Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

    İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959

Doğal Performans
www.birtat.com.tr
Çakşır Köklü Macun


Şampuan Çeşitleri
HC Şampuan
www.birtat.com.tr

Arı Sütlü Şampuan
www.birtat.com.tr
Saç Bakım Yağları
Vitamin Power -
Panax Ginseng - Kore Ginseng
www.birtat.com.tr

Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü

Bitki Macunları
Hayıt Tohumu Macun
Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Kudret Narı
Arı Sütü Bal Polen

Aşk İksirleri - Cinsellik
Aşk Kahveleri
Aşk Kokusu

     Şifalı Bitki Çeşitleri

Bitkilerin Kapsülleri
Vitamin - Mineral

Cilt Leke - Cilt Kremleri

Salyangoz Kremi
Mavi Anemone Kremi
Göz Çevresi - Göz Altı Torbaları
Güneş Kremleri
D-Lamure Krem - % 100 Doğal

Cilt Temizleme Tonikleri
Bitki Yağları
Bitki Sabunları
Baharat Çeşitleri
Hastalık Sebepleri
Arı Sütü
www.birtat.com.tr

Çay Kolonyası
Bitki Çaylar
Chondurax Jel
Dermoday Kremleri
Doğu Karadeniz Kestane Balı
Güneş Lekesi Kremleri
Masaj Yağları - Masaj Kremi

Organik Alıç Sirkesi
Organik Elma Sirkesi
Organik Gıda
Organik Zeytin Yağı
Orjin Ürünleri
Otacı Ürünleri
Performans Enerji
Saf Gülsuyu
Sertlik

Düzenli Kullanmayacağınız Ürünü Bizden Almayınız.

Ucuz Ürün Bizde Olmaz.

www.birtat.com.tr İşyerimiz

sifali bitki dukkan resimleri - www.birtat.com.tr

 

 

Çocuk Hastalıkları

Çocuklarda normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmaların tespiti yoluyla hastalıkların belirlenmesi ve önlenmesi için gereklidir. Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri yapılmalıdır.

Bebeğin Aşıları Ne Zaman Başlar? Bu Aşılar Nelerdir?

Bebeğin aşıları doğar doğmaz başlayacak, anneyle birlikte hastaneden taburcu edilmeden önce ilk Hepatit B aşısı yapılmış olacaktır. Bunun ikincisi 1 ay sonra, üçüncüsü ise ikinciden 5 ay sonra yapılacaktır. 2 ayını dolduran bebeğe, BCG ve karma, çocuk felci aşıları yapılacak, karma aşı 4-6 haftalık aralarla toplam 3 doza tamamlanacaktır. Doktorunuz karma aşıyla birlikte menenjit aşısının yapılmasını da önerecektir. Bebek ilk 6 ayını doldurunca, aşı sıklığı da azalacaktır. 9 ayda kızamık, 15 ayda kızamık- kızamıkçık- kabakulak, 18 ayda karma, çocuk felci, menenjit aşısının tekrarı (rapel) yapılacaktır. Doktorunuzun önerisiyle, 1 yaşı dolunca suçiçeği, 2 yaşı dolunca Hepatit A aşıları da yapılabilir.

Aşıyla Korunulabilen Hastalıklar Nelerdir?

Verem, Kızamık, Hepatit B, Çocuk felci, Kızamıkçık, Suçiçeği, Difteri, Kabakulak, Zatürre, Boğmaca, Hemofilus influenza menenjiti, Tetanoz, Hepatit A

Anne Sütünün Yararları

Anne sütü üstün içeriği ile yenidoğan bebeği tüm gereksinimini 6 ay boyunca tek başına karşılayabilen, kolay sindirilebilen ideal bir besindir. Anne sütü ile beslenen bebeklerde hafif veya hayatı tehdit eden ciddi enfeksiyonlara daha az rastlanmakta, allerji, ani bebek ölümleri anne sütü almayanlara göre daha az görülmektedir Bağışıklık sistemi güçlenmekte, özellikle solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonları azalmaktadır. Anne sütü alan bebek hastalansa bile enfeksiyonu daha kolay atlatmaktadır.

Annesini emen bebeğin zihinsel gelişimi, ilerideki okul başarısı daha iyi olmakta, anne- bebek arasındaki bağ daha kolay ve güçlü kurulmaktadır

Bebekliğinde yeterli süre anne sütü almış erişkinlerde lenfoma, lösemi, diyabet gibi bazı hastalıkların sıklığı da azalmaktadır

Bebek için sayılamayacak kadar çok yararları olan anne sütü, annenin de gebelik öncesi formuna dönmesini kolaylaştırmakta;emziren anne bunun için gerekli enerjiyi sağlamak üzere depolanan yağ dokusundan kurtulmaktadır Ayrıca meme, yumurtalık ve rahim kanseri riski azalmaktadır.

Öncelikle konumuz çocuk hasta ve çocuğun karın ağrısı olduğuna göre çocuk ve karın ağrısı terimleri konusunda bilgilerimizi tazeleyelim. Çocuk hasta; yenidoğan döneminden, adölesan döneme kadar olan  zaman sürecindeki hasta topluluğudur. Karın ağrısı ise, karın içi veya başka sistemleri ilgilendiren çeşitli hastalıkların seyri sırasında sıklıkla karşılaşılan bir semptomdur. Karın ağrılarının nedenleri çok çeşitlidir. Bize karın ağrısı ile başvuran hastaların ancak % 5 inde ameliyatı gerektiren bir hastalık bulunabilir. Bu grup hasta akut karın tablosu ile başvurmaktadır. Akut karın ise, daha çok intraperitoneal ancak zaman zamanda ekstraperitoneal bölgedeki inflamatuvar ve cerrahi tedavi gerektiren hastalıkların ortak klinik semptom ve bulgularını  tanımlayan bir terimdir. KARIN AĞRISININ FİZYOPATOLOJİSİ :
Viseral yada Splaknik ağrı; Viseral peritonlu intraabdominal organlardan orijin alır. İçi boş organlardaki distansiyon, solid organlardaki kapsül gerilmeleri ve iskeminin yapmış olduğu uyarılar , viseral afferent sinir lifler ile spinal korda taşınır.  Bu ağrı yaygın ve lokalize edilmesi güç bir ağrıdır ve derin bir ağrı olarak ifade edilir. Ağır  viseral ağrı; terleme, taşikardi yada bradikardi, hipotansiyon, ciltte duyarlılık ve karın kaslarında istemsiz spastik kontraksiyonlar gibi otonomik reflekslere de neden olur.

Somatik Ağrı; Somatik yada parietal ağrı, karın duvarından, mezenterden veya diafragmadan orijin alır. Somatik afferent liflerle segmental spinal sinirlere taşınır. Somatik ağrı genellikle viseral ağrıdan daha keskin ve daha bellidir ve daha iyi lokalize edilir.

Vuran Ağrı; Ağrı patolojik taraftaki dermatom boyunca hissedilir. Diafragmatik irritasyon omuz ağrısı ile birlikte C4 dermatomunda, Bilyer ağaç hastalıklarında ise T9  dematomunda ve sırtta hissedilir.

KARIN AĞRISI İLE GELEN HASTALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Karın ağrısı ile acil servise gelen hastaların yaşı ne olursa olsun,  üçte birinin tanısı, tam olarak  konulamamaktadır. Yenidoğan ve bebek hastalarda ağrının lokalizasyonun tanımlanmasının çok zor olması ve karın içi hacimlerinin de çok küçük olması nedeniyle tablonun değerlendirilmesi de zordur. Ayrıca kemik pelvislerinin az gelişmiş olması, karın kadranları arasındaki mesafenin azlığı nedeniyle tablonun değerlendirilmesi daha da  güçleşmektedir. Çocukluk çağındaki hastaların değerlendirilmesi sırasında hastanın öyküsü ve fizik inceleme çok önemlidir.

ÖYKÜ :
Öyküde hastanın yaşı, karın ağrısının başlama şekli, devam ettiği süre, ağrı kesici ilaç alıp almadığı çok önemli parametrelerdir. Bu parametreler değerlendirilirken, öykünün alındığı kişinin güvenilirliği, hastalığın başından beri yanında olup olmadığı, zeka ve bilgi düzeyi, mutlaka dikkate alınmalıdır.

- Hastanın yaşı; Acil servise huzursuzluk yada sürekli ağlama nedeniyle getirilen bir yenidoğan yada bebeğin karın ağrısı olabileceğini mutlaka düşünerek fizik inceleme ve tetkikler bu yönde yönlendirilmelidir. Süt çocuklarında  konjenital nedenler, invaginasyon, boğulmuş fıtıklar, kolik, 2 yaşın üzerinde gastroenteritler, apandisit, Adölesan bir genç kızda ovulasyon ağrısı (mittelschmerz)  yada dismenore olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

 - Ani başlayan ağrılar; Genellikle organ torsiyonlarını, içi boş organ perforasyonlarını , invaginasyonu düşündürür. Yavaş başlayıp artan ağrılar;  Akut apandisit, kolesistit. pankreatit gibi inflamatuvar hastalıkları düşündürür. Zaman zaman ortaya çıkan, bir süre sonra ortadan kaybolan ağrılar; Orak hücreli anemi, üriner enfeksiyon, paraziter enfestasyonlar, kistik fibrozis, kronik kabızlık ve inflamatuvar barsak hastalıklarını düşündürür. Karın ağrısı 24 saat içinde geçmiyorsa altında cerrahi bir patoloji aramak gereklidir.

- Ağrının lokalizasyonu da çok önemle değerlendirilmelidir. Mide, duodenum, proksimal ince barsak , safra yolları veya pankreasla ilgili hastalıklarda ağrı epigastrik bölgede,  Apandisitde başlangıç döneminde ,distal ince barsak çekum ve proksimal kolonla ilgili hastalıklarda göbek çevresindedir. Distal kolon, üriner traktus ve pelvik organlarla ilgili ağrılar genellikle suprapubik bölgede hissedilir. 

- Ağrının yayılımı varsa öğrenilmelidir. Safra kesesi hastalıklarında ağrı sırta ve sağ skapulaya,  diafragma irritasyonlarında omuza,  üreter ve ya gonadlardaki patolojilerde kasığa, pankreas, retroperitoneum ve sakrumla ilgili patolojilerde ağrı sırta yayılır.

- Ağrı ile birlikte kusma sık görülen bir semptomdur. Ağrı ile aynı anda başlayan kusma; üriner sistem koliklerinde, invaginasyonda, gastroenteritlerde görülür. Ağrıdan bir süre sonra olan kusma da intestinal obstruksiyon ve akut apandisitte görülebilir.

 - Özgeçmişde: Nefrotik sendrom, siroz, asit, karsinoma ve immün yetmezlik varsa primer peritonit olasılığının yüksek olduğu düşünülmelidir.

Birkaç hafta önce geçirilmiş bir ÜSYE, akut romatizmal ateşi, künt karın travması ise pankreatit yada pankreatik pseudokisti düşündürmelidir.

- Diğer sistem bulguları: Ağrı ile birlikte öksürük olması; Sağ alt lop pnömonisini yada tonsillite sekonder mezenterik lenfadenopatiyi , Alt gastrointestinal kanamasının olması; Meckel divertikülünü, Henoch-Schönlein purpurasını, invaginasyonu, Hematürinin olması; ürolithiasisi, hemolitik üremik sendromu, Henoch-Schönlein purpurasını, Adet gören bir kız çocuğunda olması; Mittelschmerzi, over kisti torsiyonu yada rüptürünü düşündürür.

FİZİK İNCELEME:
Karın ağrısı ile gelen çocuğun muayenesi sabırla, nezaketle ve yumuşak olarak yapılmalıdır. İncelemeden önce çocuğun güveninin kazanılması çok önemlidir. İncelemenin ilk bölümü yalnızca gözlemle yapılır. Çocuk ailesi ile ve hemşire ile birlikte, muayene odasında,  yürüyebiliyorsa yürürken gözlemlenmelidir. Hekim ilk gözlemi ile hastalığın ciddiyeti hakkında fikir edinmelidir. Peritoneal irritasyonu olan çocuk, bitkin ve ayaklarını karnına çekerek yatar. Kolik tarzında ağrısı olan çocuklar inler ve rahatsız olarak ileri geri sallanırlar. Çocuğu ayakta tutarak yukarı ve aşağı zıplatmak, periton irritasyonunun tespiti için oldukça faydalı bir yöntemdir.

Sistemik muayene hem intraabdominal hem de ekstraabdominal karın ağrılarını tespitinde çok önemlidir, Bu nedenle tam bir fizik inceleme yapılmalıdır. Vital bulgular mutlaka kaydedilmelidir. Örneğin Hipertansiyon; Henoch-Schönlein purpurası veya hemolitik üremik sendromla birlikte olabileceği gibi, hipotansiyon; postmenstrüel bir kanama yada ektopik gebelikte bulunabilir. Taşikardi kompanse şok veya sepsisteki hipovoleminin belirtisi olabilir. Hızlı solunum alt lob pnomonisi yada peritonitte görülür. Kussmaul şeklindeki solunum diabetik ketoasidozu düşündürmelidir. Alt ekstremite derisindeki makulopapüler döküntüler Henoch-Schönlein purpurasını, Eritema marginatum akut romatizmal ateşi, Sarılık safra yolları hastalıklarını, orak hücreli anemide hemolitik krizi, hepatiti, Eritema nodosum ve pyoderma gangrenosum ise inflamatuvar barsak hastalıklarını düşündürür.

Karın Muayenesi önce inspeksiyon ile başlar. Karın düz mü? Çökük mü? Yoksa distandü mü? Peristaltizm görülebiliyor mu? Travma izi  var mı? Renk değişikliği var mı? Damar genişlemeleri var mı? Yüksek yerleşimli testis  yada boğulmuş fıtık var mı? İnsizyon skarı var mı? Bu bulgular değerlendirildikten sonra, oskültasyon yapılmalıdır. Tüm karın kadranları steteskop ile dinlenir. Hipoaktif barsak sesleri peritonit lehine değerlendirilir. Beş dakika boyunca barsak sesi duyulmazsa ileus düşünülmelidir. Barsak seslerinin artması gastroenteriti, çok tiz ve mekanik olan sesler obstruksiyonu düşündürür. Sıra palpasyona gelmeden önce çocuğa neresinin ağrıdığı sorulur ve muayeneye ağrının olmadığı yerden başlanacağı söylenir. Eğer mümkünse çocuğun dikkatinin dağıtılması amacıyla karmaşık sorular sorularak muayeneye başlanır. Muayene  sırasında eller soğuk olmamalıdır. İşlem sırasında çocuğun yüz görünümü gözlenmeli ve ona göre muayene yönlendirilmelidir. Sonraki aşama perküsyondur. Kibar bir şekilde yapılan perküsyon,  rebound duyarlılık için yeterlidir. Organ büyüklükleri de bu yöntemle tespit edilebilir. Timpanizm içi boş organ perforasyonları ve intestinal obstruksiyonda görülebilir.

Palpasyon muayenede en değerli olan aşamadır. Kibar palpasyon endişeli çocuklarda steteskopla dinleme yapılırken yapılabilir. Tüm karın en ince ayrıntıları ile sistematik olarak palpe edilmelidir. Eğer palpasyonda rijidite varsa perforasyon düşünülmelidir. Defans ve rebound cerrahi bir patolojinin, yani akut karının göstergesidir. Derin nefes ve ağlama periyotları arasında yapılan palpasyonla tümöral kitleler tespit edilebilir. Çocuğun öksürtülmesi, pelvisinin hafifçe sallanması, topuklarının ayakta iken kaldırılıp yere vurulması sırasında rebound hakkında bilgi sahibi olunabilir. Karın muayenesi çocuğun oturtularak kostovertebral duyarlılığının  tespiti ve omurga palpasyonu ile bitirilir.

Eksternal genital muayene çocuklarda rutin olarak yapılmalıdır. Erkeklerde balanit ve üretrit karın ağrısı yapabilir. İnmemiş testis varlığı intraabdominal testiste torsiyonu akla getirebilir. Kız çocuklarda vaginal atrezi yada imperfore himen karında kitle yada akut karınla ortaya çıkabilir.

Rektal muayene muayenenin en son parçasını oluşturur.  İşlem yapılmadan önce mutlaka çocuğa anlatılmalıdır. Bol miktarda kaydırıcı kremlerle ve mümkün olan en yavaş ve kibar şekilde yapılarak kitle varlığı, duyarlılık, rektal kanama ve sfinkter tonusu hakkında bilgi edinilebilir.

LABORATUAR :
Laboratuar çalışmaları karın ağrısının nedenini bulmak için yardımcı yöntemlerdir.

Tam kan sayımı (CBC); Enfeksiyon ve kanama ile ilgili bilgi verecek olan asıl yöntemdir. Lökositoz akut apandisitlerin çoğunda, intestinal obstruksiyonların yarısında ve kolesistitlerin bazılarında görülebilir. Gastroenterit ve nedeni belli olmayan karın ağrılarında % 31-43 oranında lökositoz görülür. Periferik yaymada eritrosit destrüksiyonu ve trombositopeni  olması hemolitik üremik sendromu gösterebilir.

Biyokimyasal tetkikler; Serum elektrolitleri ve kan gazları, kusma ve diarede faydalıdır. Karın ağrılı bir hastada metabolik asidoz  olması sepsis, hypovolemik şok, diabetik ketoasidoz, zehirlenme veya böbrek yetmezliğini düşündürür. Serum glukoz yüksekliği diabetik ketoasidozu, BUN ve kreatinin hidrasyon durumunu ve böbrek patolojisini gösterir. Karaciğer Fonksiyon testleri ve amilaz tayini hepatit ve pankreatitte faydalıdır. Pankreatitden şüphe edildiğinde, amilaz kreatinin klerens oranı aşağıdaki formülle hesaplanmalıdır.

  İdrar amilazı                  Serum kreatinini        

  -----------------    X    ---------------------------   X 100

  Serum amilazı                İdrar kreatinini

 
Buradan çıkan sonuç % 5 den  yüksekse hastada pankreatit olduğu kabul edilmelidir.

İdrar tetkiki; Karın ağrılı çocukta mutlaka yapılmalıdır. Bakteriüri ve piyüri üriner enfeksiyonu gösterir. Üreter ve mesaneye yakın komşu olan inflame apendiks idrarda lökosit görülmesine neden olabilir. Hematürinin  varlığı ürolithiasisi, yada üriner enfeksiyonu düşündürür. Hematüri ile birlikte görülen proteinüri de Henoch-Schönlein Purpurası ve hemolitik üremik sendrom düşünülür. Glukozüri diabet ve sepsiste görülür. Ketonüri diabetli veya oral olarak yetersiz beslenen hastalarda görülebilir. Şarap rengi idrar porfiriyi düşündürür.

Her ne kadar ülkemiz için daha az olasılık olsa da, karın ağrısı olan seksüel olarak aktif olan adölesanlarda HCG testi yada gebelik testi, idrar yada kanda yapılabilir. Radyolojik tetkikler yapılmadan bu konu aktif olarak seksüel yaşamı olan adölesan kızlarda sorgulanmalıdır. Pelvik inflamatuvar hastalık düşünülüyorsa vaginal  ve servikal gram yaymaları yapılabilir.

Radyolojik tetkikler; Eğer intraabdominal patolojiden kuvvetle şüphe ediliyorsa, radyolojik tetkik olarak, yatarak yada ayakta direkt karın grafisi çekilmelidir. Eğer hasta ayakta duramıyorsa sol yan dekübitis film, ayakta çekilen filmin iyi bir alternatifi olabilir. Eğer pnömoniden şüphe ediliyorsa, hastada öksürük ve takipne varsa akciğer grafisi de çekilmelidir. Filmlerde  hava-sıvı seviyeleri, serbest hava, intestinal obstruksiyon, kalsifikasyon, yabancı cisim ve kitleler görülebilir. Hava-sıvı seviyeleri, sentinel luplar, ve gazsız karın; intestinal obstruksiyonu destekler. Diafragma altında serbest hava perforasyonu gösterir. Yumuşak doku kitleleri varlığında barsak gazlarında yer değişikliği gözlenir. Radyoopak yabancı cisimler, apendiks ve Meckel divertikülünde fekalitler, safrakesesindeki ve üriner sistemdeki taşlar da radyolojik olarak tespit edilerek tanı koymada faydalı olacaktır.

Eğer karın grafileri şüpheli ise ve tanı koymakta faydasızsa ultrasonografi sonraki etap olarak düşünülmelidir. Ultrasonografi çocuklar için ideal bir yöntemdir. Ağrısız, noninvaziv, radyoaktif olmayan, kontrast madde gerektirmeyen ve pekçok sistemin değerlendirilebildiği bir yöntemdir. Tek olumsuz yanı yapanın tecrübesi ile orantılı olarak tanı koydurucu olmasıdır. Ultrasonografi ile alt karın ağrısı olan adölesan kızların ağrı nedeni, pankreatit, kolesistit, apandisite yada başka enfeksiyonlara bağlı apseler, hidronefroz , over kökenli lezyonların tanısı kolaylıkla konulmaktadır. Ultrasonografi cihazlarındaki teknolojinin gelişmesi ve yapan kişilerin tecrübesinin artması ile invaginasyon ve apandisitli hastaların bazılarında oldukça yüksek oranda tanı konulabilmektedir.

Bilgisayarlı tomografi ve dopler ultrasonografi de karın ağrısı olan hastalarda azda olsa kullanılmaktadır. Travma ve intraabdominal kitlelerde tomografinin, akut skrotumlu olgularda doplerin faydalı yöntemler olduğu gösterilmiştir.

KARIN AĞRILARININ SINIFLANDIRILMASI :
Bu konuda çok çeşitli sınıflandırmalar yapılabilir. Bunlardan yaşa göre yapılan sınıflandırma Tablo I. de gösterilmiştir.

Tablo I.  Yaşa Göre Karın Ağrısı Nedenleri:
İnfant                                     Çocukluk Dönemi                        Adölesan             
Kolik                                Gastroenterit                           Ovulasyon ağrısı
İnvaginasyon                     Apandisit                                Pelvikinflamatuvar h.      
Nekrotizan enterokolit          Pankreatit                              Testis torsiyonu
Hirschsprung Hastalığı          Henoch-Schönlein Purpurası       İnflamatuvarbarsak h.
Volvulus                            Hemolitik üremik Sendrom           Biliyer hastalıklar
İnkarsere inguinal herni        Peptik ülser hastalığı                  Ektopik gebelik
Perforasyon                       Konstipasyon 
                                       Üriner enfeksiyon
                                       Fonksiyonel karın ağrısı                                   

Bir diğer sınıflandırma şekli de nedene göre yapılan sınıflandırmadır. Bu sınıflandırmaya göre de karın ağrıları iki ana gurupta toplanabilir. Bunlar:

KARIN AĞRISI NEDENLERİ
1. Ekstraabdominal nedenler
a. Yansıyan karın ağrısı : Visseral organlardan gelen ağrı aynı spinal segmenti paylaştığı dermatoma ait deri alanında, asıl yerleşiminden uzakta hissedilebilir. Karın ağrısı ile başvuran her çocukta yansıyan ağrının da olabileceği dikkate alınmalıdır.
b. Diğer nedenlerle olan karın ağrıları : Kurşun zehirlenmesi, porfiri, epilepsi, diabet, astma, romatizmal ateş, orak hücreli anemi, hiperparatiroidi.
2. İntraabdominal nedenler
a. Acil cerrahi girişim gerektirenler (akut karın)
b. Seyri sırasında  acil cerrahi girişim gerektirebilecekler
c. Acil cerrahi girişim gerektirmeyenler
3. Rekürren karın ağrısı

Karın ağrıları, olarak  Tablo II. de ayrıntılarla gösterilmiştir.                      

Tablo II. Karın Ağrılarının Nedenleri
Ekstraabdominal Nedenler                       İntraabdominal Nedenler                             
Alt lop pnömonisi                           1. Acil Cerrahi Girişim Gerektiren:     
Diabetik ketoasidoz                               İnvaginasyon     
Romatizmal ateş                                   Akut apandisit
Orak hücreli anemi                                Meckel divertiküliti
Hemofili                                       2. Hastalığın Seyri Sırasında Cerrahi Gerektirebilen:
Epilepsi                                               Konjenital Aganglionik Megakolon
Kurşun zehirlenmesi                               Nekrotizan enterokolit
Hiperparatiroidi                                     Meckel  Divertikülü
Vertebral disk inflamasyonu                     İnguinal herni
Porfiri                                                  Peptik Ülser
                                                         Safra kesesi hastalıkları
                                                         Safra kesesi hidropsu 
                                                         Akalkülöz kolesistit 
                                                         Kolelithiasis 
                                                         Koledok kisti 
                                                         Pankreatit
                                                         Primer peritonit
                                                         Adeziv intestinal obstruksiyon
                                                         Gastrointestinal yabancı cisimler
                                                         Malrotasyon
                                                         Duplikasyon
                                                         Mezenter kisti
                                                         Urakal kalıntılar
                                                         Kistik fibrozis
                                                         Gonadal patolojiler
                                                         Paraziter hastalıklar
                                                         Askariasis
                                                         Amebiasis 
                                                         Tifo
                                                         Polipler
                                                         Tümörler
                                                         Crohn hastalığı : %20 sine apandektomi yapılır
                                                         Ülseratif  kolit
                                                         Henoch-Schönlein purpurası
                                                         Hemolitik üremik sendrom
                                                         Pyojenik karaciğer apsesi
                                                         Tüberküloz peritonit
                                                         Gastrointestinal hemanjiomlar

                                                3. Cerrahi Girişim Gerektirmeyen :
                                                         Gastroenterit
                                                         İdrar yolu enfeksiyonu
                                                         Aşırı beslenme
                                                         Pelvik inflamatuvar hastalık
                                                         Kabızlık
                                                         Süt protein intoleransı
                                                         Hepatit
                                                         Mezenterik lenfadenit
                                                         Mittelschmerz

Acil servise başvuran nedeni bilinmeyen şiddetli karın ağrılı çocuklar, major intraabdominal patolojiler gibi değerlendirilmeli ve transport sırasında bazal yaşam desteği verilmelidir.  Gerekiyorsa havayolu açılmalı, solunum ve dolaşım desteği sağlanmalıdır. Vital bulgular monitorize edilip, üst ekstremiteden ıntravenöz yol açılmalıdır. Karın ağrısının tam nedeni açıklanana kadar oral alması ve analjezik alması engellenmelidir.  Tedavi için ise karın ağrısının nedenlerinden hangisi olduğu  tespit edilip ona göre yaklaşımda bulunulmalıdır.

Bu sınıflandırmalardan sonra Acil Servise karın ağrısı ile başvuran çocuk hastaların en sık başvuru nedenlerinden birkaçının genel özelliklerini anlatarak devam edelim.

İnfant Dönemi :
Kolikler:
Genellikle 3 aylıktan daha küçük yaşta, ağlama ile birlikte aralıklı olarak görülen karın ağrısı nedeniyle acil servise başvururlar. Atak ani olarak başlar ve saatler boyunca sürebilir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, daha çok açlığa bağlı olarak yutulan havanın barsağa geçmesi nedeniyle olduğu düşünülmektedir. Koliğin tek bir nedeni yoktur. Alınan gıdaların barsaklardaki fermentasyonu sonucunda oluşabilir. Verilen gıdaların değiştirilmesi atakları azaltabilir. Hastalar gaz ve gaita çıkışı ile rahatlayabilir. Bu nedenle gazının çıkartılması sağlanmalıdır. Hastanın almış olabileceği muhtemel allerjik gıdalar sorgulanarak , bu gıdaları alması  engellenmeli ve çok yada az besleme yapılmaması sağlanmalıdır. Yapılacak olan dikkatli bir fizik inceleme ile başka olabilecek nedenler, örneğin;  invaginasyon, boğulmuş fıtık, otit, pyelonefrit gibi olayların ayırıcı tanısı yapılarak ekarte edilmelidir. Ailenin endişeleri kolik hakkında bilgilendirilerek giderilmelidir.

İNVAJİNASYON :
Proksimaldeki barsak segmentinin  distaldeki barsak içine girmesidir. Her yıl 1000 canlı doğuma karşılık 1.5-4 invajinasyon görülmektedir. Sıklıkla 4-10 aylık bebeklerde görülür. 2 yaşın altındaki çocukların en sık intestinal obstruksiyon nedenidir. Karın ağrısı nedeniyle ameliyat edilen 1 yaş altındaki çocukların en önemli ameliyat nedeni bu hastalıktır. 5-12 ay arasındaki erkek çocuklarda daha sık görülür. Ancak yenidoğanlarda ve daha büyük çocuklarda da görülebilmektedir. İnvajinasyon tedavi edilmediğinde hızla fatal seyredebilen bir hastalıktır. Hastalık erken tanındığında uygun tedavi ile mortalitesi çok düşüktür. Bu nedenle en küçük bir invajinasyon şüphesi varlığında çocuk cerrahisi bölümü ile konsültasyondan kaçınılmamalıdır.

Nekrotizan enterokolit (NEC):
Yenidoğan döneminin en ciddi ve en yaygın abdominal acil olayıdır. Nedeni tam olarak belli değildir. Çeşitli derecelerde oluşan mukozal ve transmural nekrozla karakterizedir. Çoğunlukla prematürelerde olur.  Asfiksi, hipotermi,doğum travması, erken beslenme, umblikal ven kateterizasyonları gibi perinatal strese yol açan durumlardan sonra görülebilir. Karında şişlik, kusma, genel durum bozukluğu ve kanlı kaka yapma ile başvurabilir. Direkt karın grafisinde bu hastalık için tanı koydurucu olan pnömatozis intestinalis görülür. Portal vende gaz görülmesi hastalığın ağır tabloda olduğunu, diafragma altında serbest hava görülmesi ise perforasyonu gösterir. Tedavi, nazogastrik dekompresyon, barsak istirahati, intravenöz sıvı, multiple intravenöz antibiyotik ile yapılır. %20 civarında ameliyat olasılığı olan hastaların % 25 i kaybedilir.

Hirschsprung Hastalığı:
% 33 oranı ile yenidoğan döneminin en sık intestinal obstruksiyon nedeni olan ve konjenital aganglionik megakolon diye de adlandırılan bu hastalık 1500 ila 3000 doğumda bir görülür. Bu hastalıkta rektum ve kolondaki submukozal ve myenterik  pleksuslardaki parasempatik ganglionik hücrelerinin olmaması nedeni ile peristaltik aktivite bozulduğundan, kabızlık ve karında şişlik görülür. Hastalar doğumdan sonraki 48 saat içinde spontan olarak mekonyum çıkaramazlar. Tanı konulamayan hastalarda enterokolit ve perforasyon nedeniyle ciddi tablolar oluşur. Baryumlu kolon grafisi ile dar ve geniş segmentler tespit edilebilir. Kesin tanı rektal biyopsi ile konur. Tanı konulduktan sonra tek yada çok aşamalı tedavilerle hastalık tedavi edilir.

Volvulus:
Normal barsak rotasyonunda veya mezenterin fiksasyonunda doğuştan olan anormallikler nedeniyle oluşan bu hastalık,  barsakların rotasyon anomalileri ve dolaşım bozuklukları ile kendisini gösterir. Yaşamın ilk ayında çoğu semptomatiktir. Aralıklı kusmalarla görülebildiği gibi, ani safralı kusma ve şiddetli karın ağrısı ile de başvurabilir. Karında ani bir distansiyon, kanlı kaka yapma ve dehidratasyon ve şok bulguları ile kendisini gösterebilir. Fizik incelemede genellikle duyarlı ve distandü karınla karşılaşılır. Çekilen ayakta direkt grafilerde genişlemiş mide ve proksimal barsak dışında hiç gaz gölgesi görülemez. Hastalar kardiyovasküler stabilizasyon ve nazogastrik dekompresyonu takiben acilen ameliyata alınır. Tam obstruksiyona yol açan volvuluslarda, 1 ila 2 saatte barsak nekrozu olacağından, çok çabuk karar vererek ameliyatla volvulusu düzeltme uygulaması yapılmalıdır.

İnkarsere inguinal herni:
İki yaş altındaki çocuklarda en sık cerrahi gerektiren hastalık fıtıklardır. Kasık fıtıklarının% 40 ı 6 aylıktan önce görülür. Genellikle sağda ve erkeklerde kızlara göre 9 kez daha fazla sıklıkta görülür. Fıtıklı çocuklar genellikle semptomsuzdurlar. Kasık fıtıklarında çocuklarda erişkinlerden daha fazla oranda boğulma olur. Hastalarda huzursuzluk, inguinal bölgedeki kitlede duyarlılık ve kusma vardır. Fizik incelemede karında distansiyon ve dehidratasyonun yanında, inguinal veya skrotal bölgede sert, duyarlı kitle vardır. İlk işlem olarak semptomların ne kadar zamandır olduğu sorgulandıktan sonra, erken olgularda elle redüksiyon denenir. Redüksiyon yapılabiliyorsa elektif olarak ameliyat edilir. Eğer  redüksiyon işlemi başarısızsa veya semptomların başlangıcından itibaren çok zaman geçmiş ve hastada septik tablo oluşmuşsa, redüksiyon denenmemeli ve gerekli hazırlıklardan sonra ameliyat edilmelidir.

 

Süt çocuğunun tabii gıdası anne sütüdür.İlk altı ay hiçbir gıdaya ihtiyaç duymadan anne sütü ile mükemmelen beslenebilir.Yeterli kilo alan sağlıklı gelişme gösteren bebek altıncı ayı doldurduktan sonra alıştırmak için gıdalara başlanır.

Altı ay ile on ay arasında ek gıdalara başlanmayan bebeklerde çiğnemeye ve farklı tatlara alışma meydana gelemez ve anne memesine aşırı derecede düşkün olan bebek yemekleri reddeder.Bebek anne sütü ile doymuyor ise ilk dört ay anne sütü ve adapte formül mama dördüncü aydan sonra gıdalara başlanabilir.

Ek gıdalara başlamak için
1-Bebek sağlıklı ve alışkın olduğu ortamda bulunmalı
2-Aşı uygulanmış veya yeni bir ilaç uygulanmış bebek ona alışana kadar yeni gıda başlanmamalı.
3-Kendisine birinci derecede bakım veren kişi tarafından gıdalar denenerek verilmeli.
4-Gıdalar üç beş günlük alıştırma süresi içinde teker teker başlanmalı.Çok sevse ve istekli bile olsa alışana kadar doyurucu miktarda verilmelidir.
5-Gıdalar hepsi bir arada başlandığı takdirde meydana gelecek tahammülsüzlükler alerjilerden hangisi sorumludur ayırt edilemez ve aynı zamanda birden fazla miktarda yedirilen bebek anne sütünü bırakabilir.
6-Anne sütü 1.yaşta temel gıda 2.yaşta destekleyici gıda olarak beslenmenin temel unsurudur.

Altı ayını doldurmuş bebeğe hazmı kolay hipoallerjenik olması nedeniyle ilk başlanacak gıda olması nedeniyle yoğurt olabilir.1,2 tatlı kaşığından başlanarak miktar arttırılmak suretiyle bir hafta içinde bir çay fincanı(100-150mlt) kadar verilebilir.

Yapılışı:
200 mlt süt süzüldükten sonra kaynatılır.Kaynadıktan sonra 2-3 dakika karıştırarak kaynatmaya devam edilir.Pastörize sütler için kaynatma sırasında 200 mlt süte 1çorba kaşığı(15mlt) su ilave edilir.(pastörizasyon sırasında ve kaynatırken buharlaşma sütün olması gerekenden daha konsantre hale gelmesini önlemek için).Önceden yıkanmış kurutulmuş cam kavanoza alınan süt 40 dereceye kadar soğutulur.

Isı kontrolü mutfak derecesi veya elin serçe parmağı ile kontrol edilir.Parmağı yakmayan ama sıcaklığı hissedilen ısı aşağı yukarı 40 derece kabul edilir.200 mlt 40 dereceye kadar soğutulmuş süte bir tatlı kaşığı(2-3 mlt) yoğurt eklenir, karıştırılıp kapağı kapatılır,etrafı sarılır.6-7 saat bekletilir.Mayalanma işlemi biten yoğurttan bir miktar alınıp pudra şekeri ile tatlandırılarak 1-2 tatlı kaşığı kadar yedirilir,öğün anne sütü ile tamamlanır.Hergün 1-2 tatlı kaşığı arttırılan yoğurt 1 fincana kadar çıkarılır. Buzdolabında temizliğe özen gösterilerek saklanan yoğurt 2 gün yedirilebilir.Bebeğin yemesi için önceden ılık suya oturtup ılıtmak gerekir.

Yoğurda alıştırılmış olan bebek yeni bir gıdayı tatmak için hazırdır.Madeni tuzlar,vitamin,posa ve karbonhidrat ihtiva eden meyveler ikinci sırada bebeklere tattırılarak 150 mlt kadar verilebilir. Meyveler mevsime göre kışın elma, armut ,muz, portakal, mandalina, havuç;yazın şeftali,üzüm,domates gibi teker teker tercihen püre şeklinde verilir.Meyvelerin taze olgun ve çürüksüz olanları seçilir,oğuşturularak bol suyla yıkanır,bir süzgece konup üzerine kaynar su dökülür.

Sonra soyulur,çekirdekleri çıkarılır,cam rendede püre haline getirilir.1-2 tatlıkaşığından başlamak üzere miktar arttırılarak öğün halinde verilebilir.Alıştıktan sonra 2.3.4.5. meyveye geçilebilir.Daha sonra bebeğin iştahına yaşanılan çevrenin şartlarına göre meyve püreleri veya suları karışık olarak verilebilir.Meyvelerin tatlı ve olgun olanlarını tercih edip şeker ilavesinden kaçınmak gerekir.

Muz kabızlığa yol açması bakımından riskli olması sebebiyle olgun yumuşak olanı seçilip az miktarda denenir,armut veya kayısı ya da üzümle birlikte verilebilir.İlk yaşta çilek,yumurta akı,bal gibi allerjen gıdalardan kaçınmak gerekir.Yine inek sütü ilk 1 yaş hatta 2.yaşa kadar verilmemesi gerekir,esasında anne sütü alan bebeğin ihtiyacı da yoktur.

6-7 ay arasında sebze pürelerine alıştırılarak sebze yemekleri ve sofrada bulunan yemeklere geçilebilir.Sebzelerin taze mevsim sebzelerinden olmasına dikkat edilmelidir

Önce az çeşit sebze ile başlanıp giderek çeşit arttırılır. Sebzeler pişirilmeden bolsuyla yıkanır,soyulup doğranır,kısa sürede pişirilir ve piştikten sonra hemen yedirilir.Diğer gıdalarda olduğu gibi 2-3 kaşık ile başlanır. Mevsime göre kabak, havuç, patates, ıspanak, pazı, fasulye, bezelye,kereviz,kereviz yaprağı, maydanoz, domates eklenebilir.

İlk hazırlama için 1 küçük patates, 1küçük havuç,50 gr yağsız dana eti 3 su bardağı su ile iyice pişirilir.1 tatlı kaşığı irmik veya şehriye,1 tatlı kaşığı zeytinyağı,1 çimdik tuz eklenir.5-10 dakika daha kaynatılıp et içinden çıkarılır, tel süzgeçten geçirilip 24 saat içinde kullanılır.Bu süre zarfında buzdolabında saklamak gerekir.

Bebek sebze püresine alıştırılırken her hazırlamada yukarıda sayılan sebzelerden biri eklenerek çeşitlendirilir. 2.defadan sonra dana eti yerine çift çekilmiş 1 çorba kaşığı dana kıyma kullanılır ve onun da süzgeçten geçmesi sağlanır.Süzgeç yerine robot ya da blendır gibi aletler kullanmak asla uygun değildir.Bu yemekleri vermemizin maksadı doyurmak değil,tatlarına alıştırmak ve çiğnemeyi öğreterek katı gıdalara geçişi sağlamaktır.Bebeğin yemeği ağzına alıp ağzında çevirmesi yutabildiğini yutup,yutamadığını kusmadan tükürmeyi öğrenmesi gerekir.Anneler eldeki tabağı bitirme gayretine girmemelidir.

Sebze püresi içine pirinç, mercimek, bulgur eklenebilir.
7. aydan itibaren sebze püresine az miktarda tereyağı eklenebilir.Bebeğin iştahına göre sebzeler çeşitlendirilir. Az kilo alan bebeklerin sebze püresine 2-3 ölçek formül mama eklenebilir.
Sofra yemeklerine 7-8 ay arasında teker teker taze pişmiş baharatı olmayan yağı ve salçası az yemeklerden tadına baktırılarak geçilebilir.Sofra yemekleri süzgeçten geçirilmeden çatal ve kaşık yardımıyla ezerek verilebilir.Pişirme esnasında içine 1-2 patates koyulup bebeğe patatesli,etli ve sebzeli kısımlardan ekmek eklenerek verilir.

Yumurta: 6-7.aylar arasında katı pişmiş olarak sarısından az miktarda sebze püresine eklenerek başlanıp hergün bir miktar arttırılarak 1 katı yumurta sarısına çıkılabilir,bir gün verilip bir gün verilmeme şeklinde olabilir.

Balık: 7. aydan itibaren ızgara veya suda haşlanıp kılçığına dikkat etmek suretiyle tadına bakılarak öğle saatlerinde verilebilir. Köfte: 6-7 ay arasında çift çekilmiş kıymadan hazırlanan baharatsız köfte sahanda pişirilerek elle veya çatalla ezilip birkaç yudumda ilerleyen günlerde 2 köfteye kadar yedirilebilir.
Arada karaciğer et yerine sebze pürelerine eklenebilir.Tuzlu suda kaynatılarak sertleştirilen ciğer rendelenip sebze püresi içine eklenebilir.Haftada 2 kez verilmesi faydalı olabilir.

Beyin: Evvelce bütün çocuk yemekleri tarifinde bulunan beyin son yıllarda sünger beyin hastalığı riski nedeniyle bebeklere yedirilmesi tavsiye edilmemektedir.Zira bulaşma en çok beyin ve iç organlar sebebiyle olmaktadır.

Peynir:6. aydan itibaren gerek sebze püreleri gerekse kahvaltı içinde bebeğe verilebilecek gıdalar arasındadır.Pastörize veya pişmiş sütten olmasına dikkat edilmelidir.
Şayet bebek anne sütü ile doymuyorsa ve formül mama eklenmişse 4. aydan itibaren yoğurt,meyve püresi,sebze püresi ve peynir sırayla başlanabilir.6 aylık olana kadar sebze püresine dana eti konulup haşlandıktan sonra çıkarılır.

Tahıllar 4-6 aydan itibaren verilebilir.Kahvaltıda bisküvi ve ekmek muhallebiler içinde mısır ve buğday nişastası,pirinç unu-yulaf ve buğday unu kullanılabilir.

Sebze pürelerine pirinç,mercimek,bulgur veya irmik eklemek suretiyle kıvam ve kalori artışı sağlanır.
Pasta ve tatlılar 2 yaşından sonra verilebilir.

9 aydan itibaren bebek aile sofrasına oturtulur.Sofrada bulunan baharatsız,hazırlanma şartlarına uygun her şeyden yiyebilir.

Yemekler önceleri parmakla ezerek,çatal ve kaşıkla ezerek verilirken daha sonra katı parçalar halinde verilebilir.1-1.5 yaştan itibaren kendi beslenmeye hevesli olan bebek desteklenmeli, 2 yaşından itibaren tümüyle kendini beslemesi sağlanır.

ÖRNEK BESLENME
4-6 ay arası anne sütü ile doymayan formül mama veya ineksütü ile takviye edilen bebek için
Sabah
06:00-07:00 anne sütü
09:00-10:00 Kahvaltı meyve püresi+peynir+bisküvi 4-5 adet+pekmez 1 çay kaşığı takiben anne sütü verilerek uyutulur.
13:00-14:00 Sebze püresi+1-2 kaşık yoğurt,uyurken anne sütü 100-150 mlt
17:00-18:00 Yoğurt 100-150 mlt,şeker veya bisküvi veya meyvelerle tatlandırılarak+ uyku saatinde anne sütü
20:00-21:00 Kaşık maması:1 su bardağı su,2 tatlı kaşığı mısır nişastası,1 çay kaşığı şeker,1 çay kaşığı sıvı yağ karıştırılarak pişirilip,ılıyınca 4 ölçek formül mama eklenip yedirilir.

Gece uyandığında anne sütü verilir.
6. aydan sonra sebze püresi içine kıyma eklenir. Karaciğer, tavuk eti, balık eti arada katı yumurta sarısı eklenebilir.
7-8. ayda aile sofrası için pişirilen çorbalar,sulu köfte,dolma içleri tattırılabilir.

Bebeklerin bu uygulanan programa uyma mecburiyeti yoktur.Anne sütünün durumuna,bebeğin alımına ve ailenin o günkü şartlarına göre yumuşak ayarlamalar yapılabilir.

Anne sütü bol olan bebeğe verilen gıdalar az miktarda olup, bazı günler yoğurt, meyve püresi veya sebze püreleri atlanabilir. Yine formül mama ile beslenen bebek hazırlanan gıdadan yeterince doymazsa mamayı anne sütü gibi kabul ederek takviye edilir. Annenin içinde bulunduğu durum o gün için yemekleri hazırlamaya uygun değilse formül mama ile beslenmesinde mahzur yoktur.

Çünkü bazı anneler her gün aynı saatlerde şunu bunu yemeli diye aşırı bir gerginlik içine girip hazırlayamadığında veya bebek reddettiğinde mutsuz olurlar. Bu durum doğrudan bebeğe ve aileye yansır. Böyle bir gerginlik faydadan çok zarar verir. Hazırlanan gıdalar 10-11 aya kadar yemeklere alıştırmak için geçiştir.Her hazırlanan hazırlandığı miktarda yenecek diye bir kaide yoktur.

 


AŞI TAKVİMİ

AŞI 

YAŞ

DOĞUM

1 AY

2 AY

4 AY

6 AY

12 AY

15 AY

18 AY

19-23 AY

2-3 YAŞ

4-6 YAŞ

Hepatit B

 

HepB

HepB

 

           HepB

            HepB Serileri

Rotavirüs

 

 

 

Rota

Rota

Rota

 

 

 

 

 

 

Difteri, Tetanos, Boğmaca

 

 

 

DTaB

DTaB

DTaB

 

DTaB

 

 

DTaB

Haemophilus influenzae type

 

 

 

Hib

Hib

Hib

Hib

Hib

Pnömokok

 

 

 

PCV

PCV

PCV

PCV

 

 

PCV

Poliovirüs

 

 

 

IPV

IPV

IPV

 

 

 

 

 

IPV

Kızamık,Kızamıkçık,Kabakulak

 

 

 

 

 

 

KKK

 

 

 

KKK

Suçiçeği

 

 

 

 

 

 

SU ÇİÇEĞİ

 

 

 

SU ÇİÇEĞİ

Hepatit A

 

 

 

 

 

 

HepA(2 DOZ)

 

HepA Serileri

İnfluenza(grip)

 

 

 

 

 

İnfluenza(her yaş)

 

 

 

 

 

 

 

Sağlık Ürünleri İnternet Satış
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var.

Sipariş Ve Kısa Mesaj Yazmak İçin Tıkla


Kapıda ödeme kolaylığı.

      0 542 252 70 62
     0 532 402 77 44

     0 464 217 18 81
     0 464 214 55 33

   birtat@birtat.com.tr
0 532 790 41 90 (Şikayetleriniz)
0 532 402 77 66 (Yurt Dışı Kargo Yetkilisi)
0 535 433 27 62 (Yurt İçi Kargo Yetkilisi)

 





 

Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da  denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 


                                            Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.