|
Çocuk Hastalıkları
Çocuklarda
normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmaların
tespiti yoluyla hastalıkların belirlenmesi ve önlenmesi için
gereklidir. Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy,
ağırlık ve baş çevresi ölçümleri yapılmalıdır.
Bebeğin Aşıları Ne Zaman Başlar? Bu Aşılar Nelerdir?
Bebeğin aşıları doğar doğmaz başlayacak, anneyle birlikte
hastaneden taburcu edilmeden önce ilk Hepatit B aşısı
yapılmış olacaktır. Bunun ikincisi 1 ay sonra, üçüncüsü ise
ikinciden 5 ay sonra yapılacaktır. 2 ayını dolduran bebeğe,
BCG ve karma, çocuk felci aşıları yapılacak, karma aşı 4-6
haftalık aralarla toplam 3 doza tamamlanacaktır. Doktorunuz
karma aşıyla birlikte menenjit aşısının yapılmasını da
önerecektir. Bebek ilk 6 ayını doldurunca, aşı sıklığı da
azalacaktır. 9 ayda kızamık, 15 ayda kızamık- kızamıkçık-
kabakulak, 18 ayda karma, çocuk felci, menenjit aşısının
tekrarı (rapel) yapılacaktır. Doktorunuzun önerisiyle, 1
yaşı dolunca suçiçeği, 2 yaşı dolunca Hepatit A aşıları da
yapılabilir.
Aşıyla Korunulabilen Hastalıklar Nelerdir?
Verem, Kızamık, Hepatit B, Çocuk felci, Kızamıkçık,
Suçiçeği, Difteri, Kabakulak, Zatürre, Boğmaca, Hemofilus
influenza menenjiti, Tetanoz, Hepatit A
Anne Sütünün Yararları
Anne sütü üstün içeriği ile yenidoğan bebeği tüm
gereksinimini 6 ay boyunca tek başına karşılayabilen, kolay
sindirilebilen ideal bir besindir. Anne sütü ile beslenen
bebeklerde hafif veya hayatı tehdit eden ciddi
enfeksiyonlara daha az rastlanmakta, allerji, ani bebek
ölümleri anne sütü almayanlara göre daha az görülmektedir
Bağışıklık sistemi güçlenmekte, özellikle solunum ve
sindirim sistemi enfeksiyonları azalmaktadır. Anne sütü alan
bebek hastalansa bile enfeksiyonu daha kolay atlatmaktadır.
Annesini emen bebeğin zihinsel gelişimi, ilerideki okul
başarısı daha iyi olmakta, anne- bebek arasındaki bağ daha
kolay ve güçlü kurulmaktadır
Bebekliğinde yeterli süre anne sütü almış erişkinlerde
lenfoma, lösemi, diyabet gibi bazı hastalıkların sıklığı da
azalmaktadır
Bebek için sayılamayacak kadar çok yararları olan anne sütü,
annenin de gebelik öncesi formuna dönmesini
kolaylaştırmakta;emziren anne bunun için gerekli enerjiyi
sağlamak üzere depolanan yağ dokusundan kurtulmaktadır
Ayrıca meme, yumurtalık ve rahim kanseri riski azalmaktadır.
Öncelikle
konumuz çocuk hasta ve çocuğun karın ağrısı olduğuna göre
çocuk ve karın ağrısı terimleri konusunda bilgilerimizi
tazeleyelim. Çocuk hasta; yenidoğan döneminden, adölesan
döneme kadar olan zaman sürecindeki hasta topluluğudur.
Karın ağrısı ise, karın içi veya başka sistemleri
ilgilendiren çeşitli hastalıkların seyri sırasında sıklıkla
karşılaşılan bir semptomdur. Karın ağrılarının nedenleri çok
çeşitlidir. Bize karın ağrısı ile başvuran hastaların ancak
% 5 inde ameliyatı gerektiren bir hastalık bulunabilir. Bu
grup hasta akut karın tablosu ile başvurmaktadır. Akut karın
ise, daha çok intraperitoneal ancak zaman zamanda
ekstraperitoneal bölgedeki inflamatuvar ve cerrahi tedavi
gerektiren hastalıkların ortak klinik semptom ve
bulgularını tanımlayan bir terimdir. KARIN AĞRISININ
FİZYOPATOLOJİSİ :
Viseral yada Splaknik ağrı; Viseral peritonlu intraabdominal
organlardan orijin alır. İçi boş organlardaki distansiyon,
solid organlardaki kapsül gerilmeleri ve iskeminin yapmış
olduğu uyarılar , viseral afferent sinir lifler ile spinal
korda taşınır. Bu ağrı yaygın ve lokalize edilmesi güç bir
ağrıdır ve derin bir ağrı olarak ifade edilir. Ağır viseral
ağrı; terleme, taşikardi yada bradikardi, hipotansiyon,
ciltte duyarlılık ve karın kaslarında istemsiz spastik
kontraksiyonlar gibi otonomik reflekslere de neden olur.
Somatik Ağrı; Somatik yada parietal ağrı, karın duvarından,
mezenterden veya diafragmadan orijin alır. Somatik afferent
liflerle segmental spinal sinirlere taşınır. Somatik ağrı
genellikle viseral ağrıdan daha keskin ve daha bellidir ve
daha iyi lokalize edilir.
Vuran Ağrı; Ağrı patolojik taraftaki dermatom boyunca
hissedilir. Diafragmatik irritasyon omuz ağrısı ile birlikte
C4 dermatomunda, Bilyer ağaç hastalıklarında ise T9
dematomunda ve sırtta hissedilir.
KARIN AĞRISI İLE GELEN HASTALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Karın ağrısı ile acil servise gelen hastaların yaşı ne
olursa olsun, üçte birinin tanısı, tam olarak
konulamamaktadır. Yenidoğan ve bebek hastalarda ağrının
lokalizasyonun tanımlanmasının çok zor olması ve karın içi
hacimlerinin de çok küçük olması nedeniyle tablonun
değerlendirilmesi de zordur. Ayrıca kemik pelvislerinin az
gelişmiş olması, karın kadranları arasındaki mesafenin
azlığı nedeniyle tablonun değerlendirilmesi daha da
güçleşmektedir. Çocukluk çağındaki hastaların
değerlendirilmesi sırasında hastanın öyküsü ve fizik
inceleme çok önemlidir.
ÖYKÜ :
Öyküde hastanın yaşı, karın ağrısının başlama şekli, devam
ettiği süre, ağrı kesici ilaç alıp almadığı çok önemli
parametrelerdir. Bu parametreler değerlendirilirken, öykünün
alındığı kişinin güvenilirliği, hastalığın başından beri
yanında olup olmadığı, zeka ve bilgi düzeyi, mutlaka dikkate
alınmalıdır.
- Hastanın yaşı; Acil servise huzursuzluk yada sürekli
ağlama nedeniyle getirilen bir yenidoğan yada bebeğin karın
ağrısı olabileceğini mutlaka düşünerek fizik inceleme ve
tetkikler bu yönde yönlendirilmelidir. Süt çocuklarında
konjenital nedenler, invaginasyon, boğulmuş fıtıklar, kolik,
2 yaşın üzerinde gastroenteritler, apandisit, Adölesan bir
genç kızda ovulasyon ağrısı (mittelschmerz) yada dismenore
olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.
- Ani başlayan ağrılar; Genellikle organ torsiyonlarını,
içi boş organ perforasyonlarını , invaginasyonu düşündürür.
Yavaş başlayıp artan ağrılar; Akut apandisit, kolesistit.
pankreatit gibi inflamatuvar hastalıkları düşündürür. Zaman
zaman ortaya çıkan, bir süre sonra ortadan kaybolan ağrılar;
Orak hücreli anemi, üriner enfeksiyon, paraziter
enfestasyonlar, kistik fibrozis, kronik kabızlık ve
inflamatuvar barsak hastalıklarını düşündürür. Karın ağrısı
24 saat içinde geçmiyorsa altında cerrahi bir patoloji
aramak gereklidir.
- Ağrının lokalizasyonu da çok önemle değerlendirilmelidir.
Mide, duodenum, proksimal ince barsak , safra yolları veya
pankreasla ilgili hastalıklarda ağrı epigastrik bölgede,
Apandisitde başlangıç döneminde ,distal ince barsak çekum ve
proksimal kolonla ilgili hastalıklarda göbek çevresindedir.
Distal kolon, üriner traktus ve pelvik organlarla ilgili
ağrılar genellikle suprapubik bölgede hissedilir.
- Ağrının yayılımı varsa öğrenilmelidir. Safra kesesi
hastalıklarında ağrı sırta ve sağ skapulaya, diafragma
irritasyonlarında omuza, üreter ve ya gonadlardaki
patolojilerde kasığa, pankreas, retroperitoneum ve sakrumla
ilgili patolojilerde ağrı sırta yayılır.
- Ağrı ile birlikte kusma sık görülen bir semptomdur. Ağrı
ile aynı anda başlayan kusma; üriner sistem koliklerinde,
invaginasyonda, gastroenteritlerde görülür. Ağrıdan bir süre
sonra olan kusma da intestinal obstruksiyon ve akut
apandisitte görülebilir.
- Özgeçmişde: Nefrotik sendrom, siroz, asit, karsinoma ve
immün yetmezlik varsa primer peritonit olasılığının yüksek
olduğu düşünülmelidir.
Birkaç hafta önce geçirilmiş bir ÜSYE, akut romatizmal
ateşi, künt karın travması ise pankreatit yada pankreatik
pseudokisti düşündürmelidir.
- Diğer sistem bulguları: Ağrı ile birlikte öksürük olması;
Sağ alt lop pnömonisini yada tonsillite sekonder mezenterik
lenfadenopatiyi , Alt gastrointestinal kanamasının olması;
Meckel divertikülünü, Henoch-Schönlein purpurasını,
invaginasyonu, Hematürinin olması; ürolithiasisi, hemolitik
üremik sendromu, Henoch-Schönlein purpurasını, Adet gören
bir kız çocuğunda olması; Mittelschmerzi, over kisti
torsiyonu yada rüptürünü düşündürür.
FİZİK İNCELEME:
Karın ağrısı ile gelen çocuğun muayenesi sabırla, nezaketle
ve yumuşak olarak yapılmalıdır. İncelemeden önce çocuğun
güveninin kazanılması çok önemlidir. İncelemenin ilk bölümü
yalnızca gözlemle yapılır. Çocuk ailesi ile ve hemşire ile
birlikte, muayene odasında, yürüyebiliyorsa yürürken
gözlemlenmelidir. Hekim ilk gözlemi ile hastalığın ciddiyeti
hakkında fikir edinmelidir. Peritoneal irritasyonu olan
çocuk, bitkin ve ayaklarını karnına çekerek yatar. Kolik
tarzında ağrısı olan çocuklar inler ve rahatsız olarak ileri
geri sallanırlar. Çocuğu ayakta tutarak yukarı ve aşağı
zıplatmak, periton irritasyonunun tespiti için oldukça
faydalı bir yöntemdir.
Sistemik muayene hem intraabdominal hem de ekstraabdominal
karın ağrılarını tespitinde çok önemlidir, Bu nedenle tam
bir fizik inceleme yapılmalıdır. Vital bulgular mutlaka
kaydedilmelidir. Örneğin Hipertansiyon; Henoch-Schönlein
purpurası veya hemolitik üremik sendromla birlikte
olabileceği gibi, hipotansiyon; postmenstrüel bir kanama
yada ektopik gebelikte bulunabilir. Taşikardi kompanse şok
veya sepsisteki hipovoleminin belirtisi olabilir. Hızlı
solunum alt lob pnomonisi yada peritonitte görülür. Kussmaul
şeklindeki solunum diabetik ketoasidozu düşündürmelidir. Alt
ekstremite derisindeki makulopapüler döküntüler
Henoch-Schönlein purpurasını, Eritema marginatum akut
romatizmal ateşi, Sarılık safra yolları hastalıklarını, orak
hücreli anemide hemolitik krizi, hepatiti, Eritema nodosum
ve pyoderma gangrenosum ise inflamatuvar barsak
hastalıklarını düşündürür.
Karın Muayenesi önce inspeksiyon ile başlar. Karın düz mü?
Çökük mü? Yoksa distandü mü? Peristaltizm görülebiliyor mu?
Travma izi var mı? Renk değişikliği var mı? Damar
genişlemeleri var mı? Yüksek yerleşimli testis yada
boğulmuş fıtık var mı? İnsizyon skarı var mı? Bu bulgular
değerlendirildikten sonra, oskültasyon yapılmalıdır. Tüm
karın kadranları steteskop ile dinlenir. Hipoaktif barsak
sesleri peritonit lehine değerlendirilir. Beş dakika boyunca
barsak sesi duyulmazsa ileus düşünülmelidir. Barsak
seslerinin artması gastroenteriti, çok tiz ve mekanik olan
sesler obstruksiyonu düşündürür. Sıra palpasyona gelmeden
önce çocuğa neresinin ağrıdığı sorulur ve muayeneye ağrının
olmadığı yerden başlanacağı söylenir. Eğer mümkünse çocuğun
dikkatinin dağıtılması amacıyla karmaşık sorular sorularak
muayeneye başlanır. Muayene sırasında eller soğuk
olmamalıdır. İşlem sırasında çocuğun yüz görünümü gözlenmeli
ve ona göre muayene yönlendirilmelidir. Sonraki aşama
perküsyondur. Kibar bir şekilde yapılan perküsyon, rebound
duyarlılık için yeterlidir. Organ büyüklükleri de bu
yöntemle tespit edilebilir. Timpanizm içi boş organ
perforasyonları ve intestinal obstruksiyonda görülebilir.
Palpasyon muayenede en değerli olan aşamadır. Kibar
palpasyon endişeli çocuklarda steteskopla dinleme yapılırken
yapılabilir. Tüm karın en ince ayrıntıları ile sistematik
olarak palpe edilmelidir. Eğer palpasyonda rijidite varsa
perforasyon düşünülmelidir. Defans ve rebound cerrahi bir
patolojinin, yani akut karının göstergesidir. Derin nefes ve
ağlama periyotları arasında yapılan palpasyonla tümöral
kitleler tespit edilebilir. Çocuğun öksürtülmesi, pelvisinin
hafifçe sallanması, topuklarının ayakta iken kaldırılıp yere
vurulması sırasında rebound hakkında bilgi sahibi
olunabilir. Karın muayenesi çocuğun oturtularak
kostovertebral duyarlılığının tespiti ve omurga palpasyonu
ile bitirilir.
Eksternal genital muayene çocuklarda rutin olarak
yapılmalıdır. Erkeklerde balanit ve üretrit karın ağrısı
yapabilir. İnmemiş testis varlığı intraabdominal testiste
torsiyonu akla getirebilir. Kız çocuklarda vaginal atrezi
yada imperfore himen karında kitle yada akut karınla ortaya
çıkabilir.
Rektal muayene muayenenin en son parçasını oluşturur. İşlem
yapılmadan önce mutlaka çocuğa anlatılmalıdır. Bol miktarda
kaydırıcı kremlerle ve mümkün olan en yavaş ve kibar şekilde
yapılarak kitle varlığı, duyarlılık, rektal kanama ve
sfinkter tonusu hakkında bilgi edinilebilir.
LABORATUAR :
Laboratuar çalışmaları karın ağrısının nedenini bulmak için
yardımcı yöntemlerdir.
Tam kan sayımı (CBC); Enfeksiyon ve kanama ile ilgili bilgi
verecek olan asıl yöntemdir. Lökositoz akut apandisitlerin
çoğunda, intestinal obstruksiyonların yarısında ve
kolesistitlerin bazılarında görülebilir. Gastroenterit ve
nedeni belli olmayan karın ağrılarında % 31-43 oranında
lökositoz görülür. Periferik yaymada eritrosit destrüksiyonu
ve trombositopeni olması hemolitik üremik sendromu
gösterebilir.
Biyokimyasal tetkikler; Serum elektrolitleri ve kan gazları,
kusma ve diarede faydalıdır. Karın ağrılı bir hastada
metabolik asidoz olması sepsis, hypovolemik şok, diabetik
ketoasidoz, zehirlenme veya böbrek yetmezliğini düşündürür.
Serum glukoz yüksekliği diabetik ketoasidozu, BUN ve
kreatinin hidrasyon durumunu ve böbrek patolojisini
gösterir. Karaciğer Fonksiyon testleri ve amilaz tayini
hepatit ve pankreatitte faydalıdır. Pankreatitden şüphe
edildiğinde, amilaz kreatinin klerens oranı aşağıdaki
formülle hesaplanmalıdır.
İdrar amilazı Serum kreatinini
----------------- X --------------------------- X
100
Serum amilazı İdrar kreatinini
Buradan çıkan sonuç % 5 den yüksekse hastada pankreatit
olduğu kabul edilmelidir.
İdrar tetkiki; Karın ağrılı çocukta mutlaka yapılmalıdır.
Bakteriüri ve piyüri üriner enfeksiyonu gösterir. Üreter ve
mesaneye yakın komşu olan inflame apendiks idrarda lökosit
görülmesine neden olabilir. Hematürinin varlığı
ürolithiasisi, yada üriner enfeksiyonu düşündürür. Hematüri
ile birlikte görülen proteinüri de Henoch-Schönlein
Purpurası ve hemolitik üremik sendrom düşünülür. Glukozüri
diabet ve sepsiste görülür. Ketonüri diabetli veya oral
olarak yetersiz beslenen hastalarda görülebilir. Şarap rengi
idrar porfiriyi düşündürür.
Her ne kadar ülkemiz için daha az olasılık olsa da, karın
ağrısı olan seksüel olarak aktif olan adölesanlarda HCG
testi yada gebelik testi, idrar yada kanda yapılabilir.
Radyolojik tetkikler yapılmadan bu konu aktif olarak seksüel
yaşamı olan adölesan kızlarda sorgulanmalıdır. Pelvik
inflamatuvar hastalık düşünülüyorsa vaginal ve servikal
gram yaymaları yapılabilir.
Radyolojik tetkikler; Eğer intraabdominal patolojiden
kuvvetle şüphe ediliyorsa, radyolojik tetkik olarak, yatarak
yada ayakta direkt karın grafisi çekilmelidir. Eğer hasta
ayakta duramıyorsa sol yan dekübitis film, ayakta çekilen
filmin iyi bir alternatifi olabilir. Eğer pnömoniden şüphe
ediliyorsa, hastada öksürük ve takipne varsa akciğer grafisi
de çekilmelidir. Filmlerde hava-sıvı seviyeleri, serbest
hava, intestinal obstruksiyon, kalsifikasyon, yabancı cisim
ve kitleler görülebilir. Hava-sıvı seviyeleri, sentinel
luplar, ve gazsız karın; intestinal obstruksiyonu destekler.
Diafragma altında serbest hava perforasyonu gösterir.
Yumuşak doku kitleleri varlığında barsak gazlarında yer
değişikliği gözlenir. Radyoopak yabancı cisimler, apendiks
ve Meckel divertikülünde fekalitler, safrakesesindeki ve
üriner sistemdeki taşlar da radyolojik olarak tespit
edilerek tanı koymada faydalı olacaktır.
Eğer karın grafileri şüpheli ise ve tanı koymakta faydasızsa
ultrasonografi sonraki etap olarak düşünülmelidir.
Ultrasonografi çocuklar için ideal bir yöntemdir. Ağrısız,
noninvaziv, radyoaktif olmayan, kontrast madde gerektirmeyen
ve pekçok sistemin değerlendirilebildiği bir yöntemdir. Tek
olumsuz yanı yapanın tecrübesi ile orantılı olarak tanı
koydurucu olmasıdır. Ultrasonografi ile alt karın ağrısı
olan adölesan kızların ağrı nedeni, pankreatit, kolesistit,
apandisite yada başka enfeksiyonlara bağlı apseler,
hidronefroz , over kökenli lezyonların tanısı kolaylıkla
konulmaktadır. Ultrasonografi cihazlarındaki teknolojinin
gelişmesi ve yapan kişilerin tecrübesinin artması ile
invaginasyon ve apandisitli hastaların bazılarında oldukça
yüksek oranda tanı konulabilmektedir.
Bilgisayarlı tomografi ve dopler ultrasonografi de karın
ağrısı olan hastalarda azda olsa kullanılmaktadır. Travma ve
intraabdominal kitlelerde tomografinin, akut skrotumlu
olgularda doplerin faydalı yöntemler olduğu gösterilmiştir.
KARIN AĞRILARININ SINIFLANDIRILMASI :
Bu konuda çok çeşitli sınıflandırmalar yapılabilir.
Bunlardan yaşa göre yapılan sınıflandırma Tablo I. de
gösterilmiştir.
Tablo I. Yaşa Göre Karın Ağrısı Nedenleri:
İnfant Çocukluk
Dönemi Adölesan
Kolik Gastroenterit Ovulasyon
ağrısı
İnvaginasyon Apandisit Pelvikinflamatuvar
h.
Nekrotizan enterokolit
Pankreatit Testis torsiyonu
Hirschsprung Hastalığı Henoch-Schönlein
Purpurası İnflamatuvarbarsak h.
Volvulus Hemolitik üremik
Sendrom Biliyer hastalıklar
İnkarsere inguinal herni Peptik ülser
hastalığı Ektopik gebelik
Perforasyon Konstipasyon
Üriner enfeksiyon
Fonksiyonel karın
ağrısı
Bir diğer sınıflandırma şekli de nedene göre yapılan
sınıflandırmadır. Bu sınıflandırmaya göre de karın ağrıları
iki ana gurupta toplanabilir. Bunlar:
KARIN AĞRISI NEDENLERİ
1. Ekstraabdominal nedenler
a. Yansıyan karın ağrısı : Visseral organlardan gelen ağrı
aynı spinal segmenti paylaştığı dermatoma ait deri alanında,
asıl yerleşiminden uzakta hissedilebilir. Karın ağrısı ile
başvuran her çocukta yansıyan ağrının da olabileceği dikkate
alınmalıdır.
b. Diğer nedenlerle olan karın ağrıları : Kurşun
zehirlenmesi, porfiri, epilepsi, diabet, astma, romatizmal
ateş, orak hücreli anemi, hiperparatiroidi.
2. İntraabdominal nedenler
a. Acil cerrahi girişim gerektirenler (akut karın)
b. Seyri sırasında acil cerrahi girişim gerektirebilecekler
c. Acil cerrahi girişim gerektirmeyenler
3. Rekürren karın ağrısı
Karın ağrıları, olarak Tablo II. de ayrıntılarla
gösterilmiştir.
Tablo II. Karın Ağrılarının Nedenleri
Ekstraabdominal
Nedenler İntraabdominal
Nedenler
Alt lop pnömonisi 1. Acil Cerrahi
Girişim Gerektiren:
Diabetik
ketoasidoz İnvaginasyon
Romatizmal ateş Akut
apandisit
Orak hücreli anemi Meckel
divertiküliti
Hemofili 2. Hastalığın
Seyri Sırasında Cerrahi Gerektirebilen:
Epilepsi Konjenital
Aganglionik Megakolon
Kurşun zehirlenmesi Nekrotizan
enterokolit
Hiperparatiroidi Meckel
Divertikülü
Vertebral disk inflamasyonu İnguinal
herni
Porfiri
Peptik Ülser
Safra
kesesi hastalıkları
Safra
kesesi hidropsu
Akalkülöz
kolesistit
Kolelithiasis
Koledok
kisti
Pankreatit
Primer
peritonit
Adeziv
intestinal obstruksiyon
Gastrointestinal
yabancı cisimler
Malrotasyon
Duplikasyon
Mezenter
kisti
Urakal
kalıntılar
Kistik
fibrozis
Gonadal
patolojiler
Paraziter
hastalıklar
Askariasis
Amebiasis
Tifo
Polipler
Tümörler
Crohn
hastalığı : %20 sine apandektomi yapılır
Ülseratif
kolit
Henoch-Schönlein
purpurası
Hemolitik
üremik sendrom
Pyojenik
karaciğer apsesi
Tüberküloz
peritonit
Gastrointestinal
hemanjiomlar
3. Cerrahi
Girişim Gerektirmeyen :
Gastroenterit
İdrar
yolu enfeksiyonu
Aşırı
beslenme
Pelvik
inflamatuvar hastalık
Kabızlık
Süt
protein intoleransı
Hepatit
Mezenterik
lenfadenit
Mittelschmerz
Acil servise başvuran nedeni bilinmeyen şiddetli karın
ağrılı çocuklar, major intraabdominal patolojiler gibi
değerlendirilmeli ve transport sırasında bazal yaşam desteği
verilmelidir. Gerekiyorsa havayolu açılmalı, solunum ve
dolaşım desteği sağlanmalıdır. Vital bulgular monitorize
edilip, üst ekstremiteden ıntravenöz yol açılmalıdır. Karın
ağrısının tam nedeni açıklanana kadar oral alması ve
analjezik alması engellenmelidir. Tedavi için ise karın
ağrısının nedenlerinden hangisi olduğu tespit edilip ona
göre yaklaşımda bulunulmalıdır.
Bu sınıflandırmalardan sonra Acil Servise karın ağrısı ile
başvuran çocuk hastaların en sık başvuru nedenlerinden
birkaçının genel özelliklerini anlatarak devam edelim.
İnfant Dönemi :
Kolikler:
Genellikle 3 aylıktan daha küçük yaşta, ağlama ile birlikte
aralıklı olarak görülen karın ağrısı nedeniyle acil servise
başvururlar. Atak ani olarak başlar ve saatler boyunca
sürebilir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, daha çok
açlığa bağlı olarak yutulan havanın barsağa geçmesi
nedeniyle olduğu düşünülmektedir. Koliğin tek bir nedeni
yoktur. Alınan gıdaların barsaklardaki fermentasyonu
sonucunda oluşabilir. Verilen gıdaların değiştirilmesi
atakları azaltabilir. Hastalar gaz ve gaita çıkışı ile
rahatlayabilir. Bu nedenle gazının çıkartılması
sağlanmalıdır. Hastanın almış olabileceği muhtemel allerjik
gıdalar sorgulanarak , bu gıdaları alması engellenmeli ve
çok yada az besleme yapılmaması sağlanmalıdır. Yapılacak
olan dikkatli bir fizik inceleme ile başka olabilecek
nedenler, örneğin; invaginasyon, boğulmuş fıtık, otit,
pyelonefrit gibi olayların ayırıcı tanısı yapılarak ekarte
edilmelidir. Ailenin endişeleri kolik hakkında
bilgilendirilerek giderilmelidir.
İNVAJİNASYON :
Proksimaldeki barsak segmentinin distaldeki barsak içine
girmesidir. Her yıl 1000 canlı doğuma karşılık 1.5-4
invajinasyon görülmektedir. Sıklıkla 4-10 aylık bebeklerde
görülür. 2 yaşın altındaki çocukların en sık intestinal
obstruksiyon nedenidir. Karın ağrısı nedeniyle ameliyat
edilen 1 yaş altındaki çocukların en önemli ameliyat nedeni
bu hastalıktır. 5-12 ay arasındaki erkek çocuklarda daha sık
görülür. Ancak yenidoğanlarda ve daha büyük çocuklarda da
görülebilmektedir. İnvajinasyon tedavi edilmediğinde hızla
fatal seyredebilen bir hastalıktır. Hastalık erken
tanındığında uygun tedavi ile mortalitesi çok düşüktür. Bu
nedenle en küçük bir invajinasyon şüphesi varlığında çocuk
cerrahisi bölümü ile konsültasyondan kaçınılmamalıdır.
Nekrotizan enterokolit (NEC):
Yenidoğan döneminin en ciddi ve en yaygın abdominal acil
olayıdır. Nedeni tam olarak belli değildir. Çeşitli
derecelerde oluşan mukozal ve transmural nekrozla
karakterizedir. Çoğunlukla prematürelerde olur. Asfiksi,
hipotermi,doğum travması, erken beslenme, umblikal ven
kateterizasyonları gibi perinatal strese yol açan
durumlardan sonra görülebilir. Karında şişlik, kusma, genel
durum bozukluğu ve kanlı kaka yapma ile başvurabilir. Direkt
karın grafisinde bu hastalık için tanı koydurucu olan
pnömatozis intestinalis görülür. Portal vende gaz görülmesi
hastalığın ağır tabloda olduğunu, diafragma altında serbest
hava görülmesi ise perforasyonu gösterir. Tedavi,
nazogastrik dekompresyon, barsak istirahati, intravenöz
sıvı, multiple intravenöz antibiyotik ile yapılır. %20
civarında ameliyat olasılığı olan hastaların % 25 i
kaybedilir.
Hirschsprung Hastalığı:
% 33 oranı ile yenidoğan döneminin en sık intestinal
obstruksiyon nedeni olan ve konjenital aganglionik megakolon
diye de adlandırılan bu hastalık 1500 ila 3000 doğumda bir
görülür. Bu hastalıkta rektum ve kolondaki submukozal ve
myenterik pleksuslardaki parasempatik ganglionik
hücrelerinin olmaması nedeni ile peristaltik aktivite
bozulduğundan, kabızlık ve karında şişlik görülür. Hastalar
doğumdan sonraki 48 saat içinde spontan olarak mekonyum
çıkaramazlar. Tanı konulamayan hastalarda enterokolit ve
perforasyon nedeniyle ciddi tablolar oluşur. Baryumlu kolon
grafisi ile dar ve geniş segmentler tespit edilebilir. Kesin
tanı rektal biyopsi ile konur. Tanı konulduktan sonra tek
yada çok aşamalı tedavilerle hastalık tedavi edilir.
Volvulus:
Normal barsak rotasyonunda veya mezenterin fiksasyonunda
doğuştan olan anormallikler nedeniyle oluşan bu hastalık,
barsakların rotasyon anomalileri ve dolaşım bozuklukları ile
kendisini gösterir. Yaşamın ilk ayında çoğu semptomatiktir.
Aralıklı kusmalarla görülebildiği gibi, ani safralı kusma ve
şiddetli karın ağrısı ile de başvurabilir. Karında ani bir
distansiyon, kanlı kaka yapma ve dehidratasyon ve şok
bulguları ile kendisini gösterebilir. Fizik incelemede
genellikle duyarlı ve distandü karınla karşılaşılır. Çekilen
ayakta direkt grafilerde genişlemiş mide ve proksimal barsak
dışında hiç gaz gölgesi görülemez. Hastalar kardiyovasküler
stabilizasyon ve nazogastrik dekompresyonu takiben acilen
ameliyata alınır. Tam obstruksiyona yol açan volvuluslarda,
1 ila 2 saatte barsak nekrozu olacağından, çok çabuk karar
vererek ameliyatla volvulusu düzeltme uygulaması
yapılmalıdır.
İnkarsere inguinal herni:
İki yaş altındaki çocuklarda en sık cerrahi gerektiren
hastalık fıtıklardır. Kasık fıtıklarının% 40 ı 6 aylıktan
önce görülür. Genellikle sağda ve erkeklerde kızlara göre 9
kez daha fazla sıklıkta görülür. Fıtıklı çocuklar genellikle
semptomsuzdurlar. Kasık fıtıklarında çocuklarda
erişkinlerden daha fazla oranda boğulma olur. Hastalarda
huzursuzluk, inguinal bölgedeki kitlede duyarlılık ve kusma
vardır. Fizik incelemede karında distansiyon ve
dehidratasyonun yanında, inguinal veya skrotal bölgede sert,
duyarlı kitle vardır. İlk işlem olarak semptomların ne kadar
zamandır olduğu sorgulandıktan sonra, erken olgularda elle
redüksiyon denenir. Redüksiyon yapılabiliyorsa elektif
olarak ameliyat edilir. Eğer redüksiyon işlemi başarısızsa
veya semptomların başlangıcından itibaren çok zaman geçmiş
ve hastada septik tablo oluşmuşsa, redüksiyon denenmemeli ve
gerekli hazırlıklardan sonra ameliyat edilmelidir.
Süt
çocuğunun tabii gıdası anne sütüdür.İlk altı ay hiçbir
gıdaya ihtiyaç duymadan anne sütü ile mükemmelen
beslenebilir.Yeterli kilo alan sağlıklı gelişme gösteren
bebek altıncı ayı doldurduktan sonra alıştırmak için
gıdalara başlanır.
Altı ay ile on ay arasında ek gıdalara başlanmayan
bebeklerde çiğnemeye ve farklı tatlara alışma meydana
gelemez ve anne memesine aşırı derecede düşkün olan bebek
yemekleri reddeder.Bebek anne sütü ile doymuyor ise ilk dört
ay anne sütü ve adapte formül mama dördüncü aydan sonra
gıdalara başlanabilir.
Ek gıdalara başlamak için
1-Bebek sağlıklı ve alışkın olduğu ortamda bulunmalı
2-Aşı uygulanmış veya yeni bir ilaç uygulanmış bebek ona
alışana kadar yeni gıda başlanmamalı.
3-Kendisine birinci derecede bakım veren kişi tarafından
gıdalar denenerek verilmeli.
4-Gıdalar üç beş günlük alıştırma süresi içinde teker teker
başlanmalı.Çok sevse ve istekli bile olsa alışana kadar
doyurucu miktarda verilmelidir.
5-Gıdalar hepsi bir arada başlandığı takdirde meydana
gelecek tahammülsüzlükler alerjilerden hangisi sorumludur
ayırt edilemez ve aynı zamanda birden fazla miktarda
yedirilen bebek anne sütünü bırakabilir.
6-Anne sütü 1.yaşta temel gıda 2.yaşta destekleyici gıda
olarak beslenmenin temel unsurudur.
Altı ayını doldurmuş bebeğe hazmı kolay hipoallerjenik
olması nedeniyle ilk başlanacak gıda olması nedeniyle yoğurt
olabilir.1,2 tatlı kaşığından başlanarak miktar arttırılmak
suretiyle bir hafta içinde bir çay fincanı(100-150mlt) kadar
verilebilir.
Yapılışı:
200 mlt süt süzüldükten sonra kaynatılır.Kaynadıktan sonra
2-3 dakika karıştırarak kaynatmaya devam edilir.Pastörize
sütler için kaynatma sırasında 200 mlt süte 1çorba
kaşığı(15mlt) su ilave edilir.(pastörizasyon sırasında ve
kaynatırken buharlaşma sütün olması gerekenden daha
konsantre hale gelmesini önlemek için).Önceden yıkanmış
kurutulmuş cam kavanoza alınan süt 40 dereceye kadar
soğutulur.
Isı kontrolü mutfak derecesi veya elin serçe parmağı ile
kontrol edilir.Parmağı yakmayan ama sıcaklığı hissedilen ısı
aşağı yukarı 40 derece kabul edilir.200 mlt 40 dereceye
kadar soğutulmuş süte bir tatlı kaşığı(2-3 mlt) yoğurt
eklenir, karıştırılıp kapağı kapatılır,etrafı sarılır.6-7
saat bekletilir.Mayalanma işlemi biten yoğurttan bir miktar
alınıp pudra şekeri ile tatlandırılarak 1-2 tatlı kaşığı
kadar yedirilir,öğün anne sütü ile tamamlanır.Hergün 1-2
tatlı kaşığı arttırılan yoğurt 1 fincana kadar çıkarılır.
Buzdolabında temizliğe özen gösterilerek saklanan yoğurt 2
gün yedirilebilir.Bebeğin yemesi için önceden ılık suya
oturtup ılıtmak gerekir.
Yoğurda alıştırılmış olan bebek yeni bir gıdayı tatmak için
hazırdır.Madeni tuzlar,vitamin,posa ve karbonhidrat ihtiva
eden meyveler ikinci sırada bebeklere tattırılarak 150 mlt
kadar verilebilir. Meyveler mevsime göre kışın elma, armut
,muz, portakal, mandalina, havuç;yazın şeftali,üzüm,domates
gibi teker teker tercihen püre şeklinde verilir.Meyvelerin
taze olgun ve çürüksüz olanları seçilir,oğuşturularak bol
suyla yıkanır,bir süzgece konup üzerine kaynar su dökülür.
Sonra soyulur,çekirdekleri çıkarılır,cam rendede püre haline
getirilir.1-2 tatlıkaşığından başlamak üzere miktar
arttırılarak öğün halinde verilebilir.Alıştıktan sonra
2.3.4.5. meyveye geçilebilir.Daha sonra bebeğin iştahına
yaşanılan çevrenin şartlarına göre meyve püreleri veya
suları karışık olarak verilebilir.Meyvelerin tatlı ve olgun
olanlarını tercih edip şeker ilavesinden kaçınmak gerekir.
Muz kabızlığa yol açması bakımından riskli olması sebebiyle
olgun yumuşak olanı seçilip az miktarda denenir,armut veya
kayısı ya da üzümle birlikte verilebilir.İlk yaşta
çilek,yumurta akı,bal gibi allerjen gıdalardan kaçınmak
gerekir.Yine inek sütü ilk 1 yaş hatta 2.yaşa kadar
verilmemesi gerekir,esasında anne sütü alan bebeğin ihtiyacı
da yoktur.
6-7 ay arasında sebze pürelerine alıştırılarak sebze
yemekleri ve sofrada bulunan yemeklere
geçilebilir.Sebzelerin taze mevsim sebzelerinden olmasına
dikkat edilmelidir
Önce az çeşit sebze ile başlanıp giderek çeşit arttırılır.
Sebzeler pişirilmeden bolsuyla yıkanır,soyulup doğranır,kısa
sürede pişirilir ve piştikten sonra hemen yedirilir.Diğer
gıdalarda olduğu gibi 2-3 kaşık ile başlanır. Mevsime göre
kabak, havuç, patates, ıspanak, pazı, fasulye,
bezelye,kereviz,kereviz yaprağı, maydanoz, domates
eklenebilir.
İlk hazırlama için 1 küçük patates, 1küçük havuç,50 gr
yağsız dana eti 3 su bardağı su ile iyice pişirilir.1 tatlı
kaşığı irmik veya şehriye,1 tatlı kaşığı zeytinyağı,1 çimdik
tuz eklenir.5-10 dakika daha kaynatılıp et içinden
çıkarılır, tel süzgeçten geçirilip 24 saat içinde
kullanılır.Bu süre zarfında buzdolabında saklamak gerekir.
Bebek sebze püresine alıştırılırken her hazırlamada yukarıda
sayılan sebzelerden biri eklenerek
çeşitlendirilir. 2.defadan sonra dana eti yerine çift
çekilmiş 1 çorba kaşığı dana kıyma kullanılır ve onun da
süzgeçten geçmesi sağlanır.Süzgeç yerine robot ya da blendır
gibi aletler kullanmak asla uygun değildir.Bu yemekleri
vermemizin maksadı doyurmak değil,tatlarına alıştırmak ve
çiğnemeyi öğreterek katı gıdalara geçişi sağlamaktır.Bebeğin
yemeği ağzına alıp ağzında çevirmesi yutabildiğini
yutup,yutamadığını kusmadan tükürmeyi öğrenmesi
gerekir.Anneler eldeki tabağı bitirme gayretine
girmemelidir.
Sebze püresi içine pirinç, mercimek, bulgur eklenebilir.
7. aydan itibaren sebze püresine az miktarda tereyağı
eklenebilir.Bebeğin iştahına göre sebzeler çeşitlendirilir.
Az kilo alan bebeklerin sebze püresine 2-3 ölçek formül mama
eklenebilir.
Sofra yemeklerine 7-8 ay arasında teker teker taze pişmiş
baharatı olmayan yağı ve salçası az yemeklerden tadına
baktırılarak geçilebilir.Sofra yemekleri süzgeçten
geçirilmeden çatal ve kaşık yardımıyla ezerek
verilebilir.Pişirme esnasında içine 1-2 patates koyulup
bebeğe patatesli,etli ve sebzeli kısımlardan ekmek eklenerek
verilir.
Yumurta: 6-7.aylar arasında katı pişmiş olarak sarısından az
miktarda sebze püresine eklenerek başlanıp hergün bir miktar
arttırılarak 1 katı yumurta sarısına çıkılabilir,bir gün
verilip bir gün verilmeme şeklinde olabilir.
Balık: 7. aydan itibaren ızgara veya suda haşlanıp kılçığına
dikkat etmek suretiyle tadına bakılarak öğle saatlerinde
verilebilir. Köfte: 6-7 ay arasında çift çekilmiş kıymadan
hazırlanan baharatsız köfte sahanda pişirilerek elle veya
çatalla ezilip birkaç yudumda ilerleyen günlerde 2 köfteye
kadar yedirilebilir.
Arada karaciğer et yerine sebze pürelerine eklenebilir.Tuzlu
suda kaynatılarak sertleştirilen ciğer rendelenip sebze
püresi içine eklenebilir.Haftada 2 kez verilmesi faydalı
olabilir.
Beyin: Evvelce bütün çocuk yemekleri tarifinde bulunan beyin
son yıllarda sünger beyin hastalığı riski nedeniyle
bebeklere yedirilmesi tavsiye edilmemektedir.Zira bulaşma en
çok beyin ve iç organlar sebebiyle olmaktadır.
Peynir:6. aydan itibaren gerek sebze püreleri gerekse
kahvaltı içinde bebeğe verilebilecek gıdalar
arasındadır.Pastörize veya pişmiş sütten olmasına dikkat
edilmelidir.
Şayet bebek anne sütü ile doymuyorsa ve formül mama
eklenmişse 4. aydan itibaren yoğurt,meyve püresi,sebze
püresi ve peynir sırayla başlanabilir.6 aylık olana kadar
sebze püresine dana eti konulup haşlandıktan sonra
çıkarılır.
Tahıllar 4-6 aydan itibaren verilebilir.Kahvaltıda bisküvi
ve ekmek muhallebiler içinde mısır ve buğday
nişastası,pirinç unu-yulaf ve buğday unu kullanılabilir.
Sebze pürelerine pirinç,mercimek,bulgur veya irmik eklemek
suretiyle kıvam ve kalori artışı sağlanır.
Pasta ve tatlılar 2 yaşından sonra verilebilir.
9 aydan itibaren bebek aile sofrasına oturtulur.Sofrada
bulunan baharatsız,hazırlanma şartlarına uygun her şeyden
yiyebilir.
Yemekler önceleri parmakla ezerek,çatal ve kaşıkla ezerek
verilirken daha sonra katı parçalar halinde
verilebilir.1-1.5 yaştan itibaren kendi beslenmeye hevesli
olan bebek desteklenmeli, 2 yaşından itibaren tümüyle
kendini beslemesi sağlanır.
ÖRNEK BESLENME
4-6 ay arası anne sütü ile doymayan formül mama veya
ineksütü ile takviye edilen bebek için
Sabah
06:00-07:00 anne sütü
09:00-10:00 Kahvaltı meyve püresi+peynir+bisküvi 4-5
adet+pekmez 1 çay kaşığı takiben anne sütü verilerek
uyutulur.
13:00-14:00 Sebze püresi+1-2 kaşık yoğurt,uyurken anne sütü
100-150 mlt
17:00-18:00 Yoğurt 100-150 mlt,şeker veya bisküvi veya
meyvelerle tatlandırılarak+ uyku saatinde anne sütü
20:00-21:00 Kaşık maması:1 su bardağı su,2 tatlı kaşığı
mısır nişastası,1 çay kaşığı şeker,1 çay kaşığı sıvı yağ
karıştırılarak pişirilip,ılıyınca 4 ölçek formül mama
eklenip yedirilir.
Gece uyandığında anne sütü verilir.
6. aydan sonra sebze püresi içine kıyma eklenir. Karaciğer,
tavuk eti, balık eti arada katı yumurta sarısı eklenebilir.
7-8. ayda aile sofrası için pişirilen çorbalar,sulu
köfte,dolma içleri tattırılabilir.
Bebeklerin bu uygulanan programa uyma mecburiyeti
yoktur.Anne sütünün durumuna,bebeğin alımına ve ailenin o
günkü şartlarına göre yumuşak ayarlamalar yapılabilir.
Anne sütü bol olan bebeğe verilen gıdalar az miktarda olup,
bazı günler yoğurt, meyve püresi veya sebze püreleri
atlanabilir. Yine formül mama ile beslenen bebek hazırlanan
gıdadan yeterince doymazsa mamayı anne sütü gibi kabul
ederek takviye edilir. Annenin içinde bulunduğu durum o gün
için yemekleri hazırlamaya uygun değilse formül mama ile
beslenmesinde mahzur yoktur.
Çünkü bazı anneler her gün aynı saatlerde şunu bunu yemeli
diye aşırı bir gerginlik içine girip hazırlayamadığında veya
bebek reddettiğinde mutsuz olurlar. Bu durum doğrudan bebeğe
ve aileye yansır. Böyle bir gerginlik faydadan çok zarar
verir. Hazırlanan gıdalar 10-11 aya kadar yemeklere
alıştırmak için geçiştir.Her hazırlanan hazırlandığı
miktarda yenecek diye bir kaide yoktur.
AŞI TAKVİMİ
|
AŞI |
YAŞ |
DOĞUM |
1
AY |
2
AY |
4
AY |
6
AY |
12
AY |
15
AY |
18
AY |
19-23 AY |
2-3 YAŞ |
4-6 YAŞ |
|
Hepatit B |
|
HepB |
HepB |
|
HepB |
HepB Serileri |
|
Rotavirüs |
|
|
|
Rota |
Rota |
Rota |
|
|
|
|
|
|
|
Difteri, Tetanos, Boğmaca |
|
|
|
DTaB |
DTaB |
DTaB |
|
DTaB |
|
|
DTaB |
|
Haemophilus influenzae type |
|
|
|
Hib |
Hib |
Hib |
Hib |
Hib |
|
Pnömokok |
|
|
|
PCV |
PCV |
PCV |
PCV |
|
|
PCV |
|
Poliovirüs |
|
|
|
IPV |
IPV |
IPV |
|
|
|
|
|
IPV |
|
Kızamık,Kızamıkçık,Kabakulak |
|
|
|
|
|
|
KKK |
|
|
|
KKK |
|
Suçiçeği |
|
|
|
|
|
|
SU
ÇİÇEĞİ |
|
|
|
SU
ÇİÇEĞİ |
|
Hepatit A |
|
|
|
|
|
|
HepA(2 DOZ) |
|
HepA Serileri |
|
İnfluenza(grip) |
|
|
|
|
|
İnfluenza(her yaş) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|