|
Kötü Kolesterol
İyi Kolesterol ve
Kötü Kolesterol
Kolesterol, kanda
çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile
birleştirilir. Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı
verilir. Bu lipoproteinlerin çeşitleri vardır.
Merhaba,
Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44 0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
· Düşük yoğunluklu
lipoproteinler (Low-Density Lipoproteins = LDL): Kan kolesterolünün
yaklaşık olarak %70′ini taşımaktadırlar. Kan damarları duvarlarına
girebilmek için yeterince küçüktürler ve damarlara zarar verirler.
Kötü kolesterol olarak da adlandırılırlar.
· Yüksek
yoğunluklu lipoproteinler (High-Density Lipoproteins = HDL): Vücudun
kullanamadığı yağı karaciğerden safraya boşaltmak üzere taşır.
Kolesterolün bir cins ters naklini yaptığı için iyi kolesterol
olarak adlandırılır.
Eğer kanda fazla
miktarda kolesterol varsa, kolesterol akyuvarlar, kan pıhtısı,
kalsiyum… gibi maddelerle beraber kan damarlarının duvarlarında
birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (ateroskleroz)
yol açar. Halk arasında bu olay, damar sertliği ya da damar
kireçlenmesi olarak bilinmektedir.
Kanda kolesterol
ve LDL-kolesterolün yüksek olması yüksek risk oluşturmaktadır.
Ayrıca HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip
kişilerde, kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı, böbrek yetersizliği
gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artmaktadır.
20 yaşın
üzerindeki kişilerde, kan kolesterol düzeylerinin 200 mg/dl’nin
altında olması, kan LDL-kolesterol düzeylerinin 130 mg/dl’nin
altında olması ve kan HDL-kolesterol düzeylerinin de 40 mg/dl’nin
üzerinde olması istenilen değerlerdir. Kolesterol > 200 mg/dl ya da
LDL-kolesterol > 130 mg/dl ya da HDL-kolesterol < 40 mg/dl ise kalp
damar hastalıkları RİSKİ FAZLADIR. İyi kolesterol olan HDL-kolesterol’ün
düzeylerindeki artış bu riski azaltmaktadır.
Kanda kolesterolün
yüksek olması, yağ ****bolizması bozukluğunun olduğunu gösterir. Yağ
****bolizması bozukluğundan şüphe edilen bir hastada yapılması
gereken işlem, kan alınarak öncelikle total kolesterol, LDL-kolesterol,
HDL-kolesterol ve trigliserid düzeylerinin ölçülmesidir.
Kolesterol Neden
Artar?
Kanda kolesterol
düzeyini etkileyen çok sayıda faktör vardır. Bu faktörlerin bazıları
değiştirilebilir niteliktedir.
Kolesterol
düzeyini etkileyen faktörler:
· Kalıtımsal
faktörler · Yediğimiz gıdalar · Şişmanlık · Yaşam tarzı · Yaş ·
Diyabet · Yüksek tansiyon · Bazı böbrek ve tiroid hastalıkları ·
Sigara · Stres gibi faktörler kolesterolü ve kötü kolesterolü (LDL-kolesterol)
yükseltir.
Genler: Ailede
erken yaşlarda geçirilmiş kalp krizi veya kalp krizine bağlı ölüm
öyküsü varsa koroner arter hastalığı veya yüksek kolesterol riski
ailevi olarak artmaktadır.
Yağlı yiyecekler:
Kolesterol et, peynir gibi hayvansal gıdalarda ve hazır gıdalarda
çokça bulunur. Bunları tükettiğinizde vücudunuz daha çok doymuş yağ
ve kolesterol emer.
Aşırı kilo: Ciddi
derecede şişman kişilerin kanlarında kolesterol ve trigliserid
miktarları oldukça yüksektir.
Hareketsiz yaşam
tarzı:Fiziksel aktivite ile kolesterol düzeyleri arasında direkt
ilişki olduğunu göstermektedir. Fiziksel aktivitesi az olan
kişilerde HDL-kolesterol düşük, LDL-kolesterol ise yüksektir.
Düzenli olarak egzersiz yapmak iyi kolesterolü artırmaktadır.
Yaşlanma: Yaşın
artmasıyla beraber genellikle kolesterol düzeylerinde de artış
görülür.Erkeklerde 45 yaş ve üzerinde yüksek LDL-kolesterol
düzeyleri görülme sıklığı artar. Kadınlarda ise menapozu izleyen
dönemlerde kolesterol seviyesinde belirgin artış görülür.
Uzun Süreli
Hastalıklar: Kronik hastalıklar yüksek kolesterole neden
olabilirler.(Diabet, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve
hipotiroidi )
Sigara: Sigara
içenler yüksek kolesterol seviyeleri açısından risk grubundadırlar.
Sigara içenlerin damar duvarlarının yüzeylerinde düzensizlikler
oluşur ve bu düzensiz yüzey daha çok yağ tutulumuna sebep olur.
Sigara içenlerde HDL-kolesterol miktarları yaklaşık olarak %15
azalmaktadır. Stres: Stres ve yüksek kolesterol düzeyleri arasındaki
ilişki henüz kanıtlanmış değildir. İşadamları gibi Stres altındaki
insanların kendilerini, yiyecek, alkol ve tütün tüketimini
arttırarak teselli ettikleri tahmin edilmektedir; bunun da
kolesterol düzeylerini olumsuz etkilediği düşünülmektedir.
LDL, yani kötü kolesterolün sağlıklı görünen kişilerde 130’un,
ailesinde kalp hastalığı olan kişilerde ise 100’ün altında olması
gerekiyor
Kaynak : yorumla.net -
Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin
Tiklayiniz...
