Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo
İşyeri Kuruluş Tarihimiz 1959
    Şifalı Bitkiler
Bitki Kapsülleri
Panax Ginseng - Kore Ginseng

Vitamin - Mineral
Vitamin Power - Gıda Takviyeleri
Vitamin E - Selenium

Complete Men's Multiple
St Johns - Kantaron Kapsülü
Artichoke - Enginar Kapsülü
Kuvvet Macunları
Hayıt Tohumu - Civan Perçemi

Ginsengli Macun - Mesir Macunu
Nar Ekşili Macun
Arı Sütü Bal Polen
Hastalık Belirtileri
Cilt Sorunları
Sivilce

Cilt Lekeleri
Cilt Ürünleri

Salyangoz Kremi

Güneş Lekeleri

Göz Çevresi - Göz Altı Torbaları
Göz Altı Morluğu
D-Lamure Krem - % 100 Doğal

Cilt Kremleri
Cinsel Sorunlar
Erken Boşalma - Bevliye
Cinsel Ürünler
Çakşır Köklü Macun

V-Pills

Magna RX+

Seks Ürünleri
Bayan Kahveleri - Erkek Kahveleri
Aşk Kokusu

Saç Bakımı
Saç Dökülmesi

Saç Şampuanları
Saçarım Dökülüyor
HC 19   Complex

Arı Sütlü Şampuan - Saç Maskesi

Sentor - Doğal Saç Bakımı
Formda Kalmak
Zayıflama Konuları
Altın Çilek

Kilo
Acai Berry Kapsülü


Basur Konusu
Orjin Krem

Arı Sütü - Arı Sütü Bal Polen

Beyaz Saç Sorunları
Zırnık Tozu - Hamam Otu
 

Nöbet Şekeri


Baharatlar
Tavuk Harcı
Çemen - Köfte Harcı
Bitkisel Yağlar
Çam Terebentin Yağı
Tatlı Badem Yağı

Acı Elma Yağı
Bitkisel Sabunlar
Kükürtlü Sabun - Zeytinyağlı Sabun -
Bııtım Sabunu - Defneli Sabun

 
İç Hastalıkları - Ağrı
Kadın Hastalıkları - Regl
Kalp - Damar Tansiyon
Ortopedi - Romatizma
Psikiyatri - Uykusuzluk
Vitamin - Mineral

Ömer Coşkun Ürünleri
Tansalp Çaylar - Form, Nicdur

Hastalıklar Rehberi
Bitki Ürünleri
Bitkilerle Sağlık
Bitkisel İlaç - Desteği
Bitkisel Tedavi
Hasta Olmak İstemiyorum
Hastalıklara Şifalı Bitkiler
Şifalı Bitkilerin Kullanışı
Diğer Ürünler -
Kuru Gıda - Kına Gecesi - Kuru Yemiş

Çay Kolonyası
Yeni Ürünler
TV Reklamları
Sağlık Ürünleri
Alternatif Tıp
Sağlık Önerileri
Ala - Vitiligo Albumin Arı Sokması Bağırsak Tıkanıklığı Açlık Hissi Alerjik Reaksiyon Arı Sütü Bağırsak Yumuşaması Adale Kuvvetlendirici Alkol Toksinleri Arpacık Basur Memeleri Adaptasyon Alkolik Astım Basur Yarası Adaptojen Alyuvar Atar Damar Sağlığı Beden Adet Gecikmesi Alzheimer Atletik Yapı Bel Diski Adet Sancısı Ameliyat Sonrası Aybaşı Gecikmesi Bel Kayması Ağız Kokusu Anabolic Anabolizan Aybaşı Günleri Bel Sorunları Ağız Yaraları Andrepoz Azot Dengesi Beslenme Ağrı Kesici Anlama Yeteneği Bacak Ağrıları Bitkinlik Ağrılı Aybaşı Anne Sütü Arttırıcı Bademcik İltihabı Böbrek Yetersizliği Ağrılı İdrar Anti Bakteriyal Bağırsak İltihabı Böbrek Büyümesi Akciğer Hırlaması Anti Depresyon Bağırsak Kurtları Böbrek Çürümesi Akciğer İltihabı Anti Septik Bağırsak Lifi Boğaz İltihabı Akıl Hastalığı Anti Viral Bağırsak Rahatlatıcı Bronşit Öksürüğü Dalak Deri Pullanmaları Diş Apsesi Doğal Tedavi Damar Felci Destekleyici Ürünler Diş Çürümesi Doğum Yaklaşması Damar Genişletme Düşünceye Dalma Diş Eti - Diş Etleri Doğum Sancısı Damardaki Şeker Devamlı Hasta Diş Eti İltihabı Doğuma Hazırlık Damar Tıkanıklığı Devamlı İltihap Diş Parlaklığı Doğumu Kolaylaştırma Damarlardaki Kolesterol Devamlı Öksürük Diş Sağlığı Doku Yenilemek Damarlardaki Pıhtılaşma Dezenfekte Dış Tehdit Döl Yolu Akıntısı Damla Hastalığı Diabet Dişilik Organı Dolaşım Bozukluğu Dejenereratif Hastalik Dicalcium Diyete Destek Dolaşım Sistemi Demir Eksikliği Dil Dizanteri Doping Destekçileri Deniz Tutması Dil Çatlakları Dl-tocopherly Dudak Çatlaması Depresyon Dil Pası - Paslı Dil DNA Düş Kabusu Depresyon Tedavisi Dinçlik Verici Doğal Destekleyici Düşüce Bozukluğu Deri Elastikiyeti Direnç Doğal Dopingler Düzenli Sağlık Deri Kuruluğu Diş Ağrısı Doğal Savunma Düzenli Spor Egzama Oluşması Fıtık Göz Yorgunluğu İdrar Yolları Eklem Hastalıkları Fiziksel Yorgunluk Göz Kapağı İdrar Zorluğu Eklem İltihabı Frengi Grip Aşısı İdrarda Kan Ekstrasistol Funguslar Guatr İdrar Yanması El Titremeleri Geceleri İdrara Kalkma Güçlendiriciler İlaçların Yan Etkisi Endişe Geğirmek Gut Hastalığı İletitis Enerji Depolama Gelişme Bozukluğu Hafızaya Destek İnsulin Drenci Enfarktus Gençlik Bitkileri Hararet İron Enfeksiyon Gıda Zehirlenmeleri HDL İştahsızlık Sebepleri Enzim Deposu Gırtlak Hemoroit Başlangıcı İsteri Ergenlik Glikoz Hepatit C İyi Kolesterol Erkeklik Göğüs Büyümesi Hıçkırık jinekolik Hastaliklari Ezberleme Kabiliyeti Göğüs Anjini Hiper Tansiyon Kekemelik Ezik -  Burkulma Göğüste Su Toplanması Hormon Bozukluğu Kemik Erir mi? Faranjit Görme Yeteneği Hormon - Hormonal Kemik İltihabı Fazla Terlemek Göz Ağrısı Hücre Gelişimi Kemik Veremi Fazla Uyumak Göz İltihabı Hücre Zarı Kemik Yapısı Ferç Kaşıntısı Göz Kanlanması Huzursuzluk Kemik Yumuşaması Fil Hastalığı Göz Kaşıntısı İdrar Kaçırma Kemo Terapi Fistul Göz Sulanması İdrar Torbası Kemoterapi Kabakulak Karaciğer Enzimleri Kızamık Lokosit Katarakt Karaciğer Mikropları Kızıl Hastalığı Lösemi Kalbin Hızlı Atması Karaciğer Yağlanması Kloroz Madeni Maddeler Kalın Bağırsak Karaciğer Yetmiyor mu Kolesterol Parçalanması Mafsal Hastalıkları Kalp Çarpıntıları Karamsarlık Kolon Kanseri Mantar Hastalığı Kalp Nedir? Karbonhidrat Konsantrasyon Bozukluğu Melankoli Kalp Ritimi Nedir? Kardiyovasküler Konuşma Bozukluğu Meme Uçları Kalp Yağı Karın Ağrısı Korku Menopoz Ağrıları Kalp Yetmezliği Kas Gelişmesi Kortizon Mide Ağrısı Kamburluk Kas Yırtılması Kötü Kolesterol Mide Bulantısı Kan Basıncı Kasılma Kramp Mide Ekşimesi Kan Çıbanı Kaşıntı Kroner Kalp Mide Gazı Kan Damarı Kaslar Kulak Ağrısı Mide Şişkinliği Kan İşemek Kaygı Kulak Çınlaması Mide Tembelliği Kan Pıhtılaşması Kıkırdak Dokuları Kurdeşen Mide Ülseri Kan Şekeri Kılcal Damar Kurt Düşürmek Mide Zarı Kan Tükürmek Kilo Aldırıcı Kusmak Migren Ağrısı Kanda Kolesterol Kireçlenme Nedir? LDL Mikrop Öldürücü Kanser Hücreleri Kırık - Çıkık Lif Miyopluk Kansızlık Nedir? Kısırlık Nedir? Lohusalık Mushil Nefes Azlığı Öğrenme Yeteneği Prostat İltihabı Riboflavin Nefes Darlığı Öksürük Tehlikesi Prostat Kanseri RNA Sentezi Nefes Kokusu Omuz Ağrısı Radrasyon Romatizma İltihabı Nefrit Onikiparmak Bağırsağı Rahim Egzaması Rüyalanma Nekahat Organizma Rahim Kanaması   Nevralji Organların Görevi Rahim Kanseri   Nevrasteni Östrojen Rahim Kaşıntısı   Nezle Olmak Pankreas Rahim Sorunları   Niacin Parazitler Rahim Urları   Nikotin Atıcı Pelteklik Rahimde Polip   Nikris Penis Damarları Raşitizm   Noni Penis Enerjisi Reçine   Norolojik Pigment Reflü   Norotransmitter Prostat Bezi Reisi Mantar   Oburluk Prostat Tıkanıklığı Retina  Ririboflavin Vitamini Sarılık Sindirim Bozukluğu Spazm Çözücü Ruhsal Çöküntü Sedef Sindirim Sistemi Sperm Sayısı Ruhsal Denge Şeker Dengeleyici Sinerjik Etki Sporcu Desteği Ruhsal Sorunlar Şeker Düşürücü Sinir Bozukluğu Sporcu İncinmeleri Ruhsal Yapı Şeker Hastalığı Sinir Gerginliği Sporculara Destek Ruhsal Yorgunluk Şeker Zararları Sinir Stres Stres Gerginliği Saç İçin Seksüel Gerileme Sinir Uçları Su Birikmesi Saç Kökleri Selenium Sinirsel Ağrılar Tansiyonu Düşürmek Safra Kesesi Selülit Lekesi Siroz Testeron Sağlığı Korumak Semptomplar Şişmanlama Testesteron Sağlıklı Beslenmek Sentezleme Sivilce İltihabı Tırnak Kırılması Sakinleşmek Seratin Şizofreni Tiroit Bezleri Salgı Bezi Serbest Radikal Soğuk Algınlığı Tokluk Hissi verici Salgın Hastalıklar Sigara Zararları Solunum Sistemi Toksinler Sara Sık Sık İdrara Çıkma Solunum Yolları Trambosit Tümör Uyanma Varis Yaraları Yağ Eriticiler Umutsuzluk Uyarıcı Vasküler Sistemi Yak Yakımı Hızı Üreme Organları Uykusuzluk Vücudu Korumak Yağların Parçalanması Üreme Sistemi Uyur Gezerlik Vücut Geliştirmek Yaşlanmayı Geciktirmek Üretkenlik Uyuşukluk Vücut Isısı Yemek Borusu Üriner Sistem Vajina Kuruluğu Yağ Depoları Yüksek Tansiyon

 

 
 
Kızamık Şekeri - Lohusa Şekeri

Kızamık Şekeri Resimleri
 
Kızamık Şekerinin Diğer Adları
Lohusa Şekeri.

Kızamık Şekeri Faydaları
Çocuklara kızamık hastalığından sebep verilmesi yaygındır. Fakat, kızamık olan çocukta zatürre olabileceği için bu uygulama yerine doktora görünmesi daha uygundur.

Lohusa Şerbeti
Kızamık şekerinden yapılan şerbet, (tarifi aşağıdadır) eskiden saraylarda lohusa bayanları bakmaya gelen misafirlere ikram edilirdi.

Kızamık Şekeri Botanik Özellikleri
Parlak kırmızı, taş gibi sert bir şekerdir.
 

Kızamık Şekeri Nasıl satın Alınır
Aktarlarda ve kuruyemişçilerde bulunur.

Kızamık Şekeri Ve Renklendiricilik
Lohusa şerbetinin ana Maddesi olup, Ayva tatlısı ve benzeri tatlılarda renk vermek için de kullanılır.

Kızamık Şekeri İçeriği
Şeker ve doğal boya taşır. Koyu parlak kırmızı renkte, eşkenar dörtgen şeklinde aktarlarda satılır.


Lohusa Şerbeti Yapılışı - Lohusa Şerbeti Tarifi

 

20 Kişilik Loğusa Şerbeti Tarifi

Malzemeler
Yarım kilo kızamık şekeri
5 su bardağı kadar toz şeker
15 adet karanfil
3 - 4 kabuk tarçın
15 - 20 bardak su

Hazırlanışı
Normal bir tencereye su, şeker ve lohusa şekeri konulur ve yarım saat kaynatılır.
Kabuk tarçınlarımız ve karanfiller bir tülbent e sarılır ve tencerenin içine atılarak kaynatmaya devam edilir.
Hazırlanan şerbet süzülerek arzuya göre sıcak veya soğuk ikram edilir.


Lohusa Şerbeti

İsterseniz sıcak, isterseniz soğuk içebileceğiniz bir içecek

Lohusa Şerbeti
Malzemeler

    * 100 gram lohusa şekeri
    * 1+1/3 su bardağı şeker
    * 7 adet karanfil
    * 2 adet kabuk tarçın (5-6 cm boyunda)
    * 1 litre su

Hazırlanışı

   1. Bütün malzemeler bir tencereye konularak yarım saat kadar kaynatılır..
   2. Süzüldükten sonra servis yapılır.

Notlar

    * Lohusa şekeri sadece renk vermek maksadıyla konulmaktadır. Bu yüzden yerine kırmızı gıda boyası da konulabilir.
    * Bir şişeye konulup buzdolabında uzun süre saklanabilir.
    * Sıcak ve soğuk olarak içilebilir.
    * Sıcak servis edilirken fincana dövülmüş ceviz konulabilir.

 

Kızamık Şekeri Fiyatı
Kızamık Şekeri, Kargo Dahil 15 tl. Ekolojik, Evsaflara Uygun, Parasına göre Gram Ayarlıdır.

Kızamık Şekeri için Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var. Sipariş İçin Tıkla

Kızamık Şekeri
Kapıda ödeme kolaylığı
.



