Kadın Hastalıkları

Kadın Hastalıkları

Jinekolojik Kontrol ve amaçları
Amaç:
Jinekolojik kontroller ülkemizde halen rutine yerleşmemiştir.
Yani birçok kadın hala bir problemi olduğunda jinekologa gider.
Bu kontrollerin amacı özellikle rahim ve yumurtalıklarla ilgili sorunları ortaya koymak ve varolan sorunların takip edilmesidir.
Bilindiği gibi rahim ve yumurtalıklar karın içinde yerleşmiş organlardır ve sorunları her zaman bir belirti vermeyebilir.
İlaveten her ay sürekli değişim gösteren bu organlarda erken devrede saptanan sorunların önüne geçilmesi daha kolay olmaktadır.
Ne zaman başlamalı ve ne sıklıkta yaptırılmalıdır ?
İlk adet kanaması olan kızların senede bir defa kontrolü yeterlidir.
Evlenmiş veya cinsel yaşamı başlamış olan kadınlarda ise 6 ayda bir jinekolojik kontrol yaptırması önerilmektedir.
Herhangi bir sorun açısından takip yapılıyorsa bu aralıklar hekim tarafından sıklaştırılabilir.

Jinekolojik kontrolde hangi organlar kontrol edilmektedir?
Jinekolojik muayenede vagina dış ve iç bölgesi, rahim dış kanalı, rahim ve yumurtalıklar kontrol edilmektedir.
Ayrıca her jinekolojik kontrolde meme muayenesi(memede kitle ve sıvı gelmesi kontrol edilir) ve tiroid bezi(guatr açısından) kontrol edilmektedir.
Senede bir vaginal smear testi yaptırılması önemli bir konudur.
Zira cinsel hayatı başlamış olan kadınlarda bu test özellikle rahim dış kanalı kanseri açısından kolay, ucuz bir testtir.
Her jinekolojik muayeneye ilaveten jinekolojik ultrasonografi yapılması da önemlidir.
Çünkü özellikle klolu kadınlarda rahim ve özellikle yumurtalıkların normal büyüklükte olup olmadığını bildiren en önemli yöntemdir.

Kontrollerde hangi testler yapılmalıdır ?
Herhangi bir sorun saptanmamışsa senede bir vaginal smear testi ve ultrasonografi muayeneye ilaveten yapılabilir.
Menopozda ve 40 yaş üzerindeki kadınlarda senelik mamografi de yapılmaktadır.
Özellikle yakınlarında meme kanseri saptanan kadınlarda 30 yaşından itibaren periyodik mamografi yapılması önerilmektedir.
Bunun dışında soruna yönelik testler hekim tarafından size önerilecektir.

kısırlık
Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.


kadınlarda Kısırlık

Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir.
Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.

kızamıkçık
Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı bir hastalıktır.
Tıp dilinde, rubella denir.
Daha ziyade çocuklarda görülür.
Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin ilk üç ayı içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır.
Bu durumda, ana rahmindeki cenin de etkilenir.
Hastalık, havadaki zerreciklerle bulaşır.
Kuluçka devresi, çoğunlukla 17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler görülür.
Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer.
Tedavi için kullanılacak özel bir ilaç yoktur.
Hastalık genellikle 4 gün içinde geçer.
Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve sağlam kimselerle görüştürmek gerekir.
Kesin istirahat da şarttır.

koprofili
kadın ve erkeklerde dışkı yeme veya dışkıyla oynama şeklinde cinsel haz alma isteği.

latah
Malaya ‘ da kadınlarda görülen bir psikotik bozukluk.

mentruasyon
Adet görme, ay başı. kadınlarda periodik kanama.

nemfomani
kadında aşırı ve kompulsif cinsel ilişki kurma gereksinimidir.
normal kalp atışları
0 – 1 yaşları arasında; dakikada 120-140 1 – 3 yaşları arasında; dakikada 90-120 3 – 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100 7 – 20 yaşları arasında; dakikada 80 – 90 20 yaşından sonra; dakikada 60-80 arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası kalbin hızlı attığını gösterir.
Kalbin atışları, göğüsten, köprücük kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında, kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir.

Taşikardi;
her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir.
Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak, sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir.
Bu çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle, doktora başvurmak gerekir.

orgazm
kadının mastürbasyon veya cinsel birleşme yoluyla boşalması.

ovülasyon
kadınlarda yumurtalıklarda ovüm’ün (Yumurtanın) atılmasıdır.
Ovülasyon genellikle adet dönemlerinin ortasına rastlayan 11-14. günler arasında olur.

rahim kanseri
Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır.
Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür.
Tıp dilinde uterus kanseri denir.
Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir.
Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

rahim sarkması
Bazı kadınların vajina veya rahimleri bacaklarının arasına doğru sarkar.
Bu durum, yaşlı kadınlarda görüldüğü gibi gençlerde de görülebilir.
Nedenleri, müzmin öksürük, ıkınma, ağır şeyler kaldırma, aşırı yorgunluk, rahim ur veya polipleri, doğum sırasında destekleyici kas ve bağların zayıflamış olması veya aileden gelen eğilimdir.

rahim urları
Çoğunlukla doğum yapmamış kadınlarda görülür.
Bazı urlar zararsızdır.
Ancak aybaşı günlerinde gecikme, kilo kaybı, kansızlık ve adet görmenin ikinci ve üçüncü günlerinde haddinden fazla kanama varsa, geç kalmadan bir doktora başvurmak gerekir.
Ayrıca hastada idrar yapma ihtiyacı fazlalaşır, leğen kemiği bölgesinde ağrı vardır.

reynaud hastalığı
Sebebi bilinmeyen, daha çok orta yaşlı kadınlarda rastlanan bir rahatsızlık olup, özellikle soğuğa maruz kalınca parmaklarda morarma ve hissizleşme ile karakterize bir damar rahatsızlığıdır.

doğum sancıları
doğum sancıları doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir.
Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur.

rahim egzaması
Rahimden gelen cerahatli akıntının neden olduğu bir çeşit egzamadır.
Rahimde veya vajina çevresinde kızarma ve şişlikler görülür.
Bu şişlikler bir süre sonra su toplayıp, kabuklanır.
Kaşıntı, zonklama ve yanma hissedilir.

Kadın Hastalıkları
Bayanların vitaminleri besinleri erkeklerden farklıdır.
Vitamin mineraller eksilince bayanlarda özel şikayetler ortaya çıkar.

Web sitemizde; doktor, eczacı, ameliyatçı!!!! yok, beyaz önlüklü, yeşil önlüklü kişiler hiç yoktur.

Lohusalık

Lohusalık Depresyonu
Annelik Hüznü

 

Doğum sonrası hüzün (annelik hüznü), doğum yapan annelerin %50’sinde ilk hafta içinde görülür. Ve çoğu kadında 48 saat sürer.100 loğusadan bir tanesinde ise psikiyatrik tedavi görecek kadar  depresyon şiddetlenebilir.Eğer depresyon 2 haftadan fazla sürer ise uykusuzluk,iştah kaybı,umutsuzluk hatta intihar düşüncesi ve bebeğe yönelik saldırganlık söz konusu ise tedavi zorunludur. Annelik hüznü geçici bir durumken, lohusalık depresyonu, profesyonel yardım alınmaksızın atlatılamayacak bir rahatsızlıktır.Lohusalık depresyonu görülme sıklığı yüzde 17’leri bulmakta olup , annenin yaşına, eğitim durumuna veya sosyal statüsüne bağlı değildir.

 

Loğusalık depresyon ve bunun  ana nedeni doğum sonrası östrojen ve progesteron düzeyinde ani düşmedir.Genellikle ikinci kez anne olanlarda  daha sık görülür.
Depresyon Nedir? Beliritileri Ne Olmaktadır?

 

Kişide kalıtımsal, çevresel ya da hormonal bozukluklar sonrasında gelişen çökkünlük halidir. Aşağıdaki dokuz belirtiden en az beşinin (ilk iki belirtiden en az biri bulunmak üzere), en az iki hafta süresince var olması durumuna “major depresyon” denir.

1-Hemen her gün ve günün büyük bir kısmında gözlenen çökkün bir duygu-durum hali ( kendini mutsuz,ağlamaklı,kederli hissetme hali).

2-Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren tüm ya da çoğu etkinliğe karşı ilgi ve zevk almada azalma (daha önce keyif alınan işler,hobiler ve alışkanlıklardan artık hoşlanmama,mecburen yapma hali,(dünyayı verseler umurumda değil şeklinde bıkkınlık hisleri,bazı kişilerde cinsel isteksizlik ).

3-Diyet uygulanılmamasına karşın önemli derecede kilo kaybı ya da alımı ( bir ay içinde vücut ağırlığının %5 ‘inden fazlasının artması ya da azalması) ya da hemen her gün iştahta artma yada azalmanın olması.

4-Hemen her gün uykusuzluk ya da aşırır uyku hali.

5-Hemen her gün olağan beyinsel ve vücutsal işlevsellik,hareketlilik halinde azalma ya da huzursuzluk (oturmayı veya yatmayı yeğleme ya da sıkıntıdan yerinde duramama)

6-Hemen her gün halsizlik ,yorgunluk hisleri,daha önceki günler kadar enerjik hissetmeme.

7-Hemen her gün kendini değersiz hissetme,küçük görme,kendini beğenmeme,suçlu ya da günahkar hissetme hali.

8-Hemen her gün düşünme ya da konsantrasyon yeteneğinde azalma olması (konuşulanlara,okunan şeylere,izlenilen tv programlarına dikkatini verememe, söylenilenlerin bir kulaktan girip diğerinden çıkması gibi) ya da kararsızlık hali.

9-Tekrarlayan ölüm düşünceleri,intihar planları veya eylemlerinin varlığı.

 

Loğusalık depresyonu’nu neler tetikler?

 

ü       Gebelikte olduğu gibi odak noktası olmaktan geri plana düşme.

 

ü       Evde bekleyen çocuğa ait sorumluluklar.

 

ü       Hastanede yatmanın yarattığı kontrol kaybı.

 

ü       Uyku bozukluğu,bitkinlik.

 

ü       Hayal kırıklığı,aşırı yüklenme,yetersizlik hissi

 

ü       Görüntüden hoşnutsuzluk.

 

ü         Bebeği kıskanma duygusu .

 

Babada Benzer Psikolojik sorunlar Olabilir Mi?

 

Daha nadir olmakla birlikte baba da farklı bir ruh haline bürünebilir. Annenin hissetiklerinin aynını hissedip, doğum sırasında onun çektiği ağrı ve acıları yaşamak adına anne adayı ile kendini özdeşleştirebilir ki buna “Couvade  sendromu” (gebelik sendromu) denir. Çoğu erkekte baba oluşla birlikte önlerindeki yaşam için çocuğu ve eşi adına hissettiği sorumluluk duygusunda artış meydana gelir. Couvade sendromunun en hafif şekli, erkeğin eşiyle birlikte doğum seyrini yaşamasıdır. Ancak daha ağır şekillerinde; sinirlilik, nedensiz baş ağrıları, gaz sancıları, bel rahatsızlıkları, öforik ruh hali görülebilir. İşte bu yoğun ruhsal ve sosyal değişim içinde hem kadın hem de erkek cinsel dürtülerini akıllarına bile getiremeyecek kadar meşgullerdir.

 

Loğusalık Depresyonunda Nelere Dikkat Edilmeli Ve Ne Yapılmalıdır?

 

Her hastanın aynı belirtileri göstermeyeceğinden dolayı depresyonu anlamak bazı durumlarda zorlaşabilmektedir. Her ay rutin kontrollerde bebeği takip eden pediatrist ve hemşirelerin anneyi de gözlemlemeleri yerinde olacaktır. Depresyondaki annenin hayattan zevk almamaya başladığını ve içe kapandığını için eşin ve yakın çevrenin dikkatli olması, anneye yardım etmesi, doğru olacaktır.

 

Lohusalık depresyonu şüphesi olan tüm durumlarda mutlaka profesyönel destek alınmalı ve bir Psikiyatri uzmanına başvurulmalıdır.

Doğum Sonrası Cinsellik

Cinsel İlişki, Seks

 

 

 

Doğumdan sonrası  ne zaman cinsel ilişkiye başlanmalı?

Genel görüş, lohusalık dönemi olan doğum sonrası ilk 6 hafta boyunca sağlık nedenleri başta olmak üzere bir çok faktör göz önüne alındığında cinsel ilişkiden sakınılması yönündedir. Lohusalık döneminde seks için kendilerini yeterince hazır hisseden çiftler sağlık durumlarını doktorları ile görüşerek uygun olduğu taktirde biraz daha erken cinsel yaşama dönebilirler.

 

Doğum sonrası oluşabilen cinsel isteksizlik sebepleri nedir, Cinsel estetik kaygıları var mıdır?

Doğum  sonrası cinsel isteksizlik konusunda en çok suçlanan sebeplerin başında  hormonal değişiklikler ve özellikle Prolaktin hormonun salgılanması gelmektedir.Doğum sonrasında daha fazla salgılanan ve süt yapımı  ile  bebeğin emzirilmesinde büyük rol oynayan prolaktin hormonu  cinsel isteksizlik ve vajinal kuruluğa  sonuç olarak ağrıya da sebep olabilmektedir. Doğum sonrasında ortaya çıkan cinsel isteksizlik sorunlarındaki diğer bir sebep de  estetik kaygılar olmaktadır. Estetik kaygılar yüzünden kendini beğenmeyen kadının sevişme sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi, cinsel ilişkiden zevk almasını önlemektedir. Bunun yanı sıra, eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşabilmektedir. Göğüsler ve vajina cinsel yaşamda erkeği en çok heyecanlandıran iki önemli bölgedir. Doğuma kadar sadece cinsel uyarı noktaları olarak algılanan vajina ve göğüsler, lohusalıkta süt vermeden dolayı göğüsler ve   doğuma bağlı kesiden (epizyodan ) vajina etkilenebileceği için; erkekler bunun sonucunda eşlerinden uzaklaşabilmektedirler. Ayrıca bebeğin doğumu, kadın ya da erkeğin o zamana dek bastırdığı ruhsal çatışmaları tetikleyebilmekte  bu sorunlar cinsel isteksizliğe neden olabilmektedirler.

 

Doğumdan sonra oluşan cinsel ilişkide ağrı (disparoni)  neden olur? Tedavisi nasıl yapılır?

Doğum sonrası cinsel ilişkide ağrı (disparoni) en sık karşılaştığımız şikayetlerden biridir. Bu sorundan yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla ilişki kurmaktan kaçınmakta hatta ağrının çok şiddetli olması, vajinismusa bile yol açabilmektedir. Doğum sonrasında gelişen disparoninin en önemli nedeni ise, doğum yapan kadının sağlığına tam olarak kavuşmadan cinsel ilişkiye girilmesi, lohusalık döneminin bitmesinin beklenmemesidir.. Diğer bir sebep ise, cinsel isteksizlik sorunu yaşayan kadınlar ilişki sırasında uyarılma sorunu yaşadıkları için vajinal bölgelerinde yeterli ıslanma oluşmaması. Vajinadaki kuruluk da disparoniye, yani ağrılı cinsel birleşmeye yol açıyor. Bunun sonucunda cinsel isteksizlik daha da şiddetlenmekte ve böylece bir kısır döngü oluşabilmektedir. Normal doğum yapmış kadınlarda ise görülen sık sebeplerden biri, doğum kesisi (epizyo) bölgesindeki hassasiyet, o bölgede oluşmuş bir enfeksiyon veya dikişlerin doğru bir şekilde iyileşmemesidir. Bu gibi şikayetlerde bir kadın doğum muayenesi ile birlikte önerilecek ilaçlar ve kayganlaştırıcı jeller yardımcı olabilmektedir.

 

Doğumdan  sonra vajinismus oluşabilir mi?

Sıklıkla görülebilmektedir ve bu  ikincil , doğum sonrası oluşan vaginismus olarak adlandırılmaktadır. Yani kişi doğum öncesi cinsel birleşme yaşayabildiği halde sonradan bu sorunla karşılaşabilmektedir. İki nedenden söz etmek mümkün: İlki doğum sonrasında değişmiş olan vajina yapısından (hormon düzeylerindeki değişikliklerden kaynaklanan vajina derisinde incelme, uyarılma sırasında olması gereken ıslanmanın olmayışı, kuruluk vs.) kaynaklanan fiziksel acı duymaya bir tepki , diğeri ise tamamen psikolojiktir. Kişinin o zamana dek bastırılmış olan ruhsal çatışmaları doğumla birlikte gün yüzüne çıkabilmekte  ve cinsel isteksizlikle birlikte vajinismus görülebilmektedir.

 

Doğum şekli  daha sonraki cinsel hayatı nasıl etkiler?

Gebelikle doğum şekli ,normal doğum veya sezeryan olsun doğum sonrası cinsel hayatı birbirinden farklı bir şekilde etkilememektedir. Fakat normal doğum sonrası cinsel ilişkide ağrı (disparoni) şikayeti daha sık görülmektedir.

 

Lohusalıkta ve doğum sonrası dönemde cinsellik konusunda erkeğin tutumu  ne olmalıdır?

Kadınların en büyük korkularından biri doğumdan sonra eski vücutlarına kavuşamamak ve bu şekilde eşlerinin ilgi ve arzusunu eskisi kadar çekememektir. Bilinçli bir erkek bunu bilerek, eşine bu konularda destek olmalı, onun bu çekincelerinin yersiz olduğunu söyleyerek, ona karşı sevgi, ilgi ve isteğinin hiçbir şekilde azalmadığını ifade etmelidir. Ona daha şefkatli yaklaşmalı, lohusalık tamamlandığında sağlıklı bir cinsel ilişki için istekli olduğunu ifade edecek ilk yaklaşımları göstermelidir. Belki uzunca bir süre cinsel olarak birbirlerinden ayrı kalan çiftler yeniden cinsel yaşamlarına dönerken belli bir çekingenlik ve utangaçlık hissedebilirler. Bu durumda da erkek yol gösterici, anlayışlı  ve yönlendirici olmalıdır.

 

Lohusalıkta ve doğum sonrası dönemde cinsellik konusunda kadının tutumu ne olmalıdır?

Her ne kadar doğumla birlikte az da olsa kalıcı bir kısım ekiler mevcut olsa da, akıllı ve bilgili bir kadın kısa sürede kendini toplayarak tüm bu gelişmelerin çok farklı olmakla birlikte olağan şeyler olduğunu bilecektir. Lohusalık sonunda cinsel yaşama dönüş için kendi beynini hazırlamalı ve bunun için eşine küçük işaretler vermelidir. Bu şekilde eşinin de varsa bu konudaki çekincelerine cevap vermiş olur. Vücudun eski haline dönmesi için gerekli şartları sağlamaya çalışmalıdır.

 

Sağlıklı bir cinsel hayat için doğurmuş bir kadın ne yapabilir?

Eğer doğum sonrası kadın cinsel problemler yaşıyor ise ve cinsl hayatının devamı konusunda endişeleri var ise , bazı çözüm yoları bulmak mümkündür. Şikayetin sebebi  gebelik ve doğuma bağlı değişiklikler ise bunların giderilmesi mümkündür.Günümüzde, gebeliğe ait meydana gelen kalıcı değişikliklerin hemen hepsi istenildiğinde tedavi edilerek eski haline getirilebilmektedir.

Esneyerek, genişleyen vajinal kanal, ön ve arka onarım,vajina estetiği (vajinoplasti) denilen basit bir operasyonla daraltılarak eski sıkılığına getirilebilir. Ayrıca kötü dikilmiş epizyotomi ya da epizyotomi uygulanmadığı için meydana gelen perine yırtığı skarları (nedbeleri), yine basit bir müdahale ile kötü görünümünden kurtarılabilir.Bunun için bir kadın doğum uzmanına başvurmak gerekmektedir. Eğer şikayetlerin altında anatomik sebepler değil, psikolojik değişiklikler var ise , bir psikiyatri uzmanından alınacak  yardım sorunun çözülmesine yardımcı olmaktadır.
LOHUSALIK, EMZİKLİLİK DÖNEMİ VE BAKIMI

 

Resim 5.10 Doğumdan sonraki 6 haftalık süre lohusalık dönemidir.

 

Doğumun tamamlanmasından sonraki 6 haftalık süre lohusalık olarak adlandırılır Bu dönemde, gebelik boyunca büyüyen rahim eski hâlini alır. Lohusalık döneminde hipofiz besinden salgılanan prolaktin hormonunun etkisi ile kadında meme bezleri süt salgılamaya başlar. Annenin bebeğini emzirmeyi sürdürdüğü süre ne olursa olsun, bu dönem emziklilik adını almaktadır. Lohusalık döneminde doğum yolundan önce kanlı, giderek pembe ve beyazımsı bir akıntı olur. Bu değişiklikler sebebiyle hem doğum yolunda hem de memelerde iltihaplanma ihtimali artar.

 

Doğum sırasında temiz olmayan aletlerin kullanılması, temizlik kurallarına uyulmaması, rahim içinde parça kalması gibi durumlar iltihaplanma riskini arttırır. Doğum sonrası annenin temizliğe dikkat etmemesi de iltihaplanma ihtimalini arttıran bir etkendir. Doğum yolundan başlayan iltihaplanma, rahme, karın içine ve tüm vücuda yayılabilir. Lohusa humması (al basması) denen bu olay yüksek ateşe sebep olur.

 

Doğum yolundan kötü kokulu, bol akıntı gelebilir. Nabız hızlanması, karın ağrısı, bulantı, kusma, şok, hatta ölüm gelişebilir. Her yıl ülkemizde 1500 kadının ölmesine sebep olan lohusa humması, mikrobik, ateşli bir hastalık olup kurdele bağlama, şerbet içirme gibi yöntemlerle düzelemez. Lohusa bir kadında yüksek ateş, nabız hızlanması, karın ağrısı gibi yakınmaların varlığında acilen bir hekime başvurmak gerekir.

 

Memelerin iyi boşaltılmaması, temizliğine dikkat edilmemesi, emzirme tekniğine iyi uyulmaması meme başı çatlaklarına ve meme iltihaplanmasına sebep olabilir. Memede kızarma, ağrı, ateş gibi belirtilere sebep olan iltihaplanma tıbbi tedavi gerektirir. Lohusalık ve emziklilik döneminde, hekim önerisi olmadan göğüslere merhem sürülmemelidir. Anne sütü çatlamayı engelleyecek yumuşaklığı sağlayabilir. Emzirmeden önce sadece kaynatılıp soğutulmuş suyla meme başının temizlenmesi yeterli olur.

 

Lohusalık ve emziklilik döneminde önemli bir konu da annenin beslenmesidir. Gebelik sırasındaki kayıpların yerine konabilmesi, yeterli süt yapılabilmesi için annenin daha fazla besine ve daha düzenli beslenmeye ihtiyacı vardır. Annenin günde 3000 kalori alacak şekilde ve bol sıvı alarak beslenmesi gerekir. Emzikli anne, yeterli enerji ve besin maddelerini alamadığı zaman kendi vücut dokularını kullanarak süt salgısını sürdürmeye çalışır. Bu durumda bebek için yeterli süt salgılanamadığı gibi, anne de zayıflar, direnci düşer, kemik ve dişlerinde kalsiyum kaybı ve vücudunda demir eksikliği ortaya çıkar.

 

Lohusalık ve emziklilik döneminde, annenin sağlığının korunabilmesi, bebeğin gelişebilmesi ve yeterli süt salgılanabilmesi için enerji verici, protein, demir, kalsiyum ve çeşitli vitaminlerce zengin besinlerle dengeli beslenilmesi gerekir. Halk arasında lohusalığın ilk günlerinde anneye su vermeme şeklinde yanlış bir inanış vardır.

 

Özellikle bu dönemde süt salgılamasının bol sıvı besinler ve su alınması ile ilişkisi olduğu için bu yanlış inanışa uyulmamalıdır.

Lohusalık döneminde annenin eski gücünü kazanabilmesi için dinlenmesi, ağır işlerden ve stresten korunması gerekir. Bu konuda aile, özellikle de eş anneyi desteklemelidir.

 

Gebelik boyunca zayıflayan, gevşeyen karın ve bel kaslarının tekrar güçlenebilmesi için düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır. Doğumdan hemen sonra başlatılan ve giderek arttırılan egzersizler sayesinde annenin bel ağrısı, karında yağlanma ve sarkma gibi şikâyetleri engellenebilir.


Kadın Hastalıkları Yazıları Bilgi Amaçlıdır. Kadın Hastalıkları İlaç ve Doktor Yerine Tedavi Etmez.
Siz de kendi kendinize tedavi olmaya yeltenmeyiniz.

Yorum Bırakın