|
Lohusalık
Lohusalık Depresyonu
Ve Annelik Hüznü
Doğum
sonrası hüzün (annelik hüznü), doğum yapan annelerin %50’sinde ilk
hafta içinde görülür. Ve çoğu kadında 48 saat sürer.100 loğusadan
bir tanesinde ise psikiyatrik tedavi görecek kadar depresyon
şiddetlenebilir.Eğer depresyon 2 haftadan fazla sürer ise
uykusuzluk,iştah kaybı,umutsuzluk hatta intihar düşüncesi ve bebeğe
yönelik saldırganlık söz konusu ise tedavi zorunludur. Annelik hüznü
geçici bir durumken, lohusalık depresyonu, profesyonel yardım
alınmaksızın atlatılamayacak bir rahatsızlıktır.Lohusalık depresyonu
görülme sıklığı yüzde 17'leri bulmakta olup , annenin yaşına, eğitim
durumuna veya sosyal statüsüne bağlı değildir.
Loğusalık
depresyon ve bunun ana nedeni doğum sonrası östrojen ve progesteron
düzeyinde ani düşmedir.Genellikle ikinci kez anne olanlarda daha
sık görülür.
Merhaba,
Hastalık Bilgi Köşemize Hoş Geldiniz. Bu site; 1959 Doğumlu
Dükkanımızın Sitesidir. Lütfen Kendinizi Dükkanımızda Gibi
Hissediniz.
Bu Sayfanın Konu Bilgileri Aşağıdadır.
Alışveriş Yapmanız Şart Değil, Bu
Sitede Doktor Yok Ama, Soru Sorabilirsiniz. Dükkanımızın
Günlük 1800
-2800, Web Sitemizin 9000 - 12000 Müşterisi Var, Size de
Ayıracak Vakit Buluruz, Soru Soran'dan Para Almıyoruz.
İster Aşağıdaki Danışma Formunu Doldurarak İstediğiniz
Soruyu Sorabilirsiniz.
İster SMS, İster Maille (birtat@birtat.com.tr),
İster Telefonla...
Ne Konuşmuşsak O Ürün
Gelecek Size. Benzeri, Kırık Döküğü Olan Ürün Gönderilmez.
Fiyat Konusunda Ne Konuşmuşsak O'dur.
1 TL Fazla Yazmayız. Kargo Pazarlığa Tabidir.
Satışlarımızda Maliye Bakanlığı Perakende Satış Fişi
Gönderilecektir.
Kapıda ödeme kolaylığı.
 |
0 542 252 70 62
0 532 402 77 44 0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı
Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)
|
 |

İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl
Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt
Belgemiz Vardır.
BİRTAT – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde
Depresyon Nedir?
Beliritileri Ne Olmaktadır?
Kişide kalıtımsal,
çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük
halidir. Aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşinin (ilk iki
belirtiden en az biri bulunmak üzere), en az iki hafta süresince var
olması durumuna "major depresyon" denir.
1-Hemen her gün ve
günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali (
kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).
2-Hemen her gün
yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk
almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve
alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı
verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde
cinsel isteksizlik ).
3-Diyet
uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı (
bir ay içinde vücut ağırlığının %5 'inden fazlasının artması ya da
azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.
4-Hemen her gün
uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.
5-Hemen her gün
olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma
ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan
yerinde duramama)
6-Hemen her gün
halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik
hissetmeme.
7-Hemen her gün
kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da
günahkar hissetme hali.
8-Hemen her gün
düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması
(konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini
verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması
gibi) ya da kararsızlık hali.
9-Tekrarlayan ölüm
düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.
Loğusalık
depresyonu'nu neler tetikler?
ü Gebelikte
olduğu gibi odak noktası olmaktan geri plana düşme.
ü Evde
bekleyen çocuğa ait sorumluluklar.
ü Hastanede
yatmanın yarattığı kontrol kaybı.
ü Uyku
bozukluğu,bitkinlik.
ü Hayal
kırıklığı,aşırı yüklenme,yetersizlik hissi
ü Görüntüden
hoşnutsuzluk.
ü Bebeği
kıskanma duygusu .
Babada Benzer
Psikolojik sorunlar Olabilir Mi?
Daha nadir olmakla
birlikte baba da farklı bir ruh haline bürünebilir. Annenin
hissetiklerinin aynını hissedip, doğum sırasında onun çektiği ağrı
ve acıları yaşamak adına anne adayı ile kendini özdeşleştirebilir ki
buna “Couvade sendromu” (gebelik sendromu) denir. Çoğu erkekte baba
oluşla birlikte önlerindeki yaşam için çocuğu ve eşi adına
hissettiği sorumluluk duygusunda artış meydana gelir. Couvade
sendromunun en hafif şekli, erkeğin eşiyle birlikte doğum seyrini
yaşamasıdır. Ancak daha ağır şekillerinde; sinirlilik, nedensiz baş
ağrıları, gaz sancıları, bel rahatsızlıkları, öforik ruh hali
görülebilir. İşte bu yoğun ruhsal ve sosyal değişim içinde hem kadın
hem de erkek cinsel dürtülerini akıllarına bile getiremeyecek kadar
meşgullerdir.
Loğusalık
Depresyonunda Nelere Dikkat Edilmeli Ve Ne Yapılmalıdır?
Her hastanın aynı
belirtileri göstermeyeceğinden dolayı depresyonu anlamak bazı
durumlarda zorlaşabilmektedir. Her ay rutin kontrollerde bebeği
takip eden pediatrist ve hemşirelerin anneyi de gözlemlemeleri
yerinde olacaktır. Depresyondaki annenin hayattan zevk almamaya
başladığını ve içe kapandığını için eşin ve yakın çevrenin dikkatli
olması, anneye yardım etmesi, doğru olacaktır.
Lohusalık
depresyonu şüphesi olan tüm durumlarda mutlaka profesyönel destek
alınmalı ve bir Psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.
Doğum Sonrası
Cinsellik
Cinsel İlişki,
Seks
Doğumdan sonrası ne zaman cinsel ilişkiye başlanmalı?
Genel görüş,
lohusalık dönemi olan doğum sonrası ilk 6 hafta boyunca sağlık
nedenleri başta olmak üzere bir çok faktör göz önüne alındığında
cinsel ilişkiden sakınılması yönündedir. Lohusalık döneminde seks
için kendilerini yeterince hazır hisseden çiftler sağlık durumlarını
doktorları ile görüşerek uygun olduğu taktirde biraz daha erken
cinsel yaşama dönebilirler.
Doğum sonrası
oluşabilen cinsel isteksizlik sebepleri nedir, Cinsel estetik
kaygıları var mıdır?
Doğum sonrası
cinsel isteksizlik konusunda en çok suçlanan sebeplerin başında
hormonal değişiklikler ve özellikle Prolaktin hormonun salgılanması
gelmektedir.Doğum sonrasında daha fazla salgılanan ve süt yapımı
ile bebeğin emzirilmesinde büyük rol oynayan prolaktin hormonu
cinsel isteksizlik ve vajinal kuruluğa sonuç olarak ağrıya da sebep
olabilmektedir. Doğum sonrasında ortaya çıkan cinsel isteksizlik
sorunlarındaki diğer bir sebep de estetik kaygılar olmaktadır.
Estetik kaygılar yüzünden kendini beğenmeyen kadının sevişme
sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi, cinsel ilişkiden
zevk almasını önlemektedir. Bunun yanı sıra, eşini eskisi kadar
bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşabilmektedir.
Göğüsler ve vajina cinsel yaşamda erkeği en çok heyecanlandıran iki
önemli bölgedir. Doğuma kadar sadece cinsel uyarı noktaları olarak
algılanan vajina ve göğüsler, lohusalıkta süt vermeden dolayı
göğüsler ve doğuma bağlı kesiden (epizyodan ) vajina
etkilenebileceği için; erkekler bunun sonucunda eşlerinden
uzaklaşabilmektedirler. Ayrıca bebeğin doğumu, kadın ya da erkeğin o
zamana dek bastırdığı ruhsal çatışmaları tetikleyebilmekte bu
sorunlar cinsel isteksizliğe neden olabilmektedirler.
Doğumdan sonra
oluşan cinsel ilişkide ağrı (disparoni) neden olur? Tedavisi nasıl
yapılır?
Doğum sonrası
cinsel ilişkide ağrı (disparoni) en sık karşılaştığımız
şikayetlerden biridir. Bu sorundan yakınan kadınlar, acının verdiği
korkuyla ilişki kurmaktan kaçınmakta hatta ağrının çok şiddetli
olması, vajinismusa bile yol açabilmektedir. Doğum sonrasında
gelişen disparoninin en önemli nedeni ise, doğum yapan kadının
sağlığına tam olarak kavuşmadan cinsel ilişkiye girilmesi, lohusalık
döneminin bitmesinin beklenmemesidir.. Diğer bir sebep ise, cinsel
isteksizlik sorunu yaşayan kadınlar ilişki sırasında uyarılma sorunu
yaşadıkları için vajinal bölgelerinde yeterli ıslanma oluşmaması.
Vajinadaki kuruluk da disparoniye, yani ağrılı cinsel birleşmeye yol
açıyor. Bunun sonucunda cinsel isteksizlik daha da şiddetlenmekte ve
böylece bir kısır döngü oluşabilmektedir. Normal doğum yapmış
kadınlarda ise görülen sık sebeplerden biri, doğum kesisi (epizyo)
bölgesindeki hassasiyet, o bölgede oluşmuş bir enfeksiyon veya
dikişlerin doğru bir şekilde iyileşmemesidir. Bu gibi şikayetlerde
bir kadın doğum muayenesi ile birlikte önerilecek ilaçlar ve
kayganlaştırıcı jeller yardımcı olabilmektedir.
Doğumdan sonra
vajinismus oluşabilir mi?
Sıklıkla
görülebilmektedir ve bu ikincil , doğum sonrası oluşan vaginismus
olarak adlandırılmaktadır. Yani kişi doğum öncesi cinsel birleşme
yaşayabildiği halde sonradan bu sorunla karşılaşabilmektedir. İki
nedenden söz etmek mümkün: İlki doğum sonrasında değişmiş olan
vajina yapısından (hormon düzeylerindeki değişikliklerden
kaynaklanan vajina derisinde incelme, uyarılma sırasında olması
gereken ıslanmanın olmayışı, kuruluk vs.) kaynaklanan fiziksel acı
duymaya bir tepki , diğeri ise tamamen psikolojiktir. Kişinin o
zamana dek bastırılmış olan ruhsal çatışmaları doğumla birlikte gün
yüzüne çıkabilmekte ve cinsel isteksizlikle birlikte vajinismus
görülebilmektedir.
Doğum şekli daha
sonraki cinsel hayatı nasıl etkiler?
Gebelikle doğum
şekli ,normal doğum veya sezeryan olsun doğum sonrası cinsel hayatı
birbirinden farklı bir şekilde etkilememektedir. Fakat normal doğum
sonrası cinsel ilişkide ağrı (disparoni) şikayeti daha sık
görülmektedir.
Lohusalıkta ve
doğum sonrası dönemde cinsellik konusunda erkeğin tutumu ne
olmalıdır?
Kadınların en
büyük korkularından biri doğumdan sonra eski vücutlarına kavuşamamak
ve bu şekilde eşlerinin ilgi ve arzusunu eskisi kadar çekememektir.
Bilinçli bir erkek bunu bilerek, eşine bu konularda destek olmalı,
onun bu çekincelerinin yersiz olduğunu söyleyerek, ona karşı sevgi,
ilgi ve isteğinin hiçbir şekilde azalmadığını ifade etmelidir. Ona
daha şefkatli yaklaşmalı, lohusalık tamamlandığında sağlıklı bir
cinsel ilişki için istekli olduğunu ifade edecek ilk yaklaşımları
göstermelidir. Belki uzunca bir süre cinsel olarak birbirlerinden
ayrı kalan çiftler yeniden cinsel yaşamlarına dönerken belli bir
çekingenlik ve utangaçlık hissedebilirler. Bu durumda da erkek yol
gösterici, anlayışlı ve yönlendirici olmalıdır.
Lohusalıkta ve
doğum sonrası dönemde cinsellik konusunda kadının tutumu ne
olmalıdır?
Her ne kadar
doğumla birlikte az da olsa kalıcı bir kısım ekiler mevcut olsa da,
akıllı ve bilgili bir kadın kısa sürede kendini toplayarak tüm bu
gelişmelerin çok farklı olmakla birlikte olağan şeyler olduğunu
bilecektir. Lohusalık sonunda cinsel yaşama dönüş için kendi beynini
hazırlamalı ve bunun için eşine küçük işaretler vermelidir. Bu
şekilde eşinin de varsa bu konudaki çekincelerine cevap vermiş olur.
Vücudun eski haline dönmesi için gerekli şartları sağlamaya
çalışmalıdır.
Sağlıklı bir
cinsel hayat için doğurmuş bir kadın ne yapabilir?
Eğer doğum sonrası
kadın cinsel problemler yaşıyor ise ve cinsl hayatının devamı
konusunda endişeleri var ise , bazı çözüm yoları bulmak mümkündür.
Şikayetin sebebi gebelik ve doğuma bağlı değişiklikler ise bunların
giderilmesi mümkündür.Günümüzde, gebeliğe ait meydana gelen kalıcı
değişikliklerin hemen hepsi istenildiğinde tedavi edilerek eski
haline getirilebilmektedir.
Esneyerek,
genişleyen vajinal kanal, ön ve arka onarım,vajina estetiği
(vajinoplasti) denilen basit bir operasyonla daraltılarak eski
sıkılığına getirilebilir. Ayrıca kötü dikilmiş epizyotomi ya da
epizyotomi uygulanmadığı için meydana gelen perine yırtığı skarları
(nedbeleri), yine basit bir müdahale ile kötü görünümünden
kurtarılabilir.Bunun için bir kadın doğum uzmanına başvurmak
gerekmektedir. Eğer şikayetlerin altında anatomik sebepler değil,
psikolojik değişiklikler var ise , bir psikiyatri uzmanından
alınacak yardım sorunun çözülmesine yardımcı olmaktadır.