 

Kızamık Şekeri İnternet Satış
Maliye Bakanlığı Satış Fişimiz var. Sipariş İçin Tıkla

Kapıda ödeme kolaylığı.



 

Kızamık Şekeri Ürünlerimizin, yetkili kurumlar tarafından, gerekli denetimleri yapılmıştır.
Ayrıca ürünlerimizin çoğu FDA Sağlık Örgütü tarafından da  denetlenmekte ve İşyerimizin Tarım Ve Köy İşleri Rize İl Müdürlüğü ES - 53 – 0020 Numarası İle Satış Yeri Kayıt Belgemiz Vardır.


 

BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 

                                            Önemlidir.
Bu sitede bulunan her ürün besin (gıda) takviyesidir.
Dr'nuza Başvurun. Tedavi amaçlı veya ilaç yerine kullanılamaz.

 

 

 


Kızamık Şekeri - Diğer Şekerler Hakkında Yazılar
Kızamık Şekeri: Hatırlayan var mı bilmem kırmızılı bordolu bu şekeri... Çocukken ben bu şekerin sadece kızamık olan çocuklar tarafından yenebileceğini, kızamık olmayanlar da yerse kızamık olacaklarını sanırdım. ben kızamık olduğumda da bu şekeri yedirmemişlerdi. en sonunda dayanamayıp kızamık olma korkusunu da göze alarak bu şekeri yemiştim. tadını da hiç beğenmemiştim ve çok üzülmüştüm "şimdi ben bunun için mi kızamık olacağım değer miydi?" diye...


Akide Şekerleri: Gerçi hala var akide şekerleri ama çocukluğumdaki tatları yok sanki.. şeker, çikolata çeşidinin sınırlı olduğu o yıllarda en sevdiğimiz tatlardandı. önce şekerini tamamen eritir fıstığını yada fındığını en son yerdim.

Çubuk Şeker: Naylon bir ambalajın içinde genelde iki renkli dönen çizgileri olurdu hemen yemeyince sıcaktan naylona yapışırdı yok mu hatırlayan?

Düdük Şeker: Şekerin kendi düdükte..tabi eridikçe ötmemeye başlıyodu düdük kısmı yalandığı için... tadı da pek güzel diildi ama... ilginçti işte.

Ekşi Şeker: Ekşi şeker vardı. ağzında tut tutabilirsen. gözlerin şekerin ekşisinden yaşarmaya başlar ama yine de ağzından çıkarmazdın bitene kadar...

Emzik Şekeri: Emzik şeklinde ve bir kaç renk olurdu. o zamanlar ben ilk okuldaydım. Alır emerdik. belki şimdi baksam tadına iğrenç gelir ama o zamanlar bayıla bayıla yerdik.

Horoz Şeker: Şekli bozulmasın diye 10 dakika seyredip sonra da yediğimiz horoz şeklindeki renkli şekerler. O zamanlar sokaklarda açık olarak satılırdı ve her şey bulunurdu. Yedikten sonra da yediğini kimseden saklayamazdınız. Çünkü tüm ağzınız boyanırdı.

Kent Şekerleri: Bir bakkal Osman Amcamız vardı. Allah rahmet eylesin. Kent şekerleri satardı. Tanesi 25 kuruştu. 1 liraya dört tane alırdım. Ağır ağır, bitmesini hiç istemeden yerdim onları. Paketi açınca içinden karınca çıkardı yaaa. Karıncaları incitmeden yere bırakır veya üfler sonrada şekeri lüpletirdim. Karıncalı şeker. Ağzım sulandı bak şimdi.

Kaynana Şekeri: - Hatirliyor musunuz hani su kahverengi, dikdortgen ve akideye benzer sekerleri? ilkokul harcligimin yarisi leblebi tozuna gittiyse yarisi da kaynana sekerine gitmistir.

Çok lezzetliydi kaynana şekerleri. Geçenlerde bir arkadaş uzattı bana. Ne zamandır görmemiştim. sevinçle ağzıma attım. tam bir hayal kırıklığına uğradım. eski tadı kalmamış. Kaynana şekerleri bile bozulmuş be kardeşim!

Geçenlerde mısır çarşısını dolaşırken denk geldi yeğenlerime aldım, sirkeci tren istasyonuna doğru yürümeye başladım bir tanede ağzıma attım bu şekerden ve hemen etkisini gösterdi, allahım ne kadar uzun zaman olmuş yemeyeli hatıralar gözümün önüne geldi, eski evimiz gecekondu evimiz orda hissettim kendimi bir an ve mahallem güzel mahallem çocukluğumun geçtiği güzel mahalle ve şeker ağzımda eridi gitti hemen bi tane daha salladım ağzıma yine beynim bir tuhaf oldu ve film şeridi dönmeye başladı ve ben yine mazi yolculuğuna devam ettim...

Koska Şekerleri: İlkokul yılları, 1978-79, koska şekerlerine bayılırdım, renkli renkli, minik şeffaf kapaklı kutularda satılırdı. limonlusundan portakallısına kadar bir çok çeşiti olurdu. bazen tek tek emerek yerdim, hemen bitmesin diye, bazen 4-5 li şekilde avucuma bissürü döker hızlı hızlı yerdim. evde kutularını biriktirirdim.

Macun Şekeri: Okulun önünde, tablasıyla her tenefüste bulunurdu. yuvarlak tabladaki bölmelerin içinde rengarenk macun nefis olurdu. tahta çubuklara, geniş uçlu tornavidayla dolandırılırdı renk renk. çok kalabalık olurdu, tenefüs bitmeden alabilmek için itişirdik.

Patlayan Şeker: Bu şeker ağıza atınca patır patır patlardı..şeker dediğime bakmayın... şeker kırıntısı gibi birşeydi..

Solucan Şekerler: Solucan şeklinde şekerler vardı rengarenk, görüntüsü özellikle yerken biçok arkadaşımın midesini kaldırmama yardım ederdi. :) şimdi de var daha hijnenik olup pakette satılanları ama o zamanlar bakkaldan kocaman kavanozundan seçip almak daha zevkliydi...

Uzayan Şeker: Yassı, kahverengi renkte bir şeker vardı. Emerken uzardı..neydi o şekerin ismi yaa hatırlayan var mı? Ben çok severdim onu. karamel vardı sanki içinde?

Tiktak Şekerleri : Küçük saydam kutuların içinde oludu, hap gibiydiler minik minik. kutunun kapak açma düzeneği o yıllar için hayli iddialıydı.

Bayramlık bir haber yapmak için kolları sıvadığımızda, araştırmalarımız bizi Edirne'ye kadar götürdü. Sizler için şekerciliği meslek edinmiş, bu işe gönül vermiş 50 yıllık Edirneli şekerci ustası Selami Kirişçiler'i bulduk. İşte Deva-i Misk'ten badem ezmesine, akideden "çırakçaldı" şekerine kadar tatlı mı tatlı muhabbetten geriye kalanlar
 iyibilgi özel



Bayram şekeri tadında bir söyleşi

Edirne'nin kültürel birikiminde simgeleşmiş pek çok değer var. Mis Sabunu, edirnekari, geleneksel bez bebek yapımı, tava ciğeri, peynir, süpürge, çarık yapımı ve tabaklama, koşumculuk ve şekercilik bu değerler arasında yer alıyor. Bunlardan bazısının, bir süredir valiliğin yardımıyla Trakya Üniversitesi'ne atölye kurularak devam ettirilmeye çalışıldığı, bir kısmının babadan oğula geçerek sürdürüldüğü, bir kısmının da kaybolup gittiğini öğreniyoruz. Mis Sabunu ve Edirnekarinin bu şekilde valiliğin üniversitede bir atölye kurdurarak yaşattığı değerlerden olduğunu Edirne Belediyesiyle yaptığımız görüşmelerden öğreniyoruz. Halkın arasında bu sabunun yapımına merak sarmış gençler bulunduğu gibi, ev kadınları arasında da aile bütçelerine katkı sağlamak amacıyla son beş senedir yaygınlaşmış. Bunun yanı sıra çarık yapımı-tabaklama yapımcıları ve satıcılarının giderek azaldığını öğreniyoruz.

Yazımızın asıl konusu ise bu değerlerden biri olan şekercilik. Mozaik bir tarihi süreci olan Edirne için şekercilik oldukça önemli. İlin kendine has pek çok çeşit şekeri var. Şekercilik Edirne'nin pek çok yerindeki imalathaneler ve satış dükkânlarıyla sürmekteyse de bugünün imalathanelerinin yakın geçmiştekinden farklı olduğunu öğreniyoruz. Sizler için özellikle bu il için özelliğini koruyan şekerlerin yapımını ve hikayelerini öğrendik. 50 yıllık bir şekerci ustası Selami Kirişçiler'le şekercilik mesleğini bugüne taşımış biri olarak bugüne ulaşamamış değerleri paylaştık.

'İşim bitse bile ustamın yanında hiç oturmadım'

Selami Kirişçiler, şekercilik mesleğini dünden bugüne taşımış, bu birikimini oğlu, gelini ve torununa aktararak şekercilik kültürünün sonraki kuşaklara devamını sağlamış, Edirneli bir usta.  Her ne kadar, bugünün koşullarında,  yenilenen teknolojinin hayatı değiştirdiği gözlense de geçmişin kültürünü ailesine taşıyarak gelecek kuşaklara aktarıyor. Selami Usta' nın mesleğine ve görüp geçirdiklerine dair anlattıkları ile hem şekerciliği, hem de Edirne'yi ve Edirneliliği tanıyoruz. Selami Usta'nın ailesi Selanik'ten 8o sene önce mübadele ile Edirne'ye gelmiş. Selanik'e yerleşmeden önce Osmanlı devrinde Konya civarında yaşayan dedeleri, Selanik'in alınması ile bölgeye yerleştirilmişler.

Bugün 72 yaşında olan Selami Ustaysa Edirne doğumlu. Şekerciliğe adım atmasında abisinin askerlik arkadaşı önemli bir rol oynamış. İlkokuldan sonra, abisinin askerlik arkadaşının babasının şekerci oluşu ve kendisini çırak olarak istemesi O' nun bu meslekteki serüveninin başlangıcı olmuş. Babasının erken ölümü üzerine çalışması gereken Selami Usta tam 18 sene çıraklık ve üzerine kalfalık yapıp ustalaşmış.  Selami Usta mesleğinde 50. yılında. Günümüzde az görebileceğimiz usta-çırak ilişkisini en iyi, Selami Usta'nın  "işim bitse bile ustamın yanında hiç oturmadım" sözünden anlayabiliriz.  "Kendi yiyemeyeceğini başkasına da yedirme derlerdi,'' diyor Selami Usta. Ahilik olmasa da benzer bir kültürle yetiştiğini, adeta bir üniveriste gibi eğitim gördüğünü, çalışma hayatını en güzel anılarıyla süsleyerek anlatıyor. Her sabah 7.30' da açılan dükkandan ustanın onayı alınmadan çıkılmıyor ve ustanın söylediği hiçbirşeye asla itiraz edilmiyor.

Şekerciliği öğrendiği Şerif Usta'ya gösterdiği saygının yanında bir o kadar da sevgi dolu. Ustasından çok şey öğrendiğini ve ustasıyla olan gönül bağını konuşmalarından anlamak mümkün.

Selami Usta, yaptıkları şekerlerin çok çeşitli olduğundan bahsederek, bir çoğunun artık eskisi gibi yapılmadığından da yakınıyor. Her ne kadar geçmişten bugüne bu şekerlerin çeşitliliği devam ediyorsa da artık hiç yapılmayan ya da belirli zamanlarda az sayıda yapılan çeşitlerde var.  Badem ezmesi, akide şekeri, deva-i misk, kızamık şekeri, peynir şekeri hala yapılmaktayken; çırakçaldı şekerinin bugün neredeyse hiç yapılmadığını öğreniyoruz.

Her derde deva 'deva-i misk'

Usta, bu şekerlerden badem ezmesi ve deva-i miskin Edirne'ye gelişinin 500 yılı aşkın bir süre önce,  Mısırlı bir şekerci tarafından olduğunu söylüyor. Zira,  o zamanlar şeker pancarı yerine şeker kamışından şeker elde edilir ve şeker kamışından elde edilen şeker de, ustanın deyimiyle, "kelle" hallinde ithal edilirmiş.  Edirne'nin Osmanlı'nın başkenti olduğu zamanlarda, Mısır'dan gelen bu şekercinin Edirne'de bol bulunan bademlikleri fark ederek, bu bademleri şeker yapımında kullanmayı akıl etmesi ile badem ezmesi de  icat ediliyor.

Usta' nın anlattıklarına göre acıbadem kurabiyesi ve deva-, misk de bu Mısırlı şekercinin buluşu olarak kabul edilmiş, hatta tüm bu icatlar şekercinin bizzat kendisi tarafından, o dönemde şehre gelen Fatih Sultan Mehmet'in babasına ikram edilmiş. Gelibolu üzerinden şehre gelen padişah, halk tarafından karşılanmaya gidildiğinde şekerci yapımını icat ettiği bu şekerleri padişaha sunuyor. Hatta söylenti o dur ki, bu şekerler arasında yer alan deva-i miskin adını da O koyuyor. Padişah şekerciye şekerinin isminin ne olduğunu sorunca, şekerci padişaha, adını kendinin vermesini istediğini söylüyor. Padişah da bu şekerin her derde deva anlamında deva-i misk diyor.

Edirne'nin meşhur deva-i miski, onlarca baharatın karışımı ile yapılıyor. Özelliği bu kadar baharat karşısında son derece tatlı oluşu ve içinde misk de bulunması. O zamanlar bile zor bulunan misk şimdiler de daha da zor bulunduğundan bugün şekercilerin misk kullanmama olasılığı yüksek. Eskiden de çok pahalı olan misk, kaşığın ucuyla şekere katılır, ufacık parça bile kristalimsi bir duman çıkarırmış. Selami Usta, şekere misk kattıkları zaman bütün çarşıya mis gibi bir koku yayıldığını ve herkesin "Nereden geliyo, bu koku be yahu? "diye birbirlerine sorduklarını söylüyor.   Deva-i misk gibi yine baharatlarla yapılan şekerlerden biri de, kızamık şekeri ya da loğusa şekeri olarak bilinen doğumlarda şuruplaştırılan şeker. Deva-i miskden farkıysa mayasız oluşu ve kırmızı boya katılması.
               
Badem ezmesi

Selami Usta' nın yapımını ilk anlattığı şeker Mısırlı Usta'nın da buluşu olan badem ezmesi. Bu tarife göre öncelikle bademler haşlanıyor ve ardından dört-beş kişi tarafından bir araya gelinerek tenekelerde ayıklanıyor.Selami Usta, o zamanlar saatlerce elle ayıklanan bademin, bugün makineyle çok kısa bir sürede  ayıklandığını da ekliyor. Yine daha önceleri bu ayıklanmış bademlerin dübek adı verilen mermerlerde dövüldüğünü; unufak olana kadar bu işlemin yapıldığını söylüyor.
 Şimdiyse makine yardımıyla 5-10 saniyede bu şekle getirdiğini öğreniyoruz.

Daha sonra bu unufak olmuş bademler şeker ve bir parça limon tozundan başka hiçbir şey ilave edilmeden odun ateşinde pişiriliyor.  Bu karışımın gelmesi gereken kıvam, ustaca ayarlanıyor. Derecesini odun ateşinde nasıl ayarladıklarını sorduğumuzdaysa, bunun tam ustalık gerektiren bir iş olduğunu anlıyoruz. Selami Usta, çıraklığı döneminde ustasının o kıvamın olup olmadığını 6-7 metre öteden, kokusundan anladığını söylüyor.

Yayılan kokunun, kıvamı belli ettiğini ama yine de o dönemde kendilerinin ufak bir kap yardımıyla bu kıvamı elle kontrol ettiklerini ekliyor.  Daha sonrasında bu hamur gene elle yoğrularak topaç haline getiriliyor. Usta, bu işlemin elle yapılması gerektiğini, eldiven kullanıldığı takdirdeyse, hamurun içindeki bademin eldiveni yırtacağını önemle vurguluyor. Ardından da el değmeden yapıyoruz diyenlerin laflarına aldanmamamız konusunda uyarıyor. Elle yoğurulan ezme için yapılacak son işlemse kesilmesi oluyor.

Şekerlerin sultanı akide şekeri

Bir diğer şekerse, akide şekeri.Akide sözcüğünün anlamı; bağlılık, birbirinden ayrılmamak. Bu sert ve türüne göre renk renk olan şekerin önemi devlet ricaline sunulmasından kaynaklanıyor. Yeniçerilerin devlete bağlılığını gösterdiği için de, bu şekere akide denmiş. Daha sonra da İstanbul yaşamına klasik bir şekerleme çeşidi olarak girmiş. Selami Kirişçiler'in anlatımına göre: Eskiden, kelle şekeri olarak bilinen son derece iyi kalitedeki şekerler havanda dövülüp, odun ateşinde, bakır kazanlarda eritilip, pişirilirmiş.

Soğuma sırasındaysa şeker ağdasına gülsuyu, bergamut, portakal, limon, vişne gibi meyve usareleri, tarçın, gül, nane gibi aromalar ile fındık, susam gibi kuruyemişler katılarak çeşitli tat ve görünümlerde akide şekeri imal edilirmiş. Bir seferde 100 kilo akide şekeri yapılırmış. 1 kazan 15 kilo alır, her kazan bir başka renk şeker boyasıyla doldurulmak suretiyle yine odun ateşinde kaynatılırmış. Kaynatılan şeker, taşa dökülerek karıştırılır ve tenekelere doldurulup bakkal, dükkan ve toptancılara dağıtılırmış. Ayrıca akide şekerlerinin Edirneliler'in kız isteme geleneğinde ayrı bir yeri var. Eskiden kız istemeye gidilirken; erkek tarafı kız evine, örme sepetler içinde renkli akide şekerleri götürürmüş.

Akide şekerlerinin konduğu bu örme sepetlerin daha sonradan evlenen kızın evinde, kahve sepeti olması ise bir gelenekmiş. Yaşlıların bu kahve sepetleri oturdukarı yerin yakınında bulunur ve zahmetsizce kahve içmelerine yardımcı olurmuş. İçinde küçük bir ispirto ocağı, cezve, fincanlar ve şekerin bulunduğu bu sepetler misafir geldiğinde de zahmetsiz kahve içmenin pratik bir yoluymuş. Bayramlaşmalarda ve mevlitlerde de akide şekerin eski cazibesinde olmasa da ayrı bir öneme sahip. Akide şekerinin tarihi yolculuğuna baktığımızda ise oldukça eski ve anlamlı bir hikâyeyle karşılaşıyoruz.

Herkese "oh" çektiren şeker

Osmanlı İmparatorluğu'nda ulufe günü, yeniçerilere üç aylıkları dağıtıldıktan sonra saray avlusunda bir yemek verilirdi. Bu yemek esnasında yapılan akide şekeri sunumuysa, kapıkulu askerlerinin aldıkları ücretler ve yemeklerinden memnun olduklarını gösteren sade ama ilginç bir gösteriydi. Osmanlı kararnamelerine göre sadrazam ve divanı hümayun üyeleri öncelikle askerin yemeğini tadarlar, bundan sonra kendilerine tabaklar içinde şekerler sunulurdu. Bu askerlerin bir şikayetinin bulunmadığının, sultana bağlı olduklarının kesin kanıtıydı.

Dolayısıyla şeker tabaklarının divana getirilmesi herkese bir "oh" çektirirdi. Saray helvahanesinde 'mangır' (para) şeklinde yapılan bu şekerler makama göre dirhem (3.2 gr) hesabıyla sadrazama 500, diğerler vezirlere, yeniçeri ağasına 300 dirhem olarak sunulurdu.
Bu işlem bittikten sonra divan önünde "Fetih Suresi" okunurdu. Bu gelenek, akide şekerini uzun yıllar halk arasında dirlik, düzen ve huzurun simgesi yaptı.

Ses açan peynir şekeri

Peynir şekerinin ise diğer şekerlerden farkının, daha düşük derecede pişirilmesi olduğunu öğreniyoruz. Kazanda kaynatılan şeker, kıvama geldiğinde taşa dökülüp soğutulmaya başlanıyor. İyice soğumadan ılıklaştığında duvardaki çivilere asılarak bekletiliyor. Taş üzerinde sarı görünen şeker, çivilere asıldıktan sonra kar gibi beyaz olurmuş. Bu şekerlerin pembe olması istendiğinde de pembe şeker boyası ilave edilirmiş. Selami Usta'nın,  peynir şekerleri hakkında o zaman dikkatini çeken bu şekerlerin en çok İstanbul'a satılmasıymış.

Neden İstanbul'a bu şekerin çok gittiğini öğrendiğindeyse şaşırdığını ifade ediyor. Sebepse, İstanbul'daki hanendelerin seslerini açmak için bu şekeri ceplerinde taşımaları ve bu nedende çok ihtiyaç duyulan bir şeker olmasıymış. O zaman tahta sandıklarla İstanbul'a gönderilen peynir şekerinin, ses açıcı bir özelliği olduğu Edirne'de bilinmediği için Selami Usta' yı şaşırtmış. Bu şeker daha sonra üzeri çukulatayla kaplanarak fondan şekeri olarak bilinir olmuş.   

Çırakçaldı şekeri

Bugün yapılmayan ama hala bilinenlerce arandığını duyduğumuz şekerse çırakçaldı şekeri. Sakızla dövülerek yapılan şeker İstanbulda Küçükpazarda da hala bulunuyor.
 

 Hikayesi ise çok ilginç: Bir gün şeker kaynarken çırağın canı mis gibi kokan şerbetin tadına bakmak istemiş. Tam tadına bakacakken aniden ustası gelivermiş. Çırak, ustasından çekinerek küçük bir şişeye el çabukluğu ile biraz şerbet doldurmuş.
Şişeyi ustasından nasıl gizleyeceğini bilemeyerek, tuvalete gitme bahanesiyle kaçmış. Tuvaletin bulunduğu handa atların da bağlandığı yerler varmış. Telaşla içi şerbet dolu şişeyi,  at gübrelerinin içine koyuvermiş.  Bir süre şişeyi orada unutmuş.

Bir kaç gün sonra şişeyi alamaya gittiğinde ise, şaşırtıcı bir manzara ile karşılaşmış. Şişenin içindeki şeker kristalleşmiş.
Sonra çocuk dayanamayıp ustasına göstermiş. Ustası da duruma çok şaşırmış. Bir çok malzemeyle bu şekeri kristalleşmiş halini tekrar yapmaya çalışmışlar. Denemeler sonunda meyvesini vermiş ve başarmışlar.

Sonraları da  şeker dövülüp daha fazla sakızla karıştırıldığında öksürüğe çok iyi geldiği keşfedilmiş. Zaman içinde çırakçaldı şekerine, nöbet şekeri denir olmuş. Hala özellikle mübadil Rumlar tarafından aranan bir şeker türü, nöbet şekeri. Ama Selami Usta "Artık eskisi gibi yapan kalmadı," diyor.

Şeker yerine 'çikulatin'

Görülüyor ki Edirne'nin kaybolan değerlerinden birçoğu, her ne kadar, valilik ve belediyenin yardımı ile yaşatılmaya çalışılıyorsa da şekercilik gibi ustaların yaşam öykülerinde gizlenip kalmışlar da var. Bir yandan şekerciliğin, bugüne gelindiğinde devam ettiriliyor olduğunu görüyor, diğer yandan da imalathanelerde gerçekleştirilen faaliyetlerin büyük ölçüde makineleştiğini, kullanılan malzemenin ekonomik nedenlerle nicelik ve nitelikçe aynı olmadığını öğreniyoruz.

Şekerciliğin imalatına ilişkin bu farklılaşma günlük yaşama da yansımış ve bugün şekerin yerini Selami Usta'nın tabiriyle  "çikulatin" almış. Anlaşılıyor ki, Edirne sokaklarında çok sayıda bulunan şekercilerin olması da herşeyin eskisi gibi kaldığının bir göstergesi değil. Yine de Edirne' de sözlü tarih yoluyla bu bilgilere ulaşmak ve belgelemek mümkün.

Kızamık Çekerinde de BİRTAT  – 1959’DAN BERİ.
Yarım asırdan fazla, güvenle hizmetinizde 

Kızamık Şekeri Konumuz  Bilgi Amaçlıdır. Doktora Gidiniz. Kendi Kendinize Tedavi Olmayınız.