Kıkırdak
 

Kıkırdak Dokusu

Kıkırdak özel bir bağ dokusu tipidir ve embriyonun mezoderm tabakasından gelişir. Kemik hariç

diğer bağ dokularından daha sert bir doku olmasına rağmen belirli bir bükülebilirliği ve esnekliği

vardır. Kıkırdak dokunun içerdiği hücre ve lifler jel kıvamındaki temel madde içine gömülü

olarak yerleşiktirler. Burada yer alan liflerin türlerine göre farklı kıkırdak tipleri ayırdolunur ve

anlaşılacağı üzere organizmanın farklı gereksinimlerinden dolayı bu çeşitlilik gereklidir.

 

Kıkırdak,

organizmada damarı ve siniri olmayan dokulara tipik örnek teşkil eder.

Konuyu incelerken doku metabolizmasında matriksin öneminden ayrıca söz edilecektir. Embriyolojik

gelişmesi ise kısaca şöyle olmaktadır: Tüm bağ dokuları gibi kıkırdak dokusu da mezanşimden

gelişir. Bu gelişme sırasında önce mezanşim hücreleri biraraya gelerek mitozla bölünerek

çoğalırlar. Oluşan bu hücre topluluğuna kıkırdaklaşma merkezi denir. Kondroblastlar

kıkırdak matriksinin sentez ve salgılanmasından sorumludurlar. Bu hücrelerin salgıladığı

matriks metakromatik özelliktedir.

 

Kıkırdağın ileri gelişmesi ise interstisiyel ve apozisyonel

olarak iki şekilde devam eder. İnterstiyel tipte kıkırdağın içinden diğerindeyse çevre dokunun

yine perikondriyumun kondrojenik aktivitesiyle dokunun gelişmesi söz konusudur. Mitozla çoğalan

kondrositler interstisiyel büyümeyi, perikondriyumdaki hücreler ise apozisyonel büyümeyi

gerçekleştirirler. Her iki türdeki kıkırdaklaşma gelişim çağına kadar devam eder.

 

Ancak

perikondriyumun kondrojenik özelliği saklı kalır ve herhangi bir kıkırdak hasarı durumunda rejenerasyonu

sağlar. Kıkırdaklaşma oluşurken dokunun ara maddesinin miktarı artar ve hücreler

tek veya gruplar halinde birbirlerinden uzaklaşırlar. Olgun kıkırdak hücresine kondrosit

denir. Bu hücreler aktif yapıda olmayıp doku yenilenmesi sırasında kondroblastlara dönüşerek

aktif hücre yani sentez yapabilme özelliklerini kazanırlar. Hücrelerin etrafı sentez edilen

ara madde ile çevrilmiştir, lifler ise daha azdır. Yapıdaki kollajen, halunorik asit, glikozaminoglikanlar

ve glikoproteinler tüm kıkırdak tiplerinde bulunan makromoleküllerdir, ayrıca esnek

özellikteki bir lif türü olan elastin de kıkırdakta (elastik kıkırdak) yer almaktadır.

Kıkırdak dokunun başlıca görevleri şöyle sıralanabilir:

1. Yumuşak dokuları korumak ve desteklemek;

2. Eklem yüzeylerinde bulunmasından dolayı kemik hareketlerini kolaylaştırmak;

3. Embriyonda kemiklerin ve iskelet sisteminin gelişmesine; ayrıca büyüme çağında özel

likle uzun kemiklerin büyümesine yardımcı olmak;

4. Solunum sisteminde trakea, bronş gibi hava yollarının yapısına girerek kapanmalarına

(kollaps) engel olmak.

 

KIKIRDAK DOKUNUN YAPISI VE TERTİPLENİŞİ

Kıkırdak dokusu esas olarak hücre, lif ve temel maddeden (hücrelerarası amorf madde) meydana

gelmiştir.

 

Lif ve hücrelerarası maddenin oluşturduğu yapıya matriks (intersellüler subtans

veya ekstrasellüler matriks) adı verilir. Matriks proteoglikanlar ve glikozaminoglikanlardan

(matriks bölümüne bakınız) zengin olup PAS veya Toluidin mavisi gibi özel yöntemlerle belirlenebilir.

Yapıdaki proteoglikanlar kıkırdağın sertliğini sağlarlar. Kıkırdak hücrelerine kondrosit, bunların

yerleştikleri kavuklara laküna adı verilir. Kıkırdak dokusu etrafını perikondriyum denen

sağlam fibröz bir bağ dokusu kılıfı sarmaktadır. Bu kılıf ayrıca kıkırdak metabolizması için

gerekli olan bir yapıdır.

 

KIKIRDAK TÜRLERİ

Organizmada içerdiği liflere göre 3 tür kıkırdak bulunur; hyalin kıkırdak, elastik kıkırdak, fibröz

kıkırdak.

 

Hyalin Kıkırdak

En fazla bulunan kıkırdak türü olup yetişkinde kostaların ventral uçları, solunum sisteminin burun,

trakea, bronş gibi bölgelerinde, dış kulak yolunda, eklem yüzeylerinde yerleşik bir dokudur.

Taze olarak bakıldığında mavi-beyaz renkte olup yarı saydamdır. Embriyonun iskeleti

tamamen hyalin kıkırdaktan oluşmuştur. Gelişmenin ileri aylarında iskelet sistemindeki kıkırdak

yerini yavaş yavaş kemik dokuya bırakır. Hyalin kıkırdağın histogenezi, konunun başında

da belirtildiği gibi interstisiyel ve apozisyonel şekilde olmaktadır

 

Kıkırdağın Hücreleri

Kıkırdak dokusu hücrelerine kondrosit denir. Bunlar kendilerine ait kovuklarda yerleşiktirler.

Bu kovuklara laküna adı verilir. Bu hücrelerin yassı olanlarına kıkırdağın yüzeyel tabakalarında,

daha yuvarlak olanlarına ise derin bölgelerde rastlamaktayız. Dokudaki kondrositlerin

içinde yerleştikleri lakünayı tamamen doldurdukları gözlenirken, inceleme yapılmak üzere

tespit ve diğer histolojik laboratuvar yöntemlerinden geçirilirken hücrelerin özellikle suyunu

kaybetmesi sonucu büzüştükleri ve bu yüzden de laküna duvarından ayrılmış olarak gözükmektedirler.

Elektron mikroskopta yapılan incelemede hücre yüzeylerinin düzgün olmadığı

görülür. 40 μm çapındaki kondrositler genellikle biraraya gelerek izogen gruplar yaparlar.

Kondrosit nukleusu yuvarlaktır ve bir veya daha çok nukleolus içerir. İyi gelişmiş bir Golgi cihazları

bulunur. Sitoplazmadaki mitokondriyon, lipid damlacıkları ve glikojen hücrelerdeki diğer

tipik organel ve enklüzyonlardır. Bunlar dışında kıkırdak matriksi veya kıkırdak dokusu tamiri

yapıldığında hücrelerde çok iyi gelişmiş granüllü endoplazmik retikulumun yer aldığı görülür.

Bu durumda Golgi de daha çok belirginleşmiştir. Aktif evredeki kondrositler bazofil renkte

olup vakuollü bir hale gelmektedirler.

 

Kıkırdak Matriksi

Hyalin kıkırdakta matriks homojen yapıdadır. Bunun nedeni yapıdaki lif ve temel maddenin ışık

kırıcılığının birbirine çok yakın olmasıdır. Dolayısıyla lifleri direkt olarak ışık mikroskopide görmek zordur. Polarizasyon ve elektron mikroskobuyla bunlar daha rahat görülebilmektedir.

 

Konunun

başında söz edildiği üzere hücrelerarası temel madde glikokozaminoglikanlar ve

glikoproteinlerden oluşmuştur. Matriks, PAS (periyodik asit Schiff) yöntemiyle koyu bazofil

boyanır. Ayrıca metakromatik özelliğinden dolayı Toluidine mavisiyle de pembe-kırmızı boyanır.

 

Hyalin kıkırdağın lif türü (Tip II) kollajendir. Kollajenler ince olup gevşek yapıda tertiplenmişlerdir.

Ara maddeye gömülü kallojenler çok miktarda su içerirler, proteoglikanlar ise jel benzeri

bir yapı oluştururlar. Bu iki yapının birlikte oluşturduğu ortam hem dokunun sağlamlığını

hem de dokunun beslenmesi için gerekli diffüzyon ortamına olanak sağlar. Proteoglikanlar

katyon bağlayıcı özelliktedir bu nedenle matriks içinde su ve elektrolitlerin taşınmasında önemli

rol alırlar. Lakünaların etrafı ve aralarındaki bölgeler farklı şekilde adlandırılırlar. Örneğin lakünanın

hemen etrafındaki alana territorial alan denir. Burası liften fakir ancak ara maddeden

zengin olup Toluidine mavisiyle yoğun bazofili ve metakromazi gösterir, ayrıca PAS pozitif

özelliktedir. Bunun nedeni buradaki yoğun proteoglikanlardır. Bir diğer deyişle, sentezi yapılan

temel maddenin hücre dışına verildiği ilk böge olması, bölgenin yoğun boyanmasına neden

olur. Buna karşılık daha az yoğunlukta bazofilik özellik gösteren lakünalar arasındaki alana ise

interreritorial alan adı verilir. Kıkırdak bükülebilir bir doku özelliğindedir. Bu, hem liflerin hem

de temel maddenin yapısal özelliğinden kaynaklanmaktadır

 

Hyalin kıkırdakta kondrositlerin tek ya da izogen gruplar halindeki düzeni ve laküna

etrafındaki bazofilik territorial ( ) alan görülüyor. İnterrerritorial (X) alan ise

daha açık renkte boyanmış.

Kıkırdak dokunun hücresel organizasyonu ve matriksinin yapısı

nasıl tertiplenmiştir?

 

Perikondriyum

Kıkırdağı dıştan sağlam bir bağ dokusu kılıfı çevrelemektedir. Bu yapı perikondriyum adını

alır. Yapı elastik lif ve fibroblastlardan yapılıdır. İki tabakaya ayrılır: dış fibröz kat ve iç

kondrojenik kat.

Dış fibröz kat çevre bağ doku ve damarlara komşudur; iç kat ise hücresel olup burada kıkırdak

hücresi ve dolayısıyla amorf madde yapımı sağlanır. Aynı zamanda bu bölgeden kıkırdağın

apozisyonal yani dıştan büyümesi de sağlanmaktadır. Eklem yüzeylerinde bu kılıf görülmez

 

Elastik Kıkırdak

Yapısında elastik liflerin hakim olduğu bu tür kıkırdak, organizmada dış kulak, epiglottis, lariks

gibi bölgelerde yerleşik bir dokudur. Taze halde bakıldığında sarımsı bir renkte olduğundan

hyalin kıkırdaktan kolayca ayırt edilebilir. Yapısal olarak hyalin kıkırdağa benzemekle beraber

lifleri farklılık göstermektedir. Elastik özelliktedir. İçerdiği elastin, Orcein gibi özel boyalarla

gösterilebilir. Hücreleri yuvarlağımsı ve kapsüllüdür.Hyalin kıkırdağa oranla elastik kıkırdak

hücrelerinin sitoplazmalarında daha az yağ ve glikojen varlığı dikkati çeker. Bu tip kıkırdakta da

perikondriyum vardır

 

 

Fibröz Kıkırdak

Bu tür kıkırdak yapısında çok yoğun kollejen liflerin yeralmasıyla tipiktir. Aynı zamanda sıkı bağ

dokusu ile hyalin kıkırdak dokusu arasında geçiş tipi olarak da sınıflandırılır. Dokunun amorf

maddesi fazla değildir, tam anlamıyla bir perikondriyum da görülmez. Bulunduğu yerler arasında;

intervertebral diskler, simfizis pubis örnek verilebilir. Fibröz kıkırdak hücreleri tek ve ikili

gruplar halinde bulunurlar. Doku H.E ile asidofilik boyanır. Bunun nedeni yapısındaki çok miktarda

ve kalın tertiplenmiş kollajenlerdir. Yapıdaki kollajenler gerilmeye karşı çok dirençlidir

 

Omurlararası Diskler (Diskus intervertebralis)

Omurlardaki (vertebra) kemikler arasında (2 omur arasında) sağlam bağlarla tutunmuş diskler

vardır (intervertbral disk). Bu bağlar fibröz kıkırdak yapısındadır. Diskler annulus fibrosus

ve nukleus pulposus olmak üzere 2 kısımdır.Bu yapılar omurların hareketleri sırasında oluşan

sürtünmeler ve buna bağlı bozulmaları azaltarak omur kemiklerini korumaya alırlar.

Kıkırdak türleri arasındaki ortak özellikler nelerdir?

 

Kıkırdakta Görülen Bozukluklar (Dejeneratif Değişiklikler)

Kıkırdakta yaşlanmayla beraber görülen en tipik olay kalsifikasyondur. Bu olay aslında

uzun kemiklerin gelişiminde normal olarak ortaya çıkmaktadır. Kalsifikasyonda kıkırdak hücrelerinin önce yapısı ve fonksiyonları değişime uğradıkları, hacimlerinde artış olduğu ve daha

sonra da hücrelerin bozularak öldüğü görülür.

 

Ancak özellikle

yaşlanma ve diğer bazı patolojik olaylar sonunda kıkırdakta kalsifikasyon meydana gelmektedir.

Yaşlılıkta kıkırdağın hücre sayılarında azalma olur ve dokunun berraklığı gider. Matriks

bazofilisi de azalır. Kalsifiye kıkırdakta kalsiyum fosfat ve kalsiyum karbonat birikimi artar ve

böylece doku normal yumuşaklığını kaybederek sertleşir. Bir diğer bozukluk da matrikste kalın

liflerin artışıdır ki bu durum asbestli kıkırdak olarak tanımlanır.

3.6. Kıkırdağın Yenilenmesi (Kıkırdak Rejenerasyonu)

Kıkırdak dokunun yenilenmesi sınırlıdır. Herhangi bir nedenle hasarlanan veya bozulan bölgede

ilk olarak buradaki kıkırdağın bozulduğu ve buranın eğer alan küçükse perikondriyumun

kondroblastlar tarafından (kondrojenik aktivite) yapılan yeni kıkırdak dokuyla kaplandığı

görülür. Şayet alan daha büyük ise yine perikondriyumdan kaynaklanan ancak bu kez bağ

dokusuyla hasarlı bölge onarılmaktadır.

 

KIKIRDAK HİSTOFİZYOLOJİSİ

Genel olarak kıkırdak dokusu damar ve sinirden yoksundur. Bu nedenle dokunun beslenmesi

ve artık maddelerin atılması diffüzyon ile olmaktadır. Bu olay ise perikondriyumda yerleşik damarlardan

başlar. Şöyle ki; matrikse giren ve çıkan metabolizma maddeleri perikondriyal kapillerden

çıkarak kondrositlere diffüzyonla ulaşır ve böylece metabolizma gerçekleşir. Matriks glikozaminoglikanlarının

diffüzyonun olabilmesinde büyük rolleri vardır.

Kondrosit sitoplazmasındaki granüllü endoplazma retikulumu ve Golgi kompleksinin iyi gelişmiş

organeller olup matriks amorf maddesinin yapımında rol aldığını konunun başında belirtmiştik.

Matriksteki bu maddelerin yapımı hipofiz, tiroid, böbrek üstü bezi ve testis hormonlarının

kontrolündedir. Bunlardan kortizon, hidrokortizon ve östradiol amorf madde sentezini yavaşyatıcı

etkiye sahiptir. Kıkırdak bulunduğu bölgeler itibariyle önemli fonksiyonlara sahiptir. Örneğin

eklem yüzeylerinde yer almasıyla kemik hareketlerini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca birçok

kemikle formasyonu ve boru şeklindeki solunum yollarının açık tutulmasını sağlar.

 

Yetişkinde

kıkırdağın yenilenmesi zayıftır. Tamir perikondriyumca yerine getirilmektedir. Vitaminlerin de

kıkırdak üzerine önemli etkileri vardır. A ,C ve D vitamini eksikliğinde çeşitli kıkırdak bozuklukları

ortaya çıkar.

 

Kıkırdak dokusu emriyonal dönemlerden itibaren organizmada önemli rolleri olan bir dokudur.

Konunun başında da belirttiğimiz gibi iskelet sistemi insanın gelişiminde önce kıkırdak halindedir

daha sonra yerini kemik dokuya bırakır. Yine iskelet sisteminde yeralan eklemler de kıkırdak

dokudan oluşmuştur ve hareketin kolaylaştırılmasında büyük rolleri vardır (diz eklemi, el,

bilek eklemleri gibi). Organizmadaki uzun kemiklerin gelişimi hyalin kıkırdakla olmaktadır. İnsanda

hyalin, elastik ve fibröz kıkırdak olarak 3 tip olan kıkırdakta damar bulunmaz. Damarlar

perikondriyum denen bağ dokusu kılıfında yer almıştır. Dokunun metabolizması ise diffüzyonla

gerçekleşir. Matriksin yapısı bu olay için elverişli bir ortam sağlamaktadır. Perikondriyum sadece

kıkırdağı çevrelemez; aynı zamanda kıkırdak hücrelerinin yapımını da sağlayan bir dokudur.

Kıkırdak Doku Özet Tablosu

 

Özet

Kıkırdak Tipi Hücre Özelliği Liflerin Özelliği Matriks Özelliği

Temel madde çok

miktardadır.Glikozaminoglikanlardan

yapılmıştır

Hyalin Aktif haldeki hücreler Tip II kollajenlerdir. ve jel kıvamındadır.

(kondroblastlar) yassı Rutin yöntemlerle zor Taze halde hormojen

şekilli ve yuvarlak görülürler. Polarizasyon görünür.

nukleusludur. mikroskobuyla belirle- Boyalı preparatlarda

Sitoplazmada lipid nebilirler. laküna çevresi yoğun olup

bulunur, temel madde teritoriyal alan adını alır.

ve lif yapımında rol PAS ile pozitif reaksiyon

alırlar. verir.

 

Damarsız olan

Kondrositler matür dokuda beslenme ve

hücrelerdir, oval şekilli oksijenlenme difüzyonla

ve lakünada yerleşik olmaktadır. Yaşlanmayla

olup vakuollüdürler. birlikte dokuda kalsifikas-

Glikojen ve pigment yon görülebilir.

granülleri içerirler.

İzogen gruplar adı verilen

gruplaşmalar yaparlar.

 

Elastik Oval şekilli ve az sayıda Elastik tür liflerdir; Matriks jel kıvamındadır.

hücre içerir. Hücrelerde kalınlıkları ve Dokuya taze haldeyken

az miktarda lipid ve miktarları bölgeye bakıldığında sarımsı

glikojen bulunabilir. göre değişir. Verhoeff' un renkte görülür.

elastik boyasıyla

siyaha boyanırlar.

Fibröz Oval şekilli hücreler Kollajen lifler çok Matriks yapısı diğer

ikili veya küçük gruplar yoğundur. kıkırdaklara oranla daha

halinde ve liflerin Dalgalı paralel sıvı özelliktedir.

arasında düzgün demetler yapacak

sıralanmalar yaparak şekilde tertiplenmişyerleşirler.

lerdir.

1. Kıkırdak dokusu yapısına uymayan hangisidir?

A) Hücrelere kondrosit denir.

B) Ara madde bol damarlıdır.

C) Kondroblast lif ve ara madde sentezi yapar.

D) Perikondriyum, bağ dokusu olup kıkırdağı çevreler.

E) Hiçbiri.

2. Hyalin kıkırdak dokusu en çok nerede bulunur?

A) Diskus invertertebraliste B) Kemik iliğinde

C) Eklem yüzeylerinde D) Perikondriyumda

E) Hiçbirinde

3. Kondrositte bulunmayan hangisidir?

A) Lizozom B) Granülle ER

C) Glikojen D) Lipid

E) Hiçbiri

4. Aşağıdakilerden hangisi matriksin özelliği değildir?

A) Metakromatik boyanır. B) Lif içermez.

C) Lakünalar burada yerleşiktir. D) Proteoglikanlardan oluşmuştur.

E) Yarı saydam bir maddedir.

5. Perikondriyum nedir?

A) Kıkırdak dokusuna verilen addır.

B) Hücre içermeyen bağ dokusudur.

C)Kıkırdakta, beslenme ve hücre yapımına katılan bağ dokudur.

D)Kıkırdak ara maddesidir.

E) Kondrositleri çevreleyen ara maddedir.

 

 

Değerlendirme Soruları

6. Aşağıdakilerden hangisi kıkırdağa uymaz?

A) Kıkırdakta yaşlanmayla birlikte sertleşme görülür.

B) Yetişkinde kıkırdak yenilenmesi çok fazladır.

C)Kıkırdak doku damarsızdır.

D) Beslenme diffüzyonla olur.

E) Territorial alan laküna etrafındaki yoğun bazofil kısımdır.

7. Kıkırdakla ilgili bilgilerden yanlışı bulunuz.

A) Fibröz ve hyalin kıkırdak, lif yapıları bakımından benzer dokulardır.

B) Elastik kıkırdak hücreleri, hyalin kıkırdak hücrelerine oranla daha çok yağ ve glikojen

içerirler.

C) Fibröz kıkırdak, metakromazi gösterir.

D) Hyalin kıkırdak, kemik oluşumuna katılır.

E) Matriksteki lifler, özel boya ya da mikroskop yöntemiyle görünür.

 

 

Amorf ara madde : Proteglikanlar ve glikoproteinden oluşan lif ve hücre içermeyen

ara madde

Diffüzyon : Yayılma, moleküllerin bir ortamdan bir ortama geçmesi

Embriyo : Gelişmekte olan yavru

H.E. : Hematoksilen - eozin boyası

İntervertebral disk : Omurlar arasındaki diskler

İzogen grup : Aynı tür hücrelerin iki veya daha fazlasının bir arada bulunması

Metakromazi : Bir boya ile boyanan doku veya hücrenin bu boya renginden

farklı pembe renkte reaksiyon vermesi (Toluidin mavisi ile mavi

değil pembe-kırmızı boyanma hali)

Mezoderm : Embriyonal hayattaki 3 tabakadan birisi olup (ektoderm, endo

derm, mezoderm) bazı organ ve dokuların gelişmesini sağlar.

PAS pozitiflik : (Mukopolisakkarit boyası) Bu boya ile boyanabilme hali

 

Sözlük ve Kavram Dizini

Rejenerasyon : Zedelenme veya yaralanma halinde dokunun tamiri, yenilenmesi

Erkoçak,A.: Genel Histoloji, Ankara Üniversitesi Yayınları, Ankara,1980

Fawcett,D.W.:A Text Book of Histology, 11th Ed.,W.B.Sounders Co.Philadelphia,1986.

Leeson, T.S.Leeson C.R.,Paparo A.A.:Text and Atlas of Histology, W.B.Saunders Co.,

Philadelphia,1986.

Paker,Ş.: Histoloji, Uludağ Üniversitesi Güçlendirme Vakfı Yayınları, Bursa,1990.

Tekelioğlu, M.: Genel Tıp Histolojisi, Beta Basın Yayın Dağıtım, İstanbul,1989.

alıntı aöf

 

 



Diğer Hastalıklar - Tıkla

 

  0 542 252 70 62
  0 532 402 77 44

0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
    

0 532 790 41 90  Şikayetleriniz
0 532 402 77 66  Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi



 

Kıkırdak Yazıları Bilgi Amaçlıdır. Kıkırdak Bilgileri İlaç ve Doktor Yerine Tedavi Etmez.