan kaynaklanan oksijensiz
kalmaya ancak 3-4 dakika dayanabilir. Bu nöbetten ayrı olarak,
kulakçık-karıncık blokuyla birlikte görülen bradikardi,
düzeltilemeyen kalp-dolaşım yetmezliğine yol açmaktadır. Kulakçık ve
karıncıkların birbirinden bağımsız çalışması kalp dinamiğini önemli
ölçüde bozar. Normal koşullarda kulakçıkların kasılması
karıncıkların dolmasını yüzde 35 oranında kolaylaştırmaktadır.
Kalpte ortaya
çıkan bu bozuklukları ilaçla tedavi etme girişimleri oldukça umut
kincidir. Doğrudan hastalığı ortadan kaldıracak bir tedavi
bulunmadığından yalnız belirtilere yönelik tedaviler
uygulanmaktadır. Yardımcı bir “uyan merkezi”, yani iletim sisteminin
yerine geçecek bir mekanizma oluşturarak kalp kasınm gerekli
kasılmalarını sağlayacak uyanlann üretilmesi amaçlanmaktadır. Bu
amaca uygun olarak kalbin elektriksel uyanlanna ilişkin deneyler
yapan fizyologlann çalışmalan ve biyomühendislik alanında
gerçekleştirilen büyük ilerlemeler sayesinde “kalp pili” olarak
bilinen aletler geliştirilmiştir. Cerrahi girişimle vücuda
yerleştirilen bu aletlerin düzenli aralıklarla ürettiği elektrik
akımı ince bir telden geçerek kalp kasını uyarır.
SİNÜS BRADİKARDİSİ
Kalbin dakikada
60′tan az atmasma sinüs bradikardisi denir. Bu durumun etkin spor
yaşamı olan kişilerde görülmesi doğal sayılır.
Ama bazen vagus
sinirinde artan gerilime bağlı olarak bulantı ve kusmayla birlikte
ya da basit bir korku ya da duygusal şok nedeniyle görülür. Her
koşulda kalp atımları çok azalma-mışsa, tansiyon normalse, bazı özel
rahatsızlıklar ortaya çıkmamışsa bir tedaviye gerek yoktur.
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |