|
Bitki
yararları
DİYABET
Lif açısından zengin bir besin olan kuru fasulye, diyabet
riskini büyük oranda azaltıyor. Mercimek de çözünebilir lif
içermesi sayesinde diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz
bir besin olarak değerlendiriliyor.
Karadeniz’in ünlü hamsisi, Omega-3 yağı zenginliğiyle
kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını
önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç
geçirme riskini düşürüyor. Uzmanlar, hamsinin haftada en az
1 kez yenmesini, kalp hastaları içinse bu miktarın haftada
3-4 porsiyona çıkarılmasını öneriyorlar. Omega-3 yağı içeren
midye ise selenyum minerali sayesinde tiroit bezlerinin
normal işleyişi için gerekiyor.
PROSTAT HASTALIĞINA KARŞI BEZELYE
Araştırmalara göre, haftada 10 porsiyon domatesli bezelye
yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine
yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein
deposu olan bezelye, kalp için de önemli etkiye sahip.
Salatalığın da kalbi güçlendirdiği, ancak kabuğunun
soyulmaması gerektiği belirtiliyor. Günde iki bardak çay, 4
elma, 5 soğan, 7 portakal yerine geçiyor. Bu şekilde kalp
dostu antioksidan madde alındığını belirten uzmanlar,
özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay
içmesini öneriyor.
Yapılan 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser
riskinin azaldığını ortaya koydu. Eski çağlarda kanserli
hücrelerin tedavisinde kullanılan incir ise, modern tıp
tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor. Her
gün yenilen bir avuç fındık ise kansere ve kırışıklıklara
karşı koruyucu özelliğe sahip. Zeaksantin adlı bitkisel
bileşim içeren mısır tüketimi, yaşa bağlı gelişen görme
bozukluklarını azaltıyor. Sağlıklı gözler için betakaroten
içerikli ıspanak da gerekiyor. Ama pişirildikten sonra hemen
tüketilmezse içindeki yararlı maddeler, toksik maddelere
dönüşebiliyor.
Bu arada meyan kökünün, Sar'a (Akut Solunum Yetmezliği
Sendromu) karşı beklenmedik olumlu etkisinin bulunabileceği
bildirildi. Laboratuvar ortamındaki yeni bir araştırma,
bitkinin köklerinin bir özünün, kasım ayından beri 866 den
fazla insanın ölümüne yol açan SARS virüsünün hücre içinde
üremesini engellediğini gösterdi.
Süper Yiyecekler
Bitkisel yiyeceklerin herbiri içlerinde benzersiz
kimyasallar barındırır. Bir arada tüketildiklerinde ise
eşsiz bileşim yaratırlar.
Brokoli, lahana ve kıvırcık lahana: Kolon kanseri riskini
azaltırlar.
Havuç, mango ve balkabağı: Bu turuncu renk yiyecekler,
içerdikleri betakaroten sayesinde akciğer ve mide
kanserlerinin oluşumunu engellerler.
Turunçgiller, kırmızı elma ve tatlı patates: Flavonoid
içerirler ve kanser türlerine karşı etkin bir
koruyucudurlar.
Sarımsak ve soğan: Yüksek tansiyon, mide kanserine karşı
koruyucudur ve sindirim sistemini düzenler.
Kırmızı üzüm, yaban mersini ve çilek: Kalp sağlığını korur.
Fındık, fıstık, ceviz, badem, kabak çekirdeği gibi kabuklu
yemişlerin, başta kalp sağlığı olmak üzere birçok
rahatsızlık için birebir olduğu belirlendi. ABD'li bilim
adamları 10 yıl boyunca tam 86 bin kişi üzerinde
gerçekleştirdikleri bir araştırma ile kuruyemişlerin birçok
hastalığa iyi geldiğini kanıtladı.
Beslenme ve yaşama tarzına özen göstermeyenlerin bile
kabuklu yemiş yiyerek kalp hastalıklarına yakalanma riskini
yüzde 40 oranında düşürebildiği tespit edildi. Kabuklu
kuruyemişlerin faydaları bununla da bitmiyor.
"Badem: Kuru ciltlerin yağlanmasını sağlar. Bedeni ve zihni
yorgunluğu giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek
ağrılarını hafifletir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar.
Sütle birlikte yenirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı
giderir. Nekahet devresini kısaltır. Böbrek, mesane ve
tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Bronşit, boğaz
ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında
faydalıdır.
Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır.
Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Kulak
ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da, basur
memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları ortadan
kaldırır.
Fıstık: İçeriğinde sabit yağ, sakaroz ve proteinli maddeler
vardır. Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü
arttırır. Böbrek ve safrakesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü
yumuşatır, öksürük söktürür.
Çamfıstığı: Bronşit ve kalp hastalıklarında faydalıdır.
Ruhsal sorunlara iyi gelir. Çam kozalaklarının içinden
çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığından
(25 gram) fazla yenilmemelidir. Verem ve akciğer
hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi
çöküntüyü giderir.
Ceviz: Zekayı geliştirir. Yaprakları ve kabukları ile
hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal
ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem
besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz
akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında
faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok
kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememek gerekir.
Ceviz yağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı
giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını
önler.
Fındık: Günde bir avuç dolusu fındık yiyenlerin kalp krizine
daha az yakalandığı araştırmalarla ortaya konuldu. Fındık
ayrıca, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet ve
enerji verir. Nekahet devresinin çabuk geçmesini sağlar.
Cildi güzelleştirir. Hamilelere de faydalıdır. Dövülmüş
yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındık yağı,
böbrek ağrılarına iyi gelir. Kum ve taşların düşürülmesinde
yardımcı olur. Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da
faydalıdır.
Kabak çekirdeği: Mükemmel bir kurt ilacıdır. Çocuklara
10-15, büyüklere 20-30 kabak çekirdeği verilir. Çekirdek
kabuğu ile beraber çok iyi çiğnenmelidir. Tenya solucanları
için de kabak çekirdeği en iyisidir. Sıkı bir perhiz ile
80-100 kabak çekirdeği kabuğu ile birlikte, dört öğünde
iyice çiğnenerek yenir. Bir saat sonra yarım kaşık Hintyağı
içilir."
Amerikan Journal of Nutritional Science dergisinde
yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, domateste bulunan
Likopen, prostat kanseri riskini önemli ölçüde azaltıyor.
Yaklaşık 47.000 yetişkin erkek üzerinde yapılan araştırmada,
haftada 2-4 porsiyon taze domates tüketenlerde prostat
kanseri riskinin, hiç tüketmeyenlere oranla %26 oranında
azaldığı gözlemlendi. Araştırma sonuçlarına göre haftada 10
porsiyondan fazla domates ve domates suyu tüketenlerde
prostat kanseri riski, haftada 1,5 porsiyon tüketenlere
oranla %35 oranında azalıyor. Bol miktarda likopen alan
erkeklerde, düşük dozda alanlara kıyasla prostat kanser
riski %21 oranında düşüyor. Bir su bardağı domates suyu 53
kkal, 23,377 mcg likopen ve 2009 mcg beta karoten içeriyor.
Domates, likopenin yanı sıra, C vitamini, folik asit, alfa
tokoferol, potasyum gibi besin öğelerini, diğer
karotenoidleri ve polifenolik bileşikleri de içeriyor.
SAĞLIKLI BİR YAŞAMIN ANAHTARI SEBZE, MEYVE VE MEYVE SUYU
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim
üyelerinden Prof. Dr. Sevinç Yücecan, bol domates ve domates
suyu tüketmenin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine
değinerek şunları söyledi:
"Domates, karotenoidlerden özellikle Likopen açısından çok
zengin. Araştırma sonuçları Likopen'in antioksidan etkisinin
çok kuvvetli olduğuna işaret ediyor. Bu nedenle Likopen
açısından zengin bir besin olan domatesin, prostat kanseri
riskini azalttığı öne sürülüyor. Domatesin bu yararlı
etkisi, içerdiği çeşitli karotenoidlerin, C vitamininin,
polifenolik bileşiklerin kompleks etkileşimlerinin sonucu da
olabilir.
Beslenme sırasında alınan antioksidan vitaminler ve
antioksidan özellikler gösteren bileşiklerin en iyi
kaynakları sebze ve meyveler. Farklı sebze ve meyveler
farklı besin bileşenlerinden zengin oldukları için, sebze,
meyve ve bunlardan elde edilen sebze ve meyve sularının
tüketiminde çeşitlilik sağlanması önemli."
Armutun nezleye, balığın koroner kalp rahatsızlığına, üzümün
kansızlığa, kekiğin bronşit ve astıma iyi geldiği
belirtiliyor.
Uzmanlar, nezle olanlara bol bol armut yemelerini tavsiye
ediyor. Mideyi de kuvvetlendiren armut, hazmı
kolaylaştırıyor ve çarpıntıyı önlüyor. Balık, kan kolesterol
düzeyinin dengelenmesinde önemli rolü olan w-3 asitlerini
içermesi sebebiyle, özellikle koroner kalp rahatsızlığı
bulunan kişilerin kırmızı et yerine tercih etmesi gereken
yiyeceklerin başında geliyor. Ayrıca balık, iyi bir E
vitamini kaynağı olması sebebiyle de cilt kanserinin
önlenmesi ve yaşlılığa bağlı hücrelerin az zarar görmesini
sağlaması, kış aylarında enfeksiyondan korunulması açısından
oldukça önemli rol oynuyor.
Demirin, vücuda enerji veren maddelerin başında yer aldığını
hatırlatan uzmanlar, içinde demir bulunan besin maddelerinin
başlıcalarını karaciğer, et, yumurta, ıspanak ve kayısı
olarak sıralıyor.
Karnabahar ve brokolinin, son yıllarda beslenme
alışkanlığında önemli yer tutan sebzeler arasında yer almaya
başladığını ifade eden uzmanlar, bu sebzelerin iyi bir C
vitamini ve kalsiyum kaynağı olması sebebiyle önemlerinin
birer kat arttığını bildiriyor. Posa içeriği yönünden zengin
olan bu sebzelerin, bağırsakların tembelleşmesini
engellediğini ve ileride oluşabilecek bağırsak kanseri
riskini azalttığını söyleyen uzmanlar, bu sebeple salata
veya sebzeli yemek hazırlarken brokoli ve karnabaharı da
unutmamak gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, günün yoğun temposundan dolayı kendisini yorgun ve
bitkin hissedenlerin bol bol taze hurma yiyerek, eski
enerjilerine ve güçlerine kavuşabileceğini belirtiyor.
Stresli yoğun tempo sebebiyle uykusuzluktan şikayet edenlere
ise akşam yemeğinde büyük bir tabak yeşil salata yemeleri
öneriliyor. Çünkü salatanın içindeki maddelerin rahatlatıcı
ve besleyici özelliği bulunuyor.
Kansızlıktan kurtulmak için bol bol üzüm yenmesi gerektiğini
bildiren uzmanlar, üzümün ayrıca kalbi, mideyi ve barsakları
kuvvetlendirici olduğunu kaydediyor. Taze üzüm suyunun,
romatizma ağrılarını geçiren tabii ilaçların başında geldiği
kaydediliyor. Her sabah çekirdekli veya çekirdeksiz kara
üzümün suyunu çıkarın ve bir bardak için. Eğer hergün bunu
aksatmadan yaparsanız, romatizma ağrılarının ne kadar iyi
geldiğini göreceksiniz.
Uzmanlara göre, eczacılıkta bazı ilaçların yapımında
kullanılan şifalı bitki kekik, anjin, bronşit ve astımla
ishale iyi geliyor. Bir çorba kaşığı kekiği yarım kilo suda
birkaç dakika kaynatmak, soğuttuktan sonra yemek aralarında
veya yemekten sonra bir-iki bardak içmekte yarar var.
Kestanede C vitamini olduğunu ifade eden uzmanlar, ayrıca B
vitamini ve yararlı madeni maddelerin yanısıra protein ve
şekerin de bulunduğunu bildiriyor. Uzmanlar, kestanenin
diğer faydaları olarak da sindirimi kolaylaştırmasını ve kan
yapmasını gösteriyor.
Biberiyenin sinire iyi geldiğini vurgulayan uzmanlar, 30-40
biberiye yaprağının 300 gr kaynar suya atılarak yarım saat
kadar bekletilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, elde edilen
sıvının hem zihni açtığını, hem sindirimi kolaylaştırdığını
kaydediyor.
Sabah kahvaltısının vazgeçilmez içeceği olan siyah çayın,
yumurta, pekmez gibi demir yönünden zengin besinlerle
beraber tüketildiği zaman, demirin vücutta kullanılmasını
engellediğini ve sonucunda ise kansızlık şikayetinin daha da
artmasına sebep olduğunu vurgulayan uzmanlar, siyah çay
yerine ıhlamur, nane, yeşil çay veya meyve aromalı çayların
tercih edilmesini tavsiye ediyor.
Yaş, cinsiyet, kilo ne olursa olsun aşırı tuz tüketiminin
zararlı olduğunu ifade eden uzmanlar, "Yemeklerimize lezzet
vermek için ekleyeceğimiz tuzun yerine, taze doğal otlar
veya baharat kullanmaya özen göstermeliyiz. Özellikle
kırmızıbiber, karabiber, karanfil, dereotu, nane, maydanoz
ve sarımsak gibi baharatlar, vücudumuza zararlı olabilecek
mikroorganizmaların üremesini engeller" diyorlar.
Yumurtanın, hem etin en büyük özelliği olan protein, hem de
vitamin bakımından çok zengin olduğunu kaydeden uzmanlar,
zeytin yağının çiğ olarak kullanılmak şartıyle, genç kalmaya
yarayan besinler arasında bulunduğunu bildiriyor. Uzmanlar,
zeytin yağında E ve K vitaminleri olduğunu vurgulayarak, aç
karnına yarım kahve fincanı, limon sıkılıp tuzlanarak
içilirse, safra kesesini çalıştırdığını ve cildin
kırışmasını önlediğini kaydediyor.
Türkiye'de yoğun olarak yetişen kekik çeşitlerinin,
antioksidan, antikanserojen, antidiyabetik ve
antikolestremik özelliği olduğu bildirildi.
Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi
Yrd. Doç. Dr. Osman Sağdıç, kekik üretimi açısından önemli
bir konumda bulunan Türkiye'de Origanum, Thymus, Thymbra,
Saturaje, Sideritis ve Salvia cinsi kekiklerin yoğun olarak
yetiştiğini, bu kekik çeşitlerinin sağlığa çok faydalı
olduğunu söyledi.
Sağdıç, ''Kekik, vücutta hücre koruma sistemlerini
geliştirmesiyle antioksidan, kanser oluşumunu engellemesiyle
antikanserojen, diyabet hastalığını engellemesiyle
antidiyabetik ve vücuttaki kolestrol oranını ayarlamasıyla
antikolestremik özellikler taşımaktadır.
Bu özellikleriyle kekik, yaşlılığı geciktirmekte, tümör
oluşumunu engellemekte, şeker hastalığına iyi gelmekte ve
gıdaların bozulmasını doğal yollarla engellemektedir''
Günde sadece 1 yemek kaşığı keten tohumu tüketerek birçok
hastalıktan korunabileceğinizi, var olan
rahatsızlıklarınızın çoğunu gidermede keten tohumundan fayda
bulabileceğinizi biliyor musunuz?
Diyetisyen Kamile Sü, keten tohumunun yararlarını anlatıyor
ve nasıl tüketilebileceği hakkında yol gösteriyor.
Keten tohumunun yararlarını, "Mide-bağırsak sorunlarına
karşı iyi gelir, bağırsakları yumuşatır ve kabızlığı
giderir. Kemikleri güçlendirdiği için özellikle menopoz
döneminde yararlıdır, menopoza bağlı şikayetleri hafifletir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Kalp-damar hastalıklarından korur. LDL kolesterol ve
trigliserit seviyesini, yüksek tansiyonu düşürür. Romatizmal
hastalıkları önler. Sinir sistemini ve hafızayı güçlendirir.
Kan şekerini dengeler. Konsantrasyon bozukluğuna, yaşlanmaya
bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir. Haricen
kullanıldığında yaraların çabuk iyileşmesini sağlar,
nasırlarda kompres olarak, ayrıca egzama ve sedef
hastalıklarında kullanılır.
Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar. Ruhsal
bozukluklara karşı iyi gelir. Öksürüğü giderir.
Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara
olarak kullanılır. Omega-3, omega-6 yağ asitlerinin iyi bir
kaynağı olan keten tohumu, yüksek oranda çözünür ve çözünmez
lif içerir, göğüs, kolon, prostat kanserine karşı koruyucu
olan lignanların kaynağıdır" şeklinde sıralayan Diyetisyen
Kamile Sü, nasıl tüketilebileceği hakkında ise şöyle yol
gösteriyor:
"Günde 1 yemek kaşığı keten tohumu tüketilmesi yeterlidir.
Kaynatılarak içilebilir.
Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir ve bir kaşık
miktarında ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
Kavrulmuş olarak tüketildiğinde ise daha lezzetli olur.
Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama
kavrulunca güzel bir tada kavuşur. Tohum şeklinde
tüketilecekse iyice çiğnenmelidir. Keten tohumları sert
olduklarından, dikkatli bir çiğnemede bile
öğütülemeyebilirler ve bu da yeterince sindirilmeden
vücuttan atılmalarına sebep olur. Öğütülmüş keten tohumunun
sindirimi çok daha kolaydır. Keten tohumunu öğütmek için,
karabiber veya kahve el değirmenleri ya da bu tip tohumları
öğütmek için özel olarak üretilmiş elektrikli öğütücüler
kullanılabilir. Yeterli miktarda balık tüketmiyorsanız,
omega-3 yağ asidi ihtiyacınızı karşılamak için hamur
işlerine de keten tohumu ekleyebilirsiniz. Hamile, emziren
kadınlar ve küçük çocukların ise keten tohumu kullanmamaları
önerilir."
Oda sıcaklığında 1 yıl tazeliğini koruyan keten tohumu
öğütülmesi halinde hava geçirmez kapaklı bir kavanozda 30
gün boyunca saklanabiliyor.
Siz de mutfağınızda keten tohumunu el altında
bulundurabilir, salatalarınıza ve yoğurdunuza serpebilir,
fırında pişireceğiniz hamur işlerine, çorbalarınıza ve
yemeklerinize katabilirsiniz.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kara, ''Bir kilogram üzüm,
içerdiği besin değerleri açısından, 1.150 litre süt, 390
gram et ya da 1.2 kilogram patatese eşdeğerdir. Kanser
oluşumunu önleyen, kalp krizi riskini azaltan üzüm, cildin
güçlenmesini sağlıyor'' dedi.
Kara, kalori değeri yüksek olan üzümün, kalsiyum, potasyum,
sodyum ve demir yönünden zengin olduğu gibi, A, B1, B2, ve C
vitaminleri açısından da önemli bir besin kaynağı olduğunu
belirtti.
Bazı karaciğer hastalıkları ile kansızlığın tedavisinde
etkili olan üzümün, yüksek tansiyonu kontrol altında
tuttuğunu ifade eden Kara, ''İçerdiği meyve asitleri ve
lifli yapısı ile mideye zarar vermeden, böbrek ve barsak
sisteminin çalışmasını düzenler. Kanın temizlenmesine
yardımcı olan bu şifa kaynağı meyve, doğum kontrol hapının
yan etkilerini azaltır'' dedi.
Kara, yüksek kalori içeriğine karşın, çok düşük miktarlarda
yağ ve protein içerdiği için ideal bir diyet besini olan
üzümün yağların erimesine yardımcı olduğunu anlattı. Kara,
şunları söyledi:
''Bir salkım üzüm, beyin hücrelerini zinde tutar. Üzümün,
özellikle de renkli üzümlerin kabuğunda bulunan resveratrol
isimli madde, hücre yenileyicidir. Bu madde tümör oluşumuna
izin verebilecek hücre içi molekülleri etkileyerek kanser
oluşumunu engeller. Kanser oluşumunu önleyen, kalp krizi
riskini azaltan üzüm, güneş ışınları, stres ve sigara
nedeniyle bozulan cildin güçlenmesini sağlıyor.
Üzüm, ciltteki yaşlılık lekelerini ve kahverengi lekeleri de
azaltır.''
Düzenli olarak yeşil çay içmenin, beynin yaşlanmasını
önleyebileceği bildirildi.
Japonya'daki Tohoku Üniversitesi'nde görevli bilimadamı
doktor Şiniçi Kuriyama ve ekibinin, 70'li yaşlarında ve
üzerindeki 1003 kişi üzerinde yaptığı araştırma, daha çok
yeşil çay içen kadın ve erkeklerde, kavrama zayıflığında
azalma görüldüğünü ortaya koydu.
Sonuçları ''American Journal of Clinical Nutrition''
dergisinde yayınlanan araştırma çerçevesinde 1003 yetişkine,
beslenme biçimleri, sağlık durumları ve alışkanlıkları
hakkında sorular sorulduğu ve bu kişilerin, hafıza, dikkat
ve dil kullanımı gibi kavrama fonksiyonlarının test edildiği
belirtildi.
Araştırma, günde 2 fincan ya da daha fazla yeşil çay içen
yaşlılarda, haftada üç ya da daha az içenlerden yaklaşık
yüzde 50 daha az kavrama zayıflığına rastlandığını gösterdi.
Günde ortalama bir fincan yeşil çay içenlerin ise bu iki
grubun arasında yer aldığı kaydedildi.
Bilimadamlarının gözdesi
ÖKSEOTU, doğal bitkilerle tedavi üzerinde çalışan
araştırmacıların gözdesi. Ökseotundan yapılan ilaçların
sadece AIDS değil, kanser tedavisinde de umut verdiği
belirtildi. ABD California eyaletinden kimyager Tasneem
Khwaja, ökseotu kullanarak geliştirdiği ilaçların akciğer,
göğüs ve kalın bağırsak (kolon) kanserlerini tedavi edici
özellikleri olduğuna inanıyor. Ökseotunun AIDS hastalığında
kullanıldığında da vücuttaki enfeksiyonlara karşı savaş
veren T4 hücrelerinin yapımını hızlandırdığı belirtiliyor. |