|
Kızıl
Kızıl, bütün vücut
derisinde döküntüler yapan, glomerülonefrit ve romatizmal ateş gibi
çok önemli komplikas-yonlara yol açabilen akut ve bulaşıcı bir
hastalıktır.
Merhaba,
Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44 0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
NEDENLERİ
Hastalığa,
salgılanan zehirle (toksin) deri ve mukozalarda döküntülere neden
olan birçok streptokok türü yol açar. Buna karşın yutak ve
bademciklerdeki değişiklikler doğrudan bakterilerin etkisi
sonucunda gelişir.
Hastalığa neden
olan mikroorganizmalar olguların büyük bir bölümünde yutak
mukozasına yüzeyel olarak yerleştiğinden (akut bademcik iltihabı)
kızıl vücudun belirli bir bölgesinde ortaya çıkar. Bakterilerin
yerleştiği bölgede salgıladığı zehirli madde, genel dolaşım
yoluyla yayılarak deri ve mukozalarda döküntü gibi genel
belirtilere neden olur.
Daha seyrek olarak
streptokoklar, cerrahi yaralar (cerrahi kızıl), yanıklar (yanık
kızılı) ya da doğuma bağlı yaralardan da (loğusalık kızılı) vücuda
girebilir.
NASIL BULAŞIR?
Kızıla neden olan
bakteriler insanlardan, öncelikle de hastalardan, iyileşme
dönemindeki hastalardan ve kronik taşıyıcılardan bulaşır.
Taşıyıcılarda streptokok ağız-burun boşluğuna, burna ve deriye
yerleşir; ayrıca hastaların kanında da bulunabilir. Bulaşma,
özellikle kronik taşıyıcı hastalardan yayılan damlacıklar
aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı olarak gerçekleşir.
Bu durumda
mikroplarla kirlenmiş çamaşırlar, kap kaçak, çatal bıçak, kişisel
eşyalar, oyuncaklar, halka açık yerlerdeki eşyalar hastalığın
bulaşmasında etken olabilir. Süt ve süt ürünleri ile onları işleyen
kişilerin streptokok taşıyıcısı olması ya da ineğin memesinde
streptokokun yol açtığı enfeksiyonun bulunması da bulaşmada rol
oynayabilir.
YAYILMA
Kızıl büyük
kentlerde yaygın bir biçimde, küçük yerleşmelerde sınırlı
salgınlar halinde, köylerde ise tekil olgular biçiminde görülür.
Hastalığın yayılma hızı bulaşma koşullarının elverişli olmasına ve
hastalığa açık kişilerin sayışma bağlıdır. Hastalığa yakalananlar
iyileştikten sonra bağışıklık kazanırlar. Hastalığa açık kişilerden
oluşan yeni bir çekirdek ortaya çıkana değin hastalığın görülme
sıklığında azalma gözlenir.
Köylerde
hastalığın tekil olgular biçiminde görülmesinin nedeni, ailelerin
birbirinden uzak yaşamalarıdır. Buralarda hasta kişilerle yakın
ilişki kentlere göre çok daha azdır. Kızıl en çok 2-9 yaş grubunda
görülür. Bunun en önemli nedeni, daha küçük bebeklerde anneden gelen
bir korunma özelliğinin, ikinci olarak da streptokokların neden
olduğu gizli bir enfeksiyonun yarattığı aktif bir bağışıklığın
bulunmasıdır.
BELİRTİLERİ
Kızılın kuluçka
evresi genellikle 3-7 gündür; ama bu süre loğusalık kızılı ya da
cerrahi kızılda çok daha kısa olabilir. Hastalığın genel
belirtileri kendini kötü hissetme, yorgunluk ve baş ağnsı-dır.
Hastalık ani ve şiddetli bir biçimde başlar.
Titreme, hızla
yükselen bir ateş (40°C-41°C), huzursuzluk, baş ağrısı, bulantı,
kusma, solunum güçlüğü, karnı derisinde ve yüzde kızarıklık, çene ve
ağız çevresinde solukluk görülür. Bü-ğaz ağrısı, yutma güçlüğü,
yutak ve boğaz mukozasında şişlik ve kırmızılık ortaya çıkar. Dilin
üzerini beyaz bir pas kaplar, ucu ve çevresi ise kırmızı bir görünüm
alır. Boynun yan bölümleri ve iistçenenin arkasındaki lenf bezleri
şişer.
Oldukça hızlı
gelişen bu evre bir gün kadar sürer. Ağız mukozasında kırmızı zemin
üzerine koyu kırmızı renkli küçük lekelerin belirmesiyle hastalığın
gidişi yavaşlar; ayrıca hastanın dili hastalığın etkisiyle Özel bir
görünüm alır. Bu durum “çilek dili” olarak adlandırılır. Döküntü
24 saat içinde yaygınlaşır. Bazı ön belirtilerden sonra döküntülerin
ortaya çıkması iki güne kadar gecikebilir. Döküntü 3-4 gün sürer.
Döküntü döneminde
belli aralıklarla bütün vücutta eşit dağılım gösteren pembe-kızıl
renkte döküntüler gözlenir. Elle muayenede kırmızılığın, topluiğne
başından küçük, çok sayıda pürtüklü kabartıdan oluştuğu görülür.
Döküntüler tipik
bir dağılımla önce göğüste, boynun altında ya da karında ortaya
çıkar; sonra yavaş yavaş el ve ayaklara kadar yayılır. Çene, ağız ve
burun kanatlan çevresinin soluk bir renk alması dikkat çekicidir.
5-6. günden sonra, vücudun değişik yerlerinde soyulma başlar.
Soyulma önce yüzde pullanma, vücutta birkaç milimetre çapında
kabuklar, kol ve bacaklarda da geniş parçalar biçimindedir. Soyulma
günler ya da haftalarca sürebilir; bu dönemde hastanın genel durumu
iyidir.
Kızıl hastalığı
klinik olarak tipik olmayan biçimlerde de ortaya çıkabilir. Oldukça
kısa süren ve çok az döküntü yapan “hafif kızıl” tablosu Özellikle
önemlidir.
Aynca bazı
yazarlar, döküntüsüz kızıl adlı bir tablo tanımlamış ve kızıla
yakalanan hastaların ailelerinde ortaya çıktığım belirtmişlerse de
bu tanımlama pek doğru değildir. Streptokokların salgıladığı
zehirli (toksik) maddelere karşı bağışıklığı olan kişilerde ortaya
çıkan anjin gerçek bir streptokok anjini değildir. Ayrıca
olağanüstü ağır gidişli ve bakterinin salgıladığı aşırı toksine
bağlı tipik olmayan biçimler de bilinmektedir.
Bakteriye karşı
bağışıklık olmadığı durumlarda streptokok farenjiti gelişebilir. Az
rastlanan öteki biçimlerde döküntüler mor renkli (mavi kızıl) ya da
kesecikler biçiminde olabilir (miliyer yaygın kızıl).
KOMPLÎKASYONLAR
Kızılın yol açtığı
komplikasyonlar üç başlık altında toplanabilir.
• Septik
komplikasyonlar. Streptokokların yayılmasına bağlı olarak gelişir.
• Toksik
komplikasyonlar. Bakterinin salgıladığı toksin etkisine bağlıdır.
• Geç
komplikasyonlar. Aşın duyarlılık gelişimine bağlı olarak ortaya
çıkan geç komplikasyonlara alerjik komplikasyonlar da denir.
Günümüzde çok az
rastlanan septik komplikasyonlar streptokokların komşuluk ya da kan
yoluyla yayılmasına bağlı olarak gelişir ve strepto-i kok anjini
komplikasyonlanna benzer.
Toksik
komplikasyonlar esas olı kalp ve böbreklerde ortaya çıkar. Eri yaşta
ortaya çıkan kalp kası iltihabı çarpıntı, nefes darlığı, göğüs
ağrısı, katımlannda hızlanma ve bazen işle bir üfürüm ile seyreder.
Erken böbrek
komplikasyonlarmın en sık görüleni z. terstisyel nefrit”tir. İdrarda
hafif alt. min artışı görülür, idrarla kan gelir idrar miktarı
azalır. Ardından kanda miktar artar, buna karşın kan basıncıda
yükselme ve şişme (Ödem) görülür
Hastalığın sonu
genellikle iyıc: Ama bazen idrar çıkışı bütünüyle durc. ğundan,
yapay böbrek gibi modern ar -ma tekniklerine başvurmak gerekebilir
Hastalığın
başlamasından yaklaşık 20 gün sonra ortaya çıkan geç komp .
kasyonlar herhangi bir A grubu hemo^-tık streptokok enfeksiyonu
komplıkakasyonu gibi daha çok kalp, böbrekler ve eklemlerde görülür.
Özellikle kalp \f eklemlerde kızıl sonrası romatizma ateş gelişir.
En önemli geç komplikas-yon böbrekte ortaya çıkan akut ya\g-.r
glomerülonefrittir.
Nedenleri ve
gelişim süreci açısından, herhangi bir streptokok enfeksiyonu
sonrasında görüle-böbrek iltihabından farksızdır.
TANI
Ateş, bademcik
iltihabı, oldukça ieri ve mukoza döküntüleri, çilek belirliler
kolaylıkla tanıya götürür. ıstahğın özellikle kızamıktan ayırtsi
oldukça kolaydır.
