Kan Hastalıkları

Kan Hastalıkları – Kansızlık

Anemi de denilen bu hastalığın sebepleri arasında; kandaki kımızı hücrelerin – alyuvarların azalması, veya hemoglabin de azalması, bazen da her ikisinin azalması sonucu 0rtaya çıkar. Doktorunuzun kontrol etmesi daha iyi olur.

Kan Pıhtılaşması

 

KANIN YAPISI

 

Kan; Alyuvar, akyuvar ve trombositler ile çeşitli kimyasal maddelerin bir arada bulunduğu sıvı bir dokudur. 3 tip kan hücresi vardır.

– Alyuvarlar: Sayı olarak daha fazladır ve yaşam için gerekli oksijeni sağlar.

 

 

 

– Akyuvarlar: İnsanın organizmasını dış etkilere karşı savunurlar.

 

– Trombositler : Pıhtılaşmayı sağlar. Kanın birçok görevi vardır. Bu görevleri 2 genel başlık altında toplamak mümkün. Bunlar Organizmanın korunması (Pıhtılaşma, bağışıklık sistemi )ile bir organdan diğer organa madde ve ısı taşınmasıdır.

 

KANIN PIHTILAŞMASI

 

Herhangi bir nedenle (yaralanma, çizik, kesilme ) başlayan bir kanamada; kan damarlarından kanın akmasını önlemek amacıyla meydana gelen süreçlerin tümüne ”Pıhtılaşma” deniyor. Peki eğer pıhtılaşma olayı gerçekleşmeseydi ne olurdu? Çok basit; en ufak bir kanama bile durdurulamazdı ve kan kaybından ölürdük.

 

Vücudumuzda bir kesik veya yaralanma olduğunda kanamayı önlemek (Pıhtılaşmayı sağlamak) için ilk olarak hasarlı damar Serotonin salgılayarak büzülür. Böylece kanın akması azalır.

 

Daha sonra kanın içinde dağınık şekilde dolaşan trombositler devreye girer. Trombositlerde özel bir madde salgılayarak diğer enzimlerin bir yerde toplanmasını sağlar.

Bu olayı karıncaların bir yerde yem buldukları zaman diğer karıncalarında orada toplanmasına benzetebiliriz.

Trombin (Thrombin) kanı pıhtılaştıran bir proteindir. Trombin’e ne kadar ihtiyaç varsa o kadar üretilir. Trombin, plazmada bulunan ve suda erime özelliği olan Fibrinojeni fibrine yani suda erimeyen haline dönüştürür. Bu da pıhtılaşma olayının esas işlemidir.

 

Kanın pıhtılaşmasında temel madde zaten Fibronojen proteinidir. Fibronojen, vücut içinde erimiş halde bulunmaktadır. Pıhtı işleminin durağan halidir.)

 

Fibrinin dış yüzeyinde yapışkan parçalar bulunur. Yaranın olduğu bölgede bu molekül yapışkan özelliğinden dolayı diğer fibrin moleküllerine yapışır ve uzun bir zincir meydana gelir. Oluşan bu zincirler birbirlerinin üstünden geçerek balık ağına benzeyen bir pıhtı ağı oluştururlar. (Bu olayı da örümceklerin ağ örmesine benzetebiliriz.) Oluşan bu pıhtı ağı kan hücrelerinin vücuttan dışarı çıkmasını engeller.

 

 

 

Görüldüğü gibi vücudumuzda bir kesik veya yaralanma olayı olduğunda; vücut hemen sistemli bir şekilde harekete geçerek açılan yarayı bir an önce onarmaya çalışıyor.

Aynı sistem kolumuzu veya bacağımızı bir sehpaya veya ağır bir eşya çarptığımız zamanda devreye giriyor. Çarpmanın etkisiyle çarptığımız bölge hemen morarır. Çünkü kılcal damarlar parçalanır ve iç kanama meydana gelir. Burada da hemen kanın pıhtılaşma özelliği devreye girer.

 

KAN PIHTILAŞMASI, DÜŞÜK NEDENİ

 

 

Daha önce düşük yapan ve yeniden hamile kalan kadınlarda, FVL (Factor V Leiden Geni) taraması yapılması, gerektiğinde kan inceltici tedavi uygulanarak hastaların gözlemlenmesi salık verildi.

 

Kan pıhtılaşmasına yol açan genetik mutasyon hamile kadınlarda düşüklere yol açabiliyor.

 

Kan pıhtılaşmasına yol açan genetik mutasyonun, hamile kadınlarda yeniden düşüklere yol açabildiği saptandı. İngiliz bilim adamlarının Human Reproduction adlı dergide yer alan araştırma raporuna göre, hamileliğin 12 haftasına kadar düşük yapan kadınlarda, Factor V Leiden Geni’nin (FVL) yeniden düşüklere neden olduğu ilk kez belirlendi.

 

Araştırma, mutasyona uğrayan FVL geni taşıyan 25 kadın ile 198 normal hamile kadın üzerinde yapıldı. Mutasyona uğrayan FVL geni taşıyanlarda normal doğum oranı yüzde 40, FVL geninin normalini taşıyan kadınlarda ise bu oran yüzde 70 olarak saptandı.

 

Uzmanlar, genetik mutasyonların kan pıhtılaşma mekanizmasını etkilediğine ve bunun plasentadaki kan damarlarında pıhtılaşmaya yol açtığına dikkat çekti.

 

FVL TARAMASI ÖNERİLDİ

 

Daha önce düşük yapan ve yeniden hamile kalan kadınlarda, FVL taraması yapılması, gerektiğinde kan inceltici tedavi uygulanarak hastaların gözlemlenmesi salık verildi.

 

Imperial Koleji bilim adamlarından Dr. Raj Rai, mutasyona uğrayan gen taşıyan birçok hamile kadının normal doğum yapabildiğini, aynı zamanda kan pıhtılaşmasıyla ilgili başka riskler taşıyan kadınların daha çok risk altında olduklarını kaydetti.

FVL geninin taranması için “Thromboelastogdaphy” adında yeni bir teknik geliştirilmeye çalışılıyor. Bu teknikle doğal kan pıhtılaşmasının daha sağlıklı gözlemlenmesi planlanıyor.

 

Kan hücrelerinin, hiçbir şaşırma, karıştırma, aksatma ve hata olmadan, son derece bilinçli bir şekilde görevlerini yerine getirmeleri, onları kontrol eden, düzenleyen, organize eden bir akıl ve bilincin de varlığını göstermektedir. Bu insanın kendisi değildir ve olamaz da. Çünkü insan bu işlemlerin herhangi birinden haberdar olmadan bir ömür sürer. Ancak dolaşım sistemi yine de kusursuzca işlemeye devam eder.

 

Kan hücrelerinin, bu ayrıştırma, seçme ve karar verme yeteneklerini tesadüfen kazanmış olduklarını, bunları kendi iradeleriyle gerçekleştirdiklerini öne sürmek ise en mantıksız ve akıl dışı iddialardan biri olacaktır. Kana tüm bu özellikleri verenin ve kusursuz bir sistem yaratının üstün kudret sahibi olan Allah olduğu apaçık bir gerçektir.

 

KAN PIHTILAŞMASI DÜŞÜK NEDENİ

 

 

Daha önce düşük yapan ve yeniden hamile kalan kadınlarda FVL (Factor V Leiden Geni) taraması yapılması gerektiğinde kan inceltici tedavi uygulanarak hastaların gözlemlenmesi salık verildi.

 

Kan pıhtılaşmasına yol açan genetik mutasyon hamile kadınlarda düşüklere yol açabiliyor.

 

Kan pıhtılaşmasına yol açan genetik mutasyonun hamile kadınlarda yeniden düşüklere yol açabildiği saptandı. İngiliz bilim adamlarının Human Reproduction adlı dergide yer alan araştırma raporuna göre hamileliğin 12 haftasına kadar düşük yapan kadınlarda Factor V Leiden Geni’nin (FVL) yeniden düşüklere neden olduğu ilk kez belirlendi.

 

Araştırma mutasyona uğrayan FVL geni taşıyan 25 kadın ile 198 normal hamile kadın üzerinde yapıldı. Mutasyona uğrayan FVL geni taşıyanlarda normal doğum oranı yüzde 40 FVL geninin normalini taşıyan kadınlarda ise bu oran yüzde 70 olarak saptandı.

 

Uzmanlar genetik mutasyonların kan pıhtılaşma mekanizmasını etkilediğine ve bunun plasentadaki kan damarlarında pıhtılaşmaya yol açtığına dikkat çekti.

Web sitemizde; doktor, eczacı, ameliyatçı!!!! yok, beyaz önlüklü, yeşil önlüklü kişiler hiç yoktur.

Yorum Bırakın