Ana Sayfa              İletişim               Hakkımızda         Sipariş - Kargo

İdrar Torbası Taşı


İdrar Kesesi Taşları

Taş oluşumuna neden olan mikroskopik yapıda kristaller zaman içinde çökelti oluşturarak birikirler ve kum tanelerine benzer bir yapıya dönüşürler. Bu kum tanelerinin üzerinde biriken çökeltiler büyüyerek bazen bir kaç santim çapı olan taşlara dönüşürler.

 Hastalığın sebebi nedir ?

Bu taşların yapısı genellikle strüvit taşı dediğimiz magnezyum,amonyum,fosfattan oluşur. Bunun dışında kalsiyum oxalat, amonyum ürate taşlarıda idrar kesesinde bulunabilir. Ancak en çok görülen taşlar strüvit taşlarıdır.

 

Bu taşların oluşmasındaki sebeb idrar ph’sının de---gıs---kenliğidir. örneğin idrarın alkali oluşu strüvit taşlarının oluşumuna, asidik oluşu ise kalsiyum oxalat taşlarına sebep olmaktadır. İdrar ph’sının alkali oluşundaki sebepler ise diyetteki yüksek protein veya idrar kesesindeki bakteriyel enfeksiyonlardır.

 

Hastalığın belirtileri nelerdir ?

 

En çok görülen semptom idrar yapma sırasındaki zorluktur. Hasta idrarını tutuk tutuk yapar ve uzun bir süre idrar yapma pozisyonunda kalır. ---cög---unlukla idrar kanlıdır, bakteriyel enfeksiyon devreye girmişse ateş çok görülen semptomdur, ağrının fazla olduğu yada idrar yollarında tıkanma olması durumunda yemek yeme kesilir ve karın bölgesi ---sıs---er, uzun süren vakalarda hasta dehidre olabilir, bir kaç gün idrar yapamaması durumunda hasta şoka girebilir.

sistit

İdrar kesesinin (mesane) iltihabına sistit deniliyor. kadınlarda daha sık görülse de, sistit erkeklerde de olabiliyor. sistitin en önemli nedeni mikropların dış idrar kanalından (üretra) idrar kesesine girmesi. kadınlarda üretra daha kısa olduğu için mikropların mesaneye girmesi daha kolay. sistite yol açan mikropların başında e.koli geliyor. makat çevresinde da normal koşullarda bulunmakta olan bu mikroplar zaman zaman idrar kanalından içeri girerek sistite yol açabiliyor. gıdasızlık, yorgunluk ve stres gibi bağışıklık sistemini zayıflatan durumlarda sistite yakalanma riski daha yüksek.

Sistitin en önemli belirtileri idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma. nadiren ateş ve idrarda kanama görülebiliyor. yapılacak bir idrar tahlili ve kültürü ile sistitin tanısını koymak olası. idrarda bol oranda beyaz küre veya bakteri görülmesi ile sistit teşhisi konuluyor. idrar kültürün sayesinde, sistite yol açan bakteri üretilebiliyor ve yapılan “antibiyogram” ile bakterinin hangi antibiyotiğe hassas olduğu anlaşılıyor. bu sonuçlara göre ideal antibiyotik verilerek sistit tedavi ediliyor. sistit sırasında bol su içmek çok önemli. bu sayede bol idrar yaparak mesanedeki mikropların daha kolay atılması sağlanıyor. dengeli beslenmek, yorgunluk ve stresli durumlardan olası olduğunca kaçınmak da sistiti önlemek veya tedavisini kolaylaştırmak için olabildiğince önemli sayılıyor.

üretrit

Erkeklerde, üretra olarak isimlendirilen, dış idrar kanalının kadınlardan daha uzun olmasına bağlı olarak bu bölgenin iltihabı, yani “üretrit” daha sık görülüyor. genellikle cinsel ilişki yoluyla bulaşan üretrit, penis ucundan gelen bir akıntı ve idrar yaparken yanmayla kendisini gösteriyor. üretrit genellikle genç ve cinsel yönden etkin erkeklerde görülüyor. hastalığın öncesinde çoğunlukla şüpheli bir cinsel ilişki öyküsü oluyor. kadınlar genellikle hastalığı sessiz, yani asemptomatik atlatıyor ve taşıyıcı rol oynuyor. fakat bazı üretrit çeşitleri hiçbir ilişki olmaksızın da bulaşabiliyor.

 

hamam, sauna ve ortak soyunma odaları gibi erkeklerin toplu bulundukları yerlerden üretrit kapılabiliyor. üretrite yol açan mikroplardan birisi neisseria gonorrhoea. gonore olarak isimlendirilen bu üretrit türü halk arasında “bel soğukluğu” olarak da biliniyor. bu mikrobu taşıyan kadınla birlikte olduktan 3-10 gün sonra idrarda yanma ve penis ucundan kötü kokulu, koyu kıvamlı, yeşil renkte bir akıntı başlıyor. gün içinde hafifleyen bu akıntı en çok sabah yataktan kalkınca görülüyor. akıntıdan alınan örneğin mikroskobik incelemesiyle teşhis kesinleştiriliyor. teşhis kesinleşince antibiyotik tedavisi başlanıyor.

 

halen gonorenin tedavisinde tek doz olarak yapılan seftriakson öneriliyor. gonoreyle beraber görülen klamidya mikrobuna karşı tedbir için ilave olarak bir hafta süreyle doksisiklin tedavisi de veriliyor. klamidya ve üreoplazma, üretrit yapan diğer mikroplar arasında. bu tarz üretritlerde akıntı daha açık ve şeffaf kıvamda. gonorede olduğu gibi bu mikroplar akıntının mikroskobik incelemesinde görülemiyor. ancak üretrit şikayetlerinin olması, akıntı yaymasında lökositin artması ve gonokok görülmemesi halinde hastanın üretritinin klamidya kökenli olduğu düşünülür. klamidya antijenlerine bakılarak klamidyal üretrit teşhisi koymak da olası. klamidyal üretritin tedavisinde doksisiklin veya kinolon grubu antibiyotikler kullanılmaktadır.

 

Bütün tetkiklere karşın bazı üretritlerin kaynağı bulunamıyabiliyor. üretrit tedavi edilmediği durumlarda %95 oranında 3 ay içinde şikayetler kayboluyor. tedavi edilmeyen üretritlerin yol açtığı en önemli sorunlardan birisi idrar kanallarında tıkanıklığa yol açması. üretritin meydana getirdiği iltihabi reaksiyon idrar kanalında daralmalara sebep olup idrar yapmayı güçleştirebiliyor. buna ek olarak, üretrit, meni kanallarında da tıkanmalara ve buna bağlı olarak kısırlığa yol açabiliyor. tedavi edilmeyen üretritler kronik prostatit denilen prostat bezinin iltihabına yol açabiliyor. dolayısıyla penisden gelen akıntı, idrarda yanma gibi şikayetlerde hemen doktora müracaat edilmesi gerekiyor. tedavinin körlemesine yapılmayıp, hastalığa yol açan mikrobun tespit edilerek buna göre ideal antibiyotiğin verilmesi çok önemli. böyle yapılmadığı durumlarda şikayetler kısa süreli hafiflese de enfeksiyonu kesin olarak tedavi etmek olası olmuyor.

 

 

Güncel Bilgi İçin Yeni Sayfamızı Tıkla - İdrar Yolları


 



 

  0 542 252 70 62
  0 532 402 77 44

0 464 217 18 81
0 464 214 55 33
     birtat@birtat.com.tr

0 532 790 41 90  Şikayetleriniz
0 532 402 77 66  Yurt Dışı Kargo Yetkilisi
0 535 433 27 62 Yurt İçi Kargo Yetkilisi



 

İdrar Torbası Taşı Yazıları Bilgi Amaçlıdır. İdrar Torbası Taşı Bilgileri İlaç ve Doktor Yerine Tedavi Etmez.