LOHUSALIK, EMZİKLİLİK DÖNEMİ VE BAKIMI
Resim 5.10
Doğumdan sonraki 6 haftalık süre lohusalık dönemidir.
Doğumun
tamamlanmasından sonraki 6 haftalık süre lohusalık olarak
adlandırılır Bu dönemde, gebelik boyunca büyüyen rahim eski hâlini
alır. Lohusalık döneminde hipofiz besinden salgılanan prolaktin
hormonunun etkisi ile kadında meme bezleri süt salgılamaya başlar.
Annenin bebeğini emzirmeyi sürdürdüğü süre ne olursa olsun, bu dönem
emziklilik adını almaktadır. Lohusalık döneminde doğum yolundan önce
kanlı, giderek pembe ve beyazımsı bir akıntı olur. Bu değişiklikler
sebebiyle hem doğum yolunda hem de memelerde iltihaplanma ihtimali
artar.
Doğum sırasında
temiz olmayan aletlerin kullanılması, temizlik kurallarına
uyulmaması, rahim içinde parça kalması gibi durumlar iltihaplanma
riskini arttırır. Doğum sonrası annenin temizliğe dikkat etmemesi de
iltihaplanma ihtimalini arttıran bir etkendir. Doğum yolundan
başlayan iltihaplanma, rahme, karın içine ve tüm vücuda yayılabilir.
Lohusa humması (al basması) denen bu olay yüksek ateşe sebep olur.
Doğum yolundan
kötü kokulu, bol akıntı gelebilir. Nabız hızlanması, karın ağrısı,
bulantı, kusma, şok, hatta ölüm gelişebilir. Her yıl ülkemizde 1500
kadının ölmesine sebep olan lohusa humması, mikrobik, ateşli bir
hastalık olup kurdele bağlama, şerbet içirme gibi yöntemlerle
düzelemez. Lohusa bir kadında yüksek ateş, nabız hızlanması, karın
ağrısı gibi yakınmaların varlığında acilen bir hekime başvurmak
gerekir.
Memelerin iyi
boşaltılmaması, temizliğine dikkat edilmemesi, emzirme tekniğine iyi
uyulmaması meme başı çatlaklarına ve meme iltihaplanmasına sebep
olabilir. Memede kızarma, ağrı, ateş gibi belirtilere sebep olan
iltihaplanma tıbbi tedavi gerektirir. Lohusalık ve emziklilik
döneminde, hekim önerisi olmadan göğüslere merhem sürülmemelidir.
Anne sütü çatlamayı engelleyecek yumuşaklığı sağlayabilir.
Emzirmeden önce sadece kaynatılıp soğutulmuş suyla meme başının
temizlenmesi yeterli olur.
Lohusalık ve
emziklilik döneminde önemli bir konu da annenin beslenmesidir.
Gebelik sırasındaki kayıpların yerine konabilmesi, yeterli süt
yapılabilmesi için annenin daha fazla besine ve daha düzenli
beslenmeye ihtiyacı vardır. Annenin günde 3000 kalori alacak şekilde
ve bol sıvı alarak beslenmesi gerekir. Emzikli anne, yeterli enerji
ve besin maddelerini alamadığı zaman kendi vücut dokularını
kullanarak süt salgısını sürdürmeye çalışır. Bu durumda bebek için
yeterli süt salgılanamadığı gibi, anne de zayıflar, direnci düşer,
kemik ve dişlerinde kalsiyum kaybı ve vücudunda demir eksikliği
ortaya çıkar.
Lohusalık ve
emziklilik döneminde, annenin sağlığının korunabilmesi, bebeğin
gelişebilmesi ve yeterli süt salgılanabilmesi için enerji verici,
protein, demir, kalsiyum ve çeşitli vitaminlerce zengin besinlerle
dengeli beslenilmesi gerekir. Halk arasında lohusalığın ilk
günlerinde anneye su vermeme şeklinde yanlış bir inanış vardır.
Özellikle bu
dönemde süt salgılamasının bol sıvı besinler ve su alınması ile
ilişkisi olduğu için bu yanlış inanışa uyulmamalıdır.
Lohusalık
döneminde annenin eski gücünü kazanabilmesi için dinlenmesi, ağır
işlerden ve stresten korunması gerekir. Bu konuda aile, özellikle de
eş anneyi desteklemelidir.
Gebelik boyunca
zayıflayan, gevşeyen karın ve bel kaslarının tekrar güçlenebilmesi
için düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır. Doğumdan hemen sonra
başlatılan ve giderek arttırılan egzersizler sayesinde annenin bel
ağrısı, karında yağlanma ve sarkma gibi şikâyetleri engellenebilir.
Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine
kullanılamaz. |