Kalp damar hastalıklarından korunmada, kolesterol değerlerinin belli
bir seviyede tutulmasının önemi giderek daha fazla vurgulanır hale
geldi. Total kolesterol değerlerinin uzun bir süredir eskisi kadar
önemsenmediği son yıllarda, iyi kolesterol HDL’nin yüksek olmasının
koruyucu olduğu vurgulandı.
Söylenenlere göre iyi kolesterol ne kadar yüksek olursa kötü
kolesterol LDL’nin etkisinden o derece korunuyorduk. Ancak son
yıllarda bilim adamları iyi kolesterolünüz ister 90 gibi çok yüksek
bir oranda çıksa da artık bunun çok önemli olmadığını savunarak,
önemli olanın LDL’yi mümkün olduğunca düşük tutmak olduğunu söylüyor
.
ABD’nin en önde gelen kalp merkezlerinden biri olan Cleveland
Clinic’in Kalp Damar Hastalıkları Departmanı Başkan Yardımcısı Prof.
Dr. Murat Tuzcu, kolesterol değerleriyle ilgili değişen son bilgiler
hakkında sorularımızı yanıtladı.
Kolesterol değerleriyle ilgili son olarak bildiğimiz neler değişti?
HDL kolesterolün yüksekliğinin çok iyi olduğunu biliyoruz. Ama bunun
LDL’nin olumsuz etkilerini tamamıyla ortadan kaldırmadığının da
farkındayız. Kalp hastası olmuş ya da kalp hastası eşdeğeri
problemleri olan örneğin felci olan, şeker hastalığı bulunan
kişilerde başlangıç kötü kolesterolü 100 olsa bile onlara ilaç verme
taraftarıyız. Çünkü giderek öğreniyoruz ki kolesterol ilaçlarının
LDL kötü kolesterolü düşürmenin ötesinde iyi bilemediğimiz başka
etkileri de var vücutta. Vücutta, yangı diye adlandırdığımız
inflamasyona olumlu etkisi var. Belki kanın pıhtılaşma
mekanizmalarına çok iyi anlamadığımız olumlu etkileri var.
Gerek hipertansiyon konusunda gerekse kolesterol değerlerinde
önerilen değerlerin giderek düştüğünü görüyoruz. Bir anlamda kan ve
tansiyon değerlerimizle ilgili sayıların acımasızlaştığını
söyleyebilir miyiz?
Kesinlikle söyleyebiliriz. Biz tıp fakültesinde öğrenciyken toplam
kolesterol değeri 300 miligramın altındaysa bir sıkıntıya yol
açmadığı düşüncesindeydik. Oysa sonradan öğrenmeye başladık ki
kolesterol değerlerinin normali çok çok daha düşük. Bir çoğumuz
artık özellikle kalp hastalarında ve yüksek riskli grupta LDL’yi
70’in altına indirmeyi istiyoruz.
Peki eğer hastalığı yoksa önerilen, ideal LDL değerleri nedir?
Eğer gerek efor testiyle gerekse anjiyoyla saptanmamış bir kalp
hastalığı yoksa bu tip kişilere birincil korumada ilaç tavsiye
ederken çok dikkatliyiz. İlaçtan önce mutlaka yaşam tarzı
değişikliği, egzersiz, doğru beslenme ve kilo verme, yağsız yeme
gibi tavsiyelerde bulunuyoruz. Genel olarak herkeste 130’un altında
olsun istiyoruz. LDL oranının önemi kişiden kişiye değişmekte. Bunun
için kişinin genel bir risk değerlendirmesini yapıyoruz.
Risk değerlendirmesi nasıl yapılıyor?
Örneğin 43 yaşında bir hanım. Zayıf, sigara içmiyor, hiç olmazsa
biraz olsun yürüyüş yapıyor, aktif bir yaşamı var. Babasına
baktığınız zaman 75, annesi 73 yaşında hâlâ hayatta. Risk açsından
yoğun bir aile hikâyesi yok. Biz şimdi bu hanımın LDL kolesterolü
130, total kolesterolü 220 diye buna ilaç vermemize gerek yok. Bu
hanımın 10 yıl içinde kalp hastası olma ihtimali düşük. Bu olasılık
yüzde 3 - 5 civarında.
Ona verebileceğimiz ilaçla sağlayacağımız mutlak risk azalması çok
düşüktür. Onun için bu tip kişilere ilaç tavsiye etmiyoruz. Buna
karşılık 45 yaşında bir erkek. Hâlâ sigara içiyor. Tansiyonu 145’e
80. Normalde olması gerektiğinden kilolu ve özellikle göbek
çevresinde kilosu var. Şekeri 110. Babası 56 yaşında kalp krizi
geçirmiş. Bu tip kişilerin üzerinde çok çalışıyoruz. Yaşam tarzı
değişikliğine gitsin, sigarayı bıraksın vs. diye. Bu takip sırasında
başarılı olamıyorsa ve LDL kolesterolü 140’sa bu kişiye statin
dediğimiz ilaçlarla birlikte aspirin veriyoruz. Biliyoruz ki bu
ilaçlarla o riski düşürebiliriz ve 10 yıl sonra kalp hastası olma
riskini yüzde 15’lerden yüzde 5’lere düşürebiliriz.
Aile öyküsü olan kişi için tansiyon değerlerini sınır olarak 135’e
80 olarak veriyorsunuz. Kolesterol değerleri için ne öneriyorsunuz?
Genellikle riski yüzde 10’un üstüne çıkmış olanlarda LDL’yi 100’ün
altına indirmek istiyoruz.
Kolesterolü düşürmede ilaçların etkisi ne kadar?
Bugün artık yüzde 40- 50 oranında kötü kolesterolü düşüren ilaçlar
var ve bunlar yan etkileri çok az olan güvenilir ilaçlar.
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |