|
Romatizma
Bilgileri Burda

Romatizma - Romatoid Artrit
Romatizma Nedir
Romatizma; kas, kemik ve eklem
civarlarında zehirlerin var olmasıdır.
Romatizma Tedavisi
Doktorunuz Bilir.
Romatizma Belirtileri
Romatizma, zamanla vücutta dolaşmaya başlar.
Sık sık sebepsiz
ağrılar doğurur.
Şişlik ve şekil bozukluğu olarak da kendini
gösterir.
Kaç Tip
Romatizma Vardır?
Temel
olarak 2 tip romatizma vardır:
1-
İltihabı olanlar
2-
İltihabı olmayanlar.
1-
İltihabı olanlar: Romatizmal iltihap 3 çeşittir:
a)
Mikropların eklemde oturmasıyla ortaya çıkan mikrobik
romatizmalar: Stafilokok, streptokok ve tüberküloz basili
gibi çeşitli mikroplar bu romatizmaya neden olur.
b)
Bağışıklık sisteminin bozuk oluşu sonucu gelişen mikropsuz
iltihap: Bu tip iltihabın neden olduğu romatizmaların en
önemlileri romatoid artrit (RA), ankilozan spondilit (AS) ve
yaygın bağ doku iltihabı yapan hastalıklar (kollajen
hastalıklar)'dır. Bu son grubun en iyi bilinen örneği de
sistemik lupus eritematozus (SLE)'dur.
c) Diğer
bir iltihap tipi de başta ürik asit olmak üzere diğer
kristallerin eklemlerde ve çeşitli dokularda oturarak
yaptığı tahriş sonucu ortaya çıkan iltihaptır. Gut ve
yalancı gut hastalığında bu tip iltihap vardır.
2-
İltihabı olmayan romatizmalar: Bu romatizmaların en önemlisi
artroz (kireçlenme)'dur. Artrozda eklemde iltihap yoktur.
Buna karşılık aşınma vardır. Eklemin içindeki kıkırdak
incelir ve kaybolur, eklemlerin kenarlarında kemik
çıkıntıları oluşur. Travmalar (kaza, darbe) mekanik
nedenler, metabolik ve psikolojik bozukluklar iltihabı
olmayan romatizmaların en önemli nedenleridir.
Sık
Görülen Romatizmal Hastalıklar Şunlardır
*
Artroz (Kireçlenme)
*
Yumuşak doku romatizmaları (Fibromyalji, bel, boyun
ağrıları)
*
Romatoid artrit
*
Spondiloartropatiler ve ankilozan spondilit
*
Vaskülitler ve Behçet hastalığı
* Gut
Hastalığı
*
Ailevi Akdeniz ateşi
* Akut
eklem romatizması
*
Reaktif artritler
*
Kristal artritleri
*
İnfeksiyöz artritler
* Bağ
dokusu hastalıkları; SLE, polimiyozit- dermatomiyozit,
skleroderma, mixt bağ dokusu hastalığı
*
Juvenil artrit
*
Bursitis, tendinitis
Artrit ve
Romatizmanın Bulguları Nelerdir?
Bulgular
büyük oranda sizin sahip olduğunuz artrit veya romatizmanın
çeşidine bağlı olarak değişmektedir. Bununla beraber
genellikle aşağıdaki bulgular sizin artrit veya romatizmaya
sahip olduğunuzu düşündürebilir:
* Bir
veya daha fazla eklemde şişlik,
*
Eklemler etrafında katılık,
*
Eklemlerde kızarıklık ve sıcaklık artışı,
*
Eklemlerde sürekli veya tekrarlayan ağrı
*
Eklemi hareket ettirmede veya kullanmada zorluk.
Vücuttaki
herhangi bir eklem etkilenebileceği gibi en çok dizler,
parmaklar ve kalçalar tutulurlar. Eğer RA'niz var ise hafif
derecede ateş, iştah kaybı ve halsizliğiniz de olabilir.
Artrit bulguları sabahları, bazen soğuk ve nemli havalarda
kötüleşmeye meyillidir.
Artrtit ve
Romatizmanın Nedeni Nedir?
Romatizmal
hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni
bilinmemektedir. Çoğunlukla bulaşıcı-mikrobik değildir.
Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem
taşır.
Artrit ve
Romatizmaya Yakalanma Riskim Nedir?
Herhangi
bir yaştaki, cinsiyetteki ve ırkdaki kişi romatizmal
hastalığa yakalanabilir. Bilim adamları tam olarak neden
ortaya çıktığı konusunda bilgiye sahip değillerdir. Bununla
beraber aşağıdaki durumlarda daha fazla riske sahipsiniz:
*
Kadın olmak,
*
Ailenizde romatizmalı bir bireyin bulunması,
*
Spora veya işinizle ilgili aktivitelerden dolayı
tekrarlayan yaralanmalara maruz kalmanız.
Artrit ve
Romatizma'ya Yakalanmayı Önleyebilir miyim?
Artrit ve
romatizmaya yakalanmayı önleyemezsiniz ama sağlıklı
beslenmeli ve düzenli egzersiz yapmalısınız. Bu kilo
almanızı engelleyecek ve dolayısı ile eklemlerinize aşırı
yük binmemiş olacakdır. Ayrıca damar yapısını bozan sigara
kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi romatizmalı
hastalar için yararlıdır.
Artrit ve
Romatizma Nasıl Teşhis Edilir?
Doktorunuz
şikayetleriniz ve hikayenizden artrit veya romatizmadan
şüphelenecektir. Birçok kişide eklemlerin fizik muayenesi
"özellikle büyük eklemler etkilenmişse�ile
de teşhis konulabilir. Ne çeşit bir artrite sahip olduğunuzu
ortaya koymak için kan testleri gerekebilir. Genellikle
etkilenmiş bölgenin radyografi ile görüntülenmesi tanının
doğrulanmasında yardımcı olacakdır.
Artrit ve
Romatizma Bulgularım Olduğunda Kime Başvurabilirim?
100 yılı
aşkın süredir ülkemizde romatizmal hastalıkların tedavisini
başarı ile yapan, deneyim sahibi Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon (FTR) uzmanlarına başvurabileceğiniz gibi,
şikayetlerinizin niteliği ve yerine göre Romatoloji ve
Ortopedi uzmanına da başvurabilirsiniz.
Artrit ve
Romatizma Nasıl Tedavi Edilir?
Çoğu
artritin tamamıyla hastalığı geçirici bir tedavisi yoktur,
bununla beraber normal olarak hayatın sürdürülebilmesine
yardımcı çok sayıda tedavi seçeneği mevcuttur. Size
verilecek olan tedavi sahip olduğunuz artritin çeşidine ve
şikayetlerinizin ciddiyetine göre değişecekdir. Bazı
kişilerde sadece günlük basit bir egzersiz programı ağrıları
hafifletip, eklem harekletlerini artırır. Eğer tenisçi
dirseği veya bel ağrısı gibi yumuşak doku romatizmanız var
ise ağrınız kısa süreli olabilir ve herhangi bir tedaviye
gereksinim duymadan geçebilir.
Eğer
eklemleriniz çok ağrılı ise eklem etrafındaki ağrıyı
hafifletmek, yangıyı azaltmak için çok çeşitli ilaçlar
mevcuttur. Bu ilaçları 3 kategoride toplayabiliriz:
1-Analjezikler (Ağrı kesiciler) (Parasetamol vb)
2- Steroid
Olmayan Anti İnflamatuar İlaçlar (İbufen ve Aspirin vb): Bu
ilaçlar genellikle birkaç saat içinde etkili olup ağrı ve
yangıyı etkili bir şekilde azaltırlar. Eğer uzun dönem
alınılırlarsa mide problemlerine yol açabilirler.
3-Steroidler (Kortizon): Tablet şeklinde ağızdan
alınabilirler veya direkt enjektabl formları etkilenen
ekleme uygulanabilir. Uzun dönem alınılırlarsa ciddi yan
etkileri olabilir bu nedenle genellikle ciddi artritlerin
kontrol altına alınmasında kullanılır.
Eğer
RA'niz varsa hastalığınızın ilerlemesini önlemek ve yangıyı
azaltmak için size Hastalık Modifiye Edici İlaçlar
verilebilir.
Eğer
artrit teşhisi konmuşsa düzenli egzersiz yapmanız ve
doktorunuza hangi tip egzersizin daha uygun olacağını
sormanız önemlidir. Yüzme genellikle artritli hastalar için
en ideal egzersizdir. Hastalığnızın özelliğine göre FTR
uzmanının denetiminde fizik tedavi ajanlarından da
faydalanabilirsiniz. Genel olarak iltihaplı eklem
romatizmalarına kaplıca ve sıcak tedavi iyi gelmezken,
kireçlenmeler, yumuşak doku romatizmalarında faydası vardır.
Kaplıcaya gitmeye karar vermeden önce mutlaka FTR uzmanı ile
görüşünüz.
Kalıcı
mıdır ?
Romatizma
zaten vücudun içinde yaşayan ikinci bir varlık gibidir.
Çünkü immünolojik bir durumdur. Her insanda romatoid etken
vardır. Bu etken hiçbir zaman ne ilaç kullanmakla, ne
değişik tedavi metodlarıyla, ne akupunktur tedavisiyle yok
olur. İstediğiniz ilacı kullanın, akupunktur da dahil
istediğiniz tedaviyi yaptırın, hiçbir zaman hayat boyu yok
olmaz.
Romatizma
faktörü, kalp gibi, böbrek gibi, karaciğer gibi vücudun
ayrılmaz bir parçasıdır.
Kimlerde
görülür ?
Romatoid
artrit, genellikle 25 – 50 yaş arasındaki bayanlarda
görülür.
Kırk
yaşından sonra daha sıklıkla görülür. Topluma
oranladığımızda her yüz kişiden iki kişide görülebilir.
Diğer bir deyişle, bir milyar dörtyüzbin kişiden beşyüz bin
kişide bu durum açığa çıkmış ise, kalan diğer ksımda bu
durum fibro miyalji olarak, kireçlenme vb. olarak dile
getirilir.
Neden
herkeste ortaya çıkmaz ?
Bunun
nedeni kişinin bağışıklık sisteminin güçlü oluşudur. Örneğin
kişi,
-Genç iken
vücut direnci iyidir. Bağışıklık sistemi kuvvetlidir.
-Herhangi
bir sebeple çok ilaç kullanıp bağışıklık sistemi
zayıflamamıştır.
-Doğal
yollardan ekolojik gıdalarla beslenmiştir.
-Yediği
içtiği gıdalarda kimyasal katkı maddeleri yoktur ya da çok
azdır.
-Aldığı
gıdalarda kanserojen maddeler bulunmaz.
-Çok
streli ve anormal dereceli iş ortamında çalışmıyordur.
Bu şekilde
vücudunu ve immün sistemini iyi koruyan kişilerde romatizma
faktörü meydana gelmez. Romotid etken yine vücutta vardır
ama belirti vermez. Adeta fırsat kollar. Ne zamanki yaşlanma
gibi ya da yukarıdaki yaşama tarzında bir vesileyle
zayıflama olur, işte o zaman “Ben buradayım” diyerek ortaya
çıkıverir.
Hastalığın
iki dönemi vardır.
Hastalığın
“aktif” ve “inaktif” diye bilinen iki dönemi vardır. Bu iki
dönemi bildiğimiz bir olguyla anlatmaya çalışalım. Örneğin
“deprem” dediğimiz doğa olayını ele alalım. Depremin olduğu
an aktif andır. Bir hareketlilik başlar. Her taraf sallanır.
Bir süre sonra derpem durur. Aktif bölüm bitmiştir. Deprem
durduğunda ortaya binaların yıkıntısı ve darmadığın olmuş
bir görüntü kalır. Bu görüntü ise inaktif durumdur. İnaktif
duruma ise aktif durum sebep olmuştur. Bu durumu romatoid
etken için ele aldığımızda vücudumuzda rahatsızlık şöyle
gelişir:
Aktif
dönem
Akit
dönemde, kişinin vücudunda genel bir ısı artışı olur. Bu
artış ile birlikte eklemlerde belirli şişilikler yani ödem
meydana gelir. Bu şişlikler belirli süre sonra yavaş yavaş
ortadan kalkar. Aktif bölüm sona ermeye başlamıştır. İnaktif
bölüm başlamıştır. Aktif dönem vücutta harabiyetin, şekil
bozukluklarının ortaya çıkması için hareketliliğin olduğu
dönemdir.
İnaktif
dönem
İnaktif
dönem, bozuklukların görüldüğü dönemdir. “İnaktif dönem”
dediğimiz dönemde, mafsallarda deformite adını verdiğimiz
bazı şekil bozuklukları meydana gelir. Bu bozukluklar
vücutta şekilenmeye başlar.
-El
bileklerinde, parmaklarda büyüme iliği deformitesi,
-Kuğu
boyun deformitesi,
-El
bileğinde çarpıklık deformiteleri oluşması,
-Dizin tam
açılamaması, ya da tam kapanamaması,
-Dizde
şişliklerin kalıcı hale gelmesi. Kalıp şeklinde bir
kireçleme dokusu meydana gelmesi söz konusu olur.
Sebepleri
nelerdir ?
Fibromiyaljideki sebeplerin hepsi burada da geçerlidir.
(Bkz. Fibromiyalji)
İlave
olarak, şunları sıralayabiliriz.
Kişi çok
genç yaşta birtakım rahatsızlıklar geçirmiş olabilir.
Birtakım
eklem ağrıları, boyun ağrıları yaşamış olabilir.
İklim
değişikliklerinden etkilenebilir.
Belirtileri nelerdir ?
Şikayetler, halsizlik, iştah ve kilo kaybı gibi genel
belirtilerle başlar.
Aylar
sonra sabah uyuşukluğu gibi şikayetler belirir.
Dizle ayak
bileği arasındaki baldır bölgesinde, inceden inceye bir sızı
başlar.
Bağırsakta
gaz olur.
Midede
şişkinlik olduğu zaman sırtında bir yük hisseder.
Sabahleyin
zor uyanır. Uyandığında dinlenememiş hissi vardır.
Yıllar
süren kronik yorgunluk sendromları yaşanır.
Parmak
eklemleri gibi küçük eklemlerde ve çoğunlukla el sırtında
şişme, ağrı ve hareket azlığı olur.
Deri
altında bu hastalığa özgü olan nohut büyüklüğünde kitleler
gelişebilir.
Bir süre
sonra bu eklemlerde kalıcı şekil bozuklukları ortaya çıkar.
Bu
şikayetler büyük eklemlere doğru ilerlemeye başlar.
Genellikle
tek taraflı olmak üzere diz ve omuz eklemlerini tutarak
buralarda şişme, ağrı ve hareket kısıtlığına yol açar.
Bunlar
romatoid artrit öncesi ve ilermesi sonucu olaşan
belirtilerdir.
Teşhisteki
zorluk
Romatoid
artritin teşhisi altıncı vaka dediğimiz şekil
bozukluklarının meydana gelmesinden önce, klinik tetkiklerde
pek tespit edilemez.
Bu dönemde
yapılan tetkiklerde, kan testlerinde, diğer incelenen
tetkiklerde % 80 olayında romatoid artrit bulguları
bulunamaz.
Sınırda
romatoid artrit durumu vardır. Yani bu tetkikler bir süre
sonra yapılsa ortaya çıkabilecek iken, sınırda olunca
tetkikle ortaya çıkmaz. İşte burada hastayı yakından
tanımanın, hastanın şikayetlerini önceye dönük iyi
dinlemenin ve hekim olarak tecrübenin çok önemli rolü
vardır.
Çünkü bu
sınırdaki dönemde ellerde şişlik yoktur. İltihap yoktur.
Ateş yoktur. Şekil bozukluğu yoktur. Ama buna rağmen
yukarıdaki belirtiler varsa hasta zaten bu deformasyona
adaydır. Deformasyon olmadan önce, 100 kişiden 70’inde
yapılan tetkiklerdeki pozitif sonuç hekimi yanıltmamalıdır.
Eğer bu
sınırdaki şahsa ilave olarak bir de akupunkturel teşhisle
yaklaşılırsa şahsın imminülojik bir rahatsızlığı olduğu
derhal belirlenir.
Ve vücutta
zaten potansiyel olarak var olan rahatsızlığın sınırda
olduğu tespit edilir. Açığa çıkmaması için immün sistemi
kuvvetlendirilir. Hasta altıncı safhaya gelmeden
rahatlatılmış olur.
Koruyucu
önlemler ve akupunktur tedavisi
Hafızamızda yer alan klişe bir söz vardır:
“Kanserden
korkma geç kalmaktan kork!”
Bu sözü
romatoid artrit için şöyle belirleyebiliriz:
“Romatoid
artritten kurtulmaya değil, romatoid artrit olmamaya çalış!”
Anlaşılıyor ki romatoid artrit olmamak için vücudun
direncinin ve bağışıklık sisteminin bozulmamasına özen
göstermek gerekiyor.
Bunun için
ne yapabiliriz?
Doğal ve
ekolojik gıdalarla beslenmeliyiz. Abur cubur ayakta ve acele
yemekten sakınmalıyız.
Giyimlerimizde vücudumuzu sarıp sıkmayacak, hava almamızı
engellemeyecek tarzda bol ve pamuklu, bayanlar için ipekli
de olabilir türde giysiler giymeliyiz.
Ayak
tabanlarını zorlayacak derecede yüksek topuklu ayakkabılar
giymemeliyiz.
Ani
hareketlerle eklemlerimizi zorlayacak pozisyonlardan
sakınmalıyız.
Okulda
duruş ve oturuş bozukluklarına karşı eğitim almalı ve
vermeliyiz.
Vücutta
biriken elektriğin zemine boşaltılmasını engelleyecek tarzda
altı lastik ayakkabılardan uzak durmalıyız. Bunlar vücutta
durağan stres dediğimiz birikimlere sebep olur.
Bu ve
benzeri önlemlere ilaveten, yılda bir kez 15 – 20 seans
akupunktur tedavisi en iyi koruyucu yöntemdir.
En etkin
koruyucu tedavi : Akupunktur
Ne
demiştik? Romatoid artirt olmadan önce korunmaya bak!
Korunmadan
amaç neydi?
Vücudun
bağışıklık sistemini, immün sistemini güçlendirmek.
Peki
akupunkturun en önemli özelliğinin bu sistemleri
güçlendirmek olduğunu hâlâ bilmiyor musunuz?
Evet
akupunktur, vücuttaki denge sistemini koruyan en etkin
tedavi metodudur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Vücudun
tüm organizmasını canlandırır,
Vücut dinç
ve zinde kalır.
Öyle
olunca da, kendini her türlü deformasyona karşı korumuş
olur.
Akupunktur
tedavisi olan kimseler eğer sınırda romatoid artrit ise bu
sürenin ileri gitmesi % 80 – 90 önlenmiş olur. Tıpkı sınırda
behçet, sınırda şeker hastalarında olduğu gibi, sınırda
romatoid artrit hastaları da % 90 şikayetten kurtulur.
Eğer henüz
aktif durum yoksa, böyle bir tehlikeye karşı koruyucu tebdir
alınmış olur.
Eğer
inaktif dönemde tedavi olunursa, akupunkturun ödem dağıtıcı
özelliği sayesinde, ciddi süreli bir tedavi sayesinde
vücuttaki şişliklerin yavaş yavaş düzelmesi sağlanır.
Bağışıklık sistemi dengeye alınır. İmmün sistemi
güçlendirilir.
Akupunktur
vücudu bir bütün olarak ele alır.
Romatoid
artritli hastanın romatoid faktörden kaynaklanan
rahatsızlığı mı var? Hayır! Her hasta böyle olmayabilir.
Diyelim ki romatoid hastası ama hastaya tüm bu
rahatsızlıkları için ilaç verilecek. Peki hasta ne yapacak?
Bunca ilacın yan etkisiyle perişan olmayacak mı? Vücut bir
bakıma zehirlenmeyecek mi? Hastaya tüm bu faktörler hesaba
katılmadan yaklaşılabilinir mi?
Bildiğimiz
tıbbi tedavide hastaya yatak istirahatinin yanı sıra aspirin
ve benzeri ağrı kesiciler veriliyor. Bu ilaçlar belirli
derecede etkili olmakla birlikte yan tesir olarak mideye,
karaciğere, böbreklere müthiş zarar verebiliyor. Buna rağmen
yine de tedavide yetersiz kalındığında maalesef kortizana
başvuruluyor. Bu da yetmedi mi, daha ileri safhada
bağışıklık sistemini baskılayan kanser tedavisinde
kullanılan ilaçlar veriliyor.
Oysa kişi,
akupunktur ile tedavi olmaya başladığında ne oluyor?
Öncelikle,
kullanmak zorunda kaldığı bu tür ilaçları artık ya hiç
kullanmıyor, veya en az seviyede kullanmak lüksünü
yakalıyor.
Akupunktur
tedavisi sayesinde rahatsızlık bağışıklık sistemini baskı
altına alamıyor.
Vücut
akupunktur tedavisinin yardımıyla, hastalığa direnç gösterip
onun gücüne karşı güçle cevap vermeye başlıyor.
Akupunktur
vücudu bir bütün olarak ele alan tedavi yöntemidir.
Dolayısıyla yukarıda saydığımız tüm rahatsızlıklar bir anda
tedavi edilmeye başlıyor.
Yani,
hastanın sadece romatoid artrit tedavisi değil aynı zamanda
var ise, tansiyonu, safra kesesinde tembelliği, karaciğerde
yağlanması, sinüziti, kabızlığı, ülseri hep birden tedaviye
alınmış oluyor.
Basit bir
mantıkla olaya yaklaştığımızda, hastanın kabızlığı
iyileşince yarı yarıya hasta rahatlamış oluyor.
Ülseri
iyileşirse, sinüziti geçerse, alerjisi ortadan kalkarsa
hasta rahatsızlığa karşı daha bir güç kazanmaz mı?
İşte
akupunktur tedavisiyle hasta, hem ilaç kullanarak diğer
organlarını yormamış oluyor hem bağışıklık sistemini
güçlendiriyor.
Bunun
yanında akupunkturun ödem çözücü özelliğiyle vücutta inaktif
dönemde meydana gelmiş olan şekil bozuklukları da yavaş
yavaş düzelmeye başlıyor.
Bu bile
romatoid artritteki müthiş başarı değil de nedir?
Maraş
Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezi olarak onsekiz yıllık
tecrübelerimizle, bu tür şikayetle bize gelen birçok
hastamız kliniğimize tekerlekli sandalyede gelmişken, belli
bir tedavi sonrası yürümeye başlamışlar, ceket giyemeyecek
durumda olanlar bugün otomobillerini kullanır hale
gelmişlerdir.
Bu
akupunkturun en etkin tedavi metodu olduğunun en açık
dedilidir.
Romatoid
artritle birlikte yaşamak
Kişinin
romatoid artritle barışık halde yaşaması mümkün mü?
Elbette
mümkün. Ancak bu konuda hastaya hekimin yardımcı olması
gerekir.
Bunun için
hastanın rahatsızlık öncesinden başlayıp tüm yaşayışı A’ dan
Z’ ye bir hikaye olarak dinlenir.
-Yaşama
standardı
-Alışkanlıkları,
-Hobileri,
-Spor ve
jimnastik türleri,
-İş yeri
durumu,
-İşi gidip
gelirken kullandığı ulaşım araçları,
-Yeme içme
alışkanlıkları,
-Giydiği
kıyafetin sağlık yönünden uygunluğu,
-Giydiği
ayakkabının sağlık yönünden uygunluğu,
Ayrıca
romatoid vakasından başka ne gibi rahatsızlıkları olduğu?
-Alerjik
bünye olup olmadığı?
-Midesinde
herhangi bir problemi olup olmadığı,
-Böbrek,
safra kesesi, karaciğer gibi organlarında rahatsızlık olup
olmadığı,
İmmünolojik düzeninde sorun olup olmadığı,
Tüm bu
sorulara verilen cevaplar rahatsızlığı dengede tutmada veya
ortadan kaldırmada etkileyici faktörlerdir.
Bu
bulgular, normal laboratuar tetkiklerine ilaveten akupunktur
teşhisi ile de elde edilir. Çünkü akupunktur teşhisi birçok
rahatsızlığı henüz laboratuar belirtileri ortaya çıkmadan
teşhis edebilmektedir.
Romatoid
artrit rahatsızlığı olan birini, bazı özel durumlar
haricinde, iyi takip etmeyip, hastalık ileri safhaya
geldikten sonra da ameliyatla buna çözüm aramak hekimin
ayıbıdır. Hekimin hastasıyla ilgisizliği demektir.
Çünkü iyi
takip edilmeyip gerekli önlemler alınmazsa, eklem
yerlerindeki deformasyonun o boyuta geleceği, şekil
bozuklukları olacağı bellidir.
O elin
zamanı geldiğinde fonsikyon yapamayacağı bellidir.
Dolayısıyla rahatsızlık o safhaya gelene kadar bir takım
önlemin alması gerekir. Şekil bozukluğu olduğu zaman,
cerrahi operasyonlar yapılıyor. Bunlar hastaya iyilik değil,
ilgisizlik sonucu meydana gelen ayıbı ortadan kaldırma
telaşıdır. Önemli olan eklem o boyuta getirilmemelidir.
Romatoid Artrit
(Artrit = Eklem iltihabı) en yaygın romatizmal hastalıktır ve daha
fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun % 0,5 inde görülmektedir.
Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanamamıştır, ancak genetik
faktörler ile oto imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı
çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur. Tipik semptomlar
arasında, geceleri ve gündüzleri el parmaklarında, genelde simetrik
olarak, oluşan ağrılar ile sabahları bu eklemlerin 15 dakikadan daha
fazla tutuk ve uyuşuk olmasıdır. Devamında başka eklemlere de
sıçrama gerçekleşir. Eklemler deforme olur. Ender olarak organlara
da sıçrar (gözlere, tükürük ve göz yaşı bezlerine, cilde, kalp ve
akciğerlere).
Teşhisin
konulmasında hastalığın geçmişi ile el ve ayakların röntgen filmleri
belirleyici olmaktadır. Laboratuar değerleri sadece fikir
vermektedir. Hastalığın sebep olacağı zararları engellemek veya
geciktirmek için uygun tedavinin vakit geçirilmeden başlaması
önemlidir. Bu tedavi, temel ilaçlar dediğimiz ilaçlarla (özellikle
Methotrexat) ve gerekirse iltihap önleyici başka ilaçların
kombinasyonu ile yapılmaktadır. Tamamlayıcı olarak fizik tedavi,
Ergoterapi, Hasta jimnastiği ve cerrahi tedavi yardımcı olmaktadır.
Tanımlama
Kronik
Poliartritis olarak da adlandırılan Romatoid Artrit kronik iltihaplı
bir hastalıktır. Bu hastalık ağırlıklı olarak eklemleri etkilemekle
birlikte ender de olsa göz ve cilt gibi iç organları da
etkileyebilmektedir.
Sıklık
Romatoid Artrit
iltihaplı romatizmal hastalıklar içerisinde en sık görülenidir.
Almanya’da nüfusun yaklaşık % 0,5’i bu hastalıktan mustarip. Bu
hastalığın kadınlarda görülmesi erkeklere göre 3:1 oranında daha
fazladır.
Romatoid Artrit
her yaştaki insanda, hatta küçük çocuklarda dahi görülebilmektedir.
Bununla birlikte hastalık daha çok 35 ile 45 yaş arasında ve 60.
yaştan sonra başlamaktadır.
Sebepleri
Romatoid Artritin
oluşumuna neyin sebep olduğu konusu halen kesin olarak çözülmüş
değil. Ancak muhtemelen hastalığın başlangıç sürecinde imun
sistemine (bağışıklık) ait hücreler aktif hale gelerek bir oto
imünite sürecinin başlaması ile kendi vücutlarına karşı savaşa
geçmektedirler. Bu süreç birkaç adımda gerçekleşmektedir:
Ak yuvarların özel
bir şekli olan T-Lenfositleri aktif hale gelir. Belirli yüzey
molekülleri ağır Romatoid Artrit hastalarında daha sıklıkta
görülmektedir. Bu nedenle genetik bir eğilim muhtemeldir.
Hastalığın
oluşumundaki sonraki adımlarda eklem iç zarı (sinovyal zar),
bağışıklık sisteminin neredeyse tüm hücreleri ile bağ dokusunun
sinovyal hücreleri dahil olmak üzere iltihaplanır. Bu iltihap,
hücreler arasında iletişimi sağlayan bağışıklık sisteminin elçi
maddeleri, yani Sitokinler tarafından yönetilmektedir. Bir verici
hücre etki maddeleri (sitokin) çıkartır. Bu maddeler hedef hücreye
ulaşır. Hedef hücrenin hücre zarında reseptörler bulunur. Sitokin
molekülleri bu reseptörlere kilit - anahtar misali
yanaşabilmektedirler. Böylece hücre içlerine sinyaller gönderilir ve
bu sinyaller hedef hücrenin belirli bir cevapta bulunmasına neden
olurlar. Romatoid Artritin oluşumunda en önemli sitokinler Tümör
Nekrose Faktörü - alpha (TNF - alpha) ve İnterlökin - 1 (IL-1)
sayılmaktadır.
Sitokinlerin
etkisi ile Sinovyalden yumru şeklinde bir doku oluşur. Pannüs
denilen bu doku belli bir süre sonra kıkırdak, kemik, tutucu
aparatlar ile söz konusu ekleme ait diğer yapıları bozmaktadır. Bu
yıkıcı iltihab sürecinin sorumlusu olarak TNF-alpha görülmektedir.
Bu mekanizmayı çözmek için yeni bir tedavi katkısı, TNF-alpha’ nın
hedef alınarak antikorlar veya çözünebilir TNF-reseptörleri ile
bloke edilmesidir.
Interlökin-1
(IL-1) kıkırdak dokusunun bozulmasını teşvik eder ve kemik yapısını
bozan hücreleri, yani Osteoklastları, aktif hale getirir. Bu etki
organizmada normal olarak IL-1 reseptör antagonisti IL-1Ra
tarafından düzeltilmektedir. IL-1Ra, hücre zarındaki reseptörleri
karşıt oyuncular ile, yani Reseptör antagonistleri ile bloke ederek
hedef hücrenin cevap (tepki) vermesini engeller. IL-1Ra, reseptörün
kilidine uygun ama "kör" bir anahtar sunar. IL-1’ in yanaşabileceği
kilitler böylece bloke edilmiş olurlar. Hücre içerisine bir sinyal
verilmemiş olur. Hücrenin korkunç cevabı gelmez. Romatoid Artrit
hastalığında, yeterli sayıda IL-1 reseptör antagonisti
bulunmadığından, bu denge bozulmuştur.
Tipik Belirtiler:
Geceleri ve
sabahları eklem ağrıları
Sabahları 15
dakikayı geçen eklem tutulmaları
Eklemlerin
şişmesi, tipik olarak parmakların dip ve orta eklemlerinde
Yorgunluk ve
takatsizlikle birlikte genel olarak kendini hasta hissetme.
İlk devrelerde
bazen sadece az sayıda eklem etkilense de neredeyse her zaman belli
bir süre sonra poliartritis dediğimiz vücudun çok sayıda küçük ve
büyük ekleminin iltihaplanması gerçekleşir. Bu daha çok el ve parmak
eklemlerinde görülür. Baş - boyun eklemi dışında Omurga hemen hemen
hiç etkilenmez.
Hastalık seyrinin
devamında eklemlerde aşağıda tarif edilen değişiklikler gelişebilir:
Parmakların dışa
kayması
Parmak ucunun
aşağıya katlanması
Parmak kemiğinin
yukarıya çıkıntı yapması
Eklemlerin dış
tarafında lastik benzeri düğümlerin gelişmesi
Ancak sadece
eklemler değil başka organlar da etkilenmiş olabilir.
Organların
etkilenmesi aşağıdaki şekillerde görülebilir:
Akciğer
Akciğerde bağ
dokusunun çoğalması (akciğer fibrozu) veya göğüs zarı iltihabı
(Plevrit)
Kalp
Perikard iltihabı
(Pericarditis)
Gözler
Göz duvarlarında
değişik katmanların iltihaplanması (Skleritis ve Episkleritis)
ekstrem durumlarda gözün delinmesi (ör. bir Ulcus cornae sonucu)
Cilt
Romatizma
düğümleri veya kılcal damar iltihabı (Vaskulitis) özellikle alt
baldır ile ayak sırtında.
Tükürük ve göz
yaşı bezleri
Ağız ve gözde
kuruluk belirtili kronik iltihap (Sicca-Syndrom
TEŞHİS:
Romatoid Artrit
hastalığının teşhisi her zaman bir çok bulguya dayanılarak konulur:
Belirtiler, vücudun muayenesi, laboratuar verileri ve röntgen
tetkikleri.
Kan değerlerinin
tipik değişimleri aşağıda verilmiştir:
Kan çökelme hızı
(BSG) ve C-Reaktif-Protein (CRP) gibi iltihap değerlerinin
yükselmesi
Romatizma
Faktörünün tespiti (değişik antikorlar)
Hemoglobin
değerinde düşmeyle birlikte İltihap anemisi
Ancak dikkat
edilmesi gereken bir husus, Romatoid Artrit hastalarının sadece
yaklaşık % 80 kadarında romatizma faktörünün tespit edilebilmesi ve
romatizma faktörünün bazı başka hastalıklarda ve hatta sağlıklı
insanlarda da bulunabilir olmasıdır. Bu nedenle çok fazla spesifik
olmamaktadır.
Romatoid Artrit
hastalığının eklem bozucu sürecine bağlı olarak genelde bir kaç yıl
sonra eklemlerin röntgen filmlerinde tipik değişimler görülebilir:
Ekleme yakın
Osteoporoz = ekleme yakın kemikte kireç tuzu eksikliği (erken
işaret)
Erozyonlar = eklem
yüzeyinin dış kenarında fare ısırığını andıran kemik hasarları
Baş-boyun
ekleminin de etkilendiği, boyun omurgasında omurların kayması
Vaktinde tipik
değişiklikleri tanımlayabilmek için el ve ayakların röntgen filmleri
özellikle faydalı olmaktadır.
Teşhisi
standartlaştırmak için American College of Rheumatology (ACR) 1987
yılında aşağıdaki teşhis kriterlerini belirlemiştir.
Romatoid Artrit
için ACR-Kriterleri
Eklemlerin sabah
tutukluluğu (süresi: en az bir saat) > altı hafta
Üç veya daha fazla
eklem bölgesinde dokunularak hissedilebilir şişlikler > altı hafta
El veya parmak
eklemlerinde artrit > altı hafta
Simetrik Artrit
(aynı zamanda her iki eklem bölgesinde) > altı hafta
Romatizma düğümü
Kanda romatizma
faktörünün bulunması
Tipik röntgen
değişiklikleri (eklem yakınında Osteopeni ve/veya erozyon)
Romatoid Artrit
teşhisi için bu 7 kriterden en az 4 tanesinin söz konusu olması
gerekmektedir.
TEDAVİ:
Bir Romatoid
Artrit hastasının tedavisi büyük tecrübe gerektirmektedir, ayrıca
romatolog, ortopedist, hasta jimnastikçisi ve bir ergo terapistin
disiplinli bir iş birliği içerisinde çalışmaları gerekir. Takip eden
tedavi yolları mevcuttur:
İlaçla tedavi
- En kullanışlı
temel ilaçlar
- Eklemlere
Kortizonlu preparatların enjeksiyonu
- NSAR
- Biyolojikler
Hasta jimnastiği
- Bireysel ve grup
jimnastiği
- Kuru terapi ve
hareket banyosu
Fizik tedavi
- Sıcak ve Soğuk
uygulaması
- Masaj
- Elektro terapi
Ergo terapi ve
Rehabilitasyon
- Eklem koruma
eğitimi
- Evde, işte ve
serbest zamanda, genel olarak günlük hayatta uyum
- Yardımcı madde
tedariki
Psikolojik
önlemler
- Gevşeme eğitimi
- psikolojik
olarak ağrıyı yenme
- Ruhsal destek ve
refakat
Cerrahi tedavi
(Synovektomi ve rekonstrüktif cerrahi)
- örn. Eklemlerin
bozuk durması veya fonksiyon kaybında düzeltici operasyonlar.
- Suni eklem
uygulaması
İlaç tedavisi
Romatoid Artrit'in
eklem bozucu sürecine engel olmak için sürekli ve yeterli ilaç
tedavisi uygulanmalıdır. Buradaki amaç, eklemlerdeki iltihabı mümkün
olduğunca kontrol altında tutmaktır.
Burada
vazgeçilemez ilaçlar arasında temel ilaçlar dediğimiz ilaçlar veya
disease-modifying antirheumatic drugs (DMARD) dediğimiz ilaçlar
önemli bir rol oynamaktadır. Bu ilaçlar hastalığın seyrini olumlu
yönde etkileyebilirler. Aktif olan her Romatoid Artrit en az bir
veya daha fazla temel ilaçla tedavi edilmelidir.
a) En kullanışlı
temel ilaçlar
Methotrexat
Sulfasalazin
Hydroxychloroquin
Chloroquin
Aurothioglukose
(enjekte edilebilen altın)
Auranofin (oral
altın)
Azathioprin
Cyclosporin A
Leflunomid
Temel ilaçlar
arasında yüksek etkisi ve kabul edilebilir yan etkileriyle
Methotrexat özel bir yer almaktadı. Methotrexat, esasen daha yüksek
dozlarda kullanıldığı kanser tedavisinden gelmektedir. Methotrexat
genelde ilk seçilen temel tedavi ilacıdır. Tablet halinde
verilebildiği gibi enjeksiyon (kas içine, damara ve subkutan) olarak
da verilebilmektedir.
Tüm temel ilaçlar
belirli bir sürede etkilerini gösterebilirler. Genelde bu süre 4
hafta (Methotrexat, Leflunomid) ile 6 ay (enjekte edilebilir altın)
arasındadır.
Sadece bir temel
ilaca yetersiz düzeyde tepki alınıyorsa değişik ilaçlar aralarında
kombine edilmelidir. Büyük araştırmalarda tercih edilen bir
kombinasyon Methotrexat ile Cyclosporin A veya Hydroxychloroquin
plus Sulfasalazin ile olanıdır.
b) Eklemlere
Kortizon preperatlarının enjekte edilmesi
Romatoid Artrit
tedavisinde diğer bir ana direk olarak kortizonlu preperatlar
gösterilebilir. (Glukokortikoidler). İltihaba karşı etkileri çabuk
olduğundan hastaların şikayetlerini hızla azaltmaktadır. Düşük dozlu
uzun süreli tedavide eklem bozulmasında ki ilerleme yavaşlamaktadır.
Ne yazık ki Glukokortikoidlerle yapılan uzun süreli veya yüksek
dozlu tedavilerde yan etkiler meydana gelmektedir, örn. Osteporoz.
c) Steroidal
olmayan anti romatik (NSAR)
Örneğin Diclofenac
ya da Indometacin gibi anti iltihap etkili ağrı kesicilerdir. Ortak
eki prensibi olarak Prostaglandin üretimi için gereli olan
Cyclooxygenase (COX) enzimini azaltırlar. Ağrı kesici etkileri iyi
olduğundan Romatoid Artrit hastalığında kullanımına devam
edilmektedir. Sık rastlanan bir yan etki mide ve onikiparmak
bağırsağı ülserinin oluşumunu desteklemesidir. Bu durum özellikle
ilaçlar Glukokortikoidlerle birlikte alındığında ortaya çıkabilir.
NSAR'ın bir diğer sınıfı Cyclooxygenase-2(COX-2)-
engelleyicileridir. Bunlar sadece iltihap durumunda meydana gelen
Prostaglandin üretimini bloke ederken, mide zarının koruması için
gerekli olan Prostaglandini bloke etmezler.
d) Biyolojikler
Romatoid Artrit
hastalığında iki sitokin özellikle önemli bir rol oynarlar:
İnterlökin - 1 (IL-1) ve tümör nekrose faktörü - alpha (TNF -
alpha). Her ikisi de bağışıklık sisteminin hücreleri tarafından
üretilir ve salgılanır. Biyolojikler, iltihabı teşvik eden ve
iltihabı engelleyen faktörler arasındaki dengesizliği kaldırırlar.
Bunlar IL-1 veya TNF-alpha fazlasına karşı etkili olurlar.
KAYNAK:
medicine-worldwide.de
OMUZ KAPANI
HASTALIĞI -TORASİK OUTLET SENDROMU (TOS)
Sıradışı bulgu ve
belirtilerle giden bir hastalıktır. Bu hastalık akla gelmezse tanı
zordur. Bu nedenle tanı çoğunlukla geç konur.
TOS ismini
köprücük kemiği ile 1. kaburganın arasındaki boşluktan alır. Bu dar
geçiş yolu kola giden ana damarlar, ana sinirler ve bazı adeleler
tarafından doldurulur. Ana damarlar göğüs kafesinden, ana sinirler
omurdan ayrılırlar. Bu dar geçişi kullanarak koltuk altından kola
doğru devam ederler. TOS, bu aralıkta veya çıkışında damar ve/veya
sinirlerin basıya uğraması sonucu çıkan rahatsızlıkların bütününe
verilen addır.
TOS yaralanma,
hastalık veya doğuştan anomaliler nedeniyle olabilir. Kötü duruş
pozisyonu, şişmanlık bu hastalık belirtilerini belirginleştirir.
Göğüs kökenli omuz kasları köprücük kemiğini yerinde tutacak kadar
kuvvetli değilse köprücük kemiği aşağı doğru çöker ve damar-sinir
basısına neden olabilir. Doğuştan ekstra kaburga, boyun adeleleri
anormalileride TOS nedeni olabilir. TOS olan hastalarda psikolojik
problemler de sıkça görülür. Bu tür psikolojik problemlerin nedeni
tam anlaşılamamıştır.
Belirtiler ve tanı
Belirtiler hangi
yapıların bası altında kaldığı ile ilgilidir.
Damar basılarında
kola ve ele giden kan miktarı azalır. Buna bağlı olarak o kol ve
elde soğukluk, çabuk üşüme, çabuk yorulma şikayetleri olur.
Muayenede o kolda tansiyon daha düşük, nabız daha hafif alınabilir.
Bu yakınmaların şiddeti bası miktarı ile doğru orantılıdır.
Sinir basılarında
boyun hareketleri ile değişebilen net tanımlanamayan ağrılar olur.
Bu ağrılar boyun omuz kol ve ele yayılabilir. Başüstü aktivitelerde
zorluk olur. Hem damar hem de sinir basısı varsa bulgularda beraber
ve yakınmalar oldukça karışık hale gelir. Hastanın beraberindeki
psikolojik sorunlar nedeniyle genellikle tüm problemleri psikolojik
sanılarak hastalık atlanılabilir.
Doktorunuz TOS
düşündüğü anda bir seri test içeren muayenenizi yapacaktır. Röntgen,
MR , EMG (sinir fonksiyonlarını inceleyen bir test), Dopler
(damarları görüntüleyen ultrosonografik bir tetkik) gibi inceleme
tetkikleri ile hastalığın ciddiyet derecesini tesbit eder.
Cerrahi olmayan
tedavi ve korunma
TOS olan
hastaların büyük kısmı cerrahi olmayan fiztoterapi, ekzersiz, diyet
ve ilaçla tedavi edilebilirler.
Fizyoterapi ile
omuz çevresi kaslarını kuvvetlendirerek köprücük kemiğinin daha iyi
desteklenmesi sağlanarak bası azaltılır.
Antienflamatuar-antiromatizmal ilaçlar ağrının azalmasına yardımcı
olur.
Fazla kilolara
sahipseniz bir diyetisyen gözetiniminde kilolarınızı veriniz. Bu
bölgedeki yağlanma zaten dar olan kanalı daraltan ciddi bir
faktördür.
Omuzunuzu aşırı
kullanmak zorundaysanız işinizi değiştirin.
Duruş ekzersizleri
yapınız. Bu hareketleri günde 2 kez 10 ar tekrar yapınız.
Köşe germe
ekzersizi; Bir duvar köşesine yarım metre uzakta durunuz. Omuz
genişliğinde her bir elinizi bir duvara koyunuz. Köşeye doğru
göğsünüzde bir gerilme hissedene kadar eğiliniz. 5 saniye tutunuz.
Boyun germe; Sol
elinizi başınızın üstüne, sağ elinizi omuzunuzun arkasına koyunuz.
Başınızı boyun sağında gerilme hissedene kadar sola çekiniz. 5
saniye tutunuz.Sonra diğer tarafta tekrarlayınız.
Omuz çevirme;
Omuzlarınızı yukarı, arkaya ve aşağı gererek çeviriniz.
Boyun çekme:
Boynunuzu düz olarak geriye bastırınız.
Bu sırada çene
seviyesini koruyunuz. 5 saniye tutunuz.
Boyun fıtığınız
var veya bu hareketleri yaparken ağrı hissederseniz doktorunuza
danışınız.
Omuz üzerinden
askılı ağır çanta taşımayınız. Bu körücük kemiğini aşağı bastırarak
varolan yakınmalarınızı arttıracaktır.
Cerrahi tedavi
Yukarıdaki
önlemlere rağmen 3 ay içinde belirgin iyileşme bulguları yoksa
doktorunuz cerrahi tedavi önerebilir. TOS nedenine göre cerrahi
tedavi seçilir. İyi bir cerrahi tedavi sonrası tüm yakınmalar
ortadan kalkar.
OMUZ DÖNDÜRÜCÜ
TENDON MANŞETİ (rotator cuf) yırtıkları
Omuz anatomik
olarak çok geniş hareket açıklığı, zayıf eklem teması, bu zayıf
teması desteklemek ve hareket açıklığını sağlamak için yer alan
kıkırdak ve tendon destekleriyle vucudun en karmaşık eklemidir. Bu
eklem ileri yüklenmelere maruz kalır.
40 yaş üzerinde
omuz ağrısı nedenlerinin en önemli nedenlerinden biri rotator cuff
yırtıklarıdır. Rotator cuff, humerus (üst kol kemiği)kemiğinin üst
ucundaki omuz eklemini yapan baş kısmını çepeçevre saran
adele-tendon bir yapıdır. Omuz eklemini yerinde tutar ve omuzun
içe-dışa dönüş hareketlerini yaptırır.
Rotator manşet
yırtığı gençlerde ve sporcularda ani bir harekette oluşan yaralanma
ile oluşabileceği gibi, zaman içinde tekrarlayıcı kolun baş
seviyesinin üzerindeki hareketlerde zamanla gelişebilir.
Belirti ve
bulgular
Başüstü
hareketlerde daha fazla olmak üzere tekrarlayıcı, devamlı omuz
ağrısı.
Gece ağrısı. Bu
ağrı ağrıyan taraf üzerine yatmayı engeller.
Adele güçsüzlüğü.
Özellikle kolu kaldırmaya çalışırken hissedilir.
Omuz hareketleri
sırasında tıkırtılar , klik sesleri gelmesi.
Omuz
hareketlerinde kısıtlılık. Genellikle hastanın ağırlıklı kullandığı
kolunda olur.
Hastalar
rahatsızlığın başlamasına neden olduğunu düşündükleri bir olay
tanımlarlar.
Risk faktörleri
Tekrarlayıcı
başüzeri hareketler. Fırlatma sporları, tavan boyama gibi
Aşırı güç, düşme
gibi
Yaşlanmaya bağlı
dejenerasyon.
Rotator maşetin
bulunduğu aralıkta daralma. (bkz: Omuz Anatomisi)
Rotator manşetin
akromion denilen (bkz: Omuz Anatomisi) çıkıntının altındaki yüzey
tarafından zedelenmesi
Yırtığın tesbiti
Yukarıdaki
bulgulardan herhangi biri mevcutsa zaman geçirmeden doktora
başvurun. Şikayetleriniz, hastalığın gelişme öyküsü ve dikkatli bir
muayene ile önemli ölçüde fikir sahibi olunabilir. Röntgen
incelemesi kemik kaynaklı bulguların tesbitinde yararlıdır. Ancak
rotator manşetin direkt izlenebildiği MR ve ultrasonografi gibi
tetkikler genellikle kesin tanı ve tedavinin planlanması için
gereklidir.
Rotator manşet
yırtıkları parsiyel (tam olmayan) veya tam yırtık biçiminde
olabilir. Tendonun bütün kalınlığınca olmayan parsiyel yırtıklar
cerrahi olmayan tedaviye iyi yanıt verirler. Cerrahi olamayan
tedaviye yanıt vermeyen parsiyel yırtıklar ve tam yırtıklarda
cerrahi tedavi gerekir.
Tedavi seçenekleri
Doktorunuz yırtık
tam değilse (parsiyel yırtık) aşağıdaki cerrahi olmayan tedavi
seçeneklerini önerebilir;
Dinlenme; yırtık
tam değil ve aşırı kullanma nedeniyle gelişmişse yardımcı olabilir.
İlaç; (ağrı ve
ödem giderici ilaçlar) ağrının kontrolünde yardımcıdır.
Kuvvetlendirme ve
germe ekzersizleri; fizyoterapinin ana parçalarından biridir ve
yapılması önerilir.
Kortikosteroid
enjeksiyonu; ağrının giderilmesinde yardımcıdır. Fakat çok sık
tekarlanması tendonu zayıflatıp tam yırtığa neden olabilir.
Ultrason; lokal
ilaç uygulaması ve derin ısı verme özellikleri nedeniyle iyileşme
sürecine yararlıdır.
Yukarıdaki
yöntemlere cevap alınamayan parsiyel yırtıklar veya tam yırtıklar
için çeşitli cerrahi tedavi seçenekleri vardır. Aşağıda tanımlanan
yöntemler modern omuz cerrahisi teknikleridir. Burada hangi tekniğin
seçileceğine rotator manşetteki yaralanmanın büyüklüğü, yeri,
nedenine bağlı olarak karar verilir. Artroskobik müdahale sırasında
omuzdaki tesbit edilen diğer patolojilerinde düzeltilmesi şansı
vardır.
Artroskopi;
yaklaşık 1 cm lik kesilerden omuz eklemi ve çevre dokulara ait
görüntülerin bir kamera aracılığıyla monitöre aktarılması ve yine
mini aletlerle görüntü kullanılarak hastalığın ameliyatının
yapılması prensibine dayanır. Omuzda kemik çıkıntılarının
kaldırılması adele ve tendondaki küçük yırtıkların tedavisinde tek
başına yeterli olabilir.
Mini-açık tamir;
artroskobi ile birlikte kullanılarak bir kaç santimetrelik küçük
kesilerden tam yırtıkların tedavisine olanak verir.
Açık tamir;
yaralanmanın çok ciddi olduğu vakalarda uygulanır. Burada doku
transferi, tendon grefti uygulamaları yapılabilir.
OMURGA EĞRİLİĞİ
SKOLYOZ
Omurganın yanlara
doğru “S” veya “C” biçiminde kıvrılmasıdır. Bunun sonucunda omurga
döner ve bir omuz ve bir kalça diğerinden yüksek görünür. Genetik
olanları varsa da genellikle çoğunun nedeni bilinmemektedir.
(idiopatik skolyoz)
Herhangi bir yaşta
olabilir. İnfantil skolyoz 3 yaş altında görülür. Genellikle
doğumsal yapı bozukluklarına, sinir ve adele hastalıklarına (
muskuler distrofi, spastik felç gibi) , kazalara, enfeksiyon ve
tümörlere bağlı olarak gelişebilir. Juvenil skoltoz 3-10 yaşları
arası görülür ve nadirdir. 10 yaş sonrası görülen adolesan (buluğ
çağı) skolyoz olarak adlandırılır ve en sık görülen tipidir.
Skolyoz büyümenin
devam ettiği buluğ çağı boyunca hızlı bir ilerleme gösterir. İskelet
gelişiminin tamamlanıp büyümenin durduğu yaşlarda ilerleme ileri
eğrilikler hariç durur. 50 derece özelliklede 70 derece üzeri
eğrilikler erişkin yaşlarda oldukça az olmasına karşı ilerleme
gösterirler.
Skolyoz genellikle
ağrı yapmaz. Tedavi eğilmenin ilerlemesini engellemek, görünüm
bozukluğunu gidermek, gelişebilecek solunum ve dolaşım problemlerini
engellemek, omurgada gelişebilecek kireçlenmelerini engellemek
amacıyla yapılır.
Tanı
Doktor ve
ailelerin skolyozu en kolay tanıyabilmelerinin yolu çocukların
kollarını aşağı sarkıtarak öne eğildiklerinde sırtta ve özellikle
kürek kemiği seviyesinde asimetrinin farkedilmesidir. Bu asimetrinin
diğer nedenlerinin( travma, kas tutulması gibi) olup olmadığına da
bakılmalıdır.
Tanı rontgen ile
teyid edilir. Burada skolyozu tam değerlendirmek için
ortoröntgenogram denilen tüm omurgayı gösteren filmler
kullanılmalıdır. Bu filmlerde eğriliğin bölgesi ve derecesi
değerlendirilir. İlerleme riski olan vakalarda 3-6 ay aralıklarla
iskelet gelişimi tamamlanana kadar rontgen tetkiki yinelenmelidir.
Tedavi
Gözlem: 20
derecenin altında ve iskelet gelişimi tamamlanmaya yakın hastalarda
sadece gözlem ve belirli aralıklarla kontrol yeterlidir.
Korse: Korsenin
amacı eğimin artışının engellenmeye çalışılmasıdır. Korse özellikle
eğimin 30 derece civarında olduğu ve büyümenin devam ettiği
çocuklarda etkilidir. Korse etkisi 40 derece üstü eğriliklerde ve
iskelet gelişimi tamamlanmasına uzun yıllar olan çocuklarda azalmaya
başlar.
Cerrahi: Eğim 50
derece üzerinde ve çocuk hala büyüyorsa cerrahi kaçınılmazdır. 50
derece üzeri eğrilikler büyüme sona erdikten sonra da oldukça az
olsa da artmaya devam eder. Bu nedenle ilerideki komplikasyonları
önlemek, görüntü açısından cerrahi seçeneği iyi
değerlendirilmelidir.
Rehabilitasyon
(fizyoterapi)
Tüm omuz
hastalıklarında olduğu gibi rotator manşet yaralanmaları ardından
normal fonksiyonlara dönüş zaman alır. Cerrahi tedaviler sonrası bu
zaman 6 ay veya daha uzun olabilir. Temel prensip eklem
hareketlerini arttırıcı ve adele gücünü geliştirici hareketlerin
yapılmasıdır. Doktorunuzun vereceği programı uygulamak nihai sonuçta
operasyon kalitesikadar belirleyicidir. İyi ellerde yapılan cerrahi
ve iyi bir fizyoterapi programı sonrası % 90 civarında tatmin edici
sonuçlar alınabilmektedir.
MENİSKÜS
YIRTIKLARI
Vücudumuzun en sık
yaralanan bölgelerden biriside menisküslerimizdir. Menisküsler diz
bölgesinde en büyük iki kemiğimizin kesiştiği noktada ‘C’ şeklinde
mevcut olan ince yastıkçıklardır. Dizde yükün taşınması,birçok yöne
dönme hareketinin yapılabilmesi,femur(uyluk kemiği) ve tibia (kaval
kemiği) arsındaki güç dengesinin sağlanması gibi görevler de rol
oynarlar.
Futbol gibi
karşılıklı temas sporlarında dizin dönmesi,ani hareketlerde meydana
gelen katlanma ,tek diz üzerine yük alınması sonrasında menisküsler
yırtılabilir. Sporcularda bu yaralanmalara ön çapraz bağ(ÖÇB)
yaralanmaları da eşlik edebilir. İleri yaş grubunda ise menisküsler
herhangi bir travma olmaksızın dizde gelişen dejenerasyon ve
kıkırdak hasarına bağlı olarak yırtılabilirler.
Belirti ve
şikayetler
Diz içerisinden
gelen sesler yırtığın ilk bulguları olabilir. Dizde ödem gelişene
dek sporcular oyuna devem edebilir yada günlük aktiviteler
yapılabilir. Ancak ödem geliştiğinde şikayetler oluşur. Şikayetler
24-48 saat içerisinde gelişir.
Dizde gerginlik ve
şişlik
Eklem hareket
açıklığında azalma
Dizde sıvı
toplanması
Menisküsün yırtık
parçası eklem içine düştüğünde takılma ,kitlenme.Bu durum ancak
doktorunuz yapacağı bir manevra ile düzelebilir.
Tanı
Doktorunuza
herşeyin hangi travma ile nasıl başladığını anlatın,doktorunuz
çeşitli manevralar ile dizinizi muayene edecektir. Ayırıcı tanı için
röntgenler ve menisküslerin görüntülenmesi için MRI istenebilir.
Dizin kitli kaldığı durumlarda artroskopik muayene önerilebilir.
Menisküs yırtıkları birkaç tipte olabilir.
Sporcularda dönme
sonrasında oluşan dikey yada kova sapı tarzında yırtıklar,
Genç atletlerde
sürekli tekrarlayan tipte travmalar sonrası koşma gibi oluşan radial
yada gaga tarzında yırtıklar
Yaşlılarda
kıkırdak bozulmasına bağlı oluşan horizantal yada iç taraf
yırtıkları sayılabilir.
Menisküs
yırtıklarının başlangıç tedavisi RİCE olarak kısaltılmış
protokoldür:
Rest (istirahat)
İce (buz
uygulaması)
Compressıon (bası
uygulamsı ,bandaj gibi)
Elevatıon (dizin
yukarı alınması) şeklinde özetlenebilir,
Bu tedavinin
takibinde dizde kitlenme ve kronik yakınmalar gibi şikayetler
gelişmez ise tedavi istirahat süresi boyunca sürer ve biter.
Meniskünün sadece 1/3 dış (eklem kapsülüne yakın) bölümünde kan
dolaşımı vardır. Bu bölgelerdeki yırtıklarda , menisküs kendi
beslenmesi sayesinde yırtığın tamirini sağlar. 2/3 iç bölgede ise
tam bir tamir olmaz. Yinede her zedelenmiş menisküs bulgu verecek
diye bir kural da yoktur.
Cerrahi tedavi
menisküsün iyileşemediği ve şikayetler oluşmaya devam ettirdiği
zamanlarda planlanmaktadır. Yırtık ve şikayete neden olan menisküs
yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden
olur. Genç, aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının
ameliyat edilmesi önerilir.Yırtığın tipine ,eşlik eden başka bir
patoloji olup olmaması,hastanın yaşına göre doktorunuz uygun
tedaviyi, planlayacaktır.Cerrahi sonrası rehabilitasyon tedavinin
önemli bir parçasıdır.
MENİSKÜS
YARALANMALARI
Sporcularla
özdeşleşen menisküs yaralanması küçük bir zorlanma, düşme, çarpma,
şiddetli bedensel egzersizler, aşırı gerilme gibi hareketler
sonucunda ortaya çıkabiliyor.
Genel olarak
sporcu yaralanması olarak bilinen menisküs yırtılmasının aslında
hemen her kesimden insanın başına gelebileceği bildiriliyor.
Uzmanlar, hastalığın erken tedavi edilmemesi durumunda kıkırdak
hasarına ve kireçlenmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor. Diz
ekleminde C ve O şekliyle uyluk ve baldır kemikleri arasında yer
alan kıkırdak kıvamında eklem içi yapılar olan menisküs, vücutta
eklemleri korumak, uyum ve sıklığını artırmak, beslenmesine ve
işlevlerine yardımcı olmak gibi görevleri de üstleniyor. Menisküsün
çeşitli nedenlerden dolayı zedelenmesine, yırtılmasına ve ezilmesine
menisküs yaralanması adı veriliyor.
Hayrunnisa
Hastanesi'nden Op. Dr. Alper Gökçe, küçük de olsa, zorlanma, düşme,
çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, dizin uyluk altında aşırı iç
ve dış dönmesi ya da aşırı gerilme hareketlerinin her zaman yırtığın
oluşmasına yol açabileceğini vurguladı. Gökçe, menisküs
yaralanmasının belirtilerini şöyle
sıraladı:
"Belirtiler şiddetli ağrı, yırtık, menisküs parçasının iki eklem
yüzeyi arasında sıkışması sonucu dizin yarı bükük konumda
kilitlenmesi biçiminde ortaya çıkabilir. Bu tip yaralanmaya maruz
kalan kişinin dizinde yavaş gelişen şişlik, hareketlerle artan diz
ağrısı, bazen de dizde kilitlenme sonucu hareketsizlik hali oluşur."
Menisküs
tedavisinde erken teşhisin önem taşıdığına dikkat çeken Gökçe,
yırtık bir menisküsle günlük etkinliklerine devam eden kişilerde
yırtığın oluşturduğu düzensizlik nedeniyle eklemin yeterince
fonksiyonlarını yerine getiremeyeceğini
söyledi. Gökçe,
bunun da erken dönemde kıkırdak hasarına, dolayısıyla kireçlenmeye
(osteoartrit) yol açtığını kaydetti.
Gökçe, tedavi
yöntemlerini şöyle sıraladı: "Menisküs yaralanmasında yırtık,
menisküsün tam ya da kısmi olarak çıkartılması ile uygulanan bir
cerrahi girişimle tedavi edilebilir. Günümüzde en yaygın kullanılan
tedavi şekli artroskopik yöntemle yapılan müdehaledir. Bu yöntemde
dizin ön kısmında 1 cm'lik kesi yapılıp, dizin içerisine gönderilen
optik vasıtası ile diz büyütülerek televizyon ekranına yansıtılır.
Küçük kesilerle ameliyat yapıldığı için dikiş
kullanılmaz ve
ameliyat sonrası iltihaplanma riski düşer. Artrospkopi yöntemi ile
ameliyatta hastanın hem hastanede yatma süresi hem de işe dönme
süresi kısalır."
TIRNAK BATMASI
Eğer tırnağınızı
çok kısa keserseniz, özelliklede bunu başparmağınızın iki kenarında
yaparsanız , sık bir hastalık olan tırnak batmasına neden
olabilirsiniz.İnsanlar genellikle tırnak köşelerini parmak biçimine
uygun olarak yuvarlak keserler. Bu tırnak yatağına yakın uçlar cilt
içine doğru gömülerek büyür. Bu duruma bazen sıkı ve dar bir
ayakkabıda neden olabilir. Ancak bu tür problemleri olan kişilerin
tırnak yataklarının yapısal olarak gömük ve tırnak kenarlarındaki
cilt kvrımının tırnak üzerine doğru kıvrımları olduğu görülür.
Tırnak batmaya
başladığında sertlaşma, şişme ve hassaslaşma başlar. Daha sonra
enfeksiyon başlar ve çok ağrılı olur. Bu dönemde tırnak yatağı
kenarında cerahat görülebilir, zamanla cilt tırnak üzerine büyümeye
başlar.
Tedavi
İltahaplı batık
tırnak tedavisinde öncelikle ayak günde 5-6 kez sıcak, sbunlu suya
sokulur. Bu sırada batmış tırnağınızı nazikçe çıkararak altına küçük
bir pamuk veya mumlu diş ipi koymaya çalışın. Koyduğunuz parçayı
hergün değiştirin. Enfeksiyon fazla ise doktorunuz antibiotik
verecektir. Düzelinceye kadar sık sık çoraplarınızı değiştirin,
sandalet giyin ve uzayınca tırnağınızı köşeli kesin. Bu prosedürü
başaramazsanız doktora başvurunuz. Doktorunuz lokal anestezi ile
batan tırnağınızın bir kısmını kesebilir.
İleri dönemlerde
aynı olay tekrarlarsa tırnak yatağını düzeltici daha ileri cerrahi
prosedürler gerekebilir.
Korunma
Bu riskten
korunmak için tırnak kenarlarını yuvarlak değil köşeli kesin. Tırnak
uzunluğunu cildi geçecek biçimde tutun. Tırnak kenarlarını
koparmayın. Çok sıkı çorap veya ayakkabılardan sakının. Ayaklarınızı
her zaman temiz tutun.
TEKRARLAYICI OMUZ
ÇIKIKLARI
İlk omuz çıkığı
genellikle oldukça büyük bir travmayla olur. Yeterli tedavi olmuş
veya olmamış kişilerde ikinci ve sonraki çıkıklar şaşırtıcı derecede
kolay olabilir. İlk çıkık sonrası tedavi kurallarına uygun yapılmış
bile olsa yeniden çıkma olasılığı vardır. Özellikle ilk çıkık 20 yaş
altında olmuşsa % 50 nin üzerinde yeniden çıkık olasılığı vardır.
İlk çıkık
sırasında omuz sabitliğini sağlayan dokuların bir kısmının
iyileşememesi yeniden çıkığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni
labrum denen kıkırdak desteğin kemiğe yapışma yerinden ayrılmasıdır.
(omuz anatomisine bakınız) Ayrıca omuz kapsülündeki gevşemede ana
nedenlerdendir. Ayrıca humerus kemiğinin başındaki defektlerde
sorumlu tutulmaktadır. Bu problemlerin onarıldığı cerrahi
müdahaleler sonrası bile yeniden çıkıklar görülebilmektedir.
Tekrarlayan
çıkıklar omuz ekleminde bozulma ve kireçlenmelere neden olurken omuz
çevresi adele ve tendonlarda kalıcı hasarlar oluşturabilir. Ayrıca
beklenmeyen zamanlarda oluşan omuz çıkıkları ek sakatlıklara da
neden olur. Bütün bu nedenlerle tekrarlayan omuz ıkıklarında cerrahi
tedavi önerilir.
Tedavi yöntemleri
Değişik cerrahi
tipleri vardır. Bunların her birinin avantaj ve dezavantajları
vardır. Bir cerrahiden beklenen özellikler şunlardır;
Düşük nüks oranı
Düşük komplikasyon
oranı
Düşük yeniden
operasyon oranı
İleride artrit
olasılığı düşük
Hareket
kısıtlılığı yapmayan
Eklem içinin
görülmesine izin veren
Yeniden çıkığa
neden olan problemlerin giderildiği
Vakaların büyük
çoğunluğuna uygulanabilen olması
Bütün bu
beklentileri karşılayan bir operasyon henüz tanımlanmamıştır.Ancak
artroskobik, açık birçok operason % 90 lar civarında başarı
sağlamaktadırlar.
Tekrarlayan
çıkıktan nasıl korunulur?
Omuzunuz ilk
çıktığında derhal doktora başvurun. Çıkığın yerleştirilmesi kolayca
başarılamazsa fazla zorlamadan genel anesteziyle yapılmalıdır. Çıkık
yerine yerleştirildikten sonra omuz 3-4 hafta tesit edilmelidir. Bu
tesbit iyileşebilecek dokuların iyileşmesine olanak verir. Tesbit
sonrası omuz adelelerinin kuvvetlendirilmesi de önemlidir. Bütün
bunlara rağmen omuzunuz yeniden çıkabilir.
ULNAR SİNİR
SIKIŞMASI
Dirseğinizi bir
yere çarptığınızda tüm kolunuza yayılan bir elektriksel akım yada
ağrı hissettiğinizde ulnar sinirinizi hissetmiş olursunuz. Ancak
zaman zaman ulnar sinirin oluşturduğu bu tablo kalıcı olabildiği
gibi ,elin parmaklarını ve el bileğini rahatsız eden bir tablo
oluşturabilir.
Ulnar sinir tüm
kol boyunca uzanır ve dirseği ,el bileğini geçerek sonlanır. Elin
küçük parmağı ve yüzük parmağının his duyusundan ,elin parmaklarının
hareketinin bir bölümünden sorumludur. Dirseğin iç yanından mevcut
olan eliniz ile de hissedebileceğiniz bir tünelden geçer. Dirseğin
almış olduğu bir travmadan ulnar sinir etkilenecek olursa (dirsek
kırıkları sonrası gibi) sinirde gelişen ödeme bağlı olarak sinir bu
tünel içerisinde sıkışır. Bu tabloya kubital tünel sendromu yada
ulnar sinir sıkışma sendromu adı verilir.
Bu durumun uzaması
sonrasında sinirin üzerinde yer alan koruyucu myelin tabakası el
bileği ve dirseğin hareketleri sonrasında sürtünmeye bağlı olarak
aşınabilir. Bu sinir de kalıcı bir hasar oluşma ihtimali demektir.
Burada elin kaslarında zayıflama kavanoz açma gibi hareketlerde
zorlanma gibi şikayetler ortaya çıkar. Problem dirseği ilgilendiren
bir patolojiden kaynaklansa da esas şikayetler sinirin etkili olduğu
alan olan elde ve parmaklarda ortaya çıkar. Hem motor hem his duyusu
ile ilgili sorunlar yaşanır.
Dirseğin iç
kısmında oluşan gerginlik hissi
Özellikle geceleri
oluşan elin küçük ve yüzük parmağında uyuşma hissi
Araba kullanma
veya telefonla konuşma gibi dirseğin uzun süre katlı pozisyonda
kalması sonrasında uyuşmanın oluşması
Müzikal bir
instrumanı kullanırken yada elin parmaklarını ilgilendiren bir iş
yapmada güçlük
Kavrama yada
ayıklama işleminde güçsüzlük hissi
Tüm kolun iç
yüzünde ağrı hissetme gibi şikayetler oluşabilir.
Bunlardan herhangi
biri mevcut ise doktorunuza başvurun,erken tanı kolay tedavi
seçeneklerini getirecektir.
Hastalığın tanısı
koymada mevcut birçok yöntem mevcuttur. Hastadan alınan bilgi
bunların en önemlisidir. Dirsek ile ilgili geçirilmiş bir sorununuz
varsa doktorunuz sizden çeşitli röntgenler istiyebilir. Ayrıca elin,
elbileğinin kaslarının ve sinirlerinin elektriksel yanıtını görmek
üzere EMG istenebilir.
--Dirseğinin
üzerine düşenler
--Dirsek hareketi
ile ilgili işlerde çalışanlar (sekreterler, şöförler gibi)
--Diabetikler
--Artrit problemi
olanlar veya troid problemi olanlar
--Alkolikler risk
altında olan kişilerdir.
Cerrahi olmayan
tedavi seçenekleri
--Dirseği
olabildiğince düz tutarak sinirin sıkışmasını engellemek,
--Gögüs üzerinde
kolların çaprazlaşmasını engellemek,
--Sık telefon
görüşmeleri yapıyorsanız dirseği kullanmayacağınız bir sistem
oluşturmak (megafonla konuşmak gibi)
--Çalışma
masasınızı ayarlayarak dirseğin kırılmış pozisyonda kalmasını
engellemek,
--Geceleri
kullanacağınız,kolun pozisyonunu ayarlayan ateller,
--Spor esnasında
dirseği koruyan dirsekliklerin kullanımı
--Steroid
enjeksiyonu (ödemi azaltmak üzere)
Ortopedik Rahatsızlıklar
PES EKİNO VARUS (PEV)
doğuştan çarpık ayak
En sıkdoğumsal
hastalıklardan biridir. Topuklar ve parmaklar içe doğru dönmüştür.
Genellikle baldır ve ayak normalden kısadır. Bu kısalık özellikle
tek taraflı vakalarda belirgindir. PEV ağrısızdır, düzeltilebilir ve
bebeğiniz normal bir yaşama döner.
Her 1000 doğumdan
birinde görülür. Her 3 vakadan 1’i çift taraflıdır. Neden olduğu
bilinmemektedir. Her 3 vakadan 2 si erkek bebektir. Ailede varsa
olasılık iki katına çıkar.
Düzeltme ve
alçılama
Tedavi doğumdan
hemen sonra başlar. Amaç ağrısız, fonksiyonel bir basma elde
etmektir. Doktorunuz nazikce ayağı normal pozisyona getirecek
biçimde gererek düzeltir ve düzeltmeyi korumak için alçılar.
Düzeltme tedrici olarak her hafta tekrarlanır. Tam normal pozisyona
gelmesi aylar alabilir. Düzelme görüntü ve rontgenle takip edilir.
Alçılama genellikle 6-12 hafta sürer. Düzelme meydana geldiğinde
bunun korunması için yürüme yaşına kadar özel ayakkabılar giyilir.
Adeleler 2-3 yaşına hatta bazen 7 yaşına kadar adeleler ayağı eski
pozinyonuna döndürmeye çalışır. Bu nedenle 7 yaşına kadar çocukların
izlenmesi ve bu arada gerekirse cerrahi müdahaleler yapılması
önemlidir.
Cerrahi tedavi
Bazen germe ve
alçılama bebeğinizin ayağını tam düzeltmeyebilir. Özellikle de
düzeltme ve alçılamaya geç başlandığında. Bu durumda cerrahi tedavi
gerekir. Cerrahi tedavi 3-12 aylıkken yapılabilir ve tek seansta
ayaktaki bütün kemik, bağ ve tendon bozuklukları düzeltilir.
Ameliyat sonrası 6-8 hafta alçı uygulaması ardından özel ayakkabı
giyilir.
Tedavi edilmeyen
çocuklarda çok ciddi sakatlık ve yürüme bozukluğu oluşur.Günümüz
cerrahi teknojisi her yaşta bu rahatsızlığın tedavisine olanak
vermektedir. Yine de en iyi sonuçlar 1 yaş altındaki cerrahilerden
alınır.
En mükemmel
sonuçlu tedavilerde bile hasta ayak 1-1.5 numara daha küçük, daha az
hareketli ve baldırı daha ince olur.
Osteoartrit -
Kireçlenme
Osteoartrit Nasıl
Bir Hastalıktır?
Osteoartrit (eklem
kireçlenmesi) en sık görülen eklem hastalığıdır. Eklem kıkırdağının
yapısının bozulması, aşınması, incelmesi ve hatta kaybına neden
olur. Ayrıca, eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda da
değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar
gelişir. Sonuçta osteoartrit eklemlerin normal yapısını bozarak,
hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olan bir hastalıktır.
Osteoartrit Neden
Olur?
İki önemli faktör osteoartrit gelişmesinde önemli rol oynamaktadır:
1. Eklemlerin
üzerlerine binen yükü dengeli bir şekilde emip dağıtarak, istenen
hareketi rahat yapmasını sağlayan eklem kıkırdağı, kemik, bağlar
gibi yapılarda doğumsal ya da sonradan gelişen bozukluklar
2. Vücut kilosunda
artışta olduğu gibi eklemlerin üzerindeki yüklerin ya da mesleki
nedenlere bağlı olarak eklemlerin normal çalışma koşullarının
değişmesi.
Osteoartritin
Gelişmesini Kolaylaştıran Faktörler Nelerdir?
Yaş. Osteoartrit
orta-ileri yaşların hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi çok
nadirdir. Yaş ilerledikçe hastalık görülme sıklığı artar. Örneğin,
yetmiş yaşındaki insanların yaklaşık dörtte üçünde osteoartrit
bulguları vardır.
Kalıtım. Bazı
ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda osteoartrit
geliştiği bilinmektedir. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere
neden olan ve "nodüllü osteoartrit" diye bilinen türünde kalıtımın
katkısı çok belirgindir.
Cinsiyet. Diz ve
ellerde görülen osteoartrit kadınlarda daha sık görülür. Kalça
eklemi osteoartriti ise kadın ve erkeklerde eşit oranda
görülmektedir.
Kilo. Fazla kilo
ve şişmanlık eklem üzerine binen yükü artırarak özellikle diz
osteoartriti gelişme olasılığını yükseltmektedir. Ayrıca,
osteoartriti olan kimselerde kilo artışı şikayetlerin ortaya
çıkmasına ya da artmasına neden olabilmektedir.
Eklemlerde yapısal
bozukluklar. Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı,
kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) ya da sonradan
kaza, travma, hastalık gibi nedenlerle gelişen yapısal bozukluklar,
eklemin işleyişini aksatarak osteoartrit gelişme riskini
artırmaktadır.
Eklem
hastalıkları. Osteoartrit, eşlik eden başka herhangi bir hastalık
olmaksızın görülebileceği gibi, eklemlerde görülen özellikle
iltihabi nitelikli hastalıkların eklemde yaptığı yapısal
bozukluklara bağlı olarak da gelişebilir ("ikincil osteoartrit").
Eklemlerin aşırı
kullanılması. Mesleki nedenlerle ya da yaşam tarzına bağlı olarak
belirli eklemlerin aşırı kullanılması osteoartrit riskini
artırmaktadır.
Osteoartrit Hangi
Eklemlerde Görülür?
Osteoartrit en
sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada
görülür.
Diz
osteoartriti özellikle bayanlarda sıktır ve artan kilo (şişmanlık)
ile görülme olasılığı artar. Genellikle her iki dizi etkiler. Kalça
osteoartriti erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. Doğumsal
kalça eklemi uyumsuzlukları, kalça ekleminin edinsel hastalıkları ve
belirli meslekler (örneğin çiftçilik) kalça osteoartriti için risk
faktörleri arasında sayılmaktadır.
El
parmaklarında, özellikle en uçta bulunan eklemlerde ve baş parmak
kökünde görülen osteoartrit, kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem
şişlerine neden olabilmektedir. Bu nedenle "nodüllü osteoartrit"
olarak bilinmektedir. ----Genellikle ilk ortaya çıktıklarında
ağrılı, kızarık ve şiş olmakla beraber, bir süre sonra kızarıklık ve
ağrı geriler ve genellikle el parmak işlevlerini aksatacak düzeyde
şekil ve hareket bozukluğuna neden olmazlar.
Ayak
başparmağında görülen osteoartrit başparmağın dışarı doğru
eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olur.
İlk ortaya çıktığında, eldeki nodüller gibi ağrı ve şiş ile birlikte
kızarıklık da görülebilir ve yanlışlıkla gut hastalığı geliştiği
düşünülebilir.
Osteoartrit,
omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir.
Kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu
daraltmasına bağlı olarak şikayetlere neden olabilir.
Osteoartritin
Belirtileri Nelerdir?
Hastalar en sık
olarak osteoartrit gelişen eklemlerin hareketlerinde kısıtlanma ve
ağrıdan yakınırlar. Kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şiş
görünebilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtılar duyulabilir.
Belirtilerin arttığı alevlenme dönemleri olabildiği gibi, uzun süren
şikayetsiz dönemler de görülebilir.
Ağrı genellikle
hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülürken,
yakınmalar dinlenmeyle rahatlar. Uzun süren dinlenme sonrası ya da
oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir
tutukluk olabilir. Bu durum hareket ettikçe dakikalar içerisinde
düzelir. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe,
istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve hareketler günlük yaşam
işlevlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Osteoartrit olan
ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker. Kaslarda
kramplar da görülebilir.
Osteoartrit Tanısı
Nasıl Konur?
Belirli eklemlerde
gelişen kemik çıkıntılara bağlı şişler, hareket sırasında kısıtlanma
ve kaba çıtırtıların (krepitasyon) hissedilmesi hekimin osteoartrit
tanısını koymasında oldukça yararlı bulgulardır. Eklemlerin röntgen
filmlerinin çekilmesi de, osteoartrit tanısını koyarken çok yardımcı
olur. Bununla beraber, röntgen filmlerinde osteoartrit bulgularının
olması, mutlaka o eklemde çeşitli yakınmaların olacağı anlamını da
taşımaz ya da yakınmaların hangi şiddette olduğunu tahmin ettirmez.
Osteoartrit
tanısını koyduran bir kan testi yoktur. Fakat, bazı kan testleri,
özellikle vücutta ciddi bir iltihabi cevabın olmadığını gösteren
testler, osteoartriti diğer romatizmal hastalıklardan ayırt etmede
yardımcı olurlar.
Osteoartrit Nasıl
Tedavi Edilir?
Osteoartrit
tedavisinin ana amaçları:
ağrıyı gidermek
hareketteki
kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam aktivitelerinin sorunsuz
yapılmasına yardımcı olmak ve hastalığın
ilerlemesini engellemektir.
Osteoartritin
tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Aşınmış olan
kıkırdak dokusunu yenilemek mümkün değildir.
Vücut ağırlığının
ideal kiloya inmesi, düzenli egzersizlerle ekleme bine yükün
azaltılması ve kas gücünün artırılması oldukça yararlı olmaktadır.
Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir
şekilde dağıtılması çok önemlidir.
Eklem ağrısı için
öncelikle basit ağrı kesiciler, bunlara yeterli yanıt olmazsa,
kortizon dışı iltihap giderici romatizma ilaçları kullanılmaktadır.
Eklem içinde
sıvının arttığı alevlenme dönemlerinde, eklem içine kortizon
enjeksiyonları denenebilmektedir. Eklem içine eklem sıvısına benzer
özelliklerde sıvıların verilmesinin ya da ağız yoluyla alınan ve
kıkırdak içeriğinde bulunan bazı gıda maddelerini içeren ilaçların
yararı ise tartışmalıdır. Uygun durumlarda sıcak ve/veya soğuk
uygulamaları da ağrı kesici etki sağlamaktadır.
Osteoartrit,
eklemde ileri derecede tahribat yaparak kişinin günlük ihtiyaçlarını
bile yapamaz hale gelmesine neden olduğunda, bu eklemin cerrahi
yöntemler kullanılarak bir protez ile değiştirilmesi gerekebilir.
Eklem protezleri (yapay eklemler) hem ağrının ortadan kalkmasını,
hem de eklem hareketlerinin belirgin şekilde düzelmesini
sağlayabilmektedir.
KAYNAK:
www.romatoloji.org.tr
Romatizma
Romatizma
kelimesi, Yunanca "rheuma" kökünden gelir. Bu kelime
"akma"yı dolayısı ile "hareket"i ifade eder. Romatizma
oldukça genel bir terimdir ve kemik, kas ve eklemlerin
etrafındaki ağrı veya acıyı ifade etmek için kullanılır.
Romatizma deyince tek bir hastalık anlaşılmaz. 100'den fazla
hastalığı içerir. Bazıları sık bazıları ise oldukça nadir
görülür. Artritin kelime anlamı vücuttaki bir veya daha
fazla eklemde görülen yangıdır.
Artrit çocuklar da dahil olmak üzere herkesi her yaşda
etkileyebilir, bununla beraber kadınlarda erkeklere göre bu
hastalıklara yakalanma şansı daha fazladır.
Eklemler
bir kemiği diğerine bağlar ve kemiklerin serbestçe hareket
edebilmelerine izin verecek şekilde tasarlanmışlardır.
Kemiklerin son bölümünde eklemler kıkırdak olarak
adlandırılan sert, lastik kıvamında bir materyal ile
örtülmüşlerdir. Biz yaşlandıkça bu eklem kıkırdağı sık
kullanmaya bağlı veya yaralanmalardan sonra daha kolay
zedelenebilir hale gelir.
|