Madeni Maddeler
 

Madeni Maddeler

Mineral madde-ler insan organizmasının faaliyeti için son derece önemli gıda bileşenleridir. Kalsiyum, fosfor, magnezyum, kobalt, bor, flor kemik yapısında; sodyum, potasyum, klor su ve elektrolit dengesinde; çinko, bakır, selenyum, magnezyum, molibden metabolik katalizde; demir oksijen bağlantısında; iyot, krom hormon etkilerinde önemlidir.

Bitkilerde bulunan element-ler iki gruba ayrılırlar. Potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, silisyum, klor, fosfor elementler birinci gruba aittir. Bu elementlere makroelementler denir. Demir, bakır çinko, iyot, baryum, kobalt, flor vb. elementler ikinci gruba aittir. Bu elementlere mikroelementler denir. Araştırm-alarda kanser, kalp hastalıklarının tedavisinde mikroelementlerin çok büyük önemi olduğu tespit edilmiştir. 

 

Beslenmede Elementlerin Yeri 

Demir vücuda hem ve hem olmayan demir olmak üzere iki şekilde alınmaktadır. Hem demir yalnızca hayvansal dokularda bulunmaktadır, hem olmayan formunda tahıllar, baklagiller, sebzeler ve etlerin bir kısmında yer almaktadır. Her iki demir de bağırsak hücrelerinden iki farklı yolla geçmekte ve farklı oranlarda absorbe olmaktadır. Hem olmayan demir, büyük organik moleküllere bağlı olarak çok yavaş emilen ferrik (Fe+3) formundadır. Mide asidi bu yapıyı daha çözünür olan ferros (Fe+2) formuna çevirmektedir. Hem demir ise metabolize edilmeden sadece hücrelerin parçalanmasıyla açığa çıkan demir olarak doğrudan ince bağırsak mukozasına temasla emilmektedir. Depo demir ne kadar az ise emilim o kadar çok olmaktadır. Büyüme çağı, hamilelik, mukozal ferritin düzeyinin düşüklüğü emilimi artırmaktadır(Aksoy, 2000; Lieu ve ark., 2001).

Yeterli miktarda demirin absorbsiyonu kimyasal formuna olduğu kadar diyetlerde bulunan güçlendirici ve inhibitör maddelerin varlığına da bağlıdır. Asitli ortam ve indirgeyen ajanlar emilim için olumlu faktörlerdir. Askorbik asit, früktoz, organik asitler(sitrik, laktik asit gibi), bazı proteinler (lisin, histidin, sistein, metionin amino asitleri), fermente edilmiş soya ürünleri demir emilimini artırırken, fosfat, oksalik asit, polifenoller, tanen, karbonat, protein yetersizliği ve diğer metal iyonlarının (Cu, Zn, Cd, Mn, Pb, Ca) fazlalılığı ise azaltmaktadır (Swanson, 2003). Demir yetersizliğinde, bağışıklık sisteminin bozulması, kansızlık, hastalıkların sık görülmesi, yorgunluk, halsizlik, çapıntı vb. şeklinde kendisini gösterir. En iyi demir kaynakları kırmızı et, balık ve kümes hayvanları etleridir. Kuru baklagiller, sert kabuklu meyveler, kuru meyveler, yumurta üzüm, pekmez, yeşil sebzeler, ıspanak, tahıl, susam gibi yiyecekler demir kaynaklarıdır (Üstün ve ark.,  2002; Heath ve Fairweather-Trait,2002).

Çinko 200 civarında enzim ve birçok hormonun yapısında yer alır. Özellikle proteinli gıdalarda bulunan çinko, RNA, DNA; protein sentezi, insülinin aktivasyon-u, vitamin A nın hücrelere taşınması, kanda yağların taşınması gibi işlevleri vardır. Çinko ve selenyum tiroit bezi hormonların yapısında bulunur. Çinko yetersizliğinde; mide altı bezlerin fonksiyonel aktifliği azalır, alerji, deri hastalıkları, astım gibi hastalıklara neden olur. Fındık, ceviz, yumurta, sığır eti, karaciğer çinko kaynağı sayılabilecek besinlerdir.

Kalsiyum, toprak alkali 2A grubu metali olup diğer elementler gibi iki değerlik elektrone sahiptir. Vücudumuzda kararlı Ca+2  iyonları halinde iyon düzeyi ile D vitamini  ve bazı iyonlar arasında karmaşık bağlantı sayesinde bağırsaklarda emilime uğrayan kalsiyum miktarı kontrol edilebildiği gibi kandaki kalsiyum iyon derişimi ile kemik ve dişlerde depolanan     kalsiyum miktarı da bu şekilde ayarlanabilmektedir. Örneğin paratiroit bezlerinin salgıladığı parathormon   vücuttaki kalsiyum(ve fosfor) metabolizmasını ayarlar. Kalsiyum iyonları aynı zanamda bir çok enzimi aktive eder. Kalsiyum iyonları hücre içine ve dışına akışlarını düzenleyerek K+, Na+ gibi diğer metal iyonları arasında koordinatör görevi yapar.  Süt ve süt ürünleri temel kalsiyum kaynağıdırlar. Kalsiyum eksikliği artritin, böbrekte taşın oluşmasına, osteoporoz hastalığına  neden olur. Osteoporoz, düşük kemik yoğunluğu ve sonrasında kemiklerde incelme ile kırık riskinin artması ile karakterize edilen bir hastalıktır.

Selenyumun canlı organizmalar için çok önemli biyolojik rolü vardır. E vitamini ile birlikte bağışıklık sistemini güçlendirir. Glutatiyon peroksidaz enziminin yapısında yer almakta, bu enzimde hücrelerde hidrojen peroksit ve organik peroksitlerin birikmesini engelleyerek kanser oluşumuna karşı vücudu korumaktadır(Zintzen,1978). Kuşburnu, sumak, baklagiller, kabak ve cevizde fazla miktarda bulunur. Selenyum eksikliğinde kardiyovasküler, kanser, deri hastalıkları, bazı hormon metabolizmaları ve üreme ile ilgili rahatsızlıklar görülür(Gülahmedov ve Halilova,1974).

Kobalt,  B12 vitamininin yapı maddesidir. Hemoglobinin oluşmasında çok büyük rolü vardır. Araştırmalarda endemik guatr hastalığına yakalanan insanların olduğu bölgelerin toprak ve sularında kobalt elementinin çok yüksek miktarda olduğu tespit edilmiştir . Ayrıca iyotlaşma reaksiyonunda kobalt katalizör görevi yapan elementtir. Tiroid hormonunun oluşmasında kobalt elementinin doğrudan rolü vardır. Kobalt elementinin yetersizliği veya aşırı fazlalığı, iyotun eksikliğine neden olmakta,  endemik guatr hastalığı oluşmasına yol açmaktadır( Halilova, 2004). 

Bor, kalsiyum ve D vitamini olmak üzere vücuttaki minerallerin düzenlenmesinde rol oynamaktadır. Kalsiyum ve magnezyum yıkımını önleyerek kemik yapısını koruyabilmektedir. Yetersizliğinde kemik erimesi ve kırılmasına yol açar(Aras ve ark., 1976).

Arsenik sinir sistemi, mide-bağırsak ve cilt dokularına zarar verir. Yüksek miktarda solunması durumunda akciğer ve solunum yollarına zarar verir(Helvacı, 2005).

Kadmiyum havadan solunarak, kadmiyum bulaşmış yiyeceklerin yenmesiyle, sigara dumanıyla, kadminyumla kirlenmiş suların içilmesiyle vücuda alınır. Hava, su ve besin yoluyla düşük düzeyde kadminyuma uzun süre maruz kalındığında kadmiyum böbreklerde birikir, böbrek hastalığına neden olur.

Krom bileşiklerinin tümü fazla miktarda alındığında toksit olabilir. Krom IV, krom IIIe göre daha toksittir. Yüksek miktarda alınması burun, akciğer, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Özel bir tadı ve kokusu olmayan mavimsi gri renkli bir metal olan kurşun, vücuda havadan solunarak, içme suları ve besinlerle ve sigara dumanından alınabilir. Kurşun tüm organ ve dokuları ekleyebilmektedir. Böbrek ve bağışıklık sisteminde hasara neden olur(Underwood, 1977).

Civa, hava, toprak ve su da bulunabilir. Solunum ve sindirim yoluyla vücuda alınan civa sinir sistemi üzerinde oldukça etkilidir. Yapılan çalışmalarda kansere neden olduğu bulunmuştur. Civa kan ve idrarda ölçülebilir. Saçta da tesbit edilebilir.

   İyot insan sağlığı için oldukça önemlidir. İyot esas olarak hücrelerde oksidasyon ve redüksiyon olaylarında rol oynar. Günde gerekli iyot miktarı 100-200 mg dir. İyodun yetersizliği tiroit bezleri fonksiyonlarının değişmesine neden olur. Tiroit bezleri büyür, guatr hastalığı ortaya çıkar.

Fosfor kemik ve dişlerdeki kalsiyum tuz-larında yer alan önemli bir elementtir. Vücuttaki fosforun %90ı kemik ve dişlerde fosfat iyonu şeklinde bulunur(Murray, 1994).

Demir, kobalt ve bakır elementlerinin eksikliği, ülser hastalığına yol açar. Ayrıca bakır elementinin az olması tüberküloz hastalığına neden olur. Saçların erken ağarması, deri elastikliğinin kaybolması bu elementin eksikliğindendir. Bu elementin fazla olması arteroskleroza(damar sertleşmesi) ve katarakta neden olur. Araştırmalarda şeker hastalarında bakır elementinin çok az miktarda bu-lunması hastalığın ortaya çıkışında önemli rol oynadığını ortaya çıkarmıştır(Snover,2000).

Canlılar için önemli elementlerden biri de mangandır. Güçlü bir oksitleyici olan permanganat (MnO4) eczacılık çalışmalarında kullanılmaktadır. Araştırmalarda mangan, çinko, krom ve vanadyum elementleri lipidin parçalanmasını olumlu etkilemekte, arterosklerozun oluşumunu engellemektedir. Alınan besinlerde mangan elementinin miktarının çok fazla olması tiroid bezindeki iyot bileşiklerinin sentezi engellemektedir (Diplock,1991).

Sonuç

Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük yaşamımızda uygulamamız gereken kolay ve küçük çabalardan oluşur. Metabolizmamız için hayati öneme sahip olan element-lerin biyoyarayışlılığı birçok faktörlerden etkilenmektedir. Dolayısıyla beslenme alışkanlıklarının optimum yarar sağlayacak biçim-de düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

 

 



Diğer Hastalıklar - Tıkla

 

  0 542 252 70 62
  0 532 402 77 44

0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
    

0 532 790 41 90  Şikayetleriniz
0 532 402 77 66  Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi



 

Madeni Maddeler Yazıları Bilgi Amaçlıdır. Madeni Maddeler Bilgileri İlaç ve Doktor Yerine Tedavi Etmez.