BEKLENEN GİDİŞİ
(PROGNOZ)
Bir zamanlar, yol
açtığı komplikasyon-lar nedeniyle oldukça ciddi bir hastalık olan
kızıl, günümüzde etkin antibiyotik tedavisiyle kolayca
iyileştirilebilmektedir. 20. yüzyılın başlarında yüzde 3 olan
hastalıktan Ölüm oranı, günümüzde en çok yüzde 0,05′tir.
TEDAVİ
Streptokok
enfeksiyonlarına karşı uygun ve etkin bir antibiyotik tedavisi
uygulanmalıdır. Burada yalnız mikrobun yok edilmesiyle hastalığın
hafif geçmesi ya da kısa sürmesi değil, enfeksiyonun lir. İlacın
hastalık süresince düzenli biçimde verilmesi olanaklı değilse,
600.000-1.200.000 ünitelik tek doz olarak benzatil-penisilin
verilebilir. Penisilinin uygulanma olanağı yoksa, günde kilo başına
25 mg olarak eritromisin verilebilir. Eritromisin 10 gün süreyle
uygulanmalıdır. Bakterileri yok etmeyip yalnızca büyümelerini
durduran sülfamitler kullanılmamalıdır.
Kızıl geçiren
küçük yaştaki hastalara ateşli dönemde yatak istirahati, nitelik
ve nicelik açısından hafif ve uygun besinler ile sıvı kaybını
karşılayacak miktarda sıvı verilmesi gerekir. Hastada boğaz
kuruluğu varsa, yattığı odanın havası nemlendirilmelidir. Ağrılara
karşı (baş ya da lenf bezleri ağrıları) asetil-salisilik asit
(aspirin) kullanılır.
KORUNMA
Kızıl bildirilmesi
zorunlu olan hastalıklardan biridir. Eskiden hasta çevreden uzak
tutulurdu. Bu süre 40 güne değin varabilirdi. Ama günümüzde etkili
antibiyotik tedavisi sonucunda karantina gerekli olmamaktadır. Gene
de streptokokların önemli ölçüde dirençli olmalarından dolayı,
bulaşmaya yol açabilecek bütün eşyaların dikkatle dezenfekte
edilmesi ve hasta iyileştikten sonra odasının da dikkatle
temizlenmesi gerekir.
Ayrıca hastalığın
yayılmasını önlemek için hastanın ailesine ve çevresindeki yakalanma
tehlikesi yüksek kişilere penisilin verilmelidir.
Oldukça yaygın
görülen A grubu streptokok taşıyıcılarına karşı pratik açıdan
alınacak önlemler de oldukça önemlidir. Sağlıklı streptokok
taşıyıcılarının, kendileri ve başkaları için tehlikeli olup
olmadıkları tartışılan ve üzerinde fikir birliğine varılamayan bir
konudur. Bir görüşe göre taşıyıcılarda-ki streptokoklar son derece
tehlikeli bir kaynaktır; her koşulda ortadan kaldırılması ve
kurutulması gerekir.
1 başka görüş ise
özellikle okul çağındaki çocuklar arasında 1çok taşıyıcı
bulunmasına ve bunların sürekli olarak mikrop taşımalarına karşın,
streptokok kökenli hastalıklara yakalanmadıklarım ileri
sürmektedir.
Taşıyıcılarda
genellikle yüksek miktarda koruyucu antikor bulunur ve streptokok
kökenli bir hastalığa yakalansalar bile, hastalık etkeni çoğunlukla
boğazlarında yerleşik durumdaki streptokoktan farklı tiptedir.
Vücudunda uzun süre streptokok taşıyan kişilerin kanında
streptokoklara karşı koruyucu antikor miktarı oldukça yüksektir.
Ama streptokokları kısa süre taşıyanlarda bu durum gözlenmemiştir.
Bu veriler
ışığında, sağlıklı taşıyıcıların boğazındaki streptokokların
ortadan kaldırılmaması gerektiği, çünkü bu taşıyıcılık durumunun
doğal bir bağışıklama yöntemi olduğu söylenebilir. Ama bu gözlemin
çelişkili yanı, A grubu streptokok taşıyıcılarının kendileri için
olmasa bile, toplum için önemli bir tehlike kaynağı olmalarıdır.
Bundan ötürü penisilin ya da eritromisinle uygulanacak bir koruyucu
tedavinin toplumsal açıdan gerekli olduğu söylenebilir.
Kızıl nasıl
bulaşır?
Genelde bulaşma
solunum yollarından çıkan damlacıklarla (Flügge damlacıkları) olur.
Gözden kaçan, tehlikeli bulaşmalar ise, özel bir streptokok türü
olan hastalık etkeninin kronik, sağlıklı taşıyıcılar aracılığıyla
taşınması sonucu gerçekleşir.
Bir başka bulaşma
biçimi ise, streptokok enfeksiyonu bulunan ineklerden alınan sütün
kaynatılmadan içilmesidir. Kızüm bulaşıcılığı oldukça düşüktür, ama
klinik açıdan döküntü yapmayan biçimlerin de bulunduğu
unutulmamalıdır.
KİMLER KIZIL
TAŞIYABİLİR?
Sağlıklı bir kişi
kızılı ”taşıyabilir” ve bunu bir çocuğa bulaştırabilir mi?
Evet. Bir önceki
soruda da açıklandığı gibi, en tehlikeli bulaşma bu biçimde
gerçekleşir.
Kuluçka dönemi ne
kadar sürer?
Kızılın kuluçka
dönemi oldukça kısadır; 6-7 günü geçmez. Bu dönemden sonra boğaz
mukozası kızarır, bademcikler ve boyun lenf bezleri şişer.
Hastalığın başlıca belirtileri baş ağrısı, yutma zorluğu, bulantı,
boğaz ağrısı ve 38°C’nin üzerine çıkabilen ateştir.
Dilin özel bir
görünümü var mıdır?
Beyazımsı bir
pasla kaplanan dil, özellikle yüzeyel tabakaların yitirilmesi
nedeniyle çok özel bir görünüm alır: Çilek dili.
Çocuğa yatak
istirahati uygulamak gerekli midir?
Kesin olarak yatak
istirahati ve bununla birlikte sıvı ya da yan sıvı gıdalarla
beslenme gerekir. Bağırsağın, yumuşatıcı gıdalar verilerek boş
kalması sağlanmalıdır. Enfeksiyon ve zehirlenme olasılığma karşı
antibiyotik tedavisi uygulamak gerekir.
Kızıl boğaz ağrısı
ateş
Belirtileri: Daha
çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Dayanıklı ve en zor
şartlar altında bile uzun müddet yaşayabilen bir bakterinin
marifetidir.
Vücuda girdikten
sonra, hastanın direnci ile orantılı olarak, bir ila yedi gün
içinde hastalık belirtileri başlar.
Aniden yükselen
ateşle kendisini belli eder.
Titreme, kuvvetli
baş ağrısı, kusma, halsizlik, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısı en
belli özellikleridir.
Bademcikler şişer
ve kızarır.
Boyun lenf bezleri
şişer ve bastırılmca acır.
Dilin üzeri beyaz
bir tabaka ile kaplanır.
Yukarıda
saydığımız belirtilerin ortaya çıkmasından bir gün sonra bütün
vücutta küçük kırmızı lekeler ortaya çıkar.
Lekeler
birbirlerine çok yakın olup dışarıdan bakıhnca vücut kırmızıya
boyanmış hissini verir.
Lekeler boyun ve
göğüsten başlayarak yayılır.
Kızıl hastalığını
diğer döküntülü hastalıklardan ayıran en bâriz alâmeti, burun, çene
ve ağız kısmı hâriç olmak üzere yüzün kıpkırmızı görünmesidir.
Hastalığın ortaya
çıkmasından yaklaşık beş gün sonra dil üzerindeki beyaz tabaka
kaybolur. Ancak hemen arkasından bu sefer de çileği andıran kırmızı
lekelerle kaplanır. Kızıl hastalığının tipik bir belirtisi de budur.
Birinci haftanın
sonunda ateş düşer. Boyun lenf bezleri ile bademciklerdeki şişlik
iner.
İkinci hafta
derinin üzeri pullanmaya başlar ve zamanla pullar kuruyarak
dökülür.
El ve ayak derisi
üzerindeki pullanma tabakalar halinde olup bu da kızıl hastalığına
has bir durumdur.
Hastalığın çevreye
yayılmaması için dökülen pullar yakılmalıdır.
Ne Yapmalı?
Hasta mutlaka
doktora gösterilmelidir. Zira kızıl hastalığı= nın çok tehlikeli yan
etkileri yani ilâve hastalıkları vardır.
Kızılın çabuk
iyileşmesi ve ilâve hastalıklar doğurmaması için penisilin tedavisi
tatbik edilmektedir. Penisilin tedavisi on gün sürer.
Tedavi iyi netice
verip hastalık belirtileri ortadan kalktıktan sonra, hasta banyo
edilir ve odası değiştirilir. Eski odası ve kullandığı eşyalar
dezenfekte edilir.
Hasta en az üç
hafta müddetle yatak istirahatinde bırakılır.
DİKKAT: Bir doktor
nezaretinde tedavi görmeyen kızıl hastaları ölüme kadar varan ciddi
hastahklara yakalanabilirler. Bu tehlikeli hastalıkları şöyle
sıralayabiliriz:
Ortakulak iltihabı
Böbrek iltihabı
Kalp kasları
iltihabı
Çene boşluğu
iltihabı
Lenf bezleri
iltihabı
Damarlarda kan
pıhtısı oluşması (tromboz).
Eklem yerlerinin
iltihaplanması
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |