Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

    İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Doğal Performans
www.birtat.com.tr
Çakşır Köklü Macun


Şampuan Çeşitleri
HC Şampuan
www.birtat.com.tr
Arı Sütlü Şampuan
www.birtat.com.tr
Saç Bakım Yağları
Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
www.birtat.com.tr

Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Bitki Macunları
Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu

     Şifalı Bitki Çeşitleri

Bitkilerin Kapsülleri
Vitamin - Mineral

Cilt Leke - Cilt Kremleri

Salyangoz Kremi
Mavi Anemone Kremi
Göz Çevresi - Göz Altı Torbaları
Güneş Kremleri
D-Lamure Krem - % 100 Doğal

Cilt Temizleme Tonikleri
Bitki Yağları
Bitki Sabunları
Baharat Çeşitleri
Hastalık Sebepleri
Arı Sütü
www.birtat.com.tr

Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Orjin Ürünleri
Otacı Ürünleri
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik

Düzenli Kullanmayacağınız Ürünü Bizden Almayınız.

Ucuz Ürün Bizde Olmaz.

www.birtat.com.tr İşyerimiz

sifali bitki dukkan resimleri - www.birtat.com.tr

 

                                 
 Adale Romatizması Eklem Ağrısı Kemik Erimesi
 Ayak Bileği Eklem Romatizması Kireçlenme
 Bel Ağrıları El ve Ayak Titremeleri Kırık - Çıkık
 Bel Fıtığı Glucosamine Mafsal Ağrıları
 Boy Uzatmak İncinme - Burkulma Mafsal İltihabı
 Boyun Tutulması Kas Ağrıları Siyatik
Chondroitin Kas Güçlendirme Topuk Sorunları
 Diz Ağrısı Kas Yırtılmaları  
 Eklem Kemik Ağrısı  
                                               Romatizma
 

Romatizma Bilgileri Burda

 Romatizma - Romatoid Artrit

Romatizma Nedir
Romatizma; kas, kemik ve eklem civarlarında zehirlerin var olmasıdır.

Romatizma Tedavisi
Doktorunuz Bilir.


Romatizma Belirtileri
Romatizma, zamanla vücutta dolaşmaya başlar.
Sık sık sebepsiz ağrılar doğurur.
Şişlik ve şekil bozukluğu olarak da kendini gösterir.

 

Kaç Tip Romatizma Vardır?

Temel olarak 2 tip romatizma vardır:

 

1- İltihabı olanlar

2- İltihabı olmayanlar.

 

1- İltihabı olanlar: Romatizmal iltihap 3 çeşittir:

a) Mikropların eklemde oturmasıyla ortaya çıkan mikrobik romatizmalar: Stafilokok, streptokok ve tüberküloz basili gibi çeşitli mikroplar bu romatizmaya neden olur.

b) Bağışıklık sisteminin bozuk oluşu sonucu gelişen mikropsuz iltihap: Bu tip iltihabın neden olduğu romatizmaların en önemlileri romatoid artrit (RA), ankilozan spondilit (AS) ve yaygın bağ doku iltihabı yapan hastalıklar (kollajen hastalıklar)'dır. Bu son grubun en iyi bilinen örneği de sistemik lupus eritematozus (SLE)'dur.

c) Diğer bir iltihap tipi de başta ürik asit olmak üzere diğer kristallerin eklemlerde ve çeşitli dokularda oturarak yaptığı tahriş sonucu ortaya çıkan iltihaptır. Gut ve yalancı gut hastalığında bu tip iltihap vardır.

 

2- İltihabı olmayan romatizmalar: Bu romatizmaların en önemlisi artroz (kireçlenme)'dur. Artrozda eklemde iltihap yoktur. Buna karşılık aşınma vardır. Eklemin içindeki kıkırdak incelir ve kaybolur, eklemlerin kenarlarında kemik çıkıntıları oluşur. Travmalar (kaza, darbe) mekanik nedenler, metabolik ve psikolojik bozukluklar iltihabı olmayan romatizmaların en önemli nedenleridir.

 

Sık Görülen Romatizmal Hastalıklar Şunlardır

 

    * Artroz (Kireçlenme)

    * Yumuşak doku romatizmaları (Fibromyalji, bel, boyun ağrıları)

    * Romatoid artrit

    * Spondiloartropatiler ve ankilozan spondilit

    * Vaskülitler ve Behçet hastalığı

    * Gut Hastalığı

    * Ailevi Akdeniz ateşi

    * Akut eklem romatizması

    * Reaktif artritler

    * Kristal artritleri

    * İnfeksiyöz artritler

    * Bağ dokusu hastalıkları; SLE, polimiyozit- dermatomiyozit, skleroderma, mixt bağ dokusu hastalığı

    * Juvenil artrit

    * Bursitis, tendinitis

 

Artrit ve Romatizmanın Bulguları Nelerdir?

Bulgular büyük oranda sizin sahip olduğunuz artrit veya romatizmanın çeşidine bağlı olarak değişmektedir. Bununla beraber genellikle aşağıdaki bulgular sizin artrit veya romatizmaya sahip olduğunuzu düşündürebilir:

 

    * Bir veya daha fazla eklemde şişlik,

    * Eklemler etrafında katılık,

    * Eklemlerde kızarıklık ve sıcaklık artışı,

    * Eklemlerde sürekli veya tekrarlayan ağrı

    * Eklemi hareket ettirmede veya kullanmada zorluk.

 

 

 

Vücuttaki herhangi bir eklem etkilenebileceği gibi en çok dizler, parmaklar ve kalçalar tutulurlar. Eğer RA'niz var ise hafif derecede ateş, iştah kaybı ve halsizliğiniz de olabilir. Artrit bulguları sabahları, bazen soğuk ve nemli havalarda kötüleşmeye meyillidir.

Artrtit ve Romatizmanın Nedeni Nedir?

Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Çoğunlukla bulaşıcı-mikrobik değildir. Kalıtsal özellikler (genetik yatkınlık) bazılarında önem taşır.

 

Artrit ve Romatizmaya Yakalanma Riskim Nedir?

Herhangi bir yaştaki, cinsiyetteki ve ırkdaki kişi romatizmal hastalığa yakalanabilir. Bilim adamları tam olarak neden ortaya çıktığı konusunda bilgiye sahip değillerdir. Bununla beraber aşağıdaki durumlarda daha fazla riske sahipsiniz:

 

    * Kadın olmak,

    * Ailenizde romatizmalı bir bireyin bulunması,

    * Spora  veya işinizle ilgili aktivitelerden dolayı tekrarlayan yaralanmalara maruz kalmanız.

 

Artrit ve Romatizma'ya Yakalanmayı Önleyebilir miyim?

Artrit ve romatizmaya yakalanmayı önleyemezsiniz ama sağlıklı beslenmeli ve düzenli egzersiz yapmalısınız. Bu kilo almanızı engelleyecek ve dolayısı ile eklemlerinize aşırı yük binmemiş olacakdır. Ayrıca damar yapısını bozan sigara kullanımı gibi dış etkenlerin engellenmesi romatizmalı hastalar için yararlıdır.

 

Artrit ve Romatizma Nasıl Teşhis Edilir?

Doktorunuz şikayetleriniz ve hikayenizden artrit veya romatizmadan şüphelenecektir. Birçok kişide eklemlerin fizik muayenesi "özellikle büyük eklemler etkilenmişseile de teşhis konulabilir. Ne çeşit bir artrite sahip olduğunuzu ortaya koymak için kan testleri gerekebilir. Genellikle etkilenmiş bölgenin radyografi ile görüntülenmesi tanının doğrulanmasında yardımcı olacakdır.

 

Artrit ve Romatizma Bulgularım Olduğunda Kime Başvurabilirim?

100 yılı aşkın süredir ülkemizde romatizmal hastalıkların tedavisini başarı ile yapan, deneyim sahibi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) uzmanlarına başvurabileceğiniz gibi, şikayetlerinizin niteliği ve yerine göre Romatoloji ve Ortopedi uzmanına da başvurabilirsiniz.

 

Artrit ve Romatizma Nasıl Tedavi Edilir?

Çoğu artritin tamamıyla hastalığı geçirici bir tedavisi yoktur, bununla beraber normal olarak hayatın sürdürülebilmesine yardımcı çok sayıda tedavi seçeneği mevcuttur. Size verilecek olan tedavi sahip olduğunuz artritin çeşidine ve şikayetlerinizin ciddiyetine göre değişecekdir. Bazı kişilerde sadece günlük basit bir egzersiz programı ağrıları hafifletip, eklem harekletlerini artırır. Eğer tenisçi dirseği veya bel ağrısı gibi yumuşak doku romatizmanız var ise ağrınız kısa süreli olabilir ve herhangi bir tedaviye gereksinim duymadan geçebilir.

 

 

 

Eğer eklemleriniz çok ağrılı ise eklem etrafındaki ağrıyı hafifletmek, yangıyı azaltmak için çok çeşitli ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçları 3 kategoride toplayabiliriz:

1-Analjezikler (Ağrı kesiciler) (Parasetamol vb)

2- Steroid Olmayan Anti İnflamatuar İlaçlar (İbufen ve Aspirin vb): Bu ilaçlar genellikle birkaç saat içinde etkili olup ağrı ve yangıyı etkili bir şekilde azaltırlar. Eğer uzun dönem alınılırlarsa mide problemlerine yol açabilirler.

3-Steroidler (Kortizon): Tablet şeklinde ağızdan alınabilirler veya direkt enjektabl formları etkilenen ekleme uygulanabilir. Uzun dönem alınılırlarsa ciddi yan etkileri olabilir bu nedenle genellikle ciddi artritlerin kontrol altına alınmasında kullanılır.

Eğer RA'niz varsa hastalığınızın ilerlemesini önlemek ve yangıyı azaltmak için size Hastalık Modifiye Edici İlaçlar verilebilir.

Eğer artrit teşhisi konmuşsa düzenli egzersiz yapmanız ve doktorunuza hangi tip egzersizin daha uygun olacağını sormanız önemlidir. Yüzme genellikle artritli hastalar için en ideal egzersizdir. Hastalığnızın özelliğine göre FTR uzmanının denetiminde fizik tedavi ajanlarından da faydalanabilirsiniz. Genel olarak iltihaplı eklem romatizmalarına kaplıca ve sıcak tedavi iyi gelmezken, kireçlenmeler, yumuşak doku romatizmalarında faydası vardır. Kaplıcaya gitmeye karar vermeden önce mutlaka FTR uzmanı ile görüşünüz.

 

Kalıcı mıdır ?

 

Romatizma zaten vücudun içinde yaşayan ikinci bir varlık gibidir. Çünkü immünolojik bir durumdur. Her insanda romatoid etken vardır. Bu etken hiçbir zaman ne ilaç kullanmakla, ne değişik tedavi metodlarıyla, ne akupunktur tedavisiyle yok olur. İstediğiniz ilacı kullanın, akupunktur da dahil istediğiniz tedaviyi yaptırın, hiçbir zaman hayat boyu yok olmaz.

Romatizma faktörü, kalp gibi, böbrek gibi, karaciğer gibi vücudun ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Kimlerde görülür ?

 

Romatoid artrit, genellikle 25 – 50 yaş arasındaki bayanlarda görülür.

Kırk yaşından sonra daha sıklıkla görülür. Topluma oranladığımızda her yüz kişiden iki kişide görülebilir. Diğer bir deyişle, bir milyar dörtyüzbin kişiden beşyüz bin kişide bu durum açığa çıkmış ise, kalan diğer ksımda bu durum fibro miyalji olarak, kireçlenme vb. olarak dile getirilir.

 

Neden herkeste ortaya çıkmaz ?

 

Bunun nedeni kişinin bağışıklık sisteminin güçlü oluşudur. Örneğin kişi,

-Genç iken vücut direnci iyidir. Bağışıklık sistemi kuvvetlidir.

-Herhangi bir sebeple çok ilaç kullanıp bağışıklık sistemi zayıflamamıştır.

-Doğal yollardan ekolojik gıdalarla beslenmiştir.

-Yediği içtiği gıdalarda kimyasal katkı maddeleri yoktur ya da çok azdır.

-Aldığı gıdalarda kanserojen maddeler bulunmaz.

-Çok streli ve anormal dereceli iş ortamında çalışmıyordur.

Bu şekilde vücudunu ve immün sistemini iyi koruyan kişilerde romatizma faktörü meydana gelmez. Romotid etken yine vücutta vardır ama belirti vermez. Adeta fırsat kollar. Ne zamanki yaşlanma gibi ya da yukarıdaki yaşama tarzında bir vesileyle zayıflama olur, işte o zaman “Ben buradayım” diyerek ortaya çıkıverir.

 

Hastalığın iki dönemi vardır.

 

Hastalığın “aktif” ve “inaktif” diye bilinen iki dönemi vardır. Bu iki dönemi bildiğimiz bir olguyla anlatmaya çalışalım. Örneğin “deprem” dediğimiz doğa olayını ele alalım. Depremin olduğu an aktif andır. Bir hareketlilik başlar. Her taraf sallanır. Bir süre sonra derpem durur. Aktif bölüm bitmiştir. Deprem durduğunda ortaya binaların yıkıntısı ve darmadığın olmuş bir görüntü kalır. Bu görüntü ise inaktif durumdur. İnaktif duruma ise aktif durum sebep olmuştur. Bu durumu romatoid etken için ele aldığımızda vücudumuzda rahatsızlık şöyle gelişir:

 

Aktif dönem

 

Akit dönemde, kişinin vücudunda genel bir ısı artışı olur. Bu artış ile birlikte eklemlerde belirli şişilikler yani ödem meydana gelir. Bu şişlikler belirli süre sonra yavaş yavaş ortadan kalkar. Aktif bölüm sona ermeye başlamıştır. İnaktif bölüm başlamıştır. Aktif dönem vücutta harabiyetin, şekil bozukluklarının ortaya çıkması için hareketliliğin olduğu dönemdir.

 

İnaktif dönem

 

İnaktif dönem, bozuklukların görüldüğü dönemdir. “İnaktif dönem” dediğimiz dönemde, mafsallarda deformite adını verdiğimiz bazı şekil bozuklukları meydana gelir. Bu bozukluklar vücutta şekilenmeye başlar.

-El bileklerinde, parmaklarda büyüme iliği deformitesi,

-Kuğu boyun deformitesi,

-El bileğinde çarpıklık deformiteleri oluşması,

-Dizin tam açılamaması, ya da tam kapanamaması,

-Dizde şişliklerin kalıcı hale gelmesi. Kalıp şeklinde bir kireçleme dokusu meydana gelmesi söz konusu olur.

 

Sebepleri nelerdir ?

 

Fibromiyaljideki sebeplerin hepsi burada da geçerlidir. (Bkz. Fibromiyalji)

İlave olarak, şunları sıralayabiliriz.

Kişi çok genç yaşta birtakım rahatsızlıklar geçirmiş olabilir.

Birtakım eklem ağrıları, boyun ağrıları yaşamış olabilir.

İklim değişikliklerinden etkilenebilir.

 

Belirtileri nelerdir ?

 

Şikayetler, halsizlik, iştah ve kilo kaybı gibi genel belirtilerle başlar.

Aylar sonra sabah uyuşukluğu gibi şikayetler belirir.

Dizle ayak bileği arasındaki baldır bölgesinde, inceden inceye bir sızı başlar.

Bağırsakta gaz olur.

Midede şişkinlik olduğu zaman sırtında bir yük hisseder.

Sabahleyin zor uyanır. Uyandığında dinlenememiş hissi vardır.

Yıllar süren kronik yorgunluk sendromları yaşanır.

Parmak eklemleri gibi küçük eklemlerde ve çoğunlukla el sırtında şişme, ağrı ve hareket azlığı olur.

Deri altında bu hastalığa özgü olan nohut büyüklüğünde kitleler gelişebilir.

Bir süre sonra bu eklemlerde kalıcı şekil bozuklukları ortaya çıkar.

Bu şikayetler büyük eklemlere doğru ilerlemeye başlar.

Genellikle tek taraflı olmak üzere diz ve omuz eklemlerini tutarak buralarda şişme, ağrı ve hareket kısıtlığına yol açar.

Bunlar romatoid artrit öncesi ve ilermesi sonucu olaşan belirtilerdir.

 

Teşhisteki zorluk

 

Romatoid artritin teşhisi altıncı vaka dediğimiz şekil bozukluklarının meydana gelmesinden önce, klinik tetkiklerde pek tespit edilemez.

Bu dönemde yapılan tetkiklerde, kan testlerinde, diğer incelenen tetkiklerde % 80 olayında romatoid artrit bulguları bulunamaz.

Sınırda romatoid artrit durumu vardır. Yani bu tetkikler bir süre sonra yapılsa ortaya çıkabilecek iken, sınırda olunca tetkikle ortaya çıkmaz. İşte burada hastayı yakından tanımanın, hastanın şikayetlerini önceye dönük iyi dinlemenin ve hekim olarak tecrübenin çok önemli rolü vardır.

Çünkü bu sınırdaki dönemde ellerde şişlik yoktur. İltihap yoktur. Ateş yoktur. Şekil bozukluğu yoktur. Ama buna rağmen yukarıdaki belirtiler varsa hasta zaten bu deformasyona adaydır. Deformasyon olmadan önce, 100 kişiden 70’inde yapılan tetkiklerdeki pozitif sonuç hekimi yanıltmamalıdır.

Eğer bu sınırdaki şahsa ilave olarak bir de akupunkturel teşhisle yaklaşılırsa şahsın imminülojik bir rahatsızlığı olduğu derhal belirlenir.

Ve vücutta zaten potansiyel olarak var olan rahatsızlığın sınırda olduğu tespit edilir. Açığa çıkmaması için immün sistemi kuvvetlendirilir. Hasta altıncı safhaya gelmeden rahatlatılmış olur.

 

Koruyucu önlemler ve akupunktur tedavisi

 

Hafızamızda yer alan klişe bir söz vardır:

“Kanserden korkma geç kalmaktan kork!”

Bu sözü romatoid artrit için şöyle belirleyebiliriz:

“Romatoid artritten kurtulmaya değil, romatoid artrit olmamaya çalış!”

Anlaşılıyor ki romatoid artrit olmamak için vücudun direncinin ve bağışıklık sisteminin bozulmamasına özen göstermek gerekiyor.

Bunun için ne yapabiliriz?

Doğal ve ekolojik gıdalarla beslenmeliyiz. Abur cubur ayakta ve acele yemekten sakınmalıyız.

Giyimlerimizde vücudumuzu sarıp sıkmayacak, hava almamızı engellemeyecek tarzda bol ve pamuklu, bayanlar için ipekli de olabilir türde giysiler giymeliyiz.

Ayak tabanlarını zorlayacak derecede yüksek topuklu ayakkabılar giymemeliyiz.

Ani hareketlerle eklemlerimizi zorlayacak pozisyonlardan sakınmalıyız.

Okulda duruş ve oturuş bozukluklarına karşı eğitim almalı ve vermeliyiz.

Vücutta biriken elektriğin zemine boşaltılmasını engelleyecek tarzda altı lastik ayakkabılardan uzak durmalıyız. Bunlar vücutta durağan stres dediğimiz birikimlere sebep olur.

Bu ve benzeri önlemlere ilaveten, yılda bir kez 15 – 20 seans akupunktur tedavisi en iyi koruyucu yöntemdir.

 

En etkin koruyucu tedavi : Akupunktur

 

Ne demiştik? Romatoid artirt olmadan önce korunmaya bak!

Korunmadan amaç neydi?

Vücudun bağışıklık sistemini, immün sistemini güçlendirmek.

Peki akupunkturun en önemli özelliğinin bu sistemleri güçlendirmek olduğunu hâlâ bilmiyor musunuz?

Evet akupunktur, vücuttaki denge sistemini koruyan en etkin tedavi metodudur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Vücudun tüm organizmasını canlandırır,

Vücut dinç ve zinde kalır.

Öyle olunca da, kendini her türlü deformasyona karşı korumuş olur.

Akupunktur tedavisi olan kimseler eğer sınırda romatoid artrit ise bu sürenin ileri gitmesi % 80 – 90 önlenmiş olur. Tıpkı sınırda behçet, sınırda şeker hastalarında olduğu gibi, sınırda romatoid artrit hastaları da % 90 şikayetten kurtulur.

Eğer henüz aktif durum yoksa, böyle bir tehlikeye karşı koruyucu tebdir alınmış olur.

Eğer inaktif dönemde tedavi olunursa, akupunkturun ödem dağıtıcı özelliği sayesinde, ciddi süreli bir tedavi sayesinde vücuttaki şişliklerin yavaş yavaş düzelmesi sağlanır. Bağışıklık sistemi dengeye alınır. İmmün sistemi güçlendirilir.

 

Akupunktur vücudu bir bütün olarak ele alır.

 

Romatoid artritli hastanın romatoid faktörden kaynaklanan rahatsızlığı mı var? Hayır! Her hasta böyle olmayabilir. Diyelim ki romatoid hastası ama hastaya tüm bu rahatsızlıkları için ilaç verilecek. Peki hasta ne yapacak? Bunca ilacın yan etkisiyle perişan olmayacak mı? Vücut bir bakıma zehirlenmeyecek mi? Hastaya tüm bu faktörler hesaba katılmadan yaklaşılabilinir mi?

Bildiğimiz tıbbi tedavide hastaya yatak istirahatinin yanı sıra aspirin ve benzeri ağrı kesiciler veriliyor. Bu ilaçlar belirli derecede etkili olmakla birlikte yan tesir olarak mideye, karaciğere, böbreklere müthiş zarar verebiliyor. Buna rağmen yine de tedavide yetersiz kalındığında maalesef kortizana başvuruluyor. Bu da yetmedi mi, daha ileri safhada bağışıklık sistemini baskılayan kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar veriliyor.

Oysa kişi, akupunktur ile tedavi olmaya başladığında ne oluyor?

Öncelikle, kullanmak zorunda kaldığı bu tür ilaçları artık ya hiç kullanmıyor, veya en az seviyede kullanmak lüksünü yakalıyor.

Akupunktur tedavisi sayesinde rahatsızlık bağışıklık sistemini baskı altına alamıyor.

Vücut akupunktur tedavisinin yardımıyla, hastalığa direnç gösterip onun gücüne karşı güçle cevap vermeye başlıyor.

Akupunktur vücudu bir bütün olarak ele alan tedavi yöntemidir. Dolayısıyla yukarıda saydığımız tüm rahatsızlıklar bir anda tedavi edilmeye başlıyor.

Yani, hastanın sadece romatoid artrit tedavisi değil aynı zamanda var ise, tansiyonu, safra kesesinde tembelliği, karaciğerde yağlanması, sinüziti, kabızlığı, ülseri hep birden tedaviye alınmış oluyor.

Basit bir mantıkla olaya yaklaştığımızda, hastanın kabızlığı iyileşince yarı yarıya hasta rahatlamış oluyor.

Ülseri iyileşirse, sinüziti geçerse, alerjisi ortadan kalkarsa hasta rahatsızlığa karşı daha bir güç kazanmaz mı?

İşte akupunktur tedavisiyle hasta, hem ilaç kullanarak diğer organlarını yormamış oluyor hem bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Bunun yanında akupunkturun ödem çözücü özelliğiyle vücutta inaktif dönemde meydana gelmiş olan şekil bozuklukları da yavaş yavaş düzelmeye başlıyor.

Bu bile romatoid artritteki müthiş başarı değil de nedir?

Maraş Akupunktur ve Lazer Tedavi Merkezi olarak onsekiz yıllık tecrübelerimizle, bu tür şikayetle bize gelen birçok hastamız kliniğimize tekerlekli sandalyede gelmişken, belli bir tedavi sonrası yürümeye başlamışlar, ceket giyemeyecek durumda olanlar bugün otomobillerini kullanır hale gelmişlerdir.

Bu akupunkturun en etkin tedavi metodu olduğunun en açık dedilidir.

 

Romatoid artritle birlikte yaşamak

 

Kişinin romatoid artritle barışık halde yaşaması mümkün mü?

Elbette mümkün. Ancak bu konuda hastaya hekimin yardımcı olması gerekir.

Bunun için hastanın rahatsızlık öncesinden başlayıp tüm yaşayışı A’ dan Z’ ye bir hikaye olarak dinlenir.

-Yaşama standardı

-Alışkanlıkları,

-Hobileri,

-Spor ve jimnastik türleri,

-İş yeri durumu,

-İşi gidip gelirken kullandığı ulaşım araçları,

-Yeme içme alışkanlıkları,

-Giydiği kıyafetin sağlık yönünden uygunluğu,

-Giydiği ayakkabının sağlık yönünden uygunluğu,

Ayrıca romatoid vakasından başka ne gibi rahatsızlıkları olduğu?

-Alerjik bünye olup olmadığı?

-Midesinde herhangi bir problemi olup olmadığı,

-Böbrek, safra kesesi, karaciğer gibi organlarında rahatsızlık olup olmadığı,

İmmünolojik düzeninde sorun olup olmadığı,

Tüm bu sorulara verilen cevaplar rahatsızlığı dengede tutmada veya ortadan kaldırmada etkileyici faktörlerdir.

Bu bulgular, normal laboratuar tetkiklerine ilaveten akupunktur teşhisi ile de elde edilir. Çünkü akupunktur teşhisi birçok rahatsızlığı henüz laboratuar belirtileri ortaya çıkmadan teşhis edebilmektedir. 

Romatoid artrit rahatsızlığı olan birini, bazı özel durumlar haricinde, iyi takip etmeyip, hastalık ileri safhaya geldikten sonra da ameliyatla buna çözüm aramak hekimin ayıbıdır. Hekimin hastasıyla ilgisizliği demektir.

Çünkü iyi takip edilmeyip gerekli önlemler alınmazsa, eklem yerlerindeki deformasyonun o boyuta geleceği, şekil bozuklukları olacağı bellidir.

O elin zamanı geldiğinde fonsikyon yapamayacağı bellidir.

Dolayısıyla rahatsızlık o safhaya gelene kadar bir takım önlemin alması gerekir. Şekil bozukluğu olduğu zaman, cerrahi operasyonlar yapılıyor. Bunlar hastaya iyilik değil, ilgisizlik sonucu meydana gelen ayıbı ortadan kaldırma telaşıdır. Önemli olan eklem o boyuta getirilmemelidir.


 

 

Romatoid Artrit (Artrit = Eklem iltihabı) en yaygın romatizmal hastalıktır ve daha fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun % 0,5 inde görülmektedir. Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanamamıştır, ancak genetik faktörler ile oto imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur. Tipik semptomlar arasında, geceleri ve gündüzleri el parmaklarında, genelde simetrik olarak, oluşan ağrılar ile sabahları bu eklemlerin 15 dakikadan daha fazla tutuk ve uyuşuk olmasıdır. Devamında başka eklemlere de sıçrama gerçekleşir. Eklemler deforme olur. Ender olarak organlara da sıçrar (gözlere, tükürük ve göz yaşı bezlerine, cilde, kalp ve akciğerlere).

 

Teşhisin konulmasında hastalığın geçmişi ile el ve ayakların röntgen filmleri belirleyici olmaktadır. Laboratuar değerleri sadece fikir vermektedir. Hastalığın sebep olacağı zararları engellemek veya geciktirmek için uygun tedavinin vakit geçirilmeden başlaması önemlidir. Bu tedavi, temel ilaçlar dediğimiz ilaçlarla (özellikle Methotrexat) ve gerekirse iltihap önleyici başka ilaçların kombinasyonu ile yapılmaktadır. Tamamlayıcı olarak fizik tedavi, Ergoterapi, Hasta jimnastiği ve cerrahi tedavi yardımcı olmaktadır.

Tanımlama

 

Kronik Poliartritis olarak da adlandırılan Romatoid Artrit kronik iltihaplı bir hastalıktır. Bu hastalık ağırlıklı olarak eklemleri etkilemekle birlikte ender de olsa göz ve cilt gibi iç organları da etkileyebilmektedir.

Sıklık

 

Romatoid Artrit iltihaplı romatizmal hastalıklar içerisinde en sık görülenidir. Almanya’da nüfusun yaklaşık % 0,5’i bu hastalıktan mustarip. Bu hastalığın kadınlarda görülmesi erkeklere göre 3:1 oranında daha fazladır.

Romatoid Artrit her yaştaki insanda, hatta küçük çocuklarda dahi görülebilmektedir. Bununla birlikte hastalık daha çok 35 ile 45 yaş arasında ve 60. yaştan sonra başlamaktadır.

Sebepleri

 

Romatoid Artritin oluşumuna neyin sebep olduğu konusu halen kesin olarak çözülmüş değil. Ancak muhtemelen hastalığın başlangıç sürecinde imun sistemine (bağışıklık) ait hücreler aktif hale gelerek bir oto imünite sürecinin başlaması ile kendi vücutlarına karşı savaşa geçmektedirler. Bu süreç birkaç adımda gerçekleşmektedir:

 

Ak yuvarların özel bir şekli olan T-Lenfositleri aktif hale gelir. Belirli yüzey molekülleri ağır Romatoid Artrit hastalarında daha sıklıkta görülmektedir. Bu nedenle genetik bir eğilim muhtemeldir.

 

Hastalığın oluşumundaki sonraki adımlarda eklem iç zarı (sinovyal zar), bağışıklık sisteminin neredeyse tüm hücreleri ile bağ dokusunun sinovyal hücreleri dahil olmak üzere iltihaplanır. Bu iltihap, hücreler arasında iletişimi sağlayan bağışıklık sisteminin elçi maddeleri, yani Sitokinler tarafından yönetilmektedir. Bir verici hücre etki maddeleri (sitokin) çıkartır. Bu maddeler hedef hücreye ulaşır. Hedef hücrenin hücre zarında reseptörler bulunur. Sitokin molekülleri bu reseptörlere kilit - anahtar misali yanaşabilmektedirler. Böylece hücre içlerine sinyaller gönderilir ve bu sinyaller hedef hücrenin belirli bir cevapta bulunmasına neden olurlar. Romatoid Artritin oluşumunda en önemli sitokinler Tümör Nekrose Faktörü - alpha (TNF - alpha) ve İnterlökin - 1 (IL-1) sayılmaktadır.

Sitokinlerin etkisi ile Sinovyalden yumru şeklinde bir doku oluşur. Pannüs denilen bu doku belli bir süre sonra kıkırdak, kemik, tutucu aparatlar ile söz konusu ekleme ait diğer yapıları bozmaktadır. Bu yıkıcı iltihab sürecinin sorumlusu olarak TNF-alpha görülmektedir. Bu mekanizmayı çözmek için yeni bir tedavi katkısı, TNF-alpha’ nın hedef alınarak antikorlar veya çözünebilir TNF-reseptörleri ile bloke edilmesidir.

Interlökin-1 (IL-1) kıkırdak dokusunun bozulmasını teşvik eder ve kemik yapısını bozan hücreleri, yani Osteoklastları, aktif hale getirir. Bu etki organizmada normal olarak IL-1 reseptör antagonisti IL-1Ra tarafından düzeltilmektedir. IL-1Ra, hücre zarındaki reseptörleri karşıt oyuncular ile, yani Reseptör antagonistleri ile bloke ederek hedef hücrenin cevap (tepki) vermesini engeller. IL-1Ra, reseptörün kilidine uygun ama "kör" bir anahtar sunar. IL-1’ in yanaşabileceği kilitler böylece bloke edilmiş olurlar. Hücre içerisine bir sinyal verilmemiş olur. Hücrenin korkunç cevabı gelmez. Romatoid Artrit hastalığında, yeterli sayıda IL-1 reseptör antagonisti bulunmadığından, bu denge bozulmuştur.

 

Tipik Belirtiler:

 

 

Geceleri ve sabahları eklem ağrıları

Sabahları 15 dakikayı geçen eklem tutulmaları

Eklemlerin şişmesi, tipik olarak parmakların dip ve orta eklemlerinde

Yorgunluk ve takatsizlikle birlikte genel olarak kendini hasta hissetme.

İlk devrelerde bazen sadece az sayıda eklem etkilense de neredeyse her zaman belli bir süre sonra poliartritis dediğimiz vücudun çok sayıda küçük ve büyük ekleminin iltihaplanması gerçekleşir. Bu daha çok el ve parmak eklemlerinde görülür. Baş - boyun eklemi dışında Omurga hemen hemen hiç etkilenmez.

 

Hastalık seyrinin devamında eklemlerde aşağıda tarif edilen değişiklikler gelişebilir:

 

Parmakların dışa kayması

Parmak ucunun aşağıya katlanması

Parmak kemiğinin yukarıya çıkıntı yapması

Eklemlerin dış tarafında lastik benzeri düğümlerin gelişmesi

Ancak sadece eklemler değil başka organlar da etkilenmiş olabilir.

Organların etkilenmesi aşağıdaki şekillerde görülebilir:

 

Akciğer

Akciğerde bağ dokusunun çoğalması (akciğer fibrozu) veya göğüs zarı iltihabı (Plevrit)

 

 

Kalp

Perikard iltihabı (Pericarditis)

 

 

Gözler

Göz duvarlarında değişik katmanların iltihaplanması (Skleritis ve Episkleritis) ekstrem durumlarda gözün delinmesi (ör. bir Ulcus cornae sonucu)

 

Cilt

 

Romatizma düğümleri veya kılcal damar iltihabı (Vaskulitis) özellikle alt baldır ile ayak sırtında.

Tükürük ve göz yaşı bezleri

Ağız ve gözde kuruluk belirtili kronik iltihap (Sicca-Syndrom

 

TEŞHİS:

 

Romatoid Artrit hastalığının teşhisi her zaman bir çok bulguya dayanılarak konulur: Belirtiler, vücudun muayenesi, laboratuar verileri ve röntgen tetkikleri.

Kan değerlerinin tipik değişimleri aşağıda verilmiştir:

Kan çökelme hızı (BSG) ve C-Reaktif-Protein (CRP) gibi iltihap değerlerinin yükselmesi

Romatizma Faktörünün tespiti (değişik antikorlar)

Hemoglobin değerinde düşmeyle birlikte İltihap anemisi

Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus, Romatoid Artrit hastalarının sadece yaklaşık % 80 kadarında romatizma faktörünün tespit edilebilmesi ve romatizma faktörünün bazı başka hastalıklarda ve hatta sağlıklı insanlarda da bulunabilir olmasıdır. Bu nedenle çok fazla spesifik olmamaktadır.

Romatoid Artrit hastalığının eklem bozucu sürecine bağlı olarak genelde bir kaç yıl sonra eklemlerin röntgen filmlerinde tipik değişimler görülebilir:

Ekleme yakın Osteoporoz = ekleme yakın kemikte kireç tuzu eksikliği (erken işaret)

Erozyonlar = eklem yüzeyinin dış kenarında fare ısırığını andıran kemik hasarları

Baş-boyun ekleminin de etkilendiği, boyun omurgasında omurların kayması

Vaktinde tipik değişiklikleri tanımlayabilmek için el ve ayakların röntgen filmleri özellikle faydalı olmaktadır.

Teşhisi standartlaştırmak için American College of Rheumatology (ACR) 1987 yılında aşağıdaki teşhis kriterlerini belirlemiştir.

 

 

Romatoid Artrit için ACR-Kriterleri

 

 

Eklemlerin sabah tutukluluğu (süresi: en az bir saat) > altı hafta

 

Üç veya daha fazla eklem bölgesinde dokunularak hissedilebilir şişlikler > altı hafta

El veya parmak eklemlerinde artrit > altı hafta

Simetrik Artrit (aynı zamanda her iki eklem bölgesinde) > altı hafta

Romatizma düğümü

Kanda romatizma faktörünün bulunması

Tipik röntgen değişiklikleri (eklem yakınında Osteopeni ve/veya erozyon)

Romatoid Artrit teşhisi için bu 7 kriterden en az 4 tanesinin söz konusu olması gerekmektedir.

 

 

TEDAVİ:

 

Bir Romatoid Artrit hastasının tedavisi büyük tecrübe gerektirmektedir, ayrıca romatolog, ortopedist, hasta jimnastikçisi ve bir ergo terapistin disiplinli bir iş birliği içerisinde çalışmaları gerekir. Takip eden tedavi yolları mevcuttur:

 

İlaçla tedavi

- En kullanışlı temel ilaçlar

- Eklemlere Kortizonlu preparatların enjeksiyonu

- NSAR

- Biyolojikler

 

Hasta jimnastiği

 

- Bireysel ve grup jimnastiği

- Kuru terapi ve hareket banyosu

 

 

Fizik tedavi

 

- Sıcak ve Soğuk uygulaması

- Masaj

- Elektro terapi

 

 

Ergo terapi ve Rehabilitasyon

 

- Eklem koruma eğitimi

- Evde, işte ve serbest zamanda, genel olarak günlük hayatta uyum

- Yardımcı madde tedariki

 

Psikolojik önlemler

 

- Gevşeme eğitimi

- psikolojik olarak ağrıyı yenme

- Ruhsal destek ve refakat

Cerrahi tedavi (Synovektomi ve rekonstrüktif cerrahi)

 

- örn. Eklemlerin bozuk durması veya fonksiyon kaybında düzeltici operasyonlar.

- Suni eklem uygulaması

 

 

İlaç tedavisi

 

Romatoid Artrit'in eklem bozucu sürecine engel olmak için sürekli ve yeterli ilaç tedavisi uygulanmalıdır. Buradaki amaç, eklemlerdeki iltihabı mümkün olduğunca kontrol altında tutmaktır.

Burada vazgeçilemez ilaçlar arasında temel ilaçlar dediğimiz ilaçlar veya disease-modifying antirheumatic drugs (DMARD) dediğimiz ilaçlar önemli bir rol oynamaktadır. Bu ilaçlar hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilirler. Aktif olan her Romatoid Artrit en az bir veya daha fazla temel ilaçla tedavi edilmelidir.

 

a) En kullanışlı temel ilaçlar

 

Methotrexat

Sulfasalazin

Hydroxychloroquin

Chloroquin

Aurothioglukose (enjekte edilebilen altın)

Auranofin (oral altın)

Azathioprin

Cyclosporin A

Leflunomid

 

Temel ilaçlar arasında yüksek etkisi ve kabul edilebilir yan etkileriyle Methotrexat özel bir yer almaktadı. Methotrexat, esasen daha yüksek dozlarda kullanıldığı kanser tedavisinden gelmektedir. Methotrexat genelde ilk seçilen temel tedavi ilacıdır. Tablet halinde verilebildiği gibi enjeksiyon (kas içine, damara ve subkutan) olarak da verilebilmektedir.

Tüm temel ilaçlar belirli bir sürede etkilerini gösterebilirler. Genelde bu süre 4 hafta (Methotrexat, Leflunomid) ile 6 ay (enjekte edilebilir altın) arasındadır.

Sadece bir temel ilaca yetersiz düzeyde tepki alınıyorsa değişik ilaçlar aralarında kombine edilmelidir. Büyük araştırmalarda tercih edilen bir kombinasyon Methotrexat ile Cyclosporin A veya Hydroxychloroquin plus Sulfasalazin ile olanıdır.

 

 

b) Eklemlere Kortizon preperatlarının enjekte edilmesi

 

Romatoid Artrit tedavisinde diğer bir ana direk olarak kortizonlu preperatlar gösterilebilir. (Glukokortikoidler). İltihaba karşı etkileri çabuk olduğundan hastaların şikayetlerini hızla azaltmaktadır. Düşük dozlu uzun süreli tedavide eklem bozulmasında ki ilerleme yavaşlamaktadır. Ne yazık ki Glukokortikoidlerle yapılan uzun süreli veya yüksek dozlu tedavilerde yan etkiler meydana gelmektedir, örn. Osteporoz.

 

 

c) Steroidal olmayan anti romatik (NSAR)

 

Örneğin Diclofenac ya da Indometacin gibi anti iltihap etkili ağrı kesicilerdir. Ortak eki prensibi olarak Prostaglandin üretimi için gereli olan Cyclooxygenase (COX) enzimini azaltırlar. Ağrı kesici etkileri iyi olduğundan Romatoid Artrit hastalığında kullanımına devam edilmektedir. Sık rastlanan bir yan etki mide ve onikiparmak bağırsağı ülserinin oluşumunu desteklemesidir. Bu durum özellikle ilaçlar Glukokortikoidlerle birlikte alındığında ortaya çıkabilir. NSAR'ın bir diğer sınıfı Cyclooxygenase-2(COX-2)- engelleyicileridir. Bunlar sadece iltihap durumunda meydana gelen Prostaglandin üretimini bloke ederken, mide zarının koruması için gerekli olan Prostaglandini bloke etmezler.

 

 

d) Biyolojikler

 

Romatoid Artrit hastalığında iki sitokin özellikle önemli bir rol oynarlar: İnterlökin - 1 (IL-1) ve tümör nekrose faktörü - alpha (TNF - alpha). Her ikisi de bağışıklık sisteminin hücreleri tarafından üretilir ve salgılanır. Biyolojikler, iltihabı teşvik eden ve iltihabı engelleyen faktörler arasındaki dengesizliği kaldırırlar. Bunlar IL-1 veya TNF-alpha fazlasına karşı etkili olurlar.

 

 

KAYNAK: medicine-worldwide.de

 

 

 

 

 

OMUZ KAPANI HASTALIĞI -TORASİK OUTLET SENDROMU (TOS)

 

 

Sıradışı bulgu ve belirtilerle giden bir hastalıktır. Bu hastalık akla gelmezse tanı zordur. Bu nedenle tanı çoğunlukla geç konur.

 

TOS ismini köprücük kemiği ile 1. kaburganın arasındaki boşluktan alır. Bu dar geçiş yolu kola giden ana damarlar, ana sinirler ve bazı adeleler tarafından doldurulur. Ana damarlar göğüs kafesinden, ana sinirler omurdan ayrılırlar. Bu dar geçişi kullanarak koltuk altından kola doğru devam ederler. TOS, bu aralıkta veya çıkışında damar ve/veya sinirlerin basıya uğraması sonucu çıkan rahatsızlıkların bütününe verilen addır.

 

TOS yaralanma, hastalık veya doğuştan anomaliler nedeniyle olabilir. Kötü duruş pozisyonu, şişmanlık bu hastalık belirtilerini belirginleştirir. Göğüs kökenli omuz kasları köprücük kemiğini yerinde tutacak kadar kuvvetli değilse köprücük kemiği aşağı doğru çöker ve damar-sinir basısına neden olabilir. Doğuştan ekstra kaburga, boyun adeleleri anormalileride TOS nedeni olabilir. TOS olan hastalarda psikolojik problemler de sıkça görülür. Bu tür psikolojik problemlerin nedeni tam anlaşılamamıştır.

 

 

 

Belirtiler ve tanı

 

 

 

Belirtiler hangi yapıların bası altında kaldığı ile ilgilidir.

 

Damar basılarında kola ve ele giden kan miktarı azalır. Buna bağlı olarak o kol ve elde soğukluk, çabuk üşüme, çabuk yorulma şikayetleri olur. Muayenede o kolda tansiyon daha düşük, nabız daha hafif alınabilir. Bu yakınmaların şiddeti bası miktarı ile doğru orantılıdır.

 

Sinir basılarında boyun hareketleri ile değişebilen net tanımlanamayan ağrılar olur. Bu ağrılar boyun omuz kol ve ele yayılabilir. Başüstü aktivitelerde zorluk olur. Hem damar hem de sinir basısı varsa bulgularda beraber ve yakınmalar oldukça karışık hale gelir. Hastanın beraberindeki psikolojik sorunlar nedeniyle genellikle tüm problemleri psikolojik sanılarak hastalık atlanılabilir.

 

Doktorunuz TOS düşündüğü anda bir seri test içeren muayenenizi yapacaktır. Röntgen, MR , EMG (sinir fonksiyonlarını inceleyen bir test), Dopler (damarları görüntüleyen ultrosonografik bir tetkik) gibi inceleme tetkikleri ile hastalığın ciddiyet derecesini tesbit eder.

 

 

 

Cerrahi olmayan tedavi ve korunma

 

 

 

TOS olan hastaların büyük kısmı cerrahi olmayan fiztoterapi, ekzersiz, diyet ve ilaçla tedavi edilebilirler.

 

Fizyoterapi ile omuz çevresi kaslarını kuvvetlendirerek köprücük kemiğinin daha iyi desteklenmesi sağlanarak bası azaltılır.

 

Antienflamatuar-antiromatizmal ilaçlar ağrının azalmasına yardımcı olur.

 

Fazla kilolara sahipseniz bir diyetisyen gözetiniminde kilolarınızı veriniz. Bu bölgedeki yağlanma zaten dar olan kanalı daraltan ciddi bir faktördür.

 

Omuzunuzu aşırı kullanmak zorundaysanız işinizi değiştirin.

 

Duruş ekzersizleri yapınız. Bu hareketleri günde 2 kez 10 ar tekrar yapınız.

 

Köşe germe ekzersizi; Bir duvar köşesine yarım metre uzakta durunuz. Omuz genişliğinde her bir elinizi bir duvara koyunuz. Köşeye doğru göğsünüzde bir gerilme hissedene kadar eğiliniz. 5 saniye tutunuz.

 

Boyun germe; Sol elinizi başınızın üstüne, sağ elinizi omuzunuzun arkasına koyunuz. Başınızı boyun sağında gerilme hissedene kadar sola çekiniz. 5 saniye tutunuz.Sonra diğer tarafta tekrarlayınız.

 

Omuz çevirme; Omuzlarınızı yukarı, arkaya ve aşağı gererek çeviriniz.

 

Boyun çekme: Boynunuzu düz olarak geriye bastırınız.

Bu sırada çene seviyesini koruyunuz. 5 saniye tutunuz.

Boyun fıtığınız var veya bu hareketleri yaparken ağrı hissederseniz doktorunuza danışınız.

Omuz üzerinden askılı ağır çanta taşımayınız. Bu körücük kemiğini aşağı bastırarak varolan yakınmalarınızı arttıracaktır.

 

Cerrahi tedavi

 

Yukarıdaki önlemlere rağmen 3 ay içinde belirgin iyileşme bulguları yoksa doktorunuz cerrahi tedavi önerebilir. TOS nedenine göre cerrahi tedavi seçilir. İyi bir cerrahi tedavi sonrası tüm yakınmalar ortadan kalkar.

 

 

 

 

OMUZ DÖNDÜRÜCÜ TENDON MANŞETİ (rotator cuf) yırtıkları

 

 

 

Omuz anatomik olarak çok geniş hareket açıklığı, zayıf eklem teması, bu zayıf teması desteklemek ve hareket açıklığını sağlamak için yer alan kıkırdak ve tendon destekleriyle vucudun en karmaşık eklemidir. Bu eklem ileri yüklenmelere maruz kalır.

40 yaş üzerinde omuz ağrısı nedenlerinin en önemli nedenlerinden biri rotator cuff yırtıklarıdır. Rotator cuff, humerus (üst kol kemiği)kemiğinin üst ucundaki omuz eklemini yapan baş kısmını çepeçevre saran adele-tendon bir yapıdır. Omuz eklemini yerinde tutar ve omuzun içe-dışa dönüş hareketlerini yaptırır.

Rotator manşet yırtığı gençlerde ve sporcularda ani bir harekette oluşan yaralanma ile oluşabileceği gibi, zaman içinde tekrarlayıcı kolun baş seviyesinin üzerindeki hareketlerde zamanla gelişebilir.

 

 

Belirti ve bulgular

 

 

Başüstü hareketlerde daha fazla olmak üzere tekrarlayıcı, devamlı omuz ağrısı.

Gece ağrısı. Bu ağrı ağrıyan taraf üzerine yatmayı engeller.

Adele güçsüzlüğü. Özellikle kolu kaldırmaya çalışırken hissedilir.

Omuz hareketleri sırasında tıkırtılar , klik sesleri gelmesi.

Omuz hareketlerinde kısıtlılık. Genellikle hastanın ağırlıklı kullandığı kolunda olur.

Hastalar rahatsızlığın başlamasına neden olduğunu düşündükleri bir olay tanımlarlar.

 

 

Risk faktörleri

 

 

Tekrarlayıcı başüzeri hareketler. Fırlatma sporları, tavan boyama gibi

Aşırı güç, düşme gibi

Yaşlanmaya bağlı dejenerasyon.

Rotator maşetin bulunduğu aralıkta daralma. (bkz: Omuz Anatomisi)

Rotator manşetin akromion denilen (bkz: Omuz Anatomisi) çıkıntının altındaki yüzey tarafından zedelenmesi

 

 

Yırtığın tesbiti

 

 

Yukarıdaki bulgulardan herhangi biri mevcutsa zaman geçirmeden doktora başvurun. Şikayetleriniz, hastalığın gelişme öyküsü ve dikkatli bir muayene ile önemli ölçüde fikir sahibi olunabilir. Röntgen incelemesi kemik kaynaklı bulguların tesbitinde yararlıdır. Ancak rotator manşetin direkt izlenebildiği MR ve ultrasonografi gibi tetkikler genellikle kesin tanı ve tedavinin planlanması için gereklidir.

 

Rotator manşet yırtıkları parsiyel (tam olmayan) veya tam yırtık biçiminde olabilir. Tendonun bütün kalınlığınca olmayan parsiyel yırtıklar cerrahi olmayan tedaviye iyi yanıt verirler. Cerrahi olamayan tedaviye yanıt vermeyen parsiyel yırtıklar ve tam yırtıklarda cerrahi tedavi gerekir.

 

 

 

Tedavi seçenekleri

 

 

 

Doktorunuz yırtık tam değilse (parsiyel yırtık) aşağıdaki cerrahi olmayan tedavi seçeneklerini önerebilir;

 

Dinlenme; yırtık tam değil ve aşırı kullanma nedeniyle gelişmişse yardımcı olabilir.

İlaç; (ağrı ve ödem giderici ilaçlar) ağrının kontrolünde yardımcıdır.

Kuvvetlendirme ve germe ekzersizleri; fizyoterapinin ana parçalarından biridir ve yapılması önerilir.

Kortikosteroid enjeksiyonu; ağrının giderilmesinde yardımcıdır. Fakat çok sık tekarlanması tendonu zayıflatıp tam yırtığa neden olabilir.

Ultrason; lokal ilaç uygulaması ve derin ısı verme özellikleri nedeniyle iyileşme sürecine yararlıdır.

Yukarıdaki yöntemlere cevap alınamayan parsiyel yırtıklar veya tam yırtıklar için çeşitli cerrahi tedavi seçenekleri vardır. Aşağıda tanımlanan yöntemler modern omuz cerrahisi teknikleridir. Burada hangi tekniğin seçileceğine rotator manşetteki yaralanmanın büyüklüğü, yeri, nedenine bağlı olarak karar verilir. Artroskobik müdahale sırasında omuzdaki tesbit edilen diğer patolojilerinde düzeltilmesi şansı vardır.

Artroskopi; yaklaşık 1 cm lik kesilerden omuz eklemi ve çevre dokulara ait görüntülerin bir kamera aracılığıyla monitöre aktarılması ve yine mini aletlerle görüntü kullanılarak hastalığın ameliyatının yapılması prensibine dayanır. Omuzda kemik çıkıntılarının kaldırılması adele ve tendondaki küçük yırtıkların tedavisinde tek başına yeterli olabilir.

Mini-açık tamir; artroskobi ile birlikte kullanılarak bir kaç santimetrelik küçük kesilerden tam yırtıkların tedavisine olanak verir.

Açık tamir; yaralanmanın çok ciddi olduğu vakalarda uygulanır. Burada doku transferi, tendon grefti uygulamaları yapılabilir.

 

 

 

 

OMURGA EĞRİLİĞİ SKOLYOZ

 

 

 

Omurganın yanlara doğru “S” veya “C” biçiminde kıvrılmasıdır. Bunun sonucunda omurga döner ve bir omuz ve bir kalça diğerinden yüksek görünür. Genetik olanları varsa da genellikle çoğunun nedeni bilinmemektedir. (idiopatik skolyoz)

 

Herhangi bir yaşta olabilir. İnfantil skolyoz 3 yaş altında görülür. Genellikle doğumsal yapı bozukluklarına, sinir ve adele hastalıklarına ( muskuler distrofi, spastik felç gibi) , kazalara, enfeksiyon ve tümörlere bağlı olarak gelişebilir. Juvenil skoltoz 3-10 yaşları arası görülür ve nadirdir. 10 yaş sonrası görülen adolesan (buluğ çağı) skolyoz olarak adlandırılır ve en sık görülen tipidir.

Skolyoz büyümenin devam ettiği buluğ çağı boyunca hızlı bir ilerleme gösterir. İskelet gelişiminin tamamlanıp büyümenin durduğu yaşlarda ilerleme ileri eğrilikler hariç durur. 50 derece özelliklede 70 derece üzeri eğrilikler erişkin yaşlarda oldukça az olmasına karşı ilerleme gösterirler.

Skolyoz genellikle ağrı yapmaz. Tedavi eğilmenin ilerlemesini engellemek, görünüm bozukluğunu gidermek, gelişebilecek solunum ve dolaşım problemlerini engellemek, omurgada gelişebilecek kireçlenmelerini engellemek amacıyla yapılır.

 

 

Tanı

 

 

Doktor ve ailelerin skolyozu en kolay tanıyabilmelerinin yolu çocukların kollarını aşağı sarkıtarak öne eğildiklerinde sırtta ve özellikle kürek kemiği seviyesinde asimetrinin farkedilmesidir. Bu asimetrinin diğer nedenlerinin( travma, kas tutulması gibi) olup olmadığına da bakılmalıdır.

Tanı rontgen ile teyid edilir. Burada skolyozu tam değerlendirmek için ortoröntgenogram denilen tüm omurgayı gösteren filmler kullanılmalıdır. Bu filmlerde eğriliğin bölgesi ve derecesi değerlendirilir. İlerleme riski olan vakalarda 3-6 ay aralıklarla iskelet gelişimi tamamlanana kadar rontgen tetkiki yinelenmelidir.

 

 

Tedavi

 

 

 

Gözlem: 20 derecenin altında ve iskelet gelişimi tamamlanmaya yakın hastalarda sadece gözlem ve belirli aralıklarla kontrol yeterlidir.

Korse: Korsenin amacı eğimin artışının engellenmeye çalışılmasıdır. Korse özellikle eğimin 30 derece civarında olduğu ve büyümenin devam ettiği çocuklarda etkilidir. Korse etkisi 40 derece üstü eğriliklerde ve iskelet gelişimi tamamlanmasına uzun yıllar olan çocuklarda azalmaya başlar.

Cerrahi: Eğim 50 derece üzerinde ve çocuk hala büyüyorsa cerrahi kaçınılmazdır. 50 derece üzeri eğrilikler büyüme sona erdikten sonra da oldukça az olsa da artmaya devam eder. Bu nedenle ilerideki komplikasyonları önlemek, görüntü açısından cerrahi seçeneği iyi değerlendirilmelidir.

 

 

 

Rehabilitasyon (fizyoterapi)

 

 

Tüm omuz hastalıklarında olduğu gibi rotator manşet yaralanmaları ardından normal fonksiyonlara dönüş zaman alır. Cerrahi tedaviler sonrası bu zaman 6 ay veya daha uzun olabilir. Temel prensip eklem hareketlerini arttırıcı ve adele gücünü geliştirici hareketlerin yapılmasıdır. Doktorunuzun vereceği programı uygulamak nihai sonuçta operasyon kalitesikadar belirleyicidir. İyi ellerde yapılan cerrahi ve iyi bir fizyoterapi programı sonrası % 90 civarında tatmin edici sonuçlar alınabilmektedir.

 

 

 

 

 

MENİSKÜS YIRTIKLARI

 

 

Vücudumuzun en sık yaralanan bölgelerden biriside menisküslerimizdir. Menisküsler diz bölgesinde en büyük iki kemiğimizin kesiştiği noktada ‘C’ şeklinde mevcut olan ince yastıkçıklardır. Dizde yükün taşınması,birçok yöne dönme hareketinin yapılabilmesi,femur(uyluk kemiği) ve tibia (kaval kemiği) arsındaki güç dengesinin sağlanması gibi görevler de rol oynarlar.

Futbol gibi karşılıklı temas sporlarında dizin dönmesi,ani hareketlerde meydana gelen katlanma ,tek diz üzerine yük alınması sonrasında menisküsler yırtılabilir. Sporcularda bu yaralanmalara ön çapraz bağ(ÖÇB) yaralanmaları da eşlik edebilir. İleri yaş grubunda ise menisküsler herhangi bir travma olmaksızın dizde gelişen dejenerasyon ve kıkırdak hasarına bağlı olarak yırtılabilirler.

 

 

Belirti ve şikayetler

 

 

Diz içerisinden gelen sesler yırtığın ilk bulguları olabilir. Dizde ödem gelişene dek sporcular oyuna devem edebilir yada günlük aktiviteler yapılabilir. Ancak ödem geliştiğinde şikayetler oluşur. Şikayetler 24-48 saat içerisinde gelişir.

 

Dizde gerginlik ve şişlik

Eklem hareket açıklığında azalma

Dizde sıvı toplanması

Menisküsün yırtık parçası eklem içine düştüğünde takılma ,kitlenme.Bu durum ancak doktorunuz yapacağı bir manevra ile düzelebilir.

 

 

Tanı

 

 

Doktorunuza herşeyin hangi travma ile nasıl başladığını anlatın,doktorunuz çeşitli manevralar ile dizinizi muayene edecektir. Ayırıcı tanı için röntgenler ve menisküslerin görüntülenmesi için MRI istenebilir. Dizin kitli kaldığı durumlarda artroskopik muayene önerilebilir. Menisküs yırtıkları birkaç tipte olabilir.

 

Sporcularda dönme sonrasında oluşan dikey yada kova sapı tarzında yırtıklar,

Genç atletlerde sürekli tekrarlayan tipte travmalar sonrası koşma gibi oluşan radial yada gaga tarzında yırtıklar

Yaşlılarda kıkırdak bozulmasına bağlı oluşan horizantal yada iç taraf yırtıkları sayılabilir.

Menisküs yırtıklarının başlangıç tedavisi RİCE olarak kısaltılmış protokoldür:

 

Rest (istirahat)

İce (buz uygulaması)

Compressıon (bası uygulamsı ,bandaj gibi)

Elevatıon (dizin yukarı alınması) şeklinde özetlenebilir,

Bu tedavinin takibinde dizde kitlenme ve kronik yakınmalar gibi şikayetler gelişmez ise tedavi istirahat süresi boyunca sürer ve biter. Meniskünün sadece 1/3 dış (eklem kapsülüne yakın) bölümünde kan dolaşımı vardır. Bu bölgelerdeki yırtıklarda , menisküs kendi beslenmesi sayesinde yırtığın tamirini sağlar. 2/3 iç bölgede ise tam bir tamir olmaz. Yinede her zedelenmiş menisküs bulgu verecek diye bir kural da yoktur.

 

Cerrahi tedavi menisküsün iyileşemediği ve şikayetler oluşmaya devam ettirdiği zamanlarda planlanmaktadır. Yırtık ve şikayete neden olan menisküs yırtıkları kıkırdakta aşınmaya ve ileri dönemde kireçlenmeye neden olur. Genç, aktif yaşam süren kişilerde menisküs yırtıklarının ameliyat edilmesi önerilir.Yırtığın tipine ,eşlik eden başka bir patoloji olup olmaması,hastanın yaşına göre doktorunuz uygun tedaviyi, planlayacaktır.Cerrahi sonrası rehabilitasyon tedavinin önemli bir parçasıdır.

 

 

 

 

MENİSKÜS YARALANMALARI

 

 

Sporcularla özdeşleşen menisküs yaralanması küçük bir zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, aşırı gerilme gibi hareketler sonucunda ortaya çıkabiliyor.

 

Genel olarak sporcu yaralanması olarak bilinen menisküs yırtılmasının aslında hemen her kesimden insanın başına gelebileceği bildiriliyor. Uzmanlar, hastalığın erken tedavi edilmemesi durumunda kıkırdak hasarına ve kireçlenmeye yol açabileceğine dikkat çekiyor. Diz ekleminde C ve O şekliyle uyluk ve baldır kemikleri arasında yer alan kıkırdak kıvamında eklem içi yapılar olan menisküs, vücutta eklemleri korumak, uyum ve sıklığını artırmak, beslenmesine ve işlevlerine yardımcı olmak gibi görevleri de üstleniyor. Menisküsün çeşitli nedenlerden dolayı zedelenmesine, yırtılmasına ve ezilmesine menisküs yaralanması adı veriliyor.

Hayrunnisa Hastanesi'nden Op. Dr. Alper Gökçe, küçük de olsa, zorlanma, düşme, çarpma, şiddetli bedensel egzersizler, dizin uyluk altında aşırı iç ve dış dönmesi ya da aşırı gerilme hareketlerinin her zaman yırtığın oluşmasına yol açabileceğini vurguladı. Gökçe, menisküs yaralanmasının belirtilerini şöyle

sıraladı: "Belirtiler şiddetli ağrı, yırtık, menisküs parçasının iki eklem yüzeyi arasında sıkışması sonucu dizin yarı bükük konumda kilitlenmesi biçiminde ortaya çıkabilir. Bu tip yaralanmaya maruz kalan kişinin dizinde yavaş gelişen şişlik, hareketlerle artan diz ağrısı, bazen de dizde kilitlenme sonucu hareketsizlik hali oluşur."

 

Menisküs tedavisinde erken teşhisin önem taşıdığına dikkat çeken Gökçe, yırtık bir menisküsle günlük etkinliklerine devam eden kişilerde yırtığın oluşturduğu düzensizlik nedeniyle eklemin yeterince fonksiyonlarını yerine getiremeyeceğini

söyledi. Gökçe, bunun da erken dönemde kıkırdak hasarına, dolayısıyla kireçlenmeye (osteoartrit) yol açtığını kaydetti.

 

Gökçe, tedavi yöntemlerini şöyle sıraladı: "Menisküs yaralanmasında yırtık, menisküsün tam ya da kısmi olarak çıkartılması ile uygulanan bir cerrahi girişimle tedavi edilebilir. Günümüzde en yaygın kullanılan tedavi şekli artroskopik yöntemle yapılan müdehaledir. Bu yöntemde dizin ön kısmında 1 cm'lik kesi yapılıp, dizin içerisine gönderilen optik vasıtası ile diz büyütülerek televizyon ekranına yansıtılır. Küçük kesilerle ameliyat yapıldığı için dikiş

kullanılmaz ve ameliyat sonrası iltihaplanma riski düşer. Artrospkopi yöntemi ile ameliyatta hastanın hem hastanede yatma süresi hem de işe dönme süresi kısalır."

 

TIRNAK BATMASI

 

 

 

Eğer tırnağınızı çok kısa keserseniz, özelliklede bunu başparmağınızın iki kenarında yaparsanız , sık bir hastalık olan tırnak batmasına neden olabilirsiniz.İnsanlar genellikle tırnak köşelerini parmak biçimine uygun olarak yuvarlak keserler. Bu tırnak yatağına yakın uçlar cilt içine doğru gömülerek büyür. Bu duruma bazen sıkı ve dar bir ayakkabıda neden olabilir. Ancak bu tür problemleri olan kişilerin tırnak yataklarının yapısal olarak gömük ve tırnak kenarlarındaki cilt kvrımının tırnak üzerine doğru kıvrımları olduğu görülür.

Tırnak batmaya başladığında sertlaşma, şişme ve hassaslaşma başlar. Daha sonra enfeksiyon başlar ve çok ağrılı olur. Bu dönemde tırnak yatağı kenarında cerahat görülebilir, zamanla cilt tırnak üzerine büyümeye başlar.

 

 

 

Tedavi

 

İltahaplı batık tırnak tedavisinde öncelikle ayak günde 5-6 kez sıcak, sbunlu suya sokulur. Bu sırada batmış tırnağınızı nazikçe çıkararak altına küçük bir pamuk veya mumlu diş ipi koymaya çalışın. Koyduğunuz parçayı hergün değiştirin. Enfeksiyon fazla ise doktorunuz antibiotik verecektir. Düzelinceye kadar sık sık çoraplarınızı değiştirin, sandalet giyin ve uzayınca tırnağınızı köşeli kesin. Bu prosedürü başaramazsanız doktora başvurunuz. Doktorunuz lokal anestezi ile batan tırnağınızın bir kısmını kesebilir.

İleri dönemlerde aynı olay tekrarlarsa tırnak yatağını düzeltici daha ileri cerrahi prosedürler gerekebilir.

 

 

Korunma

 

Bu riskten korunmak için tırnak kenarlarını yuvarlak değil köşeli kesin. Tırnak uzunluğunu cildi geçecek biçimde tutun. Tırnak kenarlarını koparmayın. Çok sıkı çorap veya ayakkabılardan sakının. Ayaklarınızı her zaman temiz tutun.

 

 

 

 

TEKRARLAYICI OMUZ ÇIKIKLARI

 

 

 

İlk omuz çıkığı genellikle oldukça büyük bir travmayla olur. Yeterli tedavi olmuş veya olmamış kişilerde ikinci ve sonraki çıkıklar şaşırtıcı derecede kolay olabilir. İlk çıkık sonrası tedavi kurallarına uygun yapılmış bile olsa yeniden çıkma olasılığı vardır. Özellikle ilk çıkık 20 yaş altında olmuşsa % 50 nin üzerinde yeniden çıkık olasılığı vardır.

İlk çıkık sırasında omuz sabitliğini sağlayan dokuların bir kısmının iyileşememesi yeniden çıkığa neden olur. Bunlardan en sık görüleni labrum denen kıkırdak desteğin kemiğe yapışma yerinden ayrılmasıdır. (omuz anatomisine bakınız) Ayrıca omuz kapsülündeki gevşemede ana nedenlerdendir. Ayrıca humerus kemiğinin başındaki defektlerde sorumlu tutulmaktadır. Bu problemlerin onarıldığı cerrahi müdahaleler sonrası bile yeniden çıkıklar görülebilmektedir.

Tekrarlayan çıkıklar omuz ekleminde bozulma ve kireçlenmelere neden olurken omuz çevresi adele ve tendonlarda kalıcı hasarlar oluşturabilir. Ayrıca beklenmeyen zamanlarda oluşan omuz çıkıkları ek sakatlıklara da neden olur. Bütün bu nedenlerle tekrarlayan omuz ıkıklarında cerrahi tedavi önerilir.

 

Tedavi yöntemleri

 

 

Değişik cerrahi tipleri vardır. Bunların her birinin avantaj ve dezavantajları vardır. Bir cerrahiden beklenen özellikler şunlardır;

 

Düşük nüks oranı

Düşük komplikasyon oranı

Düşük yeniden operasyon oranı

İleride artrit olasılığı düşük

Hareket kısıtlılığı yapmayan

Eklem içinin görülmesine izin veren

Yeniden çıkığa neden olan problemlerin giderildiği

Vakaların büyük çoğunluğuna uygulanabilen olması

Bütün bu beklentileri karşılayan bir operasyon henüz tanımlanmamıştır.Ancak artroskobik, açık birçok operason % 90 lar civarında başarı sağlamaktadırlar.

 

Tekrarlayan çıkıktan nasıl korunulur?

 

Omuzunuz ilk çıktığında derhal doktora başvurun. Çıkığın yerleştirilmesi kolayca başarılamazsa fazla zorlamadan genel anesteziyle yapılmalıdır. Çıkık yerine yerleştirildikten sonra omuz 3-4 hafta tesit edilmelidir. Bu tesbit iyileşebilecek dokuların iyileşmesine olanak verir. Tesbit sonrası omuz adelelerinin kuvvetlendirilmesi de önemlidir. Bütün bunlara rağmen omuzunuz yeniden çıkabilir.

 

 

 

ULNAR SİNİR SIKIŞMASI

 

 

 

Dirseğinizi bir yere çarptığınızda tüm kolunuza yayılan bir elektriksel akım yada ağrı hissettiğinizde ulnar sinirinizi hissetmiş olursunuz. Ancak zaman zaman ulnar sinirin oluşturduğu bu tablo kalıcı olabildiği gibi ,elin parmaklarını ve el bileğini rahatsız eden bir tablo oluşturabilir.

Ulnar sinir tüm kol boyunca uzanır ve dirseği ,el bileğini geçerek sonlanır. Elin küçük parmağı ve yüzük parmağının his duyusundan ,elin parmaklarının hareketinin bir bölümünden sorumludur. Dirseğin iç yanından mevcut olan eliniz ile de hissedebileceğiniz bir tünelden geçer. Dirseğin almış olduğu bir travmadan ulnar sinir etkilenecek olursa (dirsek kırıkları sonrası gibi) sinirde gelişen ödeme bağlı olarak sinir bu tünel içerisinde sıkışır. Bu tabloya kubital tünel sendromu yada ulnar sinir sıkışma sendromu adı verilir.

Bu durumun uzaması sonrasında sinirin üzerinde yer alan koruyucu myelin tabakası el bileği ve dirseğin hareketleri sonrasında sürtünmeye bağlı olarak aşınabilir. Bu sinir de kalıcı bir hasar oluşma ihtimali demektir. Burada elin kaslarında zayıflama kavanoz açma gibi hareketlerde zorlanma gibi şikayetler ortaya çıkar. Problem dirseği ilgilendiren bir patolojiden kaynaklansa da esas şikayetler sinirin etkili olduğu alan olan elde ve parmaklarda ortaya çıkar. Hem motor hem his duyusu ile ilgili sorunlar yaşanır.

 

 

Dirseğin iç kısmında oluşan gerginlik hissi

 

Özellikle geceleri oluşan elin küçük ve yüzük parmağında uyuşma hissi

 

Araba kullanma veya telefonla konuşma gibi dirseğin uzun süre katlı pozisyonda kalması sonrasında uyuşmanın oluşması

 

Müzikal bir instrumanı kullanırken yada elin parmaklarını ilgilendiren bir iş yapmada güçlük

 

Kavrama yada ayıklama işleminde güçsüzlük hissi

 

Tüm kolun iç yüzünde ağrı hissetme gibi şikayetler oluşabilir.

Bunlardan herhangi biri mevcut ise doktorunuza başvurun,erken tanı kolay tedavi seçeneklerini getirecektir.

Hastalığın tanısı koymada mevcut birçok yöntem mevcuttur. Hastadan alınan bilgi bunların en önemlisidir. Dirsek ile ilgili geçirilmiş bir sorununuz varsa doktorunuz sizden çeşitli röntgenler istiyebilir. Ayrıca elin, elbileğinin kaslarının ve sinirlerinin elektriksel yanıtını görmek üzere EMG istenebilir.

 

 

--Dirseğinin üzerine düşenler

--Dirsek hareketi ile ilgili işlerde çalışanlar (sekreterler, şöförler gibi)

--Diabetikler

--Artrit problemi olanlar veya troid problemi olanlar

--Alkolikler risk altında olan kişilerdir.

 

 

Cerrahi olmayan tedavi seçenekleri

 

 

--Dirseği olabildiğince düz tutarak sinirin sıkışmasını engellemek,

--Gögüs üzerinde kolların çaprazlaşmasını engellemek,

--Sık telefon görüşmeleri yapıyorsanız dirseği kullanmayacağınız bir sistem oluşturmak (megafonla konuşmak gibi)

--Çalışma masasınızı ayarlayarak dirseğin kırılmış pozisyonda kalmasını engellemek,

--Geceleri kullanacağınız,kolun pozisyonunu ayarlayan ateller,

--Spor esnasında dirseği koruyan dirsekliklerin kullanımı

--Steroid enjeksiyonu (ödemi azaltmak üzere)

 

Ortopedik Rahatsızlıklar

PES EKİNO VARUS (PEV) doğuştan çarpık ayak

En sıkdoğumsal hastalıklardan biridir. Topuklar ve parmaklar içe doğru dönmüştür. Genellikle baldır ve ayak normalden kısadır. Bu kısalık özellikle tek taraflı vakalarda belirgindir. PEV ağrısızdır, düzeltilebilir ve bebeğiniz normal bir yaşama döner.

Her 1000 doğumdan birinde görülür. Her 3 vakadan 1’i çift taraflıdır. Neden olduğu bilinmemektedir. Her 3 vakadan 2 si erkek bebektir. Ailede varsa olasılık iki katına çıkar.

Düzeltme ve alçılama

Tedavi doğumdan hemen sonra başlar. Amaç ağrısız, fonksiyonel bir basma elde etmektir. Doktorunuz nazikce ayağı normal pozisyona getirecek biçimde gererek düzeltir ve düzeltmeyi korumak için alçılar. Düzeltme tedrici olarak her hafta tekrarlanır. Tam normal pozisyona gelmesi aylar alabilir. Düzelme görüntü ve rontgenle takip edilir. Alçılama genellikle 6-12 hafta sürer. Düzelme meydana geldiğinde bunun korunması için yürüme yaşına kadar özel ayakkabılar giyilir. Adeleler 2-3 yaşına hatta bazen 7 yaşına kadar adeleler ayağı eski pozinyonuna döndürmeye çalışır. Bu nedenle 7 yaşına kadar çocukların izlenmesi ve bu arada gerekirse cerrahi müdahaleler yapılması önemlidir.

Cerrahi tedavi

Bazen germe ve alçılama bebeğinizin ayağını tam düzeltmeyebilir. Özellikle de düzeltme ve alçılamaya geç başlandığında. Bu durumda cerrahi tedavi gerekir. Cerrahi tedavi 3-12 aylıkken yapılabilir ve tek seansta ayaktaki bütün kemik, bağ ve tendon bozuklukları düzeltilir. Ameliyat sonrası 6-8 hafta alçı uygulaması ardından özel ayakkabı giyilir.

Tedavi edilmeyen çocuklarda çok ciddi sakatlık ve yürüme bozukluğu oluşur.Günümüz cerrahi teknojisi her yaşta bu rahatsızlığın tedavisine olanak vermektedir. Yine de en iyi sonuçlar 1 yaş altındaki cerrahilerden alınır.

En mükemmel sonuçlu tedavilerde bile hasta ayak 1-1.5 numara daha küçük, daha az hareketli ve baldırı daha ince olur.

Osteoartrit - Kireçlenme

Osteoartrit Nasıl Bir Hastalıktır?

 Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) en sık görülen eklem hastalığıdır. Eklem kıkırdağının yapısının bozulması, aşınması, incelmesi ve hatta kaybına neden olur. Ayrıca, eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda da değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir. Sonuçta osteoartrit eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olan bir hastalıktır.

 Osteoartrit Neden Olur?

 İki önemli faktör osteoartrit gelişmesinde önemli rol oynamaktadır:

1. Eklemlerin üzerlerine binen yükü dengeli bir şekilde emip dağıtarak, istenen hareketi rahat yapmasını sağlayan eklem kıkırdağı, kemik, bağlar gibi yapılarda doğumsal ya da sonradan gelişen bozukluklar

2. Vücut kilosunda artışta olduğu gibi eklemlerin üzerindeki yüklerin ya da mesleki nedenlere bağlı olarak eklemlerin normal çalışma koşullarının değişmesi.

 

Osteoartritin Gelişmesini Kolaylaştıran Faktörler Nelerdir?

 

Yaş. Osteoartrit orta-ileri yaşların hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi çok nadirdir. Yaş ilerledikçe hastalık görülme sıklığı artar. Örneğin, yetmiş yaşındaki insanların yaklaşık dörtte üçünde osteoartrit bulguları vardır.

 

Kalıtım. Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda osteoartrit geliştiği bilinmektedir. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan ve "nodüllü osteoartrit" diye bilinen türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.

 Cinsiyet. Diz ve ellerde görülen osteoartrit kadınlarda daha sık görülür. Kalça eklemi osteoartriti ise kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir.

 

Kilo. Fazla kilo ve şişmanlık eklem üzerine binen yükü artırarak özellikle diz osteoartriti gelişme olasılığını yükseltmektedir. Ayrıca, osteoartriti olan kimselerde kilo artışı şikayetlerin ortaya çıkmasına ya da artmasına neden olabilmektedir.

 

Eklemlerde yapısal bozukluklar. Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) ya da sonradan kaza, travma, hastalık gibi nedenlerle gelişen yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak osteoartrit gelişme riskini artırmaktadır.

 

Eklem hastalıkları. Osteoartrit, eşlik eden başka herhangi bir hastalık olmaksızın görülebileceği gibi, eklemlerde görülen özellikle iltihabi nitelikli hastalıkların eklemde yaptığı yapısal bozukluklara bağlı olarak da gelişebilir ("ikincil osteoartrit").

Eklemlerin aşırı kullanılması. Mesleki nedenlerle ya da yaşam tarzına bağlı olarak belirli eklemlerin aşırı kullanılması osteoartrit riskini artırmaktadır.

Osteoartrit Hangi Eklemlerde Görülür?

Osteoartrit en sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür.

Diz osteoartriti özellikle bayanlarda sıktır ve artan kilo (şişmanlık) ile görülme olasılığı artar. Genellikle her iki dizi etkiler. Kalça osteoartriti erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. Doğumsal kalça eklemi uyumsuzlukları, kalça ekleminin edinsel hastalıkları ve belirli meslekler (örneğin çiftçilik) kalça osteoartriti için risk faktörleri arasında sayılmaktadır.

El parmaklarında, özellikle en uçta bulunan eklemlerde ve baş parmak kökünde görülen osteoartrit, kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şişlerine neden olabilmektedir. Bu nedenle "nodüllü osteoartrit" olarak bilinmektedir. ----Genellikle ilk ortaya çıktıklarında ağrılı, kızarık ve şiş olmakla beraber, bir süre sonra kızarıklık ve ağrı geriler ve genellikle el parmak işlevlerini aksatacak düzeyde şekil ve hareket bozukluğuna neden olmazlar.

Ayak başparmağında görülen osteoartrit başparmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olur. İlk ortaya çıktığında, eldeki nodüller gibi ağrı ve şiş ile birlikte kızarıklık da görülebilir ve yanlışlıkla gut hastalığı geliştiği düşünülebilir.

Osteoartrit, omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı olarak şikayetlere neden olabilir.

Osteoartritin Belirtileri Nelerdir?

Hastalar en sık olarak osteoartrit gelişen eklemlerin hareketlerinde kısıtlanma ve ağrıdan yakınırlar. Kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şiş görünebilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtılar duyulabilir. Belirtilerin arttığı alevlenme dönemleri olabildiği gibi, uzun süren şikayetsiz dönemler de görülebilir.

 

Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülürken, yakınmalar dinlenmeyle rahatlar. Uzun süren dinlenme sonrası ya da oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Bu durum hareket ettikçe dakikalar içerisinde düzelir. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve hareketler günlük yaşam işlevlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Osteoartrit olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker. Kaslarda kramplar da görülebilir.

Osteoartrit Tanısı Nasıl Konur?

Belirli eklemlerde gelişen kemik çıkıntılara bağlı şişler, hareket sırasında kısıtlanma ve kaba çıtırtıların (krepitasyon) hissedilmesi hekimin osteoartrit tanısını koymasında oldukça yararlı bulgulardır. Eklemlerin röntgen filmlerinin çekilmesi de, osteoartrit tanısını koyarken çok yardımcı olur. Bununla beraber, röntgen filmlerinde osteoartrit bulgularının olması, mutlaka o eklemde çeşitli yakınmaların olacağı anlamını da taşımaz ya da yakınmaların hangi şiddette olduğunu tahmin ettirmez.

 

Osteoartrit tanısını koyduran bir kan testi yoktur. Fakat, bazı kan testleri, özellikle vücutta ciddi bir iltihabi cevabın olmadığını gösteren testler, osteoartriti diğer romatizmal hastalıklardan ayırt etmede yardımcı olurlar.

 Osteoartrit Nasıl Tedavi Edilir?

Osteoartrit tedavisinin ana amaçları:

ağrıyı gidermek

hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam aktivitelerinin sorunsuz yapılmasına yardımcı olmak ve hastalığın ilerlemesini engellemektir.

 

Osteoartritin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Aşınmış olan kıkırdak dokusunu yenilemek mümkün değildir.

 

Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi, düzenli egzersizlerle ekleme bine yükün azaltılması ve kas gücünün artırılması oldukça yararlı olmaktadır. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir.

 

Eklem ağrısı için öncelikle basit ağrı kesiciler, bunlara yeterli yanıt olmazsa, kortizon dışı iltihap giderici romatizma ilaçları kullanılmaktadır.

 

Eklem içinde sıvının arttığı alevlenme dönemlerinde, eklem içine kortizon enjeksiyonları denenebilmektedir. Eklem içine eklem sıvısına benzer özelliklerde sıvıların verilmesinin ya da ağız yoluyla alınan ve kıkırdak içeriğinde bulunan bazı gıda maddelerini içeren ilaçların yararı ise tartışmalıdır. Uygun durumlarda sıcak ve/veya soğuk uygulamaları da ağrı kesici etki sağlamaktadır.

 

Osteoartrit, eklemde ileri derecede tahribat yaparak kişinin günlük ihtiyaçlarını bile yapamaz hale gelmesine neden olduğunda, bu eklemin cerrahi yöntemler kullanılarak bir protez ile değiştirilmesi gerekebilir. Eklem protezleri (yapay eklemler) hem ağrının ortadan kalkmasını, hem de eklem hareketlerinin belirgin şekilde düzelmesini sağlayabilmektedir.

KAYNAK: www.romatoloji.org.tr

 

Romatizma

Romatizma kelimesi, Yunanca "rheuma" kökünden gelir. Bu kelime "akma"yı dolayısı ile "hareket"i ifade eder. Romatizma oldukça genel bir terimdir ve kemik, kas ve eklemlerin etrafındaki ağrı veya acıyı ifade etmek için kullanılır. Romatizma deyince tek bir hastalık anlaşılmaz. 100'den fazla hastalığı içerir. Bazıları sık bazıları ise oldukça nadir görülür. Artritin kelime anlamı vücuttaki bir veya daha fazla eklemde görülen yangıdır.
Artrit çocuklar da dahil olmak üzere herkesi her yaşda etkileyebilir, bununla beraber kadınlarda erkeklere göre bu hastalıklara yakalanma şansı daha fazladır.

 

 

Eklemler bir kemiği diğerine bağlar ve kemiklerin serbestçe hareket edebilmelerine izin verecek şekilde tasarlanmışlardır. Kemiklerin son bölümünde eklemler kıkırdak olarak adlandırılan sert, lastik kıvamında bir materyal ile örtülmüşlerdir. Biz yaşlandıkça bu eklem kıkırdağı sık kullanmaya bağlı veya yaralanmalardan sonra daha kolay zedelenebilir hale gelir.

 

 





 

Romatizmaya destek Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da  denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 

                                            Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.