Dereotu

Dereotu Baharatı

Dereotu Baharatı – Anethum Graveolens

Dereotu

Dere Otu Kullanışı
Hekim önerisine göre kullanılır.

Dere Otu Faydaları
Hekim önerisine göre kullanılır.

Dere Otu Familyası
Maydanozgiller familyasındandır.

Dere Otu Diğer Adları
Darakotu, Durak otu, Donak otu, Dor otu, Hezer tere, Tere otu, Tara otu, Tarhana otu.

Dere Otu Tarihçesi
Anethum, “fırlatmak, fışkırtmak” gibi anlamları olan Yunanca anethon’dan gelir. Bu da bitkinin gaz giderici özelliğine bir göndermedir. Graveolens ise, Latince “güçlü kokulu, ağır kokulu” gibi anlamlara gelen bileşik bir sözcük. Bu durumda, “Ağır kokulu fışkırtıcı” gibi bir adlandırma kümesine ulaşırız. Çok kokuludur ve kokusu yabani rezeneyi hatırlatır, bu yüzden onunla karıştırıldığı olur. Bu onun daha küçüğü gibidir. Batıdaki adlarından biri de zaten “piç rezene”dir, bir diğeri de “yalancı anason”.
Anasonla kimyon arasında tatlımsı, hoş kokulu bir lezzet. Tazesinin kokusu daha yoğun ve hoştur.

Mısır hekimliğindekf tarihi 5000 yıllıktır. Romalılar tarafından da bilinirdi.
Saint Matthieu İncili’nöe nane, dereotu ve kimyonun adları birlikte geçer; bu da bize miladi tarihin başladığı yıllarda dereotunun, nane ve kimyonla birlikte üç önemli baharattan biri olduğunu gösterir. Bu üç baharattan o sırada vergi alınmaktadır.

Romalılar ve Yunanlılar dereoutuna sağlığa yararlı özeliğinden dolayı olduğu kadar mutfağa katkısından dolayı da değer verirler.

İngiltere’de 16. yy’dan bu yana üretimi yapılır.
İskandinav ülkeleri için de çok değerli bir baharattır.

Yaşlı Plinius (23-79) ve Dioskorides’in (I. yy) anlatımlarından çıkardığımıza göre Yunanlılar onu saraya karşı ve sütannelerde süt artırıcı olarak kullanmışlardır.

Romalılar için o hayatiliğin, dirimselliğin simgesidir. Charlemagne (742-814) davetlerinde içkiyi fazla kaçıran konuklarına dereotu sunarmış.

Ortaçağ’da (5-15. yy) cinsel gücü artırıcı olarak şarabın içine katılmış.

17. yy’da zihinsel kapasiteyi güçlendirici olarak kullanılmış.

Kötülüğü def etmek için büyücülükte de kendine yer bulmuş. 60-150 cm boylarında, 30 cm genişliğinde, içi boş, mavimsi yeşil renkli, dallara ayrılan yapıda, ama genel olarak tek gövdeli, bir yıllık, otsu bir bitkidir. Yaprakları iplik gibi ipince, tüylü ve kokulu; temmuzdan eylüle, yaz boyunca açan, güçlü kokulu, minik sarı çiçekleri şemsiyemsidir. 3-5 mm uzunluğundaki, kahverengi-sarı, kokulu tohumları (meyveleri) yumurtamsıdır ve sırtlarında üç, yanlarında iki çizgi bulunur.

Dereotu eski çağlardan bu yana sağlığa yararları bilinen ve bu yolda kullanılan bir bitkidir.

Eski Mısırlılar onu rahatlatıcı, Eski Yunalılar da hıçkırık kesici olarak değerlendirmişler.

Yapraklarının yanında tohumları da kullanılan baharatlardan biridir. Ancak Asya ülkelerinde tohumlan kullanma alışkanlığı fazla yoktur.

İskandinav ülkelerinde, Rusya’da, Polonya’da, Hindistan’da, dünyanın hemen her yerinde sevilen klasik bir kokulu bitkidir.

Dere Otu Yetiştiriciliği
Dereotu kurak ve sürülmemiş topraklarda 600 metre yüksekliğe kadar yetişir. Bitki kendi kendine çoğalır, bunun için saplar üzerinde birkaç çiçeğin olgunlaşmasına izin vermek yeterlidir.

Kültürel yolla üretimi de söz konusudur. Bunun için bol güneşli ve rüzgâr almayan yerler seçilir. İlkbahardan yaz ortasına kadar ekilir ve 3-10 yıl arasında aynı yerden verim alınır. Çıkan fidelerin 25-30 cm’lik aralıklarla seyreltilmesi gerekir. Evde yetiştirilmesi de mümkündür.

Dere Otu Toplanması
Yapraklar, tazeyken; tohumlar oluşmaya başladığında da çiçek başları toplanır.
Çiçek açtıktan 2-3 hafta sonra tohum oluşur. Bitkiyi biçerken tohumların bahçenin her yanına dökülmemesine dikkat etmek gerekir. Biraz uzun kesilen saplar karanlık bir odada asılır ve altlarına yeterli büyüklükte kâğıt serilir ki, bitki kurudukça tohumlar bunun üzerine usul usul dökülsünler.

Dere Otu Anayurdu
Anayurdu Anadolu, Akdeniz havzası ve Güney Rusya’dır. Günümüzde Güney Avrupa’nın tamamında ve Kuzey Amerika’da üretimi yapılır.
Ayrıca bahçelerden kırlara da sıçramıştır. Kurak ve güneşli toprakları sever.
İskandinav ülkelerinde, Rusya’da, Polonya’da olduğu gibi Hindistan’da da kullanılan klasik bir baharattır.

Dere Otu Ve Mutfak Kullanışı
Kendine özgü kokusu olan bitkinin tohumu çorba, balık ve sebze yemeklerine, çeşitli tatlı ve keklere; çiçekleri turşuya; yaprakları iyice kıyılarak çorbaya, salatalara, yumurtalı ve etli yemeklere konur. Kokusunu yitirmemesi için taze kullanıldığında pişirmemek gerekir.

Dere Otu Ve Rejim
Mineral tuzlar yönünden zengin olduğu için tuzsuz rejimlere de katkı sağlar.

Dere Otu Bileşimi
Sabit ve uçucu yağ, tanen, reçine, uçucu yağda carvon, phellandren gibi maddeler içerir.
Yaprakların bileşiminde sabit yağ, karvon, limonen, felandren; tanelerin bileşimindeyse bunlara ilaveten karveol, terpinen bulunur.
Vitaminlerden A ve C vitamini, minerallerden de fosfor, kalsiyum, demir, potasyum bulunur.

 

 

 

Dere Otu İnternet Yazıları

Orjinal Adı: Anethum graveolens

Diğer Adları: Durakotu, Tarhanaotu, Tereotu

Dereotu maydanozgiller familyasındandır. Akdeniz havzası kökenli, bir ya da iki yıllık dayanıklı otsu bitki olup ülkemizde yaygın olarak yetişir. 60 cm. kadar boylanabilir. Gövdesi yeşil ya da mavi-yeşil renkli, yuvarlak kesitli, içi boş ve bir ana gövdeden dallara ayrılan yapıdadır. Hoş kokulu, iplik gibi ince yapılı ve tüylü olan yeşil ya da mavi-yeşil yaprakları; yaz ortalarında 20 cm. kadar genişlikte şemsiyeye benzer salkımlar oluşturarak açan sarımsı renkli, hoş kokulu minik çiçekleri vardır. Oval biçimli, yassı ve esmer kahverengi küçük tohumları (meyvesi) da hoş kokulu olur. Bitki, tohumlarıyla çoğalır.

Dereotunun tıbbi bakımından en önemli bölümü olan tohumları, bileşiminde karvon: limonen adlı maddeler bulunan % 4 oranındaki uçucu yağ ile ayrıca pektin, reçine ve bazı mineralleri içerir. Bu tohumlar aynen ya da ezilip baharat olarak bazı yemek ve besinlere katılır. Bitkinin yaprakları, çeşni vermesi için, yemek ve salatalara konur.
Dereotu nefesin kötü kokusunu temizleyebilir. Bunun için tohumlan ağızda çiğnenir.

 

 

BAHARAT; İnsanı terletir. Organizmayı Serinletir.

New York Cornel Üniversitesi bilim adamları tarafından yapılan çalışmaya göre; baharat tüketen halklarda mikrobik hastalıklara az rastlandığı iddia edilmiştir.
Bu çalışmayı yürüten Prof. Paul Sherman ve Prof. Jennifer Billing başkanlığındaki heyet; baharatlar yiyeceklerdeki mikropları % 80 oranında öldürdüğünü ifade etmişlerdir.

Yorum Bırakın