|
Karamsarlık
Merhaba,
Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44 0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
İlk başlarda
tanımlayamadığımız ya da anlamakta zorlandığımız konulara çarpıcı
bir biçimde yaklaşım yapabildiğimiz takdirde veya girdisini
çıktısını bildiğimiz bir şeyin somut bir hale dönüşmesi ile, bizleri
iyimserliğe ya da karamsarlığa doğru sürükleyebileceğini
düşünebilmek mümkün.
İnsanlara sonsuz
bir dinginlik ve barış havası veren, canlılık bahşeden iyimserlik
dururken, kötümserliğin seçilmesi için bir sebep olmamalı.
Biraz kolaya
kaçıldığını düşünürsek,gerçekten de sorunlara bu şekilde yaklaşım
yapıldığını, iyimserliğin estetik yanının unutulduğunu; çünkü bunun
insan fıtratına daha zor geldiğini söyleyebiliriz.
İnsanların
düşünüp, tartışıp, içinde bulundukları sorunları kendi gayretleriyle
halledecekleri, anlaşabilecekleri yerde, olumsuzluğu tercih
etmelerinin sebebini herhalde kimse izah edemez ! ..
Bu konuda duyarlı
olduğumuz noktalar çeşitli… Yaşam içinde insan, üzerine gelen dalga
dalga kışkırtmalara, iyimserlikle-karamsarlık arasında kalan o ince
çizgideki badirelere düşmemek için, bir o yana bir bu yana sallanıp
elinden geleni yaparken kara kara da düşünüyor.
Bazen kendini
frenleyebildiği gibi, yakın dostlarına da öğütler vererek karamsar
olmamaları için tembihlerde, nasihatlerde bulunuyor. Bu uyarıyı
aslında bilinç altında, biraz da kendisi için yaptığının farkında
değil.
Sorunun temelinde
yatan esas şey ise; toplumsal olaylarda insan yapısına ters düşen
vurmalar, kırmalar, güç gösterileri ile oluşan şiddet kurgusu… Bu
tip olaylar iyimserlik havasını aniden söndürmeye yeterli bir neden.
Böylesi görüntülerde iyimserlik yerini, kolay kolay doldurulamayacak
boşluk bırakarak karamsarlığa terk ediyor. Boşluk deyip geçmeyin!..
Bu halde korkunç bir acz duygusu ile tükenip gidiyor insan!.
İnsanların bu kadar acıklı, beşeriyet çukuruna düşmüş, karamsar,
ümitsiz, bedbaht bir halde yaşadıklarını hissedebiliyor musunuz?
Neredeyse tek
kutuplu bir düzen oluşacak. İnanın abartmıyorum; durum böylesine
vahim! Aslında daha etkin daha rasyonel kararlar alabilmek ve bunu
uygulayabilmek bireyin kendi elinde. A.f. Yüksel
Karamsarlığa İnanç
Yönünden Bakış
İnanmış kalp
sahiplerine, medeniyetler kurmuş bir neslin evlatlarına karamsarlık
yakışmaz. Çünkü güçlü ideal(mefkure) sahiplerine ve büyük işler
yapmış olanlara göre değildir karamsarlık. Karamsar olanlar baştan
kaybedenlerdir.
Çile sahipleri
çektikleri çileyi kutsal bilmezlerse elbette ki karamsar
olacaklardır. Çekilen çile ve yapılan mücadele zora talip
olanlarındır. Zor olana talip olanlarda sahibi oldukları zorlukların
mücadelesinde yetiştiklerinden dolayı karamsarlık gibi bir uçuruma
doğru yol almazlar. Onlar her daim çektikleri acının gün gelecek
nimetlerinede sahip olacaklardır. Güneş batmadan doğar mı? Güneş
varken gecenin karanlığında kaybolmak niyedir...
Diri durunlar,
şuurlu zihinler, deli olan yürekler karamsarlık nedir bilmezler.
Onlar yüreklerinde ki aşkın ve zihinlerinde ki teorilerin
sahibidirler. Mücadele azmi terk edilmemelidir. Allah rızasını
gözeterek mücadele edenler yaptıkları mücadelede her zaman güneş
olmaya taliptirler. Gün gelir, kendilerine çeşitli mühürler
vurulsada çirkin ithamlara maruz kalsalarda karamsarlığa
kapılmazlar. Melekleri yoldaş edinmiş olanlara ne denirse denilsin,
onlar yine doğru bildiklerinden şaşmazlar. Çünkü bildikleri
doğrularda Allah rızasıdır. Allah rızasını ölçü kabul edenlerde
manevi bir şuurlanma vardır. Yüksek inanç sahipleri, sahibi
oldukları inancın kudretinde çelik ruhlu bir yapıya sahiptirler...
Çifte su verilmiş demir misali...
* * *
Bizim işimiz çile
çekmektir. Zevk-u sefa bizden uzaktır. Hayat denilen çetin yolda,
kuş tüylü yataklarda keyif sürmeyi bilmek istemeyiz. Çekilen çile,
yapılan mücadele bizlerin iki dünya saadetidir. Toplumun serdarı
olmak konumuna sahip olanların, karamsar olmak gibi bir lükse sahip
olunamayacağını bilmeleri gerekir. ‘‘Yandım, bittim, kül oldum...’’
edebiyatına malzeme olamayız. Üzerine ölü toprağı serpilmiş olanlar
içerisinde ‘‘ben varım!’’ duruşunun sahibi olunmalıdır. ‘‘Ben
varım!’’ duruşu gösterenlerin hudut tanımaz yürekleri ‘‘gurbetteyim
nerdesin anam...’’ ağıtları yakması beklenemez.
* * *
Karamsar olanlar,
çile sahipleri, mücadele ruhu ve biz...
Karamsarlıktan
Allah’a sığınırız. İnanıyorsak karamsar olamayız. Çile sahipleri
çektikleri çileye karşı tevekkül ederek, sahibi oldukları çilenin
kutsiyetinden şeref duyarlar. Çile onların işidir. Külfetsiz nimet
olamayacağına göre çile çekmek bir zorunluluktur.
Mücadele ruhuna
sahip olanlar, yapmış oldukları mücadelede ölçü olarak ‘‘Allah
rızası’’nı gördüklerinden, mücadeleleri ile mutluluk duyarlar.
Biz; karamsar
olmayan, çile sahibi, mücadele ruhlu erleriz...
Afşin SELİMOĞLU